Günaydın herkese…:)
Pazartesi sendromlarınız uğurlu olsun : ) Eee, sen misin 9 gün tatil yapan. Al sana 9 kat tat : )
Ben tatilde naptım. Bayramda demiyorum çünkü, benim için bi tane bayram var o da şeker bayramı. Bu geçirdiğimiz, bayram değil. Çok acılar çekildi ve çektirildi çünkü. Neyse. Tatilde, herşeyden önce bol bol fırça yedim herkesten. Yazı yazmadım diye : ) Aslına bakarsanız yazı yazdım. Hem de 3 tane. Kurbanla ilgili değil. “Kurban” ile “bayram” kelimelerinin yan yana gelemeyeceğini anlamak için yazıya ihtiyaç olmadığı için. Bu bir ilim konusu falan da değil. Beynimizin yüzde birini kullanmamız durumunda rahatlıkla üstesinden gelebileceğimiz bir konu. Çok değil, yüzde sadece bir. Kültür seviyesi yüksek, kariyer sahibi, aklı fazlasıyla başında insanların bile “Ortak kesiyoruz. Biz olmasak da bu hayvan kesilecek nasılsa” dediği, bu lafı gerçekten mantıklı bulduğu bir ortamda, bu konuda dil dökmeyi reddediyorum. Neyse II… Tek tek sorunsallar üzerinden tümevaramayacağımız çok açık. Tanrı’nın doğum günü, temel ve çok büyük bir devrim üzerinden, tümdengelerek, sorunsalların çözüleceği bir süreç. O yüzden sabır. Çok çalışarak sabır…
Aslında yazı yazdım hem de 3 tane. dedim de Nerde bu yazılar? Yazıları yayınlayamadım bir sebepten. Çok enteresan birşey oldu burada. Herşey normal, bitirdim yazımı. Yayınla’ya bastım. Fakat içimden bir ses, bu yazı için erken olduğunu, bu yazının üstesinden gelemeyenlerin olabileceğini söyledi. Fakat düğmeye de basmış bulundum. Sonra da “Bana ne?” dedim. “Gelsin üstesinden.” Yayınla’ya bastığım anda sitenin yayını çöktü. Tıkır tıkır çalışan site, ben yazıyı girdiğim anda, durduk yerde çöktü. Sabah saatleriydi gören olmuştur belki. Çok sıradışı bir durumdu. Sıradışı olan, -görmüş olabileceğiniz- yayının kesildiği anda ekranlarda beliren yazıydı. “This account has exceeded its CPU quota”! Bu hesap, beyin kapasitesini aştı… Pes. Loglara girdim hemen. Bir anda böyle birşey nasıl olabilir? Loglara girdim ve baktım. Kilitlenme anında, kilitlenmeden sorumlu işlemi görebiliyorsun son satırlarda. Log, bilgisayarın kendi günlüğü. Zaten blog, log’dan geliyor. Loglarda, inanmakta güçlük çektim şöyle yazıyordu. Gerisayım, gerisayım, gerisayım…
Gerisayım demek. O yüzden durdurdum yazıları. Tekrar bakacağım ilk fırsatta.
İlk fırsatta diyorum çünkü fırsat daha yeni geldi. Hayatımda bütün tatillerle ilgili planlar yapmışımdır. Şu kitapları okuycam, şu kadar koşucam ya da şu kadar çalışıcam gibi. Hayatımda ilk defa bir tatilde planladığım şeylerin hepsini, hem de fazlasıyla yaptım. Şu an gözlerim kapanıyor olmasa mutluluktan uçucam. Aylardır uğraştığım işleri, bir başka sıradışı günde çözüverdim. Birşey yapıverdim. Birbirinden bağımsız bütün sorunsallar bir anda çözüldü. Rüya gibiydi.
