Tem
04
2007
18:54

Oya’dan…

Kitabinizi yeni okumaya basladim maalesef cunku sinavlar engel oldu.daha dun aksam desek daha dogru : ) bana kitabinizdan ablam bahsetti.ismini duydugumda ben diger insanlar gibi tepki vermedim bu kitap sadece ateistlik uzerine bile olsa herkesin inanisina saygi gostermek gerektigini dusunuyorum.kitabi almaya gittigimde satis elemanina kitabin ismini soyledim ve etrafimda ki herkes bana oyle bir bakti ki dunyanin en kotu insani benmisim gibi. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
04
2007
18:56

Işıl’dan…

Her zaman algı önemlidir…bir şeyi zihnin nasıl algıladığı : )…sayfanızda yazılanlara baktım, birazına sadece…kalbiniz ile aklınız bir gidiyorsa yaptığınız iş kesin ve net bir şekilde doğrudur…insan beyni bir söz ile beyinde ki ve şuuadaki açıklığa da bağlı olarak söylenenleri bir kalıba sokar şekillendirir ve yaratır..önce zihinde ve sonra o yarattığı fikre nesneye şekile tutunur ve bir süre değişimi düşünemez…önce o realiteyi yaşaması ve zamanı geldiğinde de başka realiteye sistemi tarafından geçmesi uygundur… kitabinizi gerçekten çok beğendim…anlamadığım ya da öylesine baktığım yerlerde oldu ama bir şey varki orada…değişim ve yeni ve derin anlayış için bir TUTKU var…buRAK özDEMİR herkes gibi bir insan ama buRAK özDEMİR in tabii olduğu bir düşünce sistemi ve anlayış var…bu da sanırım yüksek zeka ile alakalı… sevgili buRAK eline, zekana sağlık…siz yüksek zekaya tabi olduğunuzda bilinciniz genişler ve algınız açılır…her şeyi farklı görmeye ve üst düzeyde algılamaya başlarsınız…tabi bu buna henüz ulaşmamış insanlar için tuhaftır…anlamsızdır…halbuki siz renkleri bile farklı algılamaya başlamışsınızdır.. hadi sevgi ile kalınız… :)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
04
2007
20:37

Kırmızı bilezikli kız…

Yanarım yanarım, Evanescence geldi, gidemedim ona yanarım. Son 3 yıldır kaçırdığım konserleri bir sıralasam burdan aya yol olur. Bunların içinde en çok İstanbul’a kadar gelmiş Amy Lee’yi dinleyememek oturmuştur içime herhalde. Gidilebilirdi, fakat şu içimdeki sosyalleşmeme isteği Amy Lee ile aramıza girdi.

Bu aralar müzik zevkimde de bir takım değişimler var… Eşim Ipod’a Norah Jones yüklediğinden beri, çaktırmadan ben de dinler oldum bu hanım kızımızı. Ne kadar dinlendiriyormuş meğer. Eskiden içinde gitar sesi olmayan şeyleri müzik değil, ses olarak gören biri olarak müzik kulağımdaki değişimlere bakıyorum da, sanıyorum yaşlanıyorum.

Bir yandan Norah Jones, diğer yandan da Hande Yener… (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
04
2007
20:38

Sevgi dünyası ekibiyle uzun bir söyleşi yapmıştık. Tekrar yayında… (Bölüm 1)

Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?

Nihal Gürsoy –buRAK Bey, kitabınızı okudum. Benimle birlikte çevremdeki pek çok insanda okudu. Kitap herkesin çok ilgisini çekti, size hemen ulaşarak görüşmek istedik ancak askerde olduğunuzu öğrendik. Kitabın okuyucuyla buluştuğu bu devrede askerde olmanız bilinçli bir tercih miydi?
buRAK özDEMİR –
Kitabı askerdeyken çıkardım. Pek çok röportaj teklifi geldi o sıralarda ama bildiğiniz gibi iletişime kapalı bir devre askerlik. Kitabın son okumalarını koğuş ranzasında yaptım… Bunu biraz da istedim, çünkü diğer kitaplarımla ilgili röportajlarda olduğu gibi rahatlıkla yorum yapabileceğim bir kitap değildi Tanrı’nın doğum günü. Okuyucunun da, benim de daha hazır hale gelmemiz için bir süre gerekiyordu. Çok ince, çok keskin bir çizginin üzerinde yürüyorum. Askerdeyken bu İslami kitabı çıkarmak benim için çok anlamlı ve yararlı oldu.

Nihal Gürsoy –Kitabınız, “Dona” isimli bir varlıkla ki bu varlığın kendisini tanıttığı isim oluyor, süregelen karşılıklı konuşmaları, açıklamaları ve yorumları içeriyor. Ayrıca kitabı okuyanlar Dona’nın kitabın kapağından içeriğine kadar yazılmasında ne kadar etkin bir rol oynadığını görüyorlar. Böyle bir varlık gerçekten var mı? Yoksa kitap tamamen kurgu bir varlık ve olaylar dizisi üzerine mi tasarlandı? (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
04
2007
22:53

Aktüel röportajını açamayanlar olmuş… Bir de bunu deneyiniz…

Aktuel6.jpg
Aktuel5.jpg
Aktuel4.jpg
Aktuel3.jpg
Aktuel2.jpg
Aktuel1.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
05
2007
06:00

Kendim ettim…

Gül hanım vardı bir tane hatırlar mısınız? Hani bizim paragöz yazısının baş karakteri. “Sen bu işten çok para kazanıcaksın!” diyip bana zılgıtı çeken var ya o işte. Benim bilgisayar durduk yere otomatiğe bağlayıp kendisine bi sürü mail göndermiş. Al başına iş… Sen misin kendi kendine kaşınan. Aşağıdaki yanıt gelmiş efendim : ) (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
05
2007
06:26

Atommm…

Dostumuz Oya, Einstein’ın o meşhur sözünü hatırlatmıştı geçenlerde:
İnsanların önyargılarını kırmak, atomu parçalamaktan daha zordur…
Dostlar düşündüm de…
Tanrı’nın doğum günü, inançların atom bombası gerçekten de.
Tabi biz, pozitif bir radyasyon yayıyoruz.
Saç dökmediğimiz gibi, dökülmüş saçları yeniden çıkartıp ahenkle dans ettiriyoruz : )
sevgiyle
Atom_bomb.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
05
2007
12:22

Sevgi dünyası ekibiyle uzun bir söyleşi yapmıştık… Tekrar yayında… (Bölüm 2)

Nihal Gürsoy- Daha önce yazmış olduğunuz kitapları bu kitabı okuduktan sonra inceledim. Çok yaratıcı fikirlerle dolu, yenilikçi, düşüncelerin özgürce ifadelendirildiği ve son derece akıcı ve sürükleyici bir dille yazılmış kitaplar. Fakat Tanrı’nın Doğum Günü ile yan yana getirdiğiniz zaman bu çok başka bir kitap. Yanılıyor muyum?
buRAK özDEMİR – İlk iki kitabımı ben yazdım. Ama Tanrı’nın doğum günü’nü tam olarak ben yazdım diyemiyorum. Klavyenin tuşlarına basan evet bendim. Ama Tanrı’nın elinin benim elimin üzerinde sürekli hissettim. Bu anlamda ilahi bir yardım aldığımı söyleyebiliriz. Zaten ben kendimi bu kitabın yazarı olarak görmüyorum. Ben, Tanrı’nın doğum günü’nün ilk okuyucusuyum… Şu an da yaptığım, okuyup çok sevdiğim bir kitabı herkese tavsiye etmek. Hepsi bu… Kitapla ilgili şahsıma dönük övgüler karşısında ne yapacağımı, ne diyeceğimi bu yüzden bilemiyorum. Bu kitap, benim değil onun eseri. Kendi eserinin üzerine benim adımı yazması ise tanrısal bir jest. Allah dilerse bir kütüğü bile bir alim haline getirebilir, bunun bir kanıtı. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
05
2007
17:46

