Ara
02
2008

İçimdeki kaynayan kazan…

Siteye daha dün kaydoldum. Hemen ertesi gün kendimi yazarken bulacağımı düşünmemiştim.Ama sorana cevap verileceğini biliyorum. İçimde kaynayan kazanın hiç değilse dumanını göstermek istedim.
TDG’yi 2 kez okudum ve okuyunca kıskandım. Bu kadar arzu ederken aradığımı bulmayı,neden aramayan biriyle konuşur DONA TANRI?! Sonra zamanla bu kıskançlık kendimdeki eksikliğin ne olduğunu aramaya çevrildi. Hala meraktayım ne yapıyorum da olmuyor veya ne yapmıyorum da oluyorsa görmüyor ve duymuyorum.?Ya da gördüğüm ve duyduğum şeylerin gerçekten görmem ve duymam gerekenler olup olmadığını neden anlamıyorum? Ya da nasıl bir şey olması gerekiyor? Bir gün bir ağabeyimle derin derin konuşurken “sen yukarılara zaten çıkmışsın da aşağı bakmaya korkuyorsun” demişti. İyi de ben niye öyle hissetmiyorum? Çok mu alçak gönüllüyüm? Yoksa aslında aptal mı? Oysa yeni değil ki aradığımı bulma çabaları. Yıllar var arkama yığdığım. Mevlanalar, Hallacı Mansurlar, Kuran tercümeleri (bir kaç kez), Yabancı yazarlar, vs….Ama diyorum ya neyi eksik yapıyorum da hala arama aşamasından biraz ileri gidemiyorum? Ya da gidiyorsam niye anlamıyorum?
Yazdım değil mi? Bir dolu soru sordum. Ama neden sanki “hayır bunlar değil yazmak istediklerin” diyorum kendime?
Bir okurunuz size Ezanlar kimin için çalıyor başlıklı yazınızda “Kitapta sen tevbe ediyorsun. Dona gelip sana bir güzel geçmiş yaşam terapisi yaptırıyor. Oh ne ala, ne güzel. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? 650 sayfalık kitapta bir tane teknik verilmemiş zayıflama haricindeki tekniğin dışında. Teknik olmadan, ettiğimizde söylediğimizden birşey anladığımız dua olmadan nasıl olacak o arınmalar? Tevbeler?” demiş. Ne güzel demiş! Aynı şeyi ben de söylüyorum.Hatta belki de deminden beri yapmaya çalıştığım şey tam da bunu sormak… Midem ve barsaklarımdan şikayetim var bu aralar. Okuyup biriktirdiklerimi ne yapacağımı bilemeyişimden mi acaba? Sabrınıza teşekkür ederim VARlığınıza da.

Written by misafir in: tanrı'nın doğum günlüğü |