Bu ekran gerçekten çalışıyor mu..?
alooooooo

Çalışıyor efendim.
Kasım
20
2008
Perşembe
00:28
:)
Bakınız, bu yazı bile kayıyor… Başı dönenler, görünüm başlığı altında “durağan” bir görüntü seçebilirler. Durdurun dünyayı diyemiyorum. Bu da geçer diyebiliyorum : ) Hintli kardeşimiz Hindistan saatine göre yaşadığı için gitti yattı :D Sabah olsun (Hindistan’da) bakıciiz icabına. Aslında günlüğün kayması değildi amaç. “Okuyanlar” başlığı altındaki okuyucu mektuplarının kaymasıydı. Fakat bu iş çok hoşuma gitmeye başladı :D Sıkı tutunun, günlükte kaydıraktan kayıcaz bundan sonra gibi görünüyor :)
Kasım
19
2008
Çarşamba
15:29
Taaa ne zamandır, en çok istediğim teknoloji. Sonunda oldu. Hintli genç bir kardeşle beraber çalıştık. Hollandalı genç bir kardeşle de başka birşey yaptık. İngiliz genç bir kardeşle sipariş sitesine bişeyler yaptık. Alman genç bir kardeşle bişey yapıyoduk olmadı. Boş durmadık yani : ) Projelerden önce şu yeni teknolojiyi devreye sokmakla ilgileniyorum şu anda. Görüşmek üzere.
Kasım
19
2008
Çarşamba
14:38
Ben de herkes neden boyle sessiz diyordum, haberlesme sayfasinda bi ariza olmus. Biraz ugrastirdi ama duzeldi simdi. Kullandığımız haberleşme modulünün her güncellemesinde, sistem İngilizce’ye dönüyor, bütüün Türkçeleştirmelerimiz çöpe gidiyordu. Modülün programcılarıyla yazışmalar, şunlar bunlar derken, çözüm modülü hiç güncellememekte görünüyor. Öyle yapıciiz sanırım. Bir de haberleşme sayfasından mektup gönderenler için “mektuplar nereye gidiyor” metni yazıyorum, şimdi aklıma geldi. 
Kasım
18
2008
Salı
13:27
Bugün paylaşalım artık dimi, uzatmayalım daha fazla. Tamam tamam. Kendime geldikten sonra ilk iş Proje 1, Proje 2, Proje 3, Proje 4 :)
O gün kapı çaldığında kargodan ne gelecektii, havaalanındaki pakette ne vardı, seferberliğin konusu ne, projeler neyin nesi, hepsi azz sonra. Yada biraz sonra. (kesin konuşmamak lazım) En olmadı eninde sonunda :)
Kasım
17
2008
Pazartesi
03:58
Öncelikle TDG yi okumayı ertelediğim için bitirdiğim şu anda çok üzüldüm.Çok daha kısa sürede bitirmeliydim.buRAK abi sana çok teşekkür ederim. Üniversitede tanıştığım ve sevdiğim bir kız arkadaşım vardı.Karşılıklı ikimizde birbirimizi seviyorduk.Ben tanışmamızın başlarında söylemeyi unuttuğum konuyu ona söyledim.Bu konu da benim alevi olmamdı:) Alevi oldugumu öğrenen kız arkadaşım beni o kadar sevmesine rağmen ayrıldı. Çünkü ailesi alevi oldugum için istemiyorlarmış. Bende istememem sebeplerini sordum. Alevileri müslüman olarak görmediklerini, 4 hak mezhep oldugunu bu mezheplerden birine dahil değilsem müslüman olamayacağımı söyledi. Ben o zamanlarda çok cahildim. Müftülüğe gittim tv deki ulemalara mesajlar yazdım(onlarda beni mail listelerine ekleyip hocamızla toplantı randevuları için biizmle iletişim e geçiniz şeklinde bir mail göndermeye başladılar.) Aleviliği öğrenmeye çalıştım.Ama ne yaptıysam beni tatmin eden cevaplar bulamadım.Bir taraftan kafam karışık, bir taraftan aşk acısı çekiyorum.6-7 ay bu şekilde dolaştım. Sevdiğim bir abim bana TDG hediye etti. Ben ilk hevesle başladım okumaya belli bir yerinden sonra bıraktım.ve 2-3 ay TDG başucumda kaldı.Ama bu süre zarfında kitap ı hediye eden abimle sürekli konuşuyoruz.Konuştugu her kelimeler benim kafamdaki soru işaretlerini kaldırıyor.Kız arkadaşımın islam hakkında dediği şeylerin yanlışlığını öğrendikçe hem kendi iç huzurum geldi hemde islam ın dedikleri gbi olmadıgını düşünce ve mantığa uygun olduğunu gördüm. Ben bunları görünce kız arkadaşıma bir tane TDG hediye ettim. Sanırım okumadı. Okusaydı bana bir türlü mail yazardı.Ama bir gün olacak o kitap ı neden okumadım diye pişman olacak. Ben sanırım içimdeki Ali yi bulmayı öğrendim.
Kasım
16
2008
Pazar
13:13
TDG muhteşem bir kitap, onu bize siz kazandırdınız.Hem birey, hem toplum olarak gelişmemizde bizlere okadar çok yardımı oldu ki! “Sürçmelerimiz, hatalarımız oldu,oluyor tabiî ki ama “Allah affı geniş olandır.”diye yazıyor bir ayette.Bu tür kitaplar bizi Allah’a daha çok yaklaştırıyor,bizi daha da olgunlaştırıyor,geliştiriyor. Size çok ama çok teşekkür ediyoruz;her şey için…
Diğer kitaplarınız da harika.Birinci ve ikinci kitabınızın dışında (fırsat bulduğumda okuyacağım) tümünü okudum. TDG’nın “işle” ilgili olan kısımlarını tekrar okuyacağım.
İşime son verildi. “malum ekonomik kriz” dendi.Ne iyi dedim, ne kötü, ne sevindim, ne üzüldüm.Eskiden olsaydı…..Oldukça gelişme var demek ki bende.Gidip masamı topladım; dosyalarımı, kalemlerimi, fincanımı bir kutuya doldurdum.Arkadaşlarla vedalaştım,birbirimize bol şanslar, başarılar diledik.
‘Buraya kadarmış, vardır bir bildiğin Allah’ım’ dedim. Allah’a yaşadığım her olay ve karşıma çıkardığı herkes için teşekkür ettim.Allah’ın o bitmez-tükenmez kaynağından harcamaya başladım artık, geri ödemesiz, kefilsiz. Şu aralar güzel bir tatile ihtiyacım var. Sevgiler, selamlar…
Kasım
14
2008
Cuma
12:00
Biliyorsundur ben yurtdısında yasıyorum oglum burda okula devam edıyor.Gecen gun dindersinde ( katolik okul ) bir olay yasanmıs.
Dinlerle ilgili konusurken sıra ıslama geldiginde yıne yabancı bir cocuk soz alıp ulkesınde yasayan muslumanlarla ılgılı bılgı verıp kadınların hepsının ortulu oldugundan falan bahsetmıs.
Oglum soz alıp benım musluman bır Turk kadını oldugumu ortu kullanmadıgımı ramazanın ne demek oldugunu fılan acıklamıs. Ayrıca annem araplara kızıyor :) bıraz dını modifıka
ettıklerı ıcin aslında ıslam dınının yasanandan cok farklı oldugunu fılan soylemıs. Ogretmenın cok dıkkatını cekmıs ogluma -benımle tanısmak ıstedıgını ve mumkunse ıslamı anlatmak ıcın haftaya derslerıne mısafır olmamı cunku benım ona cok dogru seyler ogrettıgımı soylemıs . Bu arada oglum 11 yasında. Bu yıl ortaokula basladı. Hrıstıyanlıgı da tanısın dıye onu dınderslerınden muaf bırakmadım.
Bana okul cıkısı bunları anlattıktan sonra soyle dedı hanı anne sen buRAK abının kıtabını hep babama anlatıyordun tercume edıyordun ya ben hep dınledım ordan ogrendım bunları.
Onunla okadar gurur duydum kı anlatamam.
TDG yı anlatma fırsatı dogdu bır okulda ama urkmedım desem yalan olur. Cunku bu sadece cocuklarla bıtmeyecek bu cocukların evde aılelerı de var.Kelımler cok onemlı olacak cunku kendı dılım degıl. Anlatmak ıstedıgım cok sey var ama cok dıkkat etmem gerekecek bılıyorum. Tam olarak karar veremedım .
Acaba bu benım vermem gereken bır sınav mı dıye de dusunuyorum. Mumkunse Sızlerden fıkır ıstıyorum buRAK senın ve burdaki degerli dostlarımın fıkırlerını benım ıcın cok degerlı olacak.

Küçük indigomuzu gözlerinden öpelim önce. Ne güzel bir iş başarmış. Sonra da top annemizin önüne düşmüş. Hafif ürkmek gayet doğal bana kalırsa, çünkü çok sıradışı bir durum. Örtmenimizin yaklaşımı da nefis. Özetlemek gerekirse saha bugün futbola, belki de hiç olmadığı kadar müsait. Haberleri bekliyoruz. Resimleri de bekliyoruz.

Kasım
13
2008
Perşembe
23:58
Sorgulamaktan hep korktum,bana anlatılan islamda sorgulama yaşa felsefesi hakımdı,bu yuzden içimde cevabını merak ettiğim bırcok soru hep yanıtsız kaldı,sonra kocaman bır boşluk…küçükken annem kuran’ın turkce mealını okuyordu,merak ettim sordum ‘anne hanı Allah bizi cok sevıyordu neden hep cehennemde bızı yakacagını soyluyor sende benı cok sevıyorsun sen benı yakarmısın ‘ annem bır sure sessız kaldı beklenen cevap gecıkmemıstı ‘öyle soyleme annecım,cok gunah sonra gercekten cehennneme gıdersın’..beynıme sureklı çivi fibi çakılan o sıhırlı cumleler cehennem ve ıntıkam… hayat zaten zor bır yuktu bunu tasımaya calısırken bır taraftandan benı cehemmenle odullendıren bır ınanc, bana gore degıldı boyle olmamalıydı,bunun bedelı yalnızlıksa evet yalnızdım ama mutluydum,kendı ıcımde dusmus oldugum bu boşlugu dolduruyordum en azından…sonra TDG evet sorular ve cevapları oradaydı şimdi yalnız degılım kocaman bır aile var yanımda tesekkurle buRAKcan:)arkadaslarımla hergun kıtabını buyuk bır zevkle okuyoruz ,bizi seven bır yaratıcının oldugunu bılmenın lezzetıyle,bugun kendı aramızda konusurken bırden olumu dusundum..(ölmüşüm ve ıkı melek benı kollarımdan tutup cehennemın kapısına getırmısler,tabı bende hemen ıtırazlar baslamıs heey noluyor hanı cehennem yoktu,ıkı gorevlı melek bırbırlerıne bakıp gulumseyerek SENDEMI TDG OKUYANLARDANSIN sonra kendı aralarında kahkalaar hadı canım gır bakalım ıcerıye TANRININ DOGUM GUNU PARTISI VAR MUM ÜFLEYECEKSIN..amanııın benı arkamdan suruklerlerken bendekı feryat hala kulaklarımda yaktın benı buraaaaak)hayal işte …:)
Kasım
12
2008
Çarşamba
16:15
Kasım
09
2008
Pazar
23:02
2009-2012 yazınızı okudum.evet 2009 bizim için çok önemli.2008′in sonuna geldik hala TDG nin çok genişletilmiş üçüncü kitabını bekliyoruz.bizlere sözün var lütfen 2008 bitmeden kitabımızı yayınla .2009′a daha bir hazırlıklı olalım.şimdiden ellerine yüreğine sağlık.

v103 koduyla simgelediğimiz bilgi, bir üst perdenin bilgisi. Neler neler öğreteceğim diyor iç sesim bana. Ama önce şunları şunları yapmalısın. Son bir yıldır süren bu delicesine çalışma da bunun için. O bilgiyi haketmek için. Yeni bilgi kendi içinde kendi devrimini de yaşıyor, normal akışa eklemelerin falan çok ötesinde. Şunları şunları yapmalısın’ın en başında, bu kitabın, Tanrı’nın doğum günü’nün sahiplerinin sayıca daha çok olması var. Bütün bu uğraş bunun için. Ayrıca, bilgilerimizin hayata geçtiğinden emin olmamız da bu listenin içinde. KDK da bu başlığın bir sonucu.
Toplumumuzda, sessiz ama kararlı adımlarla ilerleyen, Tanrı’nın doğum günü dalgası 2009′da şu andaki seyrinden daha farklı noktalara ulaşacak. O yeni dalgaya, bir üst perdenin yeni bilgisiyle karşılık vereceğiz. Muhteşem bir şölen olacak. Herşey çok güzel olacak.
Not: Proje 1, proje 2, proje 3 ve proje 4′ün içinden, bir köşesinden v103 geçiyor. Hazırlıklarımı tamamlayabilirsem bu hafta güzel haberlerim olacak.

Kasım
09
2008
Pazar
22:20
Eserlerinizden TDG beni gerçekten etkiledi ve sarstı diyebilirim.Bence herkesin okuması gereken bir kitap. Son yayınlanan KDK ise bende birsürü soru işareti bıraktı(-belki anlamamış ,özünü kavrayamamış olabilirim…).Neden buna ihtiyaç duydunuz, fal değil ama fala benziyor, kendin yorumla diyorsunuz ama çok da birşey anlaşılmıyor.Daha çok TDG nin özeti gibi, oradaki sözler kartlara yerleştirilmiş gibi…Kısacası üzülerek belirtiyorum ki TDG’den sonra hayal kırıklığına uğradım.Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim.İnşallah sizi kıracak incitecek şeyler yazmamışımdır. Sevgiyle kalın.

Durduk yerde gelip size bi pusula versem. Bu da ne şimdi dersiniz. Anlamsız gelir. Muhtemelen bırakırsınız elinizden. Yada hatırım içn tutarsınız, bugün yada yarın mutlaka bir köşede unutur gidersiniz.
Peki ben size o pusulayı, siz ormanda yolunuzu kaybetmişken verirsem o zaman ne yaparsınız? Sevinçten ne yapacağınızı bilemezsiniz… Size yolunuzu o kaybettiğiniz o ormandan çıkış yolunu göstermiş olurum. Gerçekten sevinçten ne yapacağınızı bilemezsiniz.
Pusula aynı pusula. Fakat iki sahnede insanda yarattığı etki bambaşka. Kişisel devrim kartlarımız da birer pusuladır. Kartları sevip-sevmeyeceğinizi, onları yaşantınıza ne kadar monte edeceğinizi belirleyen nokta, sizin bir pusulaya ihtiyacınızın olup olmadığıdır. Bizim yola çıkış noktamız, herkesin bu pusulaya ihtiyacının olduğu noktasıdır. Fakat siz yada bir başkası ihtiyacım yok diyebilir. Haklı olabilir. Haksız da olabilir. Bir insanın pusulaya ihtiyaç duymaması için şu ikiden biri gerçektir mutlaka:
Sizin bir pusulaya ihtiyacınız yok çünkü siz hareket etmiyorsunuz, yolculuk halinde değilsiniz. Pusulaya hiç ama hiç ihtiyacınız yok. Sizin için bir duvar saati yeterli.
Ya da nereye gitmekte olduğunuzu çok iyi biliyorsunuzdur. Kararlı bir şekilde planlamanızı yapmışsınızdır. Düğümleri çözmüş, engelleri devre dışı bırakmanın yolunu bulmuşsunuzdur. Hızla ilerliyorsunuzdur. Bu yüzden pusula bir anlam ifade etmiyordur. Diğeri değil fakat bu şık başımızın üstündedir. Halihazırda zaten yürümekte olan bir kişisel devrim varsa, bize KDK özelinde gerçekten ihtiyaç yok demektir. Böyle birşeyden incinmek bir yana çok büyük mutluluk duyarım. Ne güzel benim dostlarım, okuyucu ailem büyük kararlar alan, ilerleyen devrimci insanlar derim.
Kendini ikinci durumun içinde gören bütün dostlarımıza tavsiyem, gerçekten hareket halinde olup olmadıklarını mutlaka sorgulamalarıdır. Gelecek yıl bugün, gene aynı noktada olmayacağınızdan emin olun derim. Gelecek senden emin olmanın yolu da oldukça basit. Şu soruyu kendimize sormamız yeterli:
Geçen yıl bu zamanlar, gene şu anda bulunduğun yerde miydin?

Kasım
09
2008
Pazar
21:45
Kasım
09
2008
Pazar
21:42
2012 ile ilgili bi döküman yollamıştım yaklaşık 1 ay önce konusu açılmışken onlarada cvp verseydiniz iyi oludu :)

Ona 2012′de cevap vericem : ) Şaka. 2011′i bulmaz : )
Kasım
09
2008
Pazar
21:32
bir şeyi merak ediyorum, kartları ilk çalıştırdığımda (ve daha sonra aynı konuda hep) gelen MİM kartı(ışığını bul), sadece o kartın arka yüzü hem farklı tonda hem de ışığa tutunca hani şu alacalı bandroller var ya onlar gibi renk değişimi oluyor.Fakat diğer kartların hiç birinde bu yok. Merak ettiğim şu; herkesin elindeki kartlar için de aynı durum söz konusu mudur? yani kişiye özel bir kart herkeste mi var? Bir de LAM kartlarından birinde “YARGILANAMA” kelimesi var. Acaba diyorum gene sadece bendekilere özgü bir harf eksikliği hatası mıdır yoksa kelimenin tamamı bu mudur? sevgiler.

Rın rın… Rın rın… Alacakaranlık kuşağı efekti yapıyorum ran ran. Kahramanımız yaşadıklarına kimseyi inandıramamaktadır. “Hayır ışık çıkıyorum benim Mim kartımdan diyorum”… Eee, gerilimi tırmandırmak istemem fakat bizim kartlardan tarif ettiğiniz gibi ışık çıkmıyor. Rın rın… Rın rın…
Not: Bizim kartlarda YARGILANAMA diye birşey de yazmıyor hayret. Şaka şaka : ) Yazılım doğru aynen öyle efendim. Yar-gı-la-NA-ma. Kimse seni yargılaYAmasın anlamında.
Kasım
09
2008
Pazar
21:22
Sormaya cesaret edemediğim sorunun cevabını az önce aldığım için teşekkürler.. tabi siz de türkü tutturmakta haklısınız :) soruyu soran dosta da teşekkürler vesilesi için..renklerde hapsolmak işkence gibiydi.. zincirler bize göre değil..her zaman bir ışık var demek ki.. korkma ve ilerle..çok güzelsiniz çookkk :)
aşkla ve sevgiyle kalın..
Kasım
09
2008
Pazar
21:22
bu hikaye bizim “hala oku-ya-mayanlarımız”ın durumunu anımsattı bana… bu nedenle paylaşmak istedim…
zamanın birinde alim zatlardan biri bir nehir kenarında namaza durur..
Mecnun tam o sırada sözde alim zatın önünden geçer.
adam öfkeyle namazını bozarak:
‘bre melun görmez misin ki namaza duruyorum, ne diye önümden geçersin?’ der.
Mecnun’un cevabıysa ilginçtir:
‘BEN LEYLANIN AŞKIYLA SENİN NAMAZ KILDIĞINI GÖRMEZKEN,
SEN MEVLANIN AŞKIYLA BENİ NASIL GÖRDÜN…?’
sevgiyle :)
Kasım
09
2008
Pazar
21:21
Mesaj atmışım. İçten içe kıskanıyorum heralde sizi ondandır. Rahatsızlık için kusura bakmayın. Yayınlamazsanız sevinirim. İçkiyi bırakmam lazım :)

Çok şeker bi kardeşimiz var. Akşam içip içip siteye girip bana mesaj atıyor. Sabah ayıldığında da ilk iş akşamki mesajımı yayınlamadınız dimi aman diyor : ) Çok gülüyorum, bu kardeşimi çok seviyorum. Hatta kendisine kadeh kaldırıyorum buradan. (Çay kadehi efendim. 2008 Bergamut : )
Kasım
09
2008
Pazar
21:19
gecen sene istanbula bir gezimde artık tatilin sonu…; İstiklalde yuruyorum param da bitti bitecek oylesine girdim dnr’a hicbiryere bakmadan sanki bildigim bir kitabi ariyormusum gibi pat diye uzaniyor elim Tanri’nin dogum gunune… yahu param azalmis bitti bitiyor ne bu simdi Allah Allah… arkasini okudum aldim. cantamda 3 ay gezdi ama sayfasini acmadim hatta cantamda her cuzdanimi aradigimda ya bu kitabı ben niye tasiyorum dedigimi cok net hatirliyorum agir da bisey. adapazarinda ablamda kaliyorum o zaman mba icin. (of bu arada türkçe karakter kullanıcam bilgisayarınız anlamazsa bu benim sorunum degil) cıkardım cantamdan rafa koydum ablama, bak dedim bu kitap aylardır cantamda, isminden bi duraksıyor arkasını okuyor hmm kafa karıstırır diyor bırakıyor.sonra ben izmire evime dönüyorum diger bütün kitaplarımı ablamda bırakmama ragmen bunu alıyorum ama okumak yok hala. aradan aylaaarrr gecti yaz gecti gecen hafta yine gittim adapazarına aaa bir baktım ablam Tanrının dogum gününü okuyor ben sanıyorumki o benim kitabım ve burda bırakmısım. sabah 6 lara kadar okuyor manyak diyorum içimden 2 cocugun var sabah 7 de kalkıyor cocuklar okula. hem o benim kitabım diyorum hayır diyor istanbuldan getirttik biz. yahu nasıl olur baksana kitaplıgına koydum orda duruyordur o zaman. bende almıstım diyorum gidip bakıyoruz yok. izmire götürmüşüm. sapıttım. dedim gecen sene sallamadın sen bu kitabı simdi bu ne ask böyle. zamanım gelmemis demekki diyor. sen nasıl aldın diyor anlatıyorum. biliyormusun bu kitap okunmak istedigi kişiyi kendi bulurmus. off diyorum sus. zaten derinlikten bogulmak üzereyim. sorgulamaktan bıkmıs usanmısım herseyi hayatı, baska boyutlara hasret cekmisim senelerce, derinlerde bogulmus tekrar nefes almısım hayatımı karartmısım sadece ruhumda… tam bi kac aydır yüzeysel bi insan olmaya gayret ediyorum tam düşünmemeyi ögreniyorum tam yüzeye cıkıyorum sus dedim.sus abla…
olur mu durabiliriyim… 2 gün önce basladım. durun bakayım kacıncı sayfadayım…251!
siz ne yapıyorsunuz ya… benim gibi olan yada düşünen ama arastırmayan yada ne bileyim işte digerlerini bırakın hadi benden bahsedelim. evet cok etkilendim , sorular tam benim aklımdakiler, tam düşünüyorum arkasından düşüdügümü okuyorum soru olarak. cevaplar bosluklara nerdeyse cuk diye oturuyor, şimdiye kadar hiçbir hoca beni baglamaz onların benden üstünlügü olamaz ben de okuyorum algılıyorum düşünüyorum yorumluyorum babane baskasının yorumundan diyen ben ….
off kısacası BU SORUMLULUGU ALIYORMUSUNUZ BANA HEMEN CEVAP VERİN… eger ben kapılırsam bu gidişe, bunun sorumlulugunu alabiliyormusunuz. Beni etkileyip beynime girme sorumlulugunu alabiliyorsanız devam edecegim okumaya. sitenizde cok sey varmıs okumalısın diye yalvarıyor ablam ve bir arkadası. Hayır bakmıyorum. bu cevabı sizden duymadan ne kitaba dokunacagım ne de sitenize girip bakacagım ne de adınızı duymak istiyorum. Sabırla okudugunuz icin tesekkür ederim.

Ben bu kitabın sorumluluğunu aldım mı? Bunun yerine sen bu kitabı okumanın sorumluluğunu almaya ne dersin?

Kasım
09
2008
Pazar
19:01
Merhaba Sevgili buRAK,
TDG ile herşeyi sorguladığım bir zamanda karşılaştım.Daha önce dinimiz hakkında öğrendiklerimi sorgulamaya korktuğum, ya da korkutulduğum sıralarda diyelim.Hep düşünürdüm; soru sormayacak, araştırmayacak ya da merak etmeyeceksek yüce Rabbim bu beyni bize niye verdi.Kafatası da boş hiç olmadı dememiştir sanırım. Ayrıca merak ettiklerimin başında Rab’dan bu kadar korkacaksak onu gerçek anlamda nasıl sevecektik. TDG sanki sorduğum sorulara aldığım eksiksiz cevaplardı. En nihayetinde KDK’mı da aldım. 1 Kasım annemin doğum günüydü ona hediye ettim.Kendime de alacaktım ama önce kartları çalıştırmayı denemek istedim. Kafamda binlerce soru vardı.Hepsini sormam mümkün değildi.Günlerimi alırdı. İyice konsantre olup tek bir soru seçmeye çalıştım ama olmadı.İçimden sanırım bu kartları kullanamayacağım dedim.Bir anda aklıma bir fikir geldi.Yüce Rabbim sana soru soramıyorum, çünkü senden gelecekleri kabule hazırım, bunun yerine sana şükrediyorum lütfen bana sadece bir tek kart gönder dedim.Rastgele çektiğim kart beni şok etti. ”Yeniçağın şehadet mertebesi adanmışlıktır küçüğüm ” Ve anladığım, bilincine vardığım şudur.Benim kartlarla işim bukadardı.Artık onları kartları hiç bilmeyenlere hediye etmeye devam edeceğim.Sana ve yüreğine sağlık ve şükürler olsun.

Buradan, kartlarla daha çook işiniz var gibi görünüyor : )