kdk(!)…
bir süredir korktuğum için; hiçkimseye zarar vermemeliyim,kimse üzülmemeli dediğim için; bir türlü soramadığım soruların yanıtını BUGÜN aldım;galiba)Teşekkür ediyorum.Sordum ve yanıt geldi….”şşşşşşşşşşş” kartını çektim,dün gece!
Ekim
22
2008
Çarşamba
14:21
bir süredir korktuğum için; hiçkimseye zarar vermemeliyim,kimse üzülmemeli dediğim için; bir türlü soramadığım soruların yanıtını BUGÜN aldım;galiba)Teşekkür ediyorum.Sordum ve yanıt geldi….”şşşşşşşşşşş” kartını çektim,dün gece!
Ekim
22
2008
Çarşamba
12:23
“Yeniden doğmak “ yazışmalarının hikayesi ve kahramanları beni de çok etkiledi…Kendimin ve ayrılmak üzere olduğum eşimin yansımalarını buldum içinde. Tesadüfe bakın ki O da bi “Marine Biologist” yani “Sulatı Bilimcisi” diyebiliriz, daha doğrusu, yıllar önce, Gökyüzünü “Suların Altına” tercih etmiş bir “Hava Fotoğrafçısı”… Bu topraklardan değil kendisi, başka bi kıtadan, şu İndigo Çocukların kıtasından… İki farklı kültürün zenginliklerini, eğlencesini, bazen dil dönmezliğini ve kimi zaman da çatışmalarını paylaşıp, özünde tüm insanların aynı olduğu gerçeğini hergün yeniden keşfederek, uzunca bi süredir bu topraklarda ve bu göklerin altında birlikte yaşadık … Çevremizdeki insanlara göre biz çok hayalperesttik… Birimiz hayallerinin peşinde “koşan” diğeri de “uçan” iki tip… :) TDG’nu okurken duyduğum heyecanı onunla da paylaşmak için sık sık tercüme yapıp nefes nefese anlatırdım kendisine, biliyordum onun da çok etkileneceğini “Keşke İngilizce’ye çevrilse de biran önce, tamamını okusam” deyip durdu. Bir kaç ay önce de, yıllardır birikmiş ve giderek ağırlaşmış yaşamsal sorularımızın yanıtlarını bulmak, biraz sessizliğin, biraz sensizliğin biraz da iç seslerimizin verdikleri mesajları doğru okumak üzere “Bir süre ayrı kalmak iyi olacak” dedik… ve henüz kitap bitmemişti, o okyanusun öbür kıyısındaki kendi kıtasına uçtu… Sanırım o gün bizim, hava, su, kara derken tüm evrendeki kişisel yerimizi bulma tekamülümüz, birbirimizden bağımsız olarak başladı… Daha sonraki her iletişimimizde bu topraklarda doğan TDG’daki gelişmeleri soruyor ve içinde bulunduğu yeni dünyaya uzanabilecek, yaşama ait şifreleri duymak istiyordu. Çevirisi hep zor olsa da bazı alıntıları paylaşmaya devam etmekten mutluluk duydum. Henüz KDK’lardan haberi yoktu, zaten ben de bir hafta önce buluştum KDK’larla… Bir haftada içinde sadece bi defa kartları çalıştırdım ve bekledim, çünkü kartların bana verdiği ilk kısa mesaj şöyleydi “ Kendi hayatını yaşa, kapıyı seç ve ….şşşşş….” oldu.
“Yeniden Doğmak” yazılarının hikayesindeki benzerliklerin verdiği çağrışımlarla, okyanusun öbür ucundaki eşime KDK’dan bahsetme gereği duydum. İnsanoğlunun ne zaman nerde vurgun yiyeceği belli olmuyor, heran hepimiz hayata yeniden başlamanın vereceği şok, acı, arınma ve güzellik bileşkesiyle karşı karşıya kalabiliriz. O durumlarda tutunacak ve derinlerden gelen imgelere ihtiyacımız olabilir. Bugün internet üzerinden, O’nun için kartları çalıştırdık. Şöyle diyordu “Beyin, insanın dualarına karşılık veren organıdır. Olayları senin seçimlerine göre yönlendirmek onun görevidir. Diğer beyinleri de senin gerçekliğini gerçek olarak kabul etmeye ikna eder. Sen imgeledikçe, diğer ruhlar senin hayalini bir gerçek gibi seninle paylaşacaktır….”
Yeni dünyadan gelen cevap şu oldu “Göz yaşlarımı tutamıyorum…”
TDG’nü bizlere hediye eden, bu paha biçilemez paylaşımlara neden olan “O” Özel Ruh’a ve paylaşıma katılan tüm dostlara sevgiyle…
Ekim
21
2008
Salı
21:12
E kaç gün oldu eskisini açalı, eskidi tabi : )
Ekim
21
2008
Salı
20:54
Sırada ddd mi var? Sevgiyle biz.

DDD konusunda, yazıların derlenmesini sevgili bir dostumdan rica ettim, o proje yürüyor. DDD için değişik, tatlı bir mizanpaj var kafamda. Proje yürüyor. Yalnız ne kadar çok yazı yazmışız. Site yazılarını yazıcıdan çıktı aldık efendim. Kağıtları arkalı-önlü bastık, iki koca klasörü doldurdu :)
Sırada ne var güzel soru çünkü DDD’den önce çıkacak 2 yepyeni projemiz var : ) Düğmeye bassak dostlarımızla hemen bugün buluşturabiliriz. Hatta gözüm döndü geçen hafta, ikisini birde açıklayacaktım. Fakat sonra durdum. Biraz tadını çıkarıp, üzerinde iletişim anlamında biraz çalışıp duyuracağım ve öyle beklemesi falan yok. Hemen hayata girecek. 1-2 haftaya kadar örtüsünü kaldırabilirim. Birbirinden farklı, daha önceki herşeyden farklı 2 yepyeni proje : ) Fakat ondan önce ilk projem şu saçlarımı kestirmek : ) Pazar günü sinemaya da gidemedik zaten : )
Ekim
21
2008
Salı
20:39
Sn. özDEMİR, Ağustos 08′de 16. baskı olan kitabınızı armağan eden babam “sen böyle şeyler okumazsın ama bunu bir dene” diyerek bana verdiğinde ilk önce kitabın arkasına ve ilk birkaç sayfasına göz gezdirdim. O an içimde uyanan duygu son bitirdiğim kitaptan sonra “çerez gibi” okuyabileceğimdi.Okumaya başladıkça beni çekip aldığı dünyanın belki de yaşamda yanıtlarını arayıpta bulamadığım birçok sorunun anahtarlarıyla dolu olduğunu, İslam’ın görünen resminin dışındaki içeriğini ve hep inandığım Tanrı’nın yarattıklarını gerçekten sevebileceğini hissettim. Yaşamımı yeniden kurgulama kararım kitabı ikinci kez bu sefer altlarını çizerek okuduktan sonra oldu. Birçok arkadaşıma önerdim, öğrencilerim dahil.Pazar günü facebook taki bir arkadaşım kartların çıktığını haber verdiğinde hemen kardeşimi arayıp bana göndermesini istedim. Sanırım yarın elimde olurlar. Ama bugün ilk deneyimi bende messenger kullanarak konuştuğum kardeşimle yaşadım. Dileği ben Kıbrıs’taki ofisimde tuttum, kız kardeşim İstanbul’daki ofisinde kartları benim için çalıştırdı. Aynı sorunun iki farklı sorudan sorulduğunda da yanıtının (farklı sayılar tutulduğu halde) aynı olması belki de hayatımda kitabı okuduktan sonra hissettiklerim kadar anlatılmaz duygularla yüklüydü. Kartlar bana kitaptan sonra verdiğim kararım için, “hayallerin hazır, ne söyledi, ışığını bul” demişti. O an kitabı okuduktan sonra verdiğim kararın, okuduklarımı doğru anlamış ve yaşamıma taşımış olduğunu gösterdi. Bu neo-liberal dünyanın kendini nasıl tükettiğini izlediğimiz şu günlerde benim için yeni bir dünyanın kapısı oldu. Yazdıklarınız bir kurgudan başka birşey olmayabileceği söylenebilir, ya da insanlar yazdıklarıma gülebilir, bu hiç önemli değil..Buradaki önemli tek şey, bir kitabın insan üzerinde yaratması gereken en son noktadaki etkiyi sizin yakalamış olmanız, okuyucuya bunu aktarmanızdır.Her okuyan kendinde baş edemediği düğümleri yine kendinde gizli olan yaşam enerjisi ile çözebilecektir. Bu benim için gerçekten önemli bir deneyim, yaşamımı yeniden kurgulama cesareti verdi. Sizi yürekten kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum.Beyninize ve elinize sağlık… Yrd.Doç. Dr…
Ekim
21
2008
Salı
17:53
Sevgili yazan, hayal eden,tasarlayan, uğraşan ve sonuçlandıran yanımız, sevgili buRAK’ımız,
Benim bir sorunum var KDK’larımla. Kartlar yaklaşık 1 haftadır bende ve 1 haftadır sorduğum soruların herhangi birine aldığım cevabı anlayabilmiş değilim. Çektiğim kartlar öyle alakasız görünüyor ki… Örneğin uzun zamandır kilo vermeye uğraşıyorum ama vermek bir tarafa alıyorum kiloları. Soruyorum: Ben neden kilo veremiyorum. Çıkan kart şu: Yaşam tek bir ömre sığmayacak kadar uzun. Tanrı’yı yargılamak için ise henüz çok erken. Buradan şu cevabı mı çıkarmalıyım: Geçmiş yaşamlarımdan kaynaklanan bir sorun var ya da yergılama enerjim yüzünden kilo veremiyorum… Ya da başka bir örnek; eşim bir süredir iş arıyor ve görüşme yaptığı bir işe içi çok ısındı ve o işi istiyor. Buna odaklanarak soru sorduğunda ona, “İletişim dili savaş olan insanlarla iletişim kurmanın yolu onun senin de silahının olduğunu bilmesinden geçer…” kartı çıkıyor. Ya ben çok yüzeysel düşünüyorum, ya da sorularımı yanlış soruyorum ya da başka bir şeyler oluyor. Yoluma biraz daha ışık tutabilir misin?

Hmmm… Önce şunu söylemem lazım, kartların açıklaması konusu, şahsen benim çok temkinli olduğum bir konu. Zira kart açıklamalarına bir girersek hiiiç çıkamayacağımızdan eminim : ) “Benimki ne diyor?” eğilimi, sistemi bir anda kontrol dışına çıkarabilir. Öncelikle şunu bilmemiz lazım. Sorunsalımız neyse, onun cevabı bizim kendimizde var. Bu Bir. Elde var Bir. Kart çalıştırmak, bizde olan fakat bi türlü nereye sakladığımızı bilemediğimiz o sorunsalın çözümselini, ruhsal evimizin içinde araştırmaktan başka birşey değil.
Şu anda farkında olmalısınız, bir dalgalanma var. Kartlarımızla ilgili. Onu birazdan yazacağım. Bu bir coşkunun eseri. Bu coşkunun, tarif edemediğimiz o muazzam deneyimin de kaynağı: Evimizi araştırırken, insanüstü güçlerimizle karşılaşıyor olmamız. Coşkunun nedeni de bu. UNUTTUĞUN GÜÇLERİNLE YÜZLEŞMEK.
Gelelim yukarıdaki, ilk başta anlamlandırılamayan kart çalışmalarına. Sonlarına “olabilir” koyarak yazacağım çünkü bizim ideolojimizde, kişilerin hayatları ile ilgili ahkamı sadece kişilerin kendisi kesebilir. Ben senin bedenine bürünüp senin ayakkabılarını giyip, senin hayatını yaşayamam. Tanrı’nın doğum günü’nde VEKALETEN TEKAMÜL olmaaaz : )
Şu konu çok önemli. Sorunla çözüm arasında ilişki kuramıyorum. Özetle “ben anlamadım” olgusu. İnsan bilmediğini gerçekten bilemez. Yani çözüm, hiç aklına gelmemiş birşey OLABİLİR. Nedenini biliyor olsan, zaten kilo almazsın. Demek ki karşına çıkacak olan şey bilmediğin birşey. Demek ki seni bir sürpriz bekliyor. Çözüm ilk duyduğunda “A evet” diyeceğin birşey OLMAYABİLİR. Daha ziyade “Aa bu da ne?” diyeceğin birşey OLABİLİR.
Televizyondaki medyum tiplemelerine dikkat edin. Şöyle bir “mesleki” numara geliştirmişler. Senin falına bakıyor di mi. Bakıyo bakıyoo ve şöyle diyo sana: “Sen çok iyisin herkesi de kendin gibi zannediyosun”. Nasıl güzel bir yıkama-yağlama söylemi dimi :) Sana çok iyisin diyor. Diğer herkese de kötü diyor. Süper bi sistem. Karşı taraf da bu sen iyisin “analizini” duyunca ne dese beğenirsin: Aaa bildi!
:) Bizim düşünce sistemiz bunun tammm tersini söyler oysa. “Bir sorun varsa bu sendendir.” Sorun sensin. Ben seninle uğraşırım, diğerleriyle ilgilenmem. Sen çözülürsen herşey çözülür çünkü. Bu yüzden, kendini özeleştiriye açmayan dostlarımıza, kartlarla hiç vakit kaybertmeyin o falcıya gidin derim ben : ) Kişisel devrim, iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmakla ilgili bir süreç.
Ben neden kilo alıyorum sorusuna, bizim kartlardan şöyle bir yanıt gelmez. Sabah öğününe dikkat et, öğlen kızartma yeme aman akşam çok yiyip yatma e mi çocuum : ) Bunlar çıkmaz ama bu sorunsalın ruhsal izdüşümleri çıkabilir. Bu arada, Tanrı kelimesini gördüğün yerde, onu çıkarıp yerine HAYAT kelimesini koyabilirsin. Aldığın sonuç muhteşem olacaktır : ) Dostumuz “Hayatı” bi konudan dolayı suçluyor OLABİLİR. Kilo almanın bir nedeni olmayıp, başka bir konunun çıktısı olarak kilo alınıyor OLABİLİR. Bu konu, suçluyor, yargılıyor olmakla ilgili OLABİLİR. Bu yargulamanın ucu bucağı olmayabilir, bu iş tanrıya kadar uzanıyor OLABİLİR. Çok istediğimiz o işin bir bedeli olabilir, bu bedel de oradaki bir takım insanlarla savaşmayı göze almak OLABİLİR. Hani savaşabilecek kadar çok istiyor musun sorusu… O kadar çok istemiyorsan, o zaman uğruna savaşabileceğin bir başka iş iste kendine deniyor OLABİLİR. Görünen o ki kartlar mükemmel çalışıyor. Sıfır hatayla : ) Ve de
olabilir.
Ekim
21
2008
Salı
17:07
Siteyi uzun zamandır takip etmeme rağmen, bir şeyler yazmaktan ve paylaşmaktan hoşlansam da nedense olmadı. Kısmet bugüne imiş… 2 gündür şehir dışında olduğum için ancak bugün tekrar siteye girip yazılanları okudum, bizden gelen ‘’yeniden doğmak yazısını’’ okurken hem biraz gülümsedim hem de biraz buruldum sanırım. Çünkü bahsi geçen 18 ekimde boşanan bizin diğer yanı da ben oluyordum. Bu yazıyı yazmaya başlarken acaba bunu yazma nedenim yüksek egom mu diye de kendime sormadan edemedim nedeni de TDG’yi aldığımda (eski eşimden aldığım parayla alınmış bir kitaptı) ve okuduktan sonra da bu kitabı okumalısın diye kendisine veren bendim kitapta hala kendisindedir :) okurken üzerine aldığım notlar olmasa… hayat yaşanırken bazen heyecan bazen mutluluk ve bazen de acı veriyor hatta bazen bunu sizin elinizle yaptırırken yaşadıklarınızı ve yaşayacaklarını bilmek, neden yada niçin yaptığınızı ağlaya ağlaya da olsa yapmak hem de yaşanan yada verilen acıdan dolayı da suçluluk, eziklik ve acizlik içinde olmak çok zor. Yaşarken ne içerikli olursa olsun bilgiyi edindiğinizde (rahmetli kayınpederim görmeye hazır olmadan görmez, duymaya hazır olmadan duymazsınız derdi) görüp duymaya başladığınızda ne amaçla olursa olsun AMA’lara takılırsanız işte o an durağanlaştığınız ve çürümeye başladığınız andır. İster kendiniz ister sevdikleriniz için o uçurumdan atlamak ve onları da bunun içine çekmek kadar zor yaşanan bir duygu tatmadım bugüne kadar. 19 ekim eski hayat arkadaşımın yeniden doğduğu gündü belki ama endişeyle yanına koştuğumda sağlıklı ve hayata yeniden gülümsediğini gördüğümde sahibine binlerce kez şükrettiğimde üstelik eski dostumun hala dostum olduğunu görmenin (belki de eski dostluğumuzun da yeni bir doğum günü olduğunu hissettiğimde), ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın, çekilen acı da olsa bunu paylaştığını bilmenin özüm’üze ne kattığını birkez daha anladım.
Yine rahmetli kayınpederim ‘’ölmeden önce ölmenin’’ ne olduğunu anlatırken bunu yaşamadan anlamanın bu kadar zor olacağını ne eski hayat arkadaşım ne ben bilemezdik. Hayatta karşılaştığımız her şeyin bizler için olduğunu bazen güle oynaya bazen ağlaya ağlaya adım atma vakti geldiğinde adım atacak gücü nerden bulduğumuzu hep düşünmüşümdür. Yaradanın bizi hiç yalnız bırakmadığını, verdiği hiçbirşeyin acı, zor, imkansız gibi görünse bile sonuçta bizim yararımıza, bizim gelişmemize neden olduğunu biliyorum, hep bildim bildik beklide… ama artık inanmanın yanında güvenmek gerektiğini de biliyorum. Bizin bildiğini burada yeniden bizle paylaşmak belki biraz garip ama hiçbirşeyin hayatta yalnız yaşanmadığını ve biz olmanın verdiği paylaşabilme gücünün hep kendimizde olduğunu sık sık hatırlatma dileğiyle.
Sevgiyle kalın, dalan bizler için… sualtında yok’la var olmanın keyfine varmanız dileğiyle…

Sizi bilmem bi an epey şaşırdım. İki insan, bizim iki parçamız, birbirlerinden ayrılmışlar ve ikisi de buradalar. Nefesim kesildi. Devrim devrim üstüne. Her ikisine de yepyeni, gısggıcır, güpgüzel iki hayat diliyorum. İki bilge, muhakkak en doğru olan yolu seçmişlerdir, buna eminim. Yeniden doğmak I’i tekrar bi okumam lazım. Ona henüz bakmadım onda var mı bilmiyorum ama, bu yazıda derinlerden gelen bir burukluk hissettim. Ben bu hissi bir yerde gördüm. Nerde gördüm. Emir’de gördüm. İlk ve en büyük devrimini yapıp, anne karnını terketmenin burukluğunu onda gördüm. Yavaş yavaş atmakta olduğunu, burası da güzel biryermiş aslında dediğini de görüyorum. Devrim, hızla çıkarılmış yarabandı acısı verir. Zaten o ilk an acısı, o boşluk hissi olmazsa, o şey devrim midir. Evet, devrim acı verir. Belki o acıları dün yaşıyordun, karar alınca acı geçti. Belki de kararı verdiğinde duydun acıyı. Hepsi olabilir, hiçbirşey farketmez. “No pain, no gain” diye çok güzel bir söz vardı ingilizcede. Kas ağrıları için söylerlerdi zamanında gittiğim ağırlık salonunda. “Acı yoksa, kazanım da yok”. Kişisel devrimine imza atan ve atacak olan bütün ruhları saygıyla selamlıyorum. Gelecek sene bugün bu yazı, sağ taraftaki “geçen sene bugün” bölümünde yer alacak. Yazılar aynı olacak ama biz artık başka birileri olacağız. Kesintisiz yükseliş. Hep daha iyi birileri olacağız. 
Ekim
20
2008
Pazartesi
13:09
Ekim
20
2008
Pazartesi
08:43
Günaydın herkese. Dün yani yaşgünümüzde, evden çıktığımız sırada sokakta kedilere …llat olan köpeklerden birini gördük. Nereye doğru gidiyor diye bakınca, istikametin, viyak viyak ağlayan bir kedi yavrucuğu olduğunu gördük…
Elimizden bu kadar kedi geldi, geçti. Bu, şu ana kadar gördüklerimin en güzeliydi… Upuzun tüylüydü. Yavruyken bu kadar tüylü olması ilginçti gerçekten. Hani böyle güzel kedi resimleri gelir ya, bu onlardan fırlamış sanki. Beyaz ve gri-tekir karışımı muhteşem birşeydi. Kendisi hayatta ve şu anda koltuğumu kemirmekle meşgul : ) Bizim evde oldu 4 kedi! 3′ü feci sinirli, 1′i şaşkın olmak üzere 4 kedi… Bizim siteden birimizin evlat edineceğini hissederek eve aldık bunu. Diyeceğim o ki, burada bir kedi bulduk, acaba bu kimin kedisi?
Ekim
19
2008
Pazar
21:09
19.10.2008 arkadaşımın yeni dogum günü bu oldu.Zor günler gecirdi gecen sene 18 ekim tarihinde boşandı ve tekamülü başladı tdg ile tanıştırdım.çok acı cekti amaları yaşadı.ve dün deniz fotorafcılığı yaparken vurgun yedi dün akşam hastaneye kaldırıldı bodrumda basınc odası var ama teknisyen yok askeri hastaneye sahil güvenlik yetiştiriyor ve arkadaşım bugün yeniden doguyor.işte size yaşarken ölüp tekrar dogmanın şekli ilk söylediği bugün 19 ekim biliyormusun evet artık benim dogum günüm oldu. bugün kartları birlikte actık cevapları birlikte actık cark dönmeye başladı.inanılmaz işliyor .sonra bizim sitenin oturulan bir cafesi var acaba biz böyle inanmak istiyoruzda o yüzdenmi derken site sakinleri elimdekileri gördüler ve yavaş yavaş oturup soru soran ve kalkanlar fazlalaştı herkesde en az üç kere soruyor 10 kişiyi bulduk herkes şaşkın
algılamalarını pür dikkat açmış vaziyette sormaya başladılar hemen kitap tavsiye edildi
en sacmallık diyen bile 1. sorudan sonra dur ya tesadüf deyip devam etti.inanılmaz bir deneyimdi.
yeni dogum günümüz 19.10
Ekim
19
2008
Pazar
15:03
Bir başka yaşgünü hediyemiz de örtmenlerimizden geldi, sevindirdi, duygulandırdı bizi. 18-50 yaş arası, liseyi dışarıdan bitiren kardeşlerimiz, Elhamdülillah Hayvanım tiyatrosu oynayacaklarmış. Okul okul gezip çocuklara sergileyeceklermiş. Zaten bissürü EH almışlar DGK’dan. Oyunun içeriğini duydum biraz, bayıldım. Kendine doğru 9 adım şarkı şeklinde. Oyun it oğlu itim ben diye başlıyor sonra ne vardı ne vardıı, Ağustos böceğinin tekzibinde birisi Ağustos böceğini canlandırıyor. Çok mutlu olduk. Yazarında izin aldılar, yarın Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuracaklarmış. Örtmenim örtmenim canım benim canım benim : ) 
Ekim
19
2008
Pazar
14:52
Tanrı’nın doğum günü ile ilgili yazı, Akşam-Brunch’ta bugün çıkmış. Yaşgünümüzde çıkması da ayrı bir olay, ayarlasan olmaz. Eveeet. bana müsade ben çıktım. Emir’i sevmeye. Sonra da bir çılgınlık yapar sinemaya gideriz belki : )
Ekim
19
2008
Pazar
14:42
Sorular sorup duruyordum sana hatırlarsan ve cvp gelmeden kartları alamadığımı söylüyordum.her gün aklım kartlarda,rüyalarıma giriyordu artık.dün patates kızartırken mutfakta kafamı uzatup gökyüzüne baktım ve güneş gözalıcıydı…elimi gözlerime siper edip bakınca yusyuvarlak gördüm güneşi ay tutulmasında olan yuvarlaklık gibi bunu bi gülümseyen işaret olarak algılayıp hemen çıktım evden ve bakırköydeki d&r a gittim.yavrular kasanın yanındaydı:)ama kibrit kutusunda olmamalarına bozuldum haberin ola öylece sadece kartları sergiliyorlar sadece…daha otobüste dayanamayıp çektim bi kart ve ”hareket et korkma” kartını çekince hani kabalıktan değil şaşkınlıktan yuhhhh çıkarya gülerek öylebi yuhhh çıktı ağzımdan:)eve gelip kitapçığı okuduğumdada derin bir ohhhhh çektim:)sorularımın cvbı kitapçıkta varmış iyi ki daha fazla beklemeden fırlayıp gitmişim almaya yoksa hala cvp bekliyodum senden:)tdg yi iyi sindirdiğimden olsa gerek birde alıştım artık bu durumumuzun olağanlığına ürpermedim hüzünlenmedim,şaşırmadım emindim seceremin okunacağından öyle çektim kartları ve 5 sorumunda cvbını aldım.hatta bi ara denemeye tabi tuttum kartları ”değiştir” ” bilemedin” gelince üst üste bi kahkaha patlattım ki sorma seni gidi seni diyerek:)))) velhasıl kelam eline koluna emeğine sağlık yine yaptın yapacağını ne diyim bize faydan dokundukça alıyorsun teşekkürünü bunu bildiğimden seni şişirmek kartlarıda anlamlamda sınırlamak istemediğimden süper harika filan demek istemiyorum….sadece mucizelere daha fazla açıldık sayende şükürler olsun rabba ve seni vesile kılan tanrıma….:)2 kişiyede kart çektirdim hemen üst komşumdan biri çok dindar tesettürlü ve bir cemaate bağlı pek hoşlanmadı bu akıllı kartların doğruyu söylemesinden çünkü tutuculukla ilgili kartı çekti ve sen değiş cevabını aldı..:)ama diğer ablamız bayıldı kartlara ve nerden aldığımı öğrenip bende alıcam harika bişey bayıldım bu kartlara dedi tabi tdg yide tavsiye ettim yanında ikisini birlikte alırsan daha bi bayılıcan ayılamıcan dedim:)))sonsuz sevgiler…
Ekim
19
2008
Pazar
13:43
Arada çok güzel bir “Kartlar benim söyleyemediklerimi söylüyor” konulu bir KDK deneyimi vardı, o da gitti. Bu arada kutlama faksları var. Onlara da çoook teşekkür ediyorum. İlk defa bizim fakstan hayata dair bişey çıktı. Bu arada direk günlüğe girenler www.buRAKozdemir.com daki ilanı görememiş olabilirler. Herkese çok ama çok sevgiyle.
Ekim
19
2008
Pazar
13:33
Merhaba,
KDK kartlarına, yanında kaldığım arkadaşımın satın almasıyla ulaştım,hafta başı.. tabii herkes gibi bizde cevaplara hayran kaldık.. örneğin ben farklı sorularıma bile aynı 10-15 (tüm serilerden toplam) kartla cevap alıyorum. yeni bir kart gelmiyor:)hep aynı o kartlar..
bir arkadaşım geldi…hemen kartları denemek istedi..3 defa başka sorularda 1 tane boş kart çekti.ben kartların ön yüzüne hiç bakmadığım için boş kartları daha önce görmemiştim:)
dün gece msn de kuzenimle konuşurken , rüyasını anlattı. Rüya ciddi değişimleri haber veriyor gibiydi. benim de aklıma kartları kullanmak geldi. online KDK hizmeti için kendisi İzmir de bilgisayarının başında sorusuna odaklandı , ve ardından 3 ayrı rakam tuttu 1-20 arası. bende kartları son bıraktığım haliyle elime alıp saydım. (kuzenim kartların içeriğinden haberdar değil) güzel sanatlara girmek istiyor, ancak babası üniversiteye gitmesini istemiyor. Teyzemi 5 sene önce kaybettiğimiz için 22 yaşında olan kuzen 12 yaşındaki kardeşine de bakıyor ve bu sebepten isteklerini, okulunu erteliyor . KArtlar kendisine “insanın bir nedeni varsa, yüklerin ağır olmayacağını , ağır olanın yükün kendisinin olmadığını” söyledi. Sonra gökyüzünün bile değişip durduğu bu dünyada değişmek istemeyen (değişilebileceğine inanmayan )insanlardan bahsetti, son olarak da “karanlık ve karamsar olan insanların nasıl kendi karanlıklarına bizleri de dahil etmeye çalıştıklarını” anlatan kart geldi :) TDG yı henüz okuyamamış olan, KDK dan hiç haberi olmayan kuzenin ilk tepkisi “Abla bu kartlar babamı tanıyor galiba”:) oldu…
paylaşmak istedim… hepimize sevgilerrr efendim..
Ekim
18
2008
Cumartesi
15:55
Kısa ve oz bır bılgı..Denız altı ahalısı icinde en akıllı bireylerden biri kim bılıyormusunuz AHTAPOT..
Sevgiler
Ekim
16
2008
Perşembe
20:58
Migroş şüpermarketlerde bitmiş bütün kitaplarımız : ) Bugün epey büyük bir Tanrı’nın doğum günü sevkiyatı yapıldı. Sanıyorum aynı sevkiyatın içinde Tensoş’lara (Siz onları Tansaş olarak biliyorsunuz: ) da dağıtım oluyor. Aa bu arada bizim doğumgünü arabası sahalara döndü. Hem de nası dönmek. Zırhla kaplandı resmen. Demirciye götürdüm kendisini. Usta dedim şuna bi takviye yapalım, daha güçlü olsun. Usta baktı. Takviye olmaz buna dedi. Anca tamir ederim. Şöyle şöyle yapsan olmaz mı? Olmaz. Peki. Ne kadar istiyorsun tamirine. Sana on liraya mâl olur dedi. Onu da böyle mahçup mahçup söylüyor. Ben sana 20 lira vericem diyince, bizim negatif usta gitti yerine bir uzay mühendisi geldi. Abi şimdi ben bunu burdan kaktırırsam, biraz buraya destekle…. diye başladı. Gittim bi kaç saat sonra geldim ki, panzer gibi olmuştu : ) Bugün de iyi iş çıkardı kerata.
Ekim
16
2008
Perşembe
20:28
Bugün D&R telefon etti.”Kartlarınız geldi.”Dediler.”Yarın alırım .”Dedim.O sırada eşim yeni bir oluşumun içinde.Beni davet etmişti.Gittim.Ne yorum yapacağimı ne düşüneceğimi bilemedim.Kendisine de kartların geldiğini söyledim.”Hemen bana da al”Diyince fırlayıp gittim.Kartları aldım.Her şeyden önce çok şık ve kullanışlı.Tüm sorularımı bir hamlede sorup, cevaplarımı da aldım:)buRAK,sonsuz teşekkürler.Tam zamanında…Sevgiyle…
Ekim
16
2008
Perşembe
13:18
KDK larım 11 ekımde elıme ulastı. Yıllardır cozemedıgım anlamakta zorlandıgım sorunuma kanalıze olarak sordum. Ertesı gun bırdaha daha ertesı gun bırdaha.Aynı soruya hep benzer kartlar veya aynı kartlar geldı. Dun aksam bırdaha sordum cevap ne ıdı bılıyormusunuz…DEGISTIR :) ‘O’ da sıkıldı demekkı aynı seylerı sorup cevabı kabullenmekte zorlandıgımdan…
Ekim
16
2008
Perşembe
04:55
Öncelikle Tanrının Doğum Günü kitabınızı büyük bir merakla okuduğumu ve bana çok şey kattığı gibi yakın dostlarıma da kitabınızı satın alarak hediye etmek suretiyle onların da kitabınız hakkındaki yorumları dinleyerek tartışarak dinimiz hakkında bilgi sahibi olmaya çalıştım.
Sayın özDEMİR, özelikle merak ettiğim bir sorum var.Bu sorum hakkındaki yorumunuzu benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Hz Muhammedin (sav) evlilikleri ve bu konuda vayholunan ayetleri dolayısıyla 4 evlilik ve Hz Muhammedin (SAV) 9 yaşında evlendiği Hz … ve hakkında vayholunan ayetler bu konulardaki görüşlerinizi rica ediyorum.

Bu konu, ilgi alanımızın içinde. Söyleyeceğimiz şeyler var. 