Dostumuzun sorusu…
Israrlı bir soru var efendim. Kadınların mirastan daha az pay almasıyla ilgili; “Kuran’ın bugünlere ve daha sonrasına hitap edeceğini bilen bir Tanrı neden bir erkek ve iki kadın şahitten bahsediyor?” deniyor
Yanıt kitapta var cümlesini tekrarlamak istemiyorum artık. Başka bi kavram bulalım. Ya-ki-va diyim ben, siz anlayın yanıtın kitapta var olduğunu : )
Okuyucumuzun yeni okumalarda, bu soruyu sormaya ihtiyaç duymayacağına eminim. İslam’ı bu gibi konular üzerinden yargılama alışkanlığındakiler için, çok fazla mesaj var kitapta.
Bu vesileyle, diğer dostlarımızın da şunu bilmesini istiyorum. Araştırma, düşünme, tereddüt etme, karar verme-verememe gibi konular elbette ki felsefe sürecine dahildir. Fakat, kesin ve değişmez yargıların penceresinden bakmak, bu başka bir sürecin alışkanlığıdır.
Tanrı’nın doğum günü süreci, bu alışkanlıkla sürdürülemez. Sürerse sevgili dostumuz gibi kitabın belki de yarısını oluşturan bir gerçeklik atlanır, farkedilemez. Kendinizi rahat bırakın derim ben.
Düşünmek, tartışmak, araştırmak, geliştirmek. Açık olmak. İslam algısını değiştirmeye gönüllü olmak. Bunlar varsa ben varım. Israr varsa suçlama varsa ben yokum. Unutmayın bizim kitapta Tanrı, bir hukuk bürosuyla anlaşmadı, ben avukat değilim. Onu savunmak benim haddime de düşmez. Ben sadece bir iletişimciyim. İletiyorum efendim.
sevgiyle
buRAK