Haz
03
2007

Diyalog…

Üstad isimli yorumcu: Kitabınızı okumadım, okumayıda hiç düşünmüyorum.Sadece kişisel mail adresime yayınevinizden mail gönderildi kitabınız hakkında. Kitabınızın adı çok ilginç hatta acizce kendinizi bir yazar olarak görüyorsunuz ve adından anlaşılıyor ki kendi çapınızda böyle dini içerikli bir kitap yazmışsınız. Öncelikle müslüman mısınız çok merak ediyorum ki eğer müslümansanız…Tanrı diye birşeyin olmadığını ve doğum günü olamayacağını bilmeniz gerekiyordu. Tanrı dediğiniz sizin içinize doğmuşsa, yani doğum gününden onu kastediyorsanız malesef yanlış yoldasınız.Kitap diye satışa sunduğunuz bu nesne de aklınız başınıza geldiği zaman utanç duyacağınız birşey olacaktır, bundan emin olabilirsiniz. Üzüntüm şudur ki sizin gibi müslümanca çok güzel bir isim taşıyan(buRAK)genç birisi saptırılmış ve böyle bir kitap yazdırılmış, yazık çok yazık. Misyoner değilim diyorsanız bile onların ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Atalarınızın kemiklerini sızlatıyorsunuz. Eğer misyonerseniz sizin gibi gençleri saptıranların eline düşmüşseniz çok yazık… Çünkü isminiz buRAK ve bir Türksünüz bu kadar aciz olamazsınız. Ya kitabınızın ismini değiştirin ya da kendi isminizi değiştirin ki okurlarında yüreği sızlamasın yoldan çıkan gençlerimiz için…

yazar: Okumamakta elbette serbestsiniz. Okumadan beni yargılama konusunda serbest olduğunu ise zannetmiyorum. Bilmeden günahımı alıyorsunuz çünkü.
Ben adıma yakışan bir kitap yazdım.
sevgiyle
buRAK

Üstad isimli yorumcu: Sevgili buRAK özDEMİR,
Öncelikle sizi yargılamıyorum,çünkü sizi hiç tanımıyorum, sadece istemiş olduğunuz gibi yorum yapıyorum. Fakat dikkat edin ki daha kitabınızı okumadan sadece kapaktan bunca değişik anlam çıkıyor (bence çıkmasını istediğiniz için). Ön yargı da değil yaptığım yorumlar, sadece ilk intiba, yani kitap bir kere isimden kaybediyor. Fakat aklımdan da sürekli geçmiyor değil hani amaç; hedef kitlenin aç bırakılmaması ve belli mecraları rahatsız edip gündem oluşturarak amacına hizmet edilen kesimin ekmeğine bir güzel yağ sürülmesi… Ayrıca gerçekten samimi olsaydınız ilk yorumumda bir kaç soru sormuştum içtenlikle yanıtlamanız gerekirdi.

yazar: Sevgili Üstad, elinizi vicdanınıza koyun, bazı sorularınızı yanıtsız bırakmamdan benim samimiyetsiz bir insan olduğum sonucuna varmak, beni yargılamak mıdır değil midir? lütfen bana söyleyin.

İlk intiba diyorsunuz. E yok mudur bundan sonrası? İkinci, üçüncü, dördüncü intiba?
Beni tanımıyorsunuz evet, kısaca tanıtayım.
Ben gelip geçici bir dalga değilim. Benim adımı ömrünüzün bundan sonraki döneminde her zaman duyacaksınız.
Ölsem de kalsam da, ben hep buralarda olacağım.

21. yüzyıl Müslümanları Tanrı’nın doğum günü ile birlikte yaşamaya alışacaklar, alışmak zorundalar.
Bu kitap, TDGünü dünyadaki İslam algısını kökünden değiştirecek.
Yakın gelecekte ben Müslümanım diyen herkesin önünde iki seçenek:
Ya gelişmek değişmek,
ya din değiştirmek!
olacak. Gelişmeyenlere değil gelişenlere Müslüman diyeceğiz bundan sonra.

Ben bu kitabın içinde her ne yazmışsam, dine en uzak duran insanlar namaz kılmaya, İslam benim dinimdir demeye başlamışlar. Kitabın içinde olanları, kitabın içine girmeyi reddedenlere
anlatmayı reddediyorum sadece. Bir yazar olarak hakkımda hüküm verilmeden önce okunmayı beklemek benim hakkım.

Tarzımı yadırgıyorsunuz. Bir ölçüde hak veriyorum. Büyük ölçüde ise veremiyorum. Beni farklı birşey yaptığım için yadırgıyorsunuz.
Aynı şeyleri yaparsak, aynı sonuçları alırız…
İslam 21. yüzyılın “öcüsü” olarak sunulmuş dünyaya ve dünya alev almış…
Dinimizi en başta ülkemize, sonrasında dünyaya sevdirmek adına;
oyunu batılı kurallara göre oynuyorum ben.
Doğunun ilmi, batının kuralları.. Bu ikisini birleştirince ortaya Tanrı’nın doğum günü çıkıyor.
Tanımadan benden nefret eden muhafazakar kesimimiz, başarımdan en başta onlar gurur duyacaklar.
O güne kadar ben her tepkiyi karşılamaya hazırım.
sevgiyle
buRAK

Written by buRAKozDEMIR.com in: tanrı'nın doğum günlüğü |