Eki
17
2007
15:44

Musa’dan çok önemli bir yazı… Ulema psikolojisi… Birazdan yayında olacak…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
17
2007
15:56

Nilgün’den…

merhaa sevgili buRAK, kitabı okudum ve gerçekten içimdeki değişimi anlatmam için bana zaman gerekiyor, her gün yenii bir güne uyanıyorum. her gün biröncekinden daha güzel, sorunlar her ne ise zaten olmalılar ve bende onları güzelce çözmeliyim….içimdeki öfke, sinir, çarpıntı…hepsi geçti desem..nasıl olabilir ? ama oldu , tarifi zor ama yaşaması muhteşem. yalnız bir noktada sanırım aydınlanmamız lazım . ltf Dona’nın paketinede bunun olmadığını söyleme.

Muhammed neden 4 kadınla evlenmiştir ? açıklamsı nedir ? ve özellikle … ile 6 yaşında evlenip ,9 yaşında beraber olduğu doğrumudur ? bunu bilmemiz lazım. avrupada yaşayan bir arkadaşım geçen yaz söylemişti bunu. sonra internette araştırdım ve evet bu bilgi var ama bir kaynak bulamadım. açılarsan dahada aydınlanacağımızdan emin ol ( sun) Dona bu doğrumudur ??

Bu konu gündemimizde…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
17
2007
15:59

esek.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
17
2007
16:15

MSN…

İnternette bir mail dolaşıyor. Tıkla, MSN’de seni kimin engellediğini öğren diye.
Siteye girip, elaleme msn şifrenizi vermediniz diye ümid etmekteyim efendim…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
17
2007
17:32

Şu bizim Ulemalar… Musa’nın yazısı…

Şu Bizim Ulemalar!!!

Fazla oluyorsunuz haa… diyenlere müjde!
Evet her geçen gün çok oluyoruz…
Çoğalıyoruz…

İster reddedin tüm bu gelişmeleri,
İster cephe açın tüm gücünüzle…
Tenkit yerine tehdit edin isterseniz…
Ama bilin ki, tekerlek dönmeye başladı,
Kar taneleri yuvarlandı ve çığ olmaya doğru sürükleniyor…
İnkarda ısrar edenlerin tepesine binmeye…
Yok etmek adına değil, tekrar yaşatmak adına…
Hayat vermek adına…
Sevgiyle…

Ve “Siz istemesenizde Allah nurunu tamamlayacaktır” (Saf Suresi-8) Kerim’in kadim bilgisi, ahir zamanda TDG ile hayat bulacaktır. Benim teneffüs ettiğim hayat gibi…

TDG varlığıyla ruhlara hayat öpücüğü kondurmuştur bir çoğumuza…
Varoluş onunla tekrar anlamlandırılmaya çalışılmıştır…
Yaşamlar tekrar gündeme gelmiştir…
İlişkiler tekrar tekrar gözden geçirilmiştir..

Evet tüm bunlar ve çok daha fazlaları TDG ile hareketlenmiş ve insanlar deri değiştirmiştir. Bu kaçınılmaz gerçeklerin hepsi ve daha fazlası doğal olarak gelmiştir TDG’ün ardından. Ama tüm bunlardan çok daha önemlisi nedir biliyor musunuz?
Ulaşmak için tam bir ömür verdiğim, koca bir hayat verdiğim ve sonuçta tam da nimetlerini yemeye başladığım, hocalık, alimlik, mürşitlik, mollalık yani genel anlamıyla “Ulemalık” makamımı elimden aldı TDG…

Çok küçük yaşlardayım…
Dergahların, hizmet, hikmet ve himmet yollarını arşınladım henüz baliğ olmadan…
Şeyhimde yok oluşu, Yaradanda buharlaşmayla eş tutmayı öğrendim…
Boyun eğdim…
Koca sütunların arkasından bile bakamadım “efendim”in gözlerine… adapsızlıktır diye…
Senelerce ellerinden öpemedim ne haddime diye…
Koca postlara ulaştım kapladığım yerin üç-beş katı…
Küçücük parmaklarım tesbih tanelerinin arasında kayboldu…
Nefesim kesildi sabahlara kadar yapılan zikirlerde…
Gecenin bilmem kaçı…
Buz gibi suların bıçak gibi kesmelerine aldırmadan abdest aldım şadırvanda kar tanelerinin altında tekrar tekrar…
Ve bitmek tükenmek bilmeyen rekatların arasında kayboldum uyur gezer halimle…

Taassubun en dibi yaşanır dergahlarda…
Sistem “şeyh” ve ahalisine göre kurulur…
Mürid, potansiyel sağımlıktır sadece…
Allah yolunda!!!

Kendimden kat be kat büyük postlarda, başımda, kafamı üçe katlayan sarığımla rahlenin üzerinde yaptığım dersler bölünmesin diye, rahmetli bababım bana yaptığı hizmetleri düşününce çok daha iyi anlıyorum bu girdabın derinliklerini… Allah yolunda!!!

Söz Allah için söylendiğinde tüm sular durulur… Beyinler gibi…
Teslimiyet; tam bir ipotek mantığıyla işler bizim oralarda…
İradeler toplanır çekmecelere istiflenir güzelce…
Ve “”İnsan” olun denir sonra… Nasıl olacaklarsa…

İnsan eliyle yaratılan dinlerin en büyük handikapı budur. Hem irade verdiğini iddia eder hemde tüm iradeler teslim alınır. Yaratılan din; ulemanın temsil ettiği bir kurumdur sadece. Yönetimi, genel müdürü vardır. Ticari faaliyetler için vazgeçilmez bir güçtür. Din tüccarları iş başında, müşterileri hazır… Üretim “ulemalara” ait…Onlar üretir, müşteri tüketir mantığı…Sistem gayet açık aslında…

“Ey iman edenler! Hahamlardan ve Rahiplerden bir çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve insanları Allah yolundan çevirirler”. (Tevbe Suresi-34)

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun”. (Ya-Sin-21)

Şayet konu din ise; işte o dinde cami imamı, müezzin, müftü, vaiz, şeyh, şeyhülislam, evliya, molla, alim, ulema, rahip, papaz, rahibe, papa, kardinal, patrik v.s din adamı adı altında, inanan insanlara hükmetme gibi bir görevi olan “tekel” zihniyetli kişi ve kurumlar yoktur. Olmamalıdır… İnananların muhatabı olan tek miheng Kur’an’da böyle sınıflardan hiç bahsetmez. Asırlardır yaşatılan mezhepler, dini yaşamaktan ziyade inananların Kur’an’a ulaşmasında en büyük engel olagelmiştir. İnsanların ruhsallaşması ve arınması iddiasıyla kurulan tarikatlar, ortaya çıkmalarının hemen ardından menfaat, iktidar ve güç peşinde olmuşlardır. Ulemalarının ellerinde…

İktidar hırsları, mezhepleri doğurmuştur. Başlardaki Ulemalar; altındaki “avam”ın potansiyelini, iktidarının gücünü arttırmak için kullanmıştır. Tıpkı Kur’an’ı kullandığı gibi. Bunun sağlanması ancak teslim olmuş, düşünmeyen beyinlerle mümkündür.
Siz okumayın…
Düşünmeyin…
Üretmeyin…
Zaten anlamazsınız…
Ammmaaann hata yaparsınız da çarpılırsınız…
Maazallah küfre girersiniz de cehennemi boylarsınız..

İşte Ulema saltanatının sihirli cümleleridir bunlar… Gücün anahtarları…

Siz sadece teslim olun… Biz sizin yerinize okuruz, düşünürüz ve size söyleriz…

Bu sistem o kadar etkili ve vahimdir ki; İnananlar, Ulemanın verdiği fetvayla can verebiliyor, kan dökebiliyor “cihad” diyerek ibadet mantığıyla…Tam üç kıtaya hakim olabiliyor ulemanın bu gücü…İnsanlar “en”lerinden geçebiliyor bu yolda… Tam 14 sefer düzenleyen Haçlı mantığı, tüm o insanları hangi güçle toparlayabilir sizce? Ulemanın, yarattığı dinle ilgili verdiği fetvalardan başka ne olabilir bu inanılmaz güç…

Aydınlığın önündeki en büyük engelleri Ulemalar dikmiştir birer birer…
Setleri oluşturan tuğlaların çimentosu uydurulmuş din olmuştur hep…
Gözleri korkutmuşlardır her şeyden önce…
Ulaşılmaz ütopyalar haline getirmişlerdir dinlerin yaşanmasını…
Söylenecek tek bir sözü bile kendilerinden başkasına söyletmemişlerdir…
Fetva onlardadır…
İcma hakeza…
Kıyas… Kelam… Akaid… Siyer… Fıkıh…
Tefsir hakgetire..
Sadece Ulema taifesindedir mühür…
Yazılacaksa onlar yazar…
Söylenecekse söz onlarındır…

Güya İslam medeniyetini oluşturan medreseler, bahsi geçen Ulema ahalisinin yaratılmasındaki katkısını bugün hala sürdürmektedir ne yazık ki…
Ve ne yazık ki bende o medreselerde tam 14 ilimde icazetini cebine koymuş, sözüm ona “Molla” olmuş “Ulema” eşrafı dahlindey-dim…
TDG ile tanışma arafesinde yazmış olduğum 9 yıllık emeğin karşılığı, tam 26 ciltlik Kur’an tefsirim vardı… Tüm hayatım boyunca verdiğim din eğitimimin karşılığında Ulema olma “tez”imdi adeta…
Dini bilimler adına tüm birikimlerim ilmik ilmik edilmiş, dantela gibi işlenmiş ve ortaya bu şaheser çıkarılmıştı…
Artık statüm belliydi…
Ulemay-dım…
Tahtım hazırdı…

Ne mi oldu sonunda?

TDG okundu baştan sona…
Bir daha ve bir daha da…

2. okumanın sonunda bilgisayar açıldı…
Yılların emeğiyle yazmış olduğum 26 ciltlik Kur’an tefsiri’nin klasörü masa üstüne çıkartıldı.
Şöööyle bir bakıldı baştan sona…
Tüm yaşanmışlıklar geçti film şeridi gibi gözlerin önünden…
Nefesler tutuldu veeeee…
“SİL” tuşuna basıldı…

Ulemalık sıfırlanmıştı artık…

Din; en azından benim elimden kurtulmuştu…
Dine inanan insanlar da…

Din Allah’ın değil de Ulemanın olursa, müridlerin uçurduğu şeyhlerin sahneleriyle karşılaşırsınız…
Mezhep imamlarını, sürekli Allah ile rüyada görüşen biri olarak kabul edersiniz…
Ulemalarınızın yüceltilmesi adına peygamberleri sollayacak kadar mucizeler üretirsiniz…
Cennetleri onların eteklerine serer, siz de Ulemanın eteğinden ayrılmazsınız…

Doğan her çocuğun hayatına anne ve babasıyla birlikte dahil olan Ulemalar, bu yetki ve güçlerini, o insanın son nefesine kadar kullanırlar. Hatta son nefesinden sonra bile…

Çok küçük yaşlardaki dergah Ulemalığımı, İmam-Hatip, İlahiyat ve Havas ilmindeki tüm yetki ve belgelerimi TDG’nün şefkatli ve kadim ellerine teslim ediyorum… Din adamı sıfatıyla Ulemalık makamını kazanmış tüm arkadaşlara da bunu şiddetle tavsiye ediyorum… Bunun için lazım olan sadece yüreklerindeki, masumiyetini hiç kaybetmemiş iç sesleridir… Biraz da YİĞİTLİK… Allah yolunda…

Sevgiyle

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
17
2007
19:33

Pink’in şarkısı… Işıl’ın da şarkısı… Pink’le Işıl’ın ortak şarkısı…:)

PİNK…. indigo kardeşimiz… family portrait diye yine bir isyan ama içinde mesajları olan bir şarkısı vardı…hatta bir konserde bu şarkıya vokal yapmıştım, amatörce… yine biz olmuştuk… bu şarkının sözlerini okumanızı rica ediyorum…pink in bu şarkıyı söylerken ki hissettiklerini biz olarak hissettim..her şeyin ilahi plan dahilinde olduğunun farkındayım , ok… pink ve indigo ya da her ne lakap takıldıysa ‘larında bu ilahi plan dahilinde bi şeyler yaptıkları kesin…nasılda hissetmiş bakınız…nasıl nasıllll :)

bilmediğim şeyler var mutlaka ama bildiklerim doğrultusunda şunu söylemek isterim, hatta bildiklerim demiyeyim de , hissettiklerim :)…sevgi dünyasının kurucuları bu tatlı ve hafif isyankar indigolar…
bu arada bir yeğenim var , indigolardan bahsetmiştim, öyle indigo ki :)))) tiye aldı ve yok teyze ben çıktıgo yum dedi…yani kavrama takılmıyorlar demek istediğim…

http://www.youtube.com/v/YwykBUwrcXM

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
02:44

Bu yeni kavram spritüel dünyamıza hayırlı olsun…:)

Işıl’ın yeğeni… İndigo diilim ben Çıktıgo’yum demiş ya… Çok sevdim ben bu lafı…:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
16:05

Bercis teyzem’den…

Hücrelerimdeki akupunktur noktalarına dokundu bu kitap…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
16:06

Hulusi’den…

Sevgili … Yazını okurken hissettiklerimi tarif etmek imkansız,şu kadarını söyleyebilirim.MUHTEŞEM. Sanırım en büyük cihadı yapmışsın.SİL tuşuna basan ellerini öpmek istiyorum…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
16:07

İsimsizden…

Sevgili pink e agzına ve diline sağlık diyeceğim baska yolu yok çünkü şarkısını dinlediğim anda aglamaya başladım ve her dinleyişimde göz yaşlarıma hakim olamıyorum sevgiyle kalın ve nuranız ışıl ışıl olsun

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
16:09

Rabia’dan…

sevgili buRAK daha öncede yazmıştım TDG nin mütün düşüncelerime tercüman oldugunu ama şimdi bana kattıgı güzellikleri yazmak istiyorum artık inanılmaz HUZURLUYUM her okudugumda dahabi serinlik kaplıyor içimi ve neye elimi atsam sanki tüm ihtiyacım elimin altındaymış gibi oluveriyor istediklerim gülümsüyorum sadece ve çok şükür diyorum. TDG den önceki yaşamım karanlık bir kuyuda geçmiş meger ÇIRPINDIKÇA BATMIŞIM ama sabretmişim beklemişim bir aydınlık ve TANRI NIN DOĞUM GÜNÜYLE aydınlıgıma kavuştum bütün hayatım degişti çevremdeki insanlar degişti artık daha AYDINLIK VE DAHA HUZURLU bir hayatım var gönderene vesile olana şükür SEVGİLERİMLE.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
16:12

Elmas’tan…

uzun zamandır kişisel gelişim kitapları ve dinsel ve manevi öğretileri okuyup araştırmaktayım.tasavvuf felsefiylede oldukça ilgilenmekteyim.kitabınız kurandaki ayetlerin açıklamalarını çok açıklayıcı ve anlaşılır bir biçimde ifade etmekedir.kafamdai bazı soruların da sizin bu kitabınız sayesinde cevap bulduğunu belirtmek istedim.çok teşekkür etmek istiyorum size.arayışta olan ben ve benim gibler için bir ışıkta siz oldunuz.tekrar çok teşşekkür ederim.Şunuda belirtmek isterim ki; sizden beklentim şuan daha da artmış bulunmakatadır..sevgiyle kalın..

Mesaj alınmıştır.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
18
2007
18:08

Çukurova’dan…

sayın buRAK özDEMİR. ben bir ilahiyatçıyım. kitabınızı okudum ve ilginç buldum. başarılarınızın devamını dilerim. yalnız küçük bir notum var size: kitapta 5 veya 6 yerde “Mefhum” kelimesini “mefhum” (anlaşılan) yerine kullanmışsınız. önce bir kripto mu acaba dedim ama, tekrarlarında hataen kullandığınızı anladım. bir de “münafık” sözcüğü “mfk”dan değil, “nfk”dan gelir, “m” orada mimli mastardır. sevgiler. çukurova üniversitesi ilahiyat fakültesi balcalı/ adana

- Benim mefhum kelimesiyle başımın belaya girmesi, 2002 yılına kadar gider efendim. Mefhum mu-mefhum mu kabusum Yıl 2binyüz2 kitabımla başlamıştı. Antremanlıyım yani. Mefhum değil mefhum olacaaak… Tanrı’nın doğum günü sürecinde de askere gitmeden önce editöre vasiyetlerimden biri de buydu:

- MEFHUM OLACAK.

Prova baskı geldi Ankara’ya; Mefhumlar olmuş Mefhum … Başladı mı bi savaş. Redaktör ve editöre karşı ben… Ben sildim onlar yazdı, onlar sildi ben yazdım, çıktılar gitti geldi. 5-6 yerde Mefhum kalmış anlaşılan. O zamaaan Yalçın Bey’i göreve çağırıyorum ben de, bize kitapta geçen Mefhum’ları sayfa-satır olarak adresleyen bir ihbar mektubu göndersin. Güncelleyelim onu hemen. Geçen gün aynı konuyla ilgili bir mektup göndermişti bana, ben de doooru yayınevine. Düzeltmiş olmaları olası fakat biz gene de emin olalım.

Nebahat hanım’ın bahsettiği diğer konu Mfk’ya gelince, kitapta ilgili paragrafın ilk cümlesi zaten şudur;
Mümin-iman’dan, münafık-nifak’tan, kafir-küfür’den gelir.
Sadece münafık değil, mümin de mimli mastardır.
Dona, mfk ve mmn, kelimelerin arapça kökünü ifade etmek için değil, adı geçen kavramları üç harfli bir kod olarak adlandırmak için kullandı. Bu yola gitmeseydi, mmn yerine emn dememiz gerekirdi ki, bu kod mümin kelimesinden ziyade emin kelimesini çağrıştırırdı.
sevgiyle efendim
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
19
2007
00:36

Poseidon’dan…

Birgül’ün sorusuna cevabın üzerine, Aslında böyle bir uzman/bilge var. Hatta bilgeler mevcut.. Benim TDG ile tanışmam da bu doğrultuda gerçekleşmiştir. Özetlemek gerekirse; 30 Yıl boyunca yazılanlara veya anlatılanlara değilde sorgulayıp mantıklı bulduklarıma inandım. Sonra bir gün birşey dikaktimi çekti, “Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.” Hicr Suresi 28/29. anladım ki içimizdeki ruh öyle böyle bir ruh değil. Birşey başarmak istediğimizde neden başaramayalım??? X bir yaratık değiliz. İçimizde Tanrının ruhunu taşıyoruz. Bu benim içimdeki uyanışımın tetikleyicisi oldu. Görünenden ve bilinenden çok daha fazlasıyız. Olmalıyız. Bu doğrultuda kendime cevap arar, bilgi arar oldum. Sistem bu talebimi hemen algıladı ve cevabını çok geçmeden verdi. ve kendimi o bilge kişinin karşısında buldum. Bana öğrettikleri, ilettikleri o kadar güzel ve engin bilgilerdi ki yadırgasam da karşı gelemiyordum. 30 Yıldır içimdeki cevap aradığım bütün soruların cevaplarını teker teker alır oldum. Ve o bilge kişi tarafından TDG ile tanıştırıldım. Okudukça gördüm ki aynı bakış açısı.. Şimdi tek diyebileceğim, DOĞRU YOLDAYIZ. Vesile olduğun için sağol buRAK oki. Ve şimdi 15 puanlık mümin sorusu :) v1.0.2 to v1.0.3 update olacak mı yoksa paketi mi yenilemek gerekecek?

Her iki ihtimali aynı anda gerçekleştirmeyi deniiciiz efendim. Kitapçılardaki TDG bir anda kalınlaşıcak. Ondan bir süre sonra da ince bir TDG eklemeler-kitabı kitapçılarda olucak. Tabi bunlar şu an dilek kipinde. Bi de şartlar kipi var. Eklemelerimizin biçimine göre karar verilecek bi konu. Kimseye ekstra para harcatmaya hevesli değilim fakat şöyle bir derdim var ki o da, herkesin TDG deneyimini en güzel nasıl olacaksa o şekilde yaşaması.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
19
2007
02:28

12. baskı…

19ek1.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
19
2007
03:55

Bugün…

Bugün 19 Ekim…
Bugün Tanrı’nın doğum günü…

1 yıl önce bugün küçük bir kartopuyduk…
Kardan adam zannettiler bizi…
1 yıl sonra bugün yuvarlanan çığ olduk…

İnanan…
İnanmayan…
Ve inanacak olan…
Herkese sonsuz bir şükran borcu…

Hayatımın en uzun 1 senesiydi…
Gün-be-gün…
An-be-an…
DAKİKA DAKİKA DEVRİM…

Bir kalabalığın ortasına düştüm…
Tekme-tokat-öpücük yağmuru…
Hırla-gürle, ne ararsan, kimi ararsan burada…
Hayatımın en renkli 1 senesiydi…

1 yıl önce bugün…
Acaba neler olacak diyordum…
Acaba anlayacaklar mı beni…
Nasıl olacak nasıl gidecek…
Ben neredeyim ve…
Yolum ne kadar da uzun diyordum…
1 yıl sonra bugün…
A benim aptal kafam diyorum…
Hiç hesaba katmamışım sizi…
E ama bana sizden hiç bahsedilmedi ki…
Herkesin görünen yüzüne bakıp aldananlardandım ben de…
Herkes gibi…
Fakat görünenler yırtıldı birden…
Bambaşka bişeyler çıktı…
Sen, ben, onlar gitti…
Azizeler, evliyalar, ermişler geldi…

Tam da Bahar’ın dediği gibi…
Tohumlar ekmiş Tanrı hepimize…
Gün-be-gün…
An-be-an…
Beslemiş bizi…
Ve güneşi doğdurmuş nihayet üzerimize…
Buluşturmuş hepimizi…
Bu güzel bahçede…

Kelebeğinden solucanına…
Çiçeğinden çamuruna…
Herşeyine aşığım ben bu bahçenin…
Herkes ve herşey iyiki var…
İyiki varsınız…
ŞÜKÜR KAVUŞTURANA…
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
19
2007
03:57

101010100011010101100101010111…

19ek3.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
19
2007
20:12

Doğum günü pastamız… Serap’tan…

pasta2.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
20
2007
02:11

Yinzu…

Oh God!Bu üçüncü mail,sanırım bi benim ki okunmuyo,bari adresime bi cvp atsanız çok sevinicem,tekrarlıyım,OH GOD!1977 GEORGE BURNS(TANRI)ABD YAPIM…Bi ilgilenseniz demiştim,bana çok tanıdık gelmekle beraber kitaba bayıldım,sadece sizden bi yaklaşım,bi açıklama veya herneyse bi şey bekliyorum bu konuyla ilgili…Sevgiler…

Bahsettiğin film elimde yok sevgili kardeşim. Temin etmenin bir yolunu bulursam söz.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
20
2007
02:42

Sizden… Kısa kısa… Dağınık dağınık…

Bütün mesajlara sonsuz teşekkür. Aslında benim teşekkür etmem çok manasız olmaya başladı. Kitap hepimizin kitabı artık. Aramızdan birisi kabul etsin bu tebrikleri noktasındaki birimiz ben oluyorum hehe…: ) Yaşgünü kutlanan bir kitap olmuş TDG… Fazla söze gerek var mı?
sevgiyle
buRAK
Not: Yanlış anlaşma olmasın efendim. Mektupların sıralaması alfabetik falan diil. Zaman sırasına göre de diil. Büyükten küçüğe, küçükten büyüğe de değil. Sıralama postakutumdan buraya nakledebilme kolaylığına göre : )

Canım aradım ama ulaşamadım. TDG’nin yaşgününü kutlamak istemiştim. sevgiyle kucaklıyorum / Filiz

meğer bu günü coook beklemişim coşkuyla kutluyorum / Yeşim

Sevgili Kardeşim buRAK, TDG’nin 1. yaş günü kutlu olsun hepimize… Daha nice yaşlarına girsin inşallah… Hatta yaşlandıkça sağlıklı büyüsün, serpilsin inşallah… TDG’nin yaş günü vesilesiyle ben de sana bir davet yapmak istiyorum, Eğer bize katılırsan ben ve eşim onur duyacağız… yarın evleniyoruz… / Perfectman

Ya buRAK, bazen öyle şeyler yazıyorsun ki, ağlatıyorsun beni, tüylerim diken diken oluyor…buRAK, iyi ki varsın, iyi ki varsın,iyi ki varsın…Yalnız değilim,yalnız değiller… Senden, Kitaptan ve bizden haberi olmayan dostlarımız az kaldı sizlerle kucaklaşmamıza…Az kaldı… / Banu

buRAK kardeşim görev tamamdır:1/25.sahife alttan 3.satır(zaman MefhumU) 2/99.SAHİFE ALTTAN 11.SATIR(mantık MefhumUNU) 3/345.SAHİFE ALTTAN 10.satır(tanrı MefhumU) Selamlar,sevgiler… / Yalçın

Bende varim buRAK Kitabi okuyali (bir solukta bitireli) 3-4 ay oluyor. Yeni bilgileri herkes gibi beklemekteyim / Esgin.

İyi ki varsın. Teşekkürler… / Gülten

ben sızın adınızı cok yakın arkadasımdan duydum kıtabınızı mutlaka okumak ıstıyorum fakat sızın bana hedıye olarak yollamanızı rca edıyorum yollarsanız sevınırım e maıl adresıme cevabınızı yazarsanız ve yolamaya karar verırsenız sıze acık adresımı yazarım kendıne ıı bak ınanc ınsanın ıcındedır buna ınanmayanda sadece ınancsızdır allah 1 dır bununda otesı yok. / Firuze

Sevgili buRAK, TANRI’ NIN DOĞUM GÜNÜNÜN GÖRKEMLİ BİRİNCİ YAŞINI sevgiyle heyecanla coşkuyla ŞAHSINIZDA kutlar gelecekteki sınırsız coşkulu kutlamalar dileğimizi iletiriz.Sevgilerimizle / Sefa

can kardeşim, tanrı nın doğum günü ile doğan yenilenen, parlayan, cilananan çok ruh oldu…hepsine kattığın -vesile olduğun- yenilenme ve bilgelik için kendi adıma teşekkür eder, seni çok çok öperim…
sevgili eşin bahar doğru demiş…tohumlar ekiliyor :) sevgiler, / ışıl ….

KUTLU OLSUN 1.SENEMİZ. / Gülgen

merhabaaaaa, hepimizin doğumgünü kutlu olsun.İçimde koskocaman sevinç topu var bunları yazarken ,benim hayatımı, gözden geçirtip varlığımın değerini kendime hissettiren tdg kimbilir kaç kişinin muhteşem değişimini sağladı ve sağlayacak işte bu yüzden içim içime sığmıyor:)sevgilerimle / Handan

Nice nice sonsuz an ‘ lara..Aşkla, sevgiyle,cesaretle… Herkesin ama herkesin yolu açık,sevgi dolu, aşk kokulu, çiçekli, neşeli, huzurlu, mutlu olsunnn… Hepimizin doğum günü kutlu olsun… / Banu

Kutlu OLSUN buRAK’cigim, hepimize kutlu OLsun. Tanrinin dogum gunu kutlu olsun:)Her sey ne kadar guzel! Sevgiyle! / Özcivelek

Katlanarak çoğalmamızın ilk yılı, iyiye giden bu yolda daha da çoğalarak nice mutlu uzun yıllar diliyorum. /isimsiz

merhaba buRAK, tesadüfen senin Blog siteni buldum ve oradaki yazı çok ilginç ve çok etkilendim. aman Tanrım bu ne ?? Secret’ın iste-elde et sisteminin kozmik olarak bu kadar büyük tehlike arzettiğini düşünemezdim. filmini izlemiştim ama kitabı okumadım. şimdi anlıyorum neden bazı şeyleri elde edemediğimiz, bu bedel konusu çok ilginç gerçekten. bizler içimizden bişey isterken , yani ben – hep “allahım istediklerimin kaşılığında sevdiklerime bişey olacaksa ” sakın bana onu verme ” hayırlı olacaksa ver” dedim. bu düşünerek değil, insanın içinden gelerek sanki içgüdüsel olarak yaptığı birşey sanıyordum. bir nevi mekanizmaymış demekki. şimdi dahada aydınlandım… çok teşekkür ederim hem sana( ulaştırdığın için) hemde DONA ya bu bilgilerin bize ulaşmasını sağladığı için.bu arada blogcu artık aktif değilmi? anlayamadım / Nilgün (Nilgüüüün hangi sitelere düştün sen öyleeee… Biz burdayız hep. Okudukların buradan alıntı olmalı.)

hani demişsin ya “sizi hiç hesaba katmamışım. e ama bana sizden hiç bahsedilmedi ki…” diye… bu sabah Mesnevi-i Şerif’te gözüme ilişmişti senin yazını okumadan önce “dünyada nice Ashab-ı Kehf var, bir baksan, hem de yanında. lakin sen bundan habersizsin” diye… sanırım biz kendimizi de en az seni şaşırttığımız kadar şaşırttık. sayende… yürek yüreğe atlayacağımız her yılda daha da artmak, artmak, artmak dileğiyle! her birimizi ve hepimizi çok seviyorum! TDG’nin ve “HEPİMİZ”in doğum günümüz kutlu olsun! / Banu

Bugün ilk kez kitap özetini okudum, işde olmama ve çalışmam gerekmesine rağmen kendimi okumaktan alıkoyamadım ve hemen sipariş verdim, kitabın kendisini merakla bekliyorum. Özette yazanların bir kısmı benim kendi iç sesim gibiydi, kafamdaki sorgulamaları birisi yazmıştı. / Şule

Birinci yaşı tüm kalbimle kutluyorum.Önca Allah’a şükrediyorum sonra başta sen olmak üzere bildiğim bilemediğim herkeze teşekkür ediyorum. / Aynur

bir yil once bir su damlasi olarak dogduysa TDG bugun hizla bir okyanusa donusmekte Ve o okyanusun her damlasini olusturan sevgi dolu yureklerle kozmozun en ucra koselerine tasinmakta titresimleri her kelimenin bugun sadece bir dogum gunu degil bugun ayni zamanda bir bayram gunu, iyiki dogdun TDG iyiki bu zamanda dogmayi sectim bende, iyiki yetistim buyuk bayramin arefesine ne mutlu sanaki guzel insan buRAK, TDG ile icimizdeki tanrinin yeniden dogmasini sagladin… yolun isik ve sevgi dolu olsun ve oyledir de… / noneym

Tanrının Doğum günü, hepimizin doğum günü kutlu olsun. Ve, buRAK sana sonsuz teşekkürler tekrar tekrar. / Deniz

Oh God!Bu üçüncü mail,sanırım bi benim ki okunmuyo,bari adresime bi cvp atsanız çok sevinicem,tekrarlıyım,OH GOD!1977 GEORGE BURNS(TANRI)ABD YAPIM…Bi ilgilenseniz demiştim,bana çok tanıdık gelmekle beraber kitaba bayıldım,sadece sizden bi yaklaşım,bi açıklama veya herneyse bi şey bekliyorum bu konuyla ilgili…Sevgiler… / Yinzu Bahsettiğin film elimde yok sevgili kardeşim. Temin etmenin bir yolunu bulursam söz. /

Sevgili buRAK;
Fecre andolsun,
On geceye,
Çifte ve tek’e,
Gitmekte olan geceye,
Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır. (Fecr Suresi 1-5 ayetler, muhtelif tefsirlerden bir anlam karması…) Bu günün özelliğinden dolayı yazmadan edemiyorum.

TDG’nin Kamerî yıl dönümününü aynı zamanda Kadir gecesinde kutlamıştık; Şemsî yıl dönümü de 10 gün sonra, bu gün… Cesaretin, metanet, gayret ve fedakarlıkların için tekrar teşekkürler ve tebrikler… Yazın zaten benim dün gece aklıma gelenleri kapsıyor, fazla söze gerek yok :)

sevgiyle gözlerinizden öpüyorum… / Emin

Sevgili buRAK,
Doğum Günü’müz kutlu olsun. Her gün daha çok insanın aydınlandığını görmek en güzel doğum günü hediyesi hepimiz için.
Sevgiyle, / Aysun

19 Ekim…
Tanrının Doğum Günü…
Kitabımızın yıldönümü…
Hepimizin doğumgünü :)
İnsanlığa ve canlılığa kutlu olsunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn :)
Bu yıldönümünü seninle paylaştığımız Için ekstra ekstra binlerce şükürler olsun kaptan :) / Başak

buRAKcım,
Eğer müsaade edersen ben de kutlamaya
bu resimle katıla bilir miyim…?
Bütün yaradılmışı çoook severim ama gül 1 kerte fazladır…:)
Sonsuz sevgilerimle… / zahide
gul1.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
20
2007
04:41

Mutlu son… İsimsizden…:)

farkettim ki tüm yargılarıma rağmen senden güzel şeyler akıyor bana doğru. siteden ulaştığım linklerde hep bir güzellik buldum. demek ki yargılarımın esiri oldum bir ara ben :) varlığın güzel. hem de çok :)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
20
2007
05:16

Uzunca bir yazıyla yayında oluciiz efendim… Birazdan…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
20
2007
05:40

Neden Mac… İşte bu da benim Apple hikayem…

Kitabını bitireli 1,5 2 ay oldu. Sitene canım sıkıldığında giriyorum güzel hislerle ayrılıyorum. Fakat bir konuya takılmaktan kendimi artık alıkoyamıyorum. Özgeçmişinde marka stratejistlği var, meslektaş sayılırız. Şu anda product placement adına da master tez yazdığımdan dolayı tabi beynim o konuya şartlanmış durumda. Sen maserati apple google yazdığın anda beynimde senin yazı tarzında sık kullandığın, hata var veya alarm mesajları beliriyor. Hadi Google’ın referansı sağlam (meğer Donaymış), Maserati’yi de anladık (maddilikten maneviyata geçişe çok güzel bir anlatım şekli olmuş her bilge ferrarisini satmaz ya birileri de maserati satsın :) ) ama kardeş (üslubumun dostça olduğu anlaşılsın) apple ürünlerini (bkz. i-phone, i-pod, mac) öyle güzel yazı arasına sıkıştırmışsınki benim şu andaki over-perceptive beynime alarmdan başka hiçbir çeğrı yapmıyor. Ben böyle bir niyetin olmadığını zannediyorum. Yine de sana böyle bir suçlamada bulunulabilir (benden başkası tarafından). Ha birde geçen gün Amerika’daki bir indigo veletle ilgili bir video vardı sitede. Bana yuh dedirten olay annenin Mexico diyince kızın 2-3 kere istisnasız Mehiko diye düzeltmesi (İspanyolcada Mexico nun okunma şekli). Şen kalın efendim…


Evet, Google, Maserati, Apple gibi olgular hem kitapta hem sitede yer alıyor.

- Dünyada Google eşittir internet noktasında, o yüzden bunu geçiyorum. Marka değeri 200 milyar dolar olmuş. Türkiye’nin yıllık GSMH’sının yarısı… Bütün Türkiye bi sene çalışıyoruz, iki tane google üretebiliyoruz. Yani, Oldu da marka değerlerini artırdık, haberleri bile olmaz bu adamların…: )

- Atıfta bulunduğumuz Maserati’nin 3200 GT modeli, şu anda üretimde olan bir model değil. Dolayısıyla satışta olan bir model de değil. Fabrikaya bir faydamız olmaz, en fazla 3200 GT kullanıcılarından arabanın ikinci el değerini artırdığımız için dua alabiliriz : ) Bunlar genel olarak Maserati markasına hizmet oluyor diye bişey de olamaz efendim. “Maserati eski Maserati olsaydı…” ifademizle, lafımızı da çaktığımıza ve odağımızı bugünün değil dünün Maseratilerine çevirdiğimize dikkat buyurulsun lütfennn.

Zaten, Ferrrari, Maserati bunlar “niche” modellerdir. Bunlar satabileceklerinden daha az araba üretirler, bölgesel kotalarla çalışırlar. Adında Ferrari geçen o kitabın, onca zaman dünyada konuşulması Ferrari’nin zerre kadar umurunda olmaz örneğin…: ) İstemediği insanlara araba satmama lüksüne sahip markalardır bunlar. Ağır abilerdir.

Niche markaların asla satış derdi olmaz. Bunlara bir örnek de İngilizlerin meşhur Aston Martin’idir. James Bond’un arabası olan işte… Türkiye’den ne zaman bir firma, Aston Martin’in Türkiye distribütörü olmak istiyoruz dediğinde aynı yanıtı almıştır;
- Türklerin Aston Martin kullanmalarını istemiyoruz.

Daha önce de anlatmıştım. Benim 2. zafer yılında galeride satılmayı bekleyen bir adet 8.50 BMW’m bulunmakta. 8.50 de çok özel bir aygıt olmasına karşın BMW, niche bir marka olmadığı, satış endişesi taşıyan bir marka olduğu için kitabımızda hiçbir şekilde ikonlaştırılmamıştır.

Gelelim Apple’aaa… Çok yerinde bir eleştiri dediğim noktaya. Apple niche bir marka değil. Rekabetin tam ortasında bi firma. Ve bu kutsal hareket, neden bu markanın bu kadar reklamını yapıyor… Yaptım ama neden yaptım? Madem sordunuz anlatıyorum ben de.

Bendenizin geçmiş hayatında dünyası sadece iletişim, pazarlama, markayla sınırlı değildi. Ben aynı zamanda endüstriyel ürün tasarımı olgusunun da içindeydim. Tasarıma bu kadar inandığın zaman Apple’la aranda ister istemez bir duygusal bağ oluşuyor. Aşağıdaki iki bilgisayar arasındaki farka lütfen bi bakın;

imackeyboard_4_20070807.jpg

Soldaki bilgisayar anlayışını, ben Tanrı’nın doğum günü’ne çok benzetiyorum. Soldaki bilgisayarın kasası falan yok. Bütün herşey gördüğünüz kadar. Ve ayrıca, soldaki bilgisayar asla çökmüyor, virüslerden etkilenmiyor, kullanması çok daha basit, çok daha renkli, yetenekleri çok daha fazla. Size birşey söyliim mi, bizim üzerinde olduğumuz yol aslında, İslam’ı sağdaki resimden soldaki resime alma manevrasıdır. Gerçi, enkaz devraldık edebiyatı yapmak gibi olmasın ama yani, ulema takımının sağ resimde bize bıraktıkları İslam mirası, bilgisayar falan değil basbayağı ABAKÜS’tü…

En çok hoşuma giden, Apple’ın matbaacı bilgisayarı olma noktasından buralara gelmesi…

Ben, Apple’ın olgulara yaklaşımını genel olarak çok beğeniyorum. Herkes mp3 çalar üretiyor, ama onun ürettiği ipod oluyor. Anlayışı çok farklı. Hepsinden daha fazla insana ve tasarıma odaklı. Herkes cep telefonu üretiyor fakat onun ürettiği iphone oluyor. Mutlaka bir farklılık katmayı başarıyor. Eski Apple monitörlerine bir göz atın, evinize dekorasyon amaçlı koymak falan isteyebilirsiniz. O kadar şekerler.

imac.jpg

İnsana çok değer veriyorlar. Takip edenler bilir. Geçenlerde Amerika’da iphone’un fiyatını epey ucuzlattılar. Bizde hergün olur böyle şeyler. 100 liraya alırsın ertesi gün 50 liraya düşer. Müşterileri sitem etti Apple’a. Usta ayıb oluyo, biz pahalıya almış oluyoruz böyle dediler… Hop hemen… Daha önce Iphone alanlara 200 dolarlık hediye çeki verdiler… Bunu hangi firma yapar? Ticarilikle insanilik arasında çok büyük bir bağ var Apple’da. Benim marka kariyerim boyunca müşterilerime kazandırmaya çalıştığım şey, tam da buydu…

O kadar benzetiyorum ki TDG’ye. Yeni bir işletim sistemi çıkaracaklar. Adı Leopard. Bizim v1.0.3′e benzedi. Çalış Allah çalış, hala çıkarmadılar : ) 6 gün sonra çıkıyomuş, darısı bizim başımıza tabi.

Onur bi eleştiri getirdi Apple reklamı yapmamızla ilgili. Eleştiriye verdiğim yanıt, bugüne kadar yaptığım en büyük reklam oldu farkındayım, fakat bi şey daha: ) Varoluş elmayla başladı ya, adının logosunun elma olması da ayrıca hoşuma gidiyor.

Şimdi geldik, asıl nedeneee…

Bunlar bir yana, benim Apple’a bir vefa borcum var dostlarım. Onlara ne kadar katkım oluyorsa, olacaksa hepsi helal olsun. Bir anı nakledeyim size…

2005 Aralık ayı… Evet, ananemdeyim. Gece-gündüz çalışmışım aylarca. İkinci kitap Türklerim Diken Diken Oldu’nun tasarımlarını sonunda bitirmişim. Remzi Kitabevi’ne gidiyorum. Kitabı teslim etmeye. Kitap dediğim, dosya boyutu 4 Gigabyte… Remzi’nin bilgisayarına kopyalamışız kitap dosyasını, işim bitmiş. Eve gelmişim. TDG’ye teslim olacağım artık. Ve fakat benim laptop açılmıyor. Sonradan öğreniyorum ki harddisk’i bozulmuş… Bilgileri uçurarak… Ne muhteşem bir zamanlama… TDDO’nun yedeğini alacak imkanım hiç olmamış çünkü. Bir gün önce bozulsa, bugün ben üç değil iki kitaplı bir yazarım. O neyse de ya bir de TDG gitseydi? Şu an iki kitaplı lakin, akıl hastanesinde bir yazardım bugün. Kendi kendine, yedek al, yedek, yedek al, yedek diyen bi yazardım…

Tamire götürmem lazım aleti. Lakin garantisi biteli aylar olmuş. Değil 300-400 dolar ödeyecek param, servise kadar gidecek param yok. Fakat TDG’ye de başlamam gerekiyor ve o bilgisayar benim herşeyim.

Bostancı’dayım o gün. Yağmurlu olup olmadığını unutacağım en son gün, herhalde o gündür. YAĞMURLU BİR GÜNDÜ. Şakır şakır yağıyor. Sırt çantam su geçiriyor… O yüzden, çantama koyamam onu. O benim herşeyim… Montumun içine soktum ve düştüm yollara.

Bir elim montumun içinde. Başladım yürümeye. Bostancı’dan Çamlıca’ya yürüdüm o gün… 3 saat…

Ben o gün, çok büyük bir sınav verdiğime inanıyorum… Belki karşılaşmışızdır. O yağmurlu cuma gününde, bir eli montunun içinde, E5 karayolunu kenarından yürüyerek geçen kişi varya, işte o bendim…: )

Servisten içeri bi girişim var…:) Acile hasta getirenler benden daha soğukkanlıdır herhalde. Sırılsıklam biri, dehşetle dolu bakışlarla servise dalmış, kazağının içinden bi tane bilgisayar çıkarmakta…

“Doktor” geldi tabi hemen. Aldılar yavruyu, götürdüler ameliyathaneye. Ben dışarıda, dokuz doğurmaktayım. Acı haberi de o zaman aldım zaten;
- Harddiskiniz gitmiş…

Servisteki teknik kişi Ergun Bey -buradan selam olsun kendisine.

İki şey söyleyeceğim Ergun Bey diyerek söze giriyorum.
1- İçinde bana lazım olan bilgiler var, lütfen eski bilgilerimi kurtaralım.
2- Benim bu harddisk değişimine ödeyecek param yok.

1- Cumartesi günü benim için işe geldi, bir tam gün uğraştı ve eski bilgilerimi kurtardı.
2- Para sorun değil dedi. Üretim hatası olarak kaydederim, ücretsiz değiştiririz dedi… Ve gerçekten ücretsiz değiştirdiler.

Şimdi ben bu insanların hakkını ödeyebilir miyim?

Genel Müdürlerine hemen bir mektup. Bu çalışanınızın ödüllendirilmesini istiyorum. Firmanız adına ne kadar olumlu bir adım attığını yıllar sonra göreceksiniz. Hemen cevap geldi. Ne demek efendim, görevimiz diye.

Ha bi de, bu olaydan aylar sonra meditasyon müziklerimi dinlediğim ipod’um bozuldu. Ve bildiniz, onun da garantisi bitmiş. Hepsi Lale devrinden kalma, malum. Götürdüm servise. Bunu versem, bana yenisini verseniz olur mu dedim. Tabi dediler, yenisini verdiler… Böyle bi yapı…

Bakın biz bu eve taşınınca Dicitürk bağlattık. Servis kurdu herşeyi. Evden çıktılar, arkalarından yetişemedim. Uzaktan kumanda bozuk. Yakından kumanda kendisi. Dörtyüzkırkdört zımbırtısını aradım hemen. Az önce çıktı sizin arkadaşlar, bize bıraktıkları kumanda bozuk dedim. Biliyo musunuz, teknik servisin geri dönmesi için 10 YTL ücret istediler bizden… 50 kere telefon. Servise gitti, geldi. Değişen hiçbişey yok. Kanal değiştireceğim zaman, infra-red ışınları yerine ben kalkıp gidip-gelmekteyim. Şimdi bu da ticari bir firma, Apple da ticari bir firma. Bu arada, dicitürkcülerin bir uyanıklıklarını daha farkettim. Daha pahalı bir pakete geçmek istediğinde, geçişini hemen o anda gerçekleştiriyorlar. Daha ucuz bir pakete geçtiğinde ise, bir ay bekletiyorlar seni. “Herşey bir avuç dolar için”. Bir ay senden biraz daha fazla para alabilmek için. Çocuksun tabi sen, anlamıyorsun. Üyeliğimi iptal ettirdim. D-Smart’a geçicem, 5 tane Discovery kanalı var ve parasız yayın.

Şu anda, para biriktirmekle meşgulüm, niyeti bozdum Aralık’ta paraya kıyıp bi tane ipod-touch almak niyetindeyim. İphone’la ipod-touch’ların şekli şemali birebir aynı. Yaptığım reklamlardan biliyorsunuz, daha önce Iphone istiyordum lakin vazgeçtim. Kendimi biliyorum. Öyle güzel bi telefonum olursa, sürekli telefonda konuşmaya başlarım. Müzik dinlemek en iyisi…:)

İşte bu da benim Mac hikayem dostlarım. Bir dokun bin ah işit gibi oldu ama napiim. Bu kitabın her satırının, her kelimesinin geri planında çok şeyler yatıyor.

Tanrı’nın doğum günü, dünya dillerine çevrildiğinde Mac’e göndermeler yapan satırları aynen tutacağım. Bugün, bir marka gelse, 100 milyon dolar verse, kitaptan ona tek satır veremem. Siteye zaten kimsenin reklamını alamıyorum. Buna iznim yok. Fakat Mac ikonu, daima benimle olacak. Bir çalışanı, bir cumartesi gününü bana ayırdığı için ve firma birkaç yüz dolarlık o harddiski bana hediye ettiği için.

TDG’yi o harddiske kaydetmişim ben. Hepsi başımla beraberler… Benim bu duygum, vefa duygusudur. Teknolojisini geliştirirken, insanlığını kaybeden firmalara mesajımdır. “Mühim olan insanlık” olgusuna daha çok önem vermelerine vesile oluruz bakarsınız. Ergun Bey, America Apple’ın başına falan geçer. Ne güzel olur. Mac’in işletim sistemindeki Türkçe dil zulmü sona erer mesela (yeri geldi mi lafımı da çakarım hiç dinlemem : ).
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
00:51

Sevgili buRAK,
Bir arkadasim bana ekteki feci görüntülerle dolu filmi göndermis. Gercekten tüylerini diken diken eden görüntüler. Kitabini ilk okudugumda, tipki dige okuyucularin gibi ben de “bu kitap mutlaka ingilizceye-fransizcaya-almancaya cevrilmeli. Islam Avrupalilarin sandigi gibi bir din degil diye düsünmüstüm. Ama su görüntülere bak, islamin bazi islam ülkelerinde uygulamasi sanildigindan daha feci. Biz batiya birseyler ispatlamaya calisacagimiza bence önce müslüman geçinenlere gercegi anlatmalıyız. Zaten islam dünyasi bunu anlayabilirse bati zaten bunu otomatik olarak anlayacaktir. Özetle buRAK’cım; kitabin bence önce arapca-farsca ve diger müslüman ülkelerin dillerine cevrilmeli. Bu vahset uygulamalar sona ermeli. sevgilerimle, Özlem

Önce, herkes izlesin bu görüntüyü. Tanrı’nın doğum günü’nün İslam alemi için ne demek olduğunu bir kez daha düşünsün. O arada ben de kendime geleyim. Söyleyeceğim şeyler olacak elbet. Biraz müsade, dehşet içindeyim.

lapidation_stoning_gb.wmv

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
04:01

Küçük kız sûresi…

O küçük kızın canını aldılar…
Müslümanlar…
Yüksek sesli “Kur’an”ın eşliğinde…
Tekvir suresini okuya okuya…
1′den 9′a…
Gözlerine perde inmiş bu insanların…
Okudukları ayet, yaptıklarının tersini söylüyor…
Kur’an bunun hesabını soracağım size diyor…
Linç etmeye devam ediyorlar…
Müslümanlar…
Allahım bu insanlar Kur’anı gerçekten terketmişler…
Beyazı siyah yapmışlar…
Güneşi karartmışlar…

1- GÜNEŞ KARARTILDIĞI ZAMAN
2- Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman,
3- Dağlar, yürütüldüğü zaman,
4- Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,
5- Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman,
6- Denizler, tutuşturulduğu zaman,
7- Nefisler, birleştiği zaman,
8- VE DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLEN KIZA SORULDUĞU ZAMAN;
9- “HANGİ SUÇTAN DOLAYI KATLEDİLDİ?”

10- Sahifeler açıldığı zaman,
11- Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman
12- Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman,
13- Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,
14- Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir.
15- Artık hayır; yemin ederim sinip dönenlere,
16- Bir akış içinde yerini alanlara;
17- Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye andolsun,
18- Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;
19- Şüphesiz o, üstün onur sahibi bir elçinin gerçek sözüdür;
20- Bir güç sahibidir, arşın sahibi katında şereflidir.
21- Ona itaat edilir, güvenilirdir.
22- Sizin arkadaşınız bir deli değildir.
23- Andolsun o, onu apaçık bir ufukta görmüştür.
24- Gayb hakkında suçlanamaz o.
25- O, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26- Şu halde, siz nereye gidiyorsunuz?
27- O, alemler için yalnızca bir zikirdir;
28- Sizden dosdoğru bir istikamet tutturmak dileyenler için.
29- Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
lapidation_stoning_gb.wmv

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
04:22

Küçük kızı hangi kitap öldürdü…?

- Eğer, bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. *’den kötülüğü atacaksınız.

- Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

- İkisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.

TEVRAT / Tesniye 22, 23, 24
* İsrail

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
16:02

Okuyanlar dökümanı… 21 Ekim güncellemesi…

okuyanlar-21-ekim.doc

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
16:27

Kuzey Irak yazısı… Bugün yayında…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
23:19

Kuzey Irak’a “giriş” yazısı…-1-

Bilge, sessiz, saf ve etkisiz insan değildir. Silahlı düşmanların yollarına güller serpiştirilmez. Silah bir iletişim aracıdır. İletişim dili savaş olan insanlarla iletişim kurmanın yolu, onun senin de silahının olduğunu bilmesinden geçer. Unutma ki barışın ilk adımı olan ateşkes, silahı olan iki taraf arasında gerçekleşen birşeydir. Bilgelerin elindeki silahın görevi, bilge olmayanının elindeki silahı devredışı bırakmaktır.
İlk ateşlenen silah asla bilgeninki değildir.

Tanrı’nın doğum günü’nden…

Daha önce söylemiş miydim bilmiyorum. İdam cezasına, sonuna kadar inanıyoruz biz. Kabul edin yada etmeyin. Kur’andaki “kısas” hükmü kadar, adalet duygusunu yerine getiren bir başka hüküm daha yok dünyada.
Öldürdün mü? O zaman öleceksin. Bitti-nokta. DNA kanıtları, güvenilir tanıklar, adil bir mahkeme süreci. Öldürdüysen öleceksin. Yatarım-çıkarım’larla olmuyor bu iş. Maktul mezardaysa, katil de yanında olmalı. Tabldot sırasında değil.

Sadece ileriye dönük olarak da değil. Dona, zamanı geldiğinde bu cezanın geriye dönük olarak da çalıştırılacağını söylüyor. Din Günü çok büyük sürprizlerle dolu…

Geçmişte, birini idam etmeyi çok istedik. Hep birlikte… Fakat buna izin vermediler. Aslına bakarsanız hayırlı da oldu. O gün, o kişiyi intikam duygusuyla öldürecektik. Bu elleri kolları bağlanmışlık hissi, millet olarak tekamülümüze vesile oldu. Sabretmeyi öğretti bize. Soğukkanlı olmayı, acılarımızı yönetmeyi öğretti.

Ona çok iyi baksınlar, sağlığıyla çok yakından ilgilensinler. Din Günü’nün onur konuğu o.

Bazı insanlar, Dona’nın Türkiye’yle, Türklerle ilgili sözlerini yadırgıyor farkındayım. Onlara şunu söylemek isterim. Tanrı’nın Türk insanına verdiği değere şaşırmaya devam edecekler. Hayatlarının sonuna kadar.

Yurtta sulh, cihanda sulh demenin bedelini ödüyor bu insanlar.
Bir cumhuriyet kurmuşuz, tertemiz bir sayfa açmışız.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca hiçbir ulusa bir kötülüğümüz dokunmamış.
Kimseye düşmanlık yapmamışız.
Tüm bunlara karşı asla dostluk görmemişiz.
Ne İsa’ya ne …’ya…
Müslüman Araplar desen, onlardan da dostluk görmemişiz.
Hristiyan batı desen onlardan da görmemişiz.

Dünya üzerinde,
barışçı olmanın bedelini bu kadar çok ödeyen bir nesil daha gösterebilir misiniz bana?
Bu toplumun itilmesine kakılmasına alışmışsınız siz.
Sonsuza kadar böyle süreceğine inanmışsınız.
Tabi ki şaşırtır Dona’nın Türklerle ilgili sözleri.
Ne mutlu Türküm diyenlerdeniz biz.
Doğuya medeniyeti,
Batıya insanlığı öğretecek,
dünyayı barışı getirecek millet,
Türk milletidir.
İtirazı olan başka bir aday göstersin.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Eki
21
2007
23:37

Kuzey Irak “gelişme” yazısı… -2-

Evelemeden, gevelemeden…
KUZEY IRAK HAREKATINI SONUNA KADAR DESTEKLİYORUZ.
Devlet büyüklerimiz hiçbirşeyden korkmasınlar.
Dünya tarihinde yeni bir sayfa açılıyor.

Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmeye karar vermesi,
buna Amerika’nın tüm muhalefetine,
tüm tehditkâr manevralarına karşın,
gereken bedeli ödemeyi göze alıyorum diyerek karar vermesi
Ortadoğu tarihinde bir dönüm noktasıdır.

Büyük Ortadoğu projesi yürürlüğe konduğundan beri,
ilk defa bir ülke,
Amerika’ya karşı kafa tutmuştur.
Sözle falan da değil.
Eylemler düzleminde.
Bugünün Irak’ı Amerika’yla birleşik bir devlettir ve
bu girişin, donanmamızın Miami kıyılarına çıkarma yapmasından hiçbir farkı yoktur.
O denli büyük bir cürettir.
Buna o “deli” İran bile cesaret edememiştir.
(DEVAM EDECEK)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |