Kas
06
2007
01:53

Poseidon’dan… Bayıldım…

tdg2.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
11:53

Günün sözü… Gamze’den…

Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir…
Her lafa verecek bir cevabim var…
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye…
Mevlana

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
14:28

Hayyam’dan…

arkadaşlar,en az 25 yıldır, Kur’anla tanışıklığımız.Okudum,ezberledim,eh arapçamız da var. Hayır arkadaşlar, ben Kur!anla tanışalı, 45 gün kadar oldu,bir vesilem var, sevgili Nacish.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
14:59

Benden… Kısa kısa… Dağınık dağınık…

Tamam tamam sitenin saati yanlış. Yaz saatinden devam etmek istiyorum belki, olamaz mı : )

Geceden beri ayaktayım. Teknik sebeplerden. Yeni bir takım teknik edevatlar edindim. Eve yeni bir kablosuz network kurdum. Apple’ın kendi sistemini. Pazar akşamı kurdum, çok da iyi oldu lakin ertesi gün yani dün gece bozuldu. Uğraş babam uğraş. Acaba dedim bizim manyetiğimizden dolayı mı yayın kesildi. Servise bıraktım geldim. Şimdi aradılar bizde çalışıyor diye. İşin yoksa uğraş. O zaman alırım aleti dedim servistekilere, bir daha çalışmadığı zaman ben gelmem siz gelirsiniz. Apple falan dinlemem sertleşirim hemen : )

Daha önceki modemimi ananemde kitap yazarken amcam almıştı. Unutulmaz bir hediyedir benim için. Birşey bu kadar makbuleye geçebilir mi. Laptop’a kablo bağlıydı ondan önce. Evin ortasından yüksek gerilim hattı geçiyodu. Salondan benim odaya. Süt Kardeşler’de miydi Tosun Paşa’da mıydı, hatta bu ikisi aynı film miydi bilmiyorum, bi muhaberat sahnesi vardı. Karargahtan cepheye kablo döşüyolardı. Kemal Sunal-Şener Şen diyaloğu nefisti bu arada… Öyle bi hattı işte benimki de. Amcam sağolsun kablosuz modem hediye etti, eziyete son verdi. Şimdi biri bana araba alıp hediye etse o kadar makbuleye geçmez. Şimdi o emektarı verdim birine, Apple’dan devam edicez.

Cihazı aldıktan sonra keşke bi üst modelini alsaymışım dedim. Geri versem, diğerini alsam? olmaz muhtemelen dedim. Acaba diyorum cihazı bu düşüncelerimle mi bozdum acaba? Yani bozulursa, üstünü verip diğerini alabiliyorum ya, o bakımdan dedim. Çok da önemli değil. Hayırlısı diyelim.

Evden tam çıkmadan Gamze’nin gönderdiği günün sözü geldi. Yolda aklıma düştü sözün sahibi. Belli ki Mevlana’nın tepesinin tasını attırmışlar. Artık insan nesli, ne laflar ettiyse. Bi düşünür küfretmez zaten, anca böyle bir laf eder.

Epey zamandır gündüz sokağa çıkmamıştım bu arada. Malum. Gece hayatı : ) Bu arada 2, gece hayatı diyince çalışan insanlar değil de vur-patlasın-neslinin gelmesi tuhaf bu arada.

İnad ettim Digiturk’ü kapattırmaya malum. Bi sürü telefonlar müşteri hizmetlerinden. Size şöyle bi kampanya yapalım, böyle bi kampanya yapalım. Heyt, inadım inat… Dsmart’ı taktırmak için de geç kaldık. Digiturk’ün kapanmasını bekliyoduk, tam da Beşiktaş-Fener maçından önce kapanmasın mı? Uleen. Bana savaş açmak ha?

Neden anlatıyorum bunları? Evde 3 gündür TRT1 açık! Devlet televizyonumuzu izlemeyeli çok uzun zaman olmuş. Dostlarımız beni affetsinler, hepsi çok iyi insanlardır eminim fakat çıkardıkları iş berbat. O imkanlarla böyle diziler…

Bir tane diziyle başım belaya girdi… Başım şişmiş, koltuğa uzanmışım. İzlemeye uğraşıyorum. Efendim olay şu: Filiz evden kaçmış. Filiz kim sormayın bilmiyorum. Daha 3 gün oldu. Küçük bir kız Filiz onu biliyorum sadece. Bi de evden kaçtı. Efendim dizideki bütün karakterler birbirine “Filiz evden kaçmış” demekte. Bütün dizi böyle geçti.
- Filiz evden kaçmış.
- Ne?

- Anne Filiz evden kaçmış?
- Aman Allah. Ay bana bişeyler oluyor.
- Abla, anneme noldu böyle?
- Filiz evden kaçtı o yüzden…
- Evden mi kaçtı Filiz?

Töbeeee… Digitürk’le savaşa girdik ya, Filiz’in evden kaçacağı tuttu. Ha bu arada, evden kaçtı dedikleri, kızcağız gitmiş parkta oturuyor. Sıkmayın Filiz’i bu kadar. Annesi midir öğretmeni mi nedir, geldi eliyle koymuş gibi buldu. Olan bize oldu. Bir dizi böyle geçti.

Filiz’in evden kaçması beni çok derinden etkiledi. Çalışmaya verdim kendimi. Saatler geçmiş, beynim kilitlenmiş tekrar, gene atmışım kendimi koltuğa. Kımıldayacak halim yok. Televizyon’dan ses geliyor.
- Baba Filiz evden kaçmış.
Bu da benden gelen ses;
- E Filiz başlayacam ama?

Fırladığım gibi kapattım devlet televizyonunu, of.
TRT ile ilgili yazacağım şeyler olucak ileride. Şu kadarını söylemem lazım, bir devrim istiyor orası. Bir indigoya teslim et o kurumu. Bak bakalım ne hale getiriyor.

Yolda yürürken aklıma ilkokuldan bi çocuk geldi. Hiç beslenme çantası taşımazdı. Yemek teneffüslerinde
sıra sıra dolaşır “Yemene yardımcı oliim mi?” derdi. Herkes zaten birbirinden mızmız, zorla yemek yiyor.
Ben dahil (Şimdi epey “kolay” yiyorum ya neyse). Beslenme çantası taşımayan o çocuk herkesten daha iyi beslenirdi. Tosun toparlak bişey olmuştu. Facebook’ta eski arkadaşlarını bulabiliyormuşsun galiba. E, şimdi ben buliim bu çocuğu, gelsin benim bütün yemeklerimi yesin gene öyle mi? Almiim ben, herkesin yiyeceği kendine. Karnım da acıktı zaten.
Şimdilik bu kadar.
Dediğim anda aklıma Bestami’nin kemancısı geldi. Hatırlar mısınız bilmiyorum. Bir bütün ekmeği yiyişi hala gözlerimin önündedir. Ekmek reklamında oynayacak adamdır, ekmek tüketimimde katkısı çoktur. Tek hamlede bütün bir ekmeğin içini açardı, kafayı diker yerdi. Reklamda oynatmak da çok saçma oldu. Bestami’ye kepekli ekmek yedirmenin manası yok şimdi.
Ben bu başlığı çok sevdim. Dağınık dağınık, süper oluyo. Konudan konuya istediğin gibi geçip, dilediğin gibi saçmalayabiliyosun. Teneffüse çıkmak gibi geldi bana. İyi geldi.
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
18:08

Yeşim’den…

Bir gün İbrahim bin Ethem,rüyasında Cebrayazıkkiil’i gördü Cebrail’in elinde bir kitap vardı ve İbrahim kitapta ne olduğunu sordu. Cebrail “Bu kitaba,Allah dostlarının isimlerini yazıyorum”dedi. İbrahim “Benim ismimde varmı? diye sordu. Melek cevap verdi:”İbrahim,sen Allah dostu değilsin.” İbrahim “Öyledir,fakat ben Allah dostlarının dostuyum”dedi. Cebrail bir süre birşey söylemedi.Sonra şöyle dedi: “Seni bu listenin başına yazmam emredildi; Çünkü UMUTSUZLUKTAN UMUT DOĞAR.”

TDG de birçoğumuzun umudu oldu.Kaybolduğunu sandığımız inançlarımızı,değerlerimizi yüreğimizin karanlık köşelerinden aydınlığa çıkarttı. “İKİ YÜZLÜ İLİŞKİLER”adlı yazmaya çalıştığım kitabımın notlarını elime her alışımda “BOŞA GEÇMİŞ İKİ YILIMA,HARCADIĞIM ÇABAYA” acıyorum. ALLAH la ilişkime ikiyüzlü ilişki olarak bakmıyorum.ALLAH’TAN KORKMUYORUM. Onun beni sevdiğini biliyorum artık.Hergece çocuklarımı yatırırken SİZİ SEVİYORUM, diyerek yataklarına yatırırım.Şimdi kendim yatağıma yattığımda “ALLAH’IM SENİ SEVİYORUM,İYİKİ VARSIN”diyorum ve bu beni çok mutlu ediyor, kendimi güvende hissetmemi sağlıyor.

Evet kızımın özürlü olmasıyla ilgili SUÇLU ALLAH’ım değil. “Vardır bir bildiği”demeye çalışıyorum. Bir anne için zor bir süreç elbette ama artık aklımdan geçenler içinde cezalandırılmayacağıma inanıyorum. TÜM BU GELİŞMELER TDG SAYESİNDE OLDU. İşte o isyankar dönemimde suçlu koltuguna ALLAH’ı oturtmanın yollarını ararken, ALLAH ile sohbet ettiğini iddia eden ve bunu kaleme alan birçok (YAZANIN)olduğunu gördüm.İçlerinden biri bayan yazan,içsel sesle konuştuğunu ve kendisine yazdırdığını iddia etmekle kalmamış yazdıklarını seriye dökmüş. O dönemde bana bir hayli malzeme çıkarmıştı.İnançsızlığımı arttırmıştı. O kitaptaki ALLAH, NLP koçunu andırıyordu.

Bana enteresan gelen yazarın soruları ve aldığı cevaplar, kadın soruyor;”yoksa bu kutsal kitap mı olacak”
CEVAP;Bu yüzyılda mümkün değil.

TDG farkı öğle açık ki. DONA belkide TDG nin deyerini anlamamız için bunları da çıkarttı. TDG yi okurken yaşadığım içsel sarsıntı ancak okuyanların anlayabileceği bir duygu,tarifi yok.

Hayatım TDG den önce TDG den sonra oldu. Okuyanların geneli de bu durumda. Bu bahsettiğim bayanın kitabı ülkesinde BEST SELL’e girmiş. TDG nin böyle bir şansı olurmu bilemiyorum, DONA’yardımı şart. NİYEMİ……
“HERKESİ, HERŞEYİ SEV, SAYGI GÖSTER, ANLAMAYA ÇALIŞ. SENDEN OLDUĞU İÇİN DEĞİL ALLAH’TAN GELDİĞİ İÇİN”

Bu söz sanırım NİYE’yi anlatıyor. Toplumlar neyazık ki BENDEN GELENCİ. Kendi toplumumuzda bile yaşanmıyor mu TDG sindiremeyen, kabullenemeyen yok mu?..
“TDG DÜNYA İLMİ DEĞİL. DÜNYALAR İLMİ.”
TDG NİN YARATTIĞI, HUZURU, SEVGİYİ, GÜVENİ, BARIŞÇILLIĞI BİR GÜN TÜM DÜNYA ÖĞRENECEK.
SEVGİLİ buRAK BU SENİN YÜREĞİNİN, AKLININ GÜZELLİĞİ. DONA’NIN EŞSİZLİĞİNİ ANCAK BÖYLESİ TÜMSEL GÜZELLİK KALEME ALIP BİZLERE AKTARABİLİRDİ.

“İNCİYİ SEDEFİN İÇİNDE ARA KARDEŞİM
HÜNERİ İSE SÖZ EHLİNDE ARA.”
Mevlana

SÖZ EHLİ TEŞEKKÜRLER….
BU ARADA 5 İLE İLGİLİ…..
…’^NIN 5 KİTABI
İSA’NIN ÇARMIH ‘DAKİ 5 İZİ
İSLAMIN 5 FARZI
İSLAMDA NAMAZ’IN 5 VAKTİ

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
18:34

Dıpdıp…dıpdıp…dıpdıpdıpdıp…:)

merhaba, kitabın sonlarına doğru kalbimin atışı bile değişti (hızlandı) paylaşmak istedim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
06
2007
23:16

Jutri’den…

kafasındaki soru işaretlerine, yıllarca yüzeysel ve saçma sapan yanıtlar aldıktan sonra (belki de kendi seçimimdi)kendini “inançsız biri” olarak tanımlayan BEN puzzle’ın ortasında gibiyim.. iyi ki Dona.. iyi ki Ben..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
00:52

Oya’dan… Oya’ya…

Bu üçüncü mesajım ikisi daha yayınlanmadı çok da entrasan şeyler yazmamıştım ama yine de kendi yazdıklarımı bu sitede görmek istedim.Ben de yıllardım aklımdaki sorulara kitabınızla cevaplar buldum kitabınızı daha bitirmedim ama benim aklımdan geçen ama ifade edemediğim okudukça evet diyebildiğim doğru diyebildiğim kitabını çocuklarıma da tavsiye ediyorum ama okumak isterlerse okurlar dilerim isterler benim yıllardır yaptığım hataları onlar bu yaşta okursa sanırım mutlu olabilmeleri hayatlarının erken yaşlarında başlar.KIZIM 25 YAŞINDA 2 KEZ BEYİN TÜMÖRÜ AMELİYATI GEÇİRDİ. 3.cüyü geçirecek bana önerileriniz varmı duruşum nasıl olacak sevgiler.

Sevgili buRAK bu ikinci mesajım kitabını okuyorum ilk mesajımı göremedim kitap bitince daha uzun mesajlar göndereceğim sevgiyle kal

Sevgili buRAK size çok teşekkürler,kitabnızı bugün aldım 200 sayfa okudum Yıllardır kendi kendime sorduğum sorular ve cevaplar şimdilik çok uzun yazmıyacağım ileride kitap bitince yazarım sadece teşekkür aracı olduğunuz için bu arada kedimi veterinerde severken bana bu kitabı tavsiye eden kardeşime teşekkür.

Sevgili Oya,
Üç mesajını birarada yayınlamak için bu kadar beklemiştim.
Tamam tamam, yalan konuşuyorum: )
Özür dileriiimmm.
Beyin tümörü demek… Mektubunu okurken şöyle bi fısıltı hissettim:
“Kafamın içini kemiren düşünceler…”
Sen ve kızın, bunun üzerinde durun isterseniz.
Derdimiz tam olarak nedir bilelim.
Duruş konusunda da, senin nasıl duracağını bildiğinden adım gibi eminim.
Ek olarak şunu söyleyebilirim.
Tedavi sürecinde şu atmosferin oluşmasına asla izin vermeyin derim;
“Allah bozuyor, biz yapıyoruz…”
Hastalığın filozofisinin üzerinde durmadığımız zaman,
tedaviler Tanrı’ya karşı verilen bir mücadele halini alıveriyor.
Kızına bir açılım yaşatılmak isteniyor.
“Açıldığında” iyiki hasta olmuşum dedirtecek bir açılım.
O neyse, onu o bulacak.
Tedavi süreci için;
Başarı dileklerimi, eksilmeyen sevgilerimi ve de tebriklerimi sunuyorum.
Yolunuz açık olsun.
Not: Veterinerde sana kitabı tavsiye eden kişi eşim olur : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
00:58

Işıl’dan… Işıl’a…

merhaba sevgili buRAK diyeceğim belki haddim olmayarak…öncelikle cesaretinize şapka çıkarıyorum…kaleme aldığınız kitap bir savunma bence…hem de engisizyon mahkemesinde …ve yüzyıllardır kendi beyinlerinde tutuklu kalan insanların -tanrının nezdinde- beraat edişi…kendi beyninizi,düşüncelerinizi ,yaşamınızı özgürleştirirken hepimizi demir parmaklıkların ardından kurtarmışsınız…teşekkürler,emeğiniz,cesaretiniz,yürekliliğiniz için…

Işıl’ın bir de sorusu var. Final bölümünü tam anlayamadığım için coşkuya katılamadım diyor. Hiç endişelenmesin. Böyle pekçok dostumuz var. Final bölümü -ki tartışmasız kitabın en dehşet verici bölümüdür-, tefsir edilmeden, çıplak haliyle sunuldu. Daha açık halini;
Yazarı yazmaya, okuyanı da okumaya hazır olmadığı için.
Herkes o bölümün coşkusunu hazır olduğu zamanda yaşıyor, yaşayacak.
Herşey yolunda yani : )
Bu arada “haddim” falan, bir daha duymiim lütfen mümkünse.
sevgiynen
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
01:00

Bu arada bana ruh nick’iyle bi mesaj gelmemiş… İlgilisine duyurulur…

Sorunsalını bize yaz dediğimiz dostumuz kendisi.
Mesajını bulamadım. Sen de mi beni yanlış anladın, o yüzden yayınlamadın diyor.
Mektubu gelmedi lakin, dostumuz biraz evhamlı biri sanıyorum: )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
01:21

Bir yazı…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
02:26

Başlığı sonunda bir yazı…

BU GÖRMEZLİKTEN GELDİĞİN 2. MESAJIM SEVGİLİ KARDEŞİM. DAHA ÖNCE DE DONA KRYON THE GROUP THYLLO VS. İLE ALFAKALI BİR MESAJ ATMIŞTIM. DÜN DE BU 2. MESAJI YOLLADIM VE YOLLAMAYA DEVAM EDECEĞİM.
Sevgili buRAK, Birkaç gün önceki yazında bu din daha ne yapsın diye sormuşsun. Daha yapması gereken o kadar çok şey var ki kendisini bize sevdirmek için! Bizi yıllarca suratı sakallı tepesi takkeli karısı çarşaflı bir sürü insanın egemen olduğu ve onlarla aynı ülkeyi paylaşırken aslında tersi olmasına rağmen bizim suçlu onların güçlü olduğu bir ortamı içimizdeki suçluluğun bizde kalıcı izler bırakana kadar ezilmemize izin verilmesi başlı başına bir problem. Dona günde 5 defa kafamızı şişiren, bebeklerimizi, hastalarımızı uykudan uyandıran artık fena halde bıktığım ezana ne anlam yükleyebilir? Peki ya o ayak kokulu, çıktığında ayakkabılarını yerinde bulamadığın camilere? Okul yok 100 metrede bir cami var. Bunda bir gariplik yok mu? Peki dilimize düzgün çevrilmesi imkansız olan Kuran’ı okumaya kalkıp ta 75 sayfaya gelene kadar 20-30 kez ey israiloğulları siz bize ihanet ettiniz, sizi çok fena yaparım diyen bir kitabı tanrı böyle şeyler söylemez diye bir kenara kaldırdığımda çok mu yanlış yapmıştım?

Kitapta sen tevbe ediyorsun Dona gelip sana bir güzel geçmiş yaşam terapisi yaptırıyor. Oh ne ala, ne güzel. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? 650 sayfalık kitapta bir tane teknik verilmemiş zayıflama haricindeki tekniğin dışında. Teknik olmadan, ettiğimizde söylediğimizden birşey anladığımız dua olmadan nasıl olacak o arınmalar? Tevbeler? Kimse alınmasın ama bana çok itici geliyor namazdaki hareketler arapça dualar. Bana göre TDG gibi 300 tane daha dabbe çıkması gerek İslam’ın içine entegre olmuş 1400 yıllık yanlışların düzeltilmesi için.

Devrim bizim çok sevgili bir dostumuz. “Görmezden geldiğin” dediği mesaj, son günlerde belki de en çok gözden geldiğim mesajdı. Düşüncelerimi iliştirerek yayınlamak istediğim için, kenarda beklettim. Biraz aceleyle yargıya varma durumumuz var gördüğüm kadarıyla: ) Bu sorunsal, Devrim’in O’nunla olan ilişkisinde de tezahür ediyor olabilir, içime böyle doğdu nedense.

Bu mektup aslında pekçok insanımızın duygularını dile getiriyor. O yüzden bi parça vıdıvıdı yapmak arzusundayım.

Ezan… Ezan’la ilgili benim de bir anım var. Bu vesileyle…

Artık, bütün site ahalisi biliyor ki ben, Yeniköy’deki evimde çok sıradışı şeyler yaşadım. Kendi çapımda görevlendirmem de bu evde gerçekleşti. Adının “yeni” olmasından da şüphelenmiştim aslında ilk başta… İçinde kendimi bulduğum o eve taşındım.

Ve söylemem lazım. İslam’la ilgili düşüncelerim Devrim’in şu anki düşüncelerinden misliyle daha kötü. Daha ortada hiçbirşey yok.

Evimi korkunç seviyorum. Üç kedi, bir de köpek evladı. Süper mutlu bir aile modeli. Ev mükemmel yalnız tek bir handikapı var evin…
Evim bir camiyle karşı karşıya…
Bunu daha önce de yaşamışım aslında.
Ben dedemin-ananemin bahçeli evine oldum olası ölür biterim. Öldüm ölesi de denebilir : )
Bahçesinde erikler yediğimiz, cevizler kırdığımız bir çocukluk cenneti…
İşte o evimizin hemen karşısına da koca bir Kur’an kursu dikiverdiler birgün…
Cüppeli insanlar geliyor, gidiyor…
Ve en önemlisi Kurban “Bayramı” travmam…
Kamyonlar dolusu hayvan bağışlanıyor kursa ve evimizin hemen karşısında kesiliyorlar…
Kandan bir ırmak, sokağımıza akıyor…
Şeker bayramları da bu yüzden travmatiktir benim için.
Hemen peşinden Kurban B. geldiği için…
Bu ara gene daraldım…
Aralığa bişey kalmadı…
Bişeyler yapmam lazım…
O konuya şu anda hiç girmiim…
Yeniköy’e dönelim…
Ne kadar “tatsız” bir durum di mi?
Havuzlu evimin hemen karşısında bir cami var…
Ve bir ezan…
Böyle bir ezan olamaz…
Müezzin ne aldığı paradan memnun, ne yaptığı meslekten, ne hanımından…
Tek başına toplu bir başkaldırı adam.
Lakin hayatın acısını senden çıkarıyor…
Böyle bir bağırma, böyle çirkin, böyle sosyalleşmesi sakıncalı bir ses ve böyle bir demotivasyon…
Günde beş kere cinnet hali…
CD’ye kaydedip Diyanet İşleri’ne gönderecektim sesini…
O kadar bunalmıştım…
O evden taşınırken anladım ki,
O adam o ezanı aslında benim için okuyormuş…
İslam’la ilgili tüm muhalefetim o seste saklıymış…
Özümü, o kayıp sesin gölgesinde bulmuşum.
İşin aslı;
Benim o sesi duymam lazımmış…
Öğrendim ki, bana öğrettiler ki;
Yakınmak yerine, benim sesimin o sesi bastırması lazımmış.
Ben sustuğum için bağırırmış o.
O bağırdığı için susarmışım ben.
O sokakta, o sesin varlığını bu kadar filozofik bi tek sorgulayan sen olduğuna göre,
O ezan senin için okunuyor sevgili kardeşim.
Hep “çanlar çalacak” değil ya kim-ler için. Bu sefer de;
Ezanlar kimin için çalıyor?

Cevap basit aslında;
Bizim için, hepimiz için, Tanrı’nın doğum günü’nün etrafında halka halka olanlar için çalıyor.
300 değil tek bir TDG yeter.
Mesele sadece bir zaman ve gayret meselesidir.
İslami kesim çok katı, asla değişmez bir blok olarak görünüyor olabilir.
Dona bunun tersini söylüyor.
Kendisinden ümit kestiğiniz kitleler sizi çok şaşırtacak diyor.
Ve günde beş sefer diyor bunu.

O yüzden çok rahatım, o yüzden çok eminim.
Her konuda, herkesi yanıltmakta üstüne yok bu toplumun.
Tanrı’nın doğum günü konusunda da yanıltacak.
Beklenmedik bir destek göreceğiz.
Gözlerimize inanamayacağımız günler gelecek.

Bize zor gelse de devrim çok basit iş…
Gene Dona’nın verdiği bilgi;
Dinci kesim dediğimiz bu insanların kanaatlerini ve davranışlarını yönlendiren 20 kişi var.
Devrim dediğimiz aslında 20 kişi…
Bu yirmiyi dürtüverirler gece uykularında,
sabah hepimizden daha Dona-nımlı kalkıverirler.
Öğlene kalmaz, milyonlarına ulaşır haberleri.

Ve K-D-R gecesi, bu 20 kişinin kaderleri yenilendi.
Bütün yollar Roma’ya çıkacak, bunu hep birlikte göreğiz: )

Bir de şu nokta var. Şu anda vakit, muhafazakar insanlarımıza kızma vakti değil.
O ezanı daha çağdaş bir çözüme kavuşturmanın bedelinin cehenneme girmek olduğunu zanneden,
milyonlar demiyorum, ON-MİLYONLAR var ülkemizde.

Bu sadec bir bilgi konusu. Çarpım tablosunu herkes bilir. Bazılarının rakamlarla ilişkisi bundan ibarettir. Kimisinin bildiği ise bundan çok daha fazlasıdır. Matematikteki integralleri bilmediği için kimseyi suçlayamıyorsak, İslami cehaletle ilgili de kimseyi suçlamamalıyız. Gerçekler gün gibi ortaya çıkar, o zaman eskiyi sürdürmeye devam ederler işte o zaman başka. Zaten öyle bir gün çıkarsa karşımıza, bizim kimseyi suçlamamıza fırsat bile bırakmazlar… Hiç-hani-hani-anında-görüntü…

Sizin sokaktaki ezanın benim kulağıma geldiği kadarı, müezzinin sana dönük bir “görevli” olduğunu fısıldıyor. Günde 5 kere isyan etmek yerine, bişeyler yapmanın/bişeyler yapacak bu devrimin içinde olmanın, senin kendi kaderine malik olman anlamına geldiğini söylüyor. Çok değerli bir mesaj bu. Günde 5 kere teşekkür etsek yeridir.

Bence o sesten rahatsız olan herkes, bu soruyu sormalı artık kendisine.
Ezanlar kimin için çalıyor?