Özgür…

Tanri’dan ilk dilegim esimle evlenmekti ve simdi de is sahibi oldum. cok mutluyum ve sizinle paylasmak istedim… bugun gorusmem vardi ve cok heyecanliydim dun gece Tanri’dan bana yardim etmesini istedim ve beyaz isigin icime dolmasi icin meditasyon yaptim. TDG’nu dun gece bitirdim cunku yavas ve ozumseyerek okumak istiyordum… ve anladım ki Dona heryerde her nefeste her dokunusta sadece duymak ve hatirlamak istemiyoruz. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
05
2007
20:47

Sevgi dünyası ekibiyle uzun bir söyleşi yapmıştık. Tekrar yayında… (Bölüm 3)

Nihal Gürsoy –Şaşkınlığınız, heyecanınız kitaba geçmiş zaten. Okurken o enerji hissediliyor. Kitabı açık bir şuurla mı yazdınız?
buRAK özDEMİR –
Kendim de yazı saatim gelinceye kadar heyecanla bekliyordum. Acaba bu gece neler öğreneceğim diye? Kitabı akşamları yazıyordum. Yazarken zihnim hiç devre dışı kalmadı. Zihnim tam olarak yerindeydi, öyle trans halinde falan değildim. Açık bir şuurla yazıyordum. Ses, beni de işin içine katıyor, araştırmalar yaptırıyor, olayın dışında kalmama izin vermiyordu.

Nihal Gürsoy –Kitap, bizim okuduğumuz sıralama ile mi geldi? Yoksa sonradan mı düzenlediniz?
buRAK özDEMİR – Kitap, birbirinden tamamen kopuk bir biçimde, cümle cümle, paragraf paragraf geldi ve beni hazırlık safhasında en çok uğraştıran tüm bu bilgileri bir kurgu ve yumuşak bir akış içerisine sokmak oldu. Bu bilgilerin belli bir akış içinde olabilmesi için hepsine hakim olmak gerekiyordu ve öyle çok bilgi vardı ki zekamın limitlerinin duvarlarına dokunduğumu hissettim. Sanıyorum beynimin %100’üne erdim o günlerde. Şimdi her zamanki yerine, yüzde beşler seviyesine geri dönmüş durumdayım : ) (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
04:13

Bulmak ölmek demektir…

Harala gürele içinde içinde koşuşturduğumuz bu dünyada bizim işimiz ne zaman biter acaba? Kredi kartı borçlarımızı ödediğimiz zaman mı? Topluma faydalı çocuklar yetiştirdiğimiz zaman mı? Yoksa, şahane bir CV sahibi olduğumuz zaman mı? Böyle bir milyon madde çıkaralım. Bunların hiçbirine bakıp hayatımızın filminde The End yazısına gelip gelmediğimizi anlayamayız. Yaşamın bir anlam ifade edip etmediğini anlamanın tek bir yolu var. Halâ arıyorsan, birşeyleri arayacak enerjiyi ve merakı biraraya getirebiliyorsan varsın. Bulduysan daha doğrusu bulduğun hissiyle doluysan yoksun. Bu kadar basit… (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
04:14

Reklamlar…

samp.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
10:30

Deja-vu Kültürü…

Deja-vu tam olarak, bir insanın, yaşadığı bir olayı daha önce aynen yaşadığı hissine kapılması demek. Acaba, bu his ülkesinin gündemini takip eden bir Türk’e ortalama kaç kere geliyordur? 1? 3? 5? 10? 50? Keşke, insanların hissiyatlarıyla ilgili elimizde istatistikler olsa da kendimizi ecnebilerle bir kıyaslayabilsek. Dejavu’yu bir kültür haline getirmiş bir başka millet daha var mı öğrensek. Düşünün müthiş tempolu bir maçı izlemek için TV’nin başına oturmuşsunuz. Maçı izleyemiyorsunuz çünkü, yönetmen maçın ilk dakikalarındaki bir pozisyona takılmış kalmış. Tekrar tekrar oynatıyor. Hem de ağır mı ağır bir çekimde… Maç bitmek üzere, siz halâ o pozisyon ofsayt mıydı değil miydi onu tartışmaya teşvik ediliyorsunuz. “Kabus” dedikleri bu olsa gerek.

Bana “deja-vu kültürü” lafını türettiren saksı, TV’de haberleri izlediğim sırada düştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasa komisyonunda birbirine girmiş milletvekilleri izledim. O sırada gözlük camlarımın sol üst köşesinde bir deja-vu-metre belirdi. Ben bıraktığımda, daha önce aynı sahneyi yaşadığım anların sayısı yüzü geçmişti!

Şunu farkettim. Ya sadece Türkiye’nin gündemini takip edeceksin ya da sadece dünyanın gündemini… İkisini aynı anda takip etmek insana çok büyük acı veriyor. Bu acıyı, Hürriyetim’e yurtdışından girenlerimiz benden çok daha fazla yaşıyordur. Şu sahne kime acı vermez ki?

Dünyadan bir haber: Amerika, Mars’a adam gönderme projesinin bütçesini tartışıyor.
Türkiye’den bir haber: Ankara’da vekiller birbirine girdi!

Oradan bir haber, buradan bir haber deli ediyor insanı ve sonunda bihaber olmayı tercih eder hale geliyorsun. Sanki birileri, Türkiye sinemasında oynayan hayat filminin pause düğmesine basmış. Gözümüzün önünde hep aynı sahneler… Hep aynı tartışmalar… Hep aynı görüşler… Pause’a bassalar gene iyi. Bir de filmi sürekli geriye alma, filmin başına dönme olayı var.

Biz Deja-Vu kültürümüz içinde yuvarlanıp giderken, dünyanın patron ülkeleri yeni ve denenmemiş şeylere girilmekte yarışıyorlar.
Cenevre Otomobil Fuarı’nda bu yıl, uçan-yüzen-giden bir otomobil tanıtılacakmış. Çok değil 10 yıl önce bilim-kurgu filmlerinde izlediklerimizi, haberlerde izler olduk. Kurgular bir bir gerçek olmaya başladı. Yıl 2binyüz2 kitabında, “izle öde rüyalar” reklamlarının da içinde olduğu bin küsür kehanette bulunmuş bir yazar olarak şu haberi okuyunca neler hissetmiş olabilirim tahmin edin: “Japonlar, arzu edilen rüyaları görmeyi sağlayan rüyamatiği tanıttı!”

Adamlar, hayal edebildiğim için kendimle gururlandığım konuları, gerçekleştirip lansmanını yapıyorlar. İşte o an anladım ki, biz gelecekte yaşamaya zaten çoktan beri başlamışız da farkında değiliz. İçinde yaşadığımız ülkenin ağır koşulları, bunu farketmemize engel. Alem, Mars’a insan gönderme projesinin bütçesini parlamentosunun onayına sunarken biz de buralarda değişimi “Neler oluyor biiizeee? Neler oluyor gülüüüüm?” şarkılarıyla karşılıyoruz.

Biri beni çimdiklese ve “buRAK bir kabus gördün. Geçti artık” dese keşke! Gelin görün ki, yıllardır bu beklediğim çimdiği atan yok. Korkarım, bu yaşadıklarımız bir gerçek. Hatırlarsınız, Matrix filminde deja-vu olayı olmuştu bir kere. Morpheus ne yapacağını şaşırmıştı. Bu bir program arızasını gösteriyor. Hayra alamet değil demişti. Ben de diyorum ki, birbirini tekrarlayan gündem konuları bizim geleceğimiz açısından hiç hayra alamet değil.

Acaba şu deja-vu kültüründen kurtulmak için bazı uçuk projelere mi girişsem? Kendilerini dondurtan insanlar kervanına mı katılsam? “Kardeşim sen beni dondur. Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olduğunda beni tekrardan ısıt. Ama sakın unutma!” mı desem? Sizi bilmiyorum ama ben pek sıcak değilim bu olaya. Ya ısıtmazsa adam beni?

Ya da punduna getirsem ve Dünya Bankası’ndan üç-beş milyar dolar kredi alsam. Bu parayla insanlık tarihinin en albenili emeklilik kampanyasını düzenlesem… Politikacılardan başlayarak, sürekli kendini tekrar eden, son kullanma tarihi doldurmuş deja-vu kültürünün başaktörlerini bir güzel emekli etsem. Villalar, havuzlar yaptırsam onlar için. Hatta kendilerini tatmin edebilecekleri parlamento binaları yaptırsam. Manşet olabilecekleri gazete baskıları, konuk olabilecekleri kapalı devre TV istasyonları yaptırsam onlara. İstedikleri gibi didişseler orada. Meydan da gençlere kalsa…

Bu fikir bana, kendimi dondurtmaktan çok daha sıcak! geldi. Sanıyorum Deja-vu marka gözlüğümden kurtulmanın yolunu buldum. Bu noktada sizden bir rica: Aranızda Dünya Bankası’nda tanıdığı olan var mı acaba???

Deja-vu tam olarak, bir insanın, yaşadığı bir olayı daha önce aynen yaşadığı hissine kapılması demek. Acaba, bu his ülkesinin gündemini takip eden bir Türk’e ortalama kaç kere…
Alın size bir deja-vu daha ☺

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
11:00

Reklamlar…

muhsin.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
11:30

Fulden’den…

Sevgili buRAK – mesajlarinin birinde ‘saniyorum yaslaniyorum’ demissin. Daha dur ya, cok gencsin sen – Gothic metal’i birakma:-) Ben senden 4 yas buyugum hala metal dinliyorum :-) Bence bir Sirenia’yi dinle,Norah Jones’u hemen unutursun – TDG’den anladigim kadariyla Metallica seviyormussun (bir zamanlar?) – bunu da seversin eminim. Cok afedersin senli benli konusuyorum – cok yakin geldin bana (kindred spirit almost) – gothic rock, hizli arabalar, Tanri.. Ingiltere’den cok sevgiler.. TDG heryere erisiyor bak:-)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
11:37

Emre’den…

Dostumuz Emre, yayınevi kurmak istiyor, lakin finansöre ihtiyacı var.
emredikici@mynet.com

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
11:50

Sinem’den…

Tanrı’nın Doğum Günü hayrani olarak, kitabinizin takipcisiyim. Saniyorum 4.baskisini yaptı.En yakin zamanda onu da alip yeniden okumayi istiyorum. Ancak ilk baskisini okuyan bizler bu durumda biraz haksizliga ugramadik mi, her yeni baskida biraz daha genisletmezsiniz umarim ; )
Yoksa kitapligimda onlarca Tanrı’nın Doğum Günü bulunacak..
Cevremdeki herkese kitabinizi siddetle tavsiye ediyorum ve once size boyle bir kitap yazdiginiz icin, sonra da bana kitabinizi buldugum icin dua eden, minnetlerini sunan, hayretler icinde buyuk bir zevkle okuyan bircok kisi oldu. Kitabiniz ciddi anlamda onemli,ozgun,degerli ve farkli..
Kitabinizdaki bircok kripto kalbime isledi ve herbir an aklimda..
Size yeniden binlerce kez tesekkur ediyorum,
Sevgilerimle,

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
12:15

Şerif’ten…

Her ne adla olursa olsun bir şeye önyargıyla bakıp hareket etmek bence adaletsizlik olur. Buda müslümanım diyen kişiye yakışmaz. Kitabınızda katıldığım yanlarda oldu katılmadığım yanlarda. Hatta bazen şaşırdığım, vay canına be dediğim kısımlarda oldu. Benim yorumlarım böyle bilmiyorum artık okuyanlar mı okumayanlar mı bölümüne koyarsınız bilmem size kalmış.aslında dahada yorumlarım vardı da yorumu uzatmak istemedim. Bide Kur’anı okuma tarzınız çok hoşuma gitti.Her ayette gözden kaçanları fark etmek çok güzel oluyor.buraya kadar gelip okuduysanız sağolun okumadıysanızda canınız sağolsun.

Not: Dostlar, yorumlarda kitaptaki ifadelerden olumlu yada olumsuz bahsedilen kısımları yayınlamıyoruz. Farkındaysanız sitemizde kendimiz de hiçbir şekilde alıntı yapmıyoruz. Kur’an ve kriptolar konusunda herkesi kitabın içinde, kendi zihni ve kendi düşünceleriyle başbaşa bırakıyoruz.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
19:54

Bugün Live Earth konserleri var…

Dostlar bu vesileyle… Ağaçlarımızın üzerine baskı yapan şu YAZICI’ları PRINTER’ları hayatımızdan çıkaralım artık diyorum. Ekrandan okumak gibisi var mı?

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
20:04

Hakan’dan…:)

yeni yazını bak bugün yayınlamazsan seni mermi manyağı yaparız haberin olsun
TDG sitesi sakinleri adına

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
07
2007
20:37

Kerim’den…

biliyor musun? İnsanların dünyada kim olduklarını bilmiyoruz. Bir dilencinin önceki yaşamında peygamber olduğunu, bir çöpcünün Allah olduğunu… Dar bilinclerin anlayamdığı bu. Seni tebrik ederim bana göre sen içimizde şanslılardansın. Tanrının seni seçmiş olduğundan. Dediğin gibi belki gerçek belki hayal ama biz neyin gerçek olduğunu bilemeyiz. seni sevdim hoşçakal

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
10:45

Tufan’la…

Ben bir Yeni Aktuel okuyucusuyum her hafta olmasa da mumkun oldugunca takip ediyorum. Farkli dusunceleri bilmek ve takip etmek ilgimi cekiyor. Yine aldigim zevkle okudugum dergimde sizin röportajinizla karsilastim ilginc ve ilgi cekici bir soylesiye benziyordu. TDG ilk anda bircok kisiye ki ozellikle manevi hayatini yasamaya calisan kesime urkutucu kizdirici geliyor olabilir. Ancak bunun maddesel bir dogma olmadigini anlamamak da cehaletten ileri geliyor olsa gerek. Cunku hic bir ateist dahi yoktur ki su anda sizin kitabiniza verdiginiz ismin olmama ihtimalini bilmesin. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
11:30

Kutsal’la…

Allah’ın selamı üzerine olsun buRAK kardeşim, Öncelikle emeklerin için sana teşekkür ediyorum. Allah O’nun yolundaki çalışmalarını ve hizmetini daim etsin. Aktüel dergisindeki röportajını okudum. “Kitaptan…” diye bir bölüm vardı röportajda, alıntılar olduğunu düşünüyorum, şöyle bir bölüm var: “Kur’an’la birlikte doğan Allah kelimesinin geliş amacı, çok tanrılı dinlerle çoğalan ilahları teke indirgemektir.” Eğer Allah kelimesi Kur’an’la doğduysa, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in babasının ismi nasıl “Allah’ın kulu” anlamına gelen Abdullah olabilir? (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
12:00

Çok zorlu bir eleştiri geldi. Cevap vermekte zorlanıyorum…

Bir internet sitesinin yazarı bendeniz ve TDG için özetle şunları yazmış;
- Yazar bakmış ki Secret yok satıyor hemen taklidini sürmüş piyasaya.
- Sır mır laflarını da o kitaptan kapmış.
- Lakin tüm promosyona karşın kitabın satışları 10bini bile bulamamış.

Eeeeee… Ne desem acaba…
Türkiye’yi geçtim Secret kitabı ilk olarak Amerika’da piyasaya çıkmış efendim. Bir bakalım hangi tarihte çıkmış: (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
12:30

Devrim’den Etox’a… Marjinal Türklerin Büyük “Sır”rı…

devrim2910h.jpg

“Garp kafasıyla araba yaptık, Şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk… ”
IV. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ilk Türk otomobili Devrim’in lansmanında benzin bittiğinde böyle söylemişti… Medyanın önünde şov yarıda kalıyor tabi…. Oysa o anda hayal kırıklığına uğramak yerine o durumla dalga geçse, Türk otomotiv endüstrisi 50 yıl önde olucaktı bugün belki. Hadi dostlar şunu benzinciye itelim hep beraber deseydi mesela… Fotoğrafın güzelliğine bakın. Ülkesinin sanayisi için otomobil itekleyen bir cumhurbaşkanı. Medya da bu sanayi hareketine destek vermiş. Arka tamponu sırtıyla ittirerek. Ama yok. “Burası Türkiye!” karamasarlığı ve inançsızlığı ilk Türk otomobili projesini ebediyete kadar rafa kaldırttı. Sıfırdan bir otomobil, hem de birkaç aylık bir zamanda yaratılmışken. Proje yönetmek zorlu bir yoldur. Yaparsın, olmazsa bozar, daha iyisini yaparsın. O da olmadı mı? Bir daha bir daha bir daha… Proje yönetmek bu demektir. 5 ayda sıfırdan çalışan bir otomobil geliştirmişsen, sen büyük bir iş yapmışsın demektir. Ama ah… Şu “Burası Türkiye!” kafası yok muu? (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
14:10

Yalçın’dan…

Öncelikle buRAK kardeşimizin görevini dönülmez bir ahitle paylaştığımı tüm okuyucuya ilan ediyorum. O RAHMETİNİN GAZABINA üstün geldiğini çok önce ilan etmişti. Şimdi buna açıklama getiriyor. Kitap kuşku duyulamayacak kadar gerçektir. Gönül gözü açık olanlar bu sayfada heyecanlarını coşkuyla belirtiyorlar. Onları öncelikle kucaklıyorum. Sonsuz anarenkten oluşan sevgimle ağır eleştiri getiren kardeşlerimi de içine alarak kucaklıyor. Sonuna kadar bu kardeşimin arkasında olduğumu belirtiyorum….

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
14:24

Zahide’den…

Seni yaradan Allahıma….ve de benimle buluşturan Allahıma sonsuz şükranlarımı sunarım….

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
23:25

Emin abi’den…

Bir ayet ve aşağıdaki linkte bir haber… Önceki ayetlerle birlikte okunmasını öneririm. “Ve ‘diri diri toprağa gömülen kızcağıza’ sorulduğu zaman” Tekvîr Suresi 8.ayet

Kız bebeği diri diri mezara gömdüler (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
08
2007
23:37

Tosun Paşa’yla bir pazar sabahı…

tosun1.jpgtosunx2.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
09
2007
21:27

Ben geldiiiiim…:)

Selamlar buRAK Bey, Bugün çalışmamışsınız hiç sanırım :) Sitede taaaaaa pazar gününe dair bir iki yazı ve resim var o kadar…Olmuyor…Lütfen…Lütfen…Reca ederim :))Şaka bir yana hergün size dair bir şeylere rastlamak ümidiyle siteye giriyoruz.O yüzden bugün hayalkırıklığına uğradım açıkçası…Üzmeyin bizi…Sevgiler…Emine

- İşte bu yüzden evden çıkmıyorum : ) Çıkınca böyle oluyor site böyle boş kalıyor. Emine’ciğim çok özür dilerim, haklısın. Ama bir sor bugün neden dışarı çıktın diye. Madem sordun hemen söyliim : ) Efendim benim canımın içi ananeciğim bizdeydi 4 gündür. TDG’yi yazarken evine ve şefkatine sığındığım ananem… Ben hayatım boyunca bana karşılık beklemeden yaptıklarının hakkını asla veremem. İşte bizdeki bu dördüncü gününde tonton çiçeklerim de çiçeklerim diye tutturdu : ) Biz onu burda ne kadar el üstünde tutsak da yaşlı insanlar evlerini özlüyorlar. Onu elcağızımla evine götürdüm. Evinde yığınla kitap vardı. İmzalı kitap siparişleri. Onları imzaladım. Yayınevine gidemediğim için ben kendim gönderme yolunu seçtim bu sefer. Onları imzaladım sevgiyle. Bu sırada koli bandı dostumuz sıcaktan olsa beni çok yordu. Tam yerini buluyorum, tırrrt diye sarıcam paketin etrafını kopuyor. 100 kere koptu herhalde. 100 kere yerini buldum ben de : ) Bu arada imza listelerinde bazı isimleri iki kere imzaladığımı farkettim. Onlara fazladan kitap koydum falan filan zor bir gün geçirdim yani : )

Lakin bi sürü şey düşündüm. Doldum yani. Yarın telafi edeceğim bu boşluğu.

Bu arada bu haftanın imzalı siparişlerinin paketleri eğri-büğrü ve de yamru-yumru oldu. Ben paketledim onları o yüzden : ) Okulda defterlerimi de kardeşim kaplardı zaten hep…
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |