Eki
10
2008

Çeşitli…

Her seyden önce: Emir bebek hosgelmis, ne kadar da güzel bir bebekmis! :) Ona muhtesem bir yasam süreci dileriz…

Demisken, son zamanlar pek çok güzel insanin ölüm haberini aliyoruz, öte yandan çok sayida güzel bebek dünyaya geliyor. Dogru anladiysam, 8′lerden 9′lara geçis için gerekli. 9′lar çogaliyor…

Ve Beraat suresi problematigim sürerken, kitaba “indeks” koyma fikrine kocaman bir EVET diyorum. Gerekirse yardim bile ederim! :)

Sitenin yeni sekli çok çok iyi, ellerine saglik. Belki, minicik bir fikir olarak, yeni yazi göndermek isteyenlere blog sayfasina da bir link koymak iyi olabilir. Her defasinda ana sayfaya dönüs yerine.
Ben Mac üzerinden Firefox kullaniyorum, acaba sirf bende mi böyle, sitenin ana sayfasi hep KDK haberinin sayfasi olarak açiliyor. Oradan ana sayfaya geçiyorum. Söyleyim dedim…

Bir de hassas bir konu: Surf yaparken TDG’i elestiren birinin yazisini okudum. 3 ana fikri vardi yazisinin, biri Enkarnasyon (ki o da kimi islami düsünürlerin bile bu konuda olumlu baktiklarinin farkinda, ama hepsine yanlis diyor, kendi problemi :)) sonrasi Nura konusu, ki kendisinin de kafasi karisik belli… Asil mesele, kitabin sana DONA tarafindan getirilmesine takmis kafayi. Ve bunun Abrahams, Ramtha ve Kryon tarzi bir durum oldugunu, hatta art niyetli bir iletisim oldugunu yazmis. Daha önce bir arkadasimdan da benzeri bir elistiri aldigim için kafama takildi.

Bu sayfada bir okurun iyi niyetli bir benzetmesini gördüm, Kryon ile ilgili. Dogru düsünüyor muyum bilmiyorum, ama DONA ve Kryon veya Ramtha benzetmeleri durumu hafifletiyor, bundan kaçinmaliyiz. Dilim varmasa da, Dogrudan bir iletisim ile örnegin eski çaglardan bir savasçinin ruhu ile iletisim kurmak biraz farkli degil midir? Yaniliyorsam hos görün, ama yanilmiyorsam, bizim bu tür benzetmelirimiz, TDG’yi art niyetli elistirenlere çanak tutacaktir.

Ekim ayi çok farkli geçecek, bunu da haber vermek isterim. Enerjiler yagiyor, bangir bangir. 14 ekim için bir uzay gemisi söylentisi de var, ne kadar dogru bilmem ama 15 ekimde haberleri tarayalim yine de, kimbilir :)

Hepimize harika bir hafta diliyorum kalbimin en derininden.

notu Çeşitli...

O eleştiri yazısını hatırladım ben de. Bakın şimdi, olayın güzelliğine bakın. O yazıdan bir bölüm koymuştum siteye. Ve okuyucular yazının taşıdığı enerjiden rahatsız olmuşlardı, bu mesajları da daha yayınlamıştık daha sonrasında. Tanrı’nın doğum günü “Sen onları yüzlerinden tanırsın” ayetinin kişinin yüzünden değil aurasından kastettiğini söylemiş. Sen onu dedin ben bunu dedim tartışmalarına girmeye hiç gerek yok. Senin taşıdığın enerji, insanları, senin yüzünü görmeden rahatsız etmiş. Buyur işte. Deney sonucu. “Sen onları auralarından tanırsın hem de yüzlerini bile görmeden tanırsın”. Bir fikir, bundan daha güzel nasıl çürütülebilir bilemiyorum : )

Bir de bu dinci kesimde, kendine İslam alimi görüntüsü vermek için, kelimelerin Arapça anlamına atıfta bulunma olayı var. İnnaaaa diye başlıyor ayetin Arapçasına. Sen de bilmiyorsu ya Arapça, geri adım atıcaksın : ) Sözlüğe bakarak Kur’an tefsir etme geleneği, Kur’an muhkem ayetlerden ibaret kabul eden anlayışın ürünü. Dona, Kur’an’ın müteşabih olduğunu bu kişilerin gözüne çaka çaka ispat ediyor. Bu anlayış da temelinden çökmüş oluyor böylelikle. Kur’an muhkem değil, müteşabih. Yani hologramik. Bitti nokta. Bütüüün Arapça’da şu kelime şu anlama gelir kalıplarını atıcaksın çöpe. Arapça’da bir kelimenin bir değil elli anlamı var çünkü. Alak suresi, bunun herhalde en güzel örneği. Sevgi ve aşk suresi… O kelimenin senin iddia ettiğin gibi, mutlak surette “kan pıhtısı” anlamına geldiğinin referansı nedir? Allah Kur’an’la birlikte bir de sözlük mü indirdi? Bu budur, bu şudur mu dedi sana? Vahiy mi aldın gerçekten? Vahiy alıyorsan da haberimiz olsun, bir kaç sorumuz olur, Allah bilir demeden cevap verirsiniz artık : )

Bu mesaja teşekkür, vesilesi oldu. Fakat ben bu tarz eleştiri yazılarından hiç şikayetçi değilim. Yukarıdaki aura örneğinde olduğu gibi, Tanrı’nın doğum günü’nün canlı alametleri bunlar : ) O yazıyı okuyan, zihinsel olarak farkında olmasa da sezgisel olarak yazıyı yazanın aurasından hareketle, yazıyı çürütür. Bunu böyle söylemese de ruh bunu sezinler. Nitekim altta gelen yorum da şöyle demiş: “Dediklerinize katılıyorum ama ben müsadenizle kitabı alıp bir okuyiim ondan sonra kararımı vereyiim” : )

Fakat işte Arapça kelimelerle, insanları sindirme taktiği her zaman işe yaramıyor işte. Zira bize bu mesajı gönderen okuyucumuz İranlı : )

Written by misafir in: tanrı'nın doğum günlüğü |