Tem
31
2007
21:00

Sinem’den…

Sevgili buRAK, Tanrı’nın doğum günü nü ikinci kez okuyorum.
İlk baskisini okudugumda bu nasil bir kitaptir diyerek, hayretler icinde ve buyuk bir zevkle okumustum, simdi ise genisletilmis baskisini, acaba atladigim seyler olabilir mi dusuncesi ve bazi gercekleri daha net gorebilmek adina elimden dusurmuyorum..yeniden ve yeniden ellerine yuregine saglik..
Kitabinin uzerinde basligin yaninda bulunan v. 1.0.2 dikkatimi cekiyor, mutlaka bir anlami oldugunu dusunuyorum..
Bir sakincasi yoksa nedir soylermisin?…
kitabinin en büyük ve gönüllü reklamcisi Sinem…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
00:05

Yeni kitap E.H. …

Dediğim gibi bu kitapta bilgelik ve görsellik birarada olacak. Hale az önce haberi verdi. Anlattıklarımı şekillendirmiş kafasında, yayınevi de fiyat teklifini onaylamış. Kendisine söylemedim de ben istediği ücreti az buldum : ) Nası söyliim, yayınevi beni havaya uçurur. Ben de konuşur senin için bir galibiyet primi organize ederim dedim. Başarıya, güzelliğe endeksli. Hale’ye helal olsun, bizim için çok güzel şeyler çizeceğinden eminim.
Şimdi bi sürü çizimler gidecek gelecek, çok seviyorum bu aşamayı. İlk kitabımın grafik boyutu 6 ay sürmüştü. İkincisinin ise 1.5 sene. Toplam 10 tasarımcı, bir de ben. Ne trafikti, ne keyifti. Yeniköyde toplanıp, acayip acayip şeylerin toplantısını yapıyoduk. Bir iltifat otomatı nasıl olmalı, radyoaktif nargile diye birşey olsaydı nasıl görünürdü falan filan… Hey gidi günler hey. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
00:07

Elif Athara’dan…

Ben şahsen ilk kez bir siteye bu kadar kararlı ve heyecanlı ziyaretler yapıyorum. Elbette bu sitede her an O’nun o büyülü nefesini daha direkt hissedebileceğimizin yansımalarını sezmiş olabilirim. Ve elbette bu site internetle ilgisi googledan ve kendi posta iletilerini kontroldan ileri gitmeyen bana bile müdavimlik ettiriyorsa eminim ki çok kimseyi de muhakkak çekecektir. Kitap gibi bu site de her daim zihinlerde, yüreklerde olmayı başaracak. Zira insan ya tekrar tekrar okumak, ya kalemi alıp paylaşmak, ya da O Efsunlu Kitabı, Kur’an’ı bu son tefsir aydınlığında çalışmak ihtiyacı hissediyor. Ve bu sonsuza dek yürek yüreğe sürüyor… Görüyorum. Biliyorum. Eminim! Son tefsir tüm insanlığa hayırlıdır. Gönlü ferahlatan her şeyde olduğu gibi, eminlik duygusu emin olmaya yeter

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
00:44

Şeytan bunun neresinde..

Sevgili buRAK, Amerika’da bir adam torununun içindeki şeytanı (!) çıkarmaya çalışırken polis müdahalesi sonucu hayatını kaybetmiş. Haberi okur okumaz TDG’ndeki indigo çocuklar aklıma geldi. Şeytan kimin içinde dersiniz? Sevgiler. Leyla
link

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
09:55

Özgür’den…

Sevgili buRAK;
Bu resmi 2 gun once cektim. fethiye hillside icinde D&R magazasinda tek basina duruyordu. tam da metal firtina serisinin yanina koymuslar. savas ve barisin sembolize edilisi gibi… hepsi yan dururken kendisi onyuzunde duruyor. almaya kiyamadim baskasi alsin okusun diye. paylasmak istedim. sevgiyle kalin butun TDG dostlarim.
ozgur_tdg.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
09:57

Onat’tan… Bak sen şu kerataya, telif istiyor bizden…:)

Merhaba; başlamadan önce yazımın ciddiyetsizliği ve hazırlıksızlığı için af diliyorum. (bunu yapabileceğini biliyorum. :)) tam uykuya hazırlandığım bir anda siteyi açıp göz atarken böyle bir yazı göndermek istedim. Aslında günlerdir aklımda olan bir fikirken bu; hem kitabı henüz bitirmemiş olmanın mahçupluğu hemde her yönüyle düşüncelerimi bir seferde bir yazıya sığdıramayacağım korkusu oldu. Bende enazından ufak ve beni gülümseten kısımlarını paylaşarak başlayım dedim. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
10:00

Mail gelmeyince, özlüyorum ben bunları. Okumayanlar efsanesinden bahsediyorum..:)

Ya bak arkadaşım sen şimdi belli bi frekans a geçip bu kitabı sana yazdırdıklarını iddia ediyorsan bende sadece şunu söylüyorum banada titanicdeki ölüler geldi türkiye ekonomisini düzeltmenin yolunu anlattı benim söylediğim ne kadar mantıklı geliyorsa senin anlattığında bu kadar mantıklı ters mantık yaparak insanların dini değerleri ile oynama halkımız bu konuda yeteri kadar eğitmiyor kendini ve sende bu durumdan rant elde etmeye kalkıyorsun….

- Üsluptaki yumuşamaya dikkat ettiniz mi? buRAK (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
12:24

Değişmemeye inat… İnsan psikolojisi…

Dostlarım, okumayanların yorumlarının biz okuyanlara çok şey öğrettiğini görüyorum ve mutlu oluyorum. Onları ve öfkeyle dolu bakış açılarını sitede yayınlamamızın sebebi onları kınamak değil elbet. Maksat, insanoğlunun söz inançlarına geldiğinde ne kadar kör, ne kadar savunmacı ve ne kadar zalim olabildiğini göstermek. Vahşi özümüzle yüzleşmek… Bu çirkinliğe dışardan bakmak, bilmek, tanımak ve bu yanımızdan uzak durmak.

Onlarla aslında hiçbir sorunumuz yok. Birgün hepsi burada benden değil, bizlerden teker teker özür dileyecekler. Siteye bir oylama mekanizması yerleştireceğiz ve samimi bulduğumuz özürleri sevgiyle kabul edecek ve olan biten herşeyi unutacağız. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
12:27

Emine devam… Web master’ın hakkından gelmek üzeresin…:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
13:03

Sensozen’den…

Sevgili buRAK, ortaokuldaki din öğretmenime aklıma takılan şu soruyu sormuştum: “Tanrı’dan korkarken onu nasıl sevebilirim?”. Beni çok tatmin edemeyen bir cevapla karşılaşmıştım. İçinde bulunduğum 33. yaşıma kadar ben sabırla kendi cevaplarımı topladım. Kitabında bu soruma ve diğerlerine cok net ve aydınlık cevaplar almak bana büyük bir huzur ve ümit verdi. Yalnız olmadigimi deneyimlemek ne kadar rahatlatıcı ve sevgi dolu! Kitaptaki aydınlık fikirlerin ve bunlarla ortaya çıkma cesaretin için (ben yapamazdım)sana çok teşekkürler. Neyle karşılaşırsan karşılaş, yolunun açık olacağından eminim :) Sevgiler

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
17:16

Abdest üzerine…

Ankara’dan sevgili bir dostumuz bir konuyu gündemimize getirdi. Bu konu benim kulağıma daha önce de gelmişti. Bu vesileyle kendisine çok teşekkür. Evet, bazı okuyucularımız Tanrı’nın doğum günü’nü okumadan önce abdest alma arzusu taşıyorlar. İçindeki çok sayıdaki Kur’an ayetinden dolayı. Bu konuya iki farklı açıdan cevap verebilirim. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
17:23

Ağustos demişken…

Benim doğum günüm 31 Ağustos efendim. Zafer bayramlarının ertesi günleri bendeniz, hep yeniden doğuyorum :)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
17:29

İsmail Barış’tan…

Sevgili buRAK, daha önce yazmıştım sana. “Tanrı’nın doğum gününü okuduktan sonra duyduğum coşkuyu dostlarımla paylaştım. Bu arada İrem can arkadaşımdır; senden söz ettim. O da tanışıklığını söyledi. İrem’le diğer iki kitabını kitapevi kitabevi gezerek aradık, bulduk ve okurken çoook eğlendik! O kadar eğlendik ki, gözlerimizden yaşlar geldi. İşte, hayatın gerçek tadı budur. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
17:36

İmzalı kitaplar…

Evet, bu iş için yeni sistemi kurduk. Kitapların ilk kısmı bugün yola çıktı. Kalanlar yarına efendim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
01
2007
18:07

Görme engelliler için TDG…

Az önce bir rica geldi… Daha önce sesli kitap düşünmüştük görme engelli dostlarımız için fakat sonra vazgeçtik. İşitsel yolla sunulan kriptolar havada kalacağı için. Kişinin metne dokunması gerekiyor herşeyden önce. Aramızda görme engelli dostlarımız için basılan kabartma harfli (bildiğim bu kadar) kitap basımları hakkında bir bilgisi olan var mı? Varsa hemen harekete geçelim.

sevgiyle / buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
15:11

Emine’ye…

Eminemizi özledik. Kuşlar söyledi, sıkıntılıymış bu aralar. Hiç üzülmesin, karamsarlık arada bir böyle hepimizi ziyaret eder. Sonra da geldiği gibi gider. Bu aralar, pekçok dostumuzun üzerinde böyle bir ağırlık var. Yeniden doğuşun doğum sancıları bunlar. Çok güzel olacak çok.

Tanrı’nın doğum günü’yle ruhumuzu hatırladık, ruhumuzla buluştuk. Ve sonrasında da beden taşımak iyice ağır gelmeye başladı. Ruhsallaşma ve fizikselleşme, bu ikisi dengeye oturduğu zaman, işte o zaman değmeyin keyfimize…
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
19:36

Bengül’den…

TDG’yi okudum.simdi tekrar okuyorum.Hic tereddutsuz aradyip haber verdigim arkadaslarim da okuyorlar.Bir iki arkadasim daha var ama onlar icin kadir gecesinin gecmesini bekliyorum.sevgili buRAK benim 8 yasinda oglum var.Arda zaman zaman degisik cikislarda bulunur.karekter olarak oldukca sakin,sevecen ve duygusal…harika bir cocuk desem daha kisa ve iyi olacak:) iki ay kadar once bizleri secerek geldigini soyledi cok sasirdim.saskinligim gecmeden hayatin playstation oyunlari gibi oldugunu soyledi.gameover olunca yeniden baslaniyormus…buna benzer tanri ve hayat hakkinda dusunceleri var.Bir gece aglayarak (o zaman 7 yasindaydi)arda oldugunu bildigini ama aslinda baska birsey oldugunu soyledi.Anlatamiyorum anne dedi anlatamiyorum.panik olmustum o zaman,bende aglamistim ne diyecegimi bir turlu bilememistim.simdi hazirlikliyim, tesekkur ederim.

- Hep diyorum. Bu ufaklıklar bi konuşsa, bizim bu kadar uğraşmamıza hiç gerek kalmayacak. Asıl ilim onlarda. İlmin kaynağından yeni geldiler ve tertemizler. Onlar unuttuğu için hatırlatıcıyız biz…

- Bu arada atlamışız, bu da Özlem’in 4.5 yaşındaki oğlundan, bu vesileyle;

“Dün okuldan aldiktan sonra yolda bana bir sürü hikayeler anlatti. Bir ara dedi ki “Anne, arabamiz kirilirsa biz öler miyiz? Bilmem dedim, nasil kirildigina bagli, belki de öleriz dedim onun diliyle. Bana ne dedi biliyor musun: anne üzülme, Allah baba bizi yeniden yaratır”

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
19:58

Kaderle ilgili yeni bilgiler geliyor…

Bugün sitede yayınlayacağız. Herkesin, bilmesinde yarar var. İvedilikle…

Edit: Bu gece, uzun bir gece olacak…

Edit 2: Bu gece bir yere ayrılmayın. Tanrı’nın doğum günü’nü okuyan dostlarınız varsa, onlara da haber verin.
Bu bilgiyle benimle eşzamanlı buluşmanızı çok ama çok istiyorum.

Edit 3: Geliyor…

sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
20:00

Eyüp’ten…

bu ne kardeşim böyle hiç okumadım saçma eserini ama coşunda okumam.zamana yazık sana yazık. İsmi bile insani küfre sokuyor. LEM YELİD VELEM YULED.

- Küfre sapman bu kadar kolay mı?

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
22:51

DONA’NIN K-D-R BİLDİRGESİ birazdan yayında…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
29
2007
23:11

Dona’nın K-D-R BİLDİRGESİ…

Herkes kaderi ömürlük zannediyor…
Hayır öyle değil…
Kader, bir ömürlük değil…
Kader, bir senelik…
Başladığı gibi bitmiyor, kader işleyişiher senenin başında yeni baştan yazılarak yürüyor.
Levh-i mahfuz; Herşeyin kaydedildiği kitap.
Yıllık kader bilançolarının toplamı…
Mut-suzluk, u-mutsuzluk had safhada bugünlerde…
Doğum sancıları bunlar…
Sancılı olanlar…
Yepyeni bir kader onları bekliyor.
Yeni hayatlarına hazırlanıyorlar onlar…
Gözünüz aydın olsun ki;
Kadir gecesi geliyor küçüğüm…

KaDeR ve KaDiR…

Aynı kökün iki farklı tekamül hali,bu kelimelerde gizli…Kadir gecesi;Kendi kaderine kadir olmanın gecesi…
Varlığının dizginlerini eline aldığın o gece…
Kendi dizginlerini bir geceliğine, tümüyle eline tutuşturduğumuz o gece…
Varoluşun karanlık günlerinde,henüz güneş yeryüzünü aydınlatmamışken sizden o sözü aldığımız o gece…

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” onlar: “Evet, şahid olduk” demişlerdi. Kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
Kur’an-ı Kerim Araf Suresi 172. Ayet

Ruhun tekamül etme macerasına kendi hür iradesiyle karar verdiği o gün, varoluşun mutlak miladı olarak kabul edilir Rahman’ın katında.
Fani zamanların değil, sonsuz zaman kipinin “gecesi”dir o.
İnsanlar Kadir suresinin 2. ayetinin üslubunu yadırgarlar.
“Terslendiklerini” düşünürler.
Diyanet tercümesini okursan, bu duyguyu daha yakından hissedersin.

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 2. Ayet (Diyanet Çevirisi)

Hayır öyle değil…
O Ayet, Kadir’in bildiğin-bilebildiğin gecelerden biri olmadığını anlatmak istediği için “tersliyordu” gerçekte seni…

İslam alemi, Kur’an’ın Kadir gecesi indirildiğini bilir.
Bunda şaşırtıcı bir durum yoktur.
Tevrat, Zebur ve İncil…
Kadim bilgilendirmelerin tümü, insanlığa o gecede sunulmuştur.
Kur’an’ın vahyedildiği gece de bu yüzden Kadir’dir.
Tanrı katında isim verilmiş tek gecedir.
Müslümanlar, Kur’an’ın Kadir gecesi indirildiğini bilirler.
Oysa o kutlu gecede “indirilen” sadece Kur’an değildir.
Tercümanın kendi fikrini temsil eden o parantezi kaldır.
Kaldırdığın anda, yeni bir bilginin “indirilmekte” olduğunu göreceksin…
İşte şimdi sıkı dur…

Gerçek şu ki, Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 1. AyetKadir gecesinde “indirilen” gerçekte sendin küçüğüm…Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 4. Ayet

Kadir gecesi, Tanrı’nın insana ruhundan üflediği kutlu gecedir.
Ademin, yani ruhun varolduğu gündür.
İnsan kelimesinin sonsuz zaman kipindeki halidir;

Kadir gecesi, “bin aydan” daha hayırlıdır.
Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi 3. Ayet

Şimdi sureyi baştan sona okuyabilirsin;

Kur’an-ı Kerim Kadir Suresi
1- Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.
2- Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
3- Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
5- Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir o.

Fecr “şafak” demektir.
Fecr, gece “karanlığından” sonra gözler aydınlığı sabahın başlamasıdır.
Kadir, varoluşun varolmaya başladığı ilk gecedir, sabaha kadar geçen vakit ise ruhun tekamül macerasıdır.
İnsan şafak sayan tezkere askeri gibidir.
Gündoğumu ise…
Gündoğumu cennettir…
Geceden sabaha geçen vakit nefes alarak, çırpınarak varolmaktır…
Güneş, Rahman’ın katında Kadir’in adı “gece” olarak konduğu için bu kadar aydınlıktır küçüğüm;

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
Kur’an-ı Kerim Nahl Suresi 12. Ayet

Oruç’un gizemi de burada gizlidir.
Kur’an’daki Ramazan, tekamül macerasının simgesel anlatımıdır.
Yeryüzüne inen ruh, artık fizikselleşmiştir.
Cennetinden feragat etmesidir bu.
Yuvadan ayrılması, varoluş gurbetine doğru yola koyulmasıdır.
Artık Rahmanın sonsuz rahmetinden, sınırlı ölçüde yararlanıyor olmasıdır.
Varoluş küçüğüm, gıdasız kalmaktır…
Varoluş, tüm bu yokluğun içinden herşeye karşın güçlenerek çıkmaktır.
Ramazan bir aydır ve “bin aylık” tekamül yolculuğunun kodlanmış anlatımıdır.

Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır…

İnsanoğlu, Ramazan boyunca, kendi ruhsal macerasıyla yüzleştirilir.
Açtır, susuzdur.
“Karnı tok” olduğu günlerin özlemiyle doludur.
Ta ki Kadir gecesine kadar…
Kur’an’ın Ramazan’ı o gün biter.
Devam eden kültürel Ramazandır.
Aç susuz geçen bu debdebeli ayın ardından kişiyi bekleyen tek bir şey vardır;Bayram…
Bayram yani Cennet…
Kur’an, Müslümanlara oruç tutun der, diğer yanda da hiçbir biçimde “bayram kutlayın” demez.
Bunu Kur’an emretmemiştir, buna bir kişinin, bir halifenin “yetki kullanarak” karar vermesi istenmiştir.
İnsanlığı temsil eden o yetki sahibinin adı Muhammed’dir…
Allah’ın kulunun oğlu Muhammed…
Kadir gecesi itibariyle kendi kaderine kadir olan ruh, bayramı kutlamaya kendi inisiyatifiyle karar vermiştir.
Kaderine kadir olanın cennetidir bayram…
Oruç bitip de, tekamül tamamlanınca yetişkin bir halifedir artık ve her halife gibikendi kararlarını buyruk almadan, kendi yetkisiyle hayata geçirir olmuştur.
Bayram,varoluşun sıkıntı dolu yoksun günlerinden, özgürlüğe geçiştir.
Bunu haketmiştir.
“Oruçla geçen bir ayın” ardından…
Ruh “yaşamış” yani kendi orucunu tutmuştur…
Kadir gecesini nasıl değerlendirmek istediklerini soruyorlar.
Onlara söyle…
O günü kendilerine ayırsınlar…
İmkanlarını sonuna kadar zorlasınlar…
Çalışan, işinden izin alsın…
İmkanı olan o gün çalışmasın…
İmkanı olmayan ise imkan dilesin…
Korkmasın…
Ne pahasına olursa olsun, o günü kendilerine ayırsınlar…
Oruç kelimesinin ikinci anlamını yaşasınlar doyasıya…
“Sussunlar”…
O günü, o mübarek geceye hazırlanarak beklesinler.
Geçmişlerinde kalan herkesle ve herşeyle barış imzalasınlar.
Zihnen tüm geçmişleriyle helalleşsinler…
Gelecekleriyle buluşabilmek için bu gerekli…
Yaradanla yaradılanın b1r olacağı,
Rahman’la Rahim olanın arasındaki sınırların iptal edileceği
o gece için sorularını hazırlasınlar…
Evlenmeli miyim?
Boşanmalı mıyım?
Çalışmalı mıyım?
Bırakmalı mıyım?
Tanrı’nın doğum günü…
Okumalı mıyım?
İnanmalı mıyım?
Güvenmeli miyim?
Yükümden arınmak için neler yapmalıyım?
Kederden arınmanın,
Kaderine kadir olmanın tüm sırrı,
dileyen herkesle paylaşılacak o gece…
Kutlu kararların gecesi o ve bil ki,
bu yıl yaşamana yada ölmene kararın verileceği gecedir.
İşte bu yüzden;
Rahman’a olan tüm sorularını hazırlasınlar.
Ve en önemlisi;
CEVAP ALMAYA HAZIR OLSUNLAR

Doğrudan O’na

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
13:40

Zafer Bayramımız kutlu olsun efendim…

Kutlamalarda herkesin yüzünden düşen bin parça. Yahu böyle bayram olur mu.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
13:42

Ayşe’ye tebrik…

Bizim için güzel güzel TDG filmleri hazırlayan … Ceylan Stüdyoları, youtube’da bugün en çok izlenen 39. müzisyen olmuşlar. Rakamlar dünya sıralaması efendim. Tebrikler, yaşa, varol diyoruz : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
13:45

Seyma’dan…

buRAK merhaba… yazmak için erken belki çünkü henüz kitabı okumayı sürdürüyorum. İnternetten tesadüfen (mi?):) rastladığım kitabın adı açıkçası ben de negatif bir duygu yaratmamıştı zira kastedilenin tam da senin kitapta bahsettiğin gibi bir yaklaşım olduğunu düşünmüştüm. Mecazi anlamda yakalanan bu yeniden anlama,dinleme,öğrenme, akıl yürütme, inanma ve tekamülün ayak sesleriydi. Küçük bir çocukken rahmetli babaannem “kılmadığınız her rekat için 80 yıl cehennemde yanacaksınız” dediğinde içimde oluşan dehşeti tarif bile edemiyorum ve o söze karşılık bir savunma yolu idi “olsun, nasılsa ölü olacağız acı çekmeyiz ki” demem ki çocukça bir yanıttı elbet. Ruh-beden ilişkisini henüz algılayamadığım -algılatılmadığım mı demeliyim… ki o şanslı çocuklardan değilmişim galiba :))- bir yaştaydım. Kur’an’ın türkçesini okurken farkına varmıştım;öncesinde korkunun hükmedildiğinin ancak hemen arkasından gelen bir ayetle merhametin ve yüceliğin,sevginin ve affedilmenin müjdelendiğinin. Her satırında durup muhakeme etmemi sağlayan kitabın, yaradanıma duyduğum inancı, güveni ve hayranlığımı destekledi. Ayrıca itiraf etmeliyim ki zaman zaman kıldığım namaz sonrasında içimde engelleyemediğim bir secdede kalma (isteğimin)durumumun yanıtını da aldım kitapta. Ve daha bir çok sorunun yanıtını. Kitaptan etkilenerek yapılan yorumlara katılıyorum. Tekrara düşmemek adına yazmayacağım. Yazılacak ve hissedilenlere, bilgiye dair paylaşılacak çok şey var elbet. Daha önce isminin tercih ettiğin yazılışı ile ilgili bir açıklama yaptın mı bilemiyorum ancak bugün baktım da;”RAK” arapça “beyaz sayfa” anlamına gelen bir kelime. Küçük bir hesaplama ile harflerin alfabetik sırasına göre toplamı= 9 …:) sevgimle; selam herkese.

- İlk defa duydum ve bu; RAK olayı çok hoşuma gitti : ) Teşekkürler Seyma..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
15:57

Naptın sen Seyma…

RAK’ın Arapça’da beyaz sayfa anlamına geldiğini öğrenmek nasıl güzel bir doğumgünü hediyesiydi… İsmimi böyle yazmamın hikayesini paylaşmalı artık. 2002 yılı… Remzi Kitabevi’ndeyiz. 3 ayda yazmışım, 8 ay sürmüş Yıl 2binyüz2′nin mizanpajını yapmamız. O kadar emek var üzerinde. O kadar Başak burcuyum işte : )

Ve artık baskıya giriyoruz. Ömer Bey’in odasındayız. Son sözü söylüyor;
- Yapmak istediğiniz başka birşey var mı? Düğmeye bastığım anda baskıya giriyoruz…

Kitabın kapağı önümde duruyor, bana bakıyor.
Bişey dürttü bi anda, doğruldum. “Adım”, Adım yanlış yazılmış”.

- Nasıl yani buRAK Bey?
- Benim adım aslında böyle yazılıyor; buRAK özDEMİR.

Daha önce böyle bişey düşünmüş müydüm? Aklımın ucuna gelmemişti. O anda bişey dürttü işte. Aradan geçen 6 yılda, sürekli adımı düzelttiğimi biliyorum. buRAK değil buRAK, lütfen dikkat.
Neden? Hiçbir fikrim yok.

İlk defa eşim söyledi. Evet budur, bu-öz gerçekten de! Evet ya, bu-öz ne güzel bir tesadüf, bu kadar sıradan bir isim için… Sonra okuyucularımız aynı şeyi söylemeye başladı, çok üzerinde durmadım. Çünkü, tam olmayan şey eksik değil, sıfırdır benim için. DEMİR de tamam. Ama RAK’ın bi anlamı yok ki… Seyma’dan öğreniyoruz. Herşeyi merak ettik araştırdık, hiç aklıma gelmemiş bakmak, şimdi baktım ben de etimolojisine. bu-öz olayı tamamlandı, demir gibi beyaz bir sayfayla…

Şu tesadüfler yok mu… Dünkü K-D-R bildirgesinin nasıl doğduğunu da paylaşmalıyım dostlarımla.

Nurtopunun başındayım. Yazıyorum bişeyler. Bir anda bir ses;
- Kader-Kadir…
- Ne?
- Kader ve Kadir…
- Bu da ne?
- Kader ve Kadir aynı kelime kökünden geliyor…

İnsanlar benim, Dona’ya teslim olduğumu, hiç sorgulamadan ne derse yaptığımı, mahkemedeki katipler gibi “yaz kızım” dendiğinde hemen kaleme sarıldığımı zannedebiliyor. Ben, aynı benim ve her duyduğum sesi ölümüne sorguluyor ve sağlamasını yapıyorum.

Anladım ki yeni bişeyler geliyor… Ama önce Kader ve Kadir’in aynı kökten geldiğini gözlerimle görmem lazım benim. Ne malum, nereden bileceğim ben senin Dona olduğunu?

Yerinden kalkmayacak kadar ağır bir sözlüğüm var. Arapça – Türkçe… Arapça harfler üzerinden yavaş da olsa bulabiliyorum aradığım şeyi. Bu sefer biraz uzun sürecek belli ki…

O anda MSN listeme baktım, Arapça bilen dostlardan kimse var mı? Biri var. Kader ve Kadir aynı kökten mi geliyor diye sormadım. Şartlamış olabilirim öyle sorarsam çünkü. Kader’in kelime köküne baksana sen de bir koldan. Cevap biraz sonra geldi… Şimdi de Kadir’e bak. İkinci cevap geldi;

- Aynı kökten geliyorlar. GADERA’dan…
- Tamam teşekkür ediyorum, Dona doğru söylüyormuş.
- Dona hep doğruyu söylemiyor mu zaten : )
- Olsun. Benim gene de sorgulamam lazım. Karakter meselesi : )

Tamam teslimim dedim ve metin, zincirlerinden boşaldı. Kan-ter içinde yazmaya başladım.

Bu sırada, dışardan görüntü itibariyle hiçbir farkım yok, eşimin gözünde. Her zamanki gibi bişeyler yazıyorum. Fakat… Ona bişeyler oldu. Kafamı bir çevirdim ki, başına korkunç bir ağrı saplanmış. “Ne olduğunu anlamadım bir anda oldu” dedi. Nurtopunu bıraktım yanına gittim. Başını okşadım. “Ne olduğunu ben biliyorum” dedim. “Dona geldi…” Belki de haber vermeliyim ona bu durumlarda. İşin heyecanına kapılsam da… Evden çok yüksek bir enerji hattının geçmekte olduğunu, bir anlamda evimize görünmez bir yıldırımın düştüğünü bilmesinde fayda olabilir…

Gerçekten mi dedi?
O anda telefonuna Handan’ın mesajı geldi.
- Tamam herkese haber verildi. Tatilde olanların dışında hepimiz sitedeyiz, bekliyoruz. Sabırsızlıkla…
- Neler oluyor buRAK?
- :)

Kulağımda her zamanki gibi müzik. Avazı çıktığı kadar bağırıyor. Bu kadar yüksek sesli müziğin hayatımdaki yeri vazgeçilmezdir. Kendi içsesimi bile duyamam. Ve bu yüzden gerçekte bu gürültü, benim için müthiş bir sessizliktir. Bu yüksek ses duvarını, sadece ve sadece tek bir ses aşıp bana gelebilir. O’nun sesi…
Bu kadar yüksek bir duvarı ancak O aşabilir.

Birkaç gündür bir albüme takıldım. K-D-R metnini yazarken de o albümü dinliyorum. Tavsiye edecektim herkese ama birşey beni durdurdu. Albümün hikayesi başkaymış meğer…

Sanatçımızın adı Dolores O’Riordan…. Hani, şu Zombies şarkısıyla meşhur Cranberries’in solisti.
Çok severim kendisini. O beni tanımaz ama olsun : ) (hayatım kardeş olarak görüyorum ben onu)

Şimdi tesadüf dediğim şeye gelelim… Komple dinledim ve albümden iki tane şarkıyı seçtim. Belli ki bunlar benim şarkılarım. Sözlerine dikkat etmedim, müzikleri yeterliydi…

Benim ses, bana Kadir asla sıradan bir gün değil dediği sırada Dolores’in söylediği şarkının adına dikkat ettim;
- Ordinary Day (SIRADAN GÜN)

Sözlerini Türkçeye çevirdim. Bakın bakalım bizim güzel kız Dolores’in “kaynağı” ona neler fısıldamış.
Biz, Kadir metnini kaleme alırken, İngilizce olarak neler duymaktaymışız meğer…

SIRADAN GÜN

Bugün sadece “sıradan bir gün”
Kendine güvensizliği at üzerinden
“Karanlık” aşınacak, görebiliyorum
Gözlerimin köşesine baktığımda
“Günışığının patlayacağını” görebiliyorum
Gökteki çölden bu kadar uzaktayken…

Güzel kız,
Benim ilham kaynağım olmaz mısın?
Güzel kız,
Aşkını fırlatıp atma,
ŞU DÜNYADA HANGİ ŞEY,
ŞU DÜNYADA HANGİ ŞEY
SENİNLE ARAMIZA GİREBİLİR?
Güzel kız, güzel kız,
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım
Asla uğratmayacağım…

Bugün, SENİN GÜNÜN başlıyor…
Hayat göründüğünden daha karmaşıktır…
Her zaman kendin ol bu yolda…
Rüyalarının ruhuyla yaşa…
Güzel kız;
İlham kaynağım olmaz mısın benim?
Güzel kız,
Aşkını asla fırlatıp atma…
ŞU DÜNYADA HANGİ ŞEY,
ŞU DÜNYADA HANGİ ŞEY
SENİNLE ARAMIZA GİREBİLİR?
Güzel kız, güzel kız
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım
Asla, asla…

… müzik arıyordu harıl harıl.
K-D-R filmi için…
Aradığı müzikleri bilgisayarında bir türlü bulamıyordu,
Sabaha kadar hiçbişey yapamadığını ilk defa gördüm.
Müziği bulamadı bir türlü.
Ben ona bir tane göndermiştim bu güzel olabilir diye,
Hayret benim gönderdiğim de eline ulaşmamıştı.
Bu filmin şarkısı Ordinary Day olduğu için olmasın sakın?

Eee bu arada, Dolores’in kulağımda tınlayan ikinci şarkısına baktım demin.
Acaba onun da bir “anlamı” olabilir mi diye?
: )
Şarkının adı Human Spirit’miş… Yani;

İNSAN RUHU

Hayatın seni tüketmesine izin verme,
Seni midesine indirebilir yoksa…
İnsan ruhunu görebiliyor musun?
Söyle bana neden saklanacakmışım?

Ve avucumun içindeki kalbimle
Ve kalbimin üzerindeki avucumla
Ve avucumun içindeki kalbimle
Bu, bu bizim planladığımız gibi değildi (bu cümle beni perişan etti. K-D-R bildirgesinde Araf Suresi 172. ayetle penceresinden bakınca…)

Aşkı aldatma
Sadece kendini aldatmış olursun
İnsan ruhunu görebiliyor musun?
İçinde boşluk mu var?

Ve avucumun içindeki kalbimle
ve kalbimin üzerindeki avucumla
Ve avucumun içindeki kalbimle
Bu, bu bizim planladığımız gibi değildi…

İnsan ruhunu görebiliyor musun?
İçinde boşluk mu var?
İnsan ruhunu görebiliyor musun?
İçinde yalnızlık mı var?

Ben sizin yerinize telaffuz edeyim isterseniz…
PES!

: )
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
17:16

“Tanrı resim çizerse”… Zahide göndermiş… Mükemmel…

image10.jpgimage11.jpgimage12.jpgimage13.jpgimage5.jpgimage6.jpgimage7.jpgimage8.jpgimage9.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
18:36

Zahide’den…

Bunu daha önce koydum mu koymadım mı hatırlamıyorum. Bana daha önce gelmiş miydi gelmemiş miydi onu da çözemiyorum. Ama çok güzel. Bunu biliyorum işte : )
Zahideme not: Canım benim, bunların hepsi geçer..

fantastictrip.pps

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
30
2007
22:21

K-D-R Bildirgesinin filmi yolda…

Müzikler Dolores’ten…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
31
2007
00:07

Huzurlarınızda K-D-R filmi… Tam ekran izleyiniz… Sesini açınız…:)

k_d_r.JPG

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ağu
31
2007
00:27

Dilek’ten…

Merhaba buRAK Bey, Ben muhtemelen bu kitabı ilk alanlardanım. Haftalarca en çok satanlar listesinde görmeye çalıştım Tanrının Doğum Gününü çok beğenmiştim çünkü. Ama sonra bıraktım beklemeyi hakkettiği yeri bulamadı diye üzüldüm. Herkese tavsiye ettim . Kimi cesaret edemedi kimi uzun buldu kimi de çok beğendi. O dönemlerde sitenize girdiğimde ayrıntılı bilgi yoktu. Ekim-Kasım aylarım sürekli sizden bahsetmekle geçti. Bugün kitap araştırması yaparken şöyle bir aklıma geldiniz kitap ne durumda diye ve açıkçası sevindim. Hakkettiği yere geldiğine inanmasam da sevindim yine de. Çok insan okumuş çoğu mesajı almış ve kitabın hakkını vermiş. Gelişmelerle ilgili blog sitesi muazzam olmuş. Gerçi biraz uzun ve sonu yok hiç bitmiyor ama napalım nereye kadar okuyabilirsem artık. Tabikide hepsini okuyamadım :) Kitabı ilk aldığımda yoktu böyle birşey. Olsaydı eğer bende 1-2 bişey yazardım neyse şimdiye kısmetmiş :)) Şöyle bir eleştirilere baktım. Onları da anlamak lazım. Yenileğe kapalı, sözcüklerin kullanım alanını daraltan ve malesef çoğunu da anlamayan bir toplumda yaşıyoruz. Bildiğini değiştirmek inandığının alında o olmadığını kabul etmek zor bişeydir. Bence de takamülünün hangi evresinde olduğun bunun için önemli birşey. Biliyorum ki bir gün çok insan anlayacak ne demek istediğini bu kitabın. Doğru da olsa yalan da olsa kitap din konusu üzerinden gidilerek nasıl bir insan olunmasıyla ilgili mesajlar veriyor. Bence iyi insan olmak çok kolay. Bu kitap sayesinde anlıyoruz ki Kuran-ı Kerim dini yolu göstermekle beraber aslında yaşamın anahtarı. Ellerinize sağlık . Biraz geç oldu ama çıktığı an aldığıma ve okuduğuma göre bu tebriğin geçliği çokta önemli olmayacaktır sizin için :) En çok merak ettiğim şeylerden biri ise kitapta da bahsettiğiniz gibi başak burcumusunuz. Yoksa özelliklerini araştırıp kitabın yazarına uygun olur diye sadece Tanrının Doğum Günü içinmi seçtiniz bu burcu. Cevap gelirmi bilmem sadece gelsin diye dua edebilirim :)) Sevgiler Dilek

- Ehem, reklam olucak belki ama sahiscikten de Başak burcuyum : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |