Kas
02
2007
01:01

Stüdyo Tanrı’nın doğum günü…

Ara ara bu eleştiri geliyor, en son Irmak yazmış. Herşey çok güzel de filmlerin müzikleri biraz fazla hüzünlü diye.
Yeni filmlerimizin müzikleri çok farklı olacak, hemen söyliim. Yeni olayımız GOTHIC ROCK. Çok seveceğinizden eminim. Stüdyo TDG’nin Mac’te yapılmış yeni filmleri için bi parça daha bekleyeceğiz. Bahsedeceğim güzellik ise birazdan burada olacak. Nedir o? Boyama Kitabı ekran koruyucusu. Aydın’ın icadı. Uğraşmış, eski filmi ekran koruyucusuna çevirmeyi başarmış. Bitmedi. Birazdan burada 3 farklı BK ekran koruyucusu olacak.
Boyama Kitabı klasik (Klasik müzik eşliğinde)
Boyama Kitabı gothic (Gothic rock eşliğinde)
Boyama Kitabı sessiz (şişirmeyin kafamı diyenlere)
eli kulağında, buRAKozdemir.com‘da

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
01:52

Din görevlisi TDG okuyucusundan…

TDG’ yi okuyup anlayabildiğim kadar kavradıktan sonra, TDG ve onunla gelişen olayların Hz. Muhammed’in çıktığı kutsal yolculukla birebir örtüştüğünü anladım ve ona göre olayları takip etmeye başladım. 4. Fazla beraber yoğun bir tempoyla girdiğimiz o muhteşem günleri ve taa aylar öncesinden KADİR ve K-D-R’i yaşamımızda olmadığı kadar ciddi bir şekilde yaşadık. Bu sene Ramazan ayını olmadığı kadar yoğun farkındalık içinde geçirdik. “Oruç” ibadetini yerli yerine oturttuğumuz bu dönem, ve bu dönemde kendimizi hayatımızda olmadığı kadar “SEVGİ” yi yaşamımıza hakim kılma uğraşımız bana ilk Müslümanların yarınlarda yaşayacakları şeylere hazırlandıkları o günleri anımsattı. Ardından gelen günlerde özellikle son bir aydır meydana gelen durağan dönemde, gökten yağmur’u bekler gibi siteden bir haber beklemeye başladık.

Gelmiyordu bu haber bir türlü… Ve işin gerçeği seninde gözlerinden okunuyordu. Bu bekleyiş yorsa da insanı içimden geçirmiyor da değildim. Hz. Muhammed’e “OKU! YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU. Kİ O İNSANI ALAKTAN-SEVGİDEN- YARATTI” vahyinden sonra siyer tarihlerine göre üç yıl vahy gelmemişti ve aynı bekleyiş ve tedirginlik o zaman da yaşanmıştı. Bu bitmek bilmeyen bekleyişin ardından “ 1- EY BÜRÜNÜP ÖRTÜNEN 2- KALK, BUNDAN BÖYLE UYAR 3- RABBİNİ TEKBİR ET (YÜCELT) ayetleri indiğinde bekleyiş bitmişti ama, “ben”lerin bırakılıp herkese ulaşmak için var gücüyle ortaya çıkan bir mücadele başlamıştı. Bundan böyle TDG ye gönül verenler, bundan sonra çok yoğun bir mücadelenin içinde olacaklardır. Ve artık “bu kitap ne güzel kitap, bu kitap tam benim içimde olanları söylüyor frekansından çıkıp eli taşın altına koyma zamanıdır diyorum. Tüm dünyevi ihtiraslarımızdan, zevklerimizden, uğraşlarımızdan ve hayatımızdan vazgeçerek işin ciddiyetini kavrama zamanının geldiğini zannediyorum.

5. faz yazısı site de yayınlandığında elimdeki meal programından rastgele bir ayete tıkladım ve önüme çıkan ayeti de sizle paylaşmadan edemeyeceğim. Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. Kur’an-ı Kerim Nur Suresi 55. ayetti. İçinde bir çok hakikati barındıran bu ayet aslında 5. faza bence çok güzel yakıştı. Hepinizi bizlere bu güzel günleri görmeyi nasip eden RAHMAN’a emanet ediyorum. Sevgiyle… Mehmedim Sadece.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
02:22

Kimbilir… Neden olmasın… Mars’tan gelen İndigo…

buRAK merhaba,
Üye oldugum bir mail grubunda gelen cok enteresan bir
yaziyi paylasmak istedim. Sen de onlardan birisin
degil mi, ilgini cekebilir diye gönderiyorum.
selam ve sevgiler,
Özlem

Boriska, Mars’tan gelen Indigo oglan, 2009′da cok buyuk felaketler olacagini kehanet ediyor Oglan, gecmis yasaminda yedi metre boyunda Marsli bir varlik oldugunu soyluyor
(daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
03:12

Önemli bir açılım olacak bir yazı…

Yazı yayında olacak lakin biraz uzun sürecek.
Konumuz spiritüelizm…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
05:57

Da da da daaaa… Boyama Kitabı Ekran Koruyucusu…:)

Hem de üç versiyon…
Boyama Kitabı klasik (Klasik müzik eşliğinde)
Boyama Kitabı gothic (Gothic rock eşliğinde)
Boyama Kitabı sessiz (şişirmeyin kafamı diyenlere)
Bunları paket halinde aşağıdaki linkten bilgisayarınıza indirebilirsiniz…
Stüdyo Tanrı’nın doğum günü’nden Aydın’a tekrar teşekkürler.
http://rapidshare.com/files/66847009/boyama_kitab__305__screensaver.rar.html

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
06:58

Yaz yaz bitmedi…

Bittiğinde ortalık karışacak kısmetse: )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
07:07

Ekran koruyucular hakkında…

3′ü birarada olduğu için, çalıştırmak için winrar programı yüklemeniz lazım sevgili PC’ciler. 3 ekran koruyucuyu ayrı ayrı da yükleyebileceksiniz birazdan….

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
07:36

Ekran koruyucular… Tek tek link… Linkleri kopyalayıp yapıştırınız lütfen…

rapidshare.com/files/6…

rapidshare.com/files/6…

rapidshare.com/files/6…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
07:38

Dharma-Duman… Karman-Çorman…

Hıristiyanlar kiliseden kaçıp sığınmışlar.
Modernist Müslümanlar da gerici İslam fenomeninden kaçmışlar.
Bu iki dinin “dinsel mültecileri” doğu mistisizminde buluşmuşlar.
Hıristiyanları bilmem, benim işim değil.
Benim işim Müslümanlarla.
Günü geldiği için sorabilirim artık.
Gerici Müslümanlıktan kaçtık, iyi de yaptık.
Uzakdoğu’nun, Güneydoğu Asya’nın öğretilerine attık kendimizi.
Günü gerçekten geldi artık, bu soruyu sormanın zamanı gerçekten geldi.
Dona’nın güleryüzlü İslam’ından sonra,
Uzakdoğulardan,
Felsefi sığınma kamplarından,
Evimize dönmenin zamanı gelmedi mi artık?
Ne zaman bitecek bu dinsel gurbet?
Bu manevi coğrafyalardaki mevcudiyetimizi sorgulamanın,
Kendi kutsal topraklarımıza dönmenin vakti gelmedi mi?
Bir din bizi, yeniden haketmek için daha ne yapabilir?
Yada yapmalıdır?
Var mı başka bir isteği olan?
Var mı orada var, burada yok diyebileceğimiz birşey?
Varsa bilelim, iletelim, özgürlüğün dini bize yetmedi, bunları da istiyoruz diyelim.
O da versin bize.
Ama biz de bir durum değerlendirmesi yapalım artık.
Tanrı’nın doğum günü geldi…
Yuvaya dönüşün zamanı gelmedi mi artık?

Hindistan’a gidelim,
hayatın anlamını bulalım gelelim.
Turistik geziyse eyvallah.
Yeni bir “hacı oldum ben” imtiyazıysa, buna hayır.
Zaten senin gidip bulduğun değil,
olduğun yerde seni bulandır
hayatın hakiki anlamı.
Manâ, ne coğrafyanın konusudur,
Ne de maddi olanakların elverdiği bir durum.
Para biriktirerek erilmez Nirvana’ya.

Hani yani açılım yaşamak için,
Tibet’e, Hindistan’a gitmek gerekseydi…
Ne kadar çok açılım istiyosan,
o kadar çok kilometre katedeceksin,
böyle bi gerçek olsaydı,
pardon da bu aciz kulun yaşadıklarını yaşayabilmesi için,
ONA Bİ TANE UZAY MEKİĞİ GEREKİRDİ.
Fiziksel seyahatin hiçbir manası yok, bir kere bunu bilelim.
Ama seyahat, turizm genel olarak iyidir.
İmkanını bulursan.
Yoksa, sen açılımını evinde yaşıycaksın demektir.
Bu kadar basittir.
Açılım yaşamak için şu kadar para lazım diyen o kişiler var ya,
asıl onlara lazım açılım. “Trilyon” tutar, bu yaptıklarının bedeli.

Bir kere, İslam’dan, Müslümanlardan kaçıp sığındığın o Hindistan’da
150 MİLYON MÜSLÜMAN yaşıyor.
İslam’dan kaçıp kendini attığın memlekette,
İran’la Türkiye’nin toplamı kadar Müslüman var.
Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak bu olsa gerek.
Üstelik sadece rakamsal bi durum da değil.
Oldukça da etkin, lafta değil.
Hinduizm’in bir belası var: Kast sistemi.
Aşiret yapısı gibi bişey fakat bu çok daha perişan bişi.
Köklü bir felsefesi var, yıkamıyorsun.
Bizde İstanbul’a göçersin 1-2 kuşak sonra silinir aşiret izi.
Orada öyle değil.
Nereye gitsen seninle geliyor.
Korkunç bir ayrımcılık.
Kelin ilacı olsa durumu var biraz.
Hinduizm felsefesi çözememiş bu işi.
Bilin bakalım ne iyi gelmiş?
Hangi öğreti esnetmiş kast sistemini?
Bingo… İslam!
Tasavvuf çok iyi gelmiş Hintlilere.
Ve Türklerin de bu işte çok önemli katkısı olmuş.

Sen Hindistan’a,
Hindistan İslam’a.
Yok mu bu işte bir terslik?

1400 senelik bi din benim ihtiyaçlarıma karşılık veremez diyen sen
atmışsın kendini Uzakdoğu’ya.
“Çağdaş” Budizm dediğin, İslam’dan 1000 yıl eski…
“Modern” Hinduizm dediğin İslam’dan 2000-3000 yıl daha eski…
“Karizma” Taoizm desen o da İslam’dan 1200 yıl daha eski…
Benim adamım Konfiçyüs desen, o da Milattan önce 500-600′lerden kalma…
Asya dinleri, Asya felsefeleri, Asya filozoflarının içinde
EN GENCİ HZ. MUHAMMED!
1.400 yıl önce de tarihi olarak anılan öğretiler bunlar.
Bu İslam’a haksızlık falan da değil, bu saçmalık.
Şu saatten sonra.
Öncesi, öncede kaldı.
Geçmişle hesaplaşma mercii diiliz biz.
Geleceği yaratmanın peşindeyiz.

Hint filmi izleyemezsin.
Hint müziği dinleyemezsin.
Hele bi dene Hint yemeği yemeyi,
Baharatından miden delinir.
Hiçbişeyin tutmaz hint kültürüyle.
Ama da din anlayışı süper iyi gelir : )
Şimdi bu çelişki değil de nedir?

Yok ben Hindistan’cı değilim diyorsan…
Nerelisin sen?
Japonyacı olamazsın.
Reiki Japonya’dan çıkma, fakat Japoniz geleneği falan değil.
Bilakis yıllar yılı egemen gelenek tarafından sindirilmiş.
Çin’ciyim ben dediğini de hiç sanmıyorum.
Çin’de din yok, geleneğe bürünmüş felsefe var.
Kafa kağıdının din hanesine KUNG-FU yazdır bak neler oluyor.
Ertesi gün gazetelere manşetsin…
Zaten köpek eti de yiyemezsin.
Geriye tek bi yer kaldı…
Tibet…
Ben Tibetçiyim, benim olayım Kuzey Budizm’i diyorsun.
Peki dediğin gibi olsun,
Ki zaten, Türkiye’deki Spiritüelizm dalgası, Budizm tabanlı.
İnsanlarımız farkında değiller.
Budizm, sevgi dolu tamam da sonuçta ateist bir din.
Tanrı yok, Tanrı inancı yok.
Bu ay inşALLAH seminere gidicem diyosun.
Cümlende Allah var, gittiğin seminerde yok.
Vaziyetin farkında mısın?
Ateist bir paradigmayla nereye kadar?

