Sevgili buRAK,
Bazı meraklarımı gidermek için sana bu maili atıyorum. Muhtemelen beni hatırlarsın. Siteden tavsiye ile TANRININ DOĞUM GÜNÜ isiml kitabınızı okumaya başlamıştım. Hala da okuyorum. Ben dahil kitabı okuyan bir çok kişi bu kitabı birilerine tavsiye ediyor.
Ancak kitapta bir bölüme geldim ki sorgulama yönüm gelişti sanırım. Dona hesabınıza aylık 100 bin dolar + KDV olmak üzere 6 aylık peşin yatırmış idi.
Kitabının 21.00.-YTL olduğunu ve hergün birilerine tavsiye ettiğimizi düşünecek olursak pahalı buluyorum.
Bu konudaki düşüncelerini merak ediyorum. Selamlarımla…
Not: Bunu sorgulamam kitaptan şüphe duyduğum için değildir. Kitapta anlatılanlara % 100 inanıyorum.
—
Sevgili Leyla,
Bu vesileyle şu para konusunu biraz daha açıklığa kavuşturalım. Ülkemizdeki yayıncılık piyasasının gerçeklerini paylaşalım hep birlikte. Hayatında bir yazarın gelir gider tablosuyla bu kadar şeffafça ilk defa karşılaşıyor olmalısın hazır ol : )
Efendim kitabımızın kitapçılardaki satış fiyatı 21 YTL.
Kitabımızın yayınevinden DR gibi, Remzi gibi büyük kitapçılara toptan satış fiyatı ise yaklaşık 11 YTL.
Yani aradaki 10 YTL ile ile bizim hiçbir ilgimiz yok : )
Kitapçılar 11 YTL kazanırken, diğer yanda Tanrı’nın doğum günü’nün yazarının telif ücreti sadece 2 YTL.
Geriye kalıyor 8 YTL kalıyor. Yayınevine. Gerçekten kalıyor mu acaba? Kitabın matbaa maliyeti kitap başına yaklaşık 4-5 YTL.
3 YTL kalıyor : ) Bu paranın içinden vergi, kira, elektrik, kargo, eleman vs. vs.’den ne artıyorsa onlara o miktarda bir kar kalıyor. Gerçekten kalıyor mu acaba?
Türkiye’de kitap piyasası çek ile döndürülen bir sistem. DR ve Remzi dışındaki kitapçılardan yayınevimizin kitabın ücretini tahsil etmesi, teslimat sonrası bir yılı bulabiliyor. Aylar önce sattıkları 2. baskı TDG’lerin ücretini 2008′de ödeyecek olan kitapçılarımız var.
Biraz bizim yayınevimiz Güzeldünya ile ilgili bilgi vermeliyim. Güzeldünya, Tanrı’nın doğum günü’nü yayınlamak için kuruldu. Kariyerli, gelir durumları son derece iyi insanlar. Onlara TDG’nin bilgisayar çıktısını verdim. Bu kitabı size emanet etmek istiyorum dedim. Okudular ve ertesi gün yönetici oldukları şirketlerine istifalarını verdiler. Bambaşka bir dünyaya, çok vahşi ticari bir dünyaya girdiler. TDG’yi görev bildikleri için. Güzeldünya, pırıl pırıl, idealist ve sermaye gücü olmayan insanların kurduğu bir yayınevi. İsim babası da benim. Kitap entelektüel bir eşya fakat Türkiye’de yayıncılık hiç de entelektüel bir pazar değil. Kumaş ticareti yapan zihniyet, aynı zihniyetle burada kitap ticareti yapıyor. Kitap yada kumaş onlar için hiçbir farkı yok.
Ben de ilk yazarı olarak Güzeldünya’nın her zaman arkasında durdum . 3000′lik ilk baskının telifinden vazgeçtim örneğin. Onlara destek olmak amacıyla. Siz piyasayla uğraşın, dik durun, biz önemli değiliz dedim. Ben ve eşim bu süreçte deyim yerindeyse simit yedik. Ben askerden döndüğümde epey bir süre kendimize ait bir evimiz olmadı. Ananemdeki tek kişilik yatağımda yattık. Düz yatınca sığmıyorduk, yan dönerek uyuduk. Huzurla. Görev bunu gerektiriyordu çünkü.
Ben Remzi Kitabevi’nin yazarıydım belki bilirsiniz. Türkiye’nin en büyüklerinden biri. Gurur duyduğum bir çatıydı. Ancak terketmek zorundaydım. Çünkü TDG bir görev kitabıydı. Yayınevim ise çok doğal olarak ticari bir müessese. Kitabın ve yayınevinin öncelikleri çatışabilirdi. Yayın sürecinde ben askerde, elim kolum bağlı olacaktım ve bu riski göze alamazdım. Kitap “edit” edilebilirdi.
Remzi gibi Türkiye’nin en elit yerlerinde kitabevleri bulunan bir yayınevinden çıksaydık 1- Satış olarak bugünün çok önünde olurduk. 2- Ödeme olarak şahsen ben çok daha güçlü bir para akışı içinde olurdum. Baskı yapılmasının üzerinden tam 3 ay geçtiğini, Remzi paranı hesabına geçtiğinde anlarsın, hiç şaşmaz. Fakat bu riski dediğim gibi göze alamazdım. TDG’nin yayıncısı olacak adresin birincil önceliği kitabın selameti olmalıydı. Beni çok seven, benim çok sevdiğim (Fevzi Bey hariç) yayınevimden ayrıldım. Hala bana kırgın olduklarını görüyorum. Düşünsenize ilk başlarda koca Remzi, 12 kitabevi için toplam 3 tane 5 tane kitap siparişi geçiyordu : ) Onların elinde büyüdüm, onlara çok şey borçluyum ve birgün neden böyle bir seçim yapmak zorunda olduğumu anlayacaklarını biliyorum. Sevgili Ömer Bey’in özellikle.
TDG ailesi olarak Güzeldünya’ya çok şey borçluyuz. Yoklukların içinde acımasız sektör dinamikleriyle boğuştular, boğuşuyorlar. Bol bol simit yiyerek. Bu fedakarlıklarının karşılıklarını da fazlasıyla alacaklar bundan da eminim. Ben askere gittiğimde ortada bir şirket bile yoktu. Döndüğümde sizler vardınız. İşte bu ara ve zor dönemden başarıyla çıktılar.
Sevgili Leyla, kitabımızın bir gerçeklik düzlemi var. Bir de kurgu düzlemi. Benim Maseratimin olduğu, malesef Dona’nın 600 bin Dolar peşinat ödediği bilgisi malesef kurgu düzleminden geliyor : ) Gerçeklikten değil.
Bir nokta var. Akıllardan geçen. Bunu da açıkça dillendirelim istiyorum. “Kitap internetten bedava olarak yayınlanamaz mıydı?” Şunu bilmenizi isterim. Bu bizim her zaman B senaryomuzdu. Kitabımızın satışını engelleme konusunda biliyorsunuz çok şeylerle karşılaştık. Bunu aşamasaydık yada kitabımızı toplatmak gibi bir cüret sergileselerdi, buradan bir düğmeyle TDG’yi milyonlara ulaştıracaktım. Elim klavyede bekliyordum, nöbette. Şükürler olsun ki buna gerek kalmadı. “TDG İnternetten milyonlarca defa indirildi” dediğimizde bizi ciddiye almayacaklardı. Ne denli güçlü ve kalabalık bir topluluk olduğumuzu onlara asla anlatamayacaktık. Bu yüzden demiştim; Onlar için göğe doğru uzanan bir satış grafiği çizeceğiz diye. Bazı insanlar kitabın içeriğine iman ediyorlar. Geri kalanı ise Tanrı’nın doğum günü’nün başarısına iman edecekler. Tanrı herkese sizler gibi birinci grupta yer almayı nasip etsin. Bir de ufak da olsa bir bedel ödemek daha önce söylediğim gibi TDG okuma sürecini hayırla tamamlayan bir süreç.
Gelelim benim 2 YTL’me. Bundan vaz geçebilir miydim acaba? Dün sabah gözlerimi açtığımda eşimi yatakta midesini tutmuş kıvranırken buldum. İlacı bitmiş. 1 dakika içinde eczanenin kapısındaydım. Eczacıya biliyor musunuz ben insanlık için çok hayırlı bir iş yapıyorum, bir kutu Lansor lütfen diyemezdim. Ben diyemezdim, insanlardan istemek bünyeme ters olduğu için. O da vermezdi muhtemelen : ) Bireysel olarak hayatını sürdürmek için herkes gibi ben de paraya ihtiyaç duyuyorum. buRAK bey sizden ADSL ücreti almayalım demiyor Telekom. Otobüse bindiğimde şöför beyin, Ooo buRAK beyler de gelmiş demediği gibi.
Şu anda yayınevimizle olan para ilişkimiz günü geldiğinde kiramızın ve ev faturalarımızın ödenmesinden ibaret. Bunun üstünü istemiyoruz. “Biz önemli değiliz, bizi düşünmeyin. Piyasaya karşı dik durun bize yeter”. İlkemiz bu. İnşallah ileride bolluk ve bereket, hepimizin evine ulaşır. Alnımızın terini harcarız seve seve.
Biliyor musunuz? Bizim okuyucularımızın içinde maddi gücü çok yüksek olanlar da var çok düşük olanlar da. Onlarca kitap alıp hediye edenler de var, maaşından her ay bir tane hediye etme imkanı olanlar da. Bunun üzerine çok düşündüm. Kısıtlı imkanların TDG için seferber ediliyor olması, dostlarımızın bizim yüzümüzden yediklerinden içtiklerinden geri kalabileceği ihtimali beni mutsuz etti. Günlerce düşündüm ne yapabiliriz diye. Bu bize yayıncılık sektörüne bir yenilik sunma imkanı verdi. Yayınevinden okuyucuya toptan satış… Leyla’cığım sen ve diğer dostlarımız diledikleri zaman Güzeldünya’dan DR kitabevi hangi fiyata kitap alabiliyorsa aynı fiyata TDG’yi edinebiliyorsun. Kargo ve KDV kısmını ekleyince 14 YTL’yi buluyor. Ve üstelik toptan adet miktarını 3′e kadar düşürmeyi de başardık. İmza günleri düzenlemeyişimiz de telafisi oldu bu bir yerde. Bu kitaplar istendiğinde imzalı gönderim yapılıyor biliyorsun.
Bu toplu satış her açıdan iyi oldu. Okuyucu 7 YTL indirimle sahip oluyor kitaba. Yayınevi de burada gelen kitapların gelirini doğrudan bize bırakıyor, ay içindeki harcamalarımızla ilgili harçlığımızı bu direk satışlardan elde ediyoruz. Diğer yanda yayınevi için de çok iyi oldu. Bize bıraktıkları bu satışları telif alacaklarımızdan düşüyorlar. Telif yük olmaktan iyice uzaklaşıyor.
Artık daha fazla nasıl şeffaf olunabilir bilmiyorum dostlarım : ) Bana sorulabilecek her soruya hazırlıklı olduğum, huzurla cevap verebileceğim için buradayım. Her detayı düşünerek yola çıktığım için bu kadar gönlüm rahat. Kafalarda oluşabilecek her soru işareti, açıkladığımda bana daha fazla güven olarak geri dönecek bilgiler içeriyor bu yüzden.
Tanrı’ma şükürler olsun. Doğruyu gösterdiği, bunun yanında ne pahasına olursa olsun bana doğruyu seçecek gücü verdiği için.
Hepinizi çok seviyorum.
Benimle ilgili aklınıza takılan herşeyi lütfen bana sorun.
Sorun ki birbirimize güvenmek için daha çok sebebimiz olsun.
sevgiyle
buRAK