Oca
14
2009

Kızımın rüyası… Köpek yazısı…

Sana epeydir yazamadım; kızımın rüyasını.Cemresu, 19.09.1995′de doğdu. TDG’yi 1 yıldır, bir alıyor, bir bırakıyor. Bundan birkaç ay önce seninle ilgili bir rüya gördüğünü anlatmıştı.

Kameralar var. Hazırlık yapılıyor. Beyaz bir fonun önünde oturuyorsun. Yüzüne makyaj yapılıyor. Yanında kahverengi bir köpek var. Cemresu, köpeğini seviyor. Sen de köpeğini ona hediye ediyorsun. Sonra Cemresu köpekle çıkmaz bir sokakta kovalanıyor. Köpek yanında kaçıyor onunla. Kovalayanlar polis, güvenlik falan… Çaresiz kalıyor. O sırada sen arkadan yetişiyorsun ve kovalayanlara sesleniyorsun. “Ellemeyin, bırakın onu! Köpeği ona ben verdim; onun köpeği o!” Sonra uyarıyı dinliyorlar ve bırakıyorlar.

Bu rüyayı yorumlamaya çalıştık.

İşte yorumumuz:

Sen 9′lara yardımcı olacak bir bilgi ilettin. Ama senin ilettiğin bilgi, kişisel devrimini tamamlama yolunda ciddi zorluklar açan ve mekanizmayı çalıştıran bir bilgi. Asıl devrimi yapacak olanlar, sistemin direnciyle karşılaşacaklar ve yollarına devam edecekler ama çözüm daha olgunlaşmadı. Birileri kişisel devrimini yaşarken, birileri de büyük devrimi örgütlüyor ya da örgütleyecek. Ve kişisel devrimini tamamlayanlar büyük devrime katılacaklar. Ama bunun için gerekli bilgiye ek yapacağın o gün gelmedi; gelecek. Cemresu da bundan nasiplenenlerden biri olabilir mi?

Buna rüya demek biraz haksızlık olabilir, fazlasıyla gerçekçi : ) Yorum da öyle.

Köpeklerle ilgili birşeyler var yazmak istediğim. Rüyada da bir köpek var.

Hayvanlar ve İnsanlar… İnsanlar hayvanların içinde kimlerin saklı olduğunu bilselerdi, sokak hayvanlarının yanından önlerini ilikleyerek geçerlerdi…

Dönelim köpeciklere. Tanrı’nın doğum günü kodlarında köpek, Uykudan Uyanış’ı simgeliyor… Köpek uykusu belki de en hafif ev hayvanı. Anında uyanır uykusundan. Yedi uyurlar olarak bilinen Ashab-ı Kehf… Kur’an, başuçlarında köpeklerinin olduğunu söyler. Sinema için söylenir hep. Bir planda bir silah varsa, o silah mutlaka patlar… Rüya ya da gerçek, hayatın bir sahnesinde bir köpek varsa, ortada mutlaka uykudan uyanmış/uyanan/uyanacak olan birileri vardır. Nitekim Ashab-ı Kehf de uyanır, başucunda köpek olan mağaralarında…

İki bağımsız olay naklediyorum. Ben, Ashab-ı Kehf olgusunu hayatımda ilk duyduğum günden beri, mağaranın ağzında bekleyen köpekle ilgili kafamda bir eşgali belirmiştir. Kendi görünümlerini bilmem fakat köpeklerini çizebilecek kadar net görmüşümdür. Kafamın bir köşesinde, hayatım boyunca bir küçük köpek resmi taşımışımdır… Olay 1 burada bitti. Şimdilik…

2001 senesi, iş hayatımın en hareketli günleri. Hiç uyumadan çalıştığım günler. (Pek değişen birşey yok ama neyse : ) Yalnızlığıma ortak olsun diye karşı koyulamaz bir köpek edinme hissi beliriyor içimde. Veriyorum kararımı.Kocaman sarı köpeklerden… Bir Golden Retriever istiyorum. Gazetede bir ilan görüyorum. Golden yavrusu satıyor birisi. 200 dolar… Atlayıp gidiyorum hemen. Köpek daha el kadar. Parasını ödüyorum, alıp eve doğru geliyorum. Bir elimle araba kullanıyorum. Diğer avucumda ise bu kerata, bütün yol süt dişleriyle ısırıyor da ısırıyor beni. İşte böyle “elimde” büyüyor Fıstık. Ve Fıstık büyüdükçe, daha doğrusu büyümedikçe onun aslında Golden Retriever olmadığının farkına varmaya başlıyorum. Sirk köpeği olarak bilinen MİNİK bir Rus Finosu. Kendimle buluştuğum Yeniköy günlerimde hep ayakucumda duran Fıstık köpek… Olay 1’e dönüş… Büyük sürpriz. Golden zannedip aldığım köpek, o köpek… Fıstık, Ashab-ı Kehf’teki köpek…

Fıstık / buRAK özDEMİR

Uykudan uyandığım Yeniköy’ü kapattıktan sonra hayatımdan çekilen Fıstık köpek…

Köpek giren eve melek girmez derler. Ohoo, bizim eve neler neler girdi… Bu sözü söyleyip duranlar, bizim evin “manzarasını” görselerdi, muhtemelen dilleri tutulur, ilk fırsatta kendilerine köpek çiftliği kurmaya karar verirlerdi. Neyse efendim, gereğinden fazla açılmayalım o yüzden köpek yazısı stop. Sevgiyle tabi.

Bu da bizim mahalleden bi arkadaşım : )

mahalle / buRAK özDEMİR

Written by misafir in: tanrı'nın doğum günlüğü |