Kasım
09
2008
Pazar

18:59

Kur’an-ı Kerim

Tanrının Doğum Gününü bir arkadaşımın önerisi üzerine okudum, uzun süre oldu.
Ancak son zamanlarda düşünüyorum da, ben hayatımda hiç Kur’an-ı Kerimi okumadım..Geçen gün bir arkadaşımla Diyanet İşlerine gittik,oranın yayınladığı 5 ciltlik tefsir i inceledik.Bir de elmalı tefsiri var, o da 10 cilt.bilemedik ne almalıyız.sen kitabını yazarken sanırım değişik kaynaklardan faydalanmışsındır.önerebileceğin bir tefsir varmı.bilgilendirebilirsen çok memnun kalıcaz..

notu Kuran ı Kerim

Biraz karıştırın sayfaları, dili dilinize uyan hangisiyse bence onu alın.

imza Kuran ı Kerim

Kasım
09
2008
Pazar

18:58

“Karar veremedim”…

selam şhima burada gülen yüz resmi var… TDG okudum. şok üstüne şok oldum vallah. demek varoluşun son saatindeyiz ha! tanrım inanamıyoruuum… bitiyor muu yanii her şey ?tevsirde beni şok eden 2 şey vardı. 1. si İSA nın 2009 ortaya çıkacagı 2. si az önce yazdıgım varoluşun sonunun geldigi. Tanrı nın sevgi dolu oldgunu uzun yıllardır biliyordum zaten. ama kafama takılan bir kaç soru var yanıtlar mısın bilmem ama? sana göre saçma sorular olabilir, hiç sorun degil. zaman zaman bilge halii görsen şok olursun çünkü hahahahah… birincisi madem varoluşun sonundayız tarini sen biliyor musun peki? bazen çok saf oluyorum da kitapta vardıysada ben görmedim. eger sen biliyorsan da bana söylemiyorsan vallah beni meraktan öldürürsün buRAKçıgım burda da gülen yüz resmi var ama benim pc de yok maalesef ..çünkü kendisi fii tarihinden kalma. rahim olmak için inan yanıp tutuşuyorum. ben de bir kaç aydır tanrıya diyordum ki – ya bu benim inançlarımın bombası ne zaman patlayacak yarabbim! tevsiri okudugumda sorumun cevabınıalmış oldum anlayacagın. ilgimi çeken bir şey oldu kitapta varoluşta sanki sadece insan , melekler, ve cinler vamış gibi algıladım ben. nasıl yanii? uzayda başka kimseler yok mu? sadece bu kdar mı? ama ben dünya dışı varlıkların olduguna inanıyordum. bizzat kendilerini görmesemde… sen dersen ki hayır uzaylı muzaylı yok inan sana inanmaya hazırım buRAKçıgım. neden dersen ben bazen çok fena bilge oluyorum da ondan. inançlarımın kıyametini yaşamaktan büyük zevk alıyorum çünkü. bu benim için sorun olmaz. ben büyümek ,gelişmek, degişmek için yaşadım hep bu karmamda. ve İsanın çıkacagı günü iple çekiyorum. YAŞASIN KIYAMEET, YAŞASIIN BARIIIŞ, YAŞAŞIIN ARTIK GİZLENEN BİR ŞEY KALMAYACAK .gizemi oldum olası sevdim zaten. her şey apaçık olmalı degil mii? velhasıl durum bundan ibaret buRAKçıgım. haa unutuyordum bu arada, sırt agrıların devam ediyormuş ya 21 gece boyunca bilinçaltına şu kodlamayı yap 21 gün sonra inaşallaaah tanrının izniyle bir şeyin kalmayacak. laf aramızda benimde sıtım agrıyor ama senin kadar degil .kod. sevgili bilinçaltım şimdi sana aldıgım yenii kararımı bildiriyorum. bu kararımı hemen tüm hücerelerime ilet ve süreci hemen başlat. tşk ediyorum seni seviyorum. hayat beni seviyor ve destekliyor. yaşamın beni her zaman destekledigini biliyorum. kendimi seviyor ve onaylıyorum. sevilmek beni destekliyor ve bunu onaylıyorum. bukadar. ben yaptım bana çok iyi geldi . sevgiyle kal şhimacıgım…

Kasım
09
2008
Pazar

18:57

Projeler…

Geçen gece bir rüya gördüm. yine benim gibi tdg li arkadaşımla otobüsteyiz. ve ona parmaklarımı gösteriyorum. 4 parmağımın üzerinde 4 ayrı bildirge. aslında bende varalon ama sayfada yayınlanmamış 4 bildirge.
….
ertesi gün telefon açtım sayfada neler var diye; bildirge yazısını öğrendim.
şimdi heyecanla bekliyorum içimde ne var diye…

Kasım
09
2008
Pazar

18:56

buRAK usta…:)

bu ruh gerçekten de sizin kurtarıcınız olacak. aynı sizin yalnızca başkalarına Gerçekte Kim Olduklarını anımsatarak ve onları kendilerine geri vererek onların kurtarıcısı olabileceginiz gibi. ‘ kurtarıcı’ yalnızca ‘anımsatıcı’ anlamında kullanılan bir sözcüktür. kurtarıcı, size anımsatan, size kim oldugunuzu hatırlatan , yeni bir zihne kavuşmanızı saglayan ve kendinizi bir kez daha Tanrı nın Ruhunun bir parçası olarak görmenizi saglayan kişidir. sizi nihai gerçekle başbaşa kalmanızı ve kişisel cennetinizi yaşamanızı size hatırlatacak ve sizi kendi ustalıgınıza kavuşmanıza önayak olacak dünyada birçok usta vardır. bu ustalardan biri buRAK özDEMİR’dir.usta oldunuzda yalnızca sevgiyi seçeceksiniz… hepiniz bir ustasınız… yalnızca bunu hatırlamıyorsunuz…herkesin usta olacagı günler çok yakında .Tanrı Aşkına kendinizi sevin ve affedin. herkesi sevmeyi ancak bu şekilde başarabilirsiniz. sevginin dışında ki her şey bir yanılsama .biz zaten sevgiyiz , bu gerçek nihai gerçektir. bu hiç bir zaman degişmedi. sadece bir süreligine hatırlamaktan vazgeçtik. Hepimizin büyük ,tek bir nehir olarak birleşip ,denizimize dökülmemizin , O’NA KAVUŞMAMIZIN ANI gelmek üzere. artık uyanmanın ve hatırlamanın zamanı sevgili kutsal ruhlar…kendi ustalık yolculugunuzda yalnız degilsiniz…

Kasım
09
2008
Pazar

18:56

Kitap fuarı..

09.11 tarihinde tüyap kitap fuarı var. Doğum Günü Kitapçısını orda görebilecek miyiz?

notu Kitap fuarı..

Biz yoktuk fakat kitaplarımız fuardaydı. Fuarda olmasalar da en çok ilgiyi de KDK’lar görmüş.

Kasım
09
2008
Pazar

18:53

slm buRAK abi aslında yağtığımın doğru olup olmadığınıda bilmiyorumm ama umarım kusura bakmazsınn dimi abi bende tanrının doğum günü kitabınınn yarısını okumuşş seninn yeni hayranlarından sadece biriyimm yani benide dona gibi listene ekleyebilirsinn ok :) ben su anda ankarada askerlik yapmakta olan am memleketimde sakaryada oturan bir delikanlıyımm ayda bir kezz çarşı iznine çıktığım için ee birass da maddi inmkanlarımın yetersiz olduğundan senden çıkarmış olduğun kitaplarından istiyorumm abiii belkii yaptığımm doğru değill ama napıyımm iştee anla benii adres verip ümitlenmek istemiyorumm snden olumlu yada olumsuz bi mesaj atarsan o bilee bana yeterr belkiii okk neysee abi kendine iyi bakk

Kasım
09
2008
Pazar

13:33

Obama hakkında…

Merhaba, Hüseyin kardeş görevi resmen 01.09′da devralacak… Yazınızda böyle demişsiniz ancak Obama başkanlığa 20 Ocak’ta başlıyacak.
notu Obama hakkında...
01.09 = Ocak 2009.
20.01.09 da Tanrı’nın doğum günü iki deniz kriptosunu hatırlayanlar için ayrıca anlamlı.
imza Obama hakkında...

Kasım
08
2008
Cumartesi

18:35

Bir ilginç yol macerası…

günlügün 7, 8 kasım yazıları ben de çıkmıyor neden ki? sürekli 6 kasım çıkıyor bu işlerden pek anlamıyorum. ne yapmam gerekiyor acaba? yardımcı olursan sevinirim. hoşçakal.

notu Bir ilginç yol macerası...

Ben 7-8 kasım tarihlerinde bişey eklemeyince, 6 kasımın çıkması çok normal :)

Dün ilginç bir şey geldi başıma… Bilgisayarımın başındayken bir anda çıkıp havalimanına gitmem gerekti. Paketimi almak için. Pakettte ne olduğunu da anlatıcam sonra. Fırladım çıktım burdan. Bizim yadigar’la. TEM’den gidiyorum. En sağ şeritteyim. Hızım da 100 km. Şehirlerarası bir otobüs bi anda sıkıştırdı ve zorla, bir sapaktan içeri girdirdi. Filmlerdeki klasik suikast sahnelerinden biriydi. Fakat arkada da araba olması gerekirdi. Baktım ki yok kimse: ) Sapağa girdikten sonra korna yapınca, pardon işareti geldi otobüsten…

Yolum değiştirilmiş oldu. Bi girdim ki trafik çok fena. Dolan dolan, yetişemedim, işlerim aksadı. Yolda söylenme halindeyim. Dönüş yoluna girdim. Fakat artık trafik var. Hiçbir şekilde hızla gidemiyorum. Dur-kalk-dur-kalk. Ne güzel gidiyodum halbuki… (Söylenmeye devam ediyorum)

Dönüş yolunun sonlarına doğru yaklaştım. Eve az kaldı… Bir ses… Arabadan. Sağ ön tekerlekten. TIkır-tıkır. Hayırdır. O şekilde devam. Ses giderek artıyor. Tamirciye kadar geldim ve tamircinin kapısında sağ ön tekerlek kilitlendi…

Arabayı liftle kaldırdılar. Lastiğin dönmesini sağlayan bir bilye var. O olmasa tekerler sabit durur. O bilye döndürüyor. O bilyenin üzerine gelen bir kapak var. Meğer o kapak yokmuş o tekerde. Zaman geçtikçe bilyenin içindeki yağ kurumuş. Bilye dönme özelliğini kaybetmiş. Yalpalama yapmış, fren diskini kırmış bir de.

Tamirci ustanın söylediği şu oldu: Bu kilitlenme, burada değil de yolda çok değil 80-100 km. ile başına gelseydi takla atardın… Fakat yolda ben bu işin içinde bi iş olduğunu hissettim. Film gibiydi, gerçeküstü bir sahneydi. Neden neden diye düşünürken yolda toplam 2 tane bozuk araba gördüm. İkisi de bizim yadigar’la aynı markaydı. Bizimkinin torunu yaşındaydı tabi hepsi. Şimdi düşünce işaretmiş gibime geliyor.

:)

Napalım o otobüse teşekkür edelim dimi burdan. Beni otobandan çıkmaya zorlamasaydı, ben bastıra bastıra gitmeye devam edecektim…

Dediğim gibi, bir ilginç yol macerası…

Bu arada ev revir gibi. İnsan hastalıkları geçiriyo bizimkiler. Yakında kızamık falan bekliyorum. Tosun’da orta kulak iltihabı vardı, bugün kontrole gitti neyse geçmiş. Sıpa, böbrek kumu döküyormuş, Bahar’ın aşırı erken teşhisi çok şükür. Tedavi altında. Gelelim Yaşasın’a. Ameliyat sersemi, yalpalaya yalpalaya yürümekte. Erkekliğe son adımını attı, cinsiyetler üstü oldu : )

Kasım
06
2008
Perşembe

18:59

Yardım rica ediyorum. Ben günlük bölümünde gezinirken, görünüm başlığı altındaki kırmızı siteye geçişe basmış bulundum, günlük eski formu ile geldi. VE GERİ GİTMİYOR, ben yeni formunu çok beğenmiştim ve onu okumaya devam etmek istiyorum. Ne yapmalıyım. Acaba kavram indeksi konusunda bir gelişme var mı?

notu ...

Sonunda başardım. Naynirinaynay. Görünümler artık yukarıda sağda yazıyor. Artık görünüm görünüm gezmek mümkün. Kavram endeksi… Hmmm…

Kasım
06
2008
Perşembe

01:06

2012…

buRAK 2012 üzerine yazdığın 2. yazı bana meditasyon ve spiritüel grubumdan senin dharma duman yazısını okuduğumda uzaklaşmıştım. sonra onlara ayrılırken “benim hindistan yerine anadolu da kalıp uyandırma görevime devam etmem lazım…” demiş olduğumu hatırlattı.

Şimdi 2012 tezlerimde bu 2 adet 2012 yazısından sonra o da kalmadı. 2009 u adres göstermen de şu zaman kadar ki blog tan verdiğin en büyük taahütlerden. yeni evli biri olarak çocuk konusuna bizi odaklaman da muhteşemdi. velhasıl kurgulamamıza olan müdahalen çok derin bunu bilmeni istiyorum. anadoluda uyandırma görevi tdg dostlarının bunu herkes kendi coğrafyasında uygulamaya çalışıyor.

Kasım
06
2008
Perşembe

01:06

2012…

Yine ağzından bal damlıyor…:))) Bütün duygularıma tercüman oldun. Çok teşekkürler…

Kasım
06
2008
Perşembe

01:05

Teklif…

Sevgili buRAK, az önce 2009 yilinin önemini üstüne vura vura ya da basa basa :-) anltattigin yazini okudum. Icimde yine ayni sesi duydum. Ben Almanya’da yasiyorum. Hersenede ülkemi ve sevdiklerimi görmek icin bir ayliginada olsa Türkiye’me geri dönüyorum. Bu seneki dönüsümde (agustos sonu)alman tv kanallarindan birinde yakaladagim bir repörtaj sayesinde tüylerim diken diken oldu. Programi izledigim sürecte ve bitiminde kendi kendime; bu böyle olamaz! bu yalnis! herkese böyle tanitiliyor, öcü oluyor, olmaz böyle! diye söylendim durdum. iste o an icimde yukarida degindigim sesi ilk defa duydum.
Neyse olaya gelelim. Barino adli bir genc 18 yasinda islamla tanisiyor. Kendi anlatisiyla cok arastirip cok sorusturuyor. Arkadaslarinin araciligi ile camilerdeki hocalarla irtibate gecirp, bilgileniyor vs. vs. Neticede hiristiyanlik dininden cikip islam dinine geciyor. Cünki yine onun anlatisiyla, islamda aradigi huzuru ve hep arayip icinde olmak istedigi toplum felsefesini bulmus.
Kendi islam tanitimi su: kati kurallara bagli, sirf dogmalardan olusan, insan özgürlügüne önem+deger ve yer vermeyen, insanin aklini kullanmasini engelleyen, düsünmesine müsade etmeyen, kadina hak tanimadigi gibi yerde vermeyen, islam dini hakkinda yapilan elestirilere / saldirilara Irak usülü cihatla karsilik vermenin Allah’in emri oldugu vs. vs. vs.
Nitekim aradan bir-iki sene geciyor. Genc Barino inandiklarindan eskisi gibi emin degil. Aslinda aradigi huzuru ve icinde olmak istedigi toplum felsefesini buldugundan da o kadar emin degil. Yine bir arayis icine giriyor veee hiristiyan-ortodoxlarla karsilasiyor. Bu dini inceliyor, arastiriyor ve vardigi sonuc:
Burada kadinlarla tokalasiliyor (cünki islami yasarken; en samimi arkadasinin evinde gittiginde, arkadasinin esini görmüyor, cünki yasak. ikram tepsiye konup oturma odasinin kapisinin önüne birakiliyor, evin beyi tepsiyi kapinin önünden aliyor ve misafirine ikramda bulunuyor), kadinlarla konusuluyor, onlara hak veriliyor – saygi duyuluyor. burada aklini kullanabiliyor, sorgulayabiliyor, burada dogmalar yok, savas yok (cünki islam emrediyor), sosyal faaliyetler ve insan iliskileri destekleniyor, burada insana deger veriliyor vs. vs. vs.
Genc Barino sonunda diyorki; Bana düsünmeyi yasaklayan, bana savasmayi emreden, bana hayatta deger verdigim seyleri yasaklayan bir dini istemiyorum.

Bunun disinda Barino, islam dinini terk edip, hiristiyan ortodoxluga gectigi icin, ölümle tehdit edildigini, cünki islami terk etmenin cezasinin ölüm oldugunu söylüyor.

Zavalli Barino.
Buna cevap vermeliyiz. Bunu böyle birakmamaliyiz. Islam böyle taninmamali ve en kötüsü böyle yasanmamali. Bunun icin bilgilenmeli ve bilgilendirmeli. Körlükten ve tutuculuktan kendimizi arindirmaliyiz. Cocuklarimiz icin, icinde yasadigimiz toplum icin, dünya icin. Islami ona adapte edilmek istenen bu karanlik ve öcü cizimden kurtarmaliyiz. Bunun icin okumali, yazmali ve konusmaliyiz.

Simdi sira benim yapmayi gönülden istedigm seyde:
buRAK eger müsade edersen, TDG’nü almancaya cevirmek istiyorum.
Türkceyi ve almancayi iyi kullaniyorum. simultan tercüme yapabiliyorum…

notu Teklif...

Eskiden Stingray diye bir dizi vardı bilmem hatırlayan var mı. Ya da unutabilen. Birisine bir konuda yardım ettiğinde, ondan bir karşılık istemez, onun yerine “bir gün senden birşey isteyeceğim ve ne olursa olsun onu yerine getireceksin” derdi. Gel-zaman git zaman, bir başkasına yardım ettiği sırada, o kişi, senden birşey isteyeceğim dediği kişinin yapabileceği birşey varsa, seneler sonra da olsa karşısına çıkar, ondan isteyeceğini isterdi. İnsanlar aslında birbirlerine yardım etmiş olurdu. Stingray, onları sadece harekete geçirirdi.

Ben de diyorum ki tercüme yapmak isteyen kardeşime. “Bir gün senden birşey isteyeceğim.” Zamanı gelince. Günlükte buluşalım… imza Teklif...

Kasım
06
2008
Perşembe

00:59

Kişisel kıyam…

Maya takvimi başlıklı yazın için teşekkürler… Anladım ki insandan beklenen tek şey var, bildiği ya da bilemediği tüm hayatının sahibinin kendisi olduğunu idrak etmesi. Diğer her şey oyuncak kalıyor bunun yanında, egonun tutunacak dalları misali. Peygamberin sünnetini izlemek, bilmem kim hocanın müridi olmak, Atatürk’ün vasiyetinin takipçisi olmak, 2012’yi bekleyen en uçuk spritüalist olmak, felsefi açılımlarla uğraşmak, kurtuluşun bunlardan geçtiğine inanmak v.s… Bunlar gerçek sana ulaşmana engel olmamalı.
Bu büyük ruhların getirdiği açılımlar insana köstek olmak değil destek olmak içindir. Fakat günümüzde bu öğretiler üzerine öyle farklı ve öyle çok sözler ediliyor ki öğretilerin özü kaçmış durumda. Hal böyle iken insan tek birine saplanıp kalmakla diğerlerini inkarla murada erecek gibi görünmüyor. Amaç hayatının tüm sorumluluğunu hissetmek şartlardan ve durumlardan üstün olabilmek, özgür olduğun idrakine ulaşmak ve sadece O’nun kulu olduğunu anlamak ise diğer her şey ancak bu anlayış yolunda değerlendirildiğinde işe yarar. Ama onlar birer amaç olduğunda en büyük ayak bağına dönüşmekteler.
2009 için hem kişisel hem de toplumsal anlamda heyecanlıyım gerçekten. Umarım idrakimizin yükseleceği ve potansiyelimizi ortaya koyabileceğimiz bir yıl olur. Bu anlamda edindiğim her amaç, sorgular sonucu anlamını yitirirken içimdeki ben tüm azgınlığı ile hayatıma çökmüş ve başarı hırsı beni sarmış durumda. Ancak izleyici yanım bu kez saplantı derecesindeki takıntılarımdan beni kurtarmakta. Önemli olan bu dinamikleri anlamak diyor bir yanım. Beni neyin kamçıladığını görüyor, aslında sevgisiz ve egoist bir düzeydeki kamçılayan kuvvet ile, yaratıcı enerjiden gelen üretkenliğimi birbirinden ayırmayı başarıyorum galiba bu sefer. Çok şükür…. :))) Projeler konusunda da yardım edebileceğim bir husus varsa elimden geleni de yaparım.

Kasım
06
2008
Perşembe

00:58

Bizden biri sormuş ya, kendinizi layık görüyormusunuz diye;

Aslında bütün sorunlarımızın başında sanırım bu yatıyor. Kendimizi hep ondan ayrı, uzakta ve kıdem/kadem (ne derseniz artık) olarak aşağıda görmemiz gerektiğini düşünmemiz (yüzyıllardır belki de böyle düşünülmesi için verilmiş eğitimler, Allah korkusunun arkasına sığınarak toplumları kullanmayı hedeflemiş kesimlerin baskısı –hemen her din için-) bu yüzden belki de kendimizi yaradanın bir parçası olarak göremememiz. Oysa insanoğlunun ve yaradılan her şeyin en iyisine layık olduğunu ve bunu gerçekleştirebilmemiz için bize her türlü yardımı yaptığını, yol gösterdiğini bir görebilecek olsak… hiçbir zaman bizden ayrı olmadığını, her şartta ve koşulda bizle olduğunu bir görebilsek… yaradan her an bizle beraber ama biz her an onla beraber olamıyoruz sanırım bizlerin en büyük sorunu bu. Yaşadıklarımız iyi de olsa kötü de (hoş kötü yalnızca bizim değerlendirmemizde yoksa kötü dediğimizin bize neler kattığını yada neyi deneyimlememiz gerektiğini belki çok sonra idrak edebiliyoruz) hepsi bize bir şeyler katmak için. Bunu unutmamak ve verdiği her şey için teşekkür etmekten, yaşattığı her şeyden gerekli olanları öğrenmemizi sağlaması için onunla olduğumuzu aklımızdan çıkaramak gerekli diye düşünüyorum. Yaradan her şeyin en mükemmeliyse onun yaratmaya layık gördüklerini daha aşağıda diye düşünmek bizim yapacağımız bir şey olmamalıdır. Sevgiyle kalın.

Kasım
06
2008
Perşembe

00:50

Mağara Yaranı…

Aşağıdaki soru ve cevap, birbirlerinden habersiz peşpeşe düşmüşler posta kutumuza. Bana düşen ikisini birleştirmek oldu. Çok kolay oldu, sevdim bunu imza Mağara Yaranı...

notu Mağara Yaranı...

Ben anlıyamıyorum neyi kutluyoruz bu kadar? Sözde Ermeni soykırımını tanıyacağına dair Ermeniler’e söz veren, Türkleri Kıbrıs’taki işgalciler olarak tanımlayan Obama, 01-09 da yemin ederken Kelime-i Şahadet mi getirecek ?

notu Mağara Yaranı...

Amerikada ki yüzbinler sevinçten ağladı. Biz de öyle ama, bizim sebebimiz daha farklıydı. Biz beklenen, Dona’nın müjdelediği bir gelişme için duygulandık, sırların açığa çıkmasına, bambaşka bir dünyanın ilk saniyelerine tanıklık etmeye, beklediğimiz ama nasıl tecelli edeceğini bilemediğimiz olayların sıralanmasına, 9’a ulaşacak basamakların yükselmesine…
Nette hayatını okurken Obama’nın gençlik yıllarında uyuşturucu kullanmasına bile şaşırmadım. Dona ne demişti TDG’nde? “Cennetin çocuklarına, dünyanın bu olumsuz manzarasının anlatmak hiç kolay olmuyor.” (Bu sebepten uyuşturucuya meyilli olurlar)
Bu sakın uyuşturucuyu ve kullananları onayladığım anlamına gelmesin. (Sana Obama ile ilgili yolladığım ilk yazıya bunu yazdıktan sonra sildim buRAKcan.Uyuşturucuyu mübah gördüğüm sanılmasın lütfen…) Ama ne bileyim Obama’nın gençliğinde uyuşturucu kullandığını öğrenince aklıma hemen Dona geldi. Ve tabii Obama’nın indigoluğu…
Velhasılı kelam, MAĞARA YARANI İŞ BAŞINDA. Hem seçilen, hem de seçenlerin çoğunluğu…
Amerikada İndigoların devrimi içerden sessiz yapmaları, değişimin düğmesine basmaları Dona’nın söylediği şeylerdi.
Kitabımızı kaç kere okudum sayısını hatırlamıyorum. Ama başıma gelen ve tanık olduğum olaylarda, okuduğum haberlerde Dona’nın sözleri cümle cümle aklıma geliyor.

Dünyada bu pozitif gelişmeler olurken kendi hayatımda kıyametler kopuyor buRAKcan. İş, kariyer, sosyal hayat herşey alarm veriyor. Ama ben bu sabah yaşadığım bir terslikten sonra, en paniğe kapılmam gereken anda, sinirlenip hıçkıra hıçkıra ağlamam gereken anda bile ofiste yüksek sesle şarkı söyleyebildim.
Değişim sadece sosyal değil, kişisel devrimlerdi aslolan öyle değilmi?
Ve asıl söylemem gereken şu: Ben uzun yıllardır Tarotla ilgilenirim. KDK’ya once şüphe ile yaklaştım. Siteden bir kaç kez satın almaya çalıştım.Ama şifremi kabul etmedi sistem. Sanada bu konuda mail attım 2 kere. Senden gelen şifreyle de olmayınca, acaba dedim almamam mı gerekiyor KDK’nı. Ben Dona’dan korktum artık. Uzun yıllardır ilgilendiğim ve hep doğru cevaplar aldığım Tarot’un papucu dama atılmak üzere. KDK, Tarot kartlarımın yerini alacak gibi…
Şükürler olsun hayatımıza Dona’yı ve TDG’nü sokan Allah’a, ve buna vesile olan buRAKcan’a… Sevgimle.

notu Mağara Yaranı...

Bu arada yeni ismim buRAKcan :)

Kasım
05
2008
Çarşamba

15:14

Bir muhteşem gün…

Sabah çıktılar ya ailecek sahneye…
Sahnede mütevazi onlar, aşağıda yüzbinlerce insan…
Ağlıyor hepsi…
Eh biz de boş durmadık tabi…
Ne tarihi bir andı…
Amerikan halkına tebrikler…
Dün gece onlar toplu olarak, bir üst bilinç seviyesine geçtiler…
Kolay değil…
Siyah-beyaz kavgasıyla yoğrulmuş bir süper ülke,
“Beyaz” sarayına bir siyahı çıkardı dün…
Müslüman bir siyahını…
Usame’lerin yıktıklarını, Obama’ların yapmasına izin verdi
Saddam Hüseyin’lerle başlayan acı dolu savaşları,
Barrack Hüseyin’ler bitirmesine resmen izin verdi dün…
Amerikan halkına yürek dolusu tebrikler…
Çok büyük bir savaş verdiler dün…
Çok büyük bir zafer elde ettiler dün…
Dün geceki o sahne…
İnsanlık demokrasisi, böyle bir sahne görmedi…
İnsanlık, bin yıllar krallar zulmünü aşa aşa geldi bugünlere…
Dün geceki o sahne, demokrasinin kendi tekâmülüydü…
Amerikan halkına sonsuz teşekkürler…
O savaşı verip duran bütün ülkeler ve bütün milletlere öncü oldular…
Tanrı onlara boşuna “süper” sıfatını vermedi…
Bütün dünyaya ışık oldular…
Küçümseyenler halâ neyin olmakta olduğunu anlayamadılar…
Obama’yı çıkardılar oraya, hiçbir şey yapamaz…
Yapmaya kalkarsa Kennedy gibi vurur indirirler aşağı diyorlar…
O, yapacağını dün gece zaten yaptı…
Ayrıca da birileri bu insanlara Tanrı’nın ölmediğini anlatmalı…
Sonu 8′li yıl, sonu 9′lu yıl dedik durduk…
Hüseyin kardeş görevi resmen 01.09′da devralacak…
Tanrı’nın doğum günü ailesi olarak biz,
dün geceki o tarih sahnesinin gizli mimarını çok iyi biliyoruz…
Yukarıdakiden değil aşağıdakinden bahsediyorum…
Dün gecenin gizli mimarına selamlar olsun…
Yolu açık olsun…
Bir muhteşem gün…
Dalgalı denizlerin buluştuğu birleştiği,
bir muhteşem güne, din günü’ne doğru
bütün dünya barışçılarının yolu açık olsun…
imza Bir muhteşem gün...

Kasım
05
2008
Çarşamba

14:28

2012… Dipnot…

2012′yle ilgili soruyu soran kardeşimizin alınganlık indeksi biraz yüksek çıkmış, Maya’lara söylediklerimi kendi üzerine almış : ) Bilmiyor herhalde bizim soru-cevap stilimizi. Biz böyle sorudan bi başlarız, ohoo ondan sonra bi bakmışsın konu nerelere gelmiş. Onun nedeni de şu. Zaman içinde gelen soruların hepsi benim kafamın bi köşesinde kayıtlıdır. Arada geçerken oralara da uğrarız. O gün de, 2012 anahtar kelimesini aldık, gittik.

Çünkü bu konu, spritüelizmin hurafelerden arındırılması konusunda önemli bir dönemeç. Benim 2012 senesinden tek beklentim şu. 2013 olduğunda Maya’lar bahsinin artık kapanacak olması : ) Gerçi guru endüstrisinin işi belli olmaz. Takvimi 3 sene ileri almanın bir yolunu bulabilirler. Yaz Maya’sına geçiyoruz bu gece diyerek : ) Sonuçta Maya dediğin toplum, kız çocuklarını tanrılara kurban veren bir toplum. Hani böyle süpersonik bi medeniyet yok ortada. (Çok iyi insanlar o ayrı, beni yanlış anlamanı istemem) Lakin bu Amerika merkezli spritüel bilgi mafyası konuların cılkını çıkarmakta birebir. 1980′ler, 1990′larda 2012 bir anlam ifade etmiştir, geleceğin sembolü olmuştur, olumlu katkılarda da bulunmuştur. Fakat artık 2010′lara gelmiş durumdayız, o gün gelecek dedikleri yıllardayız. “Uzay 1999″ diye bi dizi vardı hatırlarsınız. Uzay 1999 bile tarih oldu. 2012 de olmak üzere. Fakat bunun üzerine ister istermez inşa olunan kültürün, 2013′e dair bir planı yok.

Mayalar… Bir Amerikalıya bu konu belki iyi gelebilir, farklı bir açılım getirebilir. İlk duyduğunda o da. Onlar genelde dünyayı Amerika’dan ibaret gördükleri için.

Fakat ya biz? Anadolu medeniyetinin çocukları olarak, medeniyetlere ilgi duymak için bu kadar uzaklara gitmemize gerek olduğunu sanmıyorum. Anadolu’nun ne denli derin bir medeniyet olduğunun genel olarak farkında olduğumuzu hiç sanmıyorum. (Sana demiyorum, hepimizden bahsediyorum: ) Sümerler, Hititler, Urartular yada ezeli komşumuz Persler. Bunlar cebinden 50 tane Maya medeniyeti çıkaracak medeniyetler. (50 lafın gelişi, bütün medeniyetlerle kardeşiz yanlış anlaşılma olmasın).

Dünyaya batı penceresinden bakıyor olduğumuz için, doğunun derinliklerinin, güzelliklerinin farkında değiliz. Tanrı’nın peygamberlerini neden hep doğuya yolladığını da pek düşünmüyoruz (hepimiz). Marketing- pazarlama ilmi batıda çıkmış ve bu yüzdensenin kendi coğrafyana nasıl bakacağını o adamlar oradan belirliyor.

“Paran olacak dünyayı gezeceksin.” Soruyorum efendim, acaba kaçımızda müzekart var? (Bende de yok). 20 liraya, tarihin bütün medeniyetleri bedava. Türkiye dediğin yer, tarihin cereyan ettiği yer. Mesela Şanlıurfa’nın lakabı “peygamberler şehri”. Amerika’da bugün peygamberler eyaleti diye bölge olduğunu düşünebiliyor musunuz? Guru endüstrisi ne hale getirirdi o eyaleti? Nasıl pazarlardı? Nereyi açsan karşına Şanlıurfa çıkardı.

Anadolu herhangi bir yer değil. Tarihin baş sahnesi. Kutsal emanetlerinden tut, Bizans’a Roma’ya aklına gelen bütün medeniyetleri gezebilme imkanımız var. Ama kullanmıyoruz. “Paran olucak dünyayı gezicen”. Çünkü bu değerleri bize parlatacak sunacak History Channel’lar, Discovery Channel’larımız yok. O trendy National Geographic adamların milli bir kuruluşu… Bizim coğrafya milli kuruluşunun kapısından içeri girsen “soğuk”tan ölürsün muhtemelen. (Var ya bi de sen orada çalışıyormuşsun, o zaman vay benim halime : )

Kasım
05
2008
Çarşamba

14:27

2012…

TDG’ü kitabını 2. kez okuyorum. ben de bugün sana 2012 ile ilgili kesin kanaatimi bildirecektim ki sen benden önce yazmışsıın. harikasııın. matematigim iyi olmamasına ragmen sevgili İsa’nın 2009 yılında ortaya çıkacagını sezgilerim ve küçük bir matematik dersiyle dün gece itibarile bulmuştum. hatta kendimce sevgili İSA’ nın 1990 yılında döndügü ve 2009 yılında 19 yaşında ortaya, insanlıgın karşısına çıkacagını düşünüyorum . rakamlara baktıgımda bu bana çok m antıklı br örgü gibi geldi. yanılıyor olsam bile , tekamülün son basamagı olan ‘9′ 2009, olarak gözümüzün önünde durmaktadır. tabii bu sadece gören gözler içindir.begendigim güzel bir söz var, ögrenci hazır olmadıgında ögretmen gelmezmiş diye… yine de herkesin İSA bilincine erecegini düşünürsek her şey mükemmel. zaten TANRI hepimizin içinde yaşıyor ve bizi seviyor. sana yazılmış bir eleştiriye benimde iki çift lafım olacak izin verirsen, TANRI ki o bırak bir insanla chat yapmayıı , istedigi fiziksel formu alacak bir güce sahiptir. öyle kii, buRAKla bizzat da görüşebilir, gözlerinin içine bakarak. TANRI’YI sınırlandırmalarının ardında yatan şeyde aslında kendi güçlerinin farkında olmamaları , kendilerinii sınırlamalarıdır. kendilerini başkalarından ve TANRI’dan çok küçük görmeleridir. oysaki biz hem yaratılan hem yaratanız . şimdi başka bir konuya deginmek istiyorum. inançların kıyameti olan din gününü dogru kavradıgıma inanıyorum .lakin Tevsir’ in başka sayfalarında dikkatimi çeken ve bir türlü bütün resmi bir araya koyamadıgım birleştiremedigim bilgiler var. bunun üzerinde çalışıyorum ve okumaya devam ediyorum. eger senin ve Tanrı’nın anlatmak istedigi bilgiyi çözemezsem sana yazacagım ve senden bana kısa bir açıklama yapmanıı rica edecegim. sana tüm kalbimle inanıyor ve seviyorum. edirneden sevgilerimle. çoşkumda gittikçe artıyor . O GÜN benim BAYRAMIM olacak çünkü… hoşçakal.

Kasım
05
2008
Çarşamba

14:27

…:)

-Yes..We can..:)

baRAK Huseyin Obama.

notu ...:)

Of kors vi ken :D

Kasım
05
2008
Çarşamba

13:40

Kutlama…

Hüseyin Kardeşimizi biz de kutluyoruz.Tanrının Doğum Gününde bir km. taşı daha aşildı.Sevgiyle…