Ben…
“BEN” den bahsetmeyeceğime dair kendime söz vermiştim; sözümü tutarım hep; ama bazen bazı şeyleri bozmak lazım…
Geçmiş: Ağustos 2007 de TDG’yı ilk elime aldığımda (henüz satın almamış, ne yazarı, ne yazılanlar konusunda-birkaç cümlenin dışında- bilgim yokken; cümle içi sıralamanın yeri değiştirilebilir) arada sırada yaptığım; mantık dışı ve tamamen duygusal bir deneme yapmıştım; tıpkı kart çeker gibi… Rasgele bir sayfa açtım; bir bölüm ve bir cümle çıktı karşıma, daha sonra içine düşeceğim durumu anlatan bir cümleymiş meğerse BU. Ardındaki cümleyi ve Dona’nın yorumunu okudum sonra. Şaşkın bir halde, biraz da dudak çizgilerimi yukarı çekerek kapattım TDG’yı. Sonra bu yorumu okuduğumu bile unutmuşken; birde baktım takılıp düşmüşüm içine bu olaylar yumağının…
Bugün: İşte Ruhum bu yumağa şekil vermemi istiyor, eğer dünyada yaşayacaksan; kendine dikkat etmelisin, sen değerlisin diyor. Oysa ben hiçbirşey istemediğimi söylemiştim ona;’Sen zincirlere bağlanmayacak kadar özgürsün, korkma.Sen güçlüsün,her sonuca katlanabilecek kadar güçlü’diyor.
Korktum çünkü; Tanrısallıktan uzaklaştım, Tanrısallıktan uzaklaşıp, zincirlere vurulduğumu, Unutmak için çaba gösterirsem; özgürleşeceğimi, korkumun geçeceğini sandım; ooOlmadı. Ruhum göz kırptı bana, bir ipucu verdi; sen kaçıyorsun dedi. Kaçtığımı biliyor ama inanmak istemiyordum aslında…
Kaçmak (geçen gün rüyamda %100 kaçtığım gösterildi) çözüm değilmiş.
Ama kalmalı mı yım, gitmeli mi, devam etmeli mi, bırakmalı mı,dinlemeli mi, zorlamalı mıyım, yoksa hiç karışmamalı mı, konuşmalı mı, susmalı mı yoksa sormalı mı, herşeye karşın istemeli mi.
İşte bunun için; gidip KDK alacağım; bir de KDK’yı deneyeyim, belki yardımcı olur “bu konuda” bana. Hiçbir kitap, hiçbir kimse, hiçbir yazı, hiçbir paket (hediye) hiçbir vb. yardımcı olamadı şimdiye kadar “BANA”. TDG da karşıma çıkan, o yorumda anlatılanlar lazım bana.