Eyl
06
2007
14:12

Evin yok mu derdin var…:(

Bu evden çıkmamız şart oldu. İşaret işaret üstüne…
Aradım sonunda evsahibini.
Kontratın sonuna kadar kiranı ödersin, istediğin yere gidersin, yoksa asarım keserim…
İyi de böyle bir bütçe sözkonusu değil : )

Bakalım, bir yolunu bulacağız elbet.
Herşey para olmuş…
Bunu görünce paragöz dostlarımız geldi aklıma.
Sevgiyle yadettim kendilerini.
Kaç gündür bu işlerle boğuşmaktan,
insanın yazı yazıcak dermanı kalmıyor .
Bundan sonra para peşindesin diyenlere evsahibinin telefonunu vericem : )

Amaaa…
Şu ev işini bir halledelim, üstümden 8bin gross-ton yük kalkacak.
Daraldım şu işlerinden.
ne diyelim sevgiyle tabi
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
06
2007
14:15

Özlem’den…

Sevgili buRAK, Hani gecenlerde Bogaziçi köprüsü ile ilgili bir rüya görmüstün ya, bugünkü haberlerde bak ne yaziyor; Yedi askıda çatlak var 6 Eylül 2007 Mustafa KINALI/İSTANBUL BOĞAZİÇİ Köprüsü’nün askı halatı fırtınadan Ocak 2004’te, bağlı olduğu plakadan kopunca büyük bir endişe yaşanmıştı. Testlerde 236 askı halatından yedisinin plakasında “Kılcal çatlak” tespit edildi. Metal yorgunluğu ve sadece enine salınıma göre dizayn edildiği için çatlaklar oluşan plakalar değiştirilmeye başlandı. Sürücüler için risk yok Karayolları 17. Bölge Müdürü Yakup Dost tüm plakaları tek tek testten geçirdiklerini belirterek, “7 plakada gözle görülmeyen kılcal çatlaklar belirlendi. Çatlak plakalar köprünün değişik noktalarında. Değiştirmeye karar verdik. Çalışma ve çatlaklar, sürücüler açısından risk oluşturmuyor” dedi. Hepsi değiştirilmeli Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’nden Prof. Dr. Semih Tezcan, askı halatı bağlantı plakalarının sürekli sorun yarattığını belirterek, “Kopmadan sonra önlem alınmazsa hepsinin kırılacağını söylemiştim. Köprü 34 yılda eskidi. Plakalarının hepsinin değiştirilmesi lazım” dedi.

- İki tane plaka, yanyana iki tane plaka koparsa, köprümüzün bütün dengesi bozulur ve yıkılırmış… Benim rüya, şimdi de Özlem’in gönderdiği bu haber. Duamız kabul olmuş mudur dersiniz?

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
06
2007
14:23

Dünyanın en matrak canlısı; Kediler…

Bu filmi dostumuz Metin göndermiş.
kediler.wmv

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
06
2007
14:59

Güle güle Pavarotti…

pavarotti.jpg

Çocukluğumuzdan kalma bir ikon daha gitti…
Luciano Pavarotti rahmetin merkezine seyahat etmiş…
Ne kadar sevimli bir insandı…
Sesiyle dünyamıza renk kattı…
Yeni hayatında mutluluklar onunla olsun…

Bir internet sitesinde bu ölüm haberinin altına yazılan yorumlar,
bizim cehennem yazısına hitaben yazılmış sanki;

Ne rahmeti kardeşim adam müslüman değilki,
münafık bir adam için rahmet okunmaz,
bilmeyenler öğrenin…

Bak sen… Hadi “kafir” desen anlayacağım.
Müslüman eşittir Mümin, Hıristiyan eşittir Kafir denklemine alışığız.
Da münafık nereden çıktı?
Pavarotti Müslüman doğdu sonradan mı İtalyan oldu?

Ben en çok bilmeyenler öğrenin kısmına bayıldım…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
06
2007
15:21

Kanlı Ortadoğu…

Bakın kan kırmızısı, çok kötü şeyler olacak diyoruz ya sürekli…
Bazı dostlarımız Büyük Ortadoğu projesini benim projem zannediyor…
“Durduk yerde” yazdığımız için…
Proje benim projem değil efendim…
Dünyayı bizim medyadan takip edersen, olacağı budur…
Sen dünyanın en boş işleriyle meşgul edilirken onlar yürüyor…
Yürüyor, sessiz ve derinden…

Amerikanın Başkanı, Irak’ta bu kadar çok insanın öldüğünü gördükçe “Tanrı’nın omuzlarında ağlıyorum” diyormuş.Bir karışıklık olmuş herhalde. Ağladığın omuzlar, senin şeytanına ait olmasın sakın?

O’nunla buluşacak olursan, yaşayacağın şey ağlaşmak değil şaplağı yemektir.
Haberin olsun. Malum, sıcak rahmet, soğuk rahmet…

Dün gece yarısı İsrail jetleri, Suriye havasahasını ihlal etmiş.
Suriye’nin ifade ettiğine göre bombalamışlar…
“Durduk yerde”…

11 Eylül travmasının üzeri soğudu.
Amerika, Ortadoğu’da varolma meşruiyetini kaybetti şu ara.
Dağlardaki o katil de uzun zamandır sessiz.
Ve bu sessizlik hiç de hayırlı bir sessizlik değil.
Her an yeni bir trajedi sahnelebilir bu aralar. Dikkat.

Dikkat de…
Bizimkiler o kadar boş işlerle meşguller ki şu an.
Birbirlerine düşmüşler…
Varsa yoksa resepsiyon…
Kim davete kiminle gelmiş, kim kime nasıl bakmış…
O ona soğuk bakmış da, sonradan yüzünü çevirmiş de…

Ne önemli şeymiş bu davetler…
İş dünyasında herkes her davete eşini götürüyor mu?
Hayır.
Siz de götürmeyin, madem bu bir “iş”.
Bu kadar tantanaya değer mi?
Bu bıçaksırtı coğrafyada haftalarca bununla uğraşma lüksümüz var mı bizim?

Devlet erkânı resmen ayakta uyuyor.
Nöbette olması gerekirken.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
00:44

Canset’ten…

sevgili buRAK hani doğum günü yazında belirtiğin 1. gruptaki kişilerdenim. kitabını okudum ve her sayfada bunu biliyordum bunuda biliyordum diye şaşkınlık içinde okudum. Çocukluğumdan beri düşündüğüm, başkalrına inat inandığım dini değerlerin bizzat karşıma sevgiliDONA:) tarafından ifade edilmesi o kadar doyumsuz bir hazdı ki kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. Garip bir kişilik olmadıgımı bana ispat ettiğiniz için DONA’ya ve aracı olan size teşekkürler. Bu arada ben kuş tüylerinin sırrını sizinle keşfettim. Çünkü benim hep etrafımda mutlaka olur. Sevgiyle ve gülümseyerek alıp atardım hep sebebini düşünmeden. Rabbimizden bizlere sabır, dayanıklılık, sevgi ve ışık diliyorum. Sevgilerimle; Canset

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
04:56

Tuba’dan…

TDG_remzi.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
19:56

Banu’dan…

dün sabah gelirken vapurda önümdeki bir adamın gazetesinde boğaz köprüsü ile ilgili haberi okudum, rüyan aklıma geldi ve “bunu buRAK’a göndermeli”diye düşündüm. hangi gazete olduğunu görememiştim, sadece katlanmış hali ile “et” ile biten gazetelerden biri olduğunu görebilmiştim. işe vardığımda internette çabaladım fakat abone olmadığım için hiçbirinin arka sayfasına ulaşamadım. “tüh1″dedim, “inşallah haberi olur!” sonra saat 11:00 civarı iş arkadaşımın kızı (hani okulda arkadaşlarına annelerine tdg okutmalarını tavsiye eden vardı ya, işte o)nette kedilerle ilgili çok güzel görüntüler buldu ve çağırıp bize de izlettirdi, dağıldık resmen. keşke “bunu gönderebilseydik bizim buRAK’a” diye sessiz geçirdim içimden.daha önce denemişliğim var başka biri için, kayıtlı olmadığım için bir türlü beceremiyorum bu görüntüleri göndermeyi. hatta bizim ufaklığa sordum kayıt edilebiliyor mu acaba diye, baktık, denedik, beceremedik.öğleden sonra siteye girdim bir de ne göreyim sitede sadece iki yeni eklenti var, ilki boğaz köprüsü haberi diğeri de bizim kediler bizim kediler!acayip mutlu oldum… artık iletişim hızlandı.tdg elime geçtiğinde 5 gün ile 3 gün arasında değişiyordu gerçekleşme süresi. artık 1 gün hatta saatler içinde bir şeyler oluyor…bir kez daha sağol! sayende artık mucizelerimizin farkındayız! ve de tabiiki sevgiyle kal!

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
20:04

Ben geldiiiiim…:)

Geldim ama eve değil. Evden ayrıldık. Huzurun koşulları ortadan kalktı. En son dün Mazullah’ın yanındaki, bahçemizin diğer ağacın gövdesi ikiye ayrılmış. Durduk yerde. Çoluğu çocuğu alıp çıktık evden. Eşyaları toplamaya döneceğiz. Şu an ev araştırma sahfasındayız.

Bu arada evsahibiyle olan problem devam ediyor. Kardeşimi arayıp, ağza alınmayacak sözler sarfetmiş “Çocuğunun ölüsünü gör” gibi : )

Aramızdaki ihtilaf konusunda bir mucize gerçekleşti. Kontratı 50 kere okudum. Öyle birşeyi hiç görmemiştim. Bugün baktık ki bir madde parıl parıl parlıyor, göz kırpıyor bize;

Hususi Şartlar Madde 11:
Kiracı, eğer isterse bir ay önceden haber vererek evi boşaltabilir.

Yemin ederim sonradan girdi o madde : ) Karşı taraf bana sayfalarca şey imzalatan hak-hukuk uzmanı, lakin onun da haberi yok bu maddeden. Müjdeyi verdik bugün :)

Kısmetimiz olan evi bulduk mu tamamdır. Hayata dönüş.

Ev değişiklikleri benim hayatımda çok önemli dönemeçlerdir.
Ve şu anda, zorla yeni bir eve doğru yönlendiriliyoruz.
Belli ki birşeyler olacak.
Güzel şeyler olacak.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
20:06

Net…

Türklerim Diken Diken Oldu’da bir espri vardı;
Komşu komşunun kablosuz internetine muhtaçtır…

Ananemde kalacağız yeni eve geçene kadar. Ve bizim tontonun adsl’i yok. Pek ihtiyaç duyduğu da söylenemez : )
Komşularımızdan birinin kablosuz internetinden yazıyorum efendim bu satırları şu an.
:)
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
21:35

Dünyanın ekseni mi kaydı…?

Sevgili Özlem göndermiş… Metni okudum, dünyanın eğiminin 49.5′e çıkmasına inanmak çok da kolay olmuyor. Elimde cetvelle kendim ölçemediğim için bişey diyemiyorum. Lakin bişeylerin olmakta olduğu kesin…/buRAK

- ne dersin sevgili buRAK? Dogru olabilir mi? Birseylerin habercisi mi bu yoksa?
sevgilerimle.. Özlem

Dünyanın Ekseni Kaydı
Eksen Eğimi son zamanlarda ilave 26 derece arttı
Normal 23 ,5 derece eğim
Şimdiki 49,5 Derece eğim

· 2007′de garip Küresel hava durumu, tüm dünyada hemen her ülkede seller
· Kış aylarında buz Fırtınaları, şiddetli tipiler ve rekor kar yağışı
· Dünya çapında rekor ısı dalgaları ve rekor soğuk dalgaları
· Güneşin yükselmesi ve batması 21 Haziran 2007′de Dallas’ın kuzeyinde 26 derece enleminde
· Nisan 2007′de 2 yanardağ aynı anda püskürdü.
· Temmuz 2007′de 2 ilave yanardağ aynı anda püskürdü.
· 2007′de beşinci bir yanardağ da faaliyete geçti.
· 17 yanardağ eşzamanlı olarak termal bulutlar gönderdiler.
· 23 haziran – 23 Temmuz 2007 arasında 4.0 büyüklüğünün üzerinde 318 deprem oldu
· 23 haziran – 23 Temmuz 2007 arasında 6.0 büyüklüğünün üzerinde 11 deprem oldu
· Haziran ve Temmuz 2007 arasında gerçekleşen 21 deprem 60 nın üzerinde idi.
· Güney orta ABD’de Mayıs ve Haziran 2007′de ağaçların yaprakları sonbahardaki renklerine büründü.
· Aralık 2006′da tüm GPS uydu sistemi kaybı; bu nisan 2007 ye dek açıklanmadı
· 6 Aralık 2006, 19:15 de alınan Dünyanın Uydu iklim resmi dünya değişimini gösteriyor.
· 4 Aralık 2006, 12:30 da alınan Dünyanın Uydu iklim resmi dünya değişimini gösteriyor.
· Uydu döngüleri nisan & Temmuz 2007 arasında ABD üzerinde garip iklim modelleri gösterdi
· 2001 ve 2007 arasında uydu & istatistiksel iklim karşılaştırmaları
· 2007′de İyon fırtınaları, solar radyasyon ve solar resimler
· Dünyanın dış atmosferinde yön değiştiren solar manyetik fırtına, Ekim 1998 (NASA vasıtası ile)
· Dünyanın kutuplarında İyon fıskiyeleri & solar rüzgarlar, Ocak 1999 (NASA)
· Tarihi solar patlama göstermeyen solar resimler ve solar emisyonlar gerçekleşti & eksen kayması nedeni ile GPS sistemi bozuldu.

Yengeç Dönencesi

Eksen eğikliğindeki 23.5 tan 49.5 dereceye olan artış Yengeç Dönencesinin ve Oğlak Dönencesinin yerini değiştirdi. Bu hatlar, güneşin Yaz & Kış gündönümleri sırasında direkt olarak üstünden geçtiği noktaları temsil eder.
Güneşin ufkun arkasında yükseldiği ve battığı noktadaki şimdiki pozisyonuna dayanarak, orijinal 23.5 derece eksen eğimini gösteren şimdiki açı, 49.5 derece eğim açısına (yaklaşık) yükseldi.

Eğimdeki bu değişim Yengeç Dönencesinin yer değiştirmesi ile sonuçlandı, bu da küresel iklim modellerinde karışıklığın başlamasına neden oldu.
Güneş ne Yengeç Dönencesinin kuzeyinde, ne de Oğlak Dönencesinin güneyinde olmamalı idi. Böylece, eğer Orta Mexico’nun kuzeyinde yaşıyorsanız, güneş o enlemlerin kuzeyinde asla yükselmemeli ve batmamalı idi. Ama şimdi yükseliyor ve Dallas’ın kuzeyine 26 derece açı yaparak batıyor ve güneş gün doğumu ve gün batımında kuzey pencerelerinde parıldamakta. Bu en iyi sadece güneşin ufkun arkasında doğduğu ve battığı noktada görülür. Ufkun üzerinde olduğunda, algınızı bozar. Dünyanın yörüngesi bizi güneşin direkt olarak Güney Amerika’daki Oğlak Dönencesinin üzerinde olduğu Kış Gündönümüne doğru götürürken, bizler 21 hazirandan uızaklaşırken, bu açı her gün azalır. Ancak, bizim için güneye geçmişte olduğundan daha bile uzak olacak, çünkü eğim Oğlak Dönencesinin pozisyonunu da etkiledi. Bu, kışlarımızı daha soğuk yapacak. Güney yarıkürede de aynı etkiler gerçekleşecek. Arjantin’de Temmuzdaki kar fırtınası 1918′den beri görülen ilk kar.

Kendiniz için güneşin açısını doğrulayabilirsiniz. Güneş halen kısmen ufkun arkasında iken (üstünde değilken) gün doğumunun ve gün batımının pozisyonuna bakın. Dallas’tan, güneş 21 haziran 2007′de kuzeydoğundan yükseliyordu ve kuzay batıda 26 derece açıda batıyordu. Güneş herhangi bir zamanda asla Dallas’ın kuzeyinde olmamalı idi. Yaz göndönümünü geçip sonbahar ve kışa ilerlerken, açı doğal olarak azalır, ama bu normal mevsimsel bir değişimdir ve eksen eğiminin artmadığı anlamına gelmez.

Gün doğumunun ve gün batımının açısı, yılın zamanına ve güneşe baktığınız yerdeki enlem koordinatlarına göre değişir. Güneşin ufkun arkasında yükseldiği ve battığı yerdeki tam poziyonları kaydedin veya resmini çekin. Açılar evinizin kuzey yönünde tek bir noktadan bakılarak kaydedilmelidir.

2007′de Küresel Volkanik & Sismik Aktivite

Eğer dünyanın ekseninin kayması ile ilgili, diğer kanıta henüz ikna olmadıysanız, o zaman 2007′deki volkanik ve sismik etkinliğe göz atın. Dünyadaki hemen hemen her yanardağ aktifleşti ve aynı tarihlerde eşzamanlı olarak püskürmeler ve bulutlar gerçekleşti. Dünya çapında yanardağlar Nisan 2007′den beri aktifleşti. Nisan ve Temmuz 2007 arasında beş yanardağ püskürdü. Aynı zaman çerçevesinde 17 diğer yanardağ termal bulutlar püskürttü, depremlere neden oldu ve lav kubbeleri yaydı. Washington eyaletindeki St Helens bile lav kubbesinin genişleyeceğini ve artan sismik aktivite işaretleri gösterdi.

Sismik aktivitelere bakalım. 23 Haziran ve 23 Temmuz arasındaki 30 günlük periyotta, Richter ölçeğine göre 4.0 ün üzerinde 318 deprem gerçekleşti. Bu periyotta 11 deprem 6.o büyüklüğünün üzerinde idi.

Bu olayların sayısı ve şiddeti büyük bir küresel değişikliği gösteriyor. Aşağıdaki bilgilere bakın..

www.divulgence.net/Vol…

Yabani Hayat Düzensizlikleri

2007′de vahşi yaşamın davranışında bir değişimi fark etmiş olabilirsiniz.

Göçmen kuşlar geldi ve sonra birkaç gün sonra şaşkınlığa uğradılar. Bazıları geldikleri bir hafta içinde güneye uçuyorlardı, diğerleri daha kuzeye uçtular.
Yıllardır bazı bölgelere yerleşen kuşlar bile, Nisan 2007 nin sonundaki aynı hafta ortadan kayboldular. 20 – 30 tür, bir gecede ortadan yok oldu.

Kuşlar yumurtalarını terk ettiler.

Çakal & rakun gibi hayvanlar yönlerini kaybettiler ve yıllardır yerleştikleri alanlardan ayrıldılar.

Yılanlar & kurbağalar, böcekler, kertenkeleler ve diğer türler iklimdeki değişim nedeniyle kitleler halinde başka yerlere gittiler.

Tüm bunlar, vahşi yaşamın eksen açısının değişimi ile bozulduğunun işaretleridir.

Hükümetin Örtbas Etmesi

Neden hiç kimse Dünyanın Ekseninin kaymasından bahsetmedi? Kesinlikle bu büyüklükte bir şeyi halka açıklarlardı. Kesinlikle bilim adamları ve meteorologlar bir şeyler söylerdi? Medya bundan bahsederdi?

Yanlış !!! Küresel Panik! Ekonomik Çöküş! Panik Yağması!

Gerçek kayma 4 & 6 Aralık 2006′da gerçekleşti. SOHO (NASA/ESA) & NOAA 5 & 6 Aralık 2006′da tarihi bir güneş patlaması olduğunu iddia ediyor. Tarihte kaydedilen en büyük patlama. Ayrıca bu patlamanın GPS uydu sistemini bozduğunu iddia ettiler. Yine de, bunları Nisan 2007′deki bilim adamlarının küresel buluşmasından sonra halka bildirmediler.

5 ve 6 Aralık 2006′nın solar resimleri yok. Her gün düzinelerce solar resim kaydedildi, hepsinin bu tarihi patlamanın gerçekleştiği tarihlerde kaybolduğunu iddia ediyorlar.

Nasıl & Neden

Kaymaya yol açan neydi?

Kutup bölgelerşndeki buzulların erimesi dünyanın dengesini bozdu. Buzullar nerdeyse eridiğinden, kuzey kutbundaki ağırlık azaldı. Bu durum, dünyanın ekvator bölgesindeki dah ağır, daha geniş bölümünün aşağıya doğru kaymasına yol açtı, böylece eğimi önemli ölçüde artırdı.

Neden hiç kimse fark etmedi?

Tek bir seferde kaymadı. Son 20 yılda yavaş bir değişim oldu, ama en önemli iki eksen kayması 4 Aralık ve 6 Aralık 2006′da gerçekleşti.

Genel yanlış algılamaya rağmen, bunun gibi bir olay felaketsel ani bir değişim yerine sessizce gerçekleşebilir. 2000 millik bir kayma hissedilmezdi. Dünya günde yaklaşık 25,000 mil döner. Saatte yaklaşık 1038 mil. Eksendeki 2000 mil değişimi hissedemezsiniz.

Yıldız yerleşimi ortalama insanın kavrayacağı sadece çok küçük bir değişim olabilir Gece gökyüzünde, Dakota ve Mexico arasında yıldızlarda sadece birkaç santim fark olurdu. Karşılaştırma için ana menüdeki “yıldız haritası” bölümüne bakın.

Bu, enlemimizi yaklaşık 2000 mil güneye kaydırsa bile, orta Amerika ve Dakotas arasında yaz boyunca sadece 10 – 20 Fahrenheit sıcaklık farkı vardır. 80 li yıllardaki normal sıcaklıklar şimdi 90 larda 100 derece Fahrenheit’ta. Bu, bir ısı dalgası olarak bildirilirdi. Orta ABD şimdi tropikal iklime sahip.

Kış aylarında soğuk dalgalar ve buz fırtınaları deneyimleyeceğiz, çünkü artan eğim kış aylarında güneştan daha uzak olmamıza neden olacak.

Panikten kaçınmak için astronomlar, astrofiikçiler, meteorologlar hükümet tarafından susturuldu, ama Ingiltere vatandaşlarına iklimdeki daimi değişimler ile nasıl başa çıkacaklarını açıklayan broşürler dağıttı.

Devam eden değişimler:

Daha sıcak yazı ısı dalgaları ve daha soğuk kış soğuk dalgaları ve soğuk fırtınalar yaşarken, evlerimizi ısıtmak ve soğutmak için daha çok enerjiye gereksinimimiz olacak.
image001_1.jpgimage002_1.jpg
Deniz seviyeleri yükselmeye devam edecek. Tahıl üretimi azalacak. İklimdeki büyük değişimler olacak.

Buzullar erimeye devam ederken, gezegenimizin ekseni kaymaya devam edecek. Her iki kutup bölgesi bir zamanlar ekvatorun bulunduğu yerde olacak. Dünyanın dönüşü aynı kalacak. Tüm uydular & GPS sistemleri yanlış hizalanmış olacak, ama veri aktarmaları içni düzletilebilirler… bazı uyduların yerinin değişmesi gerekecek.

Hükümet ne yapıyor?

Seller ve enerji gereksinimleri ile başa çıkmak için dünya liderlerinin her köşede projeleri var. ABD dünyanın petrol kaynaklarını yağmalamak ve bu rezervleri stoklamak için petrol için savaşmakla meşgul.

Kaynakları Ingiltere gibi petrolü çalmalarına yardımcı olan diğer G8 ülkeleri ile paylaşacaklar.
ABD tahılı stoklanırken, tahıl Çin’den ithal ediliyor.
Sağlık malzemeleri stoklanıyor. Su ve çeşitli gıdalar da.

Artan güç ihtiyacını karşılamak için yeni enerji şirketleri açılıyor.
Hükümetin iklimi düzeltmek için atmosfere büyük miktarda kimyasal spreyler yaydığı söylendi. Bazıları bu kimyasallarda yüksek miktarda alüminyum tozu olduğunun ve bunun astım, kanser, diğer solunum hastalıkları, Alzheimer, Parkinson vs gibi hastalıklara neden olabileceğini söylüyor. Ne kadar çok insan ölürse, o kadar az kaynağa gereksinim olacaktır.
Özgürlükler kısıtlanıyor. Temel olarak savaş yasası durumu altındayız, ama problem nüfus için çok açık olana kadar bu durum görünür değil, o zaman kontrol etmek ve baskı altına almak için sokaklara birlikler göndermeye başlayacaklar. Ondan önce, nüfusu azaltmak için bize kötü ilaçlar, kirlenmiş gıdalar verecekler, kötü tıbbi bakım sunacaklar.
FEMA tüm yerel hükümetleri kontrol altında tutacak. Onların amacı insanlara yardım etmek değil, nüfusu azaltmak.
Hava şartları çok kötü olduğunda, hükümetin seçilmiş olanları yerleştireceği büyük yer altı tünelleri ve yapıları var. Binlerce millik tünel ve yapılar.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
07
2007
23:47

Dünkü yazının üstüne…

Az önce ajanslardan gelen haber;

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Başkanı Michael Hayden, El Kaide terör örgütünün ABD’yi hedef alan “büyük çapta saldırı” hazırlığında olduğu uyarısında bulundu.

Hayden, New York’taki Uluslararası İlişkiler Konseyi önünde yaptığı konuşmada, “Uzmanlarımız El Kaide’nin merkezi yönetiminin Amerikan ulusunu hedef alan büyük çapta saldırılar düzenleme hazırlığında olduğunu belirtiyorlar” dedi.

CIA Başkanı, El Kaide’nin çok sayıda kişinin ölümüne, kitlesel yıkımlara yol açabilecek ve önemli ekonomik sonuçlar doğurabilecek hedefleri vurmayı amaçladığını da ifade etti.

CNN: “BİN LADİN’İN YENİ VİDEO KASETİ TEHDİT UNSURU İÇERMİYOR”

Öte yandan, CNN televizyonu, dinci bir internet sitesinin kısa süre içinde yayınlayacağını duyurduğu El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in doğruluğu kesinlik kazanmayan yaklaşık 30 dakikalık yeni video kaydında tehdit unsurlarına rastlanmadığını duyurdu.

Televizyon, Amerikalı üst düzey bir yetkilinin verdiği bilgilere dayanarak, incelenmekte olan kasette, “ABD’ye karşı açık tehditlere rastlanmadığını ancak Irak savaşındaki bazı olaylara atıfta bulunulduğunu, bu olaylardan birinin, eğer kanıtlanırsa, video kasetinin yakın zamanda çekildiğini gösterebileceğini” aktardı.

Bu arada, CIA sözcüsü ABC televizyonuna yaptığı açıklamada, “kasetin yakın zamanda çekilmiş olabileceğini” söyledi.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
00:46

Suat’tan…

Ne mutlu sana ;bu kitabı yazarken ışık tutan rehberlerin var,ne mutlu bize bu kitabı bizlerlede paylaşan sen varsın.

Allah yolunu açık etsin İndigo genç dostum.Sana binlerce selam olsun aklımıza takılıp sorgusunu yaptığımız ve cevabı bulmakta bir isik yolunu bizle paylaştığın için.Israrla ve istekle yoluna devam etmeni diliyorum,aydınlık ve ısık dolu İslamın; gercek manada her insan tarafından anlasılmasında ve gonul dili ve dini olmasında daha cok insanın bu cesaret ve istekde İslamı İfade eden eserlere ihtiyacı var.

Ben kitabı ikinci kez okumaya başladım,bu sefer masamda Kur’an ın güzel bir meali ile beraber ,daha cok sindirerek ve özümseyerek anlamak istiyorum.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
00:47

Ruhsar’dan…

buRAK kardesim….kac kisiye kitabından alıp hediye ettim…Okurken kac kez benim ifadem´benim cumlelerim dedim…Allah ın verdigi bu guzel malzemeyi…ozunu boyle hayra yordugun ıcın Butune hizmetin icin tesekkurler…Sevgiyle kal..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
14:20

Harika haberler… Zeliha’dan…

Tanrı’nın doğum gününü hediye ettiğim kulağı duymayan bir arkadaşım neden ben duymuyorum isyanını bırakmış Kitap bitmesin diye yavaş yavaş okuyormuş. Kitabın isminden dolayı hediye ettiğim bazı kişiler kaplamışlar kitaplarını, kızılayda elinde bizim kitabımızı işte buu diye gösteren birini görürseniz o benim iştee. Birde Ankara da sigara birakma merkezinde bizim kitabımız öneriliyor.Okyanuslar da yağmur damlalarından oluşmuş

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
17:44

Sigaranın ardından ağıt…

Zeliha’nın az önce gönderdiği mektup… Ankara’da sigara bırakma merkezinde bizim kitabın tavsiye edilmesi… Son günlerde dokunduğum hiçbir çakmağın ateş almaması… Ve en son da benim Captain Black’i bulunduğumuz muhitte hiçbir yerde artık bulamamaya başlamam…

Evet efendim bıraktım kendisini. Sigarayı yani. Zaten çok utanmaya başlamıştım kendimden. Gerçi iznim vardı, beklediğim bir tarihe kadar ama artık beklemekten de vazgeçtim.

TDG sonrası halen sigara içiyor olmak, garip bir zevk veriyordu aslında bana. Böyle bi zaafla içiçe yaşamak, bana insan olduğumu hatırlatıyordu”Ruhsallaşma, bilgelik, tekamül herşey bir yana ben bir insanım.” Eski benden kalma bir nostalji… “Çatır çatır içiyorum sigaramı…” Dum tabi. Artık, böyle bir lüksüm kalmadığını hissediyorum.
Yeniköy’den ananemin evine geçtiğim dönem. Cepte kuruş yok lakin bu gariban fiziksel beden, hovarda günlerden beri alışmış Backwoods cigar’larına. Napıcaz nedicez. Etrafta da inandırıcılığı olmuyo insanın. “Abey valla billa para yok dediğin sırada, elde puro olması hiç de olmuyo : )

İndim Beyazıt’a, Polonya pazarına. Çok şık, 6 YTL’ye bi tane sigara sarma makinesi aldım kendime. Çeşit çeşit tütün. Sarma kağıtları. Filtreler. Tekel fabrikası kurucam eve.

Off ne keyifti ama. Ayda yılda bir bi mekana çıkmamız gerekirse, Red Kit gibi sigara sarmaya başlıyorum. Elimdeki metal zımbırtıyla. İnsanlar etrafıma toplanıyor o sırada. Sigara karşıtı arkadaşlar bile, yahu ne kadar yakıştı bu sarma işi sana demeye başlamış : )
Krizden fırsat yarattık yani. Kendi sigaralarımı üretttiğimde, kendi kendime bi sürü deney yaptım. Değişik tütünlerden harmanlar vesaire. Pipo tütününü çok severim. Pipoyu sigara formatına sokmayı başardım Türk mühendisi olarak. İlk ben içicem tabi, halkıma sunmadan önce. İki fırt çektim, başım döndü bayılıyodum. Pipocu onu çekmiyoki o kadar içine. Ben sigara içicisi olarak kökledim tabi, yanlış oldu, kafa yaptı çok kötü : ) En son Hollanda tütününe bi tutam pipo tütünü attığım formülde karar kıldım. 1 sene sardım durdum.

JanDHARMA olmaya bi hafta kala normal bir sigaraya geçtim. Orada saramayacağım için. Askerliğim başladı. Ruh çok ağır bir yük altına girmiş. Ben naptım? Cart, sigarayı bıraktım o halde. Mesaj belli. “Sen bu yükün daha fazlasının da üstesinden gelirsin.” Kendime acımamayı gerçekten seviyorum. Bu sayede çok geliştiğimi hissediyorum. Ne zaman ki acemilik yani en zor günler geçti, ben gene başladım.

Aslında sigarayı daha önce bir kere daha bırakmıştım ben. Fakat bıraktığım ilk günü hiç unutmuyorum. Arkadaşımın doğum günü var. Mekana bir hışımla girişim var ki, zannedersin doğum günü kutlamaya değil mekanı basmaya gelmişim. Nikotinsizlikten, sinirler tepede malum : )

Dünyanın en güzel yemekleri açık büfede bekliyor… Ben varoluşumu sorguluyorum o an. Kardeşim Türk kahvesinin yanında bi cigara tellendiremiyceksem, ben neden yaşıyorum ki? Zaten neden geldim ki buraya? Bu insanlar neden bu kadar çok gülüyor? vesaire : )

22 gün içmedim.
Ama aynı zamanda 22 gün de tek satır yazmadım.
Ne zaman ki yazmaya oturdum, çaktım bi tane sigara.
Zihnim öyle şartlanmış. Bi nefes çektikçe çalışacak şekilde programlamışım.
Hakikatan çekince de güzel şeyler çıkıyor.
Şimdi bütüüün o programlar baştan sona değişecek. Offf…

Şartlanma diyince aklıma geldi.

İlk kitap, Yıl 2binyüz2 çıkacak. Yığınla görsel çalışma var. Bir de ressama ihtiyaç duyduk. Tanrı-tanrıça resimleri yapacak bize. Post-modern bir mitoloji var kitapta. Alışveriş tanrısı; Nemarka, Cinsel piyasa tanrıçası; Estetya gibi…

Ofis Beyoğlu’nda malum. Bi kafenin önünden geçerken bir baktım, kafenin tavanını boyayan biri. Zannedersin Michelangelo, Sistine kilisesinin tavanına resim çiziyor, öyle ciddiye almış işini. Hah dedim, bana da böyle bir deli lazım. Boy aşırı kısa, kilo aşırı zayıf, saçlar aşırı uzun, kaşlar aşırı korkunç. Böyle enteresan bir tip.
Para pulda anlaştık. Geldi ofise. Briefimi verdim. Abi dedi, “benden güzel bir iş istiyorsan ot sarmam lazım.” Yoksa çizemem dedi. Ben de burası işyeri, bi daha duymiim böyle bi talebi dedim. Gizlice içtiğini de görürsem camdan atarım seni… Ultimatomu da verdik yani. Sen sanatçıya ültimatomla iş yaptırırsın dimi… Yarım saat elinde çizimlerle çıktı odadan. Çizimler, Cin ali kalitesinde…

Girdim odaya. Açtım camları ardına kadar. Kitliyorum seni bu odaya. 1 saat sonra açıcam. O arada ne halt yiyorsan ye, yeter ki istediğim gibi yap resimleri… Bir saat sonra elinde çizimlerle çıktı odadan. Çizimler, istediğime yakın kalitede… O da öyle şartlamış kendini. Neyseki biz sigaraya şartlanmışız. Ot saran insanlarda gerçekten ara ara çıkışlar yapsa da muhakemede ciddi düşüşler oluşuyor. Bunu o ressam kişide yakından gözlemledim.

Çizimler bittikten sonra geldi. Abi bana bir oda verir misin bu ofiste dedi. Atölye gibi kullanim. Bu batakhanelerde çalışmaktan bıktım. Güzel resimler çizer, satarım böylelikle dedi. Zor duruma düşmüş bir sanatçı profili. Ot-lamamak koşuluyla bir oda tahsis ettim. Bize de iyi olur, sanatla içeçe oluruz ne güzel… Bu arada ofiste kızlar korkuyor adamın tipinden. Zaten fotoğraftan daha çok bir resimi andırıyor. İçdünyasını bilemem ama dışarıdan büyücü gibi durduğu kesin : )

Velhasıl efendim 2. günde ofis ona verdiğimiz bilgisayarda porno izlediği ihbarını aldım. Yakasından tuttuğum gibi, dışarı tabi.

Konudan konuya atladığımın farkındayım efendim. Bu benim yazarlık hayatımın sigara içmeden yazdığım ilk yazısı… Berbatlığını ona veriniz, alışıcam en kısa sürede : )

Çok etkili yöntemler, merkezler varmış bu konuda. Lakin ben bunlardan destek alırsam, kendimle çelişkiye düşerim. Her nasıl kurtulacaksam bu halttan, bu kendi irade ve zekamın ürünü olmalı. Bu bağımlılıktan, dışarıya bağımlı bir yöntemle kurtulmak beni özgür kılmaz.

Bir plan kurdum ve bu plan ışığında kurtulacağım. Planımda kabak çekirdeğine yer yok bu arada : )

Bana katılmak isteyen içici dostlarımız varsa, herkesi bekliyorum efendim. Kader gecesine hazırlanıyoruz malum. Ramazan’da zaten içmeyeceğiz. Hadi bedenimizi bu tip bağımlılıklardan özgür kılalım.

Efendim planımız biraz değişik.
İğrenç bişey içmeyin şu mereti diyerek, savunma mekanizmalarını tahrik etmeyeceğiz.
Halden anlayan bir bırakma programı bizimki.
Sigara nedir?
Sigara, kendi yarattığımız bir sahte-kahramandır.
Şimdi beden böyle felsefik nasihatlerden anlamaz malum, beden düz-mantıkla hareket eder.
Ay ne iğrenç ne buluyosun bunda falandan hele hiç anlamaz.
Güzel diyosun da bunu sigara içerken konuşabilir miyiz der.

Sigarayı ikame edecek yeni bir sahte-kahramana ihtiyacımız var. Planın ana ilkesi bu.
Kurtulması kolay olanlarından tabi.
Bir şeyi efsane haline getireceğiz, öyle bir gazlayacağız ki, beden de onunla mutlu olduğuna inanacak.
Aynı sigaranın gittiği yoldan gideceğiz efenim… Onu kendi silahıyla vuracağız.

Bu arada bırakmaya şu anda karar veren dostlarımıza tavsiyem, tiryakisi oldukları sigarayı değil başka bir markayı içmeleri 1-2 gün mesela. Sigara keyfinin içine etmek adına. Ben, benimkini bulamayınca yerine başka şeyler kullandım, çok yararlı oldu. Ağzımın tadı kaçtı.

Sıra geldi efendim sahte-kahramanımızı yaratmaya
(Cümlelerim nası da kopuk ama zor duruyorum : )
Ben sigaranın ikamesi olarak şekersiz çayı seçtim.

Çaya Yeniköy günlerinde başladım ben, daha öncesinde nefret ederdim.
Babam kalmaya gelmişti bana. Malum başımızda bir dost-kazığı var.
Mutfaktan bir ses geldi. Olum senin çaydanlığın yok mu?
- Kettle var baba. Ben çay içmem ki…
Babamın mutfaktan bir gelişi vardı.
Olum benim çay içmem lazım, bugün hiç içmedim.
Ellerim titrer biraz daha içmezsem…

Haydaaa… Bu nasıl bişey. Komik duruyor ama sigara da en az bu kadar komik duruyor.
Babam mutfak dolaplarında bulduğu kırık bir çaydanlıkla demledi çayını.
Çayını yudumlarken ohh, şükürler olsun diyişi vardı ki…
O günden beri ben de çaycı oldum. Kahveyi de çok azalttım, hem zaten selülit yapıyomuş : )
(Kelimelere hala tam istediğim gibi hükmedemiyorum efendim, malum zor durmaktayım şu an)

Oh çay getirdi şu anda Bahar…
Bedenimi kandırmanın vaktidir;
Ohh elim ayağım titriyordu, çay tam da zamanında geldi…
Daraldım, bir çay içmenin vaktidir…
Ohhh ne de iyi geldiiii…
Çayı bulan adam nur içinde yatsın…
vesaire saçmalıklar işte.
Sahte-kahraman yöntemine ben çok güveniyorum dostlar…
Bağımlılığı, çaydan daha makul bir nesneye transfer edicez.
Sigaranın yüklendiği bütün anlamlar, çaya geçicek.
Bu gidişle günde 30 bardak çay içerim ama olsun.
Derdin çayla olsun. Çaydan ıhlamura geçer, izimi kaybettiririm. Hiç sorun değil : )

Derin bir nefes zamanım geldi gene dostlar bir saniye;
Ohhh ne de iyi geldiiii…
Çayı bulan adam nur içinde yatsın…

Efenim bu ikinci aşamaydı. S-K. aşaması.
Söylemem lazım şu anda popomda bir adet nikotin bandı var.
Beden, reel olarak nikotine ihtiyaç duyuyor çünkü.
Bi hafta böyle bantlı bantlı gezeceğiz. Şunu söyleyebilirim nikotin, çaya geçişı kolaylaştırıyor.
Nikotini de bi yandan gazladığımız için bizimki gerçekten de çayı sigaranın ikamesi olarak görmeye başladı.
Masaüstü resmimi de çaya çevireyim ben en iyisi. Sahte-kahramanın seçim kampanyası var şu sıra içimde…
İktidar el değiştiriyor.

Efendim geldik dördüncü aşamaya. Müzik… az önce gittim kendime bass sesleri çok iyi veren yeni bir kulaklık aldım. Herşeye rağmen ara ara krizler geldiğinde en sevdiğim müzikleri çalacağım. Bangır bangır besleyeceğim ruhumu.

Sahte-kahramanla sigara bırakma metoduna ben gittikçe çok inanmaya başladım.
Bunu geliştiren kişi, aktif bir içici hatırlatırım. Tokun açın halinden anlamaz misali : )

Sahte-kahramanla sigara bırakma metodu aşamalarını tekrar bir sıralayalım efendim;
1- Sevdiğin sigarayı değiştir, sevmediğin bir sigara markasına başla. Birkaç gün.
2- Sigaranın yerini alacak sahte-kahramanını bul. Bedenine bunun propagandasını çok iyi yap.
3- İkinci aşama sürerken, vücudunu nikotin yönünden doyurmaya devam et.
4- Ruhunu en sevdiğin müziklerle bol bol doyur.

5. aşama en kritik. Ve en hayırlı aşama. Nihai aşamada, sigara dumanını, tertemiz oksijenle
ikame etmek. O dürtü geldiğinde, camı açıp deriiin ve tertemiz nefesler almak. Sigaranın faydasını görmeye başladığımız aşama da işte burası. Sigara efendim, diyaframdan deriin nefesler almayı da
bir yandan alışkanlık haline getiriyor. Dumanı çekebilmek adına. İşte biz dumanla vedalaştıktan sonra, yogada ve diğer nefes egzersizlerinde tarif edildiği gibi güzel nefes alma aşamasına geçebileceğiz.

Efendim plan çökerse işler kötü tabi.
Poposuna bant yapıştırmadan yaşayamayan bir çay tiryakisinin hayatı : )

Ama hayır. Bu illetten kurtulma sürecimi, TDG sürecine de entegre ettim. TDG için yapmayacağım şey yok malum. Burdan sonra geri dönüş yok efendim. Şu kadar yazı üstüne. Bitmiştir. Buraya kadardır.

Ne kadar gergin, cümleleri birbirinden nasıl kopuk bir yazı oldu.
Sigara bırakma konusuna hijyenik, bilimsel falan filan değil tam da böyle darmadağın bir yazı yakışırdı bence : )

Size iyi günler, benim şimdi çay içmem lazım.
Çay içmezsem ellerim titrer benim.
Sevgiyle
Bırrrrrrrrr
buRAK
:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
22:18

Tiryakiler buraya…:)

- ben de bırakıyorum. hadi kolay gelsin cümlemize :) / Gevher
- Sevgili buRAK Bu mailimi okudugunda inanmayacaksin ama (ben pes diyorum :)) sana sigara konusunu özel de sormayi dusunuyordum. Birakabildinmi benim gibi bir kel tiryakiye tavsiyen ne olur? diye. Soyleyecek birsey bulamiyorum. Kocaman bir :) Sevgiyle kal / Canset

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
09
2007
23:02

Bir yazı üstündeyiz efendim. Uzun sürmez…

Bol bol çayla beraber…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
00:11

Olan oldu, geçen geçti…:)

“Ne zamandır düşündüklerimi, hissettiklerimi buldum” heyecanıyla okumuş ve her uygun gördüğüm, sevdiğim insana önerirken TDG’nü, yine bir tanıdıkla yaşamdan konuşurken kitaptan bahsettiğimde kendisinin tespiti çok acıttı canımı. İki gündür bunun sıkıntısı var içimde: “Kur’an-ı Kerim öyle Allah’la msn’de konuştuğunu yazan bir adamın kitabını okuyarak açılmaz insana”, “cehennem inananlar için, inanmayanlar sadece cehennem ateşinin sürekliliği için gerekli” keskin cümlelerin yanına benzeri cümleler ekledi. Kötü hissettim kendimi. Çok kötü. Hala da öyle. Paylaşayım istedim seninle.

Duygu’cum, küçük bir yanlış anlaşma olmuş.

Bizim Kur’an dediğimizle onların Kur’an dedikleri farklı kitaplar…
Bizim Kur’an dediğimiz kitap felsefe ansiklopedisi,
Onların Kur’an dedikleri ise yemek tarifleri kitabı.
Bu kadar uzaklar birbirine…

Seni bilmem ama ben, arkadaşının dediğine yüzdeyüz katılıyorum.
Onların Kur’an’ı benim gibi birine açılmaz.
Bunun için şükrederim.
Benim Kur’an’ım da onlara açılmaz.
Oturduğu yerden gözlerini kapayıp kitapların içini,
insanların beynini okuyabildiğine inanan ekol.
Sevginin Kur’an’ı da alabildiğine onlara uzaktır .
İtiraf edeyim, bunun için daha fazla şükrederim.

Duygu sana birşey söyliim. Mesela ben, bu kadar peşin hükümlü bir insandan bana “Harikasın. Herkese kitabını tavsiye ediyorum” şeklinde bir mektup gelmesini asla istemezdim. Ben bu ekoldeki insanlarla, ne pahasına olursa olsun karşıt olmaya devam edeceğim. Tanrı’nın doğum günü’nü ait olmadığı ellere asla teslim etmeyeceğiz, bunu herkes böyle olsun.

Halat iğnenin deliğinden geçse bile, ben bu insanlarla asla aynı yörüngeye girmeyeceğim.

Geçen gün “Ah be abicim, sadece adı yüzünden birçok insan bu kitabı almıyor. Nolurdu şunun adını başka birşey koysaydın?” diyen bir dostumuz vardı. Bu vesileyle de onunbu samimi serzenişine yanıt verelim.

Hani bu peygamberden daha çok peygamberci olan kesim var ya. Bizi topa tutan dostlar, evet işte onlar.
Bu insanların binyıllık bir rüyası var. Sabah akşam bunun hayaliyle yaşamaktalar.
Nedir o hayal?
- İslam’ın “hakimiyeti”…

O hayal var ya, işte o hayal, gerçekte bu hayal.
Dünyadan haberleri yok. Bırakın olmasın da : )
Tanrı’nın doğum günü, gerçekte İslam aleminin en büyük hayalini gerçek kılacak olayın ta kendisidir.
Onları istedikleri yere, bilmedikleri ve beklemedikleri bir yoldan götürüyoruz. Bütün olay budur.
Onlar İslam’ın ülkeleri fethedeceğini düşündüler.
Biz öyle düşünmüyoruz.
İSLAM DEVLETLERİN YÖNETİMLERİNİ DEĞİL,
BİREYLERİN GÖNÜLLERİNİ FETHEDECEKTİR.
Bitti-nokta.

Bütün olay budur.
Herkes bilsin ki bu planı ben yapmadım.
Bu şekilde uygun görülmüş.
Ben planın üzerime düşen kısmını uyguluyorum.
Okuyan dostlarımız da planın üzerine düşen kısmını yapıyorlar.
Okumayanlar da onlara verilen rolü oynuyorlar.
Bütün olay budur.

Gökte ararken yerde bulma sendromu…
Bırakalım bu dostlarımız, beyaz atının sırtında mitolojik bir kahramanın İstanbul’u fethetmesini bekleyedursunlar.
Tanrı’nın doğum günü atı da aldı, Üsküdar’ı da geçti…
Seven dostlara selam olsun, kinle dolu dostlara da geçmiş olsun.
Bütün olay budur.
Herşey olmuştur, bitmiştir.

Şimdi anladın mı sevgili dostum kitabımızın adının neden bu kadar “itici” olduğunu?
Bu “zaferi” hakedecek birşeyler yapmadan onlara sevinme fırsatı vermiyoruz bütün olay budur

Peşin hükümlülerle, sevgisiz Müslümanlarla karşıtlaşmasaydık,
onlar TDG’den daha çok TDG’ci olurlardı bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bu kitabı da insanlara “Bakın biz haklı çıktık” demek için kullanırlardı.
Onlarla aramıza mesafe koyduk, çünkü bunu yapmak zorundaydık.
Arınmayan, böylesine kinle dolu, hurafelerle kaplı insanlara
tarihin en büyük devrim kıvılcımını, Tanrı’nın doğum günü onurunu vermemiz
dünyanın sonu olurdu.

Bir düşün. Batının her alanda üstün olduğu bu dünyada, tüm bu komplekse karşın insanlığa neler çektirdiler…
Bir de bu insanların muzaffer kumandan edasıyla sokaklarda gezindiğini bir düşün. Nasıl bir kibir gelir geçerdi yanı başından…

Buradan yırtınmak zorunda kalırdık. Hayır, öyle değil. Bu kitap başka bişey.
O İslam’la bu İslam farklı şeyler diye bağrınmak durumunda olurduk.
Bunun tedbirini ilk günden aldık.
Hepsi budur.
MSN gibi chatleşme gibi “İslami” olmayan, batılı görünen kavramlar
bizi o insanlardan korudu. Hepsi budur.
İslam, “Müslümanlar”dan bu şekilde korunmuştur.
Hepsi budur.

Hiçbir fanatik, ileride bu çorbada benim de tuzum var diyemeyecek.
Tarihin seyir defteri, bu web site, burada herşeyi gün gün kaydediyor.
Bunu asla söyleyemeyecekler, çünkü biz buna asla izin vermeyeceğiz.
Önce kibirden arınacaklar, ondan sonra bu zaferi yaşayacaklar.

Duygu’cum senin üzüntüne geri dönelim.
Bazıları “sıcak” sever.
Seni iki gündür üzen şeyin ne olduğunu ben söyliim sana.
Sen o arkadaşının kişisel cehenneminin duvarlarına dokundun.
Bu yaktı senin canını.
Bir an önce kendi dünyanı kurmanı öneririm sana.
Dokunduğun tek duvar, kendi seçimlerin olsun.
Bol bol Tanrı’nın doğum günü,
Bol bol Metallica…
Bol bol Nothing Else Matters*…

* Gerisi boş

Çok yakın, ne kadar uzak olsa da…
Kalbimden daha uzakta değil ya
Güvenelim her zaman kim olduğumuza
Gerisi boş bunun dışında…

Hiç açmamıştım kendimi bu kadar…
Hayat bizimdir ve biz onu kendimizce yaşarız
Bütün bu kelimeler ağzımdan çıkmasa da…
Gerisi boş bunun dışında…

Seni arıyordum ve buldum, inan bana
Hergün yeni bir başlangıç bize nasıl olsa
Aç zihnini farklı bakış açılarına…
Gerisi boş bunun dışında…

Ne yaptıklarını asla takmadım!
Ne bildikleri asla umrumda olmadı
Ama ben biliyorum…

Çok yakın, ne kadar uzak olsa da…
Kalbimden daha uzakta değil ya
Güvenelim her zaman kim olduğumuza
Gerisi boş bunun dışında…

Ne yaptıklarını asla takmadım!
Ne bildikleri asla umrumda olmadı
Ama ben biliyorum…

Hiç açmamıştım kendimi bu kadar…
Hayat bizimdir ve biz onu kendimizce yaşarız
Bütün bu kelimeler ağzımdan çıkmasa da…
Gerisi boş bunun dışında…

Seni arıyordum ve buldum, inan bana
Bize yeni gün yeni bir başlangıç nasıl olsa
Aç zihnini farklı bakış açılarına…
Gerisi boş bunun dışında…

Ne dediklerine asla kulak asmadım
Ne oyunlar oynadıklarına asla bakmadım
Dediklerine asla kafa sallamadım
Ne bildikleri asla umrumda olmadı
Ve ben biliyorum…

Çok yakın, ne kadar uzak olsa da…
Kalbimden daha uzakta değil ya
Güvenelim her zaman kim olduğumuza
Gerisi boş bunun dışında…

Nothing Else Matters / James Hetfield

Amerikalardan dönelim Anadolumuza…
Bir selam da Pir Sultan Abdal’a…

Koyun beni Hak aşkına yanayım

Koyun beni Hak aşkına yanayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Benim pirim gayet ulu kişidir
Yediler ulusu Kırklar eşidir
On İki İmamın server başıdır
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kemend işte boynum asarsa
İşte hançer işte boynum keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Ulu mahşer olur divan kurulur
Suçlu suçsuz gelir anda derilir
Piri olmayanlar anda dirilir
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Pir Sultan’ım arşa çıkar ünümüz
O da bizim ulumuzdur pirimiz
Hakka teslim olsun garip canımız
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
01:09

Başak’ın doğum günü bugün…

pasta.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
01:56

Az kaldı galiba…

Efendim ev arama çalışmaları, ayaklara karasular inene kadar devam ediyor. Zaten bu karasu deyimini de tahmin ediyorum emlakçı emlakçı dolaşan bir kiracı sarfetmiş. Yani bana öyle geldi.

Hani, “burası yazar falan filan efendi’nin evidir” müzeleri vardır. O evler genelde köşk olur tabi. Ben düşündüm olur da ileride çok meşhur olursam, benim hayatta öyle bir müzem falan olamaz. 800 tane ev değiştirdim çünkü : )

Bu seferki ev arama-bulma çalışmalarımız oldukça zorlu geçiyor. Daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda kriter var bu sefer.

Emni kriter, münzevi kriter, nurani kriter vesaire vesaire.

Emlakçı dostlarımızın otomatik pilotta hareket ettiklerini tespit ettim efendim.
Ben münzevi kriteri anlatıyorum kendilerine, inziva hayatı içinde olucam, sessiz sakin, kıyıda köşede bir yer diyorum öyle bir yere götürüyor ki trafikten sokağa giremiyoruz : )
- Bu dairemiz son derece merkezidir.
- Yahu ben merkezi yer istemiyorum, dağbaşı olsun sakin olsun.
- Ama içi yeni sıfırlandı efenim.
- Harabe olsun ben razıyım.
- Ve sanıyorum kirada küçük bir indirime gidebileceğiz.
- Oofff off…

Hiç dinlemiyor yani seni : )
Bir tanesi de tam size göre diyip, bahçeli bir eve götürdü bizi. Bir apartmanın kocaman bahçeli giriş katı. Bahçe süper de, içeride nefes alamadık boğulma tehlikesi geçirdik. Rutubet ötesine geçilmiş. Daire, akvaryum daire efendim. Halledilir bunlar diyor emlakçı dostumuz : ) Mutfak nemden eriyip yerlere akmış, mutfak tavanın üzerine basmamak için zıplaya zıplaya yürüyoruz o sıra. “Bunlar hallolmayacak şeyler değil”
: )

Orasının tutmayacağımız ortaya çıkınca hemen çözülüverdi. “Ev sahibinin de evi yaptırıp öyle kiraya vermesi lazım, biz mahçup oluyoruz burda…”
Zor iş gerçekten de.

Muhit neresi olacak diye merak ediyorduk. Belli oldu bu arada. TDG’nin yazıldığı muhite geri dönüyoruz… Bişeyler olacak ama dur bakalım. Kadir gecesini geçireceğimiz yeri arıyoruz da arıyoruz.

Kriterlerimize yüzde yüz uyan tek bir yer bulduk. Ama böyle, aşık oldum eve… Zili çaldı Bahar, bu perdesiz daire kiralık mı acaba diye. Kadın içeri buyur etti bizi. Ben evin içini görünce bi fena oldum. Bayıldım… Ananemin bahçeli evi gibi, yerleri gerçek tahta. Gacır gucur ediyo yürürken. Eski ama çok bakımlı. Ne kadar istediklerini sorunca “Şöförsün dediler vermediler” durumu oldu. Boynumuz bükük, koşar adım ayrıldık olay yerinden.

Ya zenginlik böyle bişey demek ki. Bana kendimi şöför hissettiren ederde bir evi var. Lakin… Parayı ödemekle bitmiyor olay. “Senelerdir boş burası da bizim bu evi kiraya vermemiz 3 ayı bulur”. Neden teyzecim? “Kardeşim yazlıkta, hele bi gelsin de onunla da konuşalım” Yahu telefon etsen olmaz mı?
Zenginlik işte.

Ev aramaya ara verdik bir gün. Aşık oldum ya, bi de bizim aşk platonik olarak tescillendi mi… Şok geçsin diye bekledik.

Fakat bugün çok mütevazi, çok şirin bir ev çıktı karşımıza. Durumu sabah belli olacak. Eğer olursa, çok elverişli koşullar söz konusu olacak, süper olacak.

Bu arada bizim için bi sürü dostumuz yollara dökülüp ev aradı, huzurlarınızda onlara çok teşekkür ederim. Gece vakti bile ev aramışlar. Ne diyelim sağolsunlar, varolsunlar.

Şu anda halen ananedeyiz. Tosun uyukluyo koltukta. Sıpa, her zamanki gibi zıp zıp zıplıyor. Yahu kadının perdesinde Tarzan gibi geziniyor, görecek diye aklım çıkıyor… Tonton bu, basar tekmeyi. Bi kere pazarda kapkaççının teki çantasına yapışmış. Bilmeden tabi. Sen adamın hayalara bi tekme… Viyaklaya viyaklaya kaçmış, zor kurtarmış kendini :D

Bu arada ben halen meçhul komşunun internetinden bağlanıyorum siteye.
Huuu… Sar” nickli komşuuu,
ne diim Allah tuttuğunu altın etsin (rk)

Bu hafta yeni evimize geçmeyi ümid ediyoruz efendim.
Eve yerleşir yerleşmez, sitedeki ilk yazımızın başlığı Yeni Yayın Dönemi olacak : )
Gelişmeler şimdilik bunlar.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
19:31

Işık’tan…

Bir kez daha hayran oldum düzene… Malum,Ramazan’a hep birlikte hazırlanıyoruz ve oruç tutamadığımdan önceki yıllardan farklı olarak, bu yıl yoksunluk uygulaması yapmaya karar verdim.Sadece aç kalmamak adına ayaküstü atıştırmaları var,keyif yok.Ama sigara konusunu derin derin düşünmekteydim.Son zamanlarda, sigarayı bırakma kararı alanlarla, bırakanlarla karşılaşıp mesajı alma konusunda oralı olmuyordum.Sigaranın zararları konusunda (hiç hoşlanmadığım:-) sohbetlere dahil oluyordum ve yine oralı olmuyorum.Taa ki yazınızı okuyana kadar. Sayenizde kendimi bir güçlü hissettim ki sormayın.5 adımı uygulamaya geçeceğim.Hemen değil…daha 2 gün var :-)Bu arada, sanırım Ramazan’ı amaç edinerek sigaradan vazgeçmek daha kolay olacak.Bu yola çıkan herkese başarılar. Verdiğiniz huzur ve Dönüşüm için teşekkürler.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
19:33

Nihan’dan…

buRAK, Sevgili buRAK, TDG’nü arkadasimin tavsiyesi ile aldim,tuylerimin diken diken, gözlerim arpacık soganı ola ola yarısına kadar okudum. (Benzetmeler olumlu manada kullanılmıstır). İçimde düşünmekten bile rahatsızlık duydugum birçok cevabı bulmak, Tanrı ile tekrar kopuk iletişimimi onarmak muhteşem bir duyguydu. Ama her nedense kitaptan herkese bahsetmeme, övmeme, hatta hediye etmeme ve siteyi olduğunca takip etmeme rağmen hala içimdeki küçük şeytan bir açık yakalamak için var gücüyle çalışıyor.Yaşadığın mucizeleri tiye aliyor. O kadar saçma sapan sorular geliyor ki aklima… Kitabı hala bitiremedim. Birçokları onlarca kez okumuşlar. Elime alinca bayagi okuyorum ama sonra kayıp gidiyor ve gene baska seylere daliyorum..Okuyan yorumlarını okuyunca canim sikiliyor. Ben niye bu kadar çoşkulu değilim diye. Bir de ayetler kisimlarini pek anlayamıyorum. İçimi sikinti sarıyor o bölümleri okurken..Kendimi suçlu gibi hissediyorum açıkça….Durumlar böyle. Sen nasilsin:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
19:36

Sigara bahsi…

Şubat 2007′de 18 yıl sigara içtikden sonra biorezonans sisteminden destek alarak bıraktım. Kişinin kendi frekansını temizleyip geri yükleyen bir sistem.Düşündüm bu dünya’da bedenli bir varlığım ve bunun gerekliliklerine uygun bırakmam da sakınca yok. Çok da memnunum rahatım gülerek sigara bıraktım.Bize söylenen sigara bırakırken sürekli içilen sigarayı tüketmek,günde 3lt su içmek,terlemek,hergün duş almak,derin nefes çalışması ve stresi yok etmek için sarıkantaron otu çayı içmek süper işe yarıyor.Şimdiden sigarayı hayatından çıkarmayı düşünen arkadaşlarıma başarılar diliyorum.Temiz enerjiler auralar için bu sigaradan kurtulmak gerekiyor.%3′lük kısım sigarayı kendi iradesi ile bırakırmış.Dilerim TDG dostlarım bu %3 lük dilimdedirler. / Zeliha
—-
Sevgili buRAK Sigara gibi bir gerçek canavarın dişlerinin arasından kendini çekip alabildiğin için çok taktir ediyorum.Tebrikler. Bu canavarla mücadele etmenin nasıl birşey olduğunu çok iyi bilirim.(Günde üç paket içerken beş yıl önce bıraktım.Şükürler olsun) Sana gerekirmi bilmem ama sigarayı bırakmak isteyen dostlara kendi yöntemimi tavsiye edebilirim. Formül basit; sigara aklına gelince bir şekilde düşünceyi zihni sigaradan kurtarıp başka bir şeye yönlendirmek. Sigara aklında olmayınca asla sigara isteği oluşmuyor. Tekrar aklına gelince inanılmaz bir istek. Aklımda olmayınca istek olmamasını farketmem benim kurtuluşum oldu.Tek yaptığım aklıma sigara geldikçe zihnimi başka şeyle meşgul etmekti. İlk zamanlarda kovaladığım sigara düşüncesi çok sık geri geliyodu. Ben inatla tekrar kovaladım. İkinci günden itibaren kovalanan sigara düşüncesinin geri gelmesi aralığı bariz şekilde uzamaya başlayınca yırttım. Bir hafta sonar zaten iş bitmişti. Beş yıldır tek bir sigara içmedim ve içtiğim zamanlara göre inanılmaz konforlu ve kaliteli bir yaşantım oldu. Bırakamayan dostlar sakın üzülmesin sadece kurtulmayı dilesinler. Vakit saat gelince bırakma isteği ve azmi oluşuyor. Benim söylediklerim kurtulma vakti gelenlere. Bütün dostların kurtulması dileğiyle… Sevgiler / Hulusi
—-

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
20:50

Evi bulduk…:)

Aranan kan bulundu efendim. Kutu gibi bir ev. Tahminim 100 m2. Amerikan mutfaklı. Bahçe içinde. Müstakil gibi bir apartman dairesi. Yeri, konumu güzel. Kriterlere uyumluluğu çok yüksek. Kirası 1.100 YTL. Baktığımız evlerin en ucuzu. Diğer yanda da en çok beğendiğimiz ev. Tosun ve Sıpa için güzel bir ortam. Bahçe bakım istiyor. Zevkle :)

Çalışma odasında çalışma projesi gene yattı bu arada. Oldum olası özenmişimdir çalışma odalarına. Birçok evimde de yapmışımdır. Ama o ev genelde çamaşırların kurutulduğu oda olmuştur. Bense salonda televizyonun karşısındaki koltukta yapmışımdır, yapmam gereken şeyi. Yeni salonumuzda çalışacağım köşe şimdiden belli. Cam kenarı…

Bizim için ev arayan dostlarımız buldu bu evi. Gerçekten çok istediler, çok uğraştılar, onlara kısmetmiş. Aslında bugün içinde başka bir ev daha vardı anlaşmak üzere olduğumuz. Kirası biraz daha fazlaydı lakin, emlak komisyonu ve depozito vermeyecektik. Bahar evi çok beğendi ama birşey beni tuttu. Ben bu evde huzur buldum dedi. Ona onun kafasındaki huzurun kriterlerini anlattım ona sonradan, hak verdi. Temizliği kolay olsun, ısınmada problem olmasın vesaire : ) İyi de başka şeyler de var. Bir yandan da ev gerçekten güzel bir evdi. O kadar huzur buldu ki, durdurulacak gibi değildi.

Bugün evsahibi kira bedelini bildirecekti. İçimden dedim ki, bizim kısmetimiz bu ev değilse, sorun karşı taraftan çıksın. Benim sorun çıkartacak mecalim yok çünkü. Evsahibi akşam aranacaktı. Dostumuzun telefonunun ekranı bozuldu. Numara da içinde. Sabaha erteledik. Sabah olduğunda yerinde bulamamışlar. 1′de dönecek demişler. Ben işareti aldım. Burası tam istediğimiz koşullarda olmayacak. Nitekim de öyle oldu.

Bu eve geldik. Her yer kuş tüyü içinde…:) Hani ormanda kaybolmamak için pirinç mirinç dökerler ya masallarda. İşte bu kuş tüylerini takip edince bizim evin balkonuna geliyorsun.

Evimizi okuyucularımızla beraber taşıyacağız bu hafta. Temizliği de beraber yapıyormuşuz : ) Zaten evsahibiyle para konularını da onlar konuşacaklar yarın biraraya geldiğimizde. Ne kadarı çek, ne kadarı nakit onlar halledecekler, yayınevi ödemeyi direk onlara çıkaracak. Ben parayla temas etmeyeceğim yani. İşte bu iyi oldu. Beynimin matematik kısmı, para-pul hesabına endekslenince moralim bozuluyor. Toplama, çıkarma, bölme, çarpma. Ben bunları sadece parapul hesapları için kullanıyorum aslında. Öklid, Pisagor gibi matematikçiler benim zihnimde mali müşavir amcalar olmuş : )

Hanımefendiyi de alarak eşya bakmaya gittiler hep beraber. IKEA’ya. Gitmedim ama çok büyükmüş. Hiç mecalim yoktu, ben hemen kaytardım. Aklım sitede zaten.Onlar coşkulu coşkulu koşturuyolar ben de heyecan içinde ananeye gelip şekerledim biraz. Uyandım, bu satırlara dahil oldum.

Bu ev işi biraz maceralı oldu. Daha önceki evin hikayesini mutlaka yazacağım, oradan da göreceksiniz. Benim bütün evler nokta atışı olmuştur hep. Diğer bin sekizyüz adet kiralık evimden farklı olarak bu evi bulmak konusunda sezgilerim kapatıldı. İstanbul kazan biz kepçe modeline girdik. Sokak sokak, bina bina aradık. Böyle bir zorluk çıkarmalarının bir nedeni olmalı dedim kendime. Ve sanıyorum nedeni biliyorum.

Bende eski hayatımdan kalma bir kibir vardır. Her işimi kendim hallederim. Spiritüel dildeki tercümesi, “kimseye muhtaç olmama korkusu” tabiki… Bu ev operasyonunda da gene aynı eğilimdeydim. Ancak şöyle de bir gerçek var ki, TDG okuyucularından oluşan dost çevremiz -ki başka bir dost çevremiz yok artık, bizim için bişeyler yapmak istiyor. Şiddetle. Bunu çok insanda görüyorum. Ben ve dolayısıyla Tanrı’nın doğum günü yolu için herhangi birşeyler yapmak onları mutlu ediyor. Bende ise tek tabanca olma eğilimi. “Sağolun. Düşünmeniz yeter. Biz hallediyoruz.”

Malum araba yok (araba arzusu da yok) bana kalsa, heybemi (benim sevgili Nike çantam) sırtıma alır yürüye yürüye arardım evi. Bir ay da sürse. Lakin sorumluluk duygum, içine kapanık yapımdan uyanmam gerektiğini söylüyor artık bana. Ha tabi bu asosyal olma noktasında haklı gerekçelerim de yok değil. TDG yoluyla insanlar üzerinden kazanım elde etmek, bizim için asla olacak birşey değil çünkü. Bu, hacılara, hocalara, dervişlere, şeyhlere yakışır. Bana değil. Oara pul konusuna titiziz malum. Kaçınıyoruz bu tür diyaloglardan. Hatta geçen altın yaldızlı Kur’an-ı Kerim’i ben almak istiyorum diyen dostumuza bir şart koşmuştum. Ödediğin parayı ben sana TDG biriminden takdim edeceğim. Kaç para bu? 2 TDG. Kitapların hayırlı olsun : ) Bu olabilir. O verir, sen ona verirsin. Ruhsal ailemizin dış dünya ile aramızda bir tampon bölge oluşturması, benim de hayatımı gerçekten çok kolaylaştırdı.

Bu benim için çok büyük bir devrim. Resmen kendimi aştım. Bunu yapmam gerektiğinin sinyalleri bir süredir geliyordu, belki de sırf bu yüzden bile taşındırılmış olabiliriz. Yükünü paylaşmazsan, işte böyle ezilirsin… mesajı, çıktığım bu yolda gerçekten benim için önemli ve alışması zor bir tılsım gibi. Eşya bakmaya bu kadar hevesli olmasalardı örneğin, koltuk bakınan ben olacaktım. Şu anda burada olamayacaktım.

İşin kötüsü orada da olamayacaktım… İçinde bir huzursuzluk. Vicdan sızısı. Napmam gerekiyor, bense şu an neredeyim duygusu. Bahar şu koltuk nasıl dediğinde ben koltuğa doğru bakıp, ama da onu hiçbir şekilde idrak etmeyip, güzel güzel diye diye ruhsuz ruhsuz kafa sallıyor olacaktım şu an. Şükürler olsun ki buradayım. Onlar çok mutlu. Ben onlardan daha mutluyum : )

Gelişmeler şimdilik böyle efendim. Ananeme evin uydu fotoğrafını gösterdim az önce. Atatürk’ün okullarına gelip, tahtaya kaldırdığı bir yaşlı çınar için torununun evine uzaydan bakmak değişik bir deneyim olsa gerek : ) Hatta ona, onun evi ve bizim evimiz arasının kaç adım olduğunu küsuratına kadar söyleyince tuhaf tuhaf baktı gözlerime.

Uyy, sen nerden biliyosun dedi.
Güldüm ben de : )
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
10
2007
20:54

Seda’dan…

Selamlar buRAK, seni ailece takip ediyoruz ve yaşadıklarımıza şükrediyoruz. Dün gönderdiğin şarkıyı (nothing else matters) eşimle beraber dinlemekteydik. İnilizceden çevirisinde birkaç şey dikkatimi çekti, bu şekilde çevrilince anlam daha da derinleşiyor ve değişiyor. İngilizce uzmanı değiliz ama yazalım dedik. So close, no matter how far Couldn’t be much more from the heart – Çok yakın, ne kadar uzak olsa da… bu kadar kalpten olamazdı Trust I seek and I find in you-Sende arayıp bulduğum şeye güveniyorum, Every day for us something new-hergün bizim için yeni bir şey (buluyorum). Karşındaki insanın içinde gözle göremediğin ama inandığın birşeylere atıf var sanki ve ona güvenmeye..sevgiler, kolaylıklar…
—-
Şu Nothing Else Matters’ı tercüme edene kadar göbeğim çatladı dün. Türkçeye çevirdiğinde o kadar ruhsuzlaşıyor ki şarkı. Adından başlayarak. Metal gibi soğuk oluyor. Nothing Else Matters’ı “Adaaam sen de” diye çeviremeyeceğine göre, iki arada bir derede kalıyorsun. Seda’ların ailecek getirdiği katkı hoşuma gitti. Gece metne bi oturtiim bunu bakiim, neler olucak. sevgiyle / buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
11
2007
00:59

Cancan… Bu fotoğrafa bayıldım…

cancan(3)_1.jpgcancan.jpgcancan_2_.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
11
2007
01:18

Sigaraya başladım…

Hehe ama gerçek sigara değil. Plastik. Çekiyorsun nane kokusu geliyor. Dış görüntüsü bildiğin, ucu küllenmiş sigara. Eczane satış fiyatı 6.5 YTL, pakette 4 tane var ve bir ay gidiyormuş. Bütün gün elimde gezdirdim. Bugün evi bulduktan sonra kutlama babında bi lokantaya girdik. Yemekten sonra çıkardım kendisini. Başladım içmeye. Garson çocuk abi buyur diye uzattı hemen küllüğü : ) Ananemi de kandırdım zaten, yeniden başladım dayanamadım diye. Üstüne bi de yakıcam anane seni diye kovaladım evde, nası da kaçtı : )

Efendim sigarayı bırakma planında tespit ettiğim bir güvenlik açığını da çözmüş olduk. İnsana en çok ellerinin boş kalması koyuyor. “Cigara tutmadıktan sonra el ne işe yarar yani, bak bak hem de iki tane vermiş bi de” sendromu ben size söyliim, bu işin yarısıymış. Emzikten kalma bi alışkanlık mı bu acaba diye düşünmüyor da değilim. İşin özeti, planın 6. ayağı tamamdır.

Yedinci ayağa doğru yaklaşıyoruz. 7. ayakta kan vereceğiz. Tertemiz bir kan dolaşmaya başlayacak damarlarımızda. Dinç oluciiz, sigaradan kurtuluciiz, hem de bir hayır işlemiş oluciiz. Bi taşla iki kuş : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
11
2007
01:27

Bengül’den…

Selam, En kisa zamanda gonlunzde yatan evi bulmanizi diliyorum.Ben hamileyim:) daha kimse bilmiyor.Doktor turk ve dogum yapabilecegim yakinda bir hastenede olsun diye geciriyordum kalbimden.Uzun zamandir burada yasayan arkadaslara sordum,yok dediler.Kendi doktorlarini onerdiler ne evet ne hayir dedim oyle bekliyordum.Bu sabah arkadaslarimdan biri randevu almis ama oğlumun okul saatine denk geliyordu olmaz dedim.Internetten, istedigim hastanenin bashekiminin telefon numarasini aldim, aradim.Doktor tatildeymis…sekreter kiza turkce,ing.,biraz da almanca konusuyorum dedim…Bashekim yardimcimiz turk isterseniz sizinle o ilgilensin dedi:)telefonu kapattim sevic cigliklari attim,tesekkur ettim…daha ne isteyebilirdim ki…Hastanelik olacak kadar yogun mide bulantilari gecirmistim daha once.Simdi kendime surekli telkin ediyorum hersey daha iyi olacak diye.Yine de guzel dileklerinizi ve iyi enerjinizi bekliyorum.sevgiyle kalin.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
11
2007
14:51

Leyla’dan…

Sevgili buRAK, Perşembeyi cumaya bağlayan gece babam ağrılardan duramayınca doktora götürdük. Yatmadan önce sapasağlam olan adam – öyle sağlam ki muhabbet etti, komşulara takıldı, hasta ziyaretine gitti- gece yarısı iki büklüm olmuş bir vaziyette konuşamıyor, kımıldayamıyor vs. vs. Aldık hastaneye götürdük. Acilin birinde kum döküyorsun diye ağrı kesici yapıp evine git dediklerinde alıp babamı başka bir hastaneye götürdük. Tahliller, ultrasonlar, filmler vs derken safra kesesinin kangren olduğunu öğrendik. Yatışını yapıp odasına çıkınca doktoru ameliyat edeceğim dedi. Biz birbirimize bakarken odanın penceresine iki güvercin gelip konakladı. Anne ameliyat başarılı geçecek endişe etmeyin dedim. Beklediğim işaret gelmişti. O sırada babam gözünü açtı güvercinlere baktı. Ameliyat olurken bir de göbek fıtığı çıkmış onu da temizlediler. İki güvercin iki başarılı ameliyat. Hastamız şimdi evde dinleniyor, ağrıları geçtiği için mutluyuz. Bu arada ev sorununu çözmüşsün güle güle otur. Sevgiler

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |