Leyla’dan…
Sevgili buRAK, Az önce YARATICILIĞI ÖLDÜRMENİN YOLLARI isimli yazını okudum. Aşık Veysel’in Eskişehir (Mahmudiye) Köy Enstitülerinde öğretmenlik yaparken yaşadığı köye gittim geçenlerde. Veysel’i evinde ağırlayan ailelerden birinin çocuklarıyla tanıştım. Bir gün Veysel elinde sazı odaya giriyor. Ali ağa diyor lambayı getirebilir misin, sazın teli koptu diyor. Ali amca koşarak gaz lambasını getiriyor. Veysel gülmeye başlıyor Ali ağa ben körüm ama sen de benden körsün diyor. Sanırım yaratıcılığı körüklemenin yolu hayal kurmayı öğrenmekten geçiyor. 2003 yılının Eylül ayında bir şey oldu. Ve ben hiç hayalimin olmadığını anladım. Hayal kurmayı unutmuştum. İşte bu noktada nasıl bir acı çektiğimi anlatamam. Bırak monotonlaşmayı nefes alıp vermenin dışında yaşamadığımın farkına vardım. Nasıl olmuştu bu, farkında bile değildim. İşte o andan itibaren hayal kurmayı yeniden öğrendim. Öyle hayallerim var ki duyanların ağzı bir karış açık kalıyor. İlkokulda başladığım yazı hayatına 10 yıl aradan sonra tekrar döndüm. Kısa sürede edebiyat alanında güzel şeyler yaptığıma inanıyorum. Bir arkadaşımla şu anda dizgide olan 2 haftaya kadar yayın hayatına girecek olan bir Edebiyat dergisi (Akdeniz Edebiyat) çıkarıyoruz. Bir şair çıkardığı kitabına benim de hazırlamış olduğum bir söyleşiyi koydu. Bütün bunları neden anlatıyorum. Çalışma hayatının içinde bazen bırakın hayallerimizi kendimizi bile unutuyoruz. Artık işe giderken her gün yolumu değiştiriyorum. Aldığım nefesin farkına vardım. Ve Tanrının Doğum Günüyle birlikte yaşamanın hakkını vermek gerektiğine bir kez daha inandım. Tüm bu güzel olurken seçim sonuçları, bazı köşe yazarlarının kadını ikinci sınıf gören yazılarını yüksek sesle dile getirmeleri, küresel ısınma, gazetelerde yazanlar vb. şeyler umudumu yitirmeme sebep olurken bugün yeniden Tanrının Doğum Günü’ne sarılıp ve buRAKozdemir.com u ziyaret edip BİZ’in farkına vararak, içimdeki umudu büyüterek geldim yine. Evet yaratıcılığımızı, hayallerimizi öldürmeyelim. Bundan bilmem kaç yıl önce söylemiş Hacı Bektaş “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diye. Senelerce üzerimize atılan ölü toprağını silkinip atalım üzerimizden ve sarılalım dünyayı aydınlatacak bu güzel ışığa. Yolumuz açık olsun. Sevgiler buRAK…