Diye sormalı, cevabını da vermeli.
Benim için diyebilmeli…

Güzelliğin farkında mıyız acaba?
Daha önce hiç yapmadıkları bişeyi ilk defa yapmışlar.
Eskiyi yeniyle değiştirme yetkisini vermişler hepimize…
Bir din bizi kazanmak için daha ne yapmalı?
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
03:41

Tekniş…

Önceki yazının konusunu bölmemek için araya girmedim. Tanrı’nın doğum günü’nde tek bir “teknik” yok diyen dostlarımıza bir sorum olacak. 6 aydır üzerine basa basa bir hal olduğumuz bir konuda.

Bu dostlarımız bugüne kadar geçen zamanda,
Toplam kaç gün/kaç saat SÜKUT ORUCU tuttuklarını bizimle paylaşabilirler mi acaba?
Dona’nın bize Kur’an’dan getirip-çıkardığı mucize bir teknik bu ve ben ahalimizin bu nimetten tam olarak yararlandığını hiç sanmıyorum. “Şu kadar zaman konuşmadım buRAK şunlar şunlar oldu.” hiç gelmedi böyle şeyler. Canımız kanımız Rezzan Ablamızın Kadir gecesi’ndeki televizyon programlarından şikayet ettiğini tespit ettim.
Rezzan ablacım senin o “sessiz” günde ne işin vardı TV başında bakiim : )

Açlık orucundan çok daha zorlu bir oruç sükut orucu. Önemli bir “bedel”.
Dona bu bedeli, vakitlendirmedi. Herkes kendisine uygun kendi takvimini yaratsın diye.
Biz, bize serbestiyet verilen konuları böyle havada bırakırsak,
bize bugüne kadar tanınmamış olan serbestiyete itiraz etme hakkımız da ortadan kalkar.

“Sorularım var” olayı havada kalıyor bu yüzden.
Birkaç gün sessiz kalabilecek kadar çok istemiyorsan cevaplarını,
onlar ne yapsın?
Kim yazmıştı, metropol insanları olarak bizim işimiz çok zor, 5. fazın enerjisini biz nasıl hissedeceğiz diye.
İşte yanıt.
Bizim evde biri yaşıyor bu mucizeyi.
İlk başta gıyk etti. Eee o kelimeyi kullanmiim fakat konuşma eylemine eğilimli diyeceğim : )
Ömründen ömür gitti…
Fakat şu anda ne o kendisini tanıyabiliyor, ne de ben onu tanıyabiliyorum.
Çok kısa zamanda inanması güç bir ilerleme kaydetti.
Karar sizin.
06.12.2007-21.12.2007… Ben müsaitim diyen takılsın peşime.
Gündüz iş-güç olabilir de, mesai bitimleri ve haftasonları ne güne duruyor?

Mucize teknik, alfabemizin 23. harfinde…
şşşşşşşşşşşşşşşşşşşş……

Ş: Ş Türk Alfabesi’nin yirmiüçüncü harfidir. Türkçe’den başka Azerice, Türkmence, Tatarca ve Kürtçe’de kulanılır. Bilgisayar ve mobil telefon kullanımlarında sık sık problem olan bir harftir. Türkçe Q klâvyede tuş vuruşu çoğu zaman alt+0222 dir. Diğer dillerde denkleri, ‘sch’, ‘sh’, ‘sz’ ve ‘ch’ gibi birleşik harflerdir.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
04:43

Deniz’den…

Merhaba buRAK; KDR gecesi ile alakalı kimse deneyimlerini yazmadı demişsin son yazında. Ben yaşamış, fakat yazmamıştım siteye. Lafı geçti madem yazayım bir güzel :) Master tezi, dersane öğretmenliği, prodüksiyon gibi birden fazla iş ile uğraşmamın verdiği zamansızlıktan yakınırdım. KDR gecesi çok garip bir tesadüf ki hiçbir iş gelmedi. Ben artık tesadüf olduğuna inanmıyorum o başka tabi :) Dona’ya minnetle… Neyse ben de fırsat bu fırsat aynen dediğin şeyleri harfiyyen uyguladım. Sustum sustum, gündüzden sorularımı hazırladım bir bir Dona’ya sorulacak. Akşam vakti geldiğinde de bir meditasyon kararı aldım ve uyguladım. Donaya tek tek sordum. meditasyon bittikten sonra al kalemi eline dedi birisi. Tek tek sorularımı ve altına cevaplarını yazdırdı ama öyle ki yetişemiyorum yazmaya ve sonunda 8 sayfalık bir cevaplar metni kaldı bana. Ve tüylerim diken diken yazmaktan kollarım ağrımış şekilde bitirdim. Artık bu huşu halini çok iyi anlıyorum.

Bir ikincisi KDR den bu yana bana söylenilenlerin gerçekleştiğini gülerek izliyorum. Kitapta yöntem yok diyen arkadaşlara duyurulur. Bundan büyük bir yöntem olamaz. Bence herkes bunun üzerine durduğunda tüm düğümler daha iyi çözülecek. Sevgilerimle

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
05:46

Güzel bi sürprizimiz olucak size… Pek yakında… An itibariyle iş üstündeyim… Stop…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
08:35

Yayınevinden…

“buRAK, DR’nin stok durumu geldi, her subede kitap var. Ama dun de soyledim. saniyorum 5.fazin enerjisiyle alakali. satislar kesildi gibi geliyor bana..”

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
10:21

Yalçın’dan… Başak’tan… İsimsizden…

Efendim KDR gecesi deneyimimi konu açildığı için dostlarımla paylaşmak istiyorum:8 Ekim sabahı odama kapandım.Sadece yemek vs.ihtiyaçlarım sırasında odamdan çıktım,sadece sessizlik ve sükunet içindeyim.Bu arada akşamdan sorularımı defterime kaydettim.Akşam oldu heyecan içindeyim,uzun süre heyecanlı bekleyişler,uyuyakalmışım.Sabah oldu tık yok.Ben üzüntü içindeyim,hiçbir cevap alamadım,acaba bir kusurum mu var?O gün akşama kadar dalgın dalgın dolaştım,iftar vaktinden sonra ( ben şeker hastasıyım oruç tutmuyorum )balkonda oturuyorum.Bir ara telefonuma baktım,cevapsız çağrı tanımadığım bir numara hemen ayrıntılara baktım:9 ekm 19:19 nasıl duygulandığımı anlatamam.Telefonu duyup cevaplasam yada tanıdığım bir numara olsa ben onu arayacağımdan ayrıntılara bakmayacağım.O’na sonsuz şükürler…/Yalçın

Şöle bi karar verdim yannız bilmem ne kadar olabilicek
Olabildiğince çok hayatı yaşayarak yani tecritte değil de hayatın içinde olup konuşmıcam :)
Hatta sineme bi ışıklı tabela mı yaptırsam TDG sus orucundayım ilüşmeyün diye :)

Hayırlısı olsun bakalım :)B1Z VAR1Z kısacası :) /başak

merhaba, geçenlerde ben de “şş” sesindeki mucizenin ne olduğunu bulmaya çalıştım. Küçük bir bebeğe bile ulaşmaya çalıştığımız ses bu. Onu sakinleştirebilecek seslerden ilki. Ve bir çok mistik insanın krişnamurti, osho, şiva, ve sizin ikinci(hatırlayamadım şimdi) isminizdeki ş harfi, gelip geçenlerden ortak bir şey bulmaya çalışırken bulabildiğim en ortak ses bu oldu “şşşş”. sessizliğe geçmek için de bir uyarı sesi gibi değil mi. /isimsiz

Bende ş harfi yok: ) / buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
19:32

Benden…

bende ş harfi varmış meğersem. Herkes anlamış bi ben.. “Shima yahu Shima”…
Sanıyorum bende ş harfi olduğu gibi Alzheimer başlangıcı falan da var.
Ha bu arada bişey daha. Ben isimsiz değilim ki Suna’yım, neden öyle yazdın demiş dostumuz.
Yorum yazdığınız bir form var ya diğer sitede. Heh işte oradaki “Adınız” kısmına yazılanlar gelmiyor bana.
Mail adresinden yada varsa mektubun içinden ismi tespit edebiliyorum. Aklınızda olsun.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
22:11

Bir K-D-R inanılmazı… Celal’den…

Sevgili dostlar sizlerle KADİRGECESİ yaşadığım muhteşem biranı paylaşmak
istiyorum.Ogüzel gün ve gece susma orucumu tutarken yaptığımduaların
arkasından gece yasin okudum veALLAHIMA sordum bu gecenin önemini bana
göster ALLAHIM dedim cevabıçok çabuk oldu.Yanmakta olan tütsü dokuz rakamı
olmuştu. Çok duygulandım ağlıyarak resmini çektim.O’heran içimizde yeterki
hattımız açık olsun. Cevap hemen geliyor.SEVGİLER
dokuz-005.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
07
2007
22:14

Eren’den…

Yazdığım eleştirileri, dün akşam kitabınızı bitirdikten sonra tekrar düşündüm. Ve bir anlık gaflet neticesinde yazmış bulunduğum tepkiden ötürü özür dilerim. Bu benim araştırdığım kaynak olan Kuran anlayışına da ters bir durumdur = önyargı Sizden özür dileyerek belirtmek istiyorum ki, her insan iblisinin gıdasını bir şekilde veriyor. Bende bu şekilde verdim belkide..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
00:56

İber’den…

butun sısteme tesekkur ederım..yıllardan berı hatta cocuklumdan berı..bı cok sorum oldu..sorularıma cevap alamadıkca daha cok okudum okudum..herturlu bılgıye actım..budızm,hınduızm,kabala bılgılerı,ıslam,tasavvuf,sufızm ,ızm ızm ızm..arayısımın esnasında hep o ses bana gercek ıslamın yolundan yurumemı soledı..ruyalar gordum..butun bu arayıslarım ıcınde 21 yasında kızım,kuzum ıremımı kaybettım..hıc ısyan etmedım bılıyomusun buRAK bey..soka gırmeme ragmen sankı bunun olucagını hep hıssetmıstım..acıların en buyugu tarıf edemem..onsuz bı hayatı surduremeyecegımı sandım..yanılmısım..bu buyuk sınav benı oysa kı nsaılda buyuttu..kucucukmusum,kormusum…bızlere gore tırnak ıcınde en kotu dıye adlandırdımız olaylar bıle bızım yuksek hayrımıza ımıs…ne zor bır kontrat ımzalamısız..ıremı okdar cok ozluyorum kı anlatamam..ama ırem sevgısı bugun kaınat oldu..alllah ozlemı oldu..ona duydugum ask arttı..ve butun evrenı,ınsanları ,bu olagan ustu sıstemı cok sevıyorum..allahın bana yasttıgı hersey ıcın tesekkur edıyorum..kusursuz bı plan bu..kıtabımıza gelınce okudugum butun ogretılerden sonra vardıgım son nokta oldu..ıste bu dedım dogru yoldaymısım..benı bana teyıt ettırdınız…emegınıze tesekkurler

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
00:57

Jutri’den…

yıllardır neden niçin sorularını sormaktan vazgeçemedim..takiii pes edene kadar..inanmadığım değil inanmak istemediğim bir tanrı oldu karşımda hep..karşımda diyorum çünkü yanımda olmasına tahammül edemedim hiç..o kadar olumsuz şey vardı ki oldu ki hayatımda [ki hala var:)] bu kadar güçlü bir varlığın hayattan beklentisi -sadece- geçinebileceği kadar parayla, eşiyle, oğluyla mutlu yaşamak isteyen bir kadınla uğraşmasına anlam veremedim tabi..ben daha güçlüyüm dedim:) hatta daha da ileri gidip ben ölmeyeceğim bile dedim:) gülümsediğime bakmayın gözyaşlarıyla yazıyorum bu satırları:) 20 de evlendim 21 de anne oldum MUTLU olmak istedim birçokları gibi.. maalesef yalnız yaşıyorum şu an.. geçici bir mutsuzluk tabi bu:) teşekkür etmek istedim size..kitabıMız için teşekkür ederim..görüşmek üzere selametle..

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
01:00

Nerel’den…

…Herkes KDR gününden bahsediyor, ben o gün işimden izin aldım ama sessiz olamadım, dualarımı ettim ama soru sormadım ve en onemlisi o aksam Kuran’ı okurken uyuyakaldım ibadet bile edemedim. Herhalde herşeyin bir yeri ve nedeni olduğundan, herkes birşeyler hisseder yaşarken bende tık olmaması ya zaten tekamül ettiğimden (ki hiç zannetmiyorum ) ya da daha cok uzağında olduğumdan, ben daha cevabını bulamadım. Ama tek bildiğim kitabımızdan sonra daha bir huzurlu ve rahatım çocuklarla sorun mu var hemen vardır bır sebebi diyorum, başka bir dert mi var, vardır bir sebebi diyorum, parasız mı kaldım egomu yok etmeye çalışıyorum diyorum. Herhalde doğrusu budur. Böyle bir site için teşekkürler her gün birçok kere girip okumaktan korkunc keyif alıyorum, takımın bır parçası gibi hissetmek çok keyifli…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
01:10

Kısa kısa…

kitabın başlarında olmama ramen baya etkili olması ve beni düşündürtmaye sevk etmesi çok güzel./Erdal

TDG TeDirGin olmamaktır/Emrah

Sabah siteye girdiğimde ^^TEKNİŞ^^ başlıklı yazını okuyunca,peşine takılmaya karar verdim.Bu maili attıktan sonra başlayacak ^^Şşşş…^^ sessizliği…Zaman zaman geceleri, gözlerim kapalı uyumaya çalışırken duyduğum o ses…susarsam belki daha çok haykıracak/Reyhan/Ayları şaşırmış Reyhan, bir hayrı vardır diyorum. Aramızda sessiz bir Kasım’a ihtiyacı olanlarımız olabilir : )

Canım oğlum,bu mail bana ikinci kere geliyor.Paylaşmak istedim.Siteyi çok eğlenerek takip ediyorum.Sen çok eğlenceli bir çocuksun.Çok gülüyorum. Bu kadar ağır işlerin altından böyle eğlenerek vede eğlendirerek kalkmak herkezin harcı değil.Seni çok seviyorum….A

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
02:28

Emine’ye…

SELAMLAR buRAK BEY’CİĞİM… İSTEMEDEN BİR KUSURUMUZ OLDU SANIRIM…HAYIRDIR ??

Geçen kısmın özeti:
Emine sıcak kanlı bir arkadaşımız. Zaman zaman, iletişim içinde olmak istediği sitedeki yazı sahiplerinin mail adreslerini ister benden. Ben de o an vaktim varsa, bahsettiği kişiye gönderirim mesajını. Dilerlerse görüşürler kendi aralarında.

Geçen gün gene böyle bir isteği oldu. Fakat bu sefer böyle birşey yapmadım.
Ve yukarıdaki mesaj geldi.

Senin dostum olup olmadığınla ilgili kuşku içindeyim.

Tanrı’nın doğum günü devrimine direnenler, mücadelelerini buRAK’ın şahsına dönük iddialar üzerinden yürütmekteler. Bunu bilmeyen kaldı mı aramızda? Bilmeyenimiz varsa açsın linç dökümanına baksın. Bunların cevaplarını buradan satıır satıır döşemedik mi?

Hal böyleyken, ilk günden beri bu insanlarla verdiğim savaşa şahit olan biri olarak sen, nasıl olur da bir arkadaşının türettiği “Ben buRAK’ı falanca yerde görmüştüm.” lafına itibar edersin? Senin bunu paylaştığın kişinin yaptığı gibi bunu bana sorup cevabını almadan hayatına devam edersin? İnsanların mail adresini isteyene kadar, benden bu sorunun cevabını neden istemezsin? Hatta, binlerce Tanrı’nın doğum günü gönüllüsünün yaptığı gibi, buna gereken cevabı ilk duyduğun anda kendin vermezsin?

Şaka yaparmışcasına, eminim eminim O’ydu diye arkadaşına da selamlarımı ilet. O hafıza ve o zihin yapısıyla hayatta pek fazla ilerleyemeyeceğinden haberi olsun.

O insanlar istediklerini söylesinler. Söylerler de zaten. Umurumda olmadığı herkesin malumudur. Fakat bunu yapan kişi dostluk sıfatı taşıyorsa işte buna tepkim, şu an olduğu gibi sert olur. Muhatap aileden biriyim ben dediğinde, edilmesi gereken o bi çift lafı edemediğimiz ve elimiz kolumuz bağlandığı için.

Eğer kuşkum yersizse, bu, sadece düşünülmeden yapılmış bir hataysa, o zaman dostum olduğunu bana ispatlamak zorundasın. Bu kişinin kalbinden geçen nedir acaba diye istiareye yatmayacağım çünkü ben. Beynimin öncelikleri farklı konulara rezerv durumda benim. Kişiler katından da zaten bu yüzden çekildim. Çok mu önemlidir benim dostum olmak bu da zaten ayrı bir konudur.

Bu vesileyle bildiririm. Benim yanımda olan, bu işe gönül veren, bu taşın altında benim de elim var diyen, bu insanlık davasının içinde olan herkes açık olacak, hiçkimse farklı anlamlara açık “müteşabih” davranışlar sergilemeyecek. Zifiri karanlık bir savaş ortamı burası. Ve karşımdakini tanıyabilmem için bembeyaz, mümkünse fosforlu kıyafetler giymesi gerekli.

sevgiyle efendim
buRAK

http://www.buRAKozdemir.org/index.php/emineye/

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
03:33

Nilgün’den…

sevgili buRAK ve canımın içleri dostlarım …. bu güne dek , yani kutsal kitabı okuyalı ( artık lafı dolandırmak istemiyorum ) kutsal kitabın, kullanma kılavuzu gibi şeyler diyoruz ya… o kutsal kitap 1400 yıldır var ve buRAK ve O olmasa idi biz bugün bu kutsal kitabın , kutsal farkındalığına erişemeyecektik… düşünün 1400 yıl evvele gidelim…unutun bu günleri oradayız….. Hz. Muhammed , okuma yazması olmayan , inanırlık ve bilmek adına hiçbir referansı olmayan bir KUL/ Adem oğlu… bize bu bilgileri bahşediyor…sen emre, sen emine….sen Başak sen Emin abi….. ordayız…dayanağımız ne ???? varmı .? YOk ama peşine düşüyoruz, sanki bir ses… o SES ” Takip et” diyor…….. yıl 2007 ; durum analizi …..AYNI… okuoruz , diniliyoruz…ki, bu defa herşey açık , yani bize OKYUn diyor ve nerdeyse 5 yaş grubunun bile anlayabileceği dilden anlatıyore….Tanrı Şahitki/hemde vahy eden ki… fazlasıyla ( gerçekten bu kadarını beklemek , Tanrıyı zorlamak olurdu ki zorladık , tüm yük buRAKa kaldı) anlatıyor…ve … ve… biz hala… zikir nedir ..namaz nedir..arınmak nedir…dua derken , daha ne kadar yakın olabiliriz ? yollarını keşfindeyken , yine BİZ…1400 evvel olduğu gibi kuşkunun zindanında , birbirimiz ile nifak arayışı içine girmişiz… tefekkür çalışmaları yapmak olmalıydı kaygılarımız, mesela ” sen nasıl sustun? konuşmamak sana nasıl konuştu ? olmalıydı sorularımız …buRAKa sormalıydık; iletişim orucu nasıl olacak, iletişimi kapsayan bir işteyim, nasıl yapabilirm… doğru , dosdoğru yola nasıl ulaşabilirmm, kendimi nasıl affederim vede nasıl tevbe ederim ? Nasıl şükrederim?? Çok üzüldüm, hemde çok…

ben şu an 70 yaşında Babamın ( buRAKçım Tanrımın izniyle , bu olursa etraflıca herkes ile paylaşacağım) birkaç kesit ile TDG yi okumak istemesine şahit oldum…DÜN… yaş 70 , 25 yıldır kesintisiz Namaz kılıyor, 5 vakit.. ve inandığı için çok gururlu ama benim Babam geceleri…… radyosuz uyuyamıyor ,yaklaşık 20 yıldır . neden ? çünkü ( bence) korkuları o kadar gürültülüki , o sessizlikten korkuyor… başka sesler ninnii olyor benim herkesin HACI dediği babama ( ki… hac’a gitmişliğide yoktur :) ben buRAK ın bir yazısında , muhafazakar kesimin bizi çok şaşırtacağını söylemişt DONA..ona gerçekten güvendim, evatlıktan reddedilme pahasına BABAMLA TDG yi paylaştım……. babam ” kızım neden adı bu dedi ” anlattım….birkaç bölüm okudum , ” ve benim 70 yaşındaki babam bana” kızım ben bu kitabı okumak istiyourm “dedi. banada sadece ağlamak/sevinmek düştü …. benim kızımın biricik Beşir dedesi TDG ye kapıyı araladı… bu bile , bizim dünyamızda bir MUCİZE….. gelişmeleri aktaracağım, ama dostlarım gerçekten bizlerin…yani okuyanların kaygısı artık bu olmalı, uygulamaya açık ve ulaştırmaya açık zihinler…yargıyı biz aşarsak , ön yargılılara faydamız olur..kendi aramızda kavga sadece davayı zora sokar…ama kaybettirmez…sevgilerimle ve Barış dolu yarınlara umudumla Nilgü

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
05:01

Zeyno’dan…

KDR gecesiyle ilgili olarak bende bişeyler eklemek istedim. Büyük ananem anlatmış, genç kızken KRD gecesi ibadetlerini yapmış sonrada herkez yattıktan sonra sokağa çıkmış, sesliği dinlemiş bir süre sonra bir anda gökyüzü aydınlanmış sanki gündüz gibi olmuş..Büyük ananem önce çok korkmuş ancak daha sonra sakinlemiş nedenini anlamadan,içeri girmiş.Kimselerde söylememiş bu durumu. Yıllar sonra ananeme anlatmış..Oda bunu söylediğinde bize,ilk anda şok oldum desem yeridir ancak daha sonra kitapta okuduklarım, sitede okuduklarım o gece olan ufak tefek şeylerden bu tepkim bir anda kocaman bir gülümsemeye biraktı kendini:))Teşekkürler buRAK.. Sevgilerimle Zeyno…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
21:52

Teşkür…

Derki.com sitesi Tanrı’nın doğum günü’ne geniş yer ayırmış. Bizim Aktüel röportajını yayına koymuşlar. Oradaki dostlarımıza sevgiler, hadiseyi farkettiren Zahideme de teşkürler…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
08
2007
22:05

29 Ekim resimleri…

boaz.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Kas
09
2007
01:43

Ben geldim…:)

Burdaydım zaten bi yere gitmemiştim. Yatağa 9da gittim, uyumam 11i buldu. Bu arada tamı tamına hangi dakikada uyuyakaldığımı ortaya çıkaran bir buluş yapmıştım. Artık ne işe yarıyorsa. Yatağa yattığında bildiğin bir cd’yi çalmaya başlıyorsun. Çalmaya başladığın anı kaydediyorsun bi köşeye. Vurup kafayı yatıyorsun. Sabah(akşam) uyandığında damağında cd’nin hangi şarkısının neresi kaldıysa ölçüyorsun, cd’yi koyduğun saatten itibaren hesaplıyorsun. Müzik kulağının duyarlılığına göre, uyuyakaldığın saliseyi bile hesaplayabilirsin. Herhalde hiçbi halta yaramıycak bi buluş, bi metod varsa o da budur: )

Uyuyalı 3-4 saat olmuş henüz, -ki önceki gün hiç uyumadığım için daha rahat 4-5 saatlik yolum var- Bahar tarafından uyandırıldım. Ama ne uyandırma… Kendimi bir ceset, onu da başımda ağıt yakan acılı biri gibi hissettim. Noldu? Acayip şeyler yaşadım nolur uyan. E ama beni uyandırdın ben de çok önemli bi toplantının ortasındaydım. Yani boş değiliz biz de. İçimden söylüyorum tabi : )

Anlattı. Hani insan frekansa girer de ne söylediğine yabancılaşır kendisine sonradan gelir. İşte bizimki de yolda bi yere doğru “yürütülmüş”. Bir dışses de eşlik ediyor bu arada. Eve doğru getirirlerken bir perde inmiş gözlerinin önüne. O normal yolunda yürüyor, videodan çocukluk yıllarını izletiyorlar o sırada. Ve ondan sonra da bir kırtasiyeciye sokup pastel boya aldırmışlar. Eve git ve resim defterine içinden gelen herşeyin resmini çiz demişler. Arınacaksın… Verdikleri bu teknik, çok müthiş bişey olmalı. Boyama kitabı yazısı geldi aklıma…

Bahar’ın olağanüstü bir takım yetenekleri ve hatta güçleri var. Çocukken “Şu anda dedem öldü. Üzerinde de şunlar şunlar vardı” diyen biri o. Anne, telefona sarıldığında dedenin ölüm haberini alıyor. Dede İran’da bu arada… Üzerindeki kıyafetler de bingo… Onun birçok özelliğinin benden üstün buluyorum. Kendini bulma aşamasını tamamladığında bize anlatacağı çok önemli şeyler olacak. İlk buluştuğumuzda külkedisydi o. Şu anda Sinderella olmayı öğrenmekle meşgul.

Bu arada … okuyucumuz pazartesi günü hacca gidiyormuş. Görevli olarak. 45 gün kadar orada olacakmış. Hac’la ilgili bir de yazı yazmış bize. Hehe yayınlamadım. Eski alışkanlıklar öne çıkmış hafiften. Normatif bir yazı olmuş. Ben, oraya gittikten sonra yazılmış bir hac yazısı isterim ondan. Burada da bitmez isteklerim. 45 gün canlı yayın yapsın bize. “Bugün Muazzam hacıyağları satan bir yer keşfettik” yazıları istemiyoruz tabi: ) Görselleriyle izlenimleriyle, bu sitenin insanlarını oraya gitmiş kadar yapacak aktarımlar istiyoruz. Yazısında çok güzel bi şey vardı. “Pakistan’ın Milli şairi Muhammed İkbalin bu anlamdaki bir serzenişi ile yazımızı noktalayalım. Yıllardır hacca gidenleri ziyarete giderim. Oradan ne getirdiklerini sorarım. Hep bana takke, tesbih ve seccade getirdiklerini söylerler. Hiç Ebubekir’in sadakatinden sadakat, Ömer’in adaletinden adalet, Osman’ın hayasından haya, Ali’nin ilminden ilim getirdim diyenlere rastlamadım.”
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |