Zeliha’nın az önce gönderdiği mektup… Ankara’da sigara bırakma merkezinde bizim kitabın tavsiye edilmesi… Son günlerde dokunduğum hiçbir çakmağın ateş almaması… Ve en son da benim Captain Black’i bulunduğumuz muhitte hiçbir yerde artık bulamamaya başlamam…
Evet efendim bıraktım kendisini. Sigarayı yani. Zaten çok utanmaya başlamıştım kendimden. Gerçi iznim vardı, beklediğim bir tarihe kadar ama artık beklemekten de vazgeçtim.
TDG sonrası halen sigara içiyor olmak, garip bir zevk veriyordu aslında bana. Böyle bi zaafla içiçe yaşamak, bana insan olduğumu hatırlatıyordu”Ruhsallaşma, bilgelik, tekamül herşey bir yana ben bir insanım.” Eski benden kalma bir nostalji… “Çatır çatır içiyorum sigaramı…” Dum tabi. Artık, böyle bir lüksüm kalmadığını hissediyorum.
Yeniköy’den ananemin evine geçtiğim dönem. Cepte kuruş yok lakin bu gariban fiziksel beden, hovarda günlerden beri alışmış Backwoods cigar’larına. Napıcaz nedicez. Etrafta da inandırıcılığı olmuyo insanın. “Abey valla billa para yok dediğin sırada, elde puro olması hiç de olmuyo : )
İndim Beyazıt’a, Polonya pazarına. Çok şık, 6 YTL’ye bi tane sigara sarma makinesi aldım kendime. Çeşit çeşit tütün. Sarma kağıtları. Filtreler. Tekel fabrikası kurucam eve.
Off ne keyifti ama. Ayda yılda bir bi mekana çıkmamız gerekirse, Red Kit gibi sigara sarmaya başlıyorum. Elimdeki metal zımbırtıyla. İnsanlar etrafıma toplanıyor o sırada. Sigara karşıtı arkadaşlar bile, yahu ne kadar yakıştı bu sarma işi sana demeye başlamış : )
Krizden fırsat yarattık yani. Kendi sigaralarımı üretttiğimde, kendi kendime bi sürü deney yaptım. Değişik tütünlerden harmanlar vesaire. Pipo tütününü çok severim. Pipoyu sigara formatına sokmayı başardım Türk mühendisi olarak. İlk ben içicem tabi, halkıma sunmadan önce. İki fırt çektim, başım döndü bayılıyodum. Pipocu onu çekmiyoki o kadar içine. Ben sigara içicisi olarak kökledim tabi, yanlış oldu, kafa yaptı çok kötü : ) En son Hollanda tütününe bi tutam pipo tütünü attığım formülde karar kıldım. 1 sene sardım durdum.
JanDHARMA olmaya bi hafta kala normal bir sigaraya geçtim. Orada saramayacağım için. Askerliğim başladı. Ruh çok ağır bir yük altına girmiş. Ben naptım? Cart, sigarayı bıraktım o halde. Mesaj belli. “Sen bu yükün daha fazlasının da üstesinden gelirsin.” Kendime acımamayı gerçekten seviyorum. Bu sayede çok geliştiğimi hissediyorum. Ne zaman ki acemilik yani en zor günler geçti, ben gene başladım.
Aslında sigarayı daha önce bir kere daha bırakmıştım ben. Fakat bıraktığım ilk günü hiç unutmuyorum. Arkadaşımın doğum günü var. Mekana bir hışımla girişim var ki, zannedersin doğum günü kutlamaya değil mekanı basmaya gelmişim. Nikotinsizlikten, sinirler tepede malum : )
Dünyanın en güzel yemekleri açık büfede bekliyor… Ben varoluşumu sorguluyorum o an. Kardeşim Türk kahvesinin yanında bi cigara tellendiremiyceksem, ben neden yaşıyorum ki? Zaten neden geldim ki buraya? Bu insanlar neden bu kadar çok gülüyor? vesaire : )
22 gün içmedim.
Ama aynı zamanda 22 gün de tek satır yazmadım.
Ne zaman ki yazmaya oturdum, çaktım bi tane sigara.
Zihnim öyle şartlanmış. Bi nefes çektikçe çalışacak şekilde programlamışım.
Hakikatan çekince de güzel şeyler çıkıyor.
Şimdi bütüüün o programlar baştan sona değişecek. Offf…
Şartlanma diyince aklıma geldi.
İlk kitap, Yıl 2binyüz2 çıkacak. Yığınla görsel çalışma var. Bir de ressama ihtiyaç duyduk. Tanrı-tanrıça resimleri yapacak bize. Post-modern bir mitoloji var kitapta. Alışveriş tanrısı; Nemarka, Cinsel piyasa tanrıçası; Estetya gibi…
Ofis Beyoğlu’nda malum. Bi kafenin önünden geçerken bir baktım, kafenin tavanını boyayan biri. Zannedersin Michelangelo, Sistine kilisesinin tavanına resim çiziyor, öyle ciddiye almış işini. Hah dedim, bana da böyle bir deli lazım. Boy aşırı kısa, kilo aşırı zayıf, saçlar aşırı uzun, kaşlar aşırı korkunç. Böyle enteresan bir tip.
Para pulda anlaştık. Geldi ofise. Briefimi verdim. Abi dedi, “benden güzel bir iş istiyorsan ot sarmam lazım.” Yoksa çizemem dedi. Ben de burası işyeri, bi daha duymiim böyle bi talebi dedim. Gizlice içtiğini de görürsem camdan atarım seni… Ultimatomu da verdik yani. Sen sanatçıya ültimatomla iş yaptırırsın dimi… Yarım saat elinde çizimlerle çıktı odadan. Çizimler, Cin ali kalitesinde…
Girdim odaya. Açtım camları ardına kadar. Kitliyorum seni bu odaya. 1 saat sonra açıcam. O arada ne halt yiyorsan ye, yeter ki istediğim gibi yap resimleri… Bir saat sonra elinde çizimlerle çıktı odadan. Çizimler, istediğime yakın kalitede… O da öyle şartlamış kendini. Neyseki biz sigaraya şartlanmışız. Ot saran insanlarda gerçekten ara ara çıkışlar yapsa da muhakemede ciddi düşüşler oluşuyor. Bunu o ressam kişide yakından gözlemledim.
Çizimler bittikten sonra geldi. Abi bana bir oda verir misin bu ofiste dedi. Atölye gibi kullanim. Bu batakhanelerde çalışmaktan bıktım. Güzel resimler çizer, satarım böylelikle dedi. Zor duruma düşmüş bir sanatçı profili. Ot-lamamak koşuluyla bir oda tahsis ettim. Bize de iyi olur, sanatla içeçe oluruz ne güzel… Bu arada ofiste kızlar korkuyor adamın tipinden. Zaten fotoğraftan daha çok bir resimi andırıyor. İçdünyasını bilemem ama dışarıdan büyücü gibi durduğu kesin : )
Velhasıl efendim 2. günde ofis ona verdiğimiz bilgisayarda porno izlediği ihbarını aldım. Yakasından tuttuğum gibi, dışarı tabi.
Konudan konuya atladığımın farkındayım efendim. Bu benim yazarlık hayatımın sigara içmeden yazdığım ilk yazısı… Berbatlığını ona veriniz, alışıcam en kısa sürede : )
Çok etkili yöntemler, merkezler varmış bu konuda. Lakin ben bunlardan destek alırsam, kendimle çelişkiye düşerim. Her nasıl kurtulacaksam bu halttan, bu kendi irade ve zekamın ürünü olmalı. Bu bağımlılıktan, dışarıya bağımlı bir yöntemle kurtulmak beni özgür kılmaz.
Bir plan kurdum ve bu plan ışığında kurtulacağım. Planımda kabak çekirdeğine yer yok bu arada : )
Bana katılmak isteyen içici dostlarımız varsa, herkesi bekliyorum efendim. Kader gecesine hazırlanıyoruz malum. Ramazan’da zaten içmeyeceğiz. Hadi bedenimizi bu tip bağımlılıklardan özgür kılalım.
Efendim planımız biraz değişik.
İğrenç bişey içmeyin şu mereti diyerek, savunma mekanizmalarını tahrik etmeyeceğiz.
Halden anlayan bir bırakma programı bizimki.
Sigara nedir?
Sigara, kendi yarattığımız bir sahte-kahramandır.
Şimdi beden böyle felsefik nasihatlerden anlamaz malum, beden düz-mantıkla hareket eder.
Ay ne iğrenç ne buluyosun bunda falandan hele hiç anlamaz.
Güzel diyosun da bunu sigara içerken konuşabilir miyiz der.
Sigarayı ikame edecek yeni bir sahte-kahramana ihtiyacımız var. Planın ana ilkesi bu.
Kurtulması kolay olanlarından tabi.
Bir şeyi efsane haline getireceğiz, öyle bir gazlayacağız ki, beden de onunla mutlu olduğuna inanacak.
Aynı sigaranın gittiği yoldan gideceğiz efenim… Onu kendi silahıyla vuracağız.
Bu arada bırakmaya şu anda karar veren dostlarımıza tavsiyem, tiryakisi oldukları sigarayı değil başka bir markayı içmeleri 1-2 gün mesela. Sigara keyfinin içine etmek adına. Ben, benimkini bulamayınca yerine başka şeyler kullandım, çok yararlı oldu. Ağzımın tadı kaçtı.
Sıra geldi efendim sahte-kahramanımızı yaratmaya
(Cümlelerim nası da kopuk ama zor duruyorum : )
Ben sigaranın ikamesi olarak şekersiz çayı seçtim.
Çaya Yeniköy günlerinde başladım ben, daha öncesinde nefret ederdim.
Babam kalmaya gelmişti bana. Malum başımızda bir dost-kazığı var.
Mutfaktan bir ses geldi. Olum senin çaydanlığın yok mu?
- Kettle var baba. Ben çay içmem ki…
Babamın mutfaktan bir gelişi vardı.
Olum benim çay içmem lazım, bugün hiç içmedim.
Ellerim titrer biraz daha içmezsem…
Haydaaa… Bu nasıl bişey. Komik duruyor ama sigara da en az bu kadar komik duruyor.
Babam mutfak dolaplarında bulduğu kırık bir çaydanlıkla demledi çayını.
Çayını yudumlarken ohh, şükürler olsun diyişi vardı ki…
O günden beri ben de çaycı oldum. Kahveyi de çok azalttım, hem zaten selülit yapıyomuş : )
(Kelimelere hala tam istediğim gibi hükmedemiyorum efendim, malum zor durmaktayım şu an)
Oh çay getirdi şu anda Bahar…
Bedenimi kandırmanın vaktidir;
Ohh elim ayağım titriyordu, çay tam da zamanında geldi…
Daraldım, bir çay içmenin vaktidir…
Ohhh ne de iyi geldiiii…
Çayı bulan adam nur içinde yatsın…
vesaire saçmalıklar işte.
Sahte-kahraman yöntemine ben çok güveniyorum dostlar…
Bağımlılığı, çaydan daha makul bir nesneye transfer edicez.
Sigaranın yüklendiği bütün anlamlar, çaya geçicek.
Bu gidişle günde 30 bardak çay içerim ama olsun.
Derdin çayla olsun. Çaydan ıhlamura geçer, izimi kaybettiririm. Hiç sorun değil : )
Derin bir nefes zamanım geldi gene dostlar bir saniye;
Ohhh ne de iyi geldiiii…
Çayı bulan adam nur içinde yatsın…
Efenim bu ikinci aşamaydı. S-K. aşaması.
Söylemem lazım şu anda popomda bir adet nikotin bandı var.
Beden, reel olarak nikotine ihtiyaç duyuyor çünkü.
Bi hafta böyle bantlı bantlı gezeceğiz. Şunu söyleyebilirim nikotin, çaya geçişı kolaylaştırıyor.
Nikotini de bi yandan gazladığımız için bizimki gerçekten de çayı sigaranın ikamesi olarak görmeye başladı.
Masaüstü resmimi de çaya çevireyim ben en iyisi. Sahte-kahramanın seçim kampanyası var şu sıra içimde…
İktidar el değiştiriyor.
Efendim geldik dördüncü aşamaya. Müzik… az önce gittim kendime bass sesleri çok iyi veren yeni bir kulaklık aldım. Herşeye rağmen ara ara krizler geldiğinde en sevdiğim müzikleri çalacağım. Bangır bangır besleyeceğim ruhumu.
Sahte-kahramanla sigara bırakma metoduna ben gittikçe çok inanmaya başladım.
Bunu geliştiren kişi, aktif bir içici hatırlatırım. Tokun açın halinden anlamaz misali : )
Sahte-kahramanla sigara bırakma metodu aşamalarını tekrar bir sıralayalım efendim;
1- Sevdiğin sigarayı değiştir, sevmediğin bir sigara markasına başla. Birkaç gün.
2- Sigaranın yerini alacak sahte-kahramanını bul. Bedenine bunun propagandasını çok iyi yap.
3- İkinci aşama sürerken, vücudunu nikotin yönünden doyurmaya devam et.
4- Ruhunu en sevdiğin müziklerle bol bol doyur.
5. aşama en kritik. Ve en hayırlı aşama. Nihai aşamada, sigara dumanını, tertemiz oksijenle
ikame etmek. O dürtü geldiğinde, camı açıp deriiin ve tertemiz nefesler almak. Sigaranın faydasını görmeye başladığımız aşama da işte burası. Sigara efendim, diyaframdan deriin nefesler almayı da
bir yandan alışkanlık haline getiriyor. Dumanı çekebilmek adına. İşte biz dumanla vedalaştıktan sonra, yogada ve diğer nefes egzersizlerinde tarif edildiği gibi güzel nefes alma aşamasına geçebileceğiz.
Efendim plan çökerse işler kötü tabi.
Poposuna bant yapıştırmadan yaşayamayan bir çay tiryakisinin hayatı : )
Ama hayır. Bu illetten kurtulma sürecimi, TDG sürecine de entegre ettim. TDG için yapmayacağım şey yok malum. Burdan sonra geri dönüş yok efendim. Şu kadar yazı üstüne. Bitmiştir. Buraya kadardır.
Ne kadar gergin, cümleleri birbirinden nasıl kopuk bir yazı oldu.
Sigara bırakma konusuna hijyenik, bilimsel falan filan değil tam da böyle darmadağın bir yazı yakışırdı bence : )
Size iyi günler, benim şimdi çay içmem lazım.
Çay içmezsem ellerim titrer benim.
Sevgiyle
Bırrrrrrrrr
buRAK
:)