Mar
29
2009

Büyük patlama…

Zamanlamayla ilgili en büyük hedefim buydu. Maddi dünyanın sıkıntılarını aştıktan sonra kitabı kaleme almaya başlamak. Şükürler olsun ki bunu başardım ve gönül rahatlığı içinde yeni versiyon üzerinde çalışabiliyorum.

Adını ‘yeni versiyon’ olarak koymamız kimseyi yanıltmasın. Tanrı’nın doğum günü 2009 herhangi eklemelerden ibaret değil. Bu, büyük patlamanın ta kendisi. Tanrı’nın doğum günü deneyimini ikiye katlıyoruz.

Daha önce Tanrı’nın doğum günü nasıl yazıldı konulu çok sohbetlerimiz olmuştu sitede. Bu kitabın eline kalemi, klavyeyi alıp yazılacak bir kitap olmadığını anlatmıştım. Bunun çok bariz bir örneğini paylaşmalıyım dostlarımla.

Sanıyorum iki ay kadar oldu ben ‘müsaade’ isteyeli. 2.5 ay olmuş. Dostlarımızdan önsipariş ne zaman soruları gelince farkına vardım ki, bu sürede benim bu çalışmayı finallemeye yaklaştığım tahmininde bulunulması çok mantıklı. Fakat durum şu ki: Ben henüz başlamadım!

Aslında başladım. Ama başlamadım. Hadi hadi diye çok istedim. Önce sessiz olmalısın yanıtı geldi. Zihnimin çarklarını geçen 2.5 senede o kadar çok çalıştırmışım ki, 2.5 ayda ancak durdurabildim. Durduramasaydım onu zihnimle yazıyor olacaktım. Zihnimle yazılmış tek bir kelimeyi bile kabul etmedi kitap. Reddetti beni. İşte bu öyle bir kitap ki bu kadar zamanda ancak onu yazmaya layık bir kıvama geldim.

Ve önceki gün başladı gerçek yayın… Ses deneme 1,2′lerde aldığım bilgiler bile kalbimi sıkıştırmaya yetti. Çok acayip birşey geliyor dostlarım. Çok acayip birşey… Kelle koltukta bir yazım süreci. Zihin çarklarının durdurulmasının nedenleri arasında ‘bunları yazarsam benim halim ne olur?’ da var. Şşşş… Sessiz ol ve yaz…

Mevcut kitap versiyonumuz da dağıtımda olmaya devam edecek. Kitabevlerinde iki alternatifli kalınlıkta yer alacağız. Bağımsız bir kitap yazma yoluna gidemiyoruz çünkü, okuyucuların önce 1. kitabı okuyup daha sonra bu kitabı okuyacağından emin değiliz. 1. kitabın bilgilerine haiz olmadan doğrudan bu ikinci kitabı okumanın beyin felci yaratma ihtimali büyük. Şaka yapmıyorum. O yüzden, yeni bilgilerimizi eski bilgilerimizin arasına saklamak zorundayız. Çok katmanlı bir yazım tekniği. Yepyeni, çılgın bir sayfa düzeni. Yepyeni bir dış görünüm. Yeni bir ad. TDG artı 2 yeni kelimeden oluşan. Ve bahsettiğim yüksek yeni bilgiler. Soru işaretleri giderilmiş, inancı daha da perçinlenmiş mevcut okuyucular. Kimi dostlarımız ‘ben zaten hiçbir zaman TDG’yle ters düşmedim ki’ demek suretiyle çeşitli manevralar yapmak zorunda kalacaklar. Hiç üzülmesinler. Fakat şimdiden hareketlenmeye başlasınlar. Tanrı’nın doğum günü’nü ilk kez okuyacak herkes. Çok acayip birşey diyorum, daha fazlasını söyleyemiyorum. Büyük patlama öncesinde sevgilerimi sunabiliyorum sadece.

An itibariyle dünyanın tartışmasız en mutlu insanından

Written by buRAK in: tanrı'nın doğum günlüğü |