Eki
04
2008

Kısa kısa… Heyecanlı heyecanlı…

Matbaadan “kutular tamamdır” haberi bekliyoruz… Yarın sabah haber gelse de gelmese de oraya gidiyor olacağız. Hastaneden sonra tabi. Kaderde KDK’ları teslim alacağımız günle, dayı olacağımız gün aynı günmüş meğer dostlar : ) Dokuz ayın çarşambası biraraya geldi gerçekten. Yüzlerce soru var. Soğukkanlıyız, derin nefes. Akılcı bir organizasyonla yetiştireceğiz hayırlısıyla teslimatları.

Bir sevgili dostumuz benimkini önce gönder buRAKcım diye mesaj göndermiş bi kaç kere. Kim olduğunu buradan göremiyorum ki ama. Kitapçıdan şu şu nolu sipariş diye mesaj göndersin. Lütfen ama kurumsal olalım : ) İş hayatım boyunca şu isolardan misolardan oldum olası nefret etmişimdir fakat şu an hayatımızı kurtaracak sistemleştirme olayı. Yoksa altından kalkılamaz Tanrı’nın doğum günü operasyonunun.

Soruların yüzde doksan dokuzunun konusu “hani hani KDK?” : ) Bir de eski siparişler ne olacak. Herşey yolunda. Banko dekontları zaten burada. Esas alınacak olan liste bu. Temmuz’dan bugüne gelen tüm önsipa.lar gönderime girecek. Sisteme kaydolmanız, size de bize de kolaylık o kadar. Bu arada maddi gücü müsait olmayan dostlarımız için kafamda birşey vardı, deminden beri ona bakınıyorum da çözemedim henüz. Nası yapıcaz konusunu çözdüğüm anda aklımın ilk sırasındalar. Bizler gönül insanlarıyız. Havale, dekont bilmemne bunlar teferruattır. Çok sık bunlardan bahsetmek de hoşumuza gitmez hiç. Fakat işte bu sevimsiz görünen işler ve üzerinde çalıştığım tüm bu sistem bizi ve yazılarımızı insanlarımızla buluşturacak. Sistem uğraşsın bu para pul mevzularıyla diye uğraştık. Çok şükür. Bir sır veriim efendim. Bugüne kadar okuyucularımızdan gelen hiçbir siparişi bankadan kontrol etmedik. Ne sipariş geldiyse gönderildi. Batmadığımıza göre, karşılıkları yatırılmış demektir, bi sorun yok o yüzden : ) Benim gönlüm, kendimden daha zengin tek sorunumuz bu. Babamdan en son fiske yeme noktasına geldiğim olay, 2 sene önce askerdeyken cereyan etmiştir. Er gazinosunda oturuyoruz, maç izliyoruz tv’de. TV dediğim de küçücük monitör. 50 kişi maç izliyor küçcük tv’de. Bir dokunsun bana bu. Kalkarsın ankesörlüyü alırsın eline, açarsın babana telefon. “Baba şu benim dev ekran televizyonu buraya göndersene. Askerler izlesin diye bağışlıycam. Üzerine de bi yazı çaktır. “Erlerin” kullanması amacıyla diye not düş.” Baban da sana bassın fırçayı. Olum senin etin ne budun ne. Sen kim bağış yapmak kim. Hmmm öyle mi de, ikna ol, kapat sen de. Monitörün başına dön hüzünlü gözlerle. Yani diyeceğim o ki, içimdeki manyağı bi serbest bıraksam herkese bütüüün dostlarıma hediye göndericem kartları. Babamlar bu gece o yüzden mi geliyolar acaba : )

Written by admin in: tanrı'nın doğum günlüğü |