“Ulan bana bak sevmek öyle değil sevmek ALLAH cc iman etmekle olur halis müslümanın sevgisi başkadır”
Çok sevgili bir dostumuz bana internet forumlarında TDG adına girdiği bir tartışmanın metnini göndermiş. Yukarıdaki cümle, aldığı yanıtlardan biri. Ulan! diye başlayan bir sevgi cümlesi… Maazallah bir de aşk şiiri yazayım dese hepimizi havaya uçuracak demek ki…
Bu didişme metnini görünce, “Açın pencereleri…” kavramımıza biraz daha açıklık getirmemiz gerektiğini gördüm.
İçimizde bir coşku var ve bunu herkesle paylaşmayı istiyoruz. Bu çok doğal ve güzel birşey. Bu coşkunun yönetimi… İşte bu çok “cool” bir duruş gerektiriyor dostlar. Bir parça da sabır. Faz mantığının bir amacı da bu coşkuyu sabırla yönetebilmek. Sessizliğin 1. faz: Dipdalgası olduğunu bilmeseydim bu coşku benim de içimde patlardı.
Düşünmenizi istediğim birinci nokta şu. Bu insanlarla neden tartışma ihtiyacı içindeyiz? Amaç Tanrı’nın doğum günü’nü sınamak ise buna diyeceğim hiçbir şey yok. Sevgi cümlelerine ulan diye başlayan bir zihniyetten, Kur’an’ın sevgi düzlemine dair doğrulama beklemek uzun bir bekleyiş, lakin bu sizin vaktiniz, sizin seçiminiz. Biz gene de TDG’yi başka insanların üzerinde sınama yolunu seçmemenizi öneriyoruz. Sınamaya varız, ancak kendi zihinlerimiz üzerinden. Olumlu-olumsuz telkinleri bir yana bırakıp bu kitaba nasıl bakacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Karşı çıkacaksanız da bu sizin kendi kararınız olmalı.
Bu forumda bulunmanın nedeni TDG’yi kitlelerle buluşturma coşkusu ise -ki çok büyük çoğunluğun duygusu bu- o zaman size birkaç önerim olabilir.
Kişilerin kişilerle “tartışmasından” hayırlı hiçbir sonuç çıkmaz dostlar. Kaybetmeyi kimse istemez ve bu, tartışmayı kazanma içgüdüsünü kendi içimizde hakim kılar. Bu da egodur. Ego yüceltilmek istendikçe burnu yere sürten birşeydir. Kazanmanın hırsı ise kaybetmenin pratik bir yolu…
Düşünün ki siz karşı tarafı mağlup ettiniz… Bu, karşı tarafın bir ömür boyunca meydana getirdiği değerler sisteminin çökmesi demektir. Unutmayın ki bir “mağlup” asla TDG’nin sayfalarında barınamaz. Sorgulama güç ister, moral ister, heyecan ister, enerji ister. Mağlupların adresi bu anlamda asla TDG olamaz. Kaybetseniz de kazansanız da bu, TDG’ye arzu ettiğiniz katkıyı getirmez.
Zaten bana gelen havadis, (kinci bağlamında) dinci sitelerde TDG okuyucularının açtıkları başlıkların genel olarak site yönetimleri tarafından engellendiğini gösteriyor. Çok sağlam argümanlar atılıyor ortaya, karşı taraftan tık yok. “Huzur, kaçmaktadır” diyorlar belli ki.
Bu internet forumlarında bulunma amacımız, bu dili kanlı fanatikleri “bu tarafa” çekmek de olamaz. Onları burada istemiyoruz ki. Önce kendi hayatlarında nefreti değil sevgiyi hakim kılacaklar, ondan sonra “ver elini cennet”. Neden kitaba adından, kapağından başlayarak (onlara göre) “Gayri-İslami” bir konsept giydirdik? Hazır olmayanlarla, hazır olana dek buluşmak istemediğimiz için.
Çorbada tuz sahibi olmak için, kitabın adını ve genel olarak içeriğini kendi kelimelerinizle duyurmanız yeter. Böyle 100 tane kaçığın arasında 5 tane açık bulursak, bu dostlarımıza bizim web uzantılı bir yol açarsak işlem tamamdır. Buradan sonra iz sürmek kişinin kendi işidir.
Merak edenler için söylüyorum. Dona bu ortamlarda kimsenin onun adını kullanmasını istemiyor. Dona dostu olabilir, donaNIM vs. olabilir ama doğrudan Dona nick’ini seçmeyi kimseye tavsiye etmiyoruz.
Tebliğ mantığından genel olarak uzak duralım dostlar. Duymayı isteyenlere işittirelim sesimizi. Ruhen sağırlara senfoni konserleri düzenlemeyelim.
3. Faz Çatışma / Buluşma evet, ancak biz çatışmayı doğuran değil buluşturmayı başaran taraf olacağız, bunu hiç unutmayalım. Fanatikleri dize getireceğimiz nokta, “başarı” olacak. Çünkü onlar sadece gücün kendisine iman etme eğilimindeler. Tanrı’nın doğum günü’nün neler başardığını görünce, o forumlarda benden bile daha TDG’ci olacaklar bundan emin olun. O fazdaki işimiz de bunları içimizden ayıklamak olacak.
İsmini vermediğim (bakarsın karşı taraf siteyi geziyordur) patronuyla tartışan sevgili dostum. Baktın ki karşındaki, Hz. Muhammed’in milyonlarca özelliğinin içinden tek bir tanesini, birden çok eşi olmasını örnek almış kendine, senden ricam bunun bir mizah olduğunu farket. “O insanlık için kariyerini yarıda bıraktı, kendini insanlığa adadı. Sen de bırak bu işleri, bir hayır kurumuna devret şirketini, ada kendini, 144 hanım al, helal olsun sana” de. Tabi karşı tarafın kanının, aşağılardan yukarılara, “beyin” bölgesine dönmesini beklemelisin. Toprağa doğrultulmuş erkek aklı diyorum ben buna. Üstüne gitme. Gül sadece, neden güldüğünü de asla söyleme. Kıvransın : )
Şahsen ben de bu tarz tartışmalardan kendimi uzak tutuyorum. Söyleyeceğimi kurallarını kendim koyarak, kendi istediğim düzlemde söylüyorum. Biz iyimser enerjiyiz ve dikkat edin karşımızda hiç şaşmayan bir hakikat olarak karamsarları buluyoruz.
Karamsarlık çok yakıt gerektiren bir ruh hali dostlarım. Bu anlamda karamsarlık 12 silindirlidir. İyimserlikse güneşle beslenen fotosentezdir. Biz kendi kendimize mutlu olabiliriz. Onlarsa birilerine sıçramadan alev almaya devam edemezler. Elimizi, ayağımızı karanlık enerjinin her türlüsünden sakınalım. TDG adına bile olsa, bu insanların size sıkıntı vermesini istemem. İçinden cehennem geçen hiçbir karede yer almayın.
Zaten istemeyene vermek, “ikna”nın kendi etiğine de aykırıdır.
Karşındakini zorla ameliyat etmek, cerrahî değil adam şişlemektir : )
Özgür iradenin herşekline saygı.
Hastalıklı olanlarını karantinaya alarak tabi.
sevgiyle
buRAK