Oca
16
2008

Ölümlü tahterevalli ve tanrısallık…

Karınca bir gün yoldaki bir su birikintisinin üzerindeki yaprağa tırmanmış, o sırada çıkan rüzgâr yaprağı sürüklemeye başlamış, ne olduğunu anlamayan karınca yaprağın bir ucundan öbür ucuna koşuşturmuş durmuş ve bir süre sonra yaprak su birikintisinin öbür ucuna yanaşmış. Vay be demiş karınca ben ne büyük bir kaptanım bu zor koşullarda gemimi sapasağlam kıyıya taşıdım. İşte bu denizin kaptanı-deryası benim… daha deniz görmeden daha okyanusun o’sunu duymadan. Rabbin gerçek bilgisinden uzaklaştıkça, onun ahlakını ahlak edinmeyi unuttukça, halimize bakıp gördüğümüz o büyük eksikliği egomuzu şişirerek tatmine gidiyoruz. Sen var ya sen diyor karşıdaki sen işte şöylesin işte böylesin, diyor çünkü tahterevallinin yukarıdaki ucunda şimdi sen varsın, birazdan sen ineceksin o yukarıya çıkacak ve sen başlayacaksın bu sefer sen var ya sen. Aslında ne sen ne ben, sonuçta ikimizde aynı yerde ayaklarımız toprağın üzerinde yüz yüze bakıyor olacağız. Bu nöbetleşe ego şişirme oyunu bittiğinde realitemize döneceğiz.
Dehamı evet son deha pırıltıları saçanlar insan ırkının bir buçuk milyondan fazlasını katletmişti, dehamı evet geliştirdikleri iş imparatorlukları ile gelir dağılımındaki uçurumu kapanamayacak noktalara getirdiler, dehamı evet yarattıkları endüstriler ile yeryüzünü yaşanması mümkün olmayan bir çöplüğe dönüştürdüler. İlahi terbiye ile yetişmeyen, ilahi ahlaktan yosun dehaların geldiği yer apaçık ortada.
Bu kitabı okuyan ve anlayanlar için bu evrenin en güzel varlığının müziğini, var oluşun başlangıcında duydukları o sesi hatırlamak, yüreklerinde bir kıpırtı, bir dokunuş hissediş ve kendi ölümsüz yanlarını hatırlamak. Buradalar çünkü bu acı ve üzüntü dünyası dışından bir ses ulaştı onlara ve burada olmaya devam edecekler zira yapmaları gereken bir yolculuk var. Sevgiler,

Written by misafir in: tanrı'nın doğum günlüğü |