Aralık
03
2008
Çarşamba

04:04

Cep Matinesi…

buRAKcan,Doğum Günü Kitapcısına kaydoldum.Ancak sipariş verebildim mi? Kayboldum.Bu cep telefonu projesi.Nasıl nereye para yatıracağım.Çıkamadım işin içinden sevinçten ,coşkudan şaşırdım mı nedir?Bu nasıl birşey?

notu Cep Matinesi...

Sistem henüz sipariÅŸe açılamadı. Görsel fikrim gelmedi bir türlü dediÄŸim sırada hmmm biÅŸey geldi aklıma ÅŸimdi…

Aralık
03
2008
Çarşamba

03:47

Cep Matinesi hakkında…

Doğumgünü kitapçısı üzerinden sipariş verilebilecek demişsin ya hani, cep matinelerini e ben baktım, siparişi nereye vericez anlamadım. Yoksa hesabınıza 16 ytl gönderip, dekontu da scan edip mail olarak mı göndercem? TDG ve KDK siparişlerimde bunu yapmıştım. Bi yardımmmmmmmm lütfennnnn en acilindennnnnn. napmam gerekiyor?

notu Cep Matinesi hakkında...

Of ne karışık bi sistem o öyle. Yatır, tarat gönder. Yatırdım dersin olur biter : )

Aralık
03
2008
Çarşamba

03:28

KiÅŸisel Devrim Kartları…

Ben almanyada yasiyorum ve kartlari siparis etmek istiyorum,
ama bu havale isi biraz karisik, hem ytl mi yoksa euro olarak
mi etmek gerekiyor havaleyi? Yurtdisindan siparis vermenin
daha kolay bi yolu yok mu? veya bildiginiz almanya da satis
yapan bir online site yada bayi var mi? Yardimci olursaniz
cok sevinirim.

notu Kişisel Devrim Kartları...

BildiÄŸim kadarıyla geçenlerde buradan Almanya’ya, Rusya’ya, İran’a kitaplar gönderildi. Gene bildiÄŸim kadarıyla, tek tek kitap göndermek çok pahalıya geliyor. O yüzden, kitap setleri dışında sipariÅŸ pek de iyi bir fikir deÄŸil. Yurtdışından sipariÅŸ konusunu kitapçı sitemizde bir opsiyon haline getireceÄŸim, biraz üzerinde çalışabilirsem. O güne kadar, siparis@buRAKozdemir.c… efendim imza KiÅŸisel Devrim Kartları...

Aralık
03
2008
Çarşamba

02:57

TDG ile ilgili…

Size yazmak istedim. Sanki birşeyler bekler gibiyiz. Ögrendiklerimi kullanamıyor, işe yaramıyorum gibi. Tıkandık mı?

notu TDG ile ilgili...

Evet tıkandık. EÄŸer, bu yeni bilinçle, eski bir hayatı sürdürmeye çalışıyorsak tıkandık. Tanrı’nın doÄŸum günü, sadece bilmekse, peÅŸinden devrimler gelmiyorsa tıkandık, hem de çok fena biçimde : )

Aralık
03
2008
Çarşamba

02:52

Kıyamet mi kopar? Kopsun…

Cocukken (rahmetli) anneannemden kiyametle ilgili soylenceyi ilk dinledigim zamani animsiyorum. Bana Israfil’in Sur’a ufleyecegini, bunun uzerine cok buyuk sarsintilar olacagini herkesin korkacagini ama eger olur da o gunu yasarsam korkmamam gerektigini cunku Allah’in sevdigi kullari ve Allah’i seven kullarin korkmamasi gerektigini soylemisti.

“Kiyamet ne zaman kopucak” peki diye sordugumda da “Onu sadece Allah bilir” demisti…. Bu cumleyi ilk duydugumda da, cocukluk, ilk genclik donemimde de hep “ben kiyameti gorucem” derdim cevremdekilere. Benimle dalga gecerlerdi. Daha cok var kiyametin kopmasina, hem sen manyak misin neden gormek istiyorsun derlerdi. Bense bunun harika bir solen olacagina inandigimi, Allah’in beni sevdigini bildigim icin de asla korkmadigimi soylerdim. Sayet kiyametin kopmasina cok varsa bile ben de cok yasarim o zaman derdim. [Ben halaa -neden bilmem- cok yasayacagima inanirim :-) ]

Ve simdi bu soylencelerdeki kiyametten TDG kiyametine… Bitisler ve baslangiclarin kiyametine… Sevgi duzlemine gecise… Tum bunlara (insallah) sahit olacagimi dusundukce heyecan duyuyor ve mutlu oluyorum.

PS: Bir arkadasim cok kucukken bir gun ailesine ” ben kiyameti koparacak boruyu uflicem” tarzinda bir cumle kurmus… Herkes sasirmis tabii ki. Ve bizim ki senelerce inanmis buna… :-))

Aralık
03
2008
Çarşamba

02:51

Bir kamyon zencefil tozu istiyorum bu durumda…:)

buRAK KardeÅŸim yürüyüşlere çıkmadan önce 1 tatlı kaşığı ZENCEFİL tozu alırsanız daha kolay kilo verirsiniz.YaÄŸ yakıcı özelliÄŸi var.Kendim denedim.Selam ve sevgiler….

Aralık
03
2008
Çarşamba

02:51

KDK yorumuna destek…:)

kdk’lar ile ilgili yazan can’ımıza eklemek istedim…
ne zaman sorsak,
içten yürekten sorsak,
hele ki darda kalıp sorsak cevabı hemen geliyor zaten…ya hemen üzerine gördüğümz bir rüyada, ya da daha soru cümlesini zihinde bitirmeden yolumuza çıkan baÅŸka bir canda, ya etrafta birdenbire ÅŸahit oluverdiÄŸimiz bir olayda, ya da bambaÅŸka bir ÅŸekilde…
ama sanırım tekamül basamaklarımıza göre yorumlamakta zorlanabiliyoruz bazen, çünkü ne kadar net ise bir o kadar da ÅŸifreli olabiliyorlar – dahiyane bir ÅŸekilde…bazen insan suretimiz için fazla dahiyane olabiliyor hatta bu ÅŸifreler…
iÅŸte kdk’lar bir tür lüks oldu hepimiz için,
anlayabildiÄŸimiz dilde,
hangi basamakta olursak olalım…
hepimiz’e sevgiyle…

notu KDK yorumuna destek...:)

KDK’larla ilgili bir anı benden. Unutmadan. Çook sevgili bir dostumuz. Bahar için de benim için de çook deÄŸerlli biri. Kartların bir türlü bitmediÄŸi dönemde günaşırı Bahar’ı arayıp kartlar ne zaman çıkacak, nerede kaldı diye soruyordu sürekli. O dönemde biz kimsenin yüzüne bakamaz olmuÅŸtuk : ) O kadar uzun sürdü ki üretim. Ayrı mesele. Sürekli telefon, hani kdk derken KDK’lar nihayet çıktııı. Aa bu sefer ondan hiç ses seda yok. Hem de nasıl ses yok. Arıyor Bahar, telefon no’ya basılıp kapanıyor. Kaç sefer. Çok üzüldü, çok merak etti, güzel haberi bir türlü veremedi. Dedim ki “O bir süreç yaşıyor belli ki. BittiÄŸinde bizi bulur, endiÅŸelenme”.

İki ay geçti üstünden. Telefon… Benim alodan da önce ilk sözüm “Neredesin sen?”. Onun alodan önceki sözü “Kartlar hayatımı kurtardı!” oldu.

Çok büyük bir sıkıntı yaÅŸamış. Ona hep söylediÄŸim birÅŸey vardı. Onun düğümü olduÄŸunu söylediÄŸim bir konu. İşte o zaaftan ötürü gerçekten çok büyük bir sıkıntı yaÅŸamış. Çözebilmek için 2 ay uÄŸraÅŸ vermiÅŸ, alt üst olmuÅŸ. “Tam umudumun tükendiÄŸi anda bittim KDK’larımı aldım” dedi. Hemen çalıştırmış. Kartlar ona mucizelere inanmasını söylemiÅŸ. O da belli ki kendini açmış mucizelere inanmış ki, aynı gün çözüme kavuÅŸmuÅŸ büyük sıkıntı. Konuyu aktarmıyorum onun özeli olduÄŸu için. Fakat bana anlattığı olay, çözüm, gerçekten mucize : )  Dostlarımın KDK mektuplarına bir destek de benden efendim. YaÅŸamayan bilmez. Bu kartlar, gerçekten ama gerçekten çalışıyor.

imza KDK yorumuna destek...:)

Aralık
03
2008
Çarşamba

02:30

Selamunaleyküm…

Merhaba, ben 17 yaşında gelenekçi,yeniliÄŸe öyle çok da açık olmayan bir kızım.kitabınızı aldım.kitabın ismine bakarak aldım açıkçası (tanrı’ının doÄŸumgünü) kapakta ve kitabın isminde beni cezbeden biÅŸey oldu ki bunun hala ne olduÄŸunu anlamış deÄŸilim.kitaba baÅŸlarken kendime söz verdim,bu kitabı fikirlerime ne kadar karşı olursa olsun okuyacağım diye.karşıt fikirleri de bilmek lazım öyle deÄŸil mi?.neyse okudum,okuyamadım diyelim ya da.kitabın yarısından fazlasını okuduktan sonra baktım bana biÅŸey kazandırmamış,okurken biraz sinirlerimin bozulmasından baÅŸka. Not alarak okurum ben genelde.beni rahatsız eden bir iki noktayı okurken not aldım.mesela eÅŸcinselliÄŸe böyle ılımlı denecek ÅŸekilde yaklaÅŸmanızın sebebi hikmeti nedir?Allah eÅŸcinselliÄŸe öyle karşıdır ki zamanında bir kavmin helak sebebi olmuÅŸtur bu. Siz neye dayanarak bu kadar ılımlı yaklaşıyorsunuz?tamam sonuçta bi fıkıh,ilmihal ya da benzeri dini ilimle ilgili bi kitap deÄŸil bu ama bu kadar da deÄŸiÅŸtirmemelisiniz.hani diyosunuz ya Tanrı’ının imajını deÄŸiÅŸtirebiliriz diye. Gerçekten deÄŸiÅŸtiriyorsunuz,Allah’ın hiddetle karşı çıktığı bir olaya ılımlı yaklaÅŸarak.eÄŸer bahsettiÄŸiniz Tanrı Allahu Teala deÄŸilse tamam.neyse deÄŸinmek istediÄŸim birkaç ÅŸey daha var.namaz ve oruç konusu konusu.namaza meditasyon, oruca detoks demiÅŸsiniz.ÅŸimdi böyle dediniz diye bu kavramların batıdaki (tam karşılığı diyemeyeceÄŸim tabi) en yakın karşılığı olunca bu ibadetler daha mı yapılası oluyo? Böyle dediniz diye,Allah elinde sopa olan kızgın biri yerine,elinde çiçek olan sevimli biri mi oldu??sonra başörtü.başörtü bu kadar mı basit sizce??bu ibadeti resmen,olsa da olur olmasa da olur
kıvamına getirmişsiniz. Ya Allah emrediyor,size bunu kendinizce yorumlamak düşmez.

Tamam gelenekçiyim ben ama başörtüyü gelenek olsun diye takmıyorum.ya da açıklara karşı bir düşmanlığım yok.çok açık arkadaşım var birçok kapalıdan daha namuslu.öyle kapalı olacağına böyle açık olsun.ha bir de bu başörtülü kızlara eğitim hakkı diye tanıdığınız ne idü belirsiz şey de beni rahatsız etti.bizleri yine toplumdan,sosyal hayattan soyutlayan,aman biz görmeyelim de nerede olurlarsa olsunlar tarzında lafta çözüm önerisi getirmişsiniz.bu lafta çözüm önerileri beni gerçekten rahatsız
etti.yine bir örnek ise kurban bayramınının formatının deÄŸiÅŸtirip hediye bayramı yapma fikriniz.bu yüzyıllardır süregelen  bir ibadet.”neden bunu hakkıyla yerine getiremiyoruz,bu bayramı daha güzel nası geçirebiliriz”i düşünmüyorsunuz hemen yine kendinizce bir yorumla kurban kesmek ÅŸart mı canım hediye verelim,olmaz mı?? neye dayanarak söylüyorusunuz?? yine kanıma dokunan bir yer var.Peygamber Efendimiz’e(s.a.v.) “efendimiz” demememizi söylemeniz.biz efendimiz demekle yetinmiyor saygısızlık etmemek için sallallahu aleyhi ve sellem diyoruz,siz de adeta o kim ki niye “efendimiz” diyoruz diyorsunuz.günlük hayatta insanlar üstlerine,amirlerine saygısızlık olmasın diye beyefendi,hanımefendi,sayın vs.  gibi hitabetlerde bulunurken konu bizim Peygamberimiz olunca,söylerken dilimiz mi yoruluyor da söylemeyelim?? O doÄŸunca “ümmetim” demiÅŸ,ÅŸefaatinin günahkar ümmetinin üzerine olacağını söylemiÅŸ,ömrü boyunca sadece ümmetini düşünerek yaÅŸamış,onu görmeden iman edenlere “kardeÅŸim” demiÅŸ,ben ona “efendim” demiÅŸim çok mu??? Okursunuz ya da okumazsınız,cevap verirsiniz ya da vermezsiniz sizin bileceÄŸiniz iÅŸ. Ben sadece söylemek istedim.

notu Selamunaleyküm...

Güzel kardeÅŸim, sen bu kadar sabit olursan, deÄŸil ben, deÄŸil Tanrı’nın doÄŸum günü, Hazret-i Muhammed’in kendisi gelse, senin fikirlerini o bile deÄŸiÅŸtiremez. Sen onunla da çatışırsın.

“Kapakta ve kitabın isminde beni cezbeden biÅŸey oldu ki bunun hala ne olduÄŸunu anlamış deÄŸilim” dediÄŸin ÅŸeyin ne olduÄŸunu çok iyi biliyorum. Sen deÄŸiÅŸmek istediÄŸin için buradasın. Ve sana güzel haber, deÄŸiÅŸim baÅŸladı. Åžu anda, eÅŸcinsellere senin deyiminle kitapta ılımlı yaklaÅŸtığım için bana eÅŸcinsel imasında bulunsan da, bir gün sen de benim gibi, bütün varlıkların varoluÅŸ ÅŸekillerine saygı duymayı öğreneceksin. Dilini daha iyi öğrendikçe hanımefendi-beyfendi ve peygamber “efendi” kelimeleri arasındaki farkı da öğreneceksin. Aceleye gerek yok. Kayıtsız kalabilirdin kalmadın, karşı çıktın. DeÄŸiÅŸimin ilk safhası. HerÅŸey yolunda, aceleye gerek yok. Yol uzun, yaÅŸ genç.

imza Selamunaleyküm...

Aralık
03
2008
Çarşamba

01:15

Kafam karıştı…:)

Sana bir sorum olacak. Sen gercekten Tanri ile görüstünmü?
Benim kafam bu konuda cok karisti. Bana sorarsan, ben gercekten
görüstügünü düsünüyorum. Ama yinede senden ögrenmek istedim.
Cevaplarsan cok sevinirim.

Aralık
02
2008
Salı

16:57

Mektubumu okuyorum.. Mutluyum…

Mucizelere inanıyorum!..bu satırları size en bir güzel ruh halimle, huzura ve mutluluğa ermişliğimle yazıyorum :) sonsuz samimiyetimle..

anlatmak istediğim çok ama çooook şeyler var ama hangi birini yazabilirim ki..kimseleri detaya boğmak istemem ama şunu söyleyebilirim yaşadıklarımız kesinlikle tesadüf değil asla değil..

2008 yılı benim için anlatmakla bitmez. Kendimce çok derin ÅŸeyler yaÅŸadım. çok düşündüm, bazen okudum, bazen kayboldum, bazen buldum ama sonra tekrar kayboldum. inandım, vazgeçtim sonra farkettim ki inanmaktan baÅŸka yolum yok. Hayatımda ilk defa ramazan ayı için ‘11 ayın sultanı’ denmesinin nedenini idrak edebildim. Severek gönülden oruç tutabildim. Hem de bana hiç yük olmadı. Kendimi ayrıcalıklı hissetim ki bunları bu ÅŸekilde yazmak ve yaÅŸamak pek benim hayat tarzımla baÄŸdaÅŸmıyor inanın. Biliyormusunuz ben ÅŸimdi bir sonraki ramazan ayını iple çekiyorum. BaÅŸ ucumda artık Kuran’ı Kerim var artık. Yüksek sesle çekinmeden ben Kuran-ı Kerim okuyorum diyorum yakınımdakilere ki onlarda bunun çekinilecek birÅŸey olmadığını düşünebilsinler. Tüm bunlar olurken en başından beri yanımda TDG vardı. Sitede paylaşılanlar, çok yakın iki dostum, ailemden bir iki kiÅŸi ve bir de dünyanın en fedakar annesi, annem vardı. Ama ben yine de puzzle ın parçalarını bir türlü tamamlayamıyordum. Kendimi dersine iyi çalışmayan bir öğrenciye benzetiyordum. HerÅŸey bana açıkça gösterilmeye çalışıyordu ama ben anlamıyordum iÅŸte!.. Bir türlü olmuyordu!..neden..neden..neden??? SorduÄŸum sorulara çok ilginç ve de açıkça yanıtlar alıyordum (küçük mucizeler, belki de meleklerin yardımı) ama elime geçen yanıtlarla hangi yoldan gideceÄŸime karar veremiyordum bu defa da. Karar verememe sancısı! Yolun sonu karanlık mı aydınlık mı? Korkuyordum!..Adım atamıyordum!..Korku!..Tüm kötülüklerin anası olsa gerek..

Ve sonra birgün ve bu defa da hayatıma aynı aileden KDK lar girdi. Haydaaa hadi bakalım..e tamam bir de bunu deneyelim..kartları çalıştıralım bakalım neler olacak..bazen anlamlı bazen de anlamsız gibi gelen bir sürü yanıtım oldu, çok ciddiye alamadım baÅŸlangıçta..ama sonra ÅŸunu farkettim gerçekten ama gerçekten ihtiyacım olduÄŸu anda!, hatta düzeltiyorum ‘çaresiz’ hissettiÄŸim anlarda kartlar çalışmaya baÅŸladı..ben kendimi açtığım anlarda kartlarda bana açık olmaya baÅŸladılar..ve öyle zamanlar oldu ki tamamen kartlardan aldığım yanıtlara göre bazı adımlar attım. yeni adımlar attım. risk aldım. hayatıma etki edecek önemli adımlardı bunlar. ve sonuç %100 baÅŸarılıydı. bence, ben, kendim, bizzat KDK lar için inanılmaz iyi bir örneÄŸim:)bu kartlar çalışıyor arkadaÅŸlar!

yaÅŸadılarım ve yaÅŸayacaklarım için, hayatım için şöyle düşünüyorum artık…’çile yok heyecan var’:)

Hep bunu istemiştim içinde olduğum ve aylardan çıkamadığım bu mağaramdan çıkmaya başladıktan sonra neler yaşanacağını merak ediyordum ve şimdi zamanı geldi. heyecanlı ve de mutluyum. mutluyum, mutluuuu :) yaşayacaklarım beni korkutmuyor sadece ve sadece beni heyecanlandırıyor..

yapımda ve yayında emeği geçen herkese çok çok çok teşekkür ediyorum :)Sevgili buRAK şu güne kadar sana teşekkür ettiğim yazılarım olmuştu (aslında seni anlayamadığım ve sana kızdığım zamanlar bile olmuştu..)ama bu başka..bu başka..çok çok teşekkür ederim..ve şu güne kadar TDG yi çok kişiye anlatmaya çalıştım onlarada ışık olabilmesi için umarım onlarda kendi ışıklarını bulabilirler, bunu gönülden diliyorum.

Yeni projeleri okudum az evvel. Dona’nın neden sana geldiÄŸini tahmin etmek hiç de zor olmuyor inan bana. Bence çok güzel projeler ve çok güzel yansımaları olucak, yürekten inanıyorum.

ve KDK lar elime geçtikten sonra bana en çok çıkan kartı paylaÅŸmak istiyorum sizlerle..MEKTUBU OKU kartı – E4.

‘AnlayabildiÄŸin hiçbir ÅŸey sana acı vermez. Acı, içinde sana yazılmış olan bir mektubun saklı olduÄŸu ÅŸiÅŸedir. Farkındalığı yüksek insan, acı ÅŸiÅŸesini açar ve içindeki mektubu okur. Acı öğretmendir ve senin mektubu okumanla birlikte onun dersi bitmiÅŸtir. Sınıfı terkederken yerini haz öğretmene bırakır.’

Sevgiyle kalın,

Aralık
02
2008
Salı

13:17

Dede Korkut hikayeleri tadında masal: “TDG”…

buRAK özDEMİR’DEN YETİŞKİNLERE DEDE KORKUT HİKÂYELERİ TADINDA MASAL:

Bir gün Tanrı imajından rahatsız olup yeniden doğmak istedi. Artık kendi ruhlarından üflediği küçüklerinin Tanrı’yı sevme zamanı gelmişti. İmaj danışmanı olarak tekâmülün 9.basamağında olan espritüel, biraz da kafası karışık ashab-ı kehf indigo çocuklarından birini seçti. Tanrı erkek egemen dünyanın kuralını bozmamak adına elçisi tayin ettiği indigoya yakışıklı ve stili olan bir erkek olarak göründü. Ateist indigoya Tanrı olduğunu inandırması çok da uzun sürmemiş yaratıcı zekâsıyla çocuğu kafalamıştı. Ateistliğinden bu kadar kolay vazgeçen çocuk dinleyicide bir hayal kırıklığı yaratsa da sonradan duyacağı masallar vuslatları olmuştu. Aralarında peygamberleri kıskandıracak 21. yy. samimiyeti; müteşabih yani kriptografik ayetlerden, Kuran’ın düzlemler halinde hareketli bir kitap olduğuna, Usame Bin Laden’in beklenen Deccal olduğuna, ahir zaman mucizelerinden, Huruf-u Mukatta’ya bütün sırlar arza döküldü.

Ağzı açık dinleyicilerin çenesi cennet cehennem paradoksunu duyunca yere vurdu

Cehenneme girmeyeceğimiz Cennetten de kovulmadığımız muştulandı

Sürekli sürprizler yapan Tanrı bir sürpriz yaptı ki her şeyi aştı

İsa yaşıyor ve Amerika’dan geliyordu

Fatih ile Nişantaşı buluşuyordu

Sohbet ilerleyip gün günü bulunca yeniden diriliş muamması da diri oldu: bir önceki tekâmülünde Malawi’de halkının özgürlüğü için dövüşen indigo geçmişini bağışladı tevbe etti.

Ahir zamanda dünya savaşlar, yoksulluklar, sefillikler, aile içi şiddet ve istismarla uğraşırken 21. yüzyılın kaderinin barış olduğu ve gözlerimizle şahit olacağımıza ikna olunduk.

Tanrı İndigo’nun kulağına fısıldadı Kuran’ı Kerim’i en iyi — anladı.

Bize de kıssadan hisse kaldı: Tanrı’nın hikmetinden sual olunmaz.

notu Dede Korkut hikayeleri tadında masal: TDG...

: ) Fal, büyü, ÅŸeytan icadı bi sürü ÅŸey söylendi Tanrı’nın doÄŸum günü için. Fakat MASAL diyen bir talihli çıkmamıştı. Sonunda o da oldu, mizahçılığa hevesli bu kardeÅŸimiz sayesinde seri tamamlandı. Bazı insanlar gerçekten de hiç deÄŸiÅŸmiyor. Binlerce yıldır aynılar…

“Ona ayetlerimiz okunduÄŸu zaman geçmiÅŸlerin MASALLARIdır dedi”
Kur’an-ı Kerim Mutaffifin Suresi

Aralık
02
2008
Salı

12:43

İçimdeki kaynayan kazan…

Siteye daha dün kaydoldum. Hemen ertesi gün kendimi yazarken bulacağımı düşünmemiştim.Ama sorana cevap verileceğini biliyorum. İçimde kaynayan kazanın hiç değilse dumanını göstermek istedim.
TDG’yi 2 kez okudum ve okuyunca kıskandım. Bu kadar arzu ederken aradığımı bulmayı,neden aramayan biriyle konuÅŸur DONA TANRI?! Sonra zamanla bu kıskançlık kendimdeki eksikliÄŸin ne olduÄŸunu aramaya çevrildi. Hala meraktayım ne yapıyorum da olmuyor veya ne yapmıyorum da oluyorsa görmüyor ve duymuyorum.?Ya da gördüğüm ve duyduÄŸum ÅŸeylerin gerçekten görmem ve duymam gerekenler olup olmadığını neden anlamıyorum? Ya da nasıl bir ÅŸey olması gerekiyor? Bir gün bir aÄŸabeyimle derin derin konuÅŸurken “sen yukarılara zaten çıkmışsın da aÅŸağı bakmaya korkuyorsun” demiÅŸti. İyi de ben niye öyle hissetmiyorum? Çok mu alçak gönüllüyüm? Yoksa aslında aptal mı? Oysa yeni deÄŸil ki aradığımı bulma çabaları. Yıllar var arkama yığdığım. Mevlanalar, Hallacı Mansurlar, Kuran tercümeleri (bir kaç kez), Yabancı yazarlar, vs….Ama diyorum ya neyi eksik yapıyorum da hala arama aÅŸamasından biraz ileri gidemiyorum? Ya da gidiyorsam niye anlamıyorum?
Yazdım deÄŸil mi? Bir dolu soru sordum. Ama neden sanki “hayır bunlar deÄŸil yazmak istediklerin” diyorum kendime?
Bir okurunuz size Ezanlar kimin için çalıyor baÅŸlıklı yazınızda “Kitapta sen tevbe ediyorsun. Dona gelip sana bir güzel geçmiÅŸ yaÅŸam terapisi yaptırıyor. Oh ne ala, ne güzel. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? 650 sayfalık kitapta bir tane teknik verilmemiÅŸ zayıflama haricindeki tekniÄŸin dışında. Teknik olmadan, ettiÄŸimizde söylediÄŸimizden birÅŸey anladığımız dua olmadan nasıl olacak o arınmalar? Tevbeler?” demiÅŸ. Ne güzel demiÅŸ! Aynı ÅŸeyi ben de söylüyorum.Hatta belki de deminden beri yapmaya çalıştığım ÅŸey tam da bunu sormak… Midem ve barsaklarımdan ÅŸikayetim var bu aralar. Okuyup biriktirdiklerimi ne yapacağımı bilemeyiÅŸimden mi acaba? Sabrınıza teÅŸekkür ederim VARlığınıza da.

Aralık
02
2008
Salı

12:43

Projeler…:)

MuhteÅŸem!

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:37

Selamlar, sevgiler, yeni projeler…:)

Nereden baÅŸlasam söze, nerden nerden… En iyisi iÅŸlerden önce, açılışı diÅŸlerden yapalım. Şöyle birÅŸey geldi başıma. Geçen seneydi, diÅŸlerden yana sorunsallarım olmuÅŸtu, günlükte de yazmıştım hatta. Dişçiye, halamın dişçisine gitmiÅŸtim. 1 sene kadar geçti. Geçen gün halama operasyonu yarım bıraktığımı, paramı da ödemediÄŸimi söylemiÅŸ oradakiler. Hayda. Operasyonu bitirdim, paramı da o gün elden doktor beye verdim. Dünyadan haberleri yok demek ki. Bize de yakın bir yer. Gidip kendim söyliyim dedim. Gittim anlattım. Amanın bi yanlışlık olmuÅŸ, özür vesaire. Halamı arayıp verdiÄŸiniz yanlış bilgiyi de düzeltmenizi istiyorum dedim. Hemen dediler. İlginç olan ÅŸu oldu. Dişçiye bu iÅŸ için evden tam çıkmak üzereyken, diÅŸimi bir daha fırçalasam iyi olur dedim. “Doktoru görmüşken, belki bir kontrol ettiririm”. Efendim, bu amaçla diÅŸlerimi fırçaladığım sırada DİŞİM KIRILDI : )

Epey enteresan bir durum. Anlamlandırması pek de kolay deÄŸil. Yıl 2102′yi berbat bir diÅŸ aÄŸrısı eÅŸliÄŸinde yazmışım. Kitabı teslim etmiÅŸ ondan sonra dişçiye gitmiÅŸim. Koca bir Tanrı’nın doÄŸum günü’nü kaleme alma sürecini, eee imkansızlıktan, düşmüş bir dolguyla, aÄŸrımasın diye günde 10 kere diÅŸ fırçalaya fırçalaya geçirmiÅŸim. O yüzden diÅŸ fenomeninin bende hep önemli bir yeri olmuÅŸtur. Bakalım bu sefer bu diÅŸin altından ne çıkacak. Aslında diÅŸ çok önceden kırılmış, dişçiye gideceÄŸim o gün kopmuÅŸ. Bu biraz daha anlamlı gibi sanki. Gene de bilemedim. Güzin Abla’ya mı yazsam acaba? “34 yaşında bir erkeÄŸim, dişçiye gideyim dedim diÅŸim kırıldı. Çaresizim ablacım… Neden neden neden?” falan desem bana “ah be oÄŸlum” diye baÅŸlayıp bana ne der acaba : ) Hayır, yarın bi gün berbere gidiyim dersem, kafam kırılmasın. Önlem alalım diye dedim ablacım.

Bu aralar neler oldu, neler yaptık buralarda… Epeydir haber vermedim. 2009 hazırlıkları… Son aÅŸamaya geldi. Åžu an kitabın trendi normal akışında. Çok hızlı deÄŸil. Kriz psikolojisi hemen kendini belli etti. Bu konuda medya kuruluÅŸlarının garip bir hevesi var. Özel bir gayret sarfedilmekte insanları kriz psikolojisine sürüklemek için. Dışarıdan bakınca bunu çok net görüyorsun. Geçen gün NTV televizyonu dayımla röportaj yapmış. Kendi sektörüyle ilgili. Nasıl gidiyor iÅŸler, “kriz” nasıl etkiledi falan filan. Dayım dışında biriyle daha röportaj yapmışlar. Dayım olumsuz konuÅŸmuÅŸ, röportaj yayınlanmış. Öbür adam olumlu konuÅŸmuÅŸ onun röportajı yayınlanmamış. İlginç. Neyse. Zaten bu medya konusuna girdikçe zaten afakanlar basıyor beni. Guinness rekorlar kitabına baÅŸvurucam. “Topluca basiret baÄŸlanması”  konusunda Türk medyasının rekor tespitinin yapılmasını talep edicem : ) Nerden geldik buraya. Heh. Kitabımız ÅŸu an ortalama seyrinde gidiyor fakat biz kendi kendimize hazırlıklarımızı, çok yüksek bir talebe dönük gerçekleÅŸtiriyoruz. Bir ses “2009″ dedi, onu izliyoruz biz de, hadi bakalım. 2009… Sevgili kardeÅŸim siteyle bu kadar çok uÄŸraşıyorum çünkü önümüzdeki sene, bir sabah uyandığımda posta kutumda yüzyirmisekiz bin okuyucu mektubu bulma ihtimalim oldukça mevcut. İşte benim de kabusum bu. Bazen oturuyorum hesap yapıyorum. 1 milyon kiÅŸi okuduÄŸunda, herkesin içinden 1 soru sormak gelse, 1 milyon soru eder. 1 milyon soruyla muhattap olmuÅŸ bir adamın cevabı nasıl baÅŸlar, nereden baÅŸlar, bunu en çok da kendim merak ediyorum : ) Siteyi bugüne deÄŸil yarına göre yönettiÄŸim için, “durduk yerde” yadırgamaları gayet normal.

Sistem ve güç enstrümanları… Biz alternatif enstrümanların peÅŸindeyiz. Aslına bakarsanız, sistemin kendi enstrümanlarıyla sistemi deÄŸiÅŸtirmek, Tanrı’nın doÄŸum günü’ne asla yakışmaz. Al bütün orduların senin olsun, ben tek başıma silahsız geliyorum ve seni yıkacağım demek yakışır. Yoksa, ver bana Hürriyet gastesini bak bakalım neler oluyor 1 aya. Ama iÅŸte o zaman iÅŸin zevki olmaz. Sistem, kendi enstrümanlarıyla deÄŸiÅŸtirilirse, sadece güç el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olur. Gerçek ve köklü bir devrim için, egemen güç enstrümanlarının da bu meydan muharebesinde maÄŸlup edilmesi gerekir. Tanrı’nın doÄŸum günü devrimi, iÅŸte böyle birÅŸeydir. Teknolojinin bireylere sunduÄŸu standart imkanların, maksimum düzeyde kullanımı. Tanrı’nın doÄŸum günü’nün deÄŸiÅŸim enstrümanları bunlardan ibaret. Olmak zorunda. Çünkü bu kitabın özü, maharetin enstrümanda deÄŸil “nefeste” olduÄŸunu söylüyor. O zaman, saÄŸlam bir üfleme yakışır bize. “Bir üff çeksem daÄŸlar oynar yerinden” bizim sloganımız : )

Åžu DoÄŸumgünü Kitapçısı yok mu, 2008′imi yedi bitirdi. Yazı yazamadım doÄŸru dürüst. Bilgisayar kodları girdi hayatıma birden. Sürpriz diye buna denir. DoÄŸumgünü kitapçısının sipariÅŸlere cevap verebilme hızını en üst düzeye çıkarmak bir baÅŸka meÅŸgul olduÄŸum konu. Bu arada MNG Kargo’yu, kitaplarımızı yolda paramparça ettiÄŸi için deÄŸiÅŸtirdik. Parçaladığı için de deÄŸil, parçalanmış kitapların yerine yenilerini götürmek için bile para talep etmesi üzerine deÄŸiÅŸtirdik. Åžikayette bulunmadık, bir garibana faturayı kesmesinler diye. Sen dünya zararın için biÅŸey istemiyosun, adam neyin peÅŸinde. Kocca Marmara Bölge müdürü ilgili 100 liranın ödenmesi için mektup göndermiÅŸ buraya. Biz de bir mektup gönderdik. Bu parayı size ancak sosyal yardım bütçemizden ödeyebiliriz. Hesap numaranızı gönderin, yardım paketinizi alın dedik. Uzun bi süre düşündükten sonra hesap nolarını göndermiÅŸler : ) Yarın kömür yardımında bulunacağız MeNGene kargoya : )

Fillo kargoyla yapıyoruz gönderimlerimizi. Aras Kargonun kardeÅŸ kuruluÅŸu, güzel gidiyorlar ÅŸu ana kadar.  Kargolama aÅŸamasında, kargo paketlerinin üzerine elle adres yazılması çok bela bir iÅŸ. İzledim baktım, süreç orada çok yavaÅŸlıyor. Amerika’dan beklediÄŸim paket oydu iÅŸte. Etiket yazıcısı. Ama öyle bildiÄŸin gibi etiket yazıcılarından diil. Teknoloji harikası birÅŸey. KartuÅŸu mürekkebi yok. Etiketi ısıtarak yazıyor. Enter’a bastıktan 0.1 saniye sonra çıkıyor etiket. Çok şık bir etiket. Üzerinde doÄŸum günü kitapçısı logosu var. Altta, hatıra maksatlı bu kitaplar “12 Kasım 2008 saat 14.37 paketlenmiÅŸtir” yazıyor. Bu meselenin makrolarını Hollandalı bir kardeÅŸle beraber yaptık. Adı, adresi, hepsini otomatik olarak faturadan alıyor. SaÄŸ taraftaki printerden fatura çıkarken, soldaki printer’da etiket çoktaaan hazır bekliyor. Of. DeÄŸmeyin keyfime. Tasarımı da acayip ÅŸirin biÅŸiy. Evet ısırmalık. Bu aygıtı gözüme kestirdim fakat 650 lira… Ugh! Buna bütçemiz yok, beyaz adam! Napim napim. Cihazla aramda da duygusal baÄŸ oluÅŸtu. Katmam lazım bünyeye. Ebay’e bir girip bakiim dedim. Aynı cihaz orada 100 dolar! Okuyucu ailemizden birinden istesem de bana gönderse. Mail kutuma girdim. SaÄŸolsun yazdığım dostumuz hemen ilgilendi. E, Amerika’dan madem paket geliyor. BiÅŸeyler daha isteyelim. Rakamlar korkunç uygun. Ekstra bellek yani RAM söyledim benim Mac’e. 4 GB’a çıktı kendisi : ) Ondan çıkan 2GB RAM’i de nurtopuna taktım. İki bilgisayar da fiÅŸek gibi oldu. BaÅŸka ne alsam. Benim eski laptopum. Hani ÅŸu altına radyatör takıp soÄŸuttuÄŸum. Onun adaptörü bozuktu. Servis kablosunu deÄŸiÅŸtirmek için 50 lira almıştı. Baktım ebay’de 30 dolara orijinal sıfır adaptörünü satıyorlar. Bir tane ondan. Bir tane pil. O da 20 dolar. Burada bulsan 200 lira en az. Sonra bir de radyatör yerine altına termal soÄŸutucu bir bez. SoÄŸuttu gerçekten de. Sonra baÅŸka ne istemiÅŸtimm… Hatırlayamadım ÅŸimdi. Sanıyorum bunlar vardı pakette.

Paketi almak için gümrüğe gittiÄŸimde gümrük memuru ilginç sorular sordu. Napıcaksın bu etiket yazıcısını dedi. Ben etiket basacağım dedim. Dostumuz pakete bi kutu vitamin hapı koymuÅŸ. Memur kutuyu aldı eline ve bana ÅŸunu sordu:” Bunları ülkeye sokmak için Tarım Bakanlığı’ndan izin aldın mı?”

Bu sorunun altındaki niyeti algılayınca, etiket yazıcısıyla ne yapacağımı aktardım kendisine. “Biz YAYINCILIK yapıyoruz, abonelerimize göndereceÄŸimiz yayınların etiketlerini basacağız”. Bunu dedikten 16 salise sonra imzalayıp paketimi teslim etti. Yayıncılık epey saygıdeÄŸer bir meslek olmalı : )

200 lira kadar gümrük bedelini ödeyip aldım yavrularımı. Bu arada paketin Türkiye’ye gelmesi noktasında beklediÄŸimizden yüksek bir rakam çıktı karşımıza. Dieyçel 250 dolar kadar bir rakam çıkarmış dostumuza. O da ne yapsın, vermiÅŸ kargoya. Ugh! Bu iÅŸten zarar etmeyelim sakın beyaz adam. Fakat bak ÅŸu Allah’ın iÅŸine. Bizim paketi Dieyçel alıp, gezdirip, gerisin geri dostumuza getirmesin mi. Sistemsel bir hata. Bir iÅŸaret mi acaba? Hayırdır inÅŸallah. MeÄŸer dostumuzun komÅŸusu Nancy, Dieyçel çalışanıymış da haberimiz yokmuÅŸ. Tesadüf konuÅŸmuÅŸlar. Ayol benim hesabımdan yollarız demiÅŸ. 70 dolar : ) Yemin ediyorum seni Allah gönderdi Nancy : )

Bütün paket herÅŸeye karşın yarı yarıya ucuza mâl oldu. Süper oldu. Çünkü bu ara çok feci ödemelerimiz var. Hani bizim ÅŸu senetlerimiz var ya, her biri birer otomobil parası. Üçüncüsünü de ödedik bu ay. 1 tanecik kaldı. KDK matbaamıza KDK’larımızın ödemesini yaptık ÅŸimdiden. Bir otomobil parası. Benim eski 8.50 BMW’den bir akrabamıza borcumuz varmış. Onu ödedik. “Bir otomobil parası”. Aralıkta da çok fena ödemeler var, evet bir otomobil parası : ) Lu ayı da selametle geçirirsek çok rahatlayacağım. Bunları ÅŸu yüzden mutlulukla anlatıyorum. Bunları hep TDG ödedi.

Beni geçmiş hayatımdan yana rahatsız eden yegane şey, inziva sürecimde ajansın biriktirdiği vergi borcu idi. Onu da geçen hafta gidip, anlaşma vararak formüle ettirdim. Taksitle ödeyip onları da temizleyeceğiz. Çok rahatlatacak bu beni çoook. Şu kıvır vızır işler. Hayatım boyunca gol yediğim işler, hep bunlar oldu. Neyse şimdi oturttuk sistemi.

Bu noktada. KiÅŸisel maÄŸarasında inzivaya çekilecek olanlara duyuru. MaÄŸaraya çekilmeden önce bankalara 1 kuruÅŸ bile borcunuzun olmadığından emin olun. Ondan sonra hayattan çekin elinizi ayağınızı. Benim eski ajansta 500 lira limitli bir kredi kartımız varmış. Varlığını bile unutmuÅŸum. Hayvanların mamasını aldığımız bir kart. 100-200 lira bir bakiyesi kalmış. Katlana katlana. Geçen gün zorla tahsil edilmiÅŸ. Yarım otomobil parası… Faiz iÅŸlettikçe iÅŸletmiÅŸ, iÅŸlettikçe iÅŸletmiÅŸ. Bir kere bile bana haber vermek yok. Her gün sitesinde iÅŸlem yapıyorum. Telefonuma kampanya mesajları gönderir. Ama karanti bankası böyle bir borcun katlanmakta olduÄŸunu söylemez. Gerçekten bu insanlık dışı bir, vahÅŸice bir davranış. Kimbilir insanlara neler neler yapıyor bu bankalar. Adam intihar ediyor. Kimbilir adama neler yaÅŸatıldı, hayatı nasıl alt üst edildi. Bunları bilmiyoruz hiç. Anapara ve düz faizin dışındaki, parayı kendilerine helal etmedim. Sen nelerle uÄŸraşıyorsun, o para kazanmak için nasıl sinsi yolların peÅŸinde. Sana üretimin için kredi verse mesela, onun faizini alsa, sonuna kadar helal olsun. Sonuçta bir deÄŸer üretilmiÅŸ olacak ve o da bundan payını alacak. “Finans” sektörü zaten bu demektir. Tefecilik denilen mesleÄŸin çıkış noktası da hizmettir. Bir kiÅŸinin, bir kuruluÅŸun anlık sıcak para ihtiyacını karşılar, onu finanse edersin. Ve bu derdi çözmenin komisyonunu alırsın. Ekonomi çarkı döner. O çark döndükçe finans çarkını da döndürür. Fakat bugün, bu noktada hiç deÄŸiliz. Finans sektörü, sıcak para ihtiyacının kendisi haline gelmiÅŸ durumda. Bu düzen, bu yönüyle de iÄŸrenç bir düzen. İçimden bu duruma isyan ettiÄŸim günlerde, Amerika’da Mortgage krizi meydana geldi. Bu fikirde olan sadece ben deÄŸilmiÅŸim demek ki : )

Paracıklar oralara buralar gitti hep. Bize kalmadı mı hiçbirÅŸey. Kaldı efendim. IPHONE TÜRKİYE’DE : ) Yuppiii. Ayfoncuyuz ezelden. MutteÅŸem ötesi bir aygıt. Ve benim sistemime inanılmaz oturdu, oturuyor, oturacak. Bu terlik tam benlik durumu hasıl oldu. Geçen fırtınada yürümek muhteÅŸem diye bir baÅŸlık atmıştım hani. İşte o baÅŸlığı fırtınada yürüyor olduÄŸum sırada attım : ) Yürürken siteye yazabilen teçhizata kavuÅŸtum yuppi. Bence siz de epey yuppi : ) GiriÅŸlerin altında “Yazan: Yolda”yı görürsen anla ki, ben hareket halindeyim. Bilgisayarın başından kalkamadığım için yanıbaşıma bilgisayar verdiler diyorum : ) Bu ayfonn hepimizinn. Ha kimseye dokundurtmam o çok ayrı bir konu, prensip diyelim : )

Efendim bulunduÄŸum yerin harita bilgisini, 1 metre sapmayla olarak bile girebiliyorum artık siteye. Bugün olmasa da yarın çok iÅŸe yarayacak bir “enstrüman”. Ayfonuma kılıf aldım, saat gibi koluma takıyorum. Zaten saat takmak bana çok anlamsız geliyordu. Adam 18. yüzyılda koluna baktığında da saati görüyordu, 21. yüzyılda sen bakıyorsun, gene saat. Efendim 12/24 mü olsun AM/PM mi? Hah çok lazımdı. Saatlerin artık sadece saati göstermesi çok büyük eksiklik. Hava durumunu göster, maillerimi göster hatta film göster bana. Kuru kuru saat gösterme. Zamanı gösteriyosun, gösterdiÄŸin zaman da zaten izafi. Ne anladım ben o iÅŸten. SonsuzluÄŸun içinde saatler hiçbir zaman üçü dört geçmiyor. Dostlar alışveriÅŸte görsün : )

Teknoloji bizi nereye götürüyor… Efendim nihayet geçenlerde gerçekleÅŸen 3G ihalesi sonrası, bu teknoloji devreye girdiÄŸinde, ayfonumuzun kamerasından bütün dünyaya televizyon yayını yapabiliyor olacağım. Nasıl “enstrüman” ama. Kolumda bir kanalde bir ateve gezdiriyorum. Ben televizyona çıkmadıkça, kolumdan bir televizyon çıkmaya baÅŸladı : )

Zaten benim çok heyecanladığım PROJE 1 de yaklaşık olarak bunlarla ilgili. Çok geciktirmeden Ocak ayında açıkıyorum artık. Diyomuşum bi de : )

Åžaka ÅŸaka. Proje Bir’i açıklıyoruuum. Hemen, ÅŸimdi ÅŸu 1,2,3,4 hepsi. Patırt diye.

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:36

Proje 1…

Duyduuk duymadık demeyiniz. Bundan böyle 900/1800 frekansındayız. Tanrı’nın doÄŸum günü Cep Matineleri baÅŸlıyor. Ksa msj/KALIN KİTAP… KM-KK… Kitap okuyamama koÅŸullarını ortadan kaldıran projemiz. Åžu an için iki tane matinemiz olacak. Sabah 9. AkÅŸam 19. Hangisi uygunsa. AkÅŸam trafiÄŸinde kilitlenmiÅŸ kalmışsın. 19 oldu mu telefondan bir dıdıt sesi. Dona hatta : ) Günün bitkinliklerinin, yorgunluklarının, elektriklerinin arasında huzurla dolu, bilge bir dost. Tanrı’nın doÄŸum günü Cep Matinelerinin en özel yanı, sistemin KİŞİYE ADIYLA HİTAP EDİYOR OLMASI. Tanrı’nın doÄŸum günü paragraflarının başı sonu, ortası, bir yerinde senin kendi adının olması, gelen mesajın nefesini kesmesine yol açıyor. “Proje 1 ÅŸu an test aÅŸamasında” baÅŸlığında test edilen ÅŸey buydu. Kitapta okuduÄŸunda da etkileniyorsun, hem de çok. Fakat sen gün içinde, kendini çok çaresiz hissettiÄŸinde telefonuna gelen mesajda “Bilge hükmeder, onun dilekleri Tanrı’nın dileÄŸidir Ahmet…” diye birÅŸey gördüğünde neler hissedeceÄŸini ben ÅŸimdiden hissedebiliyorum. Tanrı’ya şükürler olsun, böyle özel ve benzersiz bir deneyimin ilhamını verdi bize. v103′ün de ilk olarak Cep Matineleri’nde yer alacağını bildiririm. Yeni baskıya benim noktayı koymamla, v103 kapaklı kitapların kitabevlerine ulaÅŸması arasında geçecek olan minimum bir aylık süreyi de ortadan kaldıracak Cep Matineleri. Her gün aynı saatte yeni bilgiler telefona akıyor. Süperr.

Cep Matineleri 1 ay sürecek bir hizmet. Bir ay boyunca hergün, aynı saat. 1. kuÅŸak yayın, 2. kuÅŸak yayın…, farklı yayın içerikleri hazırlanacak. Bunları ben kendim, günlük olarak hazırlıyor olacağım. Konsantrasyon olarak v103′e benim ÅŸahsen geçiÅŸim de CEP Matineleri mesaisi üzerinden olacak. Ortak bir yoÄŸunlaÅŸmayla güzel bir enerjinin oluÅŸacağını düşünüyorum. Güzel olucak güzel. Söylemem lazım. Cep Matineleri sadece DoÄŸumgünü Kitapçısı üzerinden sipariÅŸ verilebilecek. SMS soyut birÅŸey olduÄŸu için, masrafsız bir iÅŸ gibi görünüyor fakat öyle deÄŸil. Bir aylık bir yayının maliyeti, kitap basımın 2-3 katına denk geliyor. Fakat biz hizmet bedelini 16 olarak belirledik. Organize olup, toplu sipariÅŸ verildiÄŸinde rakam 12 liraya kadar düşebilecek. Yani bizden gelen mesajları sen hergün bir arkadaşına göndersen, Cep Matinesi’nden daha pahalıya gelecek. Ayarlamayı yaklaşık olarak bu ÅŸekilde yaptık. Çok da güzel yaptık.

Her cep telefonu bu hizmetten yararlanabilecek mi? Evet tüm telefonlar yararlanabilecek. Bir tek teknik ihtiyacımız var, o da telefonunuzda her gün bize bir çift mesajlık boÅŸ yer ayırmanız. Yeni nesil sim kartlari 35-40 sms saklayabiliyor. Telefonun da hafızasını eklediÄŸinizde, bir ay boyunca gelen mesajlar rahatlıkla saklanabilir. SMS gönderim altyapımız da hazır, ÅŸu anda düğmeye bastığımızda yayına baÅŸlayacak durumda. ÖnsipariÅŸleri birkaç güne kadar baÅŸlatıp, ilk yayını kurban “bayramı”na yetiÅŸtirmek hedefimiz. Cep telefonları ÅŸimdi bir iÅŸe yaramaya baÅŸlayacak iÅŸte : )

Benim ÅŸu an en çok heyecanlıdığım Proje Cep Matineleri olmakla birlikte Proje 2, Proje 3 ve Proje 4′ü hiç yabana atmıyorum efendim.

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:36

Proje 2…

Proje 2 kapsamında, PTT ile bir anlaÅŸma yaptık. Tanrı’nın doÄŸum günü pulları yakında çıkıyor. Hatıra pulu falan diil. Devletin resmi pulu. Mektupla bir yere birÅŸey mi göndereceksin, yada ÅŸirket bir yere birÅŸey mi postalayacak. Üzerine bir tane Tanrı’nın doÄŸum günü pulu, doÄŸrudan postaya. Ekstra gönderim ücreti yok. Zaten gitmekte olan mektuplara, Tanrı’nın doÄŸum günü pullarıyla güzel bir renk katıyor olacağız Birçok insan, bu tatlı pullar vesilesiyle kitabımızdan haberdar olacak. Tanrı’nın doÄŸum günü pulları makul bedellerle 10′lu 20′li paketler halinde temin edilebilecek. DoÄŸumgünü Kitapçısı üzerinden…

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:35

Proje 3…

Proje 3 kapsamında DoÄŸumgünü Kitapçısı üzerinden ailenize, sevdiklerinize, eÅŸinize, dostunuza üzerinde Tanrı’nın doÄŸum günü pulu bulunan KiÅŸisel Devrim Kart-postalları gönderebilecek, kiÅŸisel birçok deÄŸiÅŸimin fitilini ateÅŸleyebileceksiniz. KiÅŸisel Devrim Kartpostalları 3,5,10 kiÅŸilik gönderim paketleri halinde DoÄŸumgünü Kitapçısı üzerinden gönderilebilecek. Tek yapmanız gereken, sipariÅŸinizi verdiÄŸiniz sırada sitede sizi karşılayacak olan forma, kartpostal sahiplerinin adresini vermeniz.

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:35

Proje 4…

Proje 4 kapsamında, mavi kitapçıklarımız hayatımıza girecek. Kitaptan bölümlerimiz yada sitedeki unutulmaz yazılarımızı ailemize, sevdiklerimize, eÅŸimize, dostumuza üzerinde Tanrı’nın doÄŸum günü pulu bulunan mektuplar içinde gönderebileceÄŸiz. Kitap alıp hediye etmeye bir alternatif olarak, bir kitap maliyetine, 4-5 kiÅŸiye Örtü yazısını gönderebileceÄŸiz örneÄŸin. Ya da Boyama Kitabı’nı paylaÅŸabileceÄŸiz. Faturalar ve broşürlerle dolmuÅŸ bir posta kutusunun içinden böyle güzel bir mektubun çıkmasının da, muazzam bir deneyim olacağına inanıyorum. Posta kutuları olmuÅŸ fatura kutusu… Posta kutundan böyle bir güzellik çıkarsa, inanamazsın, ÅŸaşırırsın, çok mutlu olursun ve en önemlisi mutlaka ama mutlaka okursun. Tanrı’nın doÄŸum günü’nü okumayı uzun atlama olarak kabul edersek, bu mavi kitapçıklar, bu uzun atlayış parkuruna yerleÅŸtirilmiÅŸ sıçrama taÅŸları olacak. Bana bugüne kadar iletilmiÅŸ pek çok dilek, ÅŸikayet ve öneriyi karşılayan bir proje, mavi kitapçıklar…

Aralık
01
2008
Pazartesi

07:34

Bu arada…

Son bir sürpriz olarak, Tanrı’nın doÄŸum günü Cep Matineleri kapsamında gönderilen sms’ler cevap verilebilir sms’ler olucak. Yazılan cevaplar, paylaşımlar anında benim iphone’de demek bu : )

Gelelim seferberliÄŸe.  seferberlik@buRAKozdem… telefonlarımızdaki cep telefon numaralarını, kime ait olduklarını yazmaksızın, sadece numara olarak gönderilmeleri. Bu veritabanına kısa ve öz mesajlarla kitabımızı anlatmaya baÅŸlayacağız da : )

Aynı mail adreslerinde yaptığımız gibi. Eş-dost mail adreslerinin paylaşılması sonucu oluşturduğumuz beyaz listede 100 bini bulduk. Geçersizler ayıklandıktan sonra 100 bin net ilgili kişi adresi. Hiç de fena diil : )

Bir diÄŸer proje de buRAK’ın her gün düzenli 1 saat koÅŸaradım yürümesi, spor yapması, kendine bakması. E, kolay deÄŸil. Kolunda televizyon kanalı taşıyosun. Ete kemiÄŸe bürüneceÄŸimiz saat yaklaşıyor madem, ÅŸeklimiz ÅŸemalimiz birÅŸeye benzesin o zaman. Forma girelim şöyle. Güzelcene. Sabah olmuÅŸ. Herkese iyi mesailer, bana güzel uykular.

imza Bu arada...

Kasım
30
2008
Pazar

23:37

Sevgiyle…

KDK ları öyle bekliyordum ki hayatımla ilgili önemli bir karar vermek için.Bu karar bir ÅŸehir deÄŸiÅŸikliÄŸiydi. yetiÅŸmedi. Taşınacağım gün kamyon kapıdayken eniÅŸtem ve ablam bana hediye olarak almışlar saolsunlar. TDG yıda 1 yıl kadar önce bir arkadaÅŸ tavsiyesiyle okudum. Bütün ailem ve arkadaÅŸ çevrem de okuma ÅŸansını hepbirlikte yakaladık.Ne kadar güzel bir iÅŸ yaptın içimizi aydınlattın. Saol. Velhasıl eÅŸimin ailesinin apartmanına taşındık Burası bir ilçe ve akrabalar çok kalabalık alıştığım düzenim yerli köklü deÄŸiÅŸti.Kendimi alabora olmuÅŸ gibi hissediyorum pratikte beceremesemde Kuran, TDG, Mesnevi ve KDK ları elimden ayırmıyorum. Sizleri ailem gibi hissediyorum bir tık kadar yakınımda olduÄŸunuz için ve bu zor dönemimde bunları yazabilecek kadar samimi bir aile ortamını saÄŸladığınız için teÅŸekkür ediyorum. Sevgiyle…