Blog sitemizin ilk günleriydi. Herkeste buluşma kaynaşma arzusu, nolur bi forum açın, bütün okuyucular kaynaşalım şeklinde talepler… Yüzlerce. Benim tartışma konusunda fikrim malum. Forumlarla, mail gruplarla ilgili düşüncelerim oldum olası müspet yönde değildir. Bu tip ortamların kafa şişirenleri çok olur. Bu mistik yolun, delisi de pek çoktur. TDG okuyucularına hiçbir şekilde ilişmelerini istemiyordum.. Fakat o kadar ısrar var ki. İçimdeki sesi bi kenara bırakıp tamam dedim. TDG Google grubu kuruldu.
Okuyucularımızdan da moderatörler belirledik. Ben de moderatörüm bu arada. Lakin baştan söyledim, ben yokum, bu sizin kendi grubunuz, kendiniz yürüteceksiniz diye.
Grup hayata geçti. Mesajlar gidiyor geliyor, moderatörler onaylıyor, yayına giriyor. Herşey yolunda. Ben de arada sırada girip bakıyorum. Birkaç tane de mail attım. İlk mailde söylediğim şuydu, mail gruplar güzel başlar, kötü biter. Bu grubun da böyle olmamasını dilerim…
Günlerden bir gün… Gruba bir mesaj geliyor. Moderatörlerin hepsi, birbirinden habersiz mesajı bloke ediyor. Okuduklarında içlerini tarif edilmez bir sıkıntının kapladığını söyleyerek bana, gene birbirlerinden habersiz haber veriyorlar. Böyle bir mesaj geldi. Bir çeşit enerji atağıyla karşı karşıyayız denilince, ben hemen siteye tabi.
Buldum ve okudum mesajı… Gerçekten de “değişik” bir mesajdı. Aynı kişinin önceki mesajlarına baktım. Oldukça dostaneydi. Fakat yazdıklarının teması asla TDG değildi. Başka şeyler, başka kitaplar. Karma temizliği nasıl yapılır bilen var mı gibisinden spritüelizme yeni başlamış biri görüntü içinde. Önceki mesajları, özetle zararsız görünen mesajlar. Fakat son mesaj… Arşivde bi yerde duruyor, fakat bu enerjiyi yaygınlaştırmamak adına yayınlamıyorum. Bir cümle nakletmekle yetinmekteyim;
Siz bokunuzla oynarken, benim tanrım evrenleri yaratıyordu!
İmza: Atlantis19 nickini kullanan M. B Ö H Ü R L E R
Bizim okuyucularımız, böyle satırlarla dolu bir yazıyı okumayı hakedecek hiçbirşey yapmamıştı. Kişinin google gruba olan üyeliğini derhal iptal ettik.
Sonra, bu kişiden bana özel bir mektup geldi.
buRAK gruba giremiyorum, beni çıkarmışsınız. Sansürcülüğü sana hiç yakıştıramadım. Hani internet özgürlüktü?
Ben de kendisine nazik bir cevap yazdım.
İnternet özgürlüktür. Bu gibi yazılarınızı, dilediğiniz ateist-deist forumda yayınlatmakta özgürsünüz.
Şu anda biz, bunları okumama özgürlüğümüzü kullanmaktayız…
Sonrasında kedi gibi bir yanıt… Yanlış anlaşılma, öyle demek istememe, ateist yada deist olmama, spritüelizme yıllarını verme, gruba mail atarken bir daha çok dikkat etme… falan filan.
Bu satırlar çok şefkat uyandırdı bende. Böylesi bir isyanla dolu olduğunda bana özel mail at, söz okurum. Ama lütfen bunları diğer insanlarla bulunduğun hiçbir ortamda paylaşma. İstemeden rahatsızlık verirsin.
Bu arada gruba yeniden hoş geldin.
Cevap: Anlaştık, çok teşekkür ederim : )
Gruba geri döndüğü gece, bir başka bomba. Ve üyelik tekrar iptal…
Bu isyan yazılarını aynen kendisine rica ettiğim gibi, benim kişisel adresime göndermeye başladı. Bi yere kadar okuyabildim. Oldukça özel bir ruh haliydi… Tanrı yardımcısı olsun (rk) demekten başka yapabileceğim hiçbirşey yoktu.
Bu arada bu kişinin eşi olan beyefendi dahil oldu olaya. Eşini koruma dürtüsü sanıyorum. Biz kimseye saldırmamıştık gerçi : ) Bir anda böyle yazışmaların ortasında buldum kendimi. Google grup kaldı mı benim üzerime. Daha önce hiç bilmediğim, fakat bilmem gereken bir karakter tipi demek ki bu dedim. Anlamaya çalıştım.
Beyfendi mesajın girişinde bana bi sürü iltifat. Şöyle kitap, böyle kitap. Önce göklere çıkar, sonra yerin dibine sok taktiği. Yersen tabi : ) Sadedi bekliyorum ve beklenen sadet geliyor:
TDG’de yazdıkların çok güzel hoş ama bunlar daha önce yazılan şeyler. Yeni birşey söylemediğin gibi bunları senden önce bulan kişilere vefasızlık yapıyorsun.
Cevap verdim ben de.
- Bu konuları, daha önce hangi kaynağın hangi sayfasında okuduğunuzu lütfen bizimle paylaşın.
Herkes biliyor, gene de tekrarlayalım. Tanrı’nın doğum günü kriptolarının, kadim ve yeni olduğunun altını çizmemizin tek bir sebebi var. Kişi yeni bir durumla karşı karşıya olduğun bilsin, kendini kandırmasın. Arınmamaya mazeret bulmasın. “Bunlar eskilerin masalları derler” diyen Kur’an ayetlerinin kapsamına girmesin. Biz, karşına çıkan mistik kitaplardan herhangi biri değiliz. Biz başka birşeyiz, taşıdığımız nişanı görsün, tanısın. Tek derdimiz bu.
Bir süre sonra cevap geldi efendim. Ekte dökümanlarla birlikte. İşte yanıtların şeklinde bir girizgah. Teselli ediyor beni, daha önce yazılmış olan şeyleri yazdığını göreceksin, üzülme falan diye : )
Kütüphanede bi dolu kitabı taramış ve göndermiş. Sağolsun, epey vakit harcamış bizim için. Hemen hepsi bir takım derneklerin yayınları… Dökümanı açtım. Bir defa okudum. Bir defa daha okudum. Sonra bir defa daha. Acaba? Acaba bu insanlar bu şeylere inanıyorlar mı gerçekten? Belge diye, gele gele bunlar gelmiş. Siteye güzel malzeme çıktı. Hemen bir yazı. Bilgiler, belgeler paramparça.
Yazı bitti fakat içimden bir şey beni durdurdu. Öyle yada böyle bu şeyler, belki de birilerine iyi geldi. Belki yazanlar iyi niyetli kişilerdi. Belki şu an bizim okuyucu ailesindelerdi. Belki geçmişte insanlara hakikat olarak sundukları şeylerden ötürü bugün zaten bir mahcubiyet içindelerdi. Bilemezdim, o yüzden bu insanları üzme ihtimalini yüklenemedim. Ama olur da birgün başkaları değil de kendileri bunları savunursa işte o zaman gözlerinin yaşına bakmam dedim ve geçtim.
Aklımda kalan örneklerden birini veriim hemen. Kur’an’daki 9′lu tekamül felsefesi TDG’den önce de biliniyordu iddiasının kanıtı olarak bana gönderilen şeyin başlığı “Aydınlanma Anlayışının Musiki Yolunda 9 Basamağı” şeklindeydi : )
9′lu tencere setindeki 9 hangi anlamda kullanıldıysa, bu belgede de o anlamda kullanılmıştı : ) Dostumuz üzerinde 9 rakamını gördüğü herşeyi göndermişti bana. Herhalde bir yanlış anlaşma olmuş, beyfendi 8′den sonra gelen rakamı ben icat ettim dediğimi falan zannetmişti. Öyle bir iddiam olamazdı, çünkü çarpım tablosunu bulan adam benden önce davranmıştı : )
Hele ilgili derneklerin yayınlarında Huruf-u Mukatta ile ilgili getirilen izahlar, gerçekten evlere şenlikti. Siteye koyduğumuzda dalga geçileceklerdi, koymadık. Bu saçmalıkları insanların huzurunda paramparça etme hakkımdan feragat etmiştim, bu yeterli bir “vefa” olmalıydı.
Bu konuda beni asıl frenleyen Dona oldu. Şimdi değil, ileride diyordu. Spiritüelizm adı altında kendilerine tarikatlar kuran, insanları farkında olmadan müritleştiren, onları bilgi kanalı olduğuna inandırarak haksız kazanç elde eden, ortalıkta ben Hazret-i Muhammed’in reenkarnesiyim, yeniden doğan Mevlana’yım diye gezinen kişilerin gerçekte kimlerin reenkarnesi olduğunu günü geldiğinde herkes bilecek. Karşı cephe o kadar geniş ki, öncelik sırası yapmak zorundayız ve şu anda fanatik dinciler bizim için daha öncelikli. Bu insanlar, hayatlarına eskisi gibi, spritüelizmi istismar ederek devam edeceklerini sanmasınlar. Fazlar planını seviyoruz, sabır ve sevgiyle bekliyoruz : )
Böyle bir deneyimdi işte. Google grubu hemen iptal ettik tabi. Arzu etmediğimiz enerjilerin dostlarımıza …llat olmasına engel olduk. Çok hayırlı birşeye vesile olmuştu bu dostumuz.
Daha önce söylemiş miydim bilmiyorum. Dalgın ve rahat bir tipimdir. Fakat hafızam, herşeyi didik didik kaydeder. Ben istediğimde de kelimesi kelimesine getirir, önüme koyar. Bu olayda olduğu gibi.
Bugün bir dostum, size anlattığım bu kişinin bendenizle ilgili geliştirdiği söylemlere şahit olmuş. Ortamda kitabımızın ve sitemizin bir başka takipçisi daha varmış. Beni, ailemden daha iyi tanıdıkları için oracıkta çürütmüşler söylenenleri.
Spiritüelizmi ben yarattım diyecek biri olmadığımı ifade etmişler öncelikle : ) Bir de linç dökümanın vazgeçilmez unsuru falancanın filancanın talebesi laflarının cevabını vermişler. Hayatını birilerinin talebesi olarak geçiren insanlara, bağımsız bir beyin olduğunu anlatabilmek gerçekten de kolay olmuyor.
Sözün özü;
Mistik serüven, gerçekten de çok renkli insan tipleriyle dolu.
Siyah da bu renklerden biri.
Spritüelizm aydınlık bir yoldur.
Ancak her aydınlık yolun, karanlık yolcuları vardır.
Karanlık spritüeller…
Biz onlara bundan sonra ZİFİRİTÜELLER diyeceğiz…
sevgiyle
buRAK