Kas
03
2008

Şeker…

Yazmadım. Bizim evde bir haftadır gündem şeker hastalığı. Bahar. Tesadüf ölçtürmüş çok değil biraz yüksek çıkmış(140). Ailede de var. Eve bir geldi ki yüzünden düşen üç milyon parça. Şeker hastası olsan ne olur. Düzenli yer-içersin, olur biter. Ama bizim olay başka. Çikolata endüstrisi en büyük müşterisini kaybedecek. Kolay değil : ) Bizim kuruyemişçinin VIP müşterisi olmuş meğer biz. Bu vesileyle öğrendim. Arka taraftaki zuladan özel ürün falan açıyolarmış bize ki bu çok tehlikeli bir durum : ) Haberim yok dünyadan. Neyse.

Ertesi gün sabah ilk iş eczaneye gidip ölçüm cihazı almak oldu. Ben uyurken bi ölçmüş ki çok yüksek. Ben uyandım beni ölçtü. Benimki de yüksek çıktı. Benimki ondan daha yüksek çıktı hatta. Hayda. Bu sefer oklar bana döndü. Başladı bu sefer benim üzerime gelmeye. Aman dikkat falan. Telesekretere saniyesinde “geçmiş olsun”lar düşmüş hemen. Evham, ihtimam, bunlara hiç gelemem. Bi kızdım. Uzak tut şunları benden, ben iyiyim dedi.

Şimdi az önce. Gün içinde yediğine içtiğine dikkat etti bugün. Bi ölçmüş ki: 298!

Benden çıkan cümleyi dikkatinize sunuyorum: “Şu ölçüm cihazının kullanım kılavuzunu getirebilir misin?”

Efendim Türk olmanın değiştirilemez özelliklerinden biri, kullanım kılavuzlarını okumamaktır. Teoriye gelemeyiz. Şöyle bi okudum. Baştan sona okumaya gelemedim şöyle bir okudum ben de. Eh yani biz de bu vatanın evladıyız : ) Adam diyor ki kanı çubuğa dokundur ve sonra ekrandaki gerisayımın bitmesini bekle. 5, 4, 3, 2, 1… Bizimki beklemiyor çünkü orada geri sayım olduğunu bile bilmiyor. Ben ölçtüm şeker 108 : )

Olan ananeme oldu tabi. Burdan cihazı götürüp kadıncağızı da ölçmüş. Onunki de çok yüksek çıkmış. Şekerim çıktı diye dolanıyomuş ortada, yarın hastaneye taşınacakmış meğer : )

Written by buRAK in: tanrı'nın doğum günlüğü |