ÇEKİLİYORUZ…
Dona demek hikmet demek, özden gelen söz demek tamam doğru.
Bütün sözleri değerli hepimiz için.
Fakat o üç kelime yok mu…
Kökleri toprağından sökülmüş bir ağacın acısını hissettiriyor insana.
Sonra da uçsuz bucaksız bir çimenin mutluluğunu veriyor.
O üç kelime yok mu… Buram buram mukaddes kitap kokan üç kelime.
KİŞİLER
KATINDAN
ÇEK!L
Dünyada bundan daha hikmetli bir üçlü yanyana geliş olabileceğine inanmıyorum.
Herşeyi özetliyor.
Bir kere yaşam kat katmış, katman katmanmış bunu anlıyorsun.
Sen ezelden beridir bu katta yaşadığını sanmışsın, o kadar kapılmışsın ki.
O ise, bugün olduğun yeri, yerlerden sadece biri olarak tarif ediyor sana.
Resmin bütününü görmeye başlıyorsun.
Uzun “zaman” sonra.
Gerçekte mukaddes bir varlık olduğunu hatırlatıyor sana o üç kelime.
Kişiler katından çekil.
Anlıyorsun ki bu ses “üst kattan” geliyor.
Melisin falan yok ya bi de.
Direk emir alıyorsun emir almayı sevmediğin halde.
Fakat nedense bu emire karşı koymak gelmiyor içinden.
Kendine tutsak edildiğini farkeder gibi olduğun için.
Anlıyorsun ki bu ses o ses…
Bu “geri çekil” sesi, vakt-i zamanında seni “ileri iten”le aynı ses.
Esir kampında tutsaksın.
Deli gibi kazıyorsun orayı burayı.
Ve bir anda sirenler ötmeye başlıyor.
Bitmez tükenmez kurulu düzen çukurundan kafanı şöyle bir kaldırıyorsun.
Toprağa bakmaktan gökyüzünü unutmuşsun.
Bu mavi de ne böyle diyorsun.
Senin için herşey kahve.
İşte o esir kampında öten, içini tırmalayan o siren bir borudan geliyor.
Sur’a borusundan.
Ruh olduğun günlere geri çağırılıyorsun.
Sur’a sireni tarafından.
aaaaaaaaaa aaaa aaa aa….
İşte o üç kelime, sur’anın melodisi gerçekte.
Siren bunun için ötüyor.
Kişiler katından çekil artık.
The end.
Oyun sona erdi.
Gazan mübarek olsun…
Şu birkaç gündür o siren, epey güçlü öttü.
Gece muhtemelen uyuyordunuz, nöbetteydim ben : )
Gerçek bir hikaye geldi aklıma birden.
Sanıyorum İrlanda’dan.
Adam, bir otoparkın gece bekçisi.
Adamcağız demek daha doğru.
Neden mi? Tam üç kez yıldırım düşmüş üzerine.
3 kere kör talih. İntihar etmiş en son : )
O gece bekçisine benzettim kendimi.
Artık yıldırım manyağı olmuşuz, düşmeyince nerede kaldı bu diyoruz.
Şimşeklerin başına bişey mi geldikine?
Şakası bi yana bu bikaç günde negatifle pozitif arasında bişeyler oldu.
Bi hesaplaşmalar oldu. Bişeyler değiştirildi. Dünyaya ayar verildi.
İsrail Başbakanı burdaymış haberim yok : )
Filistin’inki de öyle. Hayırlısı diyelim geçelim.
Yayınevinden gelen bilgi;
Kitabın satışları şu an neredeyse durma noktasında.
5. faz anonsundan hemen sonra başlayan bir süreç.
Bişeyler oluyor ve ne olduğunu çok merak ediyorum.
İpuçları gelmeye başladı bu arada.
Mesela, az önce çok sağlam bir emir aldık.
Okkalı bişey.
Ben değil ha, hepimiz aldık.
KİŞİLER KATINDAN ÇEKİLECEK HERKES
SOMUT BİR ŞEKİLDE…
Duyduk duymadık demeyin.
Bundan böyle;
14 Kasım 2007 4.24 AM itibariyle
Site ahalimiz, Tanrı’nın doğum günü kamuoyumuz kişiler maskesini indirmiş bulunmaktadır.
Bu site, bu adres bundan tezi yok, çıplaklar kampından daha çıplak, kaynak suyundan daha berrak ve de bucaksız çimenlerden daha havadar olmamızın adresi olacaktır.
Nasılı çok basit.
Artık tek 1 kişiyiz.
Benim yazım, senin yazın yok, yazılar kişisiz çünkü.
Fosfor eksikliğinden kıvranmakta olan arkadaşlarımız;
o mektupların hepsini buRAK yazıyo diyolardı ya, o tarz bişey bu.
Benim yazım senin yazın.
Senin yazın benim yazım.
Bu siteyi artık tek bir “kişi” yazacak.
Alışmamız lazım, lakin pek de öyle kolay değil.
Kolay değil tek bir kişi oluyoruz.
Harbi harbi.
Misal; ressamsın.
Sen bizim resim çizen yanımız oluyorsun.
Misal; Amerika’da yaşıyorsun.
Sen bizim Amerika’ya gitmiş-gelmiş halimiz oluyorsun.
Misal; Küfür mü ettin?
Sen bizim bi an için zıvanadan çıkmış halimiz oluyorsun.
Zengin misin;
O an için paramız var demektir “bizim”.
Fakir misin;
Anla ki züğürtüz o gün.
Hasta mısın;
Şifayı kapmış halimizsin.
Düzeldiysen o gün kendimi güzel hissediyorum, hepsi bu.
Kim-liğimizi belirleyen değişkenlerin topunu atıyoruz çöpe.
O’ndan geldik. O’na gidiyoruz.
Tek kimliğimiz budur, gerisi tıraştır.
E tıraş keyfi de bi yere kadar.
Paralarını bankada bırak, gel buraya.
Parasızlığını da bırak.
Yapabildiklerini, yapamadıklarını hepsini bırak.
Buraya gerçek kim-i bulmaya gel.
Döndüğün yerde sana bol bol adınla hitab edecekler zaten.
Burada kişiliğinden arınmanın keyfini yaşa.
Kimliğinden yıkan burada, öyle dön işinin başına.
Bilmem farkında mıyız?
Bugün, bu çağrı, bu anons,
kişiler katının yani insanlığın tarihinde çok çok önemli bir adım.
Uğruna onca fırtınayı estirmeye değecek bir adım.
Fazla mı iddialı geldi canım benim?
E sen de sınırsız düşünme gücü feci sınırlanmış halimiz ol öyleyse.
Kişiler katından çekileceğiz hep birlikte, gerçek kim-liğimiz bulacağız böylelikle.
Mektuplarda kişi adı falan yok ya artık, nick falan da yok.
“Kendine uygun” nickler seçiyorsun, kim olduğun gene bi şekilde aramıza giriyor.
Kişiler katından çekilenler için bu sitenin adı gerçekten çok manalı bir ironi halini alacak.
buRAKozdemir.com…
Yersen.
Kişiler katından çekilemeyenler için asılmış bir tabela.
Kendi içinde yeterli anlamı da varya neyse.
Artık harbi harbi bir kişi olacağız.
Bizi dışarıdan izleyen gerici enerji…;
Dev gibi bir “buRAK” bulacak karşısında.
Tek bir kişi olacağız.
Dışarıdan bakanlar için.
Sen işin içindeki kişi olarak,
hiçkişi olduğumuzu bir tek sen biliyor olacaksın.
Kişiler katından çekiliyoruz.
Hep birlikte.
Ben size bişey diim mi?
Bu kat gerçekten çok pis kokuyor ve ben bu katı oldum olası hiç sevemedim.
Kişiliğine esir düşmüş insanlarla dolu burası.
Kişiler katına dışarıdan bakmak isteyen birkaç gün magazin izlesin.
Orada kendisine esir düşmüş insanlar göreceksiniz.
Ben Robin Hood’um diyenler…
Kendini hükümdar ilan edenler…
Güzelliğine tapınanlar…
Güzelliğini kim-lik edinen “güzel”ler…
Olduğu kişiyi kimlik edinmenin son raddesine gelmiş insanlar…
Oynadığı rolü kim-lik edinmişer…;
O diziden sonra insanlar arasında daha farklı yürür olmuş…
Bırak diğer insanları, kendi söylediklerini bile duymuyor.
Ne hale geldiğinin farkında bile değil.
O programlarda irili ufaklı bi sürü firavuncuk göreceksiniz.
Kibir radyasyonuna maruz kalmış insancıkları.
Kibir demişken bu noktada Firavun’a bir cevap hakkı düşüyor.
Yahu tamam adam çok büyüklenmiş de, hani hafiften makul gerekçeleri var.
Bi kere firavun adamı öldüğünde aynı senin gibi bi kabristana giriyor.
Fakat hatırlatırım;
Senin kabristanına kimse PİRAMİT demiyor.
Milyonlarca insan, gez Allah gez bitirememiş.
Öyle bi şatafat.
Adamı, adını taşıyan Piramit’ine gömmüşler.
Ya sen nereye?
Zincirlikuyu’ya. Torpilliysen o da.
Senin mezarına bi seni tanıyanlar gelir.
Firavun’un mezarına ise tanıyan-tanımayan herkes.
Kendini Firavun hissedenlerin,
kendi kendilerine bi balans ayarı yapmasında fayda var.
Adam öyle biri yani.
Sen daha, bi tane 4×4′ün olunca, direksiyonda oturuşu değişmiş birisin.
Koca Mısır medeniyeti adamın malıymış.
Senin yanında pek bi mütevaziymiş yani…
Neyse bu kadar magazin yeter.
Dönelim bize…
Bundan sonra sitedeki içerik akışı epey enteresan olacak gibime geliyor : )
Bugünden sonra artık herkes, biz olma bilinci ve sorumluluğu içinde yazacak.
buRAK sadece bir geçit. Pilot uygulamanın pilotu. Benchmark denilen, ölçüt manası.
Bu aradaaa, mektuplardaki imla hatalarıyla ilgili şunu da söyliim, herkes başak burcu olacak : )
Mektuplardaki de’leri da’ları bitişik gördüğümde ne acılar çektiğimi bilemezsiniz.
(Dilbilgisi çok iyi olan yanımız; Siteye genel dilbilgisi yanlışlarımızla ilgili bir yazı yazabilir mi acaba?
Şu an klavye başındaki yanımızın aylardır aklında fakat bi türlü fırsat bulamadı. Çok teşkür etti bu arada.)
Bu iş en çok eee bana demiycem şu an yazan yanımıza yarayacak. Siteyi bırakıp kitaba nasıl yoğunlaşacağı konusunda çaresizdi. O’na havale etmişti. Dona’nn bu konuya ne çözüm getireceğini merak ediyordu. Çözüm geldi bilem. Artık o da herkesten biri. Göreceksiniz kimliğinden boşaldığında herkes, korkunç güzel yazmaya başlayacak. Hangi yazıyı kim yazdı ayırd edemeyeceğiz. (Adı geçen o üçüncü kişi yani yazar EHEM dedi bi an için)
Bi anlık bocalama, öncüler, takip edenler ve mutlu son.
Hepimiz kişiler katından çekildiğimizde inanılmaz güzel şeyler yaşayacağız.
Tanrı’nın doğum günü’ndeki BEN felsefesi daha iyi anlaşılacak.
Dona’yı bile kişileştirmişken, oraya neden bir isim koymadığımızın nedenlerine vakıf olacak.
Ben’in biz’e açılan gizli bir geçit olduğunu göreceğiz.
Kişiliklerimizden arınmak hepimize çok iyi gelecek.
Her geçen gün o sözün hikmetini daha iyi anlayacağız.
“Kişiler katından çekil”.
Kendimizi kaybettiğimizi sandıkları sırada biz aslında kendimizi buluyor olacağız.
sevgiyle