Oca
15
2009

Müsade…

2008 bir acayip yıldı benim için. Herşeyden yazmak için vazgeçmişken, yazan bir insanın belki de hayal edemeyeceği denli büyük bir sevgiyle kuşatılmışken, çok ani bir manevrayla yazın alanından uzaklaşmak durumunda buldum kendimi. Ticaret, Yayıncılık ve İnternet Programcılığı gibi çok yabancısı olduğum bu 3 zanaat hayatıma girdi. Rahatım da o kadar yerindeydi ki… Tıkır tıkır yazmak varken… 2008 büyük bir sınav oldu benim için. Olsun, dönüp baktığında kendinle gurur duyabilmek herşeye değer. Tanrı’nın doğum günü için kafamda kurgulamış olduğum sistem birebir oturdu. Ehem. Site pek güzel oldu. Özel bir site, entegre bir tesis oldu. Proje: Doğumgünü Kitapçısı… Çamsakızı çoban armağanı EH’ler… Kişisel Devrim Kartları… Ve şu yeniyetme Cep Matineleri. Hiç hesapta yoktular. Fakat beni bile tatmin edebildiler, heyecanlandırmayı başardılar.

Ve geldik sadede. Bana müsade… Bir ses beni çağırıyor ve ben yeniden yazın alanına geri dönüyorum. Aslında ben günlükte yazı olmadığında da yazıyor oluyorum. Yazıyorum yazıyorum enerji yükseliyor yükseliyor. Şakk şalterler iniyor hemen. Bunların yeri burası değil. Bunlar kitapların içine girmesi gerekli bilgiler. Ve ben de bir kitapla geri döneceğim. v103 mü, başka bir şey mi, ne olduğu hakkında bi fikrim yok. Tamamen akışa teslim. Kitap ya da belki kitaplar… Süre ne kadar? Hiçbir fikrim yok. Bu sıralar burada enerji trafiği epey yoğunlaştı. Teslim olalım anlarız.

Belli olmayan bir süre için sitede olmayacağım. Müsade bunun müsadesi. Günlük devam mı? Burası bizim evimiz, sokakta kalacak değiliz, elbette ki bir şekilde devam. Ben fırsat buldukça laf atarım. Genele hitap eden mektuplar gelirse de seve seve yayına koyarım. Okumadan yayına giremem. Yazarken, bir şekilde dış enerjilerden izole olmam gerekir. Bu ikisini nasıl yürütürüm bilmiyorum. Bir yolu bulunur elbet. Bunlar önemli değil. Önemli olan benim okuyucu ailemizden müsade almış, yazmaya yönelmiş, özgürlüğüne kavuşmuş olmam. TDG’yi yazarken bi ananem bi ben bi de Tosun vardık. Şimdi ortam az biraz değişik : )

İşte böyle dostlar. Benden bir süre için hayır yok. Kitabımız ise dimdik kütüphanede. Çok özleyen olursa onları da cep matinelerine bekleriz efendim.

O güne kadar hepiniz, kalın salıncakla : )

Written by buRAK in: tanrı'nın doğum günlüğü |