Eyl
22
2008
15:21

Benim rüyalarımdaki gerçekler…

TDG.kitabınızı dün hanımla paralarımızı birleştirip 20 ytl.ye tamamlayıp aldık.hanım okumaya başladı.ben de sitenizi görmek istedim.Ve çok etkilendim.Demek ki bende rüyalarımımda gördüklerimi yazsam her halde beni susturmak için her yolu deneyecekler.Rüyalarımda hayal gibi görünen ama ilerde hepsi gerçekleşecek şeyler görüyorum.Bio enerji uygulaması yapıyorum.Ve bunu bana rüyamda verdiler.Bunun için para talep etmiyorum.sadece çevresinde bulunan fakir insanlara yardım edin diyorum.Çünkü böyle istediler.Bunları sizle paylaşmak istedim.çünkü bunları anlattığım kişiler bana gülüp geçtiler.neyse Kuran-ı kerim’i okuyorum.içimde tarifi imkansız huzurla dolu.zannediyorum ki kitabınız da bende şiddetli fikirlere açılmış bir insan yapacak.O zaman daha mutlu olacağım.Herşey için teşekkürler.

Birde reiki ile ilgili yazınızı okudum.benim düşündüğüm ve yazamadığım şeyleri yazmışsınız.düşüncenize ve ellerinize sağlık.

yazan: misafir burası: okuyanlar |
Eyl
29
2008
10:36

kartlar geldi, kullandım ve şimdi bütün tüylerim diken diken oldu, ağlıyorum, o 6859′da bir ihtimalle bana verilen mesaj cümlesine.. teşekkür ederim sana.

yazan: misafir burası: okuyanlar |
Eyl
29
2008
10:44

merhaba,bugün KDK ları aldım. teşekkür ederim.herkesi bilmem ama bu kartların gerçekten benim kişisel değişim kartlarım olacağı kesin.yanlız bir sorun var. bu bir sorunmudur onuda bilmiyorum ama KDK bana 62 tane gelmiş.lam kartlarından 18 ve 19 nolu kart ikişer tane gelmiş.aslında ben bunun bir anlamı olduğunu düşünüyorum ama ne olduğunu çözemedim.ne yapmam gerektiği konusunda yardımcı olursanız sevinirim.tekrar tekrar teşekkür ederim bu emek için hem sana hem Dona ya…..

yazan: misafir burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

Bize gönderdiğin Kişisel Devrim Kartlarını aldık.Babam bir tanesini bana almış yaşam boyu kullanayım diye. Çok merak ettim ilk elime aldığım zaman . Ve yol göstericiyi okudum . Meraklandım iyice ve aklımdan en çok istediğim dileği tuttum. Ve ELİF, LAM , MİM kartlarından seçtim . Okudum ve sanki bunlar benim için yazılmıştı. yani sorumun cevabını aldım . Böyle güzel şahane bir şey hazırladığın için gerçekten çok teşekür ederim.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

İyi bayramlar…

Bayramımız kutlu olsun. iyi tatiller…
29.09 güzel tarih sevgiler hepimize…

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

KDK HAKKINDA…

Kdk ları bu sabah elime geçti. Dün gece K-d-r ile ilgili çizdiğim resimlerle cuk oturacak kartlar geldi önüme. ilk iki çekişimde liderler stratejilerini başkalarıyla paylaşmaz sözü çıktı. demekki hata tesbitini KDK ile yakalamış olduk.
TDG ile, çıktığından yaklaşık iki ay sonra tanışan benim hayatımda çok değişen şeyler oldu. TDG ile tek başıma çıktığım tekamül yolunda bazen kızsamda, nazlansam da, bazen beni anlamadığını düşünsem de her işimi yüce yaratıcı ile görmeyi öğrendim. bu nokta da KDK lar çok işime yarayacak.
TDG yi baştan sona bir defa okudum. sonra baştan sona okumaktan çok, lazım olan yerleri okumanın daha doğru olacağını anladım. nasıl Kurandaki ayetler peşpeşe anlam bütünlüğü oluşturmuyorsa her ayetin kendi içinde farklı anlamları varsa, TDG ninde aynı işlevle anlaşılabileceğini düşündüm. TDG ye iman derecesinde bağlandım. belki de TDG ye benim kadar kimse farklı anlam yüklemedi.
o yüzden hayat felsefem oldu. hayat felsefesi yapmanız da yetmiyor işin gerçeği. geçmişten taşıdığınız bir sürü arınmanız gereken yükün arındım zannetsenizde yakanızı bırakmadığını görüyorsunuz.
hep hayatta şu ilkeyi edinmişimdir. gittiğin yolun doğru olduğunu biliyorsan düşsende o yolda düşmüş olursun ve neticede kaybedecek bir şeyin yoktur.
KDK larının bu yüzden kişisel devrim yolunda açılımlarının muhteşem olacağı kanaatindeyim hayatımıza dair.
Tşk ederim güzel kardeşim. insanlığa hizmetini anlatacak kelime yok hiç bir dilde. hiç olmazsa karanlıkta yaşamaya alışmış yüreklerimize, ışığa çıkmak için bir umut getirdin. bize şimdi karanlıkta yaşamayı değil, ışığa kavuşmayı, hatta o ışığı tüm gönüllere ulaştırmanın çabasını gösterdin.
yolun açık olsun ve olacaktır da zaten. sevgiyle kalın.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

Yeni bir KDR yazısında buluşuyoruz bugün…

Gözler kan kırmızısı, tüyler diken diken… Bişeyler akmaya başladı gene… Gecikmiş bir KDR yazısı… Gecikmiş mi zamanında mı yanıtı kendinde, yeni bir kdr yazısı…

Eki
04
2008
23:48

Özür…:(

Yazıyı okumak için bi yerden bi yere gidenler olmuş, gel gör ki benden ses çıkmadı. Çıkamadı. O kadar ıvır ve de zıvır işlerle boğuştuktan, frekans fena yordu beni. Başım ağrıdı. Bir yandan da bu önemli bilgiyi önce kendim hazmetme çabası, yoruldum, yetiştiremedim efendim. Özür diliyor, her zamanki gibi, küçüklerimin elciklerinden büyüklerimin de gözlerinden öpüyorum, mutlu bayramlar diliyorum. Not: Babam bayramlarda sabah uyandırıp, bayram namazına götürürdü beni. Bu bayram, içimde yoğun bir bayram namazına gitme isteği var. Hehe. Gidiim. Hocaya birkaç soru soriim diyorum : ) Ama böyle kazık soru : D Yok yok, şaka, uslu uslu gider dönerim. Çocukluğumdan bayram coşkusu öyle bir işlemiş ki içime, gittiğimde çocukluğumu soluyacağımdan eminim

Eki
04
2008
23:48

Keyfim yerinde, yazımın başındayım… Yazının daha başındayım anlamında değil…:)

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

A’raf fazı… Birazdan…

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

Miraç, Kadir ve A’raf fazı…

Miraç ve Kadir… İki aynı noktadan başlayan iki ayrı hareket… Önce MRC… Sonra KDR… Dikey Miraç, peşinden yatay Kadir… Bu sıralamayı aklından hiç çıkarma: Önce Miraç, sonra KDR… İkisi de birer devrim, ikisi de şiddetli birer devinim.

Miraç dikey yükseliş… Yerden yaradanına doğru… Düğümlerini çöze çöze… Rahman’la Rahim olanın kucaklaşması… Herşeyi ve herkesi aradan çıkartırcasına… Önce 1 olmak hemen ardından 0′a doğru yola koyulmak… Miraç dikey yükseliş… Yaratılanın yaradanına sert çıkması… Tüm itirazlarını yüksek sesle sunması O’na. Ama aynı zamanda ona kulak vermesi. Yaratılanın yaradanına cevap hakkı tanıması… Bilgelik ve deha eliyle Rahman’ın Rab maskesinin düşürülüvermesi… Tanrı’nın masumiyetini yeniden kazanışı…  Nicedir beklenen yanıtların geri dönüşü… Büyük buluşma… Sevinç gözyaşları… Tanrı’nın doğum günü…

Miraç dikey yükseliş, mağarada geçen… İnzivanın mürüvvetine erdiğinde biten… Mutlu son, büyük başlangıç…

Ali’nin meşhur noktası… İşte Miraç, o noktanın biraz yukarısı… Yükseliş ama eninde sonunda Ali’nin noktasına geri dönüş… Haritaların şu anda buradasınız uyarısına, tekamül noktasına geri dönüş … İşte o nokta, Ali’nin bugünkü değil o günkü noktası… Tekamüle erdi Ali, artık bir çizgi oldu… En yukarılara doğru… İslam’ın ilk indigosuydu Ali. Gençliğiyle Muhammed’i tamamladı. Hem de ne güzel tamamladı…

Yukarılara doğru sıçradın, havada kalmak, kuşlar gibi özgürce kanat çırpmak istedin ama gene Ali’nin noktasına gerisin geri düştün. Kötü haber: Yaşadığın sürece yukarılara giden bir çizgi değil, kesik bir nokta olacaksın. İyi haber: Sen öğrendikçe o nokta daha yukarılara çizilecek. Tekamül çizelgelsine hoşgeldin…

Yukarıdan aşağıya gelişinde, belki mutsuz oldun, anne karnındaki yatağından kaldırılmış bir bebek gibi isyan ettin ağladın belki. Tüm bu sıkıntı yaşaman içindi. Gözün aydın, artık hayattasın. Yaşıyor olmasaydın böyle hıçkıra hıçkıra ağlayamayacaktın. Ağlıyor olman var olduğunu gösterir ve inan bana bu gülümsemeye değer bir haberdir.

Miraç’tan döndüysen şimdi sıra bu yeni bilgilerle yeni Kader çizgisini çizmeye geldi…

Miraç yukarı ve nihayetinde aşağı doğru bir çizgiydi. 1′den 9′a uzanan tekamül çizelgesinin bir yerlerinde… O yukarı doğruydu, işte bu KDR çizgisi de yana doğru uzanan, sonsuz yatay çizginin ta kendisi. Miraçtaki ruhsal yükselişini, dünyevi devrimlere dönüştürme aşaması… Miraca yükseldin, ruhsallaştıkça ruhsallaştın ama sonunda Ali’nin noktasına geri döndün. Kadir gününe hoş geldin. Kişisel Miraç, cennette geçiyordu. Geçici, prefabrik, kişisel bir cennette. KDR ise cehennemde geçiyor. Korkma. Cehennem gördüğünü devrimlerle cennete çevirmek… Rahman cenneti cehenneme çevirdi demişlerdi. İşte bu düzeni Rahim olan değiştirecek. Cehennemi cennete çevirerek. Bu cehennemden korkma. Bilgelerin hükmettiği yeni bir diyar burası… Miraç’ta hayalperesttin, uçtukça uçtun. İşte şimdi KDR’desin. Ayağının yere, hem de çok sağlam basacağı uçsuz kızgın topraklardasın.

Şimdi kişisel devrimlerin zamanı… Bilge insan, bildirilen insan, geldiğin bu nokta artık yapaBİLME FAZI. Bu faza dikkatli bak. Bilmeyenlerin yapıverdiği dünya düzeninden, bilebilenlerin yapabildiği yeni çağa geçişin adı bu, yapabilme fazı.

Aldıklarını vereceğin gün bugün… Anaç kedinin bebek kedilerini emzirmesi… Herşey bir yana kendi sağlığı için… Bilginin, meyveye dönüşmesi. Ağacın, dallarına asılacak meyve avcılarını göze alırcasına cesurca meyve vermesi.

Tıkandın mı, düğümlendin mi, ilerleyemiyor musun, yoksa kapana mı kıstırıldın? Al kalemini, beyaz kağıdını. Çizmeye başla tekamül çizelgeni. Bulunduğun noktayı geçmişten takip eden çizgileri kesip at, at ki durduğun nokta yukarı doğru giden bir çizgi olmaya hazır olsun.

Bilebildiklerinle bu kadar yapabildiysen, ancak o zaman yeni bilmeleri istemelisin. Bilmek, sorumluluktur. Yeni bilişler istediğinden eminsen, o zaman da aç kendini. Nuranı güneş enerjisiyle tazele. Mağarana sığın, Miraç yoluna uzan. Sor ve yanıt al. Tekrar sor, tekrar yanıt al. Aklına yatmadıysa tekrar ve tekrar sor. Tam olana kadar. Yanıtlarını aldın mı, kalma o mağarada artık. Ashab-ı Kehf’sin sen, hayatın içine karışmalı, yapabilmeye başlamalısın. Etraf zalim krallarla dolu olsa da sen en büyük uyanışın evladısın.

Miraç öğrenmek, Kadir ise yapmak. Kâdir olmak. Miraç ve Kadir: Tekamülün iki saç ayağı. Miraç ve Kadir, öğrenmeye kâdir olmak, yani yapaBİLME fazı.

Ve bu ikisinin arasında geçen, daha doğrusu geçmek bilmeyen, bilebilen ruhun bir türlü yapabilmediği o meşum faz aralığı… A’raf fazı… A’raf fazı, seçim zamanı…

**

Aynı ders kitaplarındaki anlatımlar gibi. Öğrendiklerinizin ışığında, aşağıdaki egzersizleri çözün der melekler de adama. Matematiği en iyi ben bilirim ama bu problemi çözemem dersen, matematikçi değil siyasetçi olursun. Fanatik düncü olursun yada şöhreti büyük bir dünadamı. İslam bir teori değil, başlıbaşına bir pratiktir. Onun teorisi Tanrı katında yapılmıştır zaten. Buraya uygulanması için gönderilmiştir. Sen üzerine ahkâm kes diye değil. Üniversitesi de olmaz İslam’ın. Sevginin fakültesi olur mu? Ben sana soruyorum olur mu? Sevginin kürsüsü olamazsa İslam’ın da olmaz. Çok istiyorsan İslam üniversitesi, okulun amblemi olarak bi tane eşşek çizersin. Üzerine kitapları yığarsın. Anca o zaman olur İslam üniversitesi. Kayıt yaptıracak bi sıpa bulabilirsen tabi. “Her yıl yüzlerce eşşek mezun ediyoruz…” dersen anca o zaman kurabilirsin İslam üniversitesi. Vay sen bize eşşek mi diyorsun? Valla ben demiyorum güzel kardeş. Allah’ın kitabı diyor. Benzetme onun. Sen güzeller güzeli eşek canlısına benzetildiğinde, eşek buna itiraz etmiyorsa sana ne oluyor? Bu da ayrı bir konu. İslam’ı kendi küçük dünyasıyla sınırlayan, İslam felsefesini bir madde, kendisini de o maddenin dağıtıcısı haline getiren dünadamlarının hepsi benzetilmelere zaten şimdididen hazır olsun. Onlara günahlarını toplum önünde yaşama cezası verildi. Tevbelerini de içlerinden kısık sesle değil, her zamanki çok çıkan sesleriyle yapmak zorundalar. Dinadamı dinadamı tamam da, acaba hangi dinin adamı?

Kimi insanlar bu işi şaka zannediyor. İnsanlık bilinç değiştiriyor dedikçe biz. Bilgiyi, teori zannettikleri için bilinci de kağıt üstünde birşey zannediyor ve küçümsüyorlar. İnsanlığın bilinç değişimlerinin ne denli “gerçek” olduğunu anlamaları için onlara şöyle anlatalım. Öyle çok uzaklarda değil oldukça yakınlarda. Gazetelerin üçüncü sayfaları, şeyhlerini bıçaklayan müritler, bana bunu neden anlatmadın denilerek linç edilen din insanlarının haberleriyle dolu olacak. İşte biz, insanlarınızı serbest bırakın derken, onlara özgürlüklerini verin derken, onların kendi iyiliklerini de düşünüyoruz. İnsanların özgür iradelerini elinde tutan iradelere gene söyleyeceğimiz şey de budur: Elinizdeki bombaları derhal bırakın!

Kimse kimseyi öldürmese, herkes herkesi sevse. Keşke. Ama sen gel de bu teorini gençlikleri, hayatları elinden alınmış insanlara anlatmayı bir dene… Bilinç devrimleri, en bilinçsiz görünen kalabalıkları da içine alır. Onlar da yaşarlar, asla dışında kalmazlar. Onların bu yeni bilinci yaşayış şekillerindeki tek fark şudur: Coşkuları olsun kızgınlıkları olsun. ONLAR KONTROL EDİLEMEZLER. ”

İslam, neden dinadamı sınıfını istemez? İstemediği sınıf ruhbanlıkla sınırlı değildir. Ben “İslam’da ruhban sınıfı yoktur” diye yazan dinadamı yazısı gördüm. Bu nasıl bir kendini müstağni görmedir, bu nasıl bir kendine toz kondurmamadır. Yazı yazmak büyük günahtır, Allah yazı yazanları kahretsin gibi bir yazı düşünün… Hiçbir farkı yok. Ruhban kelimesinin arkasına sığınıyorlar, ruhban dediğinde senin aklına Hırıstiyanların ruhban okulları gelsin diye. Onlara göre peygamber, İslam’da “rahiplere yer yoktur” demiş  oluyor: ) Müslümanlar da mesajı alıyorlar hemen. Ey rahipler, evinize dağılın. İslam’da size yer yok : ) Gittiler mi? Gittiler. Oh be dinimizi rahiplerden arındırdık. Artık, o rahiplerin yerini biz doldurabiliriz…

Madem hadisler üzerinden gidiyorsun, o zaman hadisin tamamını okusana: “Her peygamberin bir ruhbanlığı vardır. Bu ümmetin ruhbanlığı da Yüce Allah’ın yolunda mücadeledir.”

Aradaki farkı görebiliyor musunuz? İslam teori değil pratiktir, diye diye bas bas bağıran bir peygamberin sözleri üzerine inşa edilmiş bir “teori”… İslam bir teori olacaksa, ancak Mao’nun dediği gibi olur:

Pratisyenlik, insanı teorisyen yapar

Bu olabilir. Deneyimlere dayalı çıkarımlar, çıkarsamalar olabilir. Binyıllık kulaktan kulağa çıkarımlarla deneyimler yaratmaya çalışmak, akıl dışıdır. Peygamberin bu hadisini, “İslam’da evlenmesi yasak” bir ruhban sınıfı yoktur olarak açıklayanlara da tebrikler. Bu dehayı, hayırlı işlerde kullanmayı öğrendiler mi tamamdır…

İslam’da ulemalık yoktur. İslam’da bilir kişiler yoktur. Çünkü İslam’da öğrenen kişiler vardır. Bu konu İslam için bu yüzden çok önemlidir. İslam’ın İslam’ı sözde emanet alanlar eliyle rayından çıkarılmasıdır.

Din adamı mı olmak istiyorsun? Normal bir hayat kurarsın kendine. Yaşar yaşar öğrenirsin. Herkes gibi. Sıradan bir hayatın olursa, ancak o zaman sıradan insanlara faydalı olabilecek kazanımların olur.

İslam asla ve asla kişilerin kendisini bir meslek olarak ele almasını istemez. İslam ancak teorikleştirilirse meslekleştirilebilir. Bu insanlar da zaten onu meslekleştirerek teorileştirme yoluna gitmekteler. İslam dışında bir mesleğin olacak. Ekmeğini çıkartabileceğin ölçekte. Ben yazarım. Olmaz. İslam yazıyorsun çünkü. Televizyonda program yapıyorum da olmaz orada İslam sattığın için. Kurnazlık yok. Bundan böyle İslam registered trademark. İslam, artık hakları sende olmayan bir marka. Yerli yersiz kullanıma müsade yok. İslam dışı bir alanda bir meslek sahibi olacaksın. Namuslu bir meslek. İlla göstereceksen İslam bilgini orada uygulayarak göstereceksin. İslam bir teori değil bir pratiktir ve ne kadar bildiğin, ne kadar çözebildiğinde saklıdır. Bak adam dünadamı, parti kurmuş. Ne doğru bir iş yapmış. Teorisinin notunu, pratiği üzerinden verebil diye yapmış bunu. Ne kadar oy alabiliyorsa, işte Kur’an’dan anladığı da o kadar.

Tekamül ezbere dayalı bir sistem asla değildir, hiç olmamıştır. Peygamberler bu yüzden ezber bozan adamlar olmuşlardır. Tekamül, uygulamalı bir bilim olduğu için. Uygulanamayan bilişlerin değeri hiçlikle eşdeğerdir Allah’ın not defterinde.

Güzel Kur-an da bunu anlatır durur. İslamsal tekamül, iki ana doğrultuda gerçekleşir. Yukarı ok Miracı gösterir, yanal ok ise Kadir’i…

Güzel Kur-an’ın Arı suresi, 68. Ayeti;

“Rabbin balarısını VAHYETTİ. Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin”. BU, “68 kuşağı” arının MİRAC’ıdır. Ve işte bu da onun KADİR’idir: “Onların karınlarından türlü renklerde şerbet çıkar, onlarda insanlar için şifa vardır”.

Vahiy ve sonuç: Miraç ve Kader…

Vahiy, sezginin ta kendisidir. Kendine dön. Farkındalığını yükselt. Sezgilerine kulak ver. Kaderin sana ne söylüyorsa, kendi iradenle git ve kaderini gerçekleştir. İşte hepsi bu.

**

İslam aleminin Kadir gecesi… Ramazan’ın yirminci, yirmialtıncı, belki de yirmiyedinci gecesi… Acaba, İslam’ın bu en önemli gecesi neden muallaktadır? “Yüce” alimler neden bu kadar temel bir bilgiyi bilemezler? Ve sorulması gereken daha kritik bir soru: BİR PEYGAMBER KUTSAL BİR KİTABIN NE TARİHTE İNDİĞİNİ ÜMMETİNDEN NEDEN GİZLER?

Elbette gizler. Gizler çünkü kişisel bir bilgidir. Çünkü o gece Muhammed’in kendi Kadrinin gecesidir. Önemli olan günün tarihi değil, o gecedeki özdür.

Muhammed’in Kadri… Toplumdan ve yerleşik düzenden kendini koparış, ruhsal sancılar, isyanlar, acılar ve hüzünlerle dolu bir inziva süreci. Ermek anlamındaki Miraca yükseliş. Vahyin önce Muhammed’i iyileştirmesi. Vahyin ağaca şifa vermesi. Ve ardından Muhammed’in kişisel Kadri. Vahyin artık meyveye dönüşmesi. Kişisel vahyin artık sosyal bir Kur’an, “okunan” olması.

İşte Kadir tarihindeki gizem ve Muhammed peygamberin küçük sırrı… Acaba gerçekten de peygamberler sır tutar mı? Hem de nasıl tutarlar… Onlar, itham ve iddialara cevap verememe pahasına sır tutabilecekleri için seçilmişlerdir. Elçi, ağzından laf kaçırmayan kişidir. Muhammed bu kadar ketum olmasaydı, karşımızda bilgili, tutarlı ve oldukça sağlam bir ulema sınıfı bulabilirdik. Ve onları aşmamız çok zor, hatta imkansız olabilirdi. Şimdiki gibi, aslen komedyenlik yada şiirler üzerinden drama oynayan zayıf kişiler bulamazdık. Bilmedikleri halde bu kadar çok konuşuyorlar. Ya bir de herşeyi bilselerdi?

İsa, ne gün doğduğunu saklayamamıştı. Ellerinde doğduğu için… Bu net bilgi, İsa’nın doğum gününün alabildiğine sembolleştirilmesini beraberinde getirmişti. İsa tecrübesinden hareketle Muhammed de, yeniden doğduğu o kutlu günün tarihini kimselere ama kimselere vermemişti. Bir milyar Müslümanın, İslam’ın en büyük mukaddesi olan Kur’an’ın doğum tarihine atfedebileceği değeri varın siz hesab edin. Kadir günleri bu yüzden biraz buruktur İslam gecelerinde. Muallak bırakılışın kırgınlığı vardır üzerinde. Ulemanın “o gün de olabilir şu gün de” fetvalarına karşı pasif bir kızgınlık içerir.

İslam dini, Muhammed isimli bir insanın nasıl muhteşem bir insan olduğunun anlatılıp durması maksadıyla gönderilmemiştir. Gerçek Kadir günü de gerçek İslam literatüründe bu yüzden gizli bir bilgidir. Herkesin kendi Kadrine varabilmesi için. İslam, gerçek ve tam ve tek kişisel devrim dinidir.

Kişisel devrimlerle dolu bir tekamül, İslam’ın kişiden beklediği budur. Ancak kişisel devrim yolu tıkalıysa, Rab B planına başvurur. Ölüm-doğum-ölüm-doğum… En güzel olan, kişinin bulunduğu koşullar içinde yeniden doğuşunu gerçekleştirebilmesidir. İslam aleminin gerçek Kadir gecesi tüm bir ömürdür. Devrimlerle dolu bir ömür… Kur-an’ın, yaşamaktan kastettiği budur…

Güzel Kur-an’ın Kadir suresi 3. Ayeti:
Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
Bin ay, 83 yıla tekabül eder. Yaklaşık bir insan ömrüne…
Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
Güzel Kur-an’ın Kadir suresi 4. Ayeti.

Melekler yeryüzüne inmek için bir yıl beklemezler. Bahsedilen iniş, en yüksek farkındalık katından yani Miraç’tan dünyevi dünyaya bir iniştir. Miraç’tan Kadir’e, bilgiden eyleme bir geçiştir. Bilmekten yapmaya varan o kutlu yoldur. Gerçekten kâdir olduğun gün tekamülde basamak atladığın gündür.

Muhammed’in Kadrinin günü, tüm bilgelerin kadir gününü temsil görevini görür. Bu anlamıyla, öncü ve toparlayıcı bir roldür. Muhammed’in o gün iftarını açarken yediği hurma, bugün senin karnını doyurmuyorsa, kendi mideni kendi yiyeceklerinle dolduruyorsan, kendi kadir gününe de kendi devrimlerini sığdırmalısın.

Muhammed öncü ve devrimci bir roldür. Kabalistlerin, İsa’yı çobanlaştırmak yoluyla Hıristiyanları sürüleştirir. Toplumları sürüleştiren prangaların bir gün kırılacağı ve bunun Ahmet isimli biri eliyle gerçekleşeceği müjdelenmiştir. Muhammed orijinal İncil’den bu yüzden çıkarılmıştır. Adı yüzünden değil, namı yüzünden…

Tarihin müjdelediği bu en büyük devrimcinin takip edenlerinin bu denli tutucu bir kimliğe büründürülmesi, kelimelerle tarif edilmesi zor bir çelişki gibi görünse de bu, kesinlikle geçici bir durumdur. Patlayıcı gaz açıkhavaya salınırsa uçar, kaybolur. Ama o gazı bir tüpün içine sıkıştırıp saklı tutarsan, ateşleyici mekanizma devreye girdiği anda patlar. Büyük bir şiddetle.

Devrim ve değişim farkı… Değişim zamana yayılır ve bu nedenle az ama kesintisiz bir enerjiye ihtiyaç duyar. Örneğin Hıristiyan batı, birazcık açıklıkla zaman içinde önemli değişimler geçirebilmişler, ihtiyaçları olan rönesanslara imza atabilmişlerdir. Hareketin kendi kinetik enerjisi, değişimi gerçekleştirmeye yetebilir. Hareket halindeki arabanın dinamosunun ürettiği enerjiyle, farların yolu aydınlatması gibi.

Devrim, ise enerjinin biriktirilmesi yoluyla, belli bir tarihe endekslenmiş bir patlayış, bir fırlatılıştır. Enerjinin sıkıştırılması ve biriktirilmesi esasına dayanır. İçinde ne kadar çok biriktirirsen, patladığında da o denli büyük bir patlama elde edersin. İslam alemi binyıldır gerilen olan bir oktur. Çok ama çok yakın tarihlerde, birkaç yıllarla ifade edilebilecek tarihlerde, İslam yayının içinde yüzyıllardır biriken o enerji, serbest kalacak, ülkede ve bölgede çok ama çok büyük değişimler yaşanıyor olacak. Hiçkimseye sürpriz olmasın. Dünya tarihinde hiçbir ok bu kadar çok gerilmemişti…

Rüzgarın şiddetinden cami minarelerinin yıkıldığı,
bir tek cami minarelerinin yıkıldığı bir kadir gecesinin ardından
tüm İslam insanlarına

Eki
04
2008
23:48

Duyuru…

Kişisel Devrim Kartları’nı bugün itibariyle Suadiye Remzi Kitabevi’nde bulabileceksiniz.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:48

Ben Emir…:)

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Naynirinaynay… Naynirinaynay… Naynirinaynay…:)

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Gittiiii…:)

Yüzlerce KDK… Saniyelerle paketlendi ve gitti… En son birkaç kartın ftr sı zarfın içine yetişmedi, postayla gidecekler. Bu arada kargocular kaçtılar resmen son kdk’ları almadan. Bırakır mıyız, peşlerinden taksi tutup gönderdik kartlarımızı :)  Uzun lafın kısası, KDK’lar artık sizindir : ) Üçbinikiyüz elli kilo hafiflemiş bir buRAK.

Eki
04
2008
23:54

bu resmi akşam 19:30′da siteye koyduğuna göre bu akşam kargoya veremediğin anlamına mı geliyor :(
ben cumartesi sabahı şehir dışına çıkıyporum.yarın kartlarım gelir ve yolda ve tatilde ve heryerde bakarım diye düşünmüştüm.

Kargo firması gece geç saate mesai yaptı bizim için. Kargolar gece teslim edildi, süreç başladı.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

ya kartları yarın kargoya verirseniz bayramdan sonra alcaz
of yaaaaa offff
işyerleri kapalı

Kargo firmamız cumartesi de, pazartesi de çalışıyor. No problem.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

1 sene sonra yeniden… Dona’nın K-D-R Bildirgesi…

Herkes kaderi ömürlük zannediyor…
Hayır öyle değil…
Kader, bir ömürlük değil…
Kader, bir senelik…
Başladığı gibi bitmiyor, kader işleyişiher senenin başında yeni baştan yazılarak yürüyor.
Levh-i mahfuz; Herşeyin kaydedildiği kitap.
Yıllık kader bilançolarının toplamı…
Mut-suzluk, u-mutsuzluk had safhada bugünlerde…
Doğum sancıları bunlar…
Sancılı olanlar…
Yepyeni bir kader onları bekliyor.
Yeni hayatlarına hazırlanıyorlar onlar…
Gözünüz aydın olsun ki;
Kadir gecesi geliyor küçüğüm…

KaDeR ve KaDiR…

Aynı kökün iki farklı tekamül hali,bu kelimelerde gizli…Kadir gecesi;Kendi kaderine kadir olmanın gecesi…
Varlığının dizginlerini eline aldığın o gece…
Kendi dizginlerini bir geceliğine, tümüyle eline tutuşturduğumuz o gece…
Varoluşun karanlık günlerinde,henüz güneş yeryüzünü aydınlatmamışken sizden o sözü aldığımız o gece…

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” onlar: “Evet, şahid olduk” demişlerdi. Kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
Kur’an-ı Kerim Araf Suresi 172. Ayet

Ruhun tekamül etme macerasına kendi hür iradesiyle karar verdiği o gün, varoluşun mutlak miladı olarak kabul edilir Rahman’ın katında.
Fani zamanların değil, sonsuz zaman kipinin “gecesi”dir o.
İnsanlar Kadir suresinin 2. ayetinin üslubunu yadırgarlar.
“Terslendiklerini” düşünürler.
Diyanet tercümesini okursan, bu duyguyu daha yakından hissedersin.

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 2. Ayet (Diyanet Çevirisi)

Hayır öyle değil…
O Ayet, Kadir’in bildiğin-bilebildiğin gecelerden biri olmadığını anlatmak istediği için “tersliyordu” gerçekte seni…

İslam alemi, Kur’an’ın Kadir gecesi indirildiğini bilir.
Bunda şaşırtıcı bir durum yoktur.
Tevrat, Zebur ve İncil…
Kadim bilgilendirmelerin tümü, insanlığa o gecede sunulmuştur.
Kur’an’ın vahyedildiği gece de bu yüzden Kadir’dir.
Tanrı katında isim verilmiş tek gecedir.
Müslümanlar, Kur’an’ın Kadir gecesi indirildiğini bilirler.
Oysa o kutlu gecede “indirilen” sadece Kur’an değildir.
Tercümanın kendi fikrini temsil eden o parantezi kaldır.
Kaldırdığın anda, yeni bir bilginin “indirilmekte” olduğunu göreceksin…
İşte şimdi sıkı dur…

Gerçek şu ki, Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 1. AyetKadir gecesinde “indirilen” gerçekte sendin küçüğüm…Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 4. Ayet

Kadir gecesi, Tanrı’nın insana ruhundan üflediği kutlu gecedir.
Ademin, yani ruhun varolduğu gündür.
İnsan kelimesinin sonsuz zaman kipindeki halidir;

Kadir gecesi, “bin aydan” daha hayırlıdır.
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 3. Ayet

Şimdi sureyi baştan sona okuyabilirsin;

Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi
1- Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.
2- Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
3- Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
5- Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir o.

Fecr “şafak” demektir.
Fecr, gece “karanlığından” sonra gözler aydınlığı sabahın başlamasıdır.
Kadir, varoluşun varolmaya başladığı ilk gecedir, sabaha kadar geçen vakit ise ruhun tekamül macerasıdır.
İnsan şafak sayan tezkere askeri gibidir.
Gündoğumu ise…
Gündoğumu cennettir…
Geceden sabaha geçen vakit nefes alarak, çırpınarak varolmaktır…
Güneş, Rahman’ın katında Kadir’in adı “gece” olarak konduğu için bu kadar aydınlıktır küçüğüm;

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
Kur’an-ı Kerim Nahl Suresi 12. Ayet

Oruç’un gizemi de burada gizlidir.
Kur’an’daki Ramazan, tekamül macerasının simgesel anlatımıdır.
Yeryüzüne inen ruh, artık fizikselleşmiştir.
Cennetinden feragat etmesidir bu.
Yuvadan ayrılması, varoluş gurbetine doğru yola koyulmasıdır.
Artık Rahmanın sonsuz rahmetinden, sınırlı ölçüde yararlanıyor olmasıdır.
Varoluş küçüğüm, gıdasız kalmaktır…
Varoluş, tüm bu yokluğun içinden herşeye karşın güçlenerek çıkmaktır.
Ramazan bir aydır ve “bin aylık” tekamül yolculuğunun kodlanmış anlatımıdır.

Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır…

İnsanoğlu, Ramazan boyunca, kendi ruhsal macerasıyla yüzleştirilir.
Açtır, susuzdur.
“Karnı tok” olduğu günlerin özlemiyle doludur.
Ta ki Kadir gecesine kadar…
Kur’an’ın Ramazan’ı o gün biter.
Devam eden kültürel Ramazandır.
Aç susuz geçen bu debdebeli ayın ardından kişiyi bekleyen tek bir şey vardır;Bayram…
Bayram yani Cennet…
Kur’an, Müslümanlara oruç tutun der, diğer yanda da hiçbir biçimde “bayram kutlayın” demez.
Bunu Kur’an emretmemiştir, buna bir kişinin, bir halifenin “yetki kullanarak” karar vermesi istenmiştir.
İnsanlığı temsil eden o yetki sahibinin adı Muhammed’dir…
Allah’ın kulunun oğlu Muhammed…
Kadir gecesi itibariyle kendi kaderine kadir olan ruh, bayramı kutlamaya kendi inisiyatifiyle karar vermiştir.
Kaderine kadir olanın cennetidir bayram…
Oruç bitip de, tekamül tamamlanınca yetişkin bir halifedir artık ve her halife gibikendi kararlarını buyruk almadan, kendi yetkisiyle hayata geçirir olmuştur.
Bayram,varoluşun sıkıntı dolu yoksun günlerinden, özgürlüğe geçiştir.
Bunu haketmiştir.
“Oruçla geçen bir ayın” ardından…
Ruh “yaşamış” yani kendi orucunu tutmuştur…
Kadir gecesini nasıl değerlendirmek istediklerini soruyorlar.
Onlara söyle…
O günü kendilerine ayırsınlar…
İmkanlarını sonuna kadar zorlasınlar…
Çalışan, işinden izin alsın…
İmkanı olan o gün çalışmasın…
İmkanı olmayan ise imkan dilesin…
Korkmasın…
Ne pahasına olursa olsun, o günü kendilerine ayırsınlar…
Oruç kelimesinin ikinci anlamını yaşasınlar doyasıya…
“Sussunlar”…
O günü, o mübarek geceye hazırlanarak beklesinler.
Geçmişlerinde kalan herkesle ve herşeyle barış imzalasınlar.
Zihnen tüm geçmişleriyle helalleşsinler…
Gelecekleriyle buluşabilmek için bu gerekli…
Yaradanla yaradılanın b1r olacağı,
Rahman’la Rahim olanın arasındaki sınırların iptal edileceği
o gece için sorularını hazırlasınlar…
Evlenmeli miyim?
Boşanmalı mıyım?
Çalışmalı mıyım?
Bırakmalı mıyım?
Tanrı’nın doğum günü…
Okumalı mıyım?
İnanmalı mıyım?
Güvenmeli miyim?
Yükümden arınmak için neler yapmalıyım?
Kederden arınmanın,
Kaderine kadir olmanın tüm sırrı,
dileyen herkesle paylaşılacak o gece…
Kutlu kararların gecesi o ve bil ki,
bu yıl yaşamana yada ölmene kararın verileceği gecedir.
İşte bu yüzden;
Rahman’a olan tüm sorularını hazırlasınlar.
Ve en önemlisi;
CEVAP ALMAYA HAZIR OLSUNLAR

Doğrudan O’na

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Ve filmi…

link

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Fillo kargo…

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Toplantıdaydım masama bir döndüm masamda korgo zarfı yine fatura geldi sanırım dedim:))
Sonra bi baktım kdk:))

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Teşekkürrr…

Sevgili buRAK, Çok güzel çoookkk güzel olmuş… Ellerinize, yüreğinize sağlık… Hepimize hayırlı uğurlu olsunnn….

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

kartlar geldi, kullandım ve şimdi bütün tüylerim diken diken oldu, ağlıyorum, o 6859′da bir ihtimalle bana verilen mesaj cümlesine.. teşekkür ederim sana.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

GELMİS GELMİS…:) Istanbulda kartlar yerine ulasmıs.
Hediye ettigim sahibine ulastı ama benım kı bayram sonuna kaldı :) SABIR SABIR SABIR.. diyorum.
TESEKKURLER

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

ya süpersiniz
geldiiiiiiiiiiiiiiiii
gelmez dedim ama geldiii
masamda bulunca acayip mutlu oldum
böyle güzel bi günde süper bi hediye oldu tşkkkkkk

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

Can buRAK
Senin ve tum dostlarimizin Kandili ve bayrami kutlu hayirli olsun. Bizlere verdigin butun guzel armaganlar icin birkez daha binlerce tesekkur. Yolumuz her daim acik ve aydinlik olsun.
Sevgiler selamlar

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

KDKlar geldi…

Kadir devrimimiz Kutlu olsun. sevgiyle hepimiz

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

buRAK , Ben 1 beklerken 3 KDK kam oldu:)))
Simdi bu fazladan 2 adet KDK yi ne yapmami arzu edersiniz???

Biz zaten onları ödemeye imkanı olmayanlara postayla ulaştırmanız için size göndermiştik : ) Siparis mailimize hemen 2 adet başvuru alalım efendim. Sevgiyle.

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

4. kart çekişimde büyük devrim kartını çektim
sevgiler herkese

yazan: admin burası: okuyanlar |
Eki
04
2008
23:54

KDK HAKKINDA…

Kdk ları bu sabah elime geçti. Dün gece K-d-r ile ilgili çizdiğim resimlerle cuk oturacak kartlar geldi önüme. ilk iki çekişimde liderler stratejilerini başkalarıyla paylaşmaz sözü çıktı. demekki hata tesbitini KDK ile yakalamış olduk. TDG ile, çıktığından yaklaşık iki ay sonra tanışan benim hayatımda çok değişen şeyler oldu. TDG ile tek başıma çıktığım tekamül yolunda bazen kızsamda, nazlansam da, bazen beni anlamadığını düşünsem de her işimi yüce yaratıcı ile görmeyi öğrendim. bu nokta da KDK lar çok işime yarayacak.
TDG yi baştan sona bir defa okudum. sonra baştan sona okumaktan çok, lazım olan yerleri okumanın daha doğru olacağını anladım. nasıl Kurandaki ayetler peşpeşe anlam bütünlüğü oluşturmuyorsa her ayetin kendi içinde farklı anlamları varsa, TDG ninde aynı işlevle anlaşılabileceğini düşündüm. TDG ye iman derecesinde bağlandım. belki de TDG ye benim kadar kimse farklı anlam yüklemedi.
o yüzden hayat felsefem oldu. hayat felsefesi yapmanız da yetmiyor işin gerçeği. geçmişten taşıdığınız bir sürü arınmanız gereken yükün arındım zannetsenizde yakanızı bırakmadığını görüyorsunuz.
hep hayatta şu ilkeyi edinmişimdir. gittiğin yolun doğru olduğunu biliyorsan düşsende o yolda düşmüş olursun ve neticede kaybedecek bir şeyin yoktur.
KDK larının bu yüzden kişisel devrim yolunda açılımlarının muhteşem olacağı kanaatindeyim hayatımıza dair. Teşekkür ederim güzel kardeşim. insanlığa hizmetini anlatacak kelime yok hiç bir dilde. hiç olmazsa karanlıkta yaşamaya alışmış yüreklerimize, ışığa çıkmak için bir umut getirdin. bize şimdi karanlıkta yaşamayı değil, ışığa kavuşmayı, hatta o ışığı tüm gönüllere ulaştırmanın çabasını gösterdin.
yolun açık olsun ve olacaktır da zaten.

yazan: admin burası: okuyanlar |