Tem
18
2007
13:33

3. Faz: Çatışma/Buluşma

Kardeşim bana sitem ediyor: “Nerden çıkardın şu faz işini? Gören hesaplı kitaplı bi hareket zannedecek TDG’yi”.

Ben de ona şöyle diyorum efendim:
“Hiç hesapsız kitapsız devrim olur mu?”

Faz bilgilendirmesi bizim için gerçekten çok değerli. Bizim pusulamız o. Ben takvimimden sizi bu yolla haberdar edebiliyorum ve faz bilgisi sayesinde aynı yerden bakabiliyor, aynı zeminde düşünceler üretebiliyoruz.

Duyduk duymadık demeyin dostlar. 3. fazın adı Çatışma/Buluşma‘dır.
Bu üçüncü faz, ikinci faz olan kitleselleşmenin içinden doğuyor.

Ne kadar kitleselleşirsek o kadar çok çatışacağız.
Ne kadar çok çatışırsak o kadar çok buluşacağız.

Büyük aşklar, büyük kavgalardan doğarmış…
Dilleriyle canımızı yakmaya çalışacaklar her zamanki gibi,
lakin her ne “hikmet”se canımız hiç yanmayacak.
Dona’nın kitapta dediği gibi;
Sen arınmış bir ruh olduğun müddetçe çakmaya çalıştıkları hiçbir kıvılcam alev almaz.
Her biri denize atılmış birer meşale olarak kalır.

Dona geri döndü ya, şükürler olsun ruhumun yalnızlığı sona erdi.
3. fazın adrenalini yüksek olacak, bunu gösterdi bana. Adrenalin…
Mazlumların, makul olanların, hepimizin buna çok ihtiyacı vardı…

Bana getirdiği “kum saatini” görünce siz de insanlığın önünde duran kesimlere dönük
hitabımızdaki değişikliği gözlerinizle göreceksiniz…
Gerindi gerindi ve derin bir nefes aldı Sur’a.
İşte bugünden sonra o güçle üfleyecek üzerimize.
Lütfen ama lütfen herkes ruhsal gelişimine hiç olmadığı kadar önem ve öncelik versin.
Süreç çok hızlandı çünkü…

Tanrı’nın doğum günü toplam 7 fazlı bir proje. Ve biz geldik üçüncüsüne…

7. fazda benim işim biter, ben kaçar dostlar. buRAKozdemir.com yayınını ebediyen sonlandırır.
Allah ömür verir de o gün buralarda olursam, en büyük hayalimin peşinde,
buradan uzaklarda olurum. Karadeniz’in tepelerdeki köylerinden birine yerleşip, çiftçilik yapmak üzere…
Mis gibi yayla havası. Buralara kadar geldi…

Bu arada müjdeli bir de haberim var. 4-5-6-7… Bu fazlardan birinde…
Çok sıradışı birşey yaşayacağız.
Bir sabah uyanıp, bilgisayarınızın başında siteye girdiğinizde kalbiniz yerinden fırlayacak, söylemedi demeyin.
Geceden isimsiz bir “okuyucu” maili almış olacağız.
Kelimelerinin enerjisinden gönderenin ismini hemen görüp tanıyacaksınız.

Dile kolay, 2000 yıllık bir özlem bu…
Hep birlikte hüngür hüngür ağlayacağız o gün…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
18
2007
14:42

“Yardımınıza ihtiyaç var” çağrımıza geri dönen dostlara sonsuz teşekkür. İhtiyaç durumu ortadan kalktı.

Dostlar bu gece, sitemiz elden geçecek. Eksiklikler gidecek, yenilikler gelecek. Bazı internet tarayıcılarında sitemizin görüntüsünde kayma olduğu bazılarında ise görüntünün çiçek gibi olduğu yönünde duyumlar gelmekte.

Şimdi sizden yardım istediğiniz konuya geliyorum. Lütfen sitemizin bilgisayarınızdaki görüntüsünü prt scr / print screen tuşuna basarak kaydedin. Sonra mesela bir word dökümanı açın ve paste/yapıştır yapın. Bu görseli bize gönderin mailinizin subject/konu kısmına tarayıcınızın “marka ve modelini”
yazarak bize gönderin. Explorer 6.0 gibi. Hadi üşenmeyin gönderin. Bu geceye kadar. Gönderin ki, sitemiz ekranınızda daha güzel görünsün. editor@buRAKozdemir.co…
daha güzel, daha mutlu, sevgi dolu bir buRAKozdemir.com için
batsın bu buRAKozdemir.com
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
18
2007
19:47

Ahmet Bey ne güzel şeyler yazmış…

Bugünlerde dünyanın en mutlu ve en huzurlu günlerini yaşadığımı söyleyebilirim.
Kızım 13 üne bastı,
torunum artık emekliyor,
büyük oğlum TDG yi okumaya başladı,
tabi TDG yi gelinim , hanımım ve kızımda okumaya başladı,
küçük oğlum üniversiteyi bitirdi,
12 07 2007 de kepatma töreni vardı.
daha dünkü çocuk öğrenci falan derken bilgisayar mühendisi oldu.
dahası
işlerim açıldı,
ve bugün bir hayalimde gerçekleşiyor.
tranportırımı az sonra teslim alacağım ve torunumla tatile çıkacağım.
Yaradanıma binlerce kere şükürler olsun…
Daha önce 19 adet aldığım TDG leri bu kez 20 adet olarak sipariş verdim.
Çevremde sevdiğim okadar çok insan varki…
Onlara hediye edeceğim bu kitabı okumaları için tanrıma dua edeceğim.
Sana torumunla kızımın fotoğrafını gönderiyorum,
Onlar gerçekten tanrımın bana yansımaları
sağlıklı ibadet ömrü dileklerimle
Ahmet
ahmet.JPG

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
18
2007
21:58

Radyo Mydonose öneriyor: Tanrı’nın doğum günü / Teşekkürler Sevgili Didem…

radyomydonose.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
19
2007
14:48

Sağlıklı günler…

Eşimin söylediğine göre uykumda ellerim klavyenin tuşlarına basıyomuş. 24 saat çalışma halindeyim yani : ) Yeni Kitap E.H., yıl sonu için düşündüğümüz v1.0.3 ve bir de TDG’yi destekleyici eser K.K. (O da yıl sonu elinizde kısmetse) derken gözleri bozduk. Başağrısı yapıyor, yazılarıma sekte vuruyor, şikayetçiyim. Göz doktorunun yolları gözüktü demektir bu…

Bir de dişçi tabi. Bir geçici dolgu iki sene insanın ağzına vekalet eder mi? Ederse böyle ağrı yapar tabi : ) Yani dostlar biraz kendimizle de ilgilenmemiz lazım.

Bu arada bir askerlik anısı size, adettir :) Koğuşun ranzasında yatıyorum, bayramda izne gelmenin hayalleri içindeyim. Boş boş tavana bakıyorum. (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
19
2007
14:52

Regaip Kandiliniz Kutlu Olsun Dostlar…

kandil.gif

Dini günlerin ayın 19′una denk gelmesine bayılıyorum : )

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
19
2007
17:14

Okuyanlar 19 Temmuz…

Dostlar, okuyucu yorumlarını word dökümanı olarak buradan indirebilirsiniz.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
19
2007
17:32

Güzel habere ne denir… Dona Youtube’a şöyle bir dokundu… Ayın 19′unda Dona’dan hepimize Kandil hediyesi…

Dona’nın Secret Bildirgesi’ni film yapmıştık biliyorsunuz.
İşte o film, bugün youtube’da dünya genelinde en çok
link verilen 46. film olmuş…:) Teşekkürler herkese…

gözümle görmeden inanmam şekerim diyenler için link

(Link ayın 19′u için geçerliydi)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
19
2007
21:31

DONA’NIN SECRET BİLDİRGESİ..

http://www.youtube.com/watch?v=4aLe658iBaA

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
20
2007
15:12

Varan 1: Dişçiye gidiyorum birazdan…:( ):/ şizofrenik smiley

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:16

Demircinur’dan…

Sayın buRAK özDEMİR, Kitabınızı eşimle beraber okudum açıkçası çok etkilendim ve şimdi tekrar okumak üzere elime aldım. Merakım bu bilgileri nasıl bu kadar güzel derleyip ve de günümüz trendi olan chat ile birleştirip nasıl bu kadar akıcı sunabildiğinizdir. Hepimizin aklını kurcalayan pek çok konuya açıklık getiren bu kitabınızı şimdi pek çok arkadaşımıza hediye etmeye başladık. Yalnız dikkatimizi çeken bizim aldığımız baskı ilklerdendi. Şimdi aldığımız 5. baskı ise daha kalın ve sanırım eklemeler var. Hangi bölümlere ekleme olduğu konusunda bize yardımcı olursanız sevinirim. Başarılarınızın devamını dileriz.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:17

Muazzez’den…

aslında TDG yı okuyalı bir ayı geçti ama nedense bir türlü bir şeyler yazamadım belki o büyülü tarafından ayrılmadım için ömrümde okumuş olduğum en güzel kitap tabiki Tanrıdan gelmesinin etkisi büyük:-) TDG ile ilgili ne yazsam yetersiz o kadar büyük bir etkisi var ki… (daha fazla…)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:18

Emsile’den…

200707 oluşulagelmiş hayatların bütünü, ve bu bütünün oluşumunu sağlayan ben, aslında güneşin doğması için en büyük nedenmişim benim varlığımla mutlu olan TaNrIm iyiki varolmuşum yoksa şÜkRüMüN değerini nasıl bilebilirdim.Senin bir parçan olmak onur verici, tekrar sana dönmek mutluluk. ve ben sana döneceğim günü sabırla bekliyorum. “benim için ağlama dünya anne,sonum başlangıcım olacaktır.” eMsİLe (Anlamıyla var olan) teşekkürler buRAK özDEMİR

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:19

Müge’den…

‘Kitabı sevmek’ ne demek ? bu çok hafif bir tarif olurdu. bunu anlatmam çok zor, gerçekten duygularımı ifade edemem. çünkü okuduğum binlerce kitabın bana hissettiremediği, tarifsiz duygular içindeyim. her satırında, ruhumda bir ampul yanıyor. dona t’ye ve sana ne kadar teşekkür etsem az. kitabı bitirdiğimde de duygularımı seninle paylaşacağım. ‘herşey’ için çok teşekkürler. sevgiler Müge / Show Radyo

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:27

Droshop’tan…

Size çok kırgınım! Ben kitabın 2. baskısını güç bela buldum ve geçen gün ne göreyim? Yeni kriptolar eklenmiş!!!!! Derhal bunları istiyorum :). Neyse kitabınızı okumaya kıyamadığım için yani bitmesin diye ancak bugün bitirdim sonradan farkettim ki ayın 19′u ve kandil :) Kitabı bitirirken resmen kalbimin atışının sesini duydum. Yalnız size bir sorum olacak. 2. baskıda sayfa 614′de “4 harften oluşan Kur’an” demişsiniz. Burdan benim gördüğüm kadarıyla Kur’an 5 harfli. Burda baskı hatası mı var yoksa ben mi birşeyi atlıyorum? Enfes bir kitap olmuş ve bir reklam öğrencisi olarak kitapınız için WOMM yaptığımı belirtmek istedim :). Neyse einize,emeğinize,dilinize ve gözlerinize sağlık. Kandilimiz kutlu olsun :)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:30

Gülsüm’den…

Daha kitabı bu gün aldım hatta şimdi 52. sayfadayım ama bayaaa etkilenmiş durumdayım:) okuduğum yere kadar süper bi kitap olduğunu sölemek istedim:)
- 52. sayfa… Yakında ısınma turları biter, kitap gerçekten başlamaya başlar :)
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
17:31

Jaycesaka’dan…

Kitabınıza teşekkürler yolumun açılmasında yardımınız çok oluyor herzaman heryerde sevgi ile kalın

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
23:42

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dikkatine…!

“Dövme yaptıran tövbe etsin”.
Diyanet İşleri Başkanlığı, “cahilliye adeti olan” dövmenin, dinen yasak olduğunu belirtti.

Biz de diyoruz ki:
“Şuna helal buna haram demeyin” diyen açık Kur’an ayetlerini hiçe sayan

herkes tövbe etsin!
Ömürlerinin kalan kısmını tövbe etmeye ayırsınlar,

belli olmaz, bakarsınız kabul olur…

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
21
2007
23:44

Kedicik’ten…

Size böyle bir kitap yazmış olduğunuz için çok teşekkür ederim.Ben 17 yaşındayım ve kitap okumaya, kitap sevdalısı annemin önüme agahtha christie romanları koymasıyla başladım. bugüne kadar daha doğrusu kitabınızı okumaya başladığım güne kadar kalbimde hissettiğim sevgi dolu tanrı ile bana gösterilen cezalandırıcı tanrı çelişiyordu ve bu beni müslümanlıktan çekinen biri haline getirdi. benim hissettiklerimle bana söylenenler arasında ciddi bir uçurumu olduğunu farketmiştim çünkü… Kitabı ilk önce annem okudu onun kur’an ve müslümanlık hakkında bu kadar coşkulu konuştuğunu daha önce görmemiştim ve işte böyle kitabınıza merak saldım. size en başta da söylediğim gibi tekrar çok teşekkür ederim bu kitap için. henüz bitiremedim çünkü o kadar farklı ki bazı sayfaları tekrar ve tekrar okuyup ‘hadi ya!’ mooduna giriyorum:)

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
22
2007
02:48

Sevildiğini bil… Gerçekten sevilip sevilmediğini…

Kardeşim ben seni çok seviyorum.
Canım benim sen benim yavrumsun.
Aşkım seni çok seviyorum.

Hayatımız boyunca böyle çok “seviliyorsun” mesajı alırız. Peki, bizi sevdiğini söyleyen herkes gerçekten bizi seviyor mudur? Dostlarım hayat bana bu mesajların önemli bir bölümünün spam* (gelişigüzel herkese gönderilen “ticari” mesajlar) olduğunu öğretti. Bunu ağır bedeller ödeyerek öğrendim…

İçinde sevgi kelimesi geçen her cümle sevgi cümlesi değildir dostlar. Ve galiba, işe buradan başlamak gerekiyor. Biz, sevgi kavramının içini boşalttık çünkü. Gerçek sevgi, mukaddes bir duygudur. Sevmek herkese nasip olmaz. Bilgeler sevebilir. Arınanlar sevebilir. Masum kalmışlar sevebilir. Güzel gönüllerin dışındakiler asla…

Mukaddes duygu sevginin, günlük hayatta ona-buna telaffuz ettiğimiz “seni seviyorum”la ilişkisi sadece “isim benzerliğidir”. Masumiyetini kaybetmiş insanlık bu kelimeyi “sana ihtiyacım var”ın yerine kullandığı için.

Peki birinin bize ihtiyacının olması, onun bizi gerçekten sevdiği anlamına gelir mi? Bedel ödeyerek öğrendim ki hayır. Sevgi sonsuzdur oysa bu arkadaşların “sevgisinin” ömrü ihtiyacın süresi kadar oluyor. Sonra? Aşk bitti yapı paydos…

Gerçek sevgi yargılamaz. Özgürlüğünün önüne barajlar kurmaz. Kısıtlamaz, koşullamaz, şart koşmaz. Sevmek, seçimlere hürmet etmektir. Sevmek değişmene izin verir, dönüşmene de destek. İhtiyaç ise şartlı destek demektir. Şöyle şöyle olursan diye başlar söze. Canımsın ciğerimsin diye çıkar. Metni tersten alırsan şöyle şöyle yapmazsan sana düşman olurumun kodlarını görürsün. Yok canım der geçersin. Ta ki bi tokat yiyene kadar.

Askerdeyken bi çocuk vardı. Tombik bişey, çok severdim keratayı. Bana bir gün şöyle bi soru sordu: “buRAK abi bu kız sence beni gerçekten seviyor mu?” Yaş ortalamasının 13 yaş üstünde olunca tabi insan, Güzin Abla/buRAK Abi durumları kaçınılmaz oluyor. Çocuğun aile epeyce zengindi. Şöyle basit bir plan kurdum ve ona sundum. Hemen uyguladı.
- Babamın fabrika iflas etti. Artık hayatımıza mütevazi insanlar olarak devam edecekmişiz. Çok üzüldüm ama iyi ki sen varsın yanımda…

Eeee kız bunu ertesi gün terketti! Sudan bi bahaneyle. Hiç paran olmadığı için der mi? Siz de ne fesatsınız. Şiddetli geçimsizlik diyelim ve bir parça da tesadüf. Bizimki ağlayarak geldi. “buRAK abiiii kız beni terketti. Abi ben onsuz yapamam be abi.” Bi makas aldım yanağından. Aç gerçeği söyle, çok güzel bulmuşsunuz, birbirinize çok yakışıyorsunuz dedim. Gençlik işte. Öhö öhö öhö. Bu arada kalp ilaçlarım nerde?
Tanrı’nın doğum günü’nde hep sevgiyi paylaştık. Bu kimseyi yanıltmasın istiyorum. Sevginin insanı, gönüllerin adamı olmak kendimizi ezdirmek anlamına gelmiyor çünkü. Gerekli yerde masaya yumruğunu vurabilmeli insan. Bazı insanlar almaları gereken mesajları, kelimelerden alamıyor. Kanallar menfaatle tıkalı malum.

“Sevenleri” eşimin canını yaktı bugün. Üzdüler. Telefonu elime aldım ve canını acıtanların canını acıttım. Epeydir böyle yüksek sesle de konuşmamıştım, nefesim açıldı. Hayatta toleransımın, tahammülümün sıfır olduğu anlar vardır. Vicdanlı insanların vicdan frekansını titreterek insanlara yük olanlara hiç acımam. İyi olmak bu iğrenç dünya düzeninde yeteri kadar ağır bir yüktür zaten. Bir de bu insanların sırtına “seviliyorsun” frekansından yük üstüne yük bindirenlere asla acımam. Kaldırımda kedi gördüğümde yolumu değiştiririm, benden korkup yola atmasın kendini diye. Yeniköy’deyken benim kediler eve canlı fare getirip bıraktıklardı. Muzaffet kumandan edasıyla yürür giderlerdi, ben fareyle yatak odamda başbaşa kalırdım. Canlı canlı fare yakalamayı öğrendim bu yüzden. En son artık 10-15 saniyeye kadar düşmüştü. Zırt diye yakalar hale gelmiştim kuyruğundan. Farelere acırım ben ama bu insan grubuna acımam. Eminim içinizde iyi olmanın, ses çıkarmamanın bedelini gereğinden fazla ödeyenleriniz var. Eşimin üzüntüsünü görünce, dostlarımızın bu kategorideki üzüntülerinin kökünün kazınması için birşeyler yapmamız gerektiğini farkettim. Bu konu listemde bilginiz olsun. Yükünüze yük bindiren, dostunuz olmayan dostlarınıza gidip gelip, dönüp dolaşıp çakıcam iki tane, haberiniz olsun.

Gerektiği yerde yumruğu masaya vurun dostlar. Sınırlarınızı çizin. Burası benim dünyam, şurası seninkisi görüyor musun bak arada bir çizgi, bir sınır var demekten asla korkmayın. Kendiniz olmak, kendinizi gerçekleştirmek istiyorsanız bu çizgiyi çekmek zorundasınız. Bu çizgiyi çizemezseniz… Bir ömür süren bir hayal olursunuz, asla gerçekleşemezsiniz. Değişmenize, yeni biri olmanıza engel olan her kim olursa olsun asla kendinizi gerçekleştirmekten taviz vermemelisiniz. Kitaptaki Ölüm yazısını bu gözle yeniden okumanızı öneririm. Değişimimize direnen insan faktörüne karşı olarak yazıldı o satırlar çünkü.

Sitede Kur’an-İslam-Tanrı üçgeninde yazmayı sevmediğimi biliyorsunuz. Ancak, bu konu çok önemli ve benim v1.0.3′ü bekleyecek sabrım falan yok. Birçok dostumuzun da bu “sevenler” konusunda çemberlerinin iyice daraldığını hissediyorum nedense.
“Sevenler” bize vicdan frekansından geliyorlar. Vicdan… Vicdan, kişiden Tanrı’ya uzanan bir kablodur. Acaba kablonun diğer ucundaki bu konu hakkında ne düşünüyor? Tanrı’ya rağmen vicdan olur mu? Elbette olmaz. Vicdanın sınırlarını, insana vicdan olgusunu yerleştiren koyar. Üç beş vicdansız değil.

Eş, dost, kardeş… bırakın bunları, Tanrı bizi sınırlama hakkını anne babalarımıza bile vermemiştir.
Allah’a şükürler olsun. Bizim mukaddes kitabımız özgürlüğün yurduna bir seyahattir, içinde böylesi muhteşem ayetlere yer verir…

Biz insana, anne ve babasına güzelliğ�i tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle Bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğ�im. Kur’an-ı Kerim Ankebut Suresi 8. Ayet.

Bizim kültürümüz, anne-babaya güzelliğin tavsiye edildiği yerde ayete nokta koyar. Oysa ayet devam etmektedir… Allah’a ortak koşmanın “dini bir konu” olmadığını, bunun kişinin kendisini gerçekleştirmesiyle ilgili bir konu olduğunu TDG’ciler çok iyi biliyorlar. Ayet, yumruğu masaya vurma ayetidir dostlar. Yumruğu masaya güzellikle vurma ayeti…

Gene Kur’an’ın anlattığına göre Nuh peygamber, oğlu gemiye binmeyince çok üzülür. Allah ona ne der biliyor musunuz?

Ey Nuh, o senin ailenden değil!

Öz oğlu ama ailesinden değil… Bazen biyolojik ailemizin ruhsal ailemizle aynı kişiler olmadığını görmek çok acı olabilir. Acı da olsa bu bir gerçektir. Kabul edilmeyi bekleyen…

Kendimi gerçekleştirmek için yola çıktığımda benim de karşıma pek çok insan engeli çıktı. Kedi-köpek-börtü-böcek çıkacak değil ya, tabi ki insanlar çıktı. Ve kendimle gurur duyuyorum ki, inandığım yolda kimsenin gözünün yaşına bakmadım. Bana sunduklarının sevgi olmadığını bildim, tanıdım ve beni okşar gibi yapan ama gerçekte beni tokatlayan ellerini elimin tersiyle ittim. Ne oldu? Onlara rağmen girdiğim bu yolda beni daha çok sevdiler… Babamdan yumruk yedim. Bana çizdiği yolda yürümediğim, hayatta kendi yapamadıklarını benim üzerimden telafi etmesine izin vermediğim için. Karşılık vermedim. “Güzellikle” evi terkettim. Ne oldu? Hergün buRAKozdemir.com‘a giriyor ve sizlerin oğluyla ilgili yaptığınız yorumları gururla okuyor. Şu anda mükemmel bir baba-oğul ilişkimiz var. Doyamıyorum babama. Emin olun, onun istediği kişi olsaydım bunun yarısı kadar sevemezdi beni.
Sen sen ol, sen ol…

Bedeller konusu… Hayallerimizi gerçekleştirmek adına göze almamız gereken bedeller listesine zaman zaman sevdiklerimiz de girebiliyor. Ve bu bedel insanın canını gerçekten çok yakabiliyor. Peki sen bu insanların sana olan “sevgisinin” nefrete dönüşmesini göze alabiliyor musun? Alıyorsan işte o zaman sen o şeyi gerçekten istiyorsun, işte o zaman o kozmik muhteşem mekanizma devreye giriyor. Sen sen olunca, düşün de gerçek oluyor.

Bunu kendimle ilgili çok düşünmüşümdür. “Ay ben dünyayı değiştireyim ama hiç kimseyi de karşıma almiim. Herkes her zaman beni ayakta alkışlasın.” Böyle bir saçmalık olabilir mi? Linç dökümanını okudunuz. Sarsılarak. İşte benim hayalim, bunlarla karşılaşmayı göze alacak kadar değerliydi benim için. Bu tepkiler beni etkiledi mi? : ) O benim onur belgem, gururla taşıyorum onu. Her gün Tanrı’ya doğru uzatıyorum. Bak ben bu senetleri ödüyorum. Hani siparişimin teslimatı nerde diye?

: ) O kadar bıktı usandı ki benden, ver-kurtul modeline doğru hızla ilerliyoruz.

Ben üniversitelere seminer vermeye giderdim haftanın bir günü. 3-4 sene gittim. Türk gençliğinin karamsar olmasına dayanamıyorum. Seminerde hep beraber hoplayıp zıplıyorduk bu keratalarla, onlara da bana da çok iyi geliyordu. Hayallerini gerçekleştirmek isteyenler el kaldırsın diyordum genç dostlarıma. Herkes el kaldırıyordu hep birden. Hayallerini gerçekleştirmek isteyenler AYAKLARINI kaldırsın dediğimde herkesin el iniyor, sadece birkaç kişinin ayağı kalkıyordu.
- Neden kaldırmadınız?
- Sıralar çok dar.
- Ayağını kaldıran arkadaşlarımız VIP koltuklarında mı oturuyor?
- Ama benim üzerimde etek var.
- E topuğundan doğru kaldırsaydın sen de canım benim?
Hayallerini gerçekleştirme yolunda kimileri hiç düşünmeden ayağını kaldırıyor, geri kalan çoğunluk ise neden kaldıramadığının mazeretlerini sıralıyordu. Aynı koşullar kaldıranlar için de geçerli olduğu halde…
Masaya herkes yumruğunu vurur, maharet masaya tekme atabilmekte anlamı da çıkabilir tabi bu sözden. Artık masaya tekme mi atarsınız kafa mı atarsınız bilemem. Ama şu telefonda ismi çıktığında açmaya elinizin gitmediği seslere karşı bi şeyler yapın artık yahu. Yoksa istediğin- istemediğin, kendini her telefona cevap vermek zorunda hissedenlerden misiniz? Bakın ben bundan bir süre önce sahil yolunda 170 km. hız yapan bir minibüs gördüm. Kırmızılarda bile geçiyordu vicdansız. Arabayla zor yetiştim (Benim 8.50 olsaydı plakasını ön taraftan okurdum ya neyse. Baba arabası işte). Aldım plakasını. Telefonu çevirdim. 155 Alo İmdat 1 saat cevap vermedi… Numaramı beğenmedi belki. Belki meşguldü. Belki canı sıkkındı! O memuru örnek alın, her telefon edenin sizinle görüşebilmesine izin vermeyin.

Kimsenin ama kimsenin hür iradenize, kendi kurduğunuz/kurmak istediğiniz dünyaya ve de olmak istediğiniz kişiye engel olmasına izin vermeyin. Hayallerimizin önüne Tanrı ve peygamber figürlerini koymalarına son veriyoruz artık biliyorsunuz. Bu kadar ağır figürleri kaldırıyoruz dostlarım, …’den Fatma’dan mı korkacağız?

Olmak istediğiniz kişi olun. Görün bakın meğer Fatma sizi ne kadar çok seviyormuş…
Yapacağınız kutlamaya ilk gelen … olmazsa ben de adam değilim…

sevgiyle
buRAK

Not 1: Geldiklerinde canım canım derler, muah muah diye yapmacık öpücük sesleri çıkarırlar. Canınızı sıkmayın. O kadar lafın üstüne o kadar yol geldiler ya, bu herşeye değer.
Not 2: Bu yazıda olaylar dibine kadar gerçek, kişiler son derece hayal ürünüdür. Gerçek hayattaki …’lerimiz Fatma’larımız canımızdır, kanımızdır.
Not 3: Benim telefonumun genelde hiç cevap vermemesine özel anlam yüklenmesin lütfen. Ben cep olayından sıkılmış bir bireyim. Birgün bir İphone’um olursa belki o zaman cep tel olayıyla barışabilirim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
22
2007
13:02

Ufo’lar… Ufo’lar… Ufo’lar… YAŞASIN!

Çocukluktan beri en heyecanlandığım en merak ettiğim konuların başında gelir. Veee gönlümüze beynimize UFO’larla ilgili ilk bilgiler gelmeye başladı. Nihayet :) v1.0.3 diyorum : )

Bu arada UFO konusunu ciddiye almayan dostların aşağıdaki linkten ciddi insanların UFO macerasını okumalarında yarar var. Dona’nın dediği gibi. İnsanlık tarihinin en heyecanlı günlerine hazırlanıyoruz…
sevgiyle
buRAK

Bu da bizim ikinci kitap Türklerim Diken Diken Oldu’dan bir sayfa : )

tahir.jpg
yazı

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
22
2007
14:00

Halide’den mektup var… buRAK’tan da cevap…

Kitap gerçekten çok güzel galiba benim düşündüklerime yakın olmasıda etkili
yalnız evrimle ilgili kısmı çok basite almışsın bence insanların çok bahsettiği bu konu üzerine daha çok açıklayıcı cümleler olmalıydı çünkü insallah şuan akıllı tasarımdan bahsediyor yani yaratıcı olduğu ama farklı bir yaratı olduğundan bu konuda aydınlatırsan sevirim kitabın bir kerede okunup bitirilebilecek bi kitap değil dikkat edilmesi gereken çok detay var. merak ettiğim çok eleştiri aldınmı aşırı dinciler var ama şunu söylemeliyim islama çok farklı ve güzel bir bakış açışı kazandırdın teşekkürler dediğim konu üzerinde aydınlatırsan sevinirim

****
Sevgili Halide, şu şu konuları daha detaylı istiyoruz şeklinde çok sayıda mail alıyoruz. Bunlar tabi gurur verici. İnsanlar varoluşla ilgili sorularının yanıtlarını onbinlerce kitabın içinden tek bir kitaptan bekliyor. Bu anlamda TDG olarak sınırsız bir beklentinin içindeyiz. Bu beklentinin altından da kalkacağız Dona’nın yardımıyla.

Lakin şöyle bir nokta var ki istek parçalarına dayalı oluşturacağımız bir TDG, tüm istek parçalarını gözönüne alırsak 600 değil 1200 sayfa oluyor. Bu da bizi bir noktaya getiriyor. Bilgi; ihtiyacımızın olduğu kadarıyla, ihtiyacımız olan zamanda…

Senin gündeme getirdiğin konuya gelince. Akıllı Tasarım ve Evrim konularının çok konuşulduğunu söylemişsin, haklısın çok konuşuluyor bu konu. Ancak… Biz gündeme yenik düşmeyi, teslim olmayı asla ve asla kabul etmiyoruz… Kendi gündemimizi ülkeye ve dünyaya kabul ettirmenin peşindeyiz. Biz bu konuya gereğinden fazla önem atfedildiğini düşünüyoruz. Nedenlerine gelince.

Allah’ın varlığı bilimsel olarak ispatlanamaz. Allah’ın yokluğunun bilimsel olarak ispatlanamayacağı gibi. Her iki görüş de birer tezdir, benim görüşüm miniklere her ikisinin verilmesi, hangisine inanacağına taze beyinlerin kendi hür iradeleriyle karar vermesidir. Herkes ihtiyacı olan şeye inanır…

Akıllı tasarım mefhumu dünyada topyekün kabul edilince, dünyanın kurtulacağına dair bir inanç var muhafazakâr kesimlerde. Haldır haldır evrimi çürütmek için uğraşıyorlar. Oysa gerçekte buna gerek yok. İnsanlığın Tanrı’yla olan problemi Tanrı’nın varlığı noktasında değil, dinlerin içeriği noktasında düğümleniyor. İnsanlığın sorunu Tanrı sana bunu gönderdi denilen dinler ve bunların içeriğiyle. Bu yüzden biz dinlerin içeriğine yoğunlaşıyoruz.

Tanrı’nın doğum günü insanlara Tanrı’nın varlığını ispatlama çabasına girmez. Tanrı’ya inanmamak, fedakarlıkta bulunmaktır. Tazelenmiş inanç bir konfordur ve inançsızlık kişinin kendi kendisini bu konfordan yoksun bırakmasıdır. Bana sorarsan bir kişinin ateist olması mucizedir. Böyle bir kozmosun rastgele yaratıldığına inanıyorsa bir kişi, orada özel ve sıradışı bir durum vardır. Biz bu sıradışı durumu terketmek için kendine ve Tanrı’ya bir şans verenler için varız. Gönüllerde bu ihtimal yoksa, biz de yokuz. Ne zamana kadar? Kişi kanallarını, antenlerini açıncaya kadar.

Kapalı bir kanal, Tanrı’nın kendisini görse de inanmaz zaten. Rüya gördüm herhalde der ve geçer. Kişi, zorla inandırılamaz. Bu nedenle Tanrı’nın varlığı bilimsel çevrelerce kabul edilmiş birşeydir diyerek kapalı kitlelere hücum etmeyi iyi niyetle boşa çekilmiş kürek olarak görürüm. Evrim teorisi çürüyünce Filistin sorununun bile çözüleceğine inanıyorlar ciddi ciddi. Bir de bizim topluma hayal kurmayı sevmez derler…

Şöyle de bir nokta var. Bu insanlar neden akıllı tasarımı bu kadar savunuyorlar? Çünkü diğer yanda da birileri haldır haldır topluma Evrim Teorisi’ni pompalıyor. İşte bu arkadaşlar gerçekten tam komedi… İnsanların Tanrı’ya dair inançlarını gazetedeki fosil haberlerine bakarak oluşturdukları nerede görülmüştür? Fosillerle bu kadar uğraşırsan, olacağı budur. Tarih öncesi çağların zihniyetiyle, 21. yüzyılı yöneteceğini düşünürsün. Bir de bu durumu fazla toz toprak yutmaya bağlayabiliriz. Zaten ben sadece böbreklerin değil beyinlerin de kum döktüğüne inanmışımdır.

Bu dostlarımıza ancak birgün bir sit.com yazarsak geniş yer verebiliriz. TDG konular indeksinde bu dostlar gerçekten çok önemsizler. Biz dinin muhteviyatını tazeleyip, güçlendirip, kitlelerle buluşturuyoruz. Biz nihayete erdiğimiz zaman, işte o gün Evrimci dostlarımız kendilerine boş zamanlarını geçirecek yeni meşgaleler bulmak zorunda kalacaklar. Değişiklik, iyidir…

Bakın bir de şu var. Kitapta Dona’nın evrimle ilgili getirdiği çok önemli bir strateji teklifi var. Ayetlerle desteklediği. Bunlar çok değerli bilgiler ve bu konuyu noktayı koyuyor zaten. Ancak, bazen gerçekleri bu kadar sade ve bu kadar net olarak karşımızda bulunca gözlerimize inanamıyoruz. Ansiklopedik kalınlıklara itimad etmeye alıştırılmış bir nesil, bir konunun birkaç sayfada çözümlenebilmesini algılamakta güçlük çekiyor.

Velhasıl kelam dostlar. Bıraklım Akıllı Tasarımcılar ve Evrimciler bu çıkışı olmayan çemberin içinde mücadele edip dursunlar. Bırakalım bu ikisi birbirlerini dengelesinler. Biz de yolumuza devam edelim. Emin adımlarla. Ve deeee;
sevgiyle
buRAK

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
22
2007
14:03

Sevildiğini bil… Gerçekten sevilip sevilmediğini…

Yazıyla ilgili mail ve telefon yağıyor… Ağlayan ağlayana… Dostlar, sanırım bizi tutan, ruhsal yolumuzdan alıkoymaya çalışan, çok önemli bir derdin ucundan tuttuk. Bu ipin ucunu, koparana kadar bırakmayacağız size söz.
Yazı dosya olarak sitede, hizmetinizde.
wordikon.jpg

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
22
2007
14:37

Youtube’da torpil mi dönüyor?

… çılgına dönmüş durumda. Secret’çılar 1 saat 15 dakikalık film koymuşlar. Ben 20 dakikalık İngilizce Secret filmini kabul ettiremiyorum diyo. Haçan şu işun aslinu pilen yok midur?

…’ye destek olalım kampanyasına katılmak için editor@buRAKozdemir.co…

buyu.gif

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:12

Leyla’dan…

Sevgili buRAK, Kitabına siteden tavsiye ile başladım. Doğrusu çocukluğumdan beri düşündüğüm bazı şeyleri dile getirmişsin. Şu anda matematik ile ilgili bölümdeyim. Kitabı bitirince bir kez daha okumayı düşünüyorum. Ruhun rengi ile ilgili söyleyebileceğim bir şey var. Geçtiğimiz 10 yıl içinde iki kere ölümden döndüm bu hastalık süresi içinde işyerimin arkasında duran bir ağacın milyonlarca rengi olduğunu gördüm. Tamda kitapta anlattığın gibi bir renk senfonisi vardı. Ve bakmıyor sanki o renge doğru uçuyordum. Çok şüpheci bir kişilik olmama rağmen kitabı okurken ondan en ufak bir kuşku duymadım. Kendimizi gerçekleştirmemizde “BİZ” olmamızdaki yardımlarınız için teşekkür ederim.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:14

Ceren’den…

slm buRAK..v1.0.3 ünü nasıl deli gibi beklediğimi bilemezsin.. belkide bilebilirsin..:) sana hiç söyledim mi bilmiyorum kitabını okurken hissettiklerimi… sanki o anda DONA’yla konuşan bendim. şu konu bitsin daha soracağım çok şey var dedim hep içimden.. sonra kendi kendime saçmalama kızım yine fazla kaptırdın sen şuanda okuyansın konuşan değilsin..:) kitabı elimden her bıraktığımda keşke geceleri masamın üstüne bıraktığımda yeni sayfalar eklense daha merak ettiğim çok şey var diye geçirdim içimden.. ve farkettim ki benim eminimki biçok kişinin aklından geçenleri duymuş olucakki ve nekadr ihtiyacımız olduğunu önceden görmüş ki seninle iletişimi hiç kesmemiş..:) ne mutlu sana..:)

Ve bize tabi herşeyi bizimle paylaştığın için sana tekrar sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum ve Tanrı’ma her gece bizi yalnız bırakmadığı için…… secretı okurken hep şu geçti aklımdan….. tekamülünü tamamlayabilmen için zengin bi insan olmana gerek olmadığı için seni zengin bir insan yapmıyorum…:) insanlara oturduğu yerden sanki hiçbir karşılık vermicekmiş gibi bişeyler istemek çok kolay geldiği için korkuyorum.. çevremdeki insanlarda iyimserliğe doğru ilerlemeler görmeye başlamışken tekrar hepsinin istedikleri şeyler kötü sonuçları beraberinde getirdiğinde karamsar olarak görmek..:( belki işe yarıyor yada yaramıyor bilmiyorum…ama ben hala bişeyler isterken benm için hayırlıysa olsun diyorum.. çok para istemek, iyi bir ev istemek, kairyer istemek, en mutlu olmayı istemek.. tam insanların doğasına göre şeyler bulup işlemişler kitapta.. çünkü biz bencil yaratıklarız. gerçek kendimizi bulmak için temizlememiz gereken özelliklerden biri bu ve bu secret insanlardaki bencillik çarklarını hızlandırmak için hazırlanmış bence.. ki biz insanlar yeni bir uyanışın başlangıcındayken geldiğimiz zorlu yolda millerce kilometre başa döneceğiz….:( TDG’yi okuyan yada okumayan insanların şunu hatırlaması için dua ediyorum.. “düşünmemiz herşeyi sorgulamamız, şüpheci olmamız, körü körüne inanmamız için bize akıl vermiş…..kullanmayı sakın unutmayın”

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:15

Bendeniz daha TDG ile tanışalı 20 gün oldu.Benim için özel öneme haiz mukatta harfleri ile ilgili bölüm haricinde şunu kesin ve net olarak anladım ki,TDG yi anlayabilmek için bu zamana kadar yaptığım bütün ezberleri bozmam gerektiğini anladım.Tanrıyla bütünleşme yolunda bize turbo görevi yapacak en önemli olgu sorgulamak…42 yıllık ömrümde şu muhteşem duyguyla tanıştım.O DA BANA BU KİTAPLA KENDİ KENDİME KÖLELEŞTİRDİĞİM BEYNİMİ TANRIDAN GERİ ALMAMDIR.Kolay olamadı dostlar…İnsanın ezberlerini alışkanlılarını başkasının iradesine terk ettiği ömrünün en değerli saat, dakika ve saniyelerini geri alması ne kadar zormuş.Oysa özgürlük ne kadar değerliymiş.Yüce kudret kıvranmalarıma cevap verdi.Sesime ses oldu.Mizacıma beyin yapıma karakterime uygun olmayan ama onun için yaptığıma inandığım ve teslimiyet zannettiğim şeylere aslında onun ihtiyacı olmadığını ne yapıyorsam kendim için yaptığımı anladım şükür…Birde o o kadar cömert ki daha baştan beni 3-0 galip oynatmaya başladı.Ben her ne kadar yüzsüzlük yapıp 6-0 olsun dedimse de arsızlığımdan 3-0 gibi muhteşem bir skora şükür silahıyla teslim oldum. Dün gece siteye konulan SEVGİ yazısı beyinlerde bir türlü konulamayan son noktayı koydu. SEVİNİRMİSİNİZ BİLMEM DOSTLAR… ARTIK BEN ÖZGÜR BİR ADAMIM. DOLAYISIYLA 22 TEMMUZU BU BANA DA DOĞUM GÜNÜM İLAN EDİYORUM. İyi ki hayatıma yeniden doğdum Tanrım. İyi ki varsın ve iyi ki hayatımızdasın.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:15

Tunsel’den…

kitabını okuyorum ve cesaretiniz beni mutlu etti.gerçekten Kur’an’ı herkesin anlayacağı şekilde çözümlemeniz çok güzel keşke dindarım diyen ler bunu ön yargısız okusa ve allaha daha yakın olabilse .imam hatip lisesinde uzun yıllar çalışan biri olarak sizi tekrar kutluyorum

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:16

Birol’dan…

Sevgili buRAK bey Ankaraya gelirseniz kapım size açık, yapabildikleriniz için önce Allah’a sonra size teşekkür ederim Allah kolaylık versin gücünü ve ışığını arttırsın.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Tem
23
2007
02:18

Hakan’dan…

kitap Remzi’de 39dan bu hafta 31′e çıkmış yeniden.

yazan: buRAKozDEMIR.com burası: tanrı'nın doğum günlüğü |