Tem
25
2007
19:38

UFO’lar…

Sevgili Yasemin’in gönderdiği link’e girmenizi öneririm.
link

1- Bu kadar insan yalan mı söylüyor?
2- Neden İstanbul? Neden şimdi?
3- Ahir zamanda yaşadığımızı idrak etmemiz için daha ne görmemiz gerekli?

Bu konu önümüze daha çook gelecek dostlarım…
Herkes şaşıracak, siz şaşırmayın.
Ortalık şenlenecek diyorum inandıramıyorum : ))))

Bir gözünüz TDG’de, bir gözünüz sitede olsun.sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
26
2007
03:04

Gevher’den…

“Yüklü bir bulut. Ben neredeysem peşimde. Uyanıkken çöküyor üstüme karabasan gibi. Yok olmak, hiç var olmamak istiyorum. Kaçıyorum, yatağıma sığınıyorum. Uyursam peşimi bırakır diye. Dört dönüyorum. Yüzüstü yattığımda sırtıma çöküyor, sırtüstü yattığımda da yüzüme. Uyuyamamaktan yorgun düşüp, uyuyakalıyorum. Uykumdan uyandırıyor beni “ayağa kalk” diye. Koltuğa sığınıyorum. Karnımdaki bin ton yükle. Nefes alamıyorum diyorum, nefes almak istemediğin için diyor…”

Ben de tanıyorum bu duyguyu . belki kaçtığım sorumluluklar seninki kadar büyük olmadı. bu kıvranmaların sonunda TDG gibi bir kitap yazmadım, yine de benim gerçeğim işte. yine gelmiş durumdalar. o yüzden bu yazıyı okuduğum zaman üstüne birşey söyleme gereği duydum. kitabı okuduğumda site henüz aktif değildi. aklıma gelen bir sürü şeyi soramadım yada söyleyemedim. sonra o sorular gitti, cevaplandı ya da yenileri geldi. ama şimdi sadece bu cümlelerle aynı frekanstayım. paylaşmak istedim. dilerim sonu hayırlı olur. (elbette olur da yine de işte… ) ne hissetsem, ne yaşasam, karşıma ne çıksa bi açıyorum siteyi onla ilgili birşeyler var. ve ben bunlara ulaşabildiğim için şanslı hissediyorum kendimi ve de özel. bencilce belki ama tüm dünyaya da ulaşsa ben yine de kendimi özel hissetmeye devam edeceğim sanırım :) Gevher
- Bencil olma Gevheeeer : ) Her insan özel, sen daha özelsin. Anlaştık mı?

Teşekkür ederim. sana ve senin yansımanda Allah’a. herşey için. daha ötesi iki satır için. “ben” varım dediğin için. “ben” de varım “ben” de burdayım diyebildiğim için… teşekkür ederim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
26
2007
03:05

Sabriye’den…

İlkokul mezunuyum.Hazreti Peygamberin neden okur yazar olmadığı halde Allah tarafından seçilen biri olduğunu merak ederdim. Bu kitabı okumaya başladığımda bunu o kadar net anladım ki;kitap okumayı sevmeyen ben bu kitapla Allahı anlamanın okur yazarlıkla alakalı değil,bilgelikle alakalı olduğunu çözdüm. Çünkü inançlar gönülde yeşeriyor,gönülde yaşanıyor,ve o zaman amaç haline geliyor. 21.yüzyılda yaşayan herkesin size teşekkür borcu var. Neden mi? Biliyormusunuz siz insanlara hertürlü özgürlüğü sunan bir Allahla tanıştırdınız bizi.Çok isyanım olmuştu zamanında… Sen ne biçim Allahsın.Böyle adalet mi olur.Böyle yücelik mi olur diye… Oysa isyan ettiğim Allah şimdi içimde duyduğum ve hergün kendisine teşekkür etme ihtiyacı hissettiğim Allah değilmiş. İşte siz bizi Benim diyebileceğim Allahla tanıştırdınız. Eşimle artık hergün onunla olmanın mutluluğu ve hazzı içinde hayatı başka kucaklamaya başladık. Herşeyin bir anlamı ve değeri oldu. Herşey değer kazandı. Belki duygularımı ifade edemedim. Ama şuna eminim ki, Ben içimdekileri ifade edemesemde onun varlığından haberdarım.Oda artık benden haberdar…YETMEZ Mİ BU KADAR MUTLULUK. Size ve şahsınız da TDG ailesine selam ve saygılarımı iletiyorum.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
27
2007
03:13

Merve’den…

merhaba :)
kitabınız TDG ile tanışalı daha 1 ay bile olmadı, sitenizi ise 2 haftadır takip ediyorum. (keşke annem kitabı ilk aldığında başlayabilseymişim, 2. baskı var elimde ama 5. baskı çıkmış bile : D ) 19 yaşında bir üniversite öğrencisi olarak bu kitap birçok şeye bakışımı değiştirdi gerçekten, kafamdaki bazı fikirlerin yerine oturmasını sağladı bazılarını ise tamamen değiştirdi. arkadaşlarıma tavsiye etmeye çalıştığım bir kitap, bir kısmına hediye etmeyi bile planlıyorum. kitap hakkındaki genel yorumum ise olağanüstü olduğu, hatta dünyayı yeniden keşfetmek gibi bişey bence : D okurken bir yandan yeni şeyler öğreniyor, bir yandan gülüyor, bir yandan yeni şoklara maruz kalıyor, elimden bırakamıyordum. tatil için bize gelen akrabalarımız da bu kitaba başlamıştı, bir kitabı 4 kişi birden okumaya çalışınca çareyi 2. bir tane daha almakta bulduk :D (bunları niye anlattığımı bilmiyorum, komik geldi şimdi : P)

bu arada v1.0.3ü ve bahsettiğiniz 2 kitabı da heycanla bekliyorum : D
merve

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
27
2007
03:45

Muhteşem… Handan göndermiş…

“26 Ocak 2007, Avustralya: düzenlenen bir havai fişek gösterisini seyretmek üzere büyük bir kalabalık sahilde toplanmıştır, Bu arada yaklaşan bir fırtına da kendi ışık gösterisini sergilemeye koyulur; Yetmez diyen güney yarıkürenin McNaught adlı Kuyrukluyıldızı da bu olağanüstü şenliğe katılır.”
mcnaught3_kemppainen.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
27
2007
11:44

Gevher’den…

inanamıyorum (aslında inanıyorum! demeliyim :) ) akşam TDG’den rastgele bir sayfa açtım ve bilin bakalım Dona’nın hangi sözlerine rastladım. laiklikle ilgili kısım olmasın! :) bu tesadüf olamaz. çatışma/buluşma fazı şimdi önümde daha açık bir şekilde duruyor.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
02:13

Handan’dan…

“Dünyadan hiçbir beklentinin olmadığını, burada vakit doldurduğunu anlatmak hiç kolay değil. Alacağın yanıt belli. “Allah gecinden versin”. Karnım aç benim, yemeğim geciksin diye neden dua ediyorsun benim için?”

sadece ağlıyorum………..kelimelerim burda tükendii.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
02:16

Spınar’dan…

Sevgili buRAK bey, Butun yaptiklariniza binlerce tesekkurler.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
02:55

Ve sular duruldu…

Heyooo : )
Ben geldim. Hem ekran başına hem kendime geldim anlamında : )
“Kanal tedavisi” de sona erdi zaten. Dişimden bahsediyorum ama gene de güzel laf.

Sabah 10′da dörtgöz doktoruyla randevum var. Çok erkene vermiş, olmaz, olamaz. Sabah erken ancak canımı alırsın, beni yatağımdan alamazsın. Ya akşamüstüne atar yada bu iş yatar. Benim saatim sonsuzluğa zaman ayarlı olduğundan, vakitlice yetişme olayıyla sorunum var. Dünya hayatı işte, yetişemiyorum hiçbir yere. Düşüncenin gücüne sığınıyorum bu durumlarda;
- Halacım, senden bir ricam olucak.
- Nedir?
- Şu dişçiyle bir konuşsan. Tosun’un doktorundayım şu an. Alçısını çıkarıyorlar. Saat 4′te gidersem Tosun’u da yanımda götirmem gerekecek. Tosun’un yol boyu muhabbeti hiç çekilmez. Mavvv, mavvv… Cennet’e götürsen, yol boyunca beni evlatlık verme beni diye zırlar.
- Çok zor buRAK’cım. Saatleri çok dolu. Zor randevu aldık biliyosun.
- Biliyorum da halacım bi sorsan sen gene de. Bakarsın biri iptal etmiştir falan filan.
- Peki bi sorarım ama sen 4′e göre ayarla kendini.
….
- buRAK çok ilginç birşey oldu.
- (İçses: Hehe) Noldu?
- Bize 4 dediler biliyorsun ama bilgisayarda 5 gözüküyormuş zaten.
- Aaa bak sen şu işe : )
…Mutlu son…

Açık tekamül zor iş dostlar. Dosta düşmana herşeyini açıyorsun. “Benden mektup var”ı sizlerle paylaştıktan sonra, birbirimize daha yakınlaştığımızı hissettim. Mesajlar bunu gösterdi. (Bu arada … film yapmış o yazıyı. Üzerine de Unforgiven müziğini döşemiş birazdan izliycem.) Olay tabi kulaktan kulağa yayılarak, diş olayıyla da birleşerek bana geçmiş olsun hasta olmuşsun olarak döndü ama olsun : )

Ne diyodum. Heh. Kaçış sona erdi, “üstkatla” mutabakata vardık. İşaretler var ya. Hastayım ben bu “mukadderatın beyaz renkli işaretlerine”. Öyle güzel yolumu buldurdular ki.

“Kaçış”ı destekleyen telkinler aldım dostlarımdan. Ben bana söylenenlerin tam tersini yapmakta ustayımdır :D “Kaçış”ın gerekçelerini başkalarının ağzından dinleyince, olay kafamda yerli yerine oturdu. Bu ben olamam, tamam kararımı verdim dedim.

Bunu dememle birlikte yolda giderken kadim yeni bilgiler aktı gönlüme. Kırk yıl düşünsem hatta 33 yıl düşünüp de aklıma gelmeyen, çözemediğim şeyler şıp diye damladı üstüme. Bu şıp sesini iyi tanırım ben. Şıp, Dona’nın dilinde kendine dön ben geliyorum demektir. Şıp’ı, şapur-şupur-yarabbi-şükür izler. TDG dilinde…

Daaat, duuut… O günlerde dalgın dalgın karşıdan karşıya geçerken ezilmedim ya, sırtım yere gelmez benim.

Sanıyorum bana bu yüzden gözlük taktırıyorlar yeniden. Kur’an analizine başlıyoruz, 1 yılın ardından… Geçen sefer yalnızdım, bu sefer hiç de öyle değilim. Camı açıp “Bu sefer bağıracağım tutmayın kendimi” diyerek pencereye hamle yapmaya paydos.

v1.0.3 diyorum başka da birşey demiyorum netekim : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
03:13

Doğum günlüğü…

Handan’ın işyerine uğradık. Bir hanım geldi. Arkadaşlarıymış, sağlam bir TDG’ciymiş. Bil bakalım burada kim var demişler, ben gelmişim aklına ama yok canım demiş : ) Çok modern bir hanım, namaz kılmaya başladığını anlattı. İlk baskıyı okumuş. Ne zaman genişletilmiş baskı alsam, birine hediye ediyorum, bir türlü ikinci kere okuyamadım dedim.

Dostumuzla konuşurken birşey farkettim. TDG ailesinden birçok kişi, benim görüşüm yarıdan fazlamız İnternet olayına çok uzak. Bilmiyorlar burada neler oluyor neler. Nesrin Abla’dan da söz almıştım hesapta, benim için öğreneceksin şu bilgisayarını kullanmayı diye ama nerde. Bir gün “Nesrin abladan mektup var” başlığı görürseniz sitede anlayın ki, kıyamet epey yaklaşmıştır.

Kitap okuyan-İnternete giren denkleminden yüzdeyüz nasiplenemiyoruz ve bu dostlarımızla buluşamıyoruz. Yayıneviyle konuşacağım şu işi. Sitedeki yazıları, bu yazıların gerekliyse yeni versiyonları, sizden gelenler ve yeni yeni şeyler. Doğum günlüğü isimli yeni bir kitaptan bahsediyorum. Tanrı’nın doğum gün-lüğü dersek TDG’yle karışır, çıngar çıkar. İnternete mesafeli olanlar ve evinde bir Tanrı’nın doğum günü kitaplığı oluşturmak isteyenler için. Derleme kısmını da yapsa yapsa bizim … Ceylan Stüdyoları yapar.

Şu gözlüklerime bir kavuşsam hayırlısıyla, parmaklarım dökülene kadar yazacağım.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:18

Ben geldiiiiim…:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:19

Zeliha’dan…

Kitap mükemmel neden insanlar ön yargılılar anlamış değilim.Gerçek insan yargılı olmamalı diye düşünüyorum.Allah ayırmamış insanları okumadan nasıl böyle yorum yazılır anlayamadım.Düşüncelerime ışık olan bu kitap için sonsuz teşekkürler.İnsana şah damarından daha yakın ne olabilir ki?

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:20

Gozelasu’dan…

sizi yürekten kutluyorum.olağanüstü bir kitap.benimde kafamda oluşan birçok soruya cevap oldu.ancak bazı yerlerde takıldım.sanıyorum kitabı birkereden fazla okumak ve sindirmek lazım.sağol gençadam.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:20

Güneş’ten…

Kitabınızı bugün bitirdim.Etkilendiğimi itiraf etmeliyim.10 yıldır din üzerine araştırmalar yapıyorum.Tamamıyla size katıldığımı söyleyemem ancak her inasandan öğrenebileceğimiz birtakım şeyler vardır.Ben herkesin bir yolu olduğu inancındayım.Allah’a ulaşmanın yolu nefs adedi kadardır.Bence buda sizin yolunuz.Başarılı olmanızı dilerim.Eleştri yapmayacağım çünkü o sizinle vicdanınız arasında…

- Çok teşekkür ediyoruz. Yalnız son cümle gizemli bir eleştri içeriyor. Rahat olunuz efendim, bizim vicdanımız da şeffaf, kaydadeğer şeyler varsa seve seve dinler, seve seve cevap veririz.

sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:21

Yeni bir Ayşe’den… Vay canına :)

buRAK Bey, Sizi yürekten tebrik ederim, inanın gece uykumdan uyanıp kaldığım yerden devam ediyorum. Bu kadar genc bir insansınız, kendinizi bu ise adamış ve çok araştırmışsınız, o kadar belli ki korkunç bir emek olduğu eserinizde.. Lütfen, başka dillere çevrilip, dünya da da okunmaasını sağlayabilecek imkanlar araştırın. Araştırn ki; kitabınız da da dendiği gibi Islam dunyanın sigortası olsun, ne guzel anlatmış , ne güzel izah etmişsiniz, o kadar derin konularki asıl Nobel Ödülü sizin hakkınız, çünkü bu kitap azınlık haklarını korumak için değil tüm insanlığa Kuran ı ve Islam i anlamak için bir rehber… Size sonsuz başarılar diliyor ve bir okuyucunuz olarak candan kutluyorum.. Ellerinize saglık…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:29

Yeni bir Ayşe’ye…

Sizden 1 tek şey öğrenmek istiyorum, eğer bilgi verirseniz çok mutlu olacağım.. Kuran i Kerim de de, sizin eseriniz de de Tanri, ayetlerinde kendinden bahsederken hep ” Biz ” ifadesini kullaniyor, bu yıllardır zihnimi kurcalar, siz bir araştırmacı olarak bana bu konuda yardımcı olurmusunuz ? Tanrı tek değil mi? Oyleyse neden hep Biz ifadesi.. ?

- Biz öznesini kesitlerine ayırırsak içinden iki şey çıkar. Sen ve ben… “Gerçekte bu dünyayı yaratan biziz. Sen ve ben…”

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
20:45

Yahudi… Alevi…

Aklıma gelmişken söylemek istiyorum dostlarım. İnsanları, bir ırk üzerinden etiketlemeyi çok ilkelce buluyorum. Falanca aslında Yahudiymişi filanca da dönme. Yahudi olman, olmaman bunların hiçbir önemi yok. Doğru bir Yahudi misin yanlış bir Yahudi mi? İyi bir Müslüman mısın kötü Müslüman mı? Asıl mesele budur.

Bu arada benim için de bu çocuk Alevi diyormuş bazı dostlar : ) Ama dersimi aldım. Uzun uzadıya hayır değilim diyeceğim, Alevi dostlar üzülecek. Kısaca değilim diyorum efendim : )

Bendeniz hakkındaki bu yakıştırma yarışmasına bayılıyorum.
Bakalım daha neler göreceğiz : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
21:06

Marjinal Türklerin son buluşu…:)

Bir kısım dostlar bizim siteye bakıp “bu çocuk kendine cemaat kuruyor” diyorlarmış : ) Çok sihirli kelimeler var hayatımızda efendim. Bir tane kelime söylüyorsun, sayfalar dolusu kelime etmene gerek bırakmıyor. Ben de müsadenizle uzun uzadıya bir yazıya girişmeden bunlardan bir tanesine sığınacağım;
Fesüphanallaaaah.

Ne kadar ilginç değil mi ? Adam Marjinal Türk. Marka giyiniyor (zevkten değil bir amaç üzerine). Yüzünü batıya dönmüş. Doğuya da poposunu. Sohbetlerinde batılı filozoflardan örnekler vermeler (tabi böylesi daha karizma, Yunus Emre’den etkilendim dese olmaz)… Konuşması İngilizce, Fransızca kelimelerden geçilmiyor. Ama gel gör ki kafa Arapça çalışıyor işte. Bizimkisine Cemaat değil Community deniyor efendim. İngilizce söyledim ki we can understand each other.
Türkçesi şöyle oluyor;
Birbirini hiç görmemiş,
dünyanın 51 farklı ülkesinde,
bambaşka yaşam biçimleri içinde olmasına karşın,
gönülleri bir olmuş bilge insanların başlattığı
bir bilinç hareketi.

Oldu mu canım benim. Sorry…
Is it OK?

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
28
2007
21:07

Yeni film… Benvaryaben…

benvaryaben.JPG

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
01:09

Yeni bir yazı geliyor bu gece. ‘Tartışmak’ üzerine…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
01:53

Soru-cevaplar…

Ne zamandır söyliycem söyliycem. Unutuyorum. Sorularımız oluyor ya. Ben artık bu soruları mail yoluyla, ikili diyaloglar üzerinden yanıtlamayacağım. Herşey site üzerinden… Bu nedenle sitede görmek istemediğiniz soruları bana yollamamanızda fayda var. Benim siteden gizleyeceğim hiçbirşeyim yok, sizlerin de öyle olmalı. Zaten soyad yayınlamıyoruz. İsminizi de yayınlamayabiliriz. Hiç yer almasın diyorsanız bana anlayış göstermenizi bekliyorum. Çünkü ben özele değil genele dönük çalışıyorum. Benim işim, gücüm, aklım, gönlüm herzaman kitlelerde.

Sorular geldiğinde de benim kendi bir süzgecim var. O da sitemizde henüz kitabımızı okumamış dostlarımızın da varolduğunu gözönünde bulundurmak. Bakış açımız malum çok farklı ve kitabı okumamış dostların, bu noktasal açıklamalarla kafalarını karıştırmayı hiç istemeyiz.

Gelen soruları iki gruba ayırıyorum.
“Ben burada takılıyorum” soruları.
“Ben Kur’an’la ilgili yeni bir giz’e temas ettim” soruları.

Tanrı’nın doğum günü’nde herkesin hep birden takıldığı herhangi hiçbir yer yok. Bu kitap 9 aydır, dost meclislerinde ve de karşı-tez cephesinde didik didik edilmekte. Dostların didiklemesi mutluluk ve güvenle, karşı-tez cephesininki ise hüsranla sonuçlanıyor. Diyeceğim o ki, takıldığınız noktaları asla hafife almayın. Bu sorunun cevabı, sizin kişisel olarak kendi hayatınızda değişime izin vermediğiniz alanlarla ilgili olabilir. Bu ihtimalin üzerinde durun. Çünkü bu sizin kendi noktanız. O noktadan olmak istediğiniz kendinize doğru uzanan bir tünel bulabilirsiniz, bu işin peşini bırakmayın. Ve de sizin orada takıldığınız noktayı bizim burada aşmamızı talep etmenin de bir düşünce tembelliği türü olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Her türlü sorunun üstünden gelebilecek anahtar size verildi. Bu anahtarı tepe tepe kullanın.

“Ben Kur’an’la ilgili yeni bir giz’e temas ettim” sorularına gelince. Bunları benimle hiç düşünmeden paylaşabilirsiniz. İkinci versiyon TDG’de, birinci versiyon okuyucularımızın aydınlatılmasını istediği pekçok noktaya yer verdik. Bunu üçüncü versiyonda neden yapmayalım? Soralım Dona’ya o da bize yanıt versin. O, bize yardımcı olmak, O’na doğrudan bir yol çizmek için burada.

sevgiyle efendim
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
03:15

Tartışmak… Ayetlerle tartışmak…

“Ulan bana bak sevmek öyle değil sevmek ALLAH cc iman etmekle olur halis müslümanın sevgisi başkadır”
Çok sevgili bir dostumuz bana internet forumlarında TDG adına girdiği bir tartışmanın metnini göndermiş. Yukarıdaki cümle, aldığı yanıtlardan biri. Ulan! diye başlayan bir sevgi cümlesi… Maazallah bir de aşk şiiri yazayım dese hepimizi havaya uçuracak demek ki…

Bu didişme metnini görünce, “Açın pencereleri…” kavramımıza biraz daha açıklık getirmemiz gerektiğini gördüm.

İçimizde bir coşku var ve bunu herkesle paylaşmayı istiyoruz. Bu çok doğal ve güzel birşey. Bu coşkunun yönetimi… İşte bu çok “cool” bir duruş gerektiriyor dostlar. Bir parça da sabır. Faz mantığının bir amacı da bu coşkuyu sabırla yönetebilmek. Sessizliğin 1. faz: Dipdalgası olduğunu bilmeseydim bu coşku benim de içimde patlardı.

Düşünmenizi istediğim birinci nokta şu. Bu insanlarla neden tartışma ihtiyacı içindeyiz? Amaç Tanrı’nın doğum günü’nü sınamak ise buna diyeceğim hiçbir şey yok. Sevgi cümlelerine ulan diye başlayan bir zihniyetten, Kur’an’ın sevgi düzlemine dair doğrulama beklemek uzun bir bekleyiş, lakin bu sizin vaktiniz, sizin seçiminiz. Biz gene de TDG’yi başka insanların üzerinde sınama yolunu seçmemenizi öneriyoruz. Sınamaya varız, ancak kendi zihinlerimiz üzerinden. Olumlu-olumsuz telkinleri bir yana bırakıp bu kitaba nasıl bakacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Karşı çıkacaksanız da bu sizin kendi kararınız olmalı.

Bu forumda bulunmanın nedeni TDG’yi kitlelerle buluşturma coşkusu ise -ki çok büyük çoğunluğun duygusu bu- o zaman size birkaç önerim olabilir.

Kişilerin kişilerle “tartışmasından” hayırlı hiçbir sonuç çıkmaz dostlar. Kaybetmeyi kimse istemez ve bu, tartışmayı kazanma içgüdüsünü kendi içimizde hakim kılar. Bu da egodur. Ego yüceltilmek istendikçe burnu yere sürten birşeydir. Kazanmanın hırsı ise kaybetmenin pratik bir yolu…

Düşünün ki siz karşı tarafı mağlup ettiniz… Bu, karşı tarafın bir ömür boyunca meydana getirdiği değerler sisteminin çökmesi demektir. Unutmayın ki bir “mağlup” asla TDG’nin sayfalarında barınamaz. Sorgulama güç ister, moral ister, heyecan ister, enerji ister. Mağlupların adresi bu anlamda asla TDG olamaz. Kaybetseniz de kazansanız da bu, TDG’ye arzu ettiğiniz katkıyı getirmez.

Zaten bana gelen havadis, (kinci bağlamında) dinci sitelerde TDG okuyucularının açtıkları başlıkların genel olarak site yönetimleri tarafından engellendiğini gösteriyor. Çok sağlam argümanlar atılıyor ortaya, karşı taraftan tık yok. “Huzur, kaçmaktadır” diyorlar belli ki.

Bu internet forumlarında bulunma amacımız, bu dili kanlı fanatikleri “bu tarafa” çekmek de olamaz. Onları burada istemiyoruz ki. Önce kendi hayatlarında nefreti değil sevgiyi hakim kılacaklar, ondan sonra “ver elini cennet”. Neden kitaba adından, kapağından başlayarak (onlara göre) “Gayri-İslami” bir konsept giydirdik? Hazır olmayanlarla, hazır olana dek buluşmak istemediğimiz için.

Çorbada tuz sahibi olmak için, kitabın adını ve genel olarak içeriğini kendi kelimelerinizle duyurmanız yeter. Böyle 100 tane kaçığın arasında 5 tane açık bulursak, bu dostlarımıza bizim web uzantılı bir yol açarsak işlem tamamdır. Buradan sonra iz sürmek kişinin kendi işidir.

Merak edenler için söylüyorum. Dona bu ortamlarda kimsenin onun adını kullanmasını istemiyor. Dona dostu olabilir, donaNIM vs. olabilir ama doğrudan Dona nick’ini seçmeyi kimseye tavsiye etmiyoruz.

Tebliğ mantığından genel olarak uzak duralım dostlar. Duymayı isteyenlere işittirelim sesimizi. Ruhen sağırlara senfoni konserleri düzenlemeyelim.

3. Faz Çatışma / Buluşma evet, ancak biz çatışmayı doğuran değil buluşturmayı başaran taraf olacağız, bunu hiç unutmayalım. Fanatikleri dize getireceğimiz nokta, “başarı” olacak. Çünkü onlar sadece gücün kendisine iman etme eğilimindeler. Tanrı’nın doğum günü’nün neler başardığını görünce, o forumlarda benden bile daha TDG’ci olacaklar bundan emin olun. O fazdaki işimiz de bunları içimizden ayıklamak olacak.

İsmini vermediğim (bakarsın karşı taraf siteyi geziyordur) patronuyla tartışan sevgili dostum. Baktın ki karşındaki, Hz. Muhammed’in milyonlarca özelliğinin içinden tek bir tanesini, birden çok eşi olmasını örnek almış kendine, senden ricam bunun bir mizah olduğunu farket. “O insanlık için kariyerini yarıda bıraktı, kendini insanlığa adadı. Sen de bırak bu işleri, bir hayır kurumuna devret şirketini, ada kendini, 144 hanım al, helal olsun sana” de. Tabi karşı tarafın kanının, aşağılardan yukarılara, “beyin” bölgesine dönmesini beklemelisin. Toprağa doğrultulmuş erkek aklı diyorum ben buna. Üstüne gitme. Gül sadece, neden güldüğünü de asla söyleme. Kıvransın : )

Şahsen ben de bu tarz tartışmalardan kendimi uzak tutuyorum. Söyleyeceğimi kurallarını kendim koyarak, kendi istediğim düzlemde söylüyorum. Biz iyimser enerjiyiz ve dikkat edin karşımızda hiç şaşmayan bir hakikat olarak karamsarları buluyoruz.

Karamsarlık çok yakıt gerektiren bir ruh hali dostlarım. Bu anlamda karamsarlık 12 silindirlidir. İyimserlikse güneşle beslenen fotosentezdir. Biz kendi kendimize mutlu olabiliriz. Onlarsa birilerine sıçramadan alev almaya devam edemezler. Elimizi, ayağımızı karanlık enerjinin her türlüsünden sakınalım. TDG adına bile olsa, bu insanların size sıkıntı vermesini istemem. İçinden cehennem geçen hiçbir karede yer almayın.

Zaten istemeyene vermek, “ikna”nın kendi etiğine de aykırıdır.
Karşındakini zorla ameliyat etmek, cerrahî değil adam şişlemektir : )
Özgür iradenin herşekline saygı.
Hastalıklı olanlarını karantinaya alarak tabi.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
03:18

Yeni film 2… Benden mektup var…

benden.JPG

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
10:39

Birol’dan… Çok yerinde tespitler…

Tartışma ve ikna üzerine, Sevgili TDG’ci dostlarım, “Gerçek”in bir yönü bize dokunur ve bilincimizi bir daha asla eskisi gibi olamayacak şekilde değiştirirse, sevinmemiz ve coşkuya kapılmamız doğaldır. Bulduğumuz bu güzel şeyi paylaşmak istememiz de. Ancak tartışma ve ikna çabası diğeriyle değil bizle ilgilidir aslında. İçmizde ki şüpheyi “diğerine” yansıtmak daha kolaydır. “O”nu ikna edersem şüpheye karşı bir zafer kazanmış gibi olurum. Forumlara girmem, aslında ilk kez bir yere yazı yazıyorum çok uzun süredir. Bu yüzden buRAK’ın yazma geregi hissettiği durumun detaylarını bilmiyorum. Yine de ikna çabasının niteliği ve yönü bir an için göz ardı edilirse birbirini ikna etmeye çalışan kişiler birbirine şaşılacak kadar benzer. Aslında her iki taraf ta kendisini ikna etmeye çalışıyordur. Birinde değiştirilecek bir yönü zafer çığlıklarıyla fark ettiğimizde, bu basitçe ve sıklıkla bizim kendi benliğimizin, değişimi gerektiren ve gerçeği çağıran bir parçasından kaçma çabası olabilir. O zaman tartışmaya girdiğinizi, ikna etmeye ya da edilmeye çalıştığınızı fark ettiğiniz an şu soruyu sorun: “ben bu durumu da kapsayacak bir farkındalık düzeyine nasıl ulaşabilirim, bana emanet edilen gerçeğe nasıl daha yakın olabilirim?”. Cehalete karşı en yapıcı tavır “O” nun da bir gün öğreneceğini, “Gerçek”in bir gün ama hazır olunca, “O”na da dokunacağını bilmekten kaynaklanan sabır ve şefkat olabilir. Sabırsızlık sıklıkla gizli inaçsızlığın işaretidir.

Yok “benim gerçeğim –ki aslında TDG düzeyinde “herkesin Gerçeği” olmayan bir şeyden bahsedilemez- burada ya da bu kişide çalışmaz sa?” türünden bir şüphe içinizde uyanırsa, içinize, ama korkuyla değil küçük bir çocuğa hissettiğiniz şefkatle dönün, kendinize “ne den korkuyorsun diye sorun ve gelen soruyu gerçeğin ışığında korkusuzca yanıtlayın. Yapabildiğimde ben de çok işe yarıyor. “ Kötülükle savaşmayın, iyiliği güçlendirin” ilkesini binlece farklı düzeyde çeşitleyebiliriz: “ Yanılsamayla savaşmayın gerçeği güçlendirin.”, “ Nefretle savaşmayın, sevgiyi güçlendirin.” “Cehaletle savaşmayın bilgeliği güçlendirin.”, “Hoşgörüsüzlükle savaşmayın hoş görüyü güçlendirin” vb… Gerçeğe ve onun kaynağı olan Tanrı’ya güvenmemiz gerekir. Aslında en ikna edici olan şey ikna etmeyi hiç amaçlamayan şeydir. Ne midir? “Sabah kalktığımızda kim olduğumuzu bilerek sokak kapısını açmak, fırıncıya bu bilinçle günaydın demek, dolmuşa bu bilinçle yol vermek. Bu bilinçle seçmek ve yaşamak. Hayatımız Gerçek’in en dolaysız kanıtıdır. Gözlerin –çoğunlukla- göremeyeceği ama hiç bir kalbin asla görmemezlik edemeyeceği ışıklı izler bırakırsınız hayata. Ve “diğeri” o izleri görür her gün, ta ki bir gün bir evde, bir arabanın arka koltuğunda ya da bir kitapçıda, üzerinde aynı ışığın parladığı bir kitap görene kadar.Ve artık ikna olmuştur. Sevgilerimle… Birol

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
13:48

Metin’den…

Sevgili!buRAK Yine,yeni,yeniden ve NUR-U hayat’tan hemen sonra! Her yazınla her hazırladığın T.D.G’ü filmleri ve müzik seçimlerinle,bizi hep kalbimizden vurduğun için.Yaşadığın her AN’ı bizlerle paylaştığın için, söz manası cok az gelecek ama yine’de TEŞEKKÜRLER. ……SEVİYORUM işte varmı diyeceğin.:)) Yalnız değilsin! (Sulugöz) Metin

- Beni de kendine benzeticeksin Metin, o olucak…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
14:08

Gerçek dostluk, dostunu üzmeyi göze alabilmektir. Nihayetinde onu sevince boğacağını bilirsen…

Benim için çok değerlisiniz. Çevremle görüşmelerimi minimuma indirdim. Hayatımı, herşeyimi karşımdaki bu sevgi dolu gönüllere daha fazla adayabilmek için.

Küskün mailler alıyorum. Bana sormayın, cevabın anahtarı sizde dediğim için.
“Anahtar bende yavrularım. Bekleyin. Yada şu konferansımıza gelin, hepsini çözeriz. Para üstü almayan var mı bu arada?” diyemem ben. Dersem bir farkım kalmaz. Ben, sizlere kanal olduğum bilgileri hakkıyla aktarmak ve sizi biliyorum diyen herkesten bağımsız kılabilmek için buradayım. Bilin ki bir gün bana ihtiyacınızın kalmaması da benim hedeflerim arasındadır. Kariyer planımın doruk noktası, emanetine riayet etmiş, huzurlu bir Karadeniz çiftçisi olmaktır. Lütfen kariyerimle oynamayın.

Diğer yanda da sizi kırmak en son isteyeceğim şeydir. Lakin söylediklerimin de %101 arkasındayım. Cevabını kendiniz bulabileceğiniz şeyleri bana gerçekten sormayın. Kendi hayrınız için. Bir de isminizi soyisminizi vermedikten, kim olduğunuzu belli edecek detayları ayıkladıktan sonra kendinizi insanlığa açmaktan çekinmeyin. Bir sorunu, bir sorununu kitleye açabilecek kadar cesursan, yolun yarısı bitmiş demektir. İçinize kapanmayın. BİR olmanın yolu bu dostlarım. Günahlarımızı da sevaplarımızı da paylaşabilmek.

Dostluğun temel taşı fedakarlıktır. Benim bu yaklaşımımın altındaki kodları çözerseniz, elinizde birbirimize güvenmek için daha çok sebep olur. Hele bütün kodları çözerseniz, aramızdaki sevginin ve birliğin nedenlerini dolduracak sepet bulamazsınız. Zamanla oturacak herşey biraz sabır…

Şunu asla ve asla unutmayın. Tanrı’nın doğum günü, bir guru pazarlama projesi değil. O guruların hepsinin toplamını cebimden de çıkarırım, bunu da belirtmeliyim (ehem ehem vakti). Lakin bizim amacımız bir buRAK miti yaratmak değil dostlarım. Amacımız … miti yaratmak, … miti yaratmak. Herkesin kendi hayatlarının efsaneleri haline getirmek.

Duyduk duymadık demeyin. Benim yolum budur. Taşları baştan aşağı sizin hayrınıza döşenmiş zaman zaman yokuşlu bir yol.
Ve ben sizin için dağlara oyduğum bu yolda, sizi bile karşıma almaya hazırım.

sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
14:42

Kulakların çınlasın Emin abi…

Bana mail atmıştı, şimdi tatilde. Cephen çok geniş der bana hep. Yerden göğe kadar doğru. Evet, kesimlerin herbiriyle ayrı bir hesabımız var. Bundan gurur duyuyorum. Lakin tek birşeyde zorlandığımı görüyorum. Yazacaklarımı yetiştirememek. Aynı anda 7-8 yazı üzerinde çalışıyorum, kafam zaten büyüktür iyice büyüdü.
Yazarken en büyük keyfim yazdığım yazıyı birkaç gün bekletmek, sonra ele aldığımda gözden geçirmek, orasını burasını süslemektir. Bunu yapamıyoruz tabi. Noktaya basar basmaz, yayına giriyoruz. Yazı stili olarak buna yeni yeni alışıyorum. Biraz hızlandım çok şükür.

Tüm bunların ötesinde v1.0.3′e çok önem veriyorum. O yüzden günlük mesaimin yarısını şu anda görmüyorsunuz. E.H. ile ilgili çizimler yakında gelmeye başlar. Gerçi o beni yormaz. Resim, beni besler.

Bir yanda da bu şeffaf yaşam çok hoşuma gitmeye başladı. Uzun zamandır görmediğim dostumla karşılaşıyorum. Dişin nasıl oldu diyor. Allah Allah diyorum dişimnerden biliyor?

İşin şahane kısmı şu. Cephe zaten geniş, bekleyen yazılar ise karşımızdaki cepheyi daha da genişletecek : )
Peki bu ne demektir? Tatil iptal : )
Aktaramazsam, içimde patlıyor herşey.
Benim topraklanmam, toprağa değil klavyenin tuşlarına basarak mümkün oluyor :(
Günübirlik tuzlu su? Belki olabilir.
Birazdan yeni, mavi gözlüğümü almaya gidiyorum.
Sizi daha iyi görebilmek içiiiin : )
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
14:48

İsim lazım değil. Gerçek bir arınma süreci içindeki bir dosttan…

Sevgili buRAK kardeşim;Madem hayatımızdaki hayalarımızı günahlarımızı ve güzelliklerimizi buradan paylaşacağız.İçimde TDG nü okuyalı beri fırtınalar kopmakta.Dostlarım hep TDg için birşeyler yaptıklarını sevinciyle gönül birliği yaptığımız toplantılarımıza geliyorlar.Ne kadar imreniyorum.Daha ben parmağımı bile kıpırtadamadım.Belki yarınlarda daha kuvvetli kolumu oynatabilmek için…Hayatımda sevgiyi gerçek manada yaşayamadım.Ban sevgi göstermeyenler beni belki sevmediklerinden değil,gösteremediklerinden olsa gerek.TDg ile beni karşılısız seven bir sonsuz kudretle tanıştım.Ama bu seferde kendimle iç savaşım yada hesaplaşmam başladı.Buna ego deyiniz, kendini bulamama deyiniz benlik deyiniz.Sarmaşık gibi her tarafımı sardışlar ve ben onlardan bir türlü kendimi kurtarıp başımı göğe doğru kaldıramadım.Hep ezik yaşadım.Gönlüm hep kırık oldu.Bu yüzden ben takdir edilmeyi çok severim.Belki bir kırıntı bile olsa başardıkları kimse tarafından takdir edilmemiş biri olarak…Sitede her okuduğum yazıdan sonra bazen ben bu dünyada ne kadar anlamsız bir adamım diyorum.Gözyaşlarıma boğulduğumda içimden bir ses;BEN YANINDAYIM ASIL HAYATA DİYOR.İşte o ses olmasa çok düşünmüştüm buralardan çekip gitmeyi.. Ama hayata asılmam için Allahım bana yanı başımda farkında olmadan yaşadığım ve gerçekten bana göre kesilip biçilmiş eşimi farkettim.O zaman ben sevmeyi denedim.İşte o zaman anladım ki aslında ben bir şey yapmıyormuşum.Ardından bu sevgi meyv verdi.Tanrının bir lütfu oğlumuz geldi.11 yaşında şimdi ve evliliğimizin 11 inci yılında gelmişti. Şimdi göz yaşlarına boğulduğum şu saatte yine içimdeki ses yine bana diyor ki;KORKMA YANINDA BEN VARIM ASIL HAYATA… asılacağım ve o sese ulaşana kadar.Bu ulaşma mesafesini kısaltmama vesile olduğunuz için size nasıl teşekkür etsem az. En samimi sevgi,saygı ve selam sizlere ve gönül dostlarına olsun..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
14:51

İsimlerimiz ikiye ayrılır…

1- Anne-babamızın bize verdiği isimler.
2- Yaradanın bize verdiği ruh isimleri.

Bazı mektupların ismini vermeyişimiz bundandır dostlarım. Dostumuz kendi ismini bilmediği için. Ve de onu bulma yoluna girdiği için.
sevgiyle
Shima

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
29
2007
14:57

Milliyet’te UFO haberi…

Sevgili Gülay yapmış, ellerine sağlık.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |