Ara
02
2008
16:57

Mektubumu okuyorum.. Mutluyum…

Mucizelere inanıyorum!..bu satırları size en bir güzel ruh halimle, huzura ve mutluluğa ermişliğimle yazıyorum :) sonsuz samimiyetimle..

anlatmak istediğim çok ama çooook şeyler var ama hangi birini yazabilirim ki..kimseleri detaya boğmak istemem ama şunu söyleyebilirim yaşadıklarımız kesinlikle tesadüf değil asla değil..

2008 yılı benim için anlatmakla bitmez. Kendimce çok derin şeyler yaşadım. çok düşündüm, bazen okudum, bazen kayboldum, bazen buldum ama sonra tekrar kayboldum. inandım, vazgeçtim sonra farkettim ki inanmaktan başka yolum yok. Hayatımda ilk defa ramazan ayı için ’11 ayın sultanı’ denmesinin nedenini idrak edebildim. Severek gönülden oruç tutabildim. Hem de bana hiç yük olmadı. Kendimi ayrıcalıklı hissetim ki bunları bu şekilde yazmak ve yaşamak pek benim hayat tarzımla bağdaşmıyor inanın. Biliyormusunuz ben şimdi bir sonraki ramazan ayını iple çekiyorum. Baş ucumda artık Kuran’ı Kerim var artık. Yüksek sesle çekinmeden ben Kuran-ı Kerim okuyorum diyorum yakınımdakilere ki onlarda bunun çekinilecek birşey olmadığını düşünebilsinler. Tüm bunlar olurken en başından beri yanımda TDG vardı. Sitede paylaşılanlar, çok yakın iki dostum, ailemden bir iki kişi ve bir de dünyanın en fedakar annesi, annem vardı. Ama ben yine de puzzle ın parçalarını bir türlü tamamlayamıyordum. Kendimi dersine iyi çalışmayan bir öğrenciye benzetiyordum. Herşey bana açıkça gösterilmeye çalışıyordu ama ben anlamıyordum işte!.. Bir türlü olmuyordu!..neden..neden..neden??? Sorduğum sorulara çok ilginç ve de açıkça yanıtlar alıyordum (küçük mucizeler, belki de meleklerin yardımı) ama elime geçen yanıtlarla hangi yoldan gideceğime karar veremiyordum bu defa da. Karar verememe sancısı! Yolun sonu karanlık mı aydınlık mı? Korkuyordum!..Adım atamıyordum!..Korku!..Tüm kötülüklerin anası olsa gerek..

Ve sonra birgün ve bu defa da hayatıma aynı aileden KDK lar girdi. Haydaaa hadi bakalım..e tamam bir de bunu deneyelim..kartları çalıştıralım bakalım neler olacak..bazen anlamlı bazen de anlamsız gibi gelen bir sürü yanıtım oldu, çok ciddiye alamadım başlangıçta..ama sonra şunu farkettim gerçekten ama gerçekten ihtiyacım olduğu anda!, hatta düzeltiyorum ‘çaresiz’ hissettiğim anlarda kartlar çalışmaya başladı..ben kendimi açtığım anlarda kartlarda bana açık olmaya başladılar..ve öyle zamanlar oldu ki tamamen kartlardan aldığım yanıtlara göre bazı adımlar attım. yeni adımlar attım. risk aldım. hayatıma etki edecek önemli adımlardı bunlar. ve sonuç %100 başarılıydı. bence, ben, kendim, bizzat KDK lar için inanılmaz iyi bir örneğim:)bu kartlar çalışıyor arkadaşlar!

yaşadılarım ve yaşayacaklarım için, hayatım için şöyle düşünüyorum artık…’çile yok heyecan var’:)

Hep bunu istemiştim içinde olduğum ve aylardan çıkamadığım bu mağaramdan çıkmaya başladıktan sonra neler yaşanacağını merak ediyordum ve şimdi zamanı geldi. heyecanlı ve de mutluyum. mutluyum, mutluuuu :) yaşayacaklarım beni korkutmuyor sadece ve sadece beni heyecanlandırıyor..

yapımda ve yayında emeği geçen herkese çok çok çok teşekkür ediyorum :)Sevgili buRAK şu güne kadar sana teşekkür ettiğim yazılarım olmuştu (aslında seni anlayamadığım ve sana kızdığım zamanlar bile olmuştu..)ama bu başka..bu başka..çok çok teşekkür ederim..ve şu güne kadar TDG yi çok kişiye anlatmaya çalıştım onlarada ışık olabilmesi için umarım onlarda kendi ışıklarını bulabilirler, bunu gönülden diliyorum.

Yeni projeleri okudum az evvel. Dona’nın neden sana geldiğini tahmin etmek hiç de zor olmuyor inan bana. Bence çok güzel projeler ve çok güzel yansımaları olucak, yürekten inanıyorum.

ve KDK lar elime geçtikten sonra bana en çok çıkan kartı paylaşmak istiyorum sizlerle..MEKTUBU OKU kartı – E4.

‘Anlayabildiğin hiçbir şey sana acı vermez. Acı, içinde sana yazılmış olan bir mektubun saklı olduğu şişedir. Farkındalığı yüksek insan, acı şişesini açar ve içindeki mektubu okur. Acı öğretmendir ve senin mektubu okumanla birlikte onun dersi bitmiştir. Sınıfı terkederken yerini haz öğretmene bırakır.’

Sevgiyle kalın,

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
01:15

Kafam karıştı…:)

Sana bir sorum olacak. Sen gercekten Tanri ile görüstünmü?
Benim kafam bu konuda cok karisti. Bana sorarsan, ben gercekten
görüstügünü düsünüyorum. Ama yinede senden ögrenmek istedim.
Cevaplarsan cok sevinirim.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
02:30

Selamunaleyküm…

Merhaba, ben 17 yaşında gelenekçi,yeniliğe öyle çok da açık olmayan bir kızım.kitabınızı aldım.kitabın ismine bakarak aldım açıkçası (tanrı’ının doğumgünü) kapakta ve kitabın isminde beni cezbeden bişey oldu ki bunun hala ne olduğunu anlamış değilim.kitaba başlarken kendime söz verdim,bu kitabı fikirlerime ne kadar karşı olursa olsun okuyacağım diye.karşıt fikirleri de bilmek lazım öyle değil mi?.neyse okudum,okuyamadım diyelim ya da.kitabın yarısından fazlasını okuduktan sonra baktım bana bişey kazandırmamış,okurken biraz sinirlerimin bozulmasından başka. Not alarak okurum ben genelde.beni rahatsız eden bir iki noktayı okurken not aldım.mesela eşcinselliğe böyle ılımlı denecek şekilde yaklaşmanızın sebebi hikmeti nedir?Allah eşcinselliğe öyle karşıdır ki zamanında bir kavmin helak sebebi olmuştur bu. Siz neye dayanarak bu kadar ılımlı yaklaşıyorsunuz?tamam sonuçta bi fıkıh,ilmihal ya da benzeri dini ilimle ilgili bi kitap değil bu ama bu kadar da değiştirmemelisiniz.hani diyosunuz ya Tanrı’ının imajını değiştirebiliriz diye. Gerçekten değiştiriyorsunuz,Allah’ın hiddetle karşı çıktığı bir olaya ılımlı yaklaşarak.eğer bahsettiğiniz Tanrı Allahu Teala değilse tamam.neyse değinmek istediğim birkaç şey daha var.namaz ve oruç konusu konusu.namaza meditasyon, oruca detoks demişsiniz.şimdi böyle dediniz diye bu kavramların batıdaki (tam karşılığı diyemeyeceğim tabi) en yakın karşılığı olunca bu ibadetler daha mı yapılası oluyo? Böyle dediniz diye,Allah elinde sopa olan kızgın biri yerine,elinde çiçek olan sevimli biri mi oldu??sonra başörtü.başörtü bu kadar mı basit sizce??bu ibadeti resmen,olsa da olur olmasa da olur
kıvamına getirmişsiniz. Ya Allah emrediyor,size bunu kendinizce yorumlamak düşmez.

Tamam gelenekçiyim ben ama başörtüyü gelenek olsun diye takmıyorum.ya da açıklara karşı bir düşmanlığım yok.çok açık arkadaşım var birçok kapalıdan daha namuslu.öyle kapalı olacağına böyle açık olsun.ha bir de bu başörtülü kızlara eğitim hakkı diye tanıdığınız ne idü belirsiz şey de beni rahatsız etti.bizleri yine toplumdan,sosyal hayattan soyutlayan,aman biz görmeyelim de nerede olurlarsa olsunlar tarzında lafta çözüm önerisi getirmişsiniz.bu lafta çözüm önerileri beni gerçekten rahatsız
etti.yine bir örnek ise kurban bayramınının formatının değiştirip hediye bayramı yapma fikriniz.bu yüzyıllardır süregelen  bir ibadet.”neden bunu hakkıyla yerine getiremiyoruz,bu bayramı daha güzel nası geçirebiliriz”i düşünmüyorsunuz hemen yine kendinizce bir yorumla kurban kesmek şart mı canım hediye verelim,olmaz mı?? neye dayanarak söylüyorusunuz?? yine kanıma dokunan bir yer var.Peygamber Efendimiz’e(s.a.v.) “efendimiz” demememizi söylemeniz.biz efendimiz demekle yetinmiyor saygısızlık etmemek için sallallahu aleyhi ve sellem diyoruz,siz de adeta o kim ki niye “efendimiz” diyoruz diyorsunuz.günlük hayatta insanlar üstlerine,amirlerine saygısızlık olmasın diye beyefendi,hanımefendi,sayın vs.  gibi hitabetlerde bulunurken konu bizim Peygamberimiz olunca,söylerken dilimiz mi yoruluyor da söylemeyelim?? O doğunca “ümmetim” demiş,şefaatinin günahkar ümmetinin üzerine olacağını söylemiş,ömrü boyunca sadece ümmetini düşünerek yaşamış,onu görmeden iman edenlere “kardeşim” demiş,ben ona “efendim” demişim çok mu??? Okursunuz ya da okumazsınız,cevap verirsiniz ya da vermezsiniz sizin bileceğiniz iş. Ben sadece söylemek istedim.

Güzel kardeşim, sen bu kadar sabit olursan, değil ben, değil Tanrı’nın doğum günü, Hazret-i Muhammed’in kendisi gelse, senin fikirlerini o bile değiştiremez. Sen onunla da çatışırsın.

“Kapakta ve kitabın isminde beni cezbeden bişey oldu ki bunun hala ne olduğunu anlamış değilim” dediğin şeyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Sen değişmek istediğin için buradasın. Ve sana güzel haber, değişim başladı. Şu anda, eşcinsellere senin deyiminle kitapta ılımlı yaklaştığım için bana eşcinsel imasında bulunsan da, bir gün sen de benim gibi, bütün varlıkların varoluş şekillerine saygı duymayı öğreneceksin. Dilini daha iyi öğrendikçe hanımefendi-beyfendi ve peygamber “efendi” kelimeleri arasındaki farkı da öğreneceksin. Aceleye gerek yok. Kayıtsız kalabilirdin kalmadın, karşı çıktın. Değişimin ilk safhası. Herşey yolunda, aceleye gerek yok. Yol uzun, yaş genç.

yazan: buRAK burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
02:51

KDK yorumuna destek…:)

kdk’lar ile ilgili yazan can’ımıza eklemek istedim…
ne zaman sorsak,
içten yürekten sorsak,
hele ki darda kalıp sorsak cevabı hemen geliyor zaten…ya hemen üzerine gördüğümz bir rüyada, ya da daha soru cümlesini zihinde bitirmeden yolumuza çıkan başka bir canda, ya etrafta birdenbire şahit oluverdiğimiz bir olayda, ya da bambaşka bir şekilde…
ama sanırım tekamül basamaklarımıza göre yorumlamakta zorlanabiliyoruz bazen, çünkü ne kadar net ise bir o kadar da şifreli olabiliyorlar – dahiyane bir şekilde…bazen insan suretimiz için fazla dahiyane olabiliyor hatta bu şifreler…
işte kdk’lar bir tür lüks oldu hepimiz için,
anlayabildiğimiz dilde,
hangi basamakta olursak olalım…
hepimiz’e sevgiyle…

KDK’larla ilgili bir anı benden. Unutmadan. Çook sevgili bir dostumuz. Bahar için de benim için de çook değerlli biri. Kartların bir türlü bitmediği dönemde günaşırı Bahar’ı arayıp kartlar ne zaman çıkacak, nerede kaldı diye soruyordu sürekli. O dönemde biz kimsenin yüzüne bakamaz olmuştuk : ) O kadar uzun sürdü ki üretim. Ayrı mesele. Sürekli telefon, hani kdk derken KDK’lar nihayet çıktııı. Aa bu sefer ondan hiç ses seda yok. Hem de nasıl ses yok. Arıyor Bahar, telefon no’ya basılıp kapanıyor. Kaç sefer. Çok üzüldü, çok merak etti, güzel haberi bir türlü veremedi. Dedim ki “O bir süreç yaşıyor belli ki. Bittiğinde bizi bulur, endişelenme”.

İki ay geçti üstünden. Telefon… Benim alodan da önce ilk sözüm “Neredesin sen?”. Onun alodan önceki sözü “Kartlar hayatımı kurtardı!” oldu.

Çok büyük bir sıkıntı yaşamış. Ona hep söylediğim birşey vardı. Onun düğümü olduğunu söylediğim bir konu. İşte o zaaftan ötürü gerçekten çok büyük bir sıkıntı yaşamış. Çözebilmek için 2 ay uğraş vermiş, alt üst olmuş. “Tam umudumun tükendiği anda bittim KDK’larımı aldım” dedi. Hemen çalıştırmış. Kartlar ona mucizelere inanmasını söylemiş. O da belli ki kendini açmış mucizelere inanmış ki, aynı gün çözüme kavuşmuş büyük sıkıntı. Konuyu aktarmıyorum onun özeli olduğu için. Fakat bana anlattığı olay, çözüm, gerçekten mucize : )  Dostlarımın KDK mektuplarına bir destek de benden efendim. Yaşamayan bilmez. Bu kartlar, gerçekten ama gerçekten çalışıyor.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
02:51

Bir kamyon zencefil tozu istiyorum bu durumda…:)

buRAK Kardeşim yürüyüşlere çıkmadan önce 1 tatlı kaşığı ZENCEFİL tozu alırsanız daha kolay kilo verirsiniz.Yağ yakıcı özelliği var.Kendim denedim.Selam ve sevgiler….

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
02:52

Kıyamet mi kopar? Kopsun…

Cocukken (rahmetli) anneannemden kiyametle ilgili soylenceyi ilk dinledigim zamani animsiyorum. Bana Israfil’in Sur’a ufleyecegini, bunun uzerine cok buyuk sarsintilar olacagini herkesin korkacagini ama eger olur da o gunu yasarsam korkmamam gerektigini cunku Allah’in sevdigi kullari ve Allah’i seven kullarin korkmamasi gerektigini soylemisti.

“Kiyamet ne zaman kopucak” peki diye sordugumda da “Onu sadece Allah bilir” demisti…. Bu cumleyi ilk duydugumda da, cocukluk, ilk genclik donemimde de hep “ben kiyameti gorucem” derdim cevremdekilere. Benimle dalga gecerlerdi. Daha cok var kiyametin kopmasina, hem sen manyak misin neden gormek istiyorsun derlerdi. Bense bunun harika bir solen olacagina inandigimi, Allah’in beni sevdigini bildigim icin de asla korkmadigimi soylerdim. Sayet kiyametin kopmasina cok varsa bile ben de cok yasarim o zaman derdim. [Ben halaa -neden bilmem- cok yasayacagima inanirim :-) ]

Ve simdi bu soylencelerdeki kiyametten TDG kiyametine… Bitisler ve baslangiclarin kiyametine… Sevgi duzlemine gecise… Tum bunlara (insallah) sahit olacagimi dusundukce heyecan duyuyor ve mutlu oluyorum.

PS: Bir arkadasim cok kucukken bir gun ailesine ” ben kiyameti koparacak boruyu uflicem” tarzinda bir cumle kurmus… Herkes sasirmis tabii ki. Ve bizim ki senelerce inanmis buna… :-))

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
02:57

TDG ile ilgili…

Size yazmak istedim. Sanki birşeyler bekler gibiyiz. Ögrendiklerimi kullanamıyor, işe yaramıyorum gibi. Tıkandık mı?

Evet tıkandık. Eğer, bu yeni bilinçle, eski bir hayatı sürdürmeye çalışıyorsak tıkandık. Tanrı’nın doğum günü, sadece bilmekse, peşinden devrimler gelmiyorsa tıkandık, hem de çok fena biçimde : )

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
03:28

Kişisel Devrim Kartları…

Ben almanyada yasiyorum ve kartlari siparis etmek istiyorum,
ama bu havale isi biraz karisik, hem ytl mi yoksa euro olarak
mi etmek gerekiyor havaleyi? Yurtdisindan siparis vermenin
daha kolay bi yolu yok mu? veya bildiginiz almanya da satis
yapan bir online site yada bayi var mi? Yardimci olursaniz
cok sevinirim.

Bildiğim kadarıyla geçenlerde buradan Almanya’ya, Rusya’ya, İran’a kitaplar gönderildi. Gene bildiğim kadarıyla, tek tek kitap göndermek çok pahalıya geliyor. O yüzden, kitap setleri dışında sipariş pek de iyi bir fikir değil. Yurtdışından sipariş konusunu kitapçı sitemizde bir opsiyon haline getireceğim, biraz üzerinde çalışabilirsem. O güne kadar, siparis@buRAKozdemir.com efendim

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
03:47

Hayatım değişti…

TDG yi ilk duyuşum bundan bir sene önceydi.Çok sevdiğim bir arkadaşım heyecanla bir kitabın hayatını değiştirdiğinden mutlaka okumam gerektiğinden bahsetmişti.Benim için bahsettiği kitabın birçok yerde reklamını görmek veya satış rekorlarını kırdığını duymaktan çok daha ilgi çekiciydi ‘hayatımı değiştirdi’ sözü.Biraz içeriğinden söz etti tam da kafamdaki sorulara değiniyordu.Çok meraklanmıştım birkaç gün sonra tesadüf eseri kitapçıda gördüm ve aldım.Okumaya başladığımda 19 yaşındaydım (çok hoş bir tesadüftü doğrusu:)) bitirdiğimde 10.000ler mi 100.000ler mi geçmişti kaç yıllık birikimi taşıyordum bende bilmiyorum.Artık çok daha farklı bir insan olduğumu hayatımın geri kalanını aynı şekilde devam etmeyeceğini okurken farketmiştim zaten…Tüm ‘hayır burada bir yanlışlık yapıyoruz’ dediğim ama doğru sonucuna bir türlü ulaşamadığım içimi kemiren sorular…Önceden ürkerek sorduğum hatta bazen cesaret edemediğim sorularda TDG sayesinde artık daha cesurum ve cevaplarına ulaşmak için ‘çabalıyorum’ ve dayanağımda Kuran.Artık Kuran’ın kutsallığı kabında,cildinde değil içinde yazılanlarda…Kısacası benim de hayatım değişti.
Bir de kitabın sonunu okurken ağladım (ki çok zor ağlayan bir insan olarak) çünkü çok mutluydum: )çünkü Tanrı’nın o anda benle konuştuğunu hissettim; yanımdaydı sonsuzdu ve çok güzeldi bizimle olduğunu söylüyordu.Kitabı okuduktan sonra raftan inen yanımdan ayırmadığım Kuran’dan Alak Suresi ‘secde et ve yaklaş’ ayetlerini okurkende hep aynı şekilde duygulandım.Bana bu duyguları yaşattığınız için tekrar tekrar ve tekrar çok çok çok teşekkür ederim…

yazan: misafir burası: okuyanlar |
Ara
03
2008
03:47

Cep Matinesi hakkında…

Doğumgünü kitapçısı üzerinden sipariş verilebilecek demişsin ya hani, cep matinelerini e ben baktım, siparişi nereye vericez anlamadım. Yoksa hesabınıza 16 ytl gönderip, dekontu da scan edip mail olarak mı göndercem? TDG ve KDK siparişlerimde bunu yapmıştım. Bi yardımmmmmmmm lütfennnnn en acilindennnnnn. napmam gerekiyor?

Of ne karışık bi sistem o öyle. Yatır, tarat gönder. Yatırdım dersin olur biter : )

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
04:04

Cep Matinesi…

buRAKcan,Doğum Günü Kitapcısına kaydoldum.Ancak sipariş verebildim mi? Kayboldum.Bu cep telefonu projesi.Nasıl nereye para yatıracağım.Çıkamadım işin içinden sevinçten ,coşkudan şaşırdım mı nedir?Bu nasıl birşey?

Sistem henüz siparişe açılamadı. Görsel fikrim gelmedi bir türlü dediğim sırada hmmm bişey geldi aklıma şimdi…

yazan: buRAK burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
15:00

Neden yaratıldık…?

Yıllardır cevabını merak ettiğim, bilgisine güvendiğim kişilere sorduğumda doyurucu bir cevap alamadığım, ya da “Allah bilir” diye geçiştirilen ve belki de gerçekten Allah’ın bildiği bir soru var.. TDG’yi ilk okuduğumda bununla ilgili bir bölüm göremedim. İkinciyi okuyorum. Belki bunda görürüm ancak olmama ihtimaline karşılık ve çok önemli bir soru olduğunu düşündüğüm için soruyorum. YARADAN, NEDEN İNSANLARI (VE CİNLERİ, VE BİLMEDİĞİMİZ NİCE VARLIKLARI) YARATTI? NEDEN GEREK DUYDU? Yaratıcının kendi tekamülü için olamaz çünkü O tüm bunların üstündedir diye düşünüyorum. Şimdi ya da v.103′te (eğer varsa) bunun cevabını almak mümkün mü? Yoksa, bugüne kadar olduğu gibi, “eğer bilmemizi istese, bunu açıkça bildirirdi, belki henüz bu bilginin zamanı değil, zaten bilsem ne olacak ki, yaratılmışız ve yaşıyoruz işte” diye düşünmeye devam mı etmeliyim?..

Şunu söylemem lazım. Bu “Niçin yaratıldık?” sorusu Tanrı’nın doğum günü’nden sonra bana en çok yöneltilen soru oldu. Tanrı’nın doğum günü ile ilgili yaptığım muhasebelerde, şu tespite vardım. Okuyucu ailemiz, tekamül etmek için burada olduğumuza ikna oldu fakat gene de Tanrı’nın neden böyle süreci oluşturduğunu,  bizleri neden yarattığı konusundaki merakı Tanrı’nın doğum günü de gidermedi. Yaklaşık 100 bin yıldır cevaplanamamış bir soru bu : )

Tanrı’nın doğum günü’nü kaleme aldığım süreçte şöyle değişik birşey yaşıyordum. Bir gece, kafamda bir bilgiye ulaşıyorum. Havalara uçuyorum, buldum buldum diye. Çok çok yüksek bir bilgi. Fakat 1 saat sonra zerre kadar birşey hatırlamıyorum. Cevabı bırak, soruyu bile unutmuşum. Ben birşey bulmuştum ona çok sevinmiştim, acaba o şey neydi diyip duruyorum. Bir türlü bulamıyorum.

Cevapları netleştiremesem de, daha sonradan unuttuğum bu bilgilerin, hayata geçirmeye hazır olmadığım çok yüksek bilgiler olduğunu farkettim. “Tanrı gene de bizleri neden yarattı sorusu?” da daha sonradan unuttuğum, tekrar erişemediğim konulardan birisi. Bir kere bu sorunun ne kadar yüksek bir soru olduğunun farkında olmamız lazım. Bu soru, Tanrı’yla birebir empati kurmadan cevaplanabilecek bir soru değil. Çok yüksek bir soru. Senin bu soruyu bir ömür soruyor olman isteniyor da olabilir. Bu sorunun sana verebileceği çok şey olabilir. Senin kuzey yıldızın bu soru olabilir. Olmayadabilir. Bilmiyorum. Bildiğim, bu soruya, aldığımda beni havalara uçuran o yanıtı iki senedir hatırlamaya çalıştığım fakat bir türlü hatırlayamadığım : )

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
16:21

(İtalya’dan)… Katolik mahallesinden 1. perde…

Herkesi sevgiler diyerek selamlıyorum burdan.
Efendim, buRAK herzaman bizleri hani nerde nerde yazılar, projeler,kitaplar diye meraklandırıp duruyor ya ben de azıcık onu taklit edeyim dedim.:)
Her neyse sözü uzatmadan burda yasanan olayın şimdilik 1. perdesini aktarmak istiyorum.
2. perde icin okul direktöründen olur bekleniyor.

Siteye yazmıstım sevgili yazan yanımız buRAK ‘tan ve siz lerden fikir istemiştim bu okuldaki ders için. Belki birilerimizin aklına gelmistir KDK kartlarını neden çalıştırmadı diye.
Oysa ben kartlarımı da çalıştırmıstım amaaaaaa sizlere yazmamamıştım çıkan şeyi ..:) Şimdi yazabilirim artık..
ELİF kartı .. Gerçek istek kutsaldır, yerine getirilmesi elzemdir…. diye devam eden kart
LAM kartı … Öncelikle senin,kimse tarafından yargılanamayacagını yüzde yüz idrak etmen gerekiyor..diyen kart
MİM … MİM kartı.. onu yazının SONUNA SAKLADIM :)

Efendim sonu 9 la biten haftanın bir günü saat 9 da din eğitmeni profösör ile görüsmeye okula gittim.
Görüşme çok hoş ve olumlu gecti adamın gözlerindeki ışıltı dan anlattıklarımdan çok etkilendiği hemen belli oluyordu. Yaklaşık yarım saat görüştük son söz olarak okul direktörü ile konuşup beni derse sokmak için izin isteyeceğini söyledi.
Ve benden kendisine bahsettiğim 2 şeyi özelikle sınıfta anlatmamı istedi.
Biri *Meryem ( bizim cağırdığımız şekilde MERYEM dedi ). Onun için Kuran da ayet olduğunu islamın ona çok değer verdiğini, diğeri de Herkesin tanrısal özellik taşıdığı ( RAHMAN VE RAHIM OLMAK )kısmını.
Su anda bekleme içerisindeyim ..,
EVETTT ….
MİM KARTIM ..Sabır, monotonluğun değil heycanın konusudur.Sabır, aktif bekleyiştir. Sabır, bekleyenler için değil,hareket edenler içindir.

Ha bu arada benimde daha önce farkında olmadığım veya öyle hissedip sürekli şikayet ettiğim bir konu açıklığa kavuştu. Hatta bu konuyu çok kere burda dile getirmiştim. TDG de yazılanları iyi kavrayamak anlayamak gibi vs üzüntülerimi.
sevgili buRAK oysa ben ne çok şey öğrenmişim, ne çok şeyi kavramışım bunu o yarım saat içine neleri sığdıracağım telaşını yaşarken anladım.
Cümleler arda arkasına kesilmeksizin dudaklarımdan dökülürken Allaha şükrettim..
Böyle güzel bir şey yaşadığım için…Tabi yine sana da teşekkürler tekrar.
Selamlar sevgiler burdan

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
18:19

İlk KDK açılımım…

Eveeet buRAKcan, tarot kartlarını rafa kaldırdım, KDK ‘larımı elime aldım. Ve…
Tüm cesaretimi topladım, ve yeni gelen bir iş teklifine ne cevap vermeliyim diye korka korka KDK’na sorumu sordum. Aklıma çok yatan ama cesaret edemediğim bir işti bu. Bu krizde yeni bir işe,(ki bu iş maaşlı bir iş değil ticaret işi) girişmek doğru muydu?
Kartta “ATALET FELAKETTİR” cümlesini görünce, kendime gelmem yarım saati aldı.
Tüm cesareti mi topladım, korkuları ve krizi bir kenara attım, söylenenlere kulaklarımı tıkadım ve işi kabul ettim. Üstelik daha da cesur davranıp kendime bir hedef belirledim.Öyle böyle değil ama ciddi ciddi bir hedef…
Bakalım zaman ne getirecek.
Ben Dona’nın söylediği hiç bir şeye şaşırmamayı öğrendim buRAKcan, mucizeleri hep dışardan izledim, şimdi adım adım kendi hayatımda bunları deneyimleme sırası geldi.
Kendi kişisel devrimimi yapmak için once cesaretimi topladım, sonra da ilk adımı attım.

Bir elimde TDG, bir elimde KDK, yanımda Dona… Rahim, Rahman’dan daha ne isteyebilir ki… Sevgimle

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
23:13

Tereddütlerim var malesef…

Bizler için TDG ye aracı oldunuz. Büyük bir yük ve sorumluluk altına girdiniz. Bizler de TDG yi okuduk algılayabildiğimiz kadarıyla. Sonra KDK lar geldi, kartlarda yazılı olan metinler TDG den alınmış. Bana kalırsa TDG yi okuyan bir insanın KDK ya ihtiyacı olması demek, TDG yi özümseyememiş olması demek. Şimdi de cep matineleri geldi, KDK lar da yetmiyor demek ki. Peki cep matinelerinin işe yarayacağını kim garanti edebilir? İnsanlarız acizliği ne zaman bitecek? TDG yi okuyanlar 1.03 versiyonunda 30-40 sayfa fark için kitabın genişletilmiş versiyonunu alması bana pek mantıklı gelmiyor. Sonuçta Türkiye de yaşıoruz hayat şartları zor…buRAK abi hey şey için sana çok teşekkür ederim heyşeyin sende mantıklı bir açıklaması vardır bunda hiç şüpem yok…

Sevgili kardeş, şu andaki plan, mevcut Tanrı’nın doğum günü versiyonunun, gelecek baskı çıksa bile, satışa ilelebet devam etmesi. Onun da bir alternatif olarak hayatımızda olması lazım çünkü, 2009′da, elimizdeki mevcut baskıya “ince kitap” diyeceğiz…

Versiyon yükseltme çalışmalarımız olmazsa, ben yeni kazandığım bilgileri deniz kenarında, elimde çubukla kumlara yazmak zorunda kalırım. Kitaba yazmayı, kumlara yazmaya tercih ederim : )

Bir kere satışı gerçekleşmiş ürünler üzerinde yeni çalışmalar yapılmasaydı, hepimiz şu an Model T’lere biniyor olurduk : )

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
03
2008
23:59

Düşünüyorum da…

Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması,
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
Deniz minareleri, midyeler,
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

Sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar
parlak,
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.

Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığımı, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem,
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi, güvenliksiz ve silahsız biriyle göz göze gelince.

Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak…
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.

O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi…???

hepinizi öpüyorum…
sevgiyle kalın

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
00:01

Güzel…!

Selam kardeşim ! yaşım genç, aynı ülkede yaşıyoruz.

Kitabınızı almadan 1 hafta önce, bahsettiğiniz konuların çoğu
aklımdaydı, düşünüyordum ! hatta kitabınızı almadan bir gün önce
düşüncelerimizin daha mantıklı ve geniş olması için empati yapmayı,
kendimizi tanrının yerine bile koymamız gerektiğini düşünmüştüm.
Neyse sanırım 9 basamağa yaklaşıyorum. şaka ( :

Allah’a beni seviyormusun diye sormuş, O da bir işaretle bana
karşılık vermişti ve sevgisini taşıyorum. Yanımda olsanız
gösterirdim. ne demek istediğimi zorlanmadan anlatabilmeyi isterdim.

kitabınızı okumadan bir hafta önce diyordum ki, acaba kuran üzerinde detaylı çalışan var mıdır? nasıl öğrenebilirim?
Çünkü kitap hayatımdır ve onu araştıranların, gerçeği bilmek
isteyenlerin ayetlerden ne anladıklarını, ne düşündüklerini merak
ederdim. İNSANLARIN BU AYETLERDEN NE ANLADIĞINI…

şimdi… Öncelikle işiniz zor, bu kitabı yazmaktaki gerçek nedeninizi de bilmeyi isterdim. Siz ne yaptınız öyle… okurken, ara ara
mantıklı buldum.
bazen yırtıp atmayı düşündüm ! bazen tuttum. Bazen okumak zordunda olduğumu hissettim ! Bi kere baya bir çalışmışsınız, sağlam mantıklar kurmuşsunuz…
Sizin bakış açılarınızı çaldım. Çünkü buna ihtiyacım var. O KİTAP DA HERŞEY VAR ! herşey… bütün soruların cevapları… O kitapda ALLAH var…
GERÇEK ALLAH var… Onun istediği var..

kitapdaki çok önemli yerleri fazla açamadığınızı düşünüyorum.
daha fazla açmanız gereken yerler çok ! bahsettikleriniz ağır ve
yeteri kadar kanıt yok ! uzatmıyım hayırlısı……

yazan: misafir burası: okuyanlar |
Ara
04
2008
00:02

Neden Yaratıldık… 2

Dün “neden yaratıldık?” demiştim. Cevabını okudum. Bu sorunun yanıtı bir gün gelince (ve unutmazsan) nasılsa bizimle paylaşırsın. O sırada içimden bir ses beni KDK kartlarına yönlendirdi. Kartları açtım. Ve cevap geldi: “BİRKAÇ GÜN SESSİZLİK ORUCU TUTABİLECEK KADAR ÇOK İSTİYOR MUSUN SORULARININ YANITLARINI? ÖYLEYSE MUCİZELERE HAZIRLIKLI OL. MUCİZE ALFABENİN 23. HARFİNDE:…ŞŞŞŞŞ…” Evet, bence de ..şşşş..

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
02:53

Merhaba…

Merhaba, samimiyetle yapılan o açıklamadan sonra işte sana ulaştığımı farkederek hemen yazmak istedim.
Evet “gerçektende Tanrının Doğum Gününde ne yaptın sen” diye aklımda olan bu cümleyi söylemek istedim öncelikle.
Yaptığın içimizde var olanı açığa çıkarmak, tabuları yıkmak oldu.
Çünkü okurken sevindim ve özlemime kavuştum bir anda.
Umduğum ve aradığım Tanrı tarif ediliyordu sanki.
Yarattığını sıkmayan ve sınırlamayan.
Bir kez daha okuyacağım emin ol.
Kaçırdıklarımı tekrar yakalamak için.
Biliyorsun veya farkındasın belki tanımadığın bizlerin (okurlarının) dostu oldun.
Merakla arkadan ne gelecek diye bekledim.
Sen mağarana çekilince TDG çıktı, BENDE bir gün denermiyim bilmem, belkide zamanı var. Ama şöyle bir duygu var içimde. Herkes için iyiyi isteyen bir dOST var,buRAK var.
Hoşçakal…

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
02:54

Dünya kıpır kıpır…

Beklemek şiirini sevip herkesle paylaşmanıza sevindim. Niyetim burayı bir nevi şiir sitesine dönüştürmek değil ama, yine de yıllar öncesinden, okur okumaz çok sevdiğim, hatta ezberleyecek kadar içime işleyen bir şiiri sizinle paylaşmak istedim.

Nerdesin

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşığıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.

Ahmet Kutsi Tecer

Yıllar önce bu şiiri okurken tutkulu bir aşka denk düştüğünü sanırdım. Şimdi de çok farklı değil düşüncem. Ama bugünün tek farkı, artık bu aşkın bir insana olduğunu düşünmemem. Dolayısıyla sizinle de paylaşmak istedim…

Bu akşam çok sevdiğim Heroes dizisinin yeni sezon ilk bölümünü seyrederken, artık dünyanın diğer ucunda da aynı özden beslenen fikir akımlarının iyiden iyiye su yüzüne vurmaya başladığını düşündüm. Bu örneklerin tesadüf olduğuna inanmıyorum tabi ki. Bu tarz film ya da dizilerin dayandırıldığı felsefeler, toplumda filizlenen eğilimlerden, etkinliği artan düşünce akımlarından ve bunların etkisiyle şekillenen öngörülerden beslenirler. Matrix örneğinde olduğu gibi… Onlardan etkilenme sebebimizin, sadece özel efektler ya da cazibeli oyunculardan kaynaklanmadığı aşikar.:) Dolayısıyla Heroes dizisinde sarfedilen bazı cümleler, bana o kıtada ivme kazanmakta olan görüşler hakkında biraz fikir verdi. Bu tür yapımların insanlarda kırılım yarattığını ve bir kabullenişe kapı araladığını düşünüyorum. Bir hocamızın zamanında söylediği bir söz geldi aklıma; “Sanat hayal eder, Felsefe üzerinde düşünür ve Bilim gerçeğe dönüştürür…” Birbirine ne kadar anlamlı bağlanıyor değil mi? Aslında varolan, bulduğu her araçla kendini gerçekliyor, her vesile insana ulaşmanın bir yolunu buluyor. Önemli olan bakarkör olmamak. Velhasıl, gözümüzü kulağımızı açık tutalım. Belli ki farklı frekanslardan daha nice örnek, yakında bizde alışkanlık yaratacak… Tek diyebileceğim; gel artık 2009, GELl!:) (Tabi şu merakıma kalp yetireceğimden endişe duyduğum projeler eşliğinde… Nerdesin? Bekletme! Sabır… Sabır… Sabır…):)

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
13:38

Yaratılış…

Her sabah ilk işim sitede ne var ne yok şöyle bir baksam güne başlayamıyorum.. bu sabah okuduklarım arasında hemen herkesin aklına gelen soruya bulduğun yanıtı, sevincini ve hemen akabindeki unutmayı sanırım pek çoğumuz yaşıyoruz. çok sevdiğim ve şimdi hayatta olmayan, rehberim olduğunu düşündüğüm bir büyüğümün yıllar önce söylediği ve aklıma kazıdığı bir söz vardı : akıl camda civadır hemen kayar ama bunlara takılma… çoğu zaman anda yakaladığımız duygular, keşifler, anlamlar… o ana aittir. yaşadığının keyfini sür ve niye sürekli benle değil diye üzülme demişti. eğer o anda yaşadıklarımızı hep yaşıyor olsaydık yaşayamazdık, insan olarak günlük hayatlarımızın ve var olmamızı yeterli bulmazdık. oysa insanın tekamülünü tamamlamak için bu hayatta adım adım, ilmek ilmek her olayda, her anda birşeyler öğrenmeye devam ederek ilerlememiz ve tam’a ulaşabilmek için hizmet etmemiz gerekiyor bunu unutma demişti. hayat bazen bizi sarsarak bazen kendi akışında devam ediyor, bizimde bu akışla hareket etmemiz ve değişikliklere özellikle gelişmelere kendimizi kapatmadan akmamız ve diğer akış gerçekleştirenlerle sürekli iletişim halinde olup (yine bana denildiği kelimelerle : akılları birbirine sürtüp parlatmaya) devam etmeliyiz ki… gideceğimiz yolu kısaltalım ve keyifli hale getirelim.
şunu biliyorum ki, insanoğlu hiç olmadığı kadar güzel bir yerde (akıl ve olgunluk olarak) bunun hikmetini anlamalı ve bu fırsatı kaçırmamız gerekli. günaydın

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
13:41

Kitap elimde…:)

merhaba isimim burcu,kitabınız elime enteresan bi şekilde elime geçti satın almadım ama daha çok yeni tanıdığım biriyle bi sohbet içerisine girdik,konu şuraya geldi işte tanrı çok güçlü evet dedim.Peki dedi bir gün tanrı yla nette konuşsan galiba imkansız geldi bana,şuda varki beni bulmaz sanırım böyle bi şey dedim arkadaşa ayrıca saçmaladığını sırf bi şeyler biliyorum havası attığını düşündüm.Sonrasında ise bana kitabı gösterdi yalan değilmiş böyle bi kitap varmış kitap hala bende ben biraz ağır okuyan yada şöyle demeli bi cümleyi iki kerede algılıyan bi cinsim ama inan buna bu çok ama çok seri okudum inanılmaz bi şey günahkar ve unutulmuş biri olduğumu ve depresyondan hiç çıkmıyacak birisi olarak adlederken kendimi bu kitap bikitap değil ilaç oldu sanırım kalemine,yüreğine,aklına sağlık,he şunu söylemeden geçemiycem,seninle tanışmak isterim ve bu sohbeti koyu kıvamda,türk kahvesi tadında ,paylaşmak isterim saygılalar…

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
13:49

Navigasyon…

Sitenin navigasyonu değişiyor, o yüzden eski linkler çalışmayabilir. kategori/blog2 yazıyordu daha önce. Kategori kadar dünyada sevmediğim bir başka kelime olamaz. Kurtulduk ondan. Onun yerine …/tanrinin-dogum-gunu/ geldi. Başka değişiklikler de yapıyorum. Son derece önemli bir değişim bu site içeriğimizin yönetimi açısından. En ideal navigasyon oluşana dek çalışma devam edecek. Bu süreçte herkese önerim, hatta ricam, önce açılış sayfasına www.buRAKozdemir.com a gidip, günlüğe veya haberleşme sayfasına oradan ulaşmanız. Genel olarak bu bir alışkanlık haline gelirse, bunun siteye  çok büyük katkısı olur.

yazan: buRAK burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
04
2008
14:46

Ötürü…

“Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü..”

Yunus Emre’nin bu sözünün, Tanrı’nın doğum günü’nden sonra artık miadını dolduğunu düşünüyorum.  Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü. Nedenmiş? Yaratan güzeldir. Ama yaratılanın kendisi de güzeldir. İnsan güzeldir. İnsan, kendi başına da sevilmeye layıktır. İnsan sevmek için Tanrı’yı sevme şartı aranamaz.

Mevlana her zaman başımın tacı olmuştur. Fakat, çok değerli bir düşünür olmakla birlikte, Yunus’u biraz marjinal bulmuşumdur. “Tanrıya olan aşkının”, tekamülün önüne geçtiğini, kişiye, hayattan, dünyadan ve insanlardan kopukluk getirdiğini gözlemişimdir.

Şu anda buradayız, bizim dünyamız burası.
Evrende bir Tanrı olmasa bile,
Yaşanmaya ve sevilmeye değer bir yer burası…

Buraya kadar, Yunus’un sözünün orijinaline itirazdı. Anlamı kaya kaya, yüzyıllardan geçerek kavuşturulduğu şu anki kullanımı var bir de. O itirazım kat kat. Bu sözün, günlük hayattaki kullanımın içinde, insan sevgisi göremiyorum. Bir çocuğa “sana babanın hatırına katlanıyorum” demek gibi. Çocuğun kendisine sevgi yok. “Körolmayasıca insana”  yaratanın hatırına katlanma var.

Hayvana “mahluk” diyen sevgiyi unutmuş dünya görüşünün, bir başka çelişkisi bu. Çünkü yaratılanı gerçekten sevse yaratandan ötürü, mahlukat demez, hayvanları da sever. Bu sözü, hep insanlardan bahsederken kullandıklarını gördüm. Nedense, “Yaratılan”la hayvanları kastettiklerini hiç görmedim. Yoksa dinciler, hayvanları Tanrı’nın yaratmadığını mı düşünüyor, o yüzden mi onları sevmiyor, bu sözün kapsamında görmüyor? E iyi de, bu “evrim teorisi”nin bakış açısı değil mi? Hayvanları Tanrı’nın yaratmadığını söylediği için evrimci ateistlere neden kızıyolar ki o zaman?

Rahim ayrı güzel,
Rahman ayrı güzel,
Hayvan ayrı güzel, Bitki ayrı güzel.
Hepsi birbirinden bağımsız güzel,
Herbiri ayrı ayrı sevilmeye değer.

Yaratanı severim ben;
YARATTIKLARINDAN ÖTÜRÜ…
sevgiyle
buRAK EMRE : )

yazan: buRAK burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
05
2008
11:24

Şükran günü…

Bugun buralarda sukran gununu kutluyoruz, aslinda hergun herbir hucremizde hissettigimiz sukurun, toplu enerji olarak kutlandigi bir gun.Sofralar yemek senligine donusur ve beser olmanin verdigi tum oburlukla deliler gibi yeriz ve sukrederiz,olmiyana da nasip et dualarini gondeririz arsa. Aslinda yemek yemekle en yakindan ilgisi olmayan ama toplanmak icin vesile kilanan bu senligi tum aleme,tum canlilara sukretmenin sagladigi basamaklari gorebilmelerini, icimdeki en saf duygularimla, haddimi bilerek YUCE YARADANIMDAN ARZ VE TALEP EDIYORUM. Sevgiyle donanin, sevgiyle kalin.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
05
2008
11:29

Dona…

Sadece kitabı çok merak ettim.genellikle bu tür kitapları yabancılar yazar ve dolayısıyla sizide merak ettim.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
05
2008
11:34

Zor durumdayım…

TDG’yi çok hızlı okuyamıyorum ve okuyup bitirmeyi öyle çok istiyorum ki. Çünkü bana yardımcı olacağını biliyorum bu kitabın. Gerçi okuduğum kısıma kadar bazı sorularıma cevap aldım. Ancak ikilem içinde kaldığım bölümler var. Biraz önce günlükteki yazını okudum ve yazmak istedim. Ben de yaradana olan sevgimden dolayı onun yarattığı herşeye sevgiyle yaklaşmaya çalışıyorum. Ancak ibadetlerini yerine getirdikleri için sürekli böbürlenen ve beni dinsiz olarak görüp küçümseyen ve bana etmedikleri zulüm kalmayan birkaç insandan dolayı çok zor durumdayım. İşyerinde yaklaşık 7 yıldır bu kişinin ve arkadaşlarının yaptıklarına katlanmaktan kendimi öyle yorgun ve çaresiz hissediyorum ki… Bir insan hele ki kendini dindar gören bir insan nasıl bu kadar kolay yalan söyleyebilir diye düşünüyorum, kaldı ki Yaradan bize şah damarımızdan yakınken ve beynimizden geçen herşeyi bilirken… Ağlamamak için zor duruyorum şuan çünkü işyerindeyim ve birazdan serviste beni ağlamış vaziyette görmelerini istemiyorum insanların. Zaten akşamları ve gece uykumda yeterince ağlıyorum. Ben bu insanlardan ve bana yapacakalarından korkuyorum ve bu korku da bir hata bunu biliyorum, ancak buna engel olamıyorum. Sadece paylaşmak istedim ve bu kişilere vicdan versin diye dua ediyorum yaradana… Sana ve tüm TDG dostlarına sevgiler:) (noktalama işaretiyle de olsa gülümseyebilmek güzel)

Okuyucumuzu üzen o kişi kimse gidip iki tane çakmak geldi, konu da tam insan sevgisi : ) Ama yok. Değişim başladı. Ona gereken cevabı okuyucumuzun kendisi verecek. Ayağa kalkacak en kısa sürede. Sevgiyle.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
05
2008
11:40

Gurbet…

HEVESLE,GENCLIKLE BASLAYAN GURBET BIR GUN
HASRETE DONUSUR SENELER GECTIKCE
DIK KAZAK GIBI SARAR BOYNUNU SIKI SIKI
OYLE BIR KAPTIRIRSIN KI CALISMAYA
TOPRAK, SEVDIKLERIN CEKER VATANA
HOP ATLAYIP GIDEMEZSIN,DUNYANIN OBUR UCU
YALNIZLIGI ILIKLERINDE YASARSIN,YUDUM YUDUM
GARIPLIGI HISSEDERSIN YUREGINDE
CARESIZLIGI, GIDEMEMEYI YASARSIN
HELE DAHA YENI GELMISSEN VATANDAN
HEMEN DONEMEMEYI YASARSIN
YARADANIM HISSETTIRIR BIRSEYLER TERS GIDIYOR
HAYIRLARLA UZANIR ELIN TELEFONA
DUYACAGINI ZATEN BILIYORSUN, NE OLDU
HERSEY BIR SEBEPLE, HERSEY ALLAH,TAN
ICIN BURUK BIRSEYLER YAPAMAMAKTAN
ORADA OLUPTA FAYDA SAGLIYAMAMAKTAN
YARADANIM SUKURLER OLSUN CARESI VAR
HAMD OLSUN KARDESE, DOSTLARA
SENIN ICIN ORADALAR, SENIN ICIN VARLAR
BIRGUN DERSIN,BIRGUN EMEKLI OLDUGUMDA
ISSIZ BIR SAHILDE BELKI,BELKI BIR KULUBEDE
HAYAL EDERSIN YASLILIGIM BELKI VATANDA…….

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
06
2008
03:46

KDK hakkinda…

Ben isvecte yasiyorum ve burada en yakin arkadaslarimla en eglenceli aksamlarimiz Kuran´i Kerimin sifrelerini cözmeye calistigimiz ve o muzik programinin arkasinda yayinlanan belgeseli izledigimiz aksamlardir. Iki senden beri hayatimizi Allahin rizasina ve Kurani hayata dökmeye adadik, ve kisisel gelisme yolunda buyuk, gözle görulur adimlar attik. Insanlarin arkalarina saklandiklari “herkes beni bu sekilde kabul edecek cunku bu eksiklikler beni ben yapan kisiligimdir” gibi demeclerin nekadar yanlis ve aslinda gelismeyi engelleyen bir duvardan baska bir sey olmadigini kesfettik… tabiiki Kuranin yardimiyla oldu bu.
Bir hafta önce Turkiyede yasayan ablamdan herzamanki gibi bir kitap hediye aldim ama bu sefer bu kitab baska bir kitapti, adi Tanri´nin dogum gunu ve hediye gibi bir kabi var, simidye kadar enteresan. KItabi okudukcada yazarinin nekadar zeki bir insan oldugunu gördum. Allah bu insana pazarlama konusunda cok guzel yetenekler vermis ve bu insan bu yeteneklerini Allah adina adamis Allahin ve Kuranin imajini kurtarmak icin kullaniyor, ne mutlu ona. Tanrinin kitabinda bahsettigi Mal ve Nefs ile cihad bu olsa gerek. Kitabi daha bitirmedim ama dinimiz her turlu fikre acik oldugu icin söylenenlerin kanitini Kuran´da gördukce bunun Allah´tan bir mesaj oldugunda suphe etmeye gerek kalmiyor. Muthis bir kitap bu TDG, kisacasi beyni stimule etmek icin ve Kuranda yeni yeni sirlar kesfetmek icin mukemmel bir arac.
Yalniz benim kisisel olarak tepki gösterdigim iki konu var. Brinici konu Tanri´nin doyalogun bir parcasi olmasi. Tabiiki buna karsi herghangi bir Kuran ayeti yok yani Allah kimle nasil isterse konusabilir ama burada söylenenlere takiliyo bu sefer kafam. Acaba buRAK Bey´in yazdigi konular ve vardigi sonuclar gercekten mutlak dogrumu? Allahin bize iletmek istedigi mesaj bunumlami sinirli? Yani Allahin agzindan Kurani sinirlamak ve Kuranin mesajinin TDG adli kitabin icine sigdirmak kisisel görusume ters. 31:27 (And if all the trees on Earth were made into pens, and the ocean were supplied by seven more oceans, the words of God would not run out. God is Noble, Wise.)Ayet benim anladigim kadariyle, yazarimizinda bahsettigi mutesabih ayetlerin bir özelligidir, zamana ve mekana göre anlam vermeleri ve bu anlamlarinda aslinda cok kisisel oldugunu anliyorum. Bu yuzden Tanri´nin Dogum Gunu kitabi nekadar ustaca yazilmissada icindeki bilgiler nekadar orjinal ve ayni zamanda Kuran´dan olsada bunun sonucta kisisel bir cabanin urunu olup sonuclarininda aslinda gayet kisisel oldugunu kabul etmeli.

Ikinci nokta ise KDK kartlari, bu konuda yazacaklarim tamamen önyargilarima dayali, yazmamin sebebide aslinda bilgi adinmek. Burada yazilanlardan anladigim kadariyla kisisel devrim kartlari insanlarin zor zamanlarinda guc aldiklari ve onlara cesitli zorluklarin ustesinden gelmelerine, hayata yeni gözlerle bakmalarina yardimci oluyor. 50:45 numarali ayette (We are totally aware of what they say, and you are not to be a tyrant over them. So remind with the Quran those who fear My promise.) Buradan anladigim kadariyle Kurana inanan ve bir sorunla karsilasan insanlara Kuran´dan bir hatirlatma ile yardim edecegiz. Daha önce dedigim gibi bu kartlar hakkinda edindigim bilgi bu siteden, kartlari görmedim, ustunde yazilani okumadim, tamamen ön yargilarimla hareket ediyorum ve bunu yalnizca satisi arttirmak icin kullanilan yeni ve zeki bir pazarlama teknigi olarak gördum. Ustelik sigara paketine benzeyen bir kabin icinde…:) Lutfen biri aciklasin.

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |
Ara
06
2008
03:48

Panik atak…

Kitabı bitirdim ve tekrardan okumaya başladım..Benim doğum günüm oldu aslında, korkularımı aşmaya başladım…Panik atak nöbetleri artık korkunç olmaktan çok gücümü kendime ispat etmenin keyfine vardığım anlarım oldu..Her seferinde daha güçlendikçe o ataklar da daha çok çekiniyor bana yaklaşmaya… Bu sayenİZde oldu.. Sevgiler

yazan: misafir burası: tanrı'nın doğum günlüğü |