Kasım
05
2008
Çarşamba

13:39

Çok mutluyum! Amerikali indigolarla birlikte sevincten agliyorum..!

Hayirli OLSUN, dunyaya! Obama! KUTLU OLsun! Mujdeler OlSUN! Sevgimle, buRAKcigim!

Kasım
05
2008
Çarşamba

06:43

Hayırlı olsun Hüseyin kardeÅŸ…:)

Kasım
04
2008
Salı

13:11

Projeler…

Yeni projenin ayaÄŸa kalkmasında herkese çok düşecek. Pamuk eller klavyeye diyorum : ) Ellerinizi ÅŸimdiden ısıtın, çıtırdatmalar, gerdirmeler falan. Bol bol yazmanız gerekecek. İstikamet belli: seferberlik@buRAKozdem… . Azzz sonra…:)

Kasım
04
2008
Salı

11:33

1,2,3…

Projelerimizi paylaÅŸmak için bizim kapının çalmasını bekliyoruz efendim. BiÅŸey gelecek de… Ding dong etti miydi kapı, ben burdayım : )

Kasım
04
2008
Salı

02:02

Maya takviminin sonuna dair…

Bir blog keÅŸfettim. Son dönemde mayalar, maya takvimi vb konulara ilgi duymaya baÅŸladığımdan olsa gerek elimi nereye atsam, internette hangi sayfaya tıklasam kendimi bir ÅŸekilde bu konular üzerine okurken buluyorum. Seninle de paylaÅŸmak istedim. Uygun görürsen belki sitede ki dostlarımızla paylaÅŸmak isteyebilirsin diye düşündüm…

notu Maya takviminin sonuna dair...

Sevgili dostuma çok teÅŸekkür ediyorum ne zamandır deÄŸinmek istediÄŸim bir konuyu açtığı için. GönderdiÄŸi linke tıkladım. Sayfa, “Galaktik” bilmemneler diye baÅŸlık attığı anda beni kaybetti. Böyle anlaşılmaz, insana uzaklık hissi veren, gereksiz teknik kelimelendirmeleri oldukça zararlı buluyorum. Galaktik dediÄŸin anda insan zihnini uzaya gönderirsin. Oysa mistisizm dünyada geçer. Araba kornalarının çaldığı, trafiÄŸin sıkıştığı, manava gittiÄŸin, yolda yürüdüğün, tuvaletten sonra ellerini yıkadığın bugünün gerçek dünyasında geçer gerçek spiritüelizm…

Son dönemde çok sık duyuyoruz. Maya takvimi Maya takvimi… Ben bir tane takvim tanıyorum. O da MİLADİ takvim. GeleceÄŸi öngörebilmek için kimselere, hele hele geçmiÅŸ toplumlara hiç ihtiyacımız yok. Ben de ÅŸunu sorarım o zaman. Maya’lar geleceÄŸi bu kadar iyi görüyordularsa, ÅŸu anda neredeler? Kendi sonlarını neden görememiÅŸler?

Gelecekle ilgili öngörülerine itimad edeceÄŸimiz, rüşdünü ispatlamış tek bir insan varsa, onun adı Muhammed’dir. Bin küsur sene önce dedikleri, İsa’sı, Deccal’i, Mehdisi, medeniyetlerin kardeÅŸliÄŸiyle, haber verdiÄŸi herÅŸey bugün tıkır tıkır iÅŸlemektedir. Kadim bilgilerin tek kadim takvimi Kur’andır çünkü.

Ve bilinmesi gereken, bugünün medeniyetinin hiçbir konuda “Maya” medeniyetinden daha az geliÅŸmiÅŸ bir yönünün olmadığıdır. Dünya hep ileri gider çünkü. Ve bu iÄŸrenç dünya düzeninin deÄŸiÅŸeceÄŸini öngörebilmek için adının “Esteban” olması gerekmez. Çok fazla da deÄŸil, birazcık kafası çalışan bir insan, 6-7 dakikalık bir düşünce egzersiziyle, bugünden sonra dünyanın nereye doÄŸru yol alacağını öngörebilir.

Gelelim takvimin ne dediÄŸine. Herkes 2012 diyor. Biz de ısrarla 2009 diyoruz. Ben neden bu masadan 20 saat kalkmıyorum? Neden parmaklarım kilitleninceye kadar klavyemi tıkırdatıyorum? Dostlarımız neden dillerinde tüy bitinceye kadar insanlara “Tanrı’nın doÄŸum günü” diyorlar? 1,2,3 ve 4′ü anlattığımda görüleceÄŸi üzere. Neden yeni proje üstüne proje, neden daha çok insana ışık tutmaya çalışıyoruz? Neden neden neden? ÜÇ SENE RÖTAR YAPMAMALARI İÇİN. Çünkü 2012′yi bekleyenlerimizi bekleyen tek birÅŸey var: Telafisi imkansız bir hayal kırıklığı. Çünkü onlar 2012′yi “beklediler”. Harekete geçmediler. Ve bu yüzden en çok odaklandıklarını söyledikleri ÅŸeyi, 1000 gün ıskaladılar…

Ne dedik hep. Hayat gerçekten de sürprizlerle dolu… Kambersiz düğün olmaz derler. Gel gör ki en büyük İslam devrimi Tanrı’nın doÄŸum günü gerçekleÅŸiyor ve “İslami” kesim bu düğünde yok. Yok dememiz yanlış. Olmamayı seçtiler çünkü onlar.

Spritüel kesimlerin “2-0-1-2″nin 2012 yılında gerçekleÅŸeceÄŸini zannetmeleri ve bu yüzden 2009 şölenini kaçıracak olmalarını, İslami kesimin İslam devriminin dışında kalmasına çok benzetiyorum. Her ikisi de Tanrı’nın Rab sıfatıyla imza attığı travma yaratıcı sürpriz manevralardır. Altından kalkacak sabrı da verecektir elbet.

2012′ye atfedilen ne varsa bunların hepsinin 2009′da olacağını bu vesileyle ilan ederim. Gören gözlere özel elbette. Daha önce yaptığımız bir tarif vardı. Televizyon’da İsa’yı gördüğünde, ay dizim baÅŸlıyor diyip kanal deÄŸiÅŸterecek insanlar”… Onların neler olup bittiÄŸini farketmesi pek mümkün görünmüyor. Onlar bugün nelerin yaÅŸanmakta olduÄŸunu, yarın tarihçilerden öğrenecekler.

2012′de hiç mi birÅŸey olmayacak? Elbette olacak. Vücut ısısıyla sarj olan cep telefonları çıkar kesin. Olay istiyorsan al sana olay.Bizim epıl, (benimki gibi) radyatör derecesinde ısınmayan laptop üretmeyi nihayet baÅŸarır.  Çok güzel yeni otomobiller çıkar. Arabaların kadranları 400 km’lerer kadar çıkar, buna karşın gerçek hayatın trafiÄŸin akış hızı 4 kilometrede seyreder. Bu tip ÅŸeyler. Ha bi de doÄŸalgaza zam gelir kesin. Magazinler devam eder vesaire. Sıradışı birÅŸeyler? Gökten zembille İsa inmez. Sokaklarda Aztek bilgeleri yürümez. Saçları uçuÅŸmuÅŸ jöleli gençliÄŸi görürüz onların yerine herzamanki gibi. 2011′den yada 2013′den farklı olacak olan bir sene varsa o yıl 2012 deÄŸil 2009′dur. Bugünden sonra geleceÄŸin bütün seneleri sıradışı olacaktır zaten. Åžayet özel bir yıl arıyorsak,o yıl, dananın kuyruÄŸunun kopacağı yıldan, 2009′dan baÅŸkası olamaz. 10, 11, 12, 13, 14′ler bir yana, 09 bir yanadır Tanrı’nın doÄŸum günü takviminde.

Bütün düğüm, kiÅŸisel devrimlerde gizli olmaya, daha büyük bir ÅŸiddetle devam eder. 2009 itibariyle: Ya deÄŸiÅŸirsin ya deÄŸiÅŸtirilirsin. Seçim tamamen senin. Kendi kiÅŸisel devrimine imza atmakta gecikenlerin, bakın atmayanların demiyorum, atmakta gecikenlerin, tanrı ile iletiÅŸimleri acı frekansı üzerinden gerçekleÅŸir. KiÅŸisel devrim, birçoklarımızın zannettiÄŸi lüks bir konu asla deÄŸil. “Büyük adam” olmakla hiç ilgisi yok. KiÅŸisel devrim, hayatta/ayakta kalmakla ilgili bir ölüm-kalım meselesi. Balonundaki ağırlıkları attın attın, atamadın ÅŸu daÄŸa çarpıp, yere çakılacaksın. Konu bu kadar net. Konu bu kadar yakın.

Mayalar, Aztekler, Mu’lar, Atlantis’ler… İnsanın bu gibi fantastik konulara merak salmasının hiçbir mahsuru olamaz. GeleceÄŸin arkeolojik kazılardan çıkmayacağını bilmek ÅŸartıyla. Åžayet bizler spiritüel yolda, geleceÄŸi geçmiÅŸte aramaya devam edersek, köktendinci “Müslümanlara” itiraz etmeye hakkımız, hem de hiç olmaz.

Yazının başındaki mesajı gönderen sevgili dostumuzun karşısına bugünlerde sürekli “2012″ olgusu çıkıyormuÅŸ ya. Acaba diyorum. Bunun nedeni, 2008′in son çeyreÄŸine varmış olmamız olmasın sakın?

imza Maya takviminin sonuna dair...

Kasım
03
2008
Pazartesi

23:52

Projeler…

Hani projelerimiz? Nerde, nerde? :)

Kasım
03
2008
Pazartesi

23:52

Dün Mustafa’yı seyrettim. buRAK en kısa zamanda seyretmeni ve yazmanı istiyoruz. Devrim arabalarını da seyretmek istiyorum. Kırklareli ye ne zaman gelirse… sevgiyle biz.

notu ...

Çooktaaan yazdım ben o filmi. Aşağılarda bi yerde : )

Kasım
03
2008
Pazartesi

23:51

Proje 1…Proje 2…Proje 3…Proje 4…

hani?nerde nerde nerde nerde nerde….:)sevgiyle

Kasım
03
2008
Pazartesi

23:49

Herkesle paylaÅŸmakta yarar gördüm…

buRAK KardeÅŸim öncelikle Bahar hanım ÅŸekerini ACCU-CHEK markalı ÅŸeker ölçüm cihazı ile ölçtürsün.Ben de ÅŸeker hastasıyım.Uzun denemeler ve araÅŸtırmalardan sonra bu cihazı aldım.Bu cihaz siprite verilen kanın rengini optikle okuyup deÄŸer veriyor.DiÄŸer markalar sipritteki kimyasalların glikozla etkileÅŸimi sonucu açığa çıkan elektriÄŸi milivolt olarak ÅŸeker deÄŸeri gösteriyor.Bunlarda standart sapma %20 arka arkaya 2 ölçüm yapın %20 FARKLI ÇIKAR.AkÅŸam limon,portakal vs.( C vitaminin ) FAZLA ALIRSANIZ YANLIÅž OLARAK FAZLA ÖLÇER.Accu_chek de ise alınan gıdalar etkilemez.( maltoz hariç ).Benim ÅŸekerim 170 lerde iken kahvaltı sonrası aldığım bir kahve kaşığı TARÇINLA 20 gün içinde 140 lara düştü.Bal yiyorum.(Balparmak) ÅŸekeri dengeliyor,içindeki ÅŸekerin çoÄŸu meyve ÅŸekeri _fruktoz.Bana sorarsanız ben hastalığımdan memnunum iradem son derece güçlendi.Beyaz unlu gıdaları ve ÅŸekeri yemesin,yada çok sınırlı yesin.Sevgiyle…

Kasım
03
2008
Pazartesi

23:42

Soru…

Tanrıyla chate kendinizi layık görüyor musunuz..sayın özDEMİR…sevgiyle…

notu Soru...

Önemli olan sizin beni neye layık gördüğünüz deÄŸildir. Önemli olan benim kendimi nelere lâyık gördüğüm de deÄŸildir. ÖNEMLİ OLAN O’NUN BİZLERİ NERELERE LAYIK GÖRDÜĞÜDÜR. imza Soru...

Kasım
03
2008
Pazartesi

00:22

İşte film bu… DEVRİM ARABALARI… MuhteÅŸem kere muhteÅŸem…

devrim 02 300x225 İşte film bu... DEVRİM ARABALARI... Muhteşem kere muhteşem...

Kasım
03
2008
Pazartesi

00:10

Åžeker…

Yazmadım. Bizim evde bir haftadır gündem şeker hastalığı. Bahar. Tesadüf ölçtürmüş çok değil biraz yüksek çıkmış(140). Ailede de var. Eve bir geldi ki yüzünden düşen üç milyon parça. Şeker hastası olsan ne olur. Düzenli yer-içersin, olur biter. Ama bizim olay başka. Çikolata endüstrisi en büyük müşterisini kaybedecek. Kolay değil : ) Bizim kuruyemişçinin VIP müşterisi olmuş meğer biz. Bu vesileyle öğrendim. Arka taraftaki zuladan özel ürün falan açıyolarmış bize ki bu çok tehlikeli bir durum : ) Haberim yok dünyadan. Neyse.

Ertesi gün sabah ilk iÅŸ eczaneye gidip ölçüm cihazı almak oldu. Ben uyurken bi ölçmüş ki çok yüksek. Ben uyandım beni ölçtü. Benimki de yüksek çıktı. Benimki ondan daha yüksek çıktı hatta. Hayda. Bu sefer oklar bana döndü. BaÅŸladı bu sefer benim üzerime gelmeye. Aman dikkat falan. Telesekretere saniyesinde “geçmiÅŸ olsun”lar düşmüş hemen. Evham, ihtimam, bunlara hiç gelemem. Bi kızdım. Uzak tut ÅŸunları benden, ben iyiyim dedi.

Şimdi az önce. Gün içinde yediğine içtiğine dikkat etti bugün. Bi ölçmüş ki: 298!

Benden çıkan cümleyi dikkatinize sunuyorum: “Åžu ölçüm cihazının kullanım kılavuzunu getirebilir misin?”

Efendim Türk olmanın deÄŸiÅŸtirilemez özelliklerinden biri, kullanım kılavuzlarını okumamaktır. Teoriye gelemeyiz. Şöyle bi okudum. BaÅŸtan sona okumaya gelemedim şöyle bir okudum ben de. Eh yani biz de bu vatanın evladıyız : ) Adam diyor ki kanı çubuÄŸa dokundur ve sonra ekrandaki gerisayımın bitmesini bekle. 5, 4, 3, 2, 1… Bizimki beklemiyor çünkü orada geri sayım olduÄŸunu bile bilmiyor. Ben ölçtüm ÅŸeker 108 : )

Olan ananeme oldu tabi. Burdan cihazı götürüp kadıncağızı da ölçmüş. Onunki de çok yüksek çıkmış. Şekerim çıktı diye dolanıyomuş ortada, yarın hastaneye taşınacakmış meğer : )

Kasım
02
2008
Pazar

13:48

Hasta yatağında Tanrı’nın doÄŸum günü…

Bir dostum ne kadar güzel özetlemişti hislerimizi:

“Merhaba buRAK, hemen her gün günlüğe göz atıyorum, son bir kaç gün yoÄŸundu, bu akÅŸam üzeri özellikle vakit ayırmış okurken, 12 Ekim tarihli yazıda olaÄŸan üstü bir yaÅŸamla karşılaÅŸtım. Büyük bölümünü göz yaÅŸları içinde okudum özellikle de son bölümünü. Eyüp Peygamber sabrı…. Bu olaÄŸanüstü yaÅŸamın sahibine senin aracılığınla şükranlarımı sunuyorum, yazdıkları karşısında hizalandım, kelimelere dökmek mümkün deÄŸil ama yaÅŸadıklarını yazmakla bir ÅŸeyleri bizler için kolaylaÅŸtımış oldu. Bu kadar iÅŸinin arasında meÅŸgul etmek istemezdim ama ne olur içten teÅŸekkürlerimizi ona ilet…”

O yazıdan sonra muazzam geri dönüşler oldu. Türkiyemizin bir dolu iline benim üzerimden kendisini davet etti okuyucu ailemiz. Tiyatrolarını davet edeni iletebildim bi tek sanıyorum. Asıl söyleyeceğim şey başka. Bu konuda bir sürprizim var size : ) Söylesem miii söylemesem miii :) Hadi sevdim sizi söylüyorum. Maddeler halinde:

1- O yazı bugün yazılmadı. O yazı, 1.5 sene önce yazıldı.

2- Hikayesini biliyordum, yazmasını ben rica ettim. Fakat 1.5 yıl yayınlamadım, beklettim.

2.5- Bu konuda bi gün bile sitem ettiğini de duymadım bu da ayrı bir konu.

3- Peki ben bu muhteşem biyografiyi neden beklettim, manyak mıyım neyim : ) Şunu düşündüm. O gün yayınlasaydım, hüzün ağır basacaktı. Çünkü bu muhteşem kişisel devrim hikayesi henüz tatlıya bağlanmamıştı, sancılar devam ediyordu. Hikayenin mutlu sonla biteceği günü bekledim efendim (bende de az sabır yokmuş şimdi farkettim : ) Ve en önemlisi. O gün yayınlasaydım, aşağıdaki güzel haberleri veremeyecektim.

- Yazının sahibi şu an dünyanın en mutlu insanlarından biri.

- İşine kavuÅŸtu. DuyduÄŸuma göre R. İvedik 2′de rol almış.

- Deli gibi sevdiÄŸi bir evde oturuyor.

- Daha önemlisi: şu an körtük aşık. Hani sevgilerimizi ilet deniyo ya, bulabilirsen gel sen ilet. Bulutların üzerinde kendisi : )

Sanıyorum hepimiz asıl mesajı aldık. O gün, o kadar zorlu, o kadar karanlık günlerden, böyle güzel günlere gelinebiliyorsa… Bu hikayede dert sahipleri için saklı, çok önemli bir mektup olmalı.

imza Hasta yatağında Tanrının doğum günü...

Kasım
02
2008
Pazar

13:03

Bir dostum önerim üzerinde TDG okumaya baÅŸladı. Ben de bugun sitede korsan TDG ile ilgili yazdığın yorumu paylaÅŸtım kendisi ile( hak helalliÄŸi noktası- söylemeden edemeyecÄŸim bu hak helalliÄŸi konusunda sana helal olsun diyorum :-) ) O da “yaa ne hoÅŸ bir tavır. Ben de Tanrı’nın Eli bana da dokunsun istiyorum” dedi. Ben de bunun üzerine Tanrı’nın elinin kendisine hergün defalarca hem de hiç tahmin etmeyeceÄŸi formlarda dokunduÄŸunu ve her an yine dokunabileceÄŸini söyledim. Bu konuÅŸmamızdan 10 dakika sonra cep telefonuna bir sms gelmiÅŸ “Kimsin?” yazan. Bizim kız heyecanla “Tanrı’nın eline dokunuyorum galiba” diye bana haber verdi. :-) Bir kaç mesejlaÅŸmanın ardından muhabbet farklı noktalara gidince “EÄŸer Tanrı deÄŸilsen muhabbeti burada kesiyorum,lütfen beni meÅŸgul etme zira kendisinden sms bekliyorum” diye bir sms yollamış. Ben burda “Canım yaa” diyip gülümsedim ve sizinle de paylaÅŸmak istedim.

Kasım
02
2008
Pazar

13:03

Günün kısa notu…

Hepimizi cok seviyorum…

Kasım
02
2008
Pazar

13:03

KDK…

“Şükrediyorum Tanrıya” diyerek baÅŸladığım satırlar silindi!(yanlış biryere bastım)
Yazmamam gerekiyor demek ki! Tanrı her an, herkesin yanında!

Kasım
01
2008
Cumartesi

18:00

İki film var gitmek istediÄŸim…

Biri Devrim Arabaları… DiÄŸeri Mustafa… Devrim Arabaları’nı daha çok istiyorum lakin, Mustafa’yı izleyip, yazmak niyetindeyim. Artık hangisi denk gelirse, biz çıktık… sevgiyle : )

Güncelleme: Mustafa’ya izledik. Fazla söze gerçekten gerek yok. Eksiklikler, yanlışlıklar bir kenara güzel bir pencereydi. İzlediÄŸime mutlu oldum. Böyle farklı pencerelere ihtiyaç var. Fakat ben filmden ÅŸunu öğrendim: Medya çok büyük bir POMPA. Hani uÄŸruna düzenlenen televizyon programlarında yansıtıldığı gibi aÄŸlayanlar, kendinden geçenler falan olmadı. Hani yani böyle “Atatürk küllerinden yeniden doÄŸuyor” durumu hiç olmadı, Bahar uyudu film boyunca misal. Ve uyandığında film seçimimden ötürü oldukça gergindi : )

Åžu meÅŸhur “beni hatırlayınız” meselesi… Yazar bunu Atatürk’ün vasiyeti olarak sunmuÅŸtu filmin tanıtımlarında. Atatürk hatırlanmak istiyormuÅŸ diyorsun duyunca. Halbuki adamcağız diyor ki: Åžu ÅŸu dediklerim olduÄŸunda BENİ HATIRLAYINIZ. Yanlış anlamanın böylesi… Zaten film, Dolmabahçe’yi Darülaceze’ye, Atatürk’ü de ölümü bekleyen bir ihtiyara dönüştürmüş. Yazarın bunu yapmaya hakkı var mı? Bence var. İstediÄŸi pencereden bakmakta özgürdür. Adını “belgesel” koymamak ÅŸartıyla. Çünkü gördüğüm kadarıyla Mustafa belgesel deÄŸil “duygusal”… 

Bir de, Mustafa Kemal’i heybetli bir adam olarak sunma hastalığından bu filmde de kurtulamamışız. Gök gürültüsü gibi bir Atatürk sesi. Halbuki “Mustafa” ince sesli bi adam. O kadar ilginç ki. Filmde hem gerçek ses var hem yüksek ses var. Bir onu veriyor, bir bunu. Birbirleriyle o kadar alâkasız ki : ) Atatürk’ü sertleÅŸtirme eÄŸilimi… Halbuki “Mustafa” tonton, bıdık birisi. Yanakları sıkılmalık, dünya tatlısı bir insan. Tanrı’nın doÄŸum günü’nde Dona’nın bahsettiÄŸi asık suratlı heykellerinin sırrını da çözdüm filmi izlerken. Mussolini’nin heykeltıraşını getirmiÅŸler efendim : ) Korku salan faÅŸiÅŸt diktatörün heykeltıraşını getirmek gerçekten kimin fikriydi acaba. Mussolini için yaptığı heykellerle aynı olmuÅŸ Atatürk’ünkisi. Sonuca ÅŸaşırmamalı.

Ekim
31
2008
Cuma

15:32

Özet…

Biraz once TDG sayesinde tanıstıgım ve de cok sevdıgım bir dostla telefonda gorustum. Cok keyifliydi ..
Sonra uzun uzun dusundum. TDG ile tanıstıktan sonra neler yasadım hayatımda neler oldu tek tek uzerınde durarak. Yani biraz ozet cıkardım o gunlerden bugunlere.

TDG yı 2 tam kere okuduktan sonra dıger okumalarım da ıse uzerınde aldıgım notlara gore ıhtıyac duydugum da o sayfaları acıyorum.

Bır sey farkettım TDG yı yanımda tasımadıgım zamanlar kendımı eksık hıssedıyorum. Sankı o enerjıden uzaklasmısım gıbı gelıyor. O coskuyu kaybedıyorum gıbı gelıyor. Neden bılmıyorum kendıme de kızıyorum neden boyle oluyor dıye. Acaba dıyorum ıyı anlayamadım mı yazılanları ıyı sındıremedım mı dıye ..
Ve cok uzuluyorum.
Kıtabın buyusu gercekten ınanılmaz. Belkı buyu kelımesı buraya yakısmadı ama baska tanımlayacak bır kelıme bulamadım..:( Ne zaman elınıze alıyorsunuz hemen sızı sarıp sarmalıyor bazen ırkılterek bazen dusundurerek bazen de guldurerek. Ve ne zaman ben kıtabı okuyorum ınanın kendımı ‘O’ na daha yakın hıssedıyorum. Sadece ona da degıl tum ınsanlara tum dogaya..Doga ve hayvanlar harıc bugune kadar herzaman sunu soyluyordum .. ben ınsanları sevmıyorum..Boyle soylememinde kendımce nedenlerı vardı..
TDG bana cok sey ogrettı ve ogretmeye devam edıyor. KDK kartlar ıse kıtabın ıcınde yer alan ve altlarını cızdıgım unutmamak ıcın bır kenara yazdıgım bır cok mesaj cumlelerınden olusuyor. Onlar ıse kıtaptan ogrenmeye calıstıgım seylerın uygulatmasına yonelık oldugu ıcın benım ıcın ayrı bır onem tasıyor.
Mesajları anlamaya calıyorum sordugum sorulara karsılık gelen.
Veeee bunda cok onemlı bır adım attım sanıyorum.Bır karar almıstım hayatım ıcın onu sorguladım. Bakalım cevaba gore bıcımlendırıyorum artık hayırlısı ..

Ekim
30
2008
PerÅŸembe

23:55

Sevgi tohumlari…

Sanki dunyamizin uzerine kar taneleri gibi sevgi tohumlari yagiyor.Herkes kollarini acsin gokyuzune dogru , yuzunude cevir sevgi yagsin ustune, yuzune, omuzlarina. Sakin silkinme, birak kalsin ustunde.Erimez merak etme.
Koselere birikenleri, arabalarin ustundekileri de topla sevgi topu yap gelen gecene at sevgiyle. Sakin iskalama ,acele etme emin ol hicbiri bosa gitmesin.Degerini bil sevginin, paha bicilemez sevgi’ye.Fiyatida yoktur, madde ile de olculemez.
Sakin ziyan etmeyin sevgi tohumlarini, umitsiz gorunse bile azimle ekin sabirla sulayin, sukunetle bekleyin ve neticesine sukredin.
Bir gun tum tohumlar filizlenecek cicek acip meyvasini verecek, o zaman orada olmayi dileyeceksin.Sevginin isigi topraktan gokyuzune fiskiracak, gozlerimiz kamasacak o gun.
Buzlu camlar kalktigi icin hersey daha net ve parlak gorunecek bizlere.Gercek apacik orada tum berrakligi ile isik isik parliyacak.Yapacagimiz tek sey kendimizi arindirmak,gelistirmek,aktarmak ve beklemek………..
Sevgiyle….Sabirla…Sukunetle…Sukurle …….

Ekim
30
2008
PerÅŸembe

23:50

Bitmeyen kitap… Sevdim bunu…:)

Bilgisayara, oturmadan önce sizin herhangi bir konudaki düşüncelerinizi, okumadığımı ve özlediÄŸimi eÅŸime söylemiÅŸtim.Çocuklar üzerine,yazdıgınız yazıya yürekten katılıyoruz. Çünkü yazılarınız bana TDG’ne eklenmiÅŸ sayfalar gibi geliyor.ve öyle düşünüp, okuyorum.O yüzden benim için bu kitap hiç bitmeyecek….\izmir