Kas
05
2008

2012… Dipnot…

2012′yle ilgili soruyu soran kardeşimizin alınganlık indeksi biraz yüksek çıkmış, Maya’lara söylediklerimi kendi üzerine almış : ) Bilmiyor herhalde bizim soru-cevap stilimizi. Biz böyle sorudan bi başlarız, ohoo ondan sonra bi bakmışsın konu nerelere gelmiş. Onun nedeni de şu. Zaman içinde gelen soruların hepsi benim kafamın bi köşesinde kayıtlıdır. Arada geçerken oralara da uğrarız. O gün de, 2012 anahtar kelimesini aldık, gittik.

Çünkü bu konu, spritüelizmin hurafelerden arındırılması konusunda önemli bir dönemeç. Benim 2012 senesinden tek beklentim şu. 2013 olduğunda Maya’lar bahsinin artık kapanacak olması : ) Gerçi guru endüstrisinin işi belli olmaz. Takvimi 3 sene ileri almanın bir yolunu bulabilirler. Yaz Maya’sına geçiyoruz bu gece diyerek : ) Sonuçta Maya dediğin toplum, kız çocuklarını tanrılara kurban veren bir toplum. Hani böyle süpersonik bi medeniyet yok ortada. (Çok iyi insanlar o ayrı, beni yanlış anlamanı istemem) Lakin bu Amerika merkezli spritüel bilgi mafyası konuların cılkını çıkarmakta birebir. 1980′ler, 1990′larda 2012 bir anlam ifade etmiştir, geleceğin sembolü olmuştur, olumlu katkılarda da bulunmuştur. Fakat artık 2010′lara gelmiş durumdayız, o gün gelecek dedikleri yıllardayız. “Uzay 1999″ diye bi dizi vardı hatırlarsınız. Uzay 1999 bile tarih oldu. 2012 de olmak üzere. Fakat bunun üzerine ister istermez inşa olunan kültürün, 2013′e dair bir planı yok.

Mayalar… Bir Amerikalıya bu konu belki iyi gelebilir, farklı bir açılım getirebilir. İlk duyduğunda o da. Onlar genelde dünyayı Amerika’dan ibaret gördükleri için.

Fakat ya biz? Anadolu medeniyetinin çocukları olarak, medeniyetlere ilgi duymak için bu kadar uzaklara gitmemize gerek olduğunu sanmıyorum. Anadolu’nun ne denli derin bir medeniyet olduğunun genel olarak farkında olduğumuzu hiç sanmıyorum. (Sana demiyorum, hepimizden bahsediyorum: ) Sümerler, Hititler, Urartular yada ezeli komşumuz Persler. Bunlar cebinden 50 tane Maya medeniyeti çıkaracak medeniyetler. (50 lafın gelişi, bütün medeniyetlerle kardeşiz yanlış anlaşılma olmasın).

Dünyaya batı penceresinden bakıyor olduğumuz için, doğunun derinliklerinin, güzelliklerinin farkında değiliz. Tanrı’nın peygamberlerini neden hep doğuya yolladığını da pek düşünmüyoruz (hepimiz). Marketing- pazarlama ilmi batıda çıkmış ve bu yüzdensenin kendi coğrafyana nasıl bakacağını o adamlar oradan belirliyor.

“Paran olacak dünyayı gezeceksin.” Soruyorum efendim, acaba kaçımızda müzekart var? (Bende de yok). 20 liraya, tarihin bütün medeniyetleri bedava. Türkiye dediğin yer, tarihin cereyan ettiği yer. Mesela Şanlıurfa’nın lakabı “peygamberler şehri”. Amerika’da bugün peygamberler eyaleti diye bölge olduğunu düşünebiliyor musunuz? Guru endüstrisi ne hale getirirdi o eyaleti? Nasıl pazarlardı? Nereyi açsan karşına Şanlıurfa çıkardı.

Anadolu herhangi bir yer değil. Tarihin baş sahnesi. Kutsal emanetlerinden tut, Bizans’a Roma’ya aklına gelen bütün medeniyetleri gezebilme imkanımız var. Ama kullanmıyoruz. “Paran olucak dünyayı gezicen”. Çünkü bu değerleri bize parlatacak sunacak History Channel’lar, Discovery Channel’larımız yok. O trendy National Geographic adamların milli bir kuruluşu… Bizim coğrafya milli kuruluşunun kapısından içeri girsen “soğuk”tan ölürsün muhtemelen. (Var ya bi de sen orada çalışıyormuşsun, o zaman vay benim halime : )

Written by buRAK in: tanrı'nın doğum günlüğü |