İstediğim yeniliklerin dışında, siteyle ilgili çok büyük iki derdim vardı. Uzun süredir kafaya takmıştım bu konuya kafayı. Ve şimdi tamamdır, bitti : ) Oh. Birinci derdim SEO’ydu. SEO bir ilim. Bu çağın ilmi. Search Engine Optimization. Yani sitenin arama motoru uyumluluğu. Hani var ya, “ya buRAK site fıstık gibi, durup durup niye kurcalıyorsun”. Sitemiz fıstık gibi görünse de günlük yazılarıyla, Google küsüşmüştü. Günlük, SEO değildi. İçinde o kadar çok içerik birikti ki, Google günlüğü artık pas geçiyordu. Dert diye buna denirdi. SEO konusunda kimsenin net bir bilgisi yok. Olay, bilgilerin de ötesine geçmiş durumda. İş çok enteresan noktalara gelmiş. Bu konuda kitaplar okudum. Makaleler okumak ne kelime yuttum. Sayısız programlar çalıştırdım. Daha neler neler. Bizim günlüğün Google, Yahoo gibi robotlarla dost olmasının yolunu sonunda buldum. Bakın bu konuya neden önem verdim. Neden bu işle bu kadar çok uğraştım. Bu konuyu kafama taktıran olayı paylaşıyım hemen, beni çok iyi anlayacağınızdan eminim : )
Aylar önce, sitenin yönetim panelini kurcalarken bir şey gördüm. Google üzerinden siteyi bulanlar, hangi anahtar kelimeleri vererek Tanrı’nın doğum günlüğü’nü buldular başlığı. Herşey normal görünüyor. Satırlardan birinde gözlerim yuvalarından fırladı. Efendim adamcağızın biri, google’a “güzel ve dik kadın memesi” yazıyor ve bizim siteye düşüyor : D Sen bu işlere kafayı fazla taktın, otur Tanrı’nın doğum günü oku demiş olmalı birileri ona : ) Bu anahtar kelimede hiçbir yazı yok ki sitede? E nasıl oldu bu iş? Diye bir başladım, o başlayış : ) İlim demem boşuna değil. Robotlara Tanrı’nın doğum günü’nü öğretme mücadelesindeydim efendim protestolara maruz kaldığım aylar boyunca : ) Robotlara bu işi anlatmanın yolunu buldum ya, insan hiç sorun değil : ) Kişinin sorularına dönük olarak Tanrı’nın doğum günü ve günlüğü içeriğinin, kişinin kullanımına sunulması. Hedef buydu. Çalışmalar son noktaya geldi. Şükürler olsun. Hayırlı olsun.
İkinci derdim, ilk defa siteye giren birinin direk günlüğe girmesinden duyduğum memnuniyetsizlikti. İki senede hep birlikte geldiğimiz bir nokta, kitabın adını daha yeni duymuş insanlar için ihtiyaca dönük sonuçlar vermezdi. Onun çözümünü de gerçekleştirdik. buRAKozdemir.biz/tanrinin-dogum-gunu/okuyanlar sayfamız hayırlı olsun. Yapısal herşeyi hazırlandı, içeriğinin bir kaç saatlik işi kaldı. Merak edenler, bilgisayarının sesini açık olduğundan emin olsunlar efendim.
Yeni haberleşme sayfamız da hayırlı olsun. Günlükteki diğer değişiklikler hayırlı olsun. Hemen-başka düğmesi hayırlı olsun. EH’nin martılarla dolu sayfası hayırlı olsun. Önümüzdeki günlerde hayırlı olacak bütün yeni şeyler hayırlı olsun. Günlüğü sürekli yenilerken, “illa da eski site” diyenlere “Tamam ama bi şartla” diyerek hayata geçirdiğimiz, yenisite-busiteden-daha-guzel.buRAKozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/ nam-ı diğer kırmızılı site hayırlı olsun.
Ama en önemlisi. Siparişe açılan Proje 1, Tanrı’nın doğum günü Cep Matineleri hayırlı olsun. Beni bekleyen güzel uykum da hayırlı olsun : )