Ayrıca, Budizm’de bişeyler eksik olmalı.
Yüzbinlercesi öldürülmüş Çin tarafından.
Bütün tapınakları yıkılmış, yok edilmiş.
Dalai Lama, Tibet’e giriş yapamıyor.
Geçen hafta Kanada’ya gitti, Kanada kabul etti diye Çin’in bir savaş ilan etmediği kaldı.
Bu kadar aczle dolu bir yurt mu derman olacak sana?
“Ama onlar mazlum” diyorsan bunun karma yasasına aykırı olduğunu hatırlatmak zorundayım.
Karma, sana geri dönen-senin yaptıklarındır diyorsa ve
Karmanın yurduna birşeyler geri dönüyor, e o zaman ortada yanlış bazı inançlar var demektir, düzeltilmeyi bekleyen.
Budizm de kendi kıyametini yaşıyor besbelli.
Belki de birileri onlara gerçeklikten çok kopuk olduklarını,
artık manastırlardan çıkmaları gerektiğini anlatıyordur.
Hayatın içine karışmayı,
medeniyette ilerleme kaydetmeyi,
mecbur kılıyordur.
3bin yıl önceki gibi yaşamaya devam edersen, medeniyete direnirsen,
medeniyette ilerlemiş bir ÇİN gelir seni yutar, tütsüler yakıp, meditasyon bile yapamaz olursun diyordur.
Belki de Myanmarlı rahiplerin başkaldırdıkları olgu,
askeri bir yönetim falan değil,
Budizmin kendi yazgısıdır.
Kaderci yazgıya karşı bir başkaldırıdır belki bu.
Melekler basmıştır tetiğe, Sur’a harekete geçirmiştir onları.
Tanrı’nın doğum günü, Myanmarlı rahipler,
Amerika’daki indigo başkaldırısı…
Belki de tesadüf değildir hiçbirşey…

Hem spiritüelizme hem Tanrı’nın doğum günü’ne gönül veren dostlarımızın artık bu soruyu sormaları lazım kendilerine.
Budizm tabanlı spiritüelizm midir benim ihtiyacım?
Kendi kıyametini yaşaması gereken bir inanç sistemine mi angaje olmalıyım?
Yoksa yenilenme konusunda en önde koşan İslam’a mı sarılmalıyım?

Hani Hinduizm desen razıyım. Hakikate nispeten daha yakın. Peygamberlik makamını kabul ediyor mesela. Üstüne üstlük bunun verilmiş değil, kazanılmış bir makam olduğunu falan söylüyor. Tam isabet yani.
İlla budizm diyorsan, budizm inançlarını doğru şekilde aparttığın da söylenemez.
Bir kere adam o inançları, dünya nimetlerinden uzakta, dağdaki manastırında geliştirmiş. Yokluk ortamında içselleştirmiş. Sense bu inanç sistemini alıp, dünya nimetleriyle dolu kendi dünyanın orta yerine yerleştiriyorsun. Çalışır mı hiç…?

Bizim kendi manevi coğrafyamızda, bu yüzden havada kalıyor spiritüelizm. Müslümanlığı-Türklüğü, kendi gerçeklerini, sosyal genlerini falan geçtim. Tam uygulamıyorsun, eksik uyguluyorsun ve uygulatıyorsun Budizmi. Eksik bilgi…
Nedir o eksik olan? Nefs terbiyesi… Adam o manastırda benlik duygusunu sıfıra indirmiş. Nefsini ölümüne terbiye etmiş, öyle ermiş Nirvana’ya. Ya sen napıyorsun? 15 günlük kamp… Geri kalan 350 gün ne olacak peki? 15 gün hiçbirşey yok, 350 gün herşey alabildiğine var.

Hiç yoktan iyi midir?
Kesinlikle evet.

Hiç vardan iyi midir?
Kesinlikle hayır.

Dharma-Duman…
Karman-Çorman…

(devam edecek)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
18:15

Sevgili buRAK;
Yüksek enerji selinin, yaşamımızı şiddetli ve derin kılacağı, 5nci fazın yücelerinin alçak uçuşa geçip dünyaya artık bizatihi el attığı bu dönemde Kur’an ve TDG hakkında benim de söylemek istediğim birkaç sözüm var.

Bir süredir sitede yazılanlardan, bazı dostlarca Kur’an’a sarılma konusunda tereddütler veya kararsızlık yaşandığı gibi bir sonuç çıkarıyorum. …’in bu günki yazısında da belirttiği gibi “TDG’yi sadece kişisel algılarımızı doğrulayan bir kitap” olarak görmek ve bu noktada oyalanıp kalmak ne büyük bir kayıp bence… Tek başına değerlendirildiğnde TDG’yi bir öğreti olarak bile ele alamazsınız. Hele bir fantezi kitabı olarak hiç. TDG sadece ve sadece bir ANAHTARDIR. Yıllardır eski anlam kafesinde sıkışıp kalmış KUR’ANIN, ZAMANIMIZA UYGUN ANLAMINI AÇAN büyük ve olağanüstü bir anahtar… Varmamız gereken, açmamız gereken Kur’an’ın bu güne kadar gün yüzüne çıkmamış muhteşem anlam kapılarıdır. Elimizdeki anahtarla açmamız gereken kapıyı açmak yerine, elimizde evirip çevirmek, anahtarın güzelliğine takılıp kalmak aslında büyük bir kayıp olacağı gibi, TDG’yi okumuş ve anlamış olma iddiasına da zemin hazırlamaz.

Ülkemizde de özellikle 15-20 senedir yoğunluğuk kazanmış olan spiritüel çalışmalar yapılagelmiştir. İçinde arayış özlemi olan bir çok insanımız da bu yollara bir şekilde dahil olmuştur. Bir süre benimde dahil olduğum bu ortamların çoğunda en önemli ortak nokta, özgürlük vadiyle, aslında özgürlüğünüzün elinizden alınmasıdır. İnsanlar maalesef, Başak’ın geçenlerdeki yazısında vurguladığı gibi suyun başındaki kişiye neredeyse –bazende tamamen- tapınır hale getirilmektedir. Bir yudum bilgi almak için verilen ne büyük bir bedel aslında. İşin daha da vahimi, az da olsa bazı gruplarda, şeytanın doğrudan ağına düşülmekte, bu insanlar inatla şeytanı “parlak bilinç, yüce görevli” olarak savunur hale gelmekte, göksel bilgiler tesir ve önem sırasına göre azdan çoğa “Rabsal, ruhsal, teknolojik bilgiler” olarak tasnif edilip dini bilgiler –tabiiki Kur’an- Rabsal bilgi sınıfı içerisine dahil edilip, zamanının geçmiş olduğu beyinlere işlenmekte, küçümsenmekte, kişiler farkettirilmeden Kur’ana yabancılaştırılmaktadır.. Bu bahsettiğim olaylar öyle gözlerden ırak ortamlarda falan yaşanan şeyler de değil. Bu gruplardan bir tanesi, önceki yıllarda televizyonlara sıkça konu olmuş, en organize ve yaygın bir dernek/vakıftır da… Mürit sayısı bakımından daha az olsalar da aynı şeytanı frekansta faaliyet gösteren birkaç grup daha vardı. İşin ilginci, bahsettiğim grubun 17-18 yıldır başında olan ve bu bilgilere kaynaklık eden yaşlı başlı kişi, geçenlerde, vazgeçilmez haftalık toplantılarından birinde müritlerini “gidin başımdan, rahat bırakın beni” diyerek kovmuş ve faaliyetini noktalamıştır. Dönemi ve hayatı iyi okuyan dostların bilgisine… J

Ülkemizdeki bütün ruhsal çalışmaları yukarıda bahsedilen türe dahil etmiyorum elbette. Arayış içindeki bir çok insanımıza zamanında çok büyük ışık olanları da var. Bu yönü ile teşekküre değer hizmetleri olmuştur.

Arzu eden arzu ettiği yolda çalışmasına devam eder, ancak son söz olarak şunu söylemek istiyorum, TDG yolu mutlaka ve mutlaka Kur’an’a çıkar, ve bu dönemde kendini buluş Kur’anın zamana uygun manasını kavrayıp yaşamakla mümkündür…Bu günki İslam toplumunun bundan başka çıkışı yoktur…
Sevgiler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
20:39

Poseidon’dan…

Dharma-Duman yazına ve Emin abi’nin söylediklerine ilaveten, Spiritüel akımdan nasibimi alarak Reiki ile tanışmam 2001 gibi oldu. 1.Derece; herşey güzel, enteresan felan derken 2.Dereceye uyumlandım, Olay daha da bi mucizevi hal almıştı. Enerji göndermeler felan. Bir yandan da deli gibi araştırıp okuyorum tabiki. Sonuç olarak Reikinin kafamdaki tam açılımı, Tanrı’nın saf rahmeti/sevgisi olduğuydu. Sonrasında gözlemledim ki olay, “Rahmet Pazarlama A.Ş.” oluvermiş. Reiki evleri, yüzlerce dolara uyumlamalar, internetten inisiyeler. Ne bilip bilmediğin veya daha 1. seviyeyi sindirebilmişmisin, sindirememiş misin bakılmaksızın, ver doları uyumlan olayları benim canımı sıkmıştı. Forumlardaki tartışmalarımda bana söylenen sonsöz hep belliydi; Karmayı tamamlamak lazım, onun için $.. Tanrının sevgisi herkesedir. Alınıp satılamaz ve pazarlanamaz. “Kimin malını kime satıyorsunuz” diyerek sevdiğim reikiden biraz soğudum. Her gece saatlerimi verdiğim şifa seansları haftada bire, onbeş günde bire, ayda bire ve hatta ve 3-5 ayda bir yapılan kısa seanlara dönüşüvermişti. TDG de Dona’nın bu konuyu açıklaması Reiki yi benim gündemime tekrar getirdi. Dona’nın anlattığı reiki, benim kafamdaki Reiki anlayışı ile birebir uyuştu. Yalnız bu sefer seanslar öncesi reherlere değil de direkt enerjinin kaynağından niyaz alarak ve Namaz ile birleştirerek. Ve de artık kendimi Budist gibi hissetmeyerek. Tavsiye ederim….

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
02
2007
21:37

Canset’ten…

Dharma-Duman yazısıyla ilgili olarak Sevgili buRAK , ben bu konu hakkında kendi deneyimimi paylaşmak istedim. Ben yoga, meditasyon deneyimlerim sırasında Katmandudan gelen guru dan önceki yaşamımda onun ögrencisi olduğumu öğrendim. Ve bende Tibetliydim. Fakat bu konuda hiç bir teşebbüste bulunmadım hatta arkadaşlarım ve hocam bana sitem vari de konuştular. Başkası olsa ‘o gurunun kapısında çadır kurardı’ diye. Bense sadece güldüm çünkü o anda içimden geçen sadece şu idi ‘eger ben o yaşamımda gerçege(ALLAH’A) ulaşabilseydim bu hayata gelmezdim. Demekki eksik ögretiler vardı ve ben bir sebep vardı ki Türkiye’de ve de müslüman olarak dogdum yani yeniden yaratıldım. Bunun için rabbime binlerce şükürler olsun. Rabbimin sevgisi üzerimizde bir kalkan gibi bizi korusun. BİZLER ZATEN HEP VARDIK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
04
2007
08:51

Bedenlerin dili…

sevgili buRAKcımmmm nerdesin ? hiç haber yok ??? bişeyler yazzz… bu arada yüksek enerji neymiş ben bunu fazlasıyla öğrendim…. gerçekten çok üzgünüm ama TDG okuyan canım arkadaşımın “ateist… kocasından gördüğü eziyete şahit oldum…. en azında polis çağırabildim…ilk kez bedel bu kadar ağır olabilirmi ? dedim ” evet olacak” en büyük kopma nedir anladım. hafife almayın…. yaşıyoruz arkadaşımın TDG okuduğu için eşi onu feci şekilde dövdü…hem de …dindar değil…ateist..nihilst.. faşift her ne ise adı.. o işte, onun tarafından doğrulandı TDG miz…üzülmüyorum seviniyorum aslında… üzüntü gibi gözüksede bu bir sevinç…gözümüz aydın olsun, terasa gelmeyenler bodrumda çürüyecek sanırım./Nilgün

Sanıyorum bu, kayıtlara geçmiş ilk gazilik vakamız. Nilgün’ün can arkadaşı, hepimizin canı arkadaşı… Can arkadaşımızdan büyük bir bedel tahsil edilmiş.

Spiritüel konulara TDG’den bağımsız kafa yoran dostlarımızla ayrıldığımız yer burasıdır. Onlara okuyucumuzun bu yaşadığı olayı soracak olursan, karma yasasını bir tür “etme-bulma dünyası” olarak yorumlayacak ve bütün mistik cümlelerin ardından olay “sen bunu daha önceden haketmişsindir”‘e gelecektir. Onlarla yollarımız burada ayrılıyor çünkü biz bu gibi olayları, geçmişin tahsilatı olarak görmüyoruz. Biz bunları, geleceğe ait bir güzelliğin ÖN-ÖDEMESİ olarak görüyoruz. Başına kötü bir olay gelmesi için illa bir “halt” yemiş olman gerekmiyor. Kendimizi suçlamamıza neden olacak tüm bakış açılarından uzak duralım. Burası tekamül dünyası… Adem’in oğlu kimseyi öldürmemişti ama kardeşi tarafından öldürüldü. Yani babasına “dedesini” sorsa, alacağı bir cevap yok, insan neslinin ilk evlatları onlar. Negatif ne karması olacak? Tekamül dünyası burası…

O gün okuyucumuz, çok büyük, çok özel birşeyin bedelini ödedi ve onu satın aldı. Bana güvensin, teslimatı çok da uzun sürmeyecektir. Bu nedenle ben bu olay için geçmiş olsun demem, tebrikler derim. Herşeyin en güzeli onunla olsun. Olacak da.

Şiddet sergileyen kişiye akıl falan da dilemem. Ben, gücü kadınlara yeten bu kardeşimize Allah’tan, sağlık ve daha yüksek miktar erkeklik hormonu dilerim.

Herkes böylesi bir davranışı fanatik dincilerden beklerken, bunun ateist bir kişilikten gelmesi dikkate değer bir sürpriz sanırım. Ateizm, Tanrı’nın doğum günü’yle mücadelede farklı arayışların içine girmiş anlaşılan. Bu davranışı ateizme nasıl mı mâl ettim? Onlar hacı sakallıların her davranışını dine nasıl mâl ediyolarsa, ben de aynen öyle ettim.

Okuyucularımızın yaşadığı kişisel devrimi durdurmak için dilleriyle herşeyi yaptılar, olmadı, şimdi sıra beden diline geldi anlaşılan…

O inkâr edenler, zikri işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi…
Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi 51. ayet

Nilgün ve arkadaşı, 5. fazın nasıl birşey olduğunu çok yakından görmüşler, bence bu vesileyle 5. fazın açılış yazısını herkes bir daha okusun. Olumlu enerji de, olumsuz enerji de katlanarak artıyor çünkü.

Gene bu vesileyle, Tanrı’nın doğum günü için “Güzel spiritüel kitaplardan biri” diyip geçen, O’NUN ÜZERİNDE DURMAYAN dostlarımız, bu bakış açılarını tekrar gözden geçirsinler. Modern zamanlarda hangi kitabın okuyucusu, onu okuduğu için böyle bir tepkiyle karşılaşmış, hangi “güzel” kitapmış o kitap, bize adını versin.

Bakın dostlarım.
Elinizdeki kitap şaka değil.
Evinizde, işyerinizde,
Bulunduğunuz apartman,
Oturduğunuz sokakta,
Yaşadığınız şehirde,
Ülkede ve dünyada
Bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.
Ve bazılarımızın canı bu duruma fena halde sıkılıyor.
Beyfendi de bunlardan sadece biri.
Can arkadaşımızı bir kez daha tebrik ediyorum.
Değişmek, gelişmek, devrim yaşamak uğruna şiddet bile gördüm diyebilmek,
kişinin özgeçmişinde bundan daha onurlu bir başlık düşünemiyorum.
Derecelendirilmiş.
Yeni hayatında mutluluklar dilerim.
Ve bunu herkese dilerim.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
04
2007
17:10

Banu’dan…

Sevgili BİZler, can dostlarımızdan Nilgün’ün arkadaşını sevgiyle öpüyorum.Hiç korkmasın hem de hiç.İçindeki sevgisine güvensin.O anları yaşadığımız an, belki dibe çöküyoruz,üzülüyoruz ama bilin ki arkası muhteşem.Ben de kendi yolumda buna benzer şeyler yaşadım.Eşimden boşandım ve bir çocuğumla ailemin evine geldim. Bu kendimi bulma yolunda , ailem gittiğim yerleri tarikatçı zannetti. Her pazar kavga ederek, hatta oğlumu kullanarak (oğluna bakamayız v.s) tehditler savurdular. Ama vazgeçmedim. 4 yılım böyle geçti. Uçan halıma binip gidiyordum arkama bakmadan. Tabiki içimde med cezirler yaşıyordum.Oğlumu da götürmek isterdim ama ufaktı daha götüremiyordum. 4 sene sonunda annem ve ablam da o kursa geldiler: )

Hayatımda zor şeyler yaşadım kendime göre. Herkes zor şeyler yaşıyor.Kimse benim ki en zor dememeli.Dibe çöktüm en diplere, ağladım, zırladım, sabahları çok mutsuz kalktım yeri geldi.Ama oğlumla öyle bir bağ vardı ki aramızda . Bir sabah kalktım.O kadar mutsuz,umutsuzdum ki, 6 yaşında ki oğlum kalktı, perdeyi ve camı açtı…”Anneciğim bak, güneş ne güzel , hava ne güzel , hayat ne güzel değil mi ” dedi… Bir sarıldım oğluma ,içime soktum sanki, ağladım. Gözyaşlarımı sildi.” ağlama anneciğim seni çok seviyorum ” dedi… Tanrım dokunmuştu… Sözleriyle,sevgisiyle…O kadar destek oldu ki oğlum bana. 22 yaşında anne olmuştum. Ondan o kadar şey öğrendim ki…Aslında paylaşacak, anlatacak o kadar şey var ki… Herkesin öyle…Yazalım, paylaşalım. İçimizde ki umut hiç bitmesin…Birbirimize umut verelim, sevgi verelim… İleride hep beraber olacağız…Birbirimize vesile olalım…Can dostlarım, sevgimiz, aşkımız, cesaretimiz bitmesin…Yürüyelim … Şimdiye kadar spiritüel çok kitap okudum…Hepsi bana birşeyler kattı.Ama bizim kitabımızı okuduğum da tarifsiz şeyler hissettim. Herşey cuk diye yerine oturdu… Gözlerimin içi gülüyor. İçim gülüyor. Uzun zamandır gülmüyordu… O kadar kitaba, bilgiye rağmen…Bizim kitaptan sonra o eksik tamamlandı… gözlerim güldü…Oğlum diyorki şu an 14 yaşında … “Annem tekrar gülmeye başladın ne güzel ” Tabi ki hala farkedecek şeyler çokkk.. Değişim sonsuz…Herkesin yolu aşk kokulu,çiçekli, sevgi dolu, cesurca devam etsin. Sevgili Nilgün , arkadaşına sevgilerimi iletirsen çok sevinirim. Sevgimiz onunla… Hepinizi çok öpüyorum…Ekte oğlumun resmi var…Göndermek istedim…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
00:01

Ufuk’tan…

SEVGILI buRAK,

KITABINI BUYUK BIR ZEVKLE OKUDUM. TANRI’NIN DOGUM GUNU’NE (INDIGOLAR’A) ARMAGAN ETMEK ISTEDIGIM BIR SARKI VAR: SEZEN APLA’MIZDAN “MASUM DEGILIZ” SARKISI.. KITABININ 590′LI SAYFALARINDAN BASLAYIP 600 KUSURLU SAYFALARINDA DEVAM EDEN “ICINDEKI COCUKLA BULUS” OLAYINI OZETLEYEN BU SARKIYI YIRMIALTI YILDIR (46 YASINDAYIM) NEDEN SALAK GIBI HER GUN DINLEDIGIME ACIKLIK KAVUSTURDUGU ICIN DONA’YA SUKRAN DUYUYORUM (VESILE OLDUGUN ICIN SANA DA TABII KI KOCUM :-))

ESERINLE GURUR DUY LUTFEN, KITAPCILARIN RAFLARININ %90′INDAN FAZLASINI YABANCI ORIJINLI YAZARLARIN KITABI SUSLERKEN (KAYDA DEGER OLANLARININ COGUNU ZEVKLE OKUDUM BU ARADA) TURKIYE’MDEN DE BOOLE HARIKA BIR GOL SESI DUYMAK HEYECAN KATSAYIMI (TUM DIGER OKUYUCULARININKI GIBI) TAVAN YAPTIRDI CAN :-))

SEVGIYLE KAL

UFUK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
00:03

Bir dosttan…

Olur ya birgün “galiba yardım lazım bana”, “beni anlayabilecekler var mı acaba yakınlarda?” dersen, özümün sesini duyamıyorum yanılgısına düşersen(ki o hiç ayrılmazmış bizden); gönül rahatlığıyla yazabilirsin ; belki yardım edebilirim. Çok güzel, büyük ama kolay da olmayan bir görev bu….Yolun,,yolumuz çok ama çok açık olsun,
bir de bol bol yağmur yağsın…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
00:04

Gülgen’den…

merhaba,bugüne sevimsiz bir iç savaşla başladım.Aslında günlerdir beynimin içinde kopanlar,özel hayatımda ki fırtınalar beni bu noktaya getirecekti ,bekliyordum.Eskiden bu modele girdiğim zaman kolay çıkardım.Oysa bu sefer hiç yapmadığım birşeyi yani senle paylaşmayı deniyorum.Çünkü yıkıntı altında kalma durumunu sanki sen anlarmışın gibime geldi.Geçmişe ait bildiğim,yapdığım herşeyi unutmak,silmek istiyorum.Kopma noktası dedikleri bu olsa gerek.TDG nü ilk alanlardan,Çoğalıyoruz diye çığlık atanlardan biriyim.Okadar inançlı ben bu çöküşü yaşamamalıydım;bu çaresiz,eli kolu bağlı benzeri halimden nefret ediyorum.Bütün herşey bukadar mı üstüme-üstüme gelir…Dertleşecek kimsen yokmu diye sorabilirsin.Aslında sormassında :)ben açıklamak için seni sormuş farzetmek işime geldi.Arkadaşlık,dostluk bunlar güzel de tatmin etmiyor beni.Her grup sohbetlerinden sonra yarım kalan birşeyler kalmış hissini oldum olası yaşarım.Busebeple havada kalacak dertleşmelere hiç önsöz bile yapmam.Hııım ne yapardım eskiden,,,bolbol yaradana yakın davranırdım.(Aslında genel halimde hep budur)Pozitif düşünür ve asla olumsuz sonuçları hayal bile etmezdim.Şimdi ise anlamını yitiren bir çuval kavram arasında kaldım.Sen hiç bu durumda kaldın mı? YAŞADIKLARIMI İNAN TARİF EDEMEM HATTA ARKASI YARIN TARZINDA …Busefer kolayına doğrulamayacağım biliyorum.Korkuyorum bir yandan da rahmanımla aramda küsmeler yaşanır diye.Aslında istediğim küçücük birşey…Onun yanımda,beni kollayan bir güç olduğunu hissettirecek ufak bir ışık istiyorum.Çaresizlik,yanlızlık gücümün azaldığını,beynimdeki erkezlerin birbirine girdiğini abartmasız yaşıyorum.(nasıl ifade edebildim,helal bana).buRAK cım yyukardan aşağıya yuvarlanırken düzlüğe çıkılacağını biliyorum lakin buesnada çok yerlerimde de acılar var.Neyin ÖNÖDEMESİ bunlar?

Neyse burada yazarken anlık unutmalar yaşadım.lakin çaresizlik nefes gibi esnemde…yaşamak ağır gelmeye başladı desem yalan olmaz.Düğümleri olan makardaki misinaya benzetiyorum hayatımı.Her açıp yeniden sarışta bütün bobin karışıyor.Aradaki düğümlü yerleri kesip atsam ekleri neyle yapıcam ?böyle kalsa durum DHARMA-DUMAN,,KARMAN-ÇORMAN..:)Unutmadan bütün misina yerde çözülmüş birbirimize bakıyoruz.Neçok düğüm atmışım.Buda kadermiydi şimdi?Kavramların içi boşaldı bıgün benden hayır yok.Sevgimle kal

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
00:05

Teknik’ten…

Okuyanlar ve okumayanların yorumlarına tek yorum yapacağım : ” AYNI TARZDA KİTAPLAR OKUMAK İNSANI ; FANATİK , FARKLI TARZLARDA KİTAPLAR OKUMAK İSE İNSANI ; OBJEKTİF YAPAR. ” bunu herkes bilmeli.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
00:16

Hakikat kapısı… Bilge’den…

Hakikat kapısından ışığa yürüyen sevgili kardeşlerim, hepinize merhabalar,

Öncelikle Nilgün kardeşime ve onun sevgili arkadaşına sonra da Banu kardeşime kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum.TDG okuyarak bu sitede buluşan herkesin bu günlere gelene kadar hayli zorlu yollardan geldiğini
paylaşıyoruz hep birlikte. Bazen gözyaşlarımı tutamıyorum ,bazen incecik bir hüzün kaplıyor içimi bazen de gülümsüyorum yazılanları okurken.Nilgün’ün arkadaşının yaşadıkları gelecek güzel günlerin peşin ödenmiş diyeti bence de.Onu çok güzel şeyler bekliyor çok yakında. Geçmişte ruhsal konularla ilgili şeyler okuduğum için eski eşim tarafından çatlaklıkla suçlanmış biri olarak,sizi anlamayan bir eşle birlikte olmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu anlıyorum. Ama şimdi geçmişe dönüp baktığımda benim büyümemde oynadığı rol için çok şükür diyorum. Ve o öyle oynamasaydı rolünü ben bugün burada olamazdım. TDG den sonra (bir nevi milat olduğu için ben TDG den önce ve TDG den sonra diye ayırıyorum) tevbe çalışması yaptım ve geçmişle ilgili olarak ne kadar hafiflediğimi anlatamam.Kendimi uçan balonlar gibi,bulut gibi hafif ve rahat hissediyorum.Geçmişle ilgili sıkıntı duyan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.

Geçmişten bahsedince bir konu daha var paylaşmak istediğim. Herbirimiz TDG den önce farklı farklı büyüme alanlarından geldik.Kimimiz tarikattan,kimimiz şeriatten,kimimiz de mağfiretten geldik.Kimimiz mistikti,kimimiz spirütüalist,kimimiz
budacıydık,kimimiz sai babacı ama HAKİKAT KAPISINDA buluştuk. TDG benim için HAKİKAT KAPISIDIR. Bu kapıdan girdik biz,ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Uzun ince yollarda yürüdük,ellerimiz,ayaklarımız yaralandı,bazen yıldık,yorulduk ama artık yolumuzun o güzel taçlı
kapısındayız. Değdi, ödediğimiz tüm bedellere değdi.ARTIK BİRARADAYIZ. BİRBİRİMİZİ ANLIYORUZ, KUCAKLIYORUZ.
HAKİKAT KAPISI HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN.
buRAK’cığım yolun açık olsun.DONA YAR VE YARDIMCIN OLSUN.
Bilge

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
01:15

…..

teyzem-helal-sana1.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
01:37

Meltem’den… Meltem’e…

selam, bu size üçüncü yazışım, sorularıma cevap alamadım ama sormaya devam edeceğim. DDD ile EH adlı kitapların farkı nedir?sevgiyle kalın

Çok özür. Muhtemelen atladım.
E.H.’den başlıyorum hemen.
E.H. yepyeni bir tarz.
Dil, din ve felsefe üzerine orijinal ve epey sivri bi yaklaşım.
Yeni bir Vay densiz, böyle isim mi olur olayı bizi bekliyor.
Onları da yeni bir mahcubiyet bekliyor.
İnce bir kitap, başka ne söyleyebilirim. Heh, konularla ilgili çizimler olacak.
Çizimler konusunda değerli çizerlerle irtibata geçtik, lakin şu an aklımdan geçenler konusunda başka birini yönlendirebilecek ve yoğun iletişimde olabilecek enerjide görmüyorum kendimi. Eğilimim, görselleri kendi başıma hazırlamak. Bi sürpriz olmazsa.

Bu konuda da çalışmalar içindeyim. Yararlandığım ve yararlanacağım, çeşitli tasarım programları var. Şöyle bir düzen oluşturdum kendime. Sabah 7 oldu mu, (daha yatmamış oluyorum) bu programlarla ilgili eğitim alıyorum net üzerinden. 2 saat kadar. Hem gelişiyorum hem de uykum geliyor. Bu yüksek enerji döneminde zaten evhallerim şu şekilde: Ayaktaysam uyuyamıyorum, uyuyorsam da uyanamıyorum. Eğitimler çok iyi geliyor. Farklı bir alana yoğunlaşarak dinlendiriyorum kendimi. Dinlenme süreci işe yaramış olduğu gibi, sürecin sonunda da süper derecede uykum geliyor : )

v103′ü, EH’nin önüne aldım. Belli olmaz, bakarsınız aynı anda çıkarlar. DDD, 1.0.3, E.H. ve de site, hepsine aynı anda çalışıyorum. Beynim büyür, kafatasım aynı kalır doberman sendromu olurum diye ürküyodum, bişey olmadı. Kafatası da büyüdüğü için : )

Gelelim DDD’ye. Nam-ı diğer 3D. DDD’ye TDG’yi öne çıkarması için karar vermiştik. Sitedeki yazıların, yorumların derlemesi olacaktı. Birazcık farklı bir noktadayız şu an. Ve ben çok mutluyum. Ellerim pek gitmiyordu en başta, hani içindekiler bildiğimiz yazılar diye. Fakat yazılar kurgulanınca, değişik bişi çıktı ortaya. Bahar da sağolsun yardım ediyor bana yazıların kurgulanmasında. O da bu kitaba soğuktu biraz. Şimdi, bitirelim de çıksın diye gün sayıyo.

TDG herşeyiyle bir Dona kitabı. DDD de “Ben” kitabı. Dona ve Ben diyaloğu olarak görüyorum bu kitap trafiğimizi. Dona, Rab sıfatıyla yetiştiriyor. Yetiştirilen “Ben” söz alıyor sonra. Benim 20-30 tane kadar eski yazılarım da olacak kitapta. Bonus track olarak.

DDD’de zamanlamamız Kasım… Yani bu ay.
Bu arada v103′le ilgili bir ay fısıldandı kulağıma.
Ben açısından anlamlı bir tarih.
Şubat…

Anlata anlata “bitirememe” dedikleri bu olsa gerek.
Bu kadar tasvir edeceğine, bitirsene kitabını be adam.
Bir an önce işimin başına dönsem iyi olacak : )
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:23

Dertli indigo… Mehmet’ten…:)

annem okuduğu kadarıyla bize anlattı bu hiç okumayanlar direk önyargı yapıyolar inanın çok mantıklı geliyorlar henüz12 yaşındayım bana bile mantıklı geldiğse bunu opkmayanlara tavssiyemdir gerçeler ortaya çıkıyor söylemiştim inanmadılar ben gerçekleri kjitabı anlattım çoktan kitap çıkmadan önce dinlemediler intikam sırası

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:23

Emrah’tan…

Hepimizden biri olan benden hepinize selamlar evrenin hızla büyüdüğü hayatın inanılmaz bir hızla değiştiği bir zamandayız. Böyle bir durumda birey olarak bizler değişime uyum sağlayamazsak iletişimin kopacağı hayatın soluk yüzünü görürüz.Bu da bize mutsuzluk olarak geri döner kötü enerjinin birikimi bizi yaşamdan tamamen soyutlar onun için ilerlemeye değişmeye yani TEKAMÜL e bir anlamda mecburuz.Ben isterimki TEKAMÜL ü sınıflandımayalım biçimlendirmeyelim ilk önce dolu olan zihinlerimizi temizleyelim temiz bir kalp ve pozitif bir zihnin gidemeyeceği yer aşamayacağı TEKAMÜL yoktur.Çok fazla uzatmadan fikrimi paylaşmak istedim.Bu benim 2. yazımdı BİRLİĞİMİZE ve TEKLİĞİMİZE gerçekten samimi olarak inanıyor muyuz.SEVGİLERİMLE

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:27

Nancint’ten… 5 Kasım-5.Faz-Süper tespit-Yersiz endişe…:)

5 kasım (liderlerin buluşması)5. faz…benim bu 5 lerle sorunum var abicim mutemelen bütün tdg cilerin sorunu var. dünyanın ve türkiyenin merkezinde metropolde yaşayan insan canlıları olarak 5. fazı yaşayamamak yaşatamamak ya da hissedememek daha kolay olcak gibi görünüyo(istediğimiz tam aksi) bunun için önce ruh sağlığının yerinde olması gerekiyo kişilerin sanırım (artık insan canlılarında normal görülen kişil bozuklukları var..bi çoğumuzda) NASI OLCAK ABİİİ…bir yol bir yol bir yollll..kolay gelsin

Sorunun yanıtını bir yazının içinde vereceğim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:30

Gülhan’dan…

Merhaba buRAK, DR ye her gidişimde gözüm kitabımızı arıyor. Fakat son günlerde 2 alışveriş merkezindeki Dr de tek kitaba dahi rastlamadım. v3 çıkacak diye mi şu an kitap piyasada yok? Kadim bilgilere erişimimize vesile olduğun için çok teşekkür ederim.Hergün siteyi yeni bir yazın çıkmış mı diye heyecanla takip ediyorum. Ellerine sağlık. Gülhan

v103′e daha çook var. Zaten v103 çıktıktan sonra uzunca bir süre v102 satılmaya ve basılmaya devam edecek. Diğerine göre daha ekonomik bir alternatif olduğu için.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:35

İsimsiz dertliye…

Cevapsız sorular ve çıkışsız yollar yüzünden kafam çok karışık ve acı çekiyorum. Benimle iletişime geçer misin…

diyen sevgili dostuma… Yaşadığın şey her ne ise, bunu siteye yaz. Adını özellikle koymadım. Kendini rahat hissetmen için. Sıkıntını buraya yaz. Senin konun olmaktan çıksın. Hepimizin konusu olsun. Yaz ve arın. Biz buradayız. Sevgiyle /buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:36

Serpil’den…

merhaba, kitap üzerindeki adınızın buRAK özDEMİR olarak yazılmasının herhangi bir anlamı var mı? o kadar kriptolarla dolu bir kitap okuyunca insan bunları da merak ediyor. aslında soracağım çok soru vardı ama bu aklıma geldi. teşekkürler

Sitede bununla ilgili yazılar olacaktı.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
22:59

Hey gidi… Göksel’den… Göksel’e…

merhaba buRAK abi. ben göksel yüzüm yok senle konuşmaya, sudan bir duvar örüldü aramıza bunu çok iyi biliyorum bunun örülmesindeki en büyük neden, benim kendimle olan kavgamdandı. kendimi affetmeye başladım sayılır ama senden de bir affedildiğimi duymak isterim. sana bu kadar bir aradan sonra yazmanın yegane nedeni 3 gündür rüyalarıma giriyorsun ; ya vicdanım bilinç altıma iletiler gönderip ekranıma seni çıkartıyor ya da bu bir işarettir diye düşündüm ve sağlığını sıhhatini merak ettim. umarım mesajımı cevaplarsın teşekkürler. bu arada kendime yeni bir lakap buldum… Düş Hekimi göxel (göya) saygılar ve bol sevgiler

Bu kerata elimde büyüdü benim. Ajansta sanıyorum 2 yıl kadar bana asistanlık yaptı. Tipini de bana benzetirlerdi, kardeşim zannederdi herkes. Yakışıklıydı da kerata. Len seni Keanu Reeves’e benzetmiş toplantıya gelenler dediğimde, ya abi ne alakası var derdi ama anlardın içinden “fena çocuk diildir Keanu” dediğini. Kardeşim gibi severdim de. Elimdi, ayağımdı. Ajansı tasfiye etme sürecinde epey yük almıştı üzerimden. O devrim günlerinde bi hatası oldu. Ben ona bişey söylemedim fakat o, hatasının beni çok duruma düşüreceğini hissetti. Çok vicdanlı, tertemiz, saf bi çocuktur. Ona kızgın olduğumu zannediyor. Kendi kendisine kızgın. Bana gelince ben hem affetmişimdir hem de hakkımı helal etmişimdir .

1 yanlış 3bin doğruyu götürür mü hiç, aslanım benim.
Len Göxel, bizim sitede herkes seni Keanu Reeves’e benzetmiş. Artis gibi çocuk diyo herkes.
:)
sevgiyle
buRAK Abin

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
05
2007
23:13

6 Aralık-21 Aralık…

Sabah 9′du yatağıma gittiğimde.
Kafayı koyar koymaz yatağa, perde kalktı birden…
Bişeyler bişeyler…
15 gün kimseyle konuşma, çıt bile çıkarmadı dedi.
Bu geçen gün beni gece uyandırıp;
O yazına desteğimiz çok büyük diyen ses.
Naciye’nin bi sürü insanı karşına alıcan dediği yazı.
Dharma-Duman yazısı var ya, işte o…
Uykusuz olduğumu bile bile uyandırıldığıma göre, destek gerçekten büyük.
O ses… 15 gün gece-gündüz susacağım. Tarih aralığı da verdi.
6.12.2007-21.12.2007…
Nedendir niçindir hiçbir fikrim yok.
Öğrenir öğrenmez paylaşırım.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
00:40

Naciye’den…

Biraz once hocamla netten konusuyoruz… hocam buRAK in sayfasina girince sanki evime giriyorum gibi hissediyorum dedim… hani laf olsun chente dolsun diye de soylemedim ha, gercekten de sayfayi tikladigimda sanki butun aile efradinin toplandigi evimizin kapisini caliyor gibi hissediyorum… hele bir kac saat uzak kaldiysam, sanki herkes toplandi, muhabbetlerin en guzelleri edildi, bense cok gec kaldim gibi hissediyorum… memleket hasretim azaldi buradaki dostluk ve aile sayesinde… sayfayi oldukca sık ziyaret ettigim icin ve hatta sayfa her zaman bende acik oldugu icin, yazilari okuduktan sonra, gecmis yazilari okuduktan sonra, artik geriye bir sey kalmamissa yazilarin gonderildigi saatler falan gibi detaylara bakmaya basliyorum : ) topa dalip gitmeyi yasakladim kendime de : ) iste boyle saatlere bakarken, gecenlerde bir farkettim ki bizim buRAK hemen hemen hic uyumuyor ; ) dunki ve bugunki yazilardan uyumadigina dair suphelerimin teyidi geldi ve boylece bende rahatladim.

Dharma duman yazina gelince sevgili guzel insan buRAK… oncelikle bir sorum olacak… senin yazdigin butun yazilar boyle katmer katmermidir yaw? Ilk okudugumda takildim, uzerime alindigim yerleri oldu, of dedim, puf dedim—dedim de dedim-. buRAK bu yaziyla milleti epey topraklicak die dusundum… Nirvanali, sHAMBALali dostlari cart diye yere cakacak die dusundum… ikinci ve ucuncu okumalardan sonra sanki mesaclar daha bir oturdu yerli yerine… ama yinede takildigim bir iki nokta var… cozulmezlerse sen cozulunceden sonra bir ara sorarim…. Sukutun hayirlara vesile olsun Butun sevgimle TDG ortak sevgi ve sefkat alanindaki ve potansiyelindeki canlara sarilirim. naciye

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |