Eyl
20
2007
19:01

Ne güzel mektuplar gelmiş… Yelda’dan…

kitabınızı yeni aldım sevgili buRAK kardeşim. heyecandan önce şöyle bir karıştırdım. Karşılaştığım bilgiler beni her seferinde daha da heyecanlandırdı. Bugün okumaya başadım ve bitirip tekrar okuyacağım hiç acelem yok. Seni çok bekledim şükür kavuşturana sevgili buRAK, ezelden beri İslam’ın tam olarak anlaşılamadığını biliyordum fakat nerden yakalarım ne yaparım diye fikrimi yorarken, pat kitabını elimde buldum. Sen var ol. Tüm insanlık adına sana şükranlarımı gönderiyorum. İyiki varsın. Not.kitabı bitirdikten sonra tekrar yazışmak isterim

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
19:02

İsimsiz…

slm kitaba yeni başladım ama inanılmaz heycanlıyım.sanki büyük şeyler olcak ve bunlar çok yakın.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
20:14

Filmler…

Yayınevinden aradılar bugün. Telefonlar geliyormuş. TDG filmlerini download edebilmek istiyormuş okuyucularımız.

En beğenilen filmimiz, Boyama kitabıyla başlıyoruz efendim. Bu linkten yükleyebilirsiniz;

rapidshare.com/files/5…

Bu arada yeni bir stüdyo oluşumuna gidiyoruz efendim, … bayrağı bu yeni stüdyodaki dostlarımıza devrediyor. Yeni stüdyomuzda sadece Apple teknolojisi ve özel film programları kullanacağız. Yeni müziklerimiz rock ağırlıklı olacak : ) Fotografiye ve sinema efektlerine ağırlık vereceğiz. Daha az sayıda film üreteceğiz. Çok vurucu filmlerimiz olucak efendim. Pek yakında.
Sevgiler
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
20:39

Yurdakul’dan…

Kitabınızı okumaya yeni başladım ve elimden bırakamadım. Tebrik ederim. Eserinizin İngilizce çevirisini yaptırıp Batı dünyasında yayınlatmayı düşünür müsünüz? Böyle bir şeye niyetiniz varsa lütfen bana e-posta yollayın. Sevgiler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
21:48

19 Ekim…

Çok sayıda mail geliyor efendim. Bunlar da Ya-si-va’lar… yanıtı sitede var’lar : )
Site çok büyük kayboluyoruz diyorlar, ki bunda da haklılar.

Daha önce hadi hadi sorularımıza cevap istiyoruz mailleri geliyordu, şimdi ise çok sayıda cevap var, istediklerimize ulaşmak çok vakit alıyor eleştirileri almaktayız. Zaten ben insanoğlunu oldum olası sevmişimdir: )))

Şaka bir yana yeni başlayan biri için, okuması haftalar sürecek bir içerik oluştu sitede. Giriş sayısı olarak baktım, 1000 adet giriş olmuş. Ki bunların 200′e yakınını arşivde yer işgal etmesin diye yayından çıkarmışız.

Aşağı doğru uzanan, bööyle tulum şeklinde bir site istiyordum. Aşağıya doğru ilerleyen 5 adet sitemiz mevcut şu an : )

Bütün bunları neden anlatıyorum? Arzediyorum efendim.

Malum. 19 Ekim 2007 günü, TDG’mizin birinci yaşgünü. Bu yaşgününün şerefine yeni bir kitap çıkarıyoruz : ) Site yazılarını kitap yapıyoruz lakin, dümdüz bir kitap yapmıyoruz. Sürprizleri sevdiğimiz, düz işlerden hoşlanmadığımız için. Okuyanlar, okumayanlar, bendenizin yazıları… Hepsini kurguluyoruz, bakalım ne çıkacak içinden : )

Kitabın adını kapağı hazır olunca açıklayacağız.
İsmi bizim pek bi hoşumuza gitti bu arada.

19 ekim kitabı, bizim için iki adet görev üstlenecek efendim;

1- Hazırlayıcı kitap olacak:
Tanrı’nın doğum günü isminden çekinen dostlarımızın elleri kitaba uzandığında hayatları film şeridi halinde gözlerinin önünden geçmeyecek, kitabın adında Tanrı kelimesi geçmediği için : ) Okuması kendinden caiz bir cilt olacak efendim… Kitleler için TDG’ye doğru ön bir basamak olacak. Bu kitaba basarak TDG’ye uzanacak dostlarımız. Ben kimim, bizler nasıl insanlarız, bu kitap nasıl bir kitap sorularına yanıt almak, çekingen dostlarımıza çok iyi gelecek. Sizler de duruma göre, TDG için hazır olmayan dostlarınıza 19-ekim-kitabını tavsiye edebileceksiniz.

2- Tamamlayıcı kitap olacak:
Yeni kitabımız TDG sonrasında okunduğunda, TDG’nin daha da yerli yerine oturmasını sağlayacak. Tanrı’nın doğum günü etkisini sağlam ve sürekli kılacak.

Bu kitabın en çok hoşuma giden tarafı, gerçekte onu hep beraber yazmış olmamız. Kitabın yazar adı olarak, benim adımdan ziyade hepimizi yansıtacak bir özne kullanmak istiyorum. Yayınevi ve daha ziyade yayıncılık camiası bakalım bu fikri nasıl karşılayacak, eski köye yeni adet durumları malum : )

Bu kitabı okuyan-yazan-okumayan herkes yazmış olacağız ve bir cümbüş şeklinde bir arada olmak bana çok heyecan veriyor. Bu sitede hep beraber ağlayıp, hep beraber güldüğümüz bir çok satırlarımız oldu, bunları kitap sayfası üzerinde görmek de ayrı bir keyif olacak.

Son dönemin yeni alışkanlıklarından biri de site yazılarının çıktı alınıp dosyalanması. Kütüphanede saklamak konusuna da şık bir çözüm getirmiş olacağız. Bu arada şunu da söylemem lazım. Site yazılarımın üzerinden bir kez daha geçeceğim. Daha önce paylaşmıştım. Yazılarımın üzerinden geçmek en büyük keyfim diye. Sitede sıcak-servis olduğu için bu mümkün olamıyordu. “Rende metodu”mu uygulayabileceğim : )

Özetle, herşeyiyle özel bir yaşgünü hediyesi hazırlamakla meşgul olacağız önümüzdeki günlerde.
Bu arada tasarımcı Hale’miz, MSN’den hatta bağlandı hemen biraz önce. İlustrasyonları yapamıyorum, bir türlü konsantre olamıyorum diyor. E. H. kitabı gecikti, yeni bir tasarımcı bulmamız gerekecek. Neyse…

19 ekim kitabında, okuyanlar-okumayanlar yorumlarını Başak hazırlıyor. Başak’tan en çok istediğim şey, kendi hikayesini yazmasıydı. Sonunda ikna ettim kendisini, kitapta yer alacak bu hikaye. Şu anda yazıyor. Okuduğunuzda bana hak vereceksiniz.

Gelişmeler şimdilik bunlar. Matkap sesinden ve evişlerinden kafam kazan gibi oldu. Okuduğunuz yazının edebi değeri sıfırın altında farkındayım : ) Maksat bilgi paylaşımı efendim. Bugün elimden gelen bu kadar.
sevgiler
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
21:49

Arka kapak metninin filmi… Download link…

http://rapidshare.com/files/57191476/TDG-arkakapak.wmv

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
20
2007
22:26

…:)

Tanrı’yı mahkemeye verdi

ABD’nin Nebraska Eyaleti’nin bir temsilcisi, doğal afetlerin durdurulması amacıyla Tanrı’dan davacı oldu.

Eyalet Senatörü Ernie Chambers, Douglas Bölge Mahkemesi’nde açtığı davada, “davalıdan, zararlı faaliyetler ve terör tehditlerine bir son vermesinin istenmesini” talep etti. Halkın oylarıyla seçildiğini hatırlatan Chambers, davalının, doğrudan veya dolaylı olarak, seller, depremler, kasırgalar, hortumlar ve salgın hastalıklara yol açtığını da kaydetti.

Ernie Chambers, davayı, “anlamsız ve saçma” davalar açılmamasını amaçlayan yasal girişimlere karşı açtığını kaydetti. Chambers, “Anayasa, mahkemelerin kapıları açık olmalıdır diyor. Davaları engelleyemezsiniz. İsteyen istediği kişiyi dava edebilir. Tanrı dahil” dedi.

Eyalet Senatörü Ernie Chambers, davalının heryerde ve Douglas Bölgesi’nde var olduğunu belirtti.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
12:59

Emsile’den…

varolan neslin yeni arayışı ve bu arayışı içerisindeki varoluşu singeleyen yeni bir mucize! “şu an mucize tam karşında duruyor küçüğüm dedi TaNrI işte mucizelere inanmanın tam zamanı dedi İnSaN. o zaman ne duruyoruz dedi tanrı hadi mucizemizi gerçekleştirelim.” benim mucizem doğduğum an gerçekleştirmişti.yaşam denilen kılıfım korunağım olan bedenimle tekamül sürecine başlamıştım. kimbilir kaç ayrı ömür yaşadım bilinmez ama şu anki hayatımı daha bir başka seviyorum. (benimde evimde minik minik renk renk kelebeklerim var birinin resmini çektim ama gönderemedim.rüyalarım çıkar dün gece el gani(ğ) diye sesleniliyordu.neyse bende bu yaşamımda tanrının doğum günü mucizesine tanık olduğum için mutluyum.)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
13:00

Onur’dan…

Varlığın ve farkına varmamızı sağladığın Varlığımız için ayrıca unutmaya başladığımız şu günlerde O’nu bize tekrar hatırlattığın ve sevdirdiğin için sonsuz teşekkürler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
13:01

Mrtsn’den…

Kitabınızı çok beğendim.Bu zamanda Tanrı nın sizin aracılığınız ile bizimle irtibata geçmesi bir mucize ve biz bundan çok iyi istifade etmeliyiz………..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
13:19

Hayırlı bir icat… Kağıtsız faks…

Kağıtsız faks geldi

Vidicode Faks Sunucusu, kağıt kullanmadan faks alıp göndermeyi mümkün kılıyor. Sarf malzemesi ve enerji tüketimini azaltan cihaz, bu yönleriyle son zamanlarda bütün ağırlığıyla hissedilen çevre sorunlarının azaltılmasına çok olumlu katkılarda bulunuyor.

Telekomünikasyon sektöründe 35 yıllık tecrübesiyle hizmet veren Bircom tarafından Türkiye’ye getirilen Vidicode Faks Sunucusu, çevreci özellikleriyle dikkati çekiyor. Vidicode Faks Sunucusu, kullanıcıların kağıt kullanmadan faks alıp göndermelerini sağlıyor. Bircom, ürünü satın alanlar adına TEMA ile birlikte fidan dikimi de yapacak.

İnternetin gelişmesine paralel olarak e-postanın sunduğu hız ve rahatlık nedeniyle tahtı sarsılır gibi görünen faks iletişimi, aslında e-postanın sunamadığı avantajlardan dolayı hala yaygın olarak kullanılıyor. Özellikle güvenlik açısından üstün nitelikleri olan faks, teknolojinin yardımıyla çağ atlıyor.

Vidicode Faks Sunucusu, faks iletişiminden kağıt unsurunu ortadan kaldırarak tarama, arşivleme, yedekleme ve zamandan tasarruf imkanı sunmasının yanı sıra en önemli katkıyı çevrenin korunması anlamında sağlıyor. Cihaz, kağıt, toner ve faks şeridi kullanımını sıfıra indiriyor ve faks iletişimini tamamen elektronik ortama taşıyor.
fax.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
13:48

Başörtüsü yazısı ertelendi…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
15:27

Yecüc…

Yecüc ve Mecüc’le ilgili sorular gelmekte… Bu konunun yanıtı kitapta yok efendim. Ya-ki-yo’lar çıktı şimdi de : )

v1.0.3′te bu konuda beklenen bilgilendirmenin yer almasını arzu ediyorum. Tabi bu benim isteğim, şahsen en çok merak ettiğim konulardan biri Yecüc Mecüc. İsteyenin bir yüzü kara diyorum : )

Şöyle ilginç bir şey olmuştu. TDG yazılırken. Bir düşünce koridoruna girmiştim, o koridorun sonunda bu Yecüc Mecüc konusu vardı. Evet, tabi ya! dediğimi, senaryoya birebir oturduğunu gördüğümü hatırlıyorum. Ama sonra o koridordan gerisin geri çıktık. Gördüklerim de silindi sanki beynimden, hiçbirşey hatırlamıyorum : )

Çok büyük ve çok önemli bir konu. Sanıyorum Dona’nın açıklaması da inanılmaz derecede net olacak.
Sadece bunu bilebiliyorum.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
20:39

Şencan’dan…

merhaba buRAK bey,TDG için bişeyler söylemeyi nekadar mükemmel bir kitap olduğunu anlatmayı başarabileceğimi hiç sanmıyorum:) kitabı henüz bitirmedim ama mutluluktan yerimde duramıyorum… bu kitabı herkes okumalı bence.o yüzden de ben tanıdığım herkese hediye ediyorum TDG yi ki sonsuz mutluluk ve huzur herkesin hakkı:) kaleminize,yüreğinize,ruhunuza sağlık, sevgiler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
21
2007
23:03

Banu’dan…

Sevgili buRAK, Yazacak içimi dökecek, paylaşacak o kadar şey var ki; tam yazacağım hepsi uçuşuyor…O kadar mutluyum ki kitabı okuduktan sonra, bazen ağlıyorum, bazen yüzümde pembe pembe gülücükler oluşuyor, bazen coşuyorum, coştukça daha da coşuyorummm. Sıkıntı anlarımda kitabı aklıma getiriyorum hepsi uzaklaşıyor benden.İçim rahatlıyor bir anda…Sevgiler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
13:35

Görsev’den…

filmlerin vcd olarak satılmasını talep ediyorum düzgün kesintisiz odaklanarak izleyemiyorum.buRAK allah razı olsun sen çok iyi bir iletişimcisin kanal yazacaktım kitabın 507. sayfasındayım allah aşk aşk aşk diyebiliyorum filmler de çok güzel tanıdığım herkese mail olarak youtube dan gönderdim lütfen daha düzgün izleyebilmemizi sağlarsan sevinirim. bu arada bu kadar sorumluluğu ağır işlerin içinde eee artık bunuda arada yaparsın.sevgiyle kal daima iyiki varsın…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
13:35

Fallen’dan…:)

buRAK’çım boyama kitabı filmi için bu kadar hüzünlü bir müzik seçmek zorundamıydın özellikle hayallerini gerçekleştiremeyen insanlar için biraz ağır olabiliyo :) :(

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
13:52

Zeliha’dan…

Herkese selamlar.Şu dikkatimi çekiyor bazı mailler de Tanrının senin aracılığın ile bize ulaştığını yazıyor arkadaşlarım.Bu kitabı yazdıran herhangi bir varlık mı olduğu düşünülüyor yoksa direk özünden alarak yazdığın anlaşılmıyor mu?Kuran da belirtiği gibi ben size şah damarınızdan daha yakınım diyor biz o yuz o biz farklı bir enerji yokki.Bu kitabı yazmak senin görevinmiş sen yazmışsın.Ama yazdıran bütünün kendisi.Yoksa ben mi farklı düşünüyorum.Kitabı aldım ve o üst köşede resmini gördüğüm andan itibaren de senin isa olduğunu düşünüyorum : ) Elinde kuran ile görev zamanın başladığı zaman bunu da en güzel şekilde başaracağını biliyorum.Sevgilerimle—-
—-
Zeliha’cım, senin tarif ettiğin süreç “nasıl?” sorusunun cevabı ve yüzdeyüz doğru. Sen sistemin nasıl çalıştığını açıklamışsın. Bahsettiğin dostlarımızın dile getirdikleri ise “ne?” sorusunun cevabı. İki farklı doğru.

Bu arada, mektubun çok gerçekçi başladı, çok fantastik bitti : )))

Ben İsa değilim demek bile, benim haddimi aşan bişey.
Havari adaylarıyız. Hepimiz.
Sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
14:01

Çok beğendim bu yazıyı… Cumhuriyet elitist mi?

H. Uluengin / Hürriyet
CUMHURİYET ideolojisi “elitist”, yani “seçkinci” olmakla da eleştiriliyor. Estağfurullah! Daha neler!

Böyle bir sonuca varmak ancak, o “elit” kelimesini, eski Asmalımescit’te aynı adı taşıyan ve mürekkep yalamışlara mekán oluşturan pastahaneyle özdeşleştirmekle mümkündür.

Başka bir deyişle, sözcüğü ayağa düşürmek ve anlamını hadım etmek gerekir.

Oysa hayır, Cumhuriyet’in ne ideolojisi, ne de yönetimi “seçkinci”dir!

Bal gibi de “vasat”tır ve “vasatçı”dır! Eğer illá Frenk deyim kullanılacaksa da, buna “mediyokr” ve “mediyokrasi” denir.

* * *

ANCAK dikkat, aşağıda değineceğim gibi Cumhuriyet’in “vasatlıkta eşitlik” empoze etmiş olması, onun kurucularının evrensel “elit”e yakın durdukları gerçeğini değiştirmez.

Evet evet, orijinal metinden okuduğu Voltaire’e Fransızca not düşen ve değme Batılı devlet adamına taş çıkartacak ölçüde mükemmel giyinen Atatürk; yahut, Fizan çölünde gramafonla klasik Garp müziği dinleyen ve istirahat vakti satranç oynayan İnönü başta olmak üzere, Cumhuriyet öncüleri kendilerinden sonrakilerle kıyaslanmayacak oranda “seçkin”diler.

Daha da uzatabileceğim bu örnekler ise tek bir gerekçeden kaynaklanıyordu.

Velev ki imparatorluğu ulus-devlete dönüştürmüş olsunlar, yukarıdaki öncüler aynı zamanda, yetişme ve terbiye açısından o İmparatorluk’un “kaymak tabaka”sına dahildiler.

Yani, iktisadi değilse bile fikri-mesleki planda Dersaadet-Rumeli-Kafkas çıkışlı kremadan indikleri gibi, zaten emperyal kültürlerini bir de otodidakt azimle pekiştirmişlerdi. Oysa, kurdukları rejime ilişkin tercihleri farklı oldu; veya, farklı olmak zorunda oldu.

* * *

FARKLI oldu ve önlerine ana hedef olarak, genel bir “vasat”a ulaşmayı koydular. Dolayısıyla da çıtayı aşağılara, haydi haydi aşağılara çekmek mecburiyetinde kaldılar.

“Mediyokr” bir ortalamayı yoğun kılmak siyasetini benimsediler ve empoze ettiler.

Günün şartlarında kısmen anlaşılabilir bir tercihti ama, “statüko zaptiyeleri”nin daha sonra da bunu dayatması ve o çıtayı aşanın tepesine değnek indirmesi artık kabul edilemez!

Zaten “Altı Ok” ilkesinin “temel ruh”undan, bunu daha da geliştirmiş Recep Peker’in “İnkiláp Dersleri”ne; bürokrasiye tercih kriterlerinden Köy Enstitüleri angaryacılığına, Cumhuriyet ideolojisinin teorisi de, pratiği de işte bu “vasatlıkta eşitlik” tercihinde yükselir.

Eflátun’un idealleştirdiği “Cumhuriyet”teki o “yönetici elitler” T.C.’de yoktur.

* * *

ARTI, İngiliz aristokrasisinin Oxford-Cambridge kurumlarına kadar gitmiyorum ama, biraz Mülkiye hariç, devrimler oturur oturmaz Fransızların ve Bolşeviklerin bile “seçkin” yetiştirmek için derhal oluşturduğu türden okul ve üniversiteler de bizde yoktur.

Zaten, bugün kendilerini o “devlet”le özdeşleştiren “ricál”e şöyle bir bakın. Onun adına “fikir” üretmeye kalkışan “münevverán”ı turnusol káğıdına tutun.

Söylem, yazı ve icráatlarını, háttá giyim, zevk ve estetiklerini evrensel kefede tarttığınız takdirde hemen farkedersiniz ki, “Ankara ruhiyatı”yla bütünleşen bu kof kesime “elit” diyebilmek için bin yalancı şahit aramak bir yana, onlar “vasat”a dahi iltimasla girer.

Üstelik, fikri ve iktisadi çağdaş Türk elitlerinin ezici çoğunluk olarak, kendilerini iğdiş edecek o Ankara’dan mümkün mertebe; devletten ise haydi haydi kaçtığı hepimize malûmdur.

* * *

O halde, Cumhuriyet ideolojisi “elitist” diye eleştirmek, onun lûgatini kabullenmektir. Oysa, statükonun dayattığı bu lûgat kavramı altüst ettiği gibi, sistemi de, kendilerine “seçkinlik” vehmeden sıradan “vasatlar”ın hazin “mediyokrasi”sinden başka bir değildir.

Ve vehim başka, gerçek başka ki, eh, eski “Elit” pastahanesinde profitorol yemiyoruz.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
15:00

O’na…

Onların olanakları çok yüksekti.
Bu yüzden önde gittiler hep.
Şundan eminim artık.
Dijital devrim, Allah’ın adaletini yerine getirmek için gönderildi.
Yüksek teknolojili nimet,
bütün uluslara eşit olarak dağıtılacak diye ferman vermiş birileri.
Bütün küçüklerimi,
doğudakileri de üretirken, yaratırken görmek istiyorum denilmiş belli ki.

Şükürler olsun O’na…
Yaratabileni yaratana.
Yarattığına da yarattırabilene.
Şükürler olsun.
Yaratıcılığın önünü açan herkese selam olsun.
Çırpına çırpına varolduğumuz,
Çamurlara bulana bulana yol aldığımız bu kirli, hayat yolunda,
Sevginin, güzelliğin önündeki perdeyi kaldıran herkese selam olsun.
Mukaddes ruhu, uğurlu rengiyle, beyazla buluşturan herkese ama herkese selam olsun.
Sanatı, sanatçıyı,
ve bu ikisiyle keyiflenebilen gözleri, gönülleri vareden
o en büyük sanatçıya da tekrar tekrar şükürler olsun…

Şebnem Ferah’ın senfonik bir konseri, DVD halinde piyasaya sunulmuş.
Az önce aldım. Yukarıdaki satırlardan tahmin edebileceğiniz gibi çok fazla beğendim.
Bişeyi çok beğenince böyle oluyorum.
Hele bir de;
Yıllar yılı ecnebi gruplarda gördüğümüz, tanıdığımız ve de görmeye alıştığımız
ses ve ışık tekniklerini,
kendi evlatlarımızda da görünce yaşadığım mutluluğu tarif edemiyorum.
Yürek, yetenek, olanak. Bu üçü buluşunca, ben dört köşe oluyorum.

Evanescence’dan iki gömlek üstün.
Dünyanın en iyi rockçılarından biri Şebnem.
Bunu sadece bizler biliyorsak, bu onların sorunu.
Dünya standartlarında bir çalışma yapmış.
Helal olsun.
Emeği geçen herkese.

Şebnem Ferah /
10 Mart 2007 İstanbul Konseri/ Pasaj Müzik
Fiyatı da 19 YTL küsur, uygun yani.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
22
2007
19:53

Ve Çin sonunda taklit “kent” yapmayı başarmış… Huzurlarınızda Çinişi Paris…:)

cin_paris1.jpgcin_paris3.jpgcin_paris2.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
23
2007
21:01

Arda’dan…:)

merhaba nisanlımın kuaforu ona kitabınızdan bahsetmis “ya bole diyor soyle diyor haklı bak aslında kuran soyleymiş gerceklik payı vardır” diye..kitabevine gitmiştik birgun kitabınızı gordum ticari kaygıyla yazıldıgını dusundum..hani dan brown hristiyanlıktan girdi meseleye kaptı milyon dolarları ben de o kadar iletişim biliyorum masterım da war felsefi dusunebilirsem ne mutlu bir de bunu inceden yazsam tamamdır denmis ve yazılmıs diye dusundum..birazdan biraz fazla sabit fikirli bir insan oldugum icin kitabı alma gereksinimi duymadım.. daha sonra kuaforun ustun reklam kabiliyetinden dolayı sanırım nisanlım kitabı almış..yogun oldugu icin henuz yavas yavas okuyor..dun gece elime aldım kitabı okumaya basladıktan sonra dusuncelerim degisti , sizin sizotipal oldugunuzu düşündüm … Düşündüm diyorum çünkü websitenize girdikten sonra da gayet normal bir insan oldugunuza artık eminim..ne amaçla yazdıgınızı artık merak etmiyorum hatta eminim bile diyebilirim ancak fikirleriniz hosuma gitti ve 143 sayfalık kısmı tebrik ediyorum..(cunku henuz ordayım : ) bitirdikten sonra tekrar birseyler yazıcam sanırım..(nerden dert olduysa : ) son olarak size bir teklifim var..daha dogrusu bir fikrim var diyelim..Eger mesajım yerine ulasır ve cevap gelirse onu da soylemekten memnun olucam.. tekrar tebrik ve takdir gonderiyorum.. sevgiler.. aRda

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
15:21

İnternetimiz geldi nihayet… Siteye döndük efendim…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
17:10

Sık sorulan sorular: v1.0.2 ne demek?

sevgili buRAK.. varoluşa ve bu kadar zor tanımlara bu kadar sıcak ve sevimli açıklamala getirilebilir. Teşekkürler.Ve bir soru: v.1.0.3 nedir? Belki daha önce açıklandı ama ben gözden kaçırmış olabilirim. Tekrar teşekkürler.Yolun açık olsun.
—-
Yaklaşık bir yıl önce piyasaya çıkan birinci baskı TDG, v1.0.1′di.
Şu an elinizdeki kitap v.1.0.2.
100 sayfa kadar daha kalın ve başka bir takım yenilikler var.
v1.0.3 ise yılsonu-yılbaşı gibi yayınlamayı hayal ettiğimiz, 3. nesil TDG baskısı efendim.
—–
Birazcık da versiyon mantığı hakkında bilgiler verelim efendim. Bizi, bu sisteme getiren nedenleri kısaca bir ele alalım.

Öncelikle biliyorsunuz Kur’an da tek bir seferde oluşmadı. Kadir gecesinde başlayan bilgilendirme, yirmi yılı aşkın bir zaman dilimine yayılarak gerçekleşti. Site sakinlerimizin çok iyi anlayacağı bir terminolojiye söyleyecek olursak;
Kur’an da “fazlar halinde” indirildi…

615 yılının Kur’an’ında Tevbe suresi yoktur. Tevbe ve daha birçok sure, Cebrail’in kadim yeni bilgilendirmeleri üzerine, peygamber tarafından daha sonraki versiyonlarda kitaba eklenmiştir. Nasr suresiyle birlikte Kur’an, nihai haline, ebedi versiyonuna kavuşmuştur.

Tanrı’nın doğum günü, bir Kur’an tefsiri ve her hareketimizde, her adımımızda kendimize Kur’an’ı örnek alıyoruz. Versiyon mantığını Kur’an’da keşfettik ve kendimize adapte ettik. Fazlar planıyla, versiyon mantığı bu çok zor gibi görünen Tanrı’nın doğum günü projesinde, yolumuzu açan çok önemli bir buluşlar.

Bugünün mistik kitapları bildiğiniz gibi guru marketing, guru pazarlaması yolunu izliyor. Son derece yalın bir strateji. Çekirdek bir bilgi, kitap üzerinden kitlelerle buluşturulup, bir popülarite yakalandıktan sonra ileri dereceli “advanced” bilgi, kişi başına şu kadar dolar olan seminerler, konferanslar yoluyla paylaşılıyor.

Seminer, konferans gibi iletişim araçları benim kişisel olarak çok yatkın olduğum kanallar olmasına karşın biz bu yolu asla seçmeyeceğiz. Milyarlarca insanın hakikate aç olduğu bir dünyada bilgiyi, ortak tek noktası gelir düzeyi olan üçyüz beşyüz kişiyle paylaşmak açıkçası bana çok da samimi gelmiyor. Lakin çok kazançlı bir yol olduğunu da kabul etmek lazım. Fazlar planında paralı konferanslar olsaydı, herhalde ayda bir tane Maserati 3200 GT alır atardık bir köşeye, bulunsun diye : ) Fakat o arabaları kullanacak keyfimiz olur muydu? …Benzetme yapmak gerekirse bizim işimiz kitle imha silahları üretmek. Kişilere tek tek nişan almakla kaybedecek zamanımız yok. Yolumuz uzun çünkü. Her ne paylaşıyorsak bunu kitle ile paylaşacağız. Dostlarımızı hazırlaya hazırlaya ilerleyeceğiz. Toplum almaya hazır oldukça yeni bilgiler vermeye, başka bir şeyle değil, versiyon mantığı üzerinden devam edeceğiz efendim.

Sevgiyle / buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
17:34

Suat’tan…

Kaptan ,selam…Tevrat ve Kuran’ın yaradılış ayetlerini anlamaya çalıştığım günlerden bir gece, (uykuya geçerken)bir ses “CENNET CEHENNEMİN GÖSTERGESİDİR” dedi…Demekki Tanrı ,kitaplarına yaklaşanın anlamasını kolaylaştırıyor, buyüzden sağlam bir tefsir bulmak mümkün diye düşündüm (Yoksa, Kuran’ı anlamak yıllar sürecek bir süreç)…Böyle bir tefsiri bulmak için harekete geçtiğim gün TDG elime geçti.Hemde, daha evden dışarıya adımımı atmadan, TDG’yi hiç okumamış bir arkadaşım tarafından verildi kitap (tesaDONAdüfen)….TDG ,”yolculuğun cehennemden cennete” olduğunu söylüyordu….PES…BU KİTAP MUCİZE KİTABIN MUCİZE TEFSİRİ…Teşekkürler, eline ,aklına sağlık…Çok şükür…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
17:40

Banu’dan…:)

Sevgili buRAK TDG korkarım bir daha Türkiye’ye gelip geri döneceğim zaman Almanya sınır kapısında kitap kaçakçılığından tutuklanmama neden olacak :-) çünkü Türkçe okuyup anlayabilen tüm tanıdıklarımın bu kitaba sahip olmalarını arzuluyorum. Yıllar önce bana iletilen ve hep dibe vurup 0′lamak diye yorumlayıp bu yüzdende Rabbim ile sık sık tartıştığım :-) 0 ile ilgili açıklamaları okuduktan sonra bir kaç saat okumaya ara vermem gerekti ki, kelimeler hücrelerime sinebilsin.Dün son bölümü ise gözyaşları arasında tamamlayabildim ve bu gözyaşları kavuşmanın mutluluğunun gözyaşlarıydı. Bu açıklamaların bizlere ulaşabilmesine kanallık yapmayı kabul ettiğin için teşekkürler.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
17:40

Merve’den…

kitabınız kafamda soru işaretlerine yol açtı.Allaha inanan bir insan olarak iyi bir iş yaptıgınızı dusunsem bıle,boyle bır olayın olacagına ıhtımal veremıyorum.dona Allahın kullanacagı bır ısım olarak anlam olarak ne kadar Onu karsılar??msn ınsanları etkilemek için iyi bir yol gercekten.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
18:00

İstanbul, 2010 Kültür Başkenti… Afiş yarışmasının birincisi…

kultur2010.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
24
2007
18:38

Deniz’den…

Sevgili buRAK,

Kitabını elime aldım…………….ama bırakamıyorum.
Her bir sayfada bir sürpriz bekliyor beni sanki.
Heyecan içinde, yürekten okuyorum.
Ara ara geri dönüp tekrar tekrar okuyorum.
O nasıl tatlı bir anlatımdır öyle!
‘Korku’ ları anlatırken bile, gülüyor cümlelerin.
“Dona” kriptoları açıklarken nefes dahi almıyorum.
Neden biliyor musun?
Çünkü içim biliyor onların doğruluğunu.
İçim hep bunları söylerdi bana, şimdi sen beni bana duyurdun.
Seni ruhumla alkışlıyorum Sevgili buRAK.
Seni gerçekten yüreğimden seviyorum.
Deniz

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eyl
25
2007
00:54

Muhteşem… Aynur’dan…

Kendisini madde ve manada bütünleyen varlık,görev çocuğunu dünyaya getirir.Bu çocuk,onun manevi ve maddi enerjilerini dosdoğru kullanabilecek yönüdür.Yeni çocuğumuzun yüzü hem kendi yüzümüzdür hem de onun gözüyle baktığımızda gördüğümüz her yüzdür.Çünkü bu çocuk artık birliğin temsilcisidir.,bütünlüğün ta kendisidir.Dünyayı ve de her şeyi bu gözle gördüğü için yargıdan uzaktır zira bütünlüğün sınırsız aklını kullanarak hareket eder.Fiziksel enerjiler ona hükmedemediği, gerçek özün enerjisini kullanabildiği için davranışlarıda o doğrultuda olur.Bu doğuş,insanın öz varlığı ile bütünde buluşmasının ürünüdür.Diğer bir deyişle bütünde kendini bulan düşüncemiz, bu enerjiyi artık dünyaya taşımak, her eylemine yansıtmak için yepyeni bir enerji olarak dünyaya getirir.BUNDA DA EN GÜÇ AŞAMA GERÇEK SEVGİYİ YAŞAMA GEÇİRME ve bütünlüğü hissederek bütünün gözünden etrafı seyredebilme aşamasıdır.ÇOOOOOOOOOK ZOR buRAK ,ŞU KADİR GECESİ GELSE Ben’i kaldırmadan, bütüne hizmet edeni yargılamaktan vazgeçmeden,insanları dış kalıpları ve dünyasal etiketleri ile değerlendirmekten vazgeçmeden’ben falanca kişiyi kendime örnek aldım,onu seviyorum ama diğerleri benim için hiçbir değer taşımıyor’gibi yargılardan uzaklaşmadıkça ne bu yolda ilerlenir,ne de gerçek insana ulaşılarak görev çocuğu dünyaya getirilir.Bunlar gerçek insana ulaşmanın en zor,en taşlı,engebeli ve dik yollarıdır.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |