Nisan
17
2009
Cuma

01:09

Ne zaman…

Merhabalar buRAK Bey;
Tanrının doğum günü isimli kitabınızı büyük bir keyifle okudum ve bir müddet sonra tekrar okumalıyım diye düşünüyorum.Ancak yeni kitabınızın da çıkacağını duydum öğrenmek istediğim ne zaman çıkacağı çünkü hemen almak istiyorum.

Saygı ve Sevgilerimle

notu Ne zaman...

HedeflediÄŸim, uzak olmayan bir tarih var. Fakat kendimi zaman baskısı altında hissetmemek için bu tarihi açıklamıyorum. Zihinde zerre kadar bir basınç olduÄŸunda anında duran bir süreç Tanrı’nın doÄŸum günü süreci.

Bir de benim gözlerim çok hassas. Gözlerim ne kadar izin verirse ancak o kadar yazabiliyorum. Bir gözlük buldum. Göz kaslarının geçtiği yerlere manyetik titreşim yapıyor. Bu sayede, gözlerimdeki kuruluk ve ağrılar epey azaldı. Odaya 24 saat buhar pompalayan ozon makinesiyle birlikte çalışabilme saatlerimi iki katına çıkardım, çok mutluyum.

Kitabı ilk yazarken de böyleydi. 10 saatlik bir çalışma, herÅŸey yolunda giderse 4-5 Tanrı’nın doÄŸum günü sayfası dolduruyor. (Bir keresinde bir günde 20 sayfa yazmıştım. 1.5 kilo vermiÅŸtim oturduÄŸum koltukta.) DiÄŸer yanda bazen 1 haftam birÅŸeyi düşünmekle geçebiliyor. Fazla şüpheci olduÄŸum herÅŸeyin mutlaka saÄŸlamasını yaparak ilerlediÄŸim için bu ÅŸekilde ilerliyoruz. Neyse efendim. Saygılar sevgiler.

Nisan
17
2009
Cuma

01:21

Tanrı’nın doÄŸum günü 26. baskı çıktı…

Kitabımızın grafiğinde şu sıra ciddi bir hareketlenme varmış gene. 26. baskı (çift baskı) dağıtıma çıktığı gün tükenme noktasına gelmiş. Benim kafamdan geçen, kitabın şu birkaç ay fazla satmaması böylelik direkt olarak yeni versiyonu basmaktı. Ama nerede. Kaç baskı yaptık arada. Kitap piyasasının beklemeye pek niyeti yok anlaşılan :)

Nisan
17
2009
Cuma

01:16

Saygıyla selamlıyorum

Merhaba buRAK Bey,

Kitabınızı tavsiye üzerine okuma ÅŸansına sahip oldum.Kitabınız daha ilk sayfadan itibaren içine aldı.Allah’ın varlığına her zaman yürekten inanmış bir insan olmama raÄŸmen ,bize dayatılmaya çalışılan islamın yanlış olduÄŸunu düşünmekteydim. Kendi bedenimize ve çevremizdeki varlıklara bakıp ,bu kadar mükemmel iÅŸleyiÅŸe sahip bir ortamı ÅŸekillendirip, bizlere sınırsız nimetler sunan,hayallerimize ,yureÄŸimizle istediklerimize vakti geldiÄŸinde mutlak surette ulaÅŸmamızı saÄŸlayan yaratanın bizleri sevmemesi ve korkunç acılarla cezalandırması olasılığını hep reddetim.İbadetin kiÅŸiye özel olması ve Allah’la aracısız ve kuralsız olarak dertleÅŸilmesi gerektiÄŸini düşündüm.
Kitabınızda ayetleri açıklama şekliniz ,düşüncelerimin doğru olduğunu pekiştirmekle kalmayıp, hayata çok daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı.
Tüm dostlarıma kitabınızı tavsiye ediyorum.

Sizi cesaretiniz nedeniyle kutluyorum ve sizi saygıyla selamlıyorum.

Allah yolunuzu açık etsin.

Sevgiler

Nisan
17
2009
Cuma

01:15

:)(:

selam manevi abim.ben emre .olaÄŸanüstü kitap sayesinde hayatım deÄŸiÅŸti. kendimi YARADAN a o kadar yakın hissediyorum ki her an onunla konuÅŸuyorum.yaptığım kotu bi davranıştan sonra özuur diliyorum iyi bir davranıştan sonra şükrediyorum ….bu iiyi bi ÅŸey mi sence?cevabını bekliyorum . kçib :))

Nisan
17
2009
Cuma

01:13

HiçbirÅŸey rastlantı deÄŸildir…

İZMİRDEN SICAK BİR MERHABA :)

TDG NİN HAYATIMA NASIL GİRDİĞİNİ ANLATMAK İSTEDİM…
MSNDE BİR ARKADAÅž İLE SOHBET EDİYORDUM. ÇOK ZEKİ VE KENDİNİ KİTAPLARA ADAMIÅž, BİLGİYE AÇ VE DURMAK BİLMEZ ARAÅžTIRMA HİSSİ OLAN BİRİ.. ONU TANIMIYORUM,TESADÜFEN SOHBET ETMEYE BAÅžLADIK..KONU KİTAPLARA GELİNCE TDG Yİ OKUDUÄžUNDAN BAHSETTİ VE OKUDUÄžU BİR SÜRÜ KİTAPTAN ÇOK DAHA NET CEVAPLAR, MANTIK DAHİLİNDE ÇOK AÇIKLAYI BİLGİLER PAYLAÅžTIÄžINDAN BAHSETTİ..BU KADAR ÇOK ARAÅžTIRAN,OKUYAN,DÜŞÜNEN BİRİNDEN BÖYLESİ GÜZEL BİR YORUM GELİNCE BENDE OKUMAYA BAÅžLAMAK İSTEDİM FAKAT ACABA BENİM ANLAMA DÜZEYİM YETERMİ DİYE DÜŞÜNDÜM ÇÜNKÜ KONUÅžTUÄžUM ARKADAÅž FELSEFE ÜZERİNE OLDUKÇA BİLGİLİYDİ..BİR KAÇ GÜN SONRA O ARKADAÅž İLE TARTIÅžTIK VE BİR DAHA KONUÅžMAMAK ÜZERE SİLDİK BİRBİRİMİZİ… İLK GİTTİĞİM KİTAPÇIDA GÖRDÜM VE HİÇ DÜŞÜNMEDEN ALDIM…SANKİ ONA BİR ÅžEYLERİ İSPAT ETMEK İSTERCESİNE..:) DAHA ÖNCE KİTABIN İSMİNİ DUYMAMIÅžTIM..KALDIKİ BEN KİTAP OKUYORUM DİYEN BİR İNSANIM.. O KİŞİ TDG’NÜ HAYATIMA SOKMAK İÇİN GÖNDERİLDİ ARTIK BİLİYORUM.. BİR ÅžEYLERİ SORGULAMAM ,BİR ÅžEYLERİ ANLAMAYA ÇALIÅžMAM İÇİN HABERDAR EDİLDİM.. VAKTİ GELMİŞTİ DEMEKKİ.. O ARKADAÅžLA BİR KAÇ GÜNLÜK KONUÅžMA RASTLANTI DEĞİLDİ..YAÅžADIÄžIMIZ HİÇBİRÅžEY RASTLANTI DEĞİL…ÇOK ÅžANSLIYIM GERÇEKTEN HER ZAMAN BİZİMLE OLAN BİZİ SEVGİSİ İLE BİRLİKDE YANLIZ BIRAKMAYAN ALLAHA VE SENİN GİBİ RUHUNA DOKUNDUÄžU İNSANLARA TEÅžEKKÜR EDİYORUM..ETRAFIMDAKI HERKESE TAVSİYE EDİYORUM.ŞİMDİDEN 2 ARKADAÅžIM OKUMAYA BAÅžLADILAR..SEBEP OLDUÄžUM İÇİN ÇOK MUTLUYUM :)

DONA İLE BULUŞTUĞUN FREKANSIN HEP AÇIK OLMASINI DİLİYORUM :)
KALEMİN TÜKENMESİN…YANİ BİLGİSAYAR ALMIÅžSIN ONUNLA YAZIYORSUN BİLİYORUM AMA YİNEDE BİR KALEM KULLANIYORSUNDUR :)) YAZARLARA ÖLE DEMEK GEREK :p

SEVGİLERİMLE :)

Nisan
17
2009
Cuma

00:58

Egodan özgürleÅŸme…

Sevgili buRAK özDEMİR,
Uzun zamandır sorduğum ve cevaplarını aradığım, yaşama geçirme konusunda çoğunlukla zorlandığım, bu yüzden akışa bırakmak zorunda bırakıldığım konularla ilgili 620 sayfalık kitabı adeta susuz kalmışcasına kanarak içtim. Ancak hala susuzluğum devam ediyor. Zira hala egomdan nasıl özgürleşerek yaşamımı sürdürebileceğim benim için muamma, korkudan özgürleştiğimde bunun nasıl olduğunu anlayamamıştım. Egomdan özgürleşmeyi başarırsam dünyasal görevimi yerine getirirken yolu uzatmamış olucam ve benim için çizilen hayatı göz alıcı renklerle boyayabilicem. sorarken cevabımı da duyabilmek dileğiyle
sevgiler

Nisan
17
2009
Cuma

00:55

Yorum/soru… Tanrı ile sohbet…

Merhaba; Kitabı dün gece bitirdim,çok etkilendim,fazlasıyla ruhuma dokundu ve duygularıma ve düşüncelerime tercüman oldu.Kendimi bildiğim bileli Allahtan hiç korkmadım onu hep çok ama çok sevdim ve korkan insanları asla anlayamadım. Kitabı okurken kendime bir türlü engel olamadığım iki duyguma cevap almak istiyorum.
1) Daha önce okumuÅŸ olduÄŸum bir kitap “Tanrı ile Sohbet” onun da
içeriği Tanrı ile dialoglar şeklindeydi bu bir Tesadüfmü?
2) buRAK beyi bu Kitabı yazarken imgelemeye çalışıyorum bu nasıl bir
farkındalık,nasıl bir süreç, nasıl bir araştırma sonucu yazıldı bu
kitap. Nasıl yazdı?
notu Yorum/soru... Tanrı ile sohbet...
Tanrı ile sohbet konusundaki soruyu daha önce birkaç kere duymuştum. Fırsat bu fırsat yanıtlayalım hemen. Önce kısa bir araştırma. Adı geçen kitap ve benzeri kitaplarla ilgili.

Öncelikle bir gerçek var. Türk okuyucusu, dünyada yayınlanan kitapların belki de ancak binde birini takip edebiliyor. Yayınevleri, kitap telif ajanslarının önerdiÄŸi kitapların hangilerini Türkçe’ye çevirmeye karar veriyorsa, ülkemizdeki kitap dünyası da bu kitaplardan oluÅŸmakta. Bunu neden anlatıyorum. Dünyada yayınlanan kitaplar üzerinden yargılarda bulunmak için elde yeterli veriler olamıyor. Bunu neden anlatıyorum II. Dünyada sayısız sayıda Tanrı ile ‘konuÅŸan’ kitaplar varken, bizler Tanrı ile sohbet (Conversations with God) kitabı Türkçe’ye çevrildiÄŸi için Tanrı ile diyalog olgusunu bu kitabın bir buluÅŸu olduÄŸunu düşünebiliyoruz. Bakıyorum ÅŸu an. Okuyucumuzun bahsettiÄŸi kitap 1996 yılında çıkmış. Bundan on yıl önce, yani 1986 yılında yayınlanmış bir baÅŸka kitabın adı ÅŸu ÅŸekilde: Dialog with God. Tanrıyla diyalog. Yazar Mark … Ayrıca kendisinin ‘Tanrı ile kendi sohbetlerinizi nasıl yazarsınız’ baÅŸlıklı bir kitabı daha bulunmakta. Peki bu durumda Tanrı ile sohbet’in yazarı Neale Donald Walsch, Tanrı ile diyalog formatını Mark Virkler’dan mı kopyalamış oluyor? Hayır olmuyor. Çünkü Virkler’dan öncesi var. Ondan öncesi var. Ondan daha öncesi de var. Bütün bunlar bir adrese kadar gidiyor… Tanrı ile diyalog formatının telif sahibi gerçek tek bir kiÅŸi.

Tanrı
Ey …, Alemlerin Rabbi olan Allah benim; Asanı bırak.
(… arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya baÅŸlar)


KardeÅŸim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuÅŸmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gönder, beni doÄŸrulasın. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”
Tanrı
Pazunu kardeÅŸinle pekiÅŸtirip güçlendireceÄŸiz; sizin ikinize de öyle bir ‘güç ve yetki’ vereceÄŸiz ki, ayetlerimiz sayesinde size eriÅŸemeyecekler.

Tanrı ile diyaloÄŸun esin kaynağı … ile Tanrı’nın gerçekleÅŸtirdiÄŸi sohbettir. Tarih boyunca, özellikle sahte peygamberlerin kaleme aldığı binlerce Tanrı sohbeti ve sonrasındaki tüm bestseller’lar bu diyaloÄŸa bir öykünmedir. Zaten bildiÄŸiniz gibi diyalog, Tanrı’nın doÄŸum günü’nde sadece bir anlatım akışıdır. Bizim kitabımızın odak noktasını ‘kriptolar’ ve onların adım adım çözülmesi oluÅŸturur. Tanrı’nın doÄŸum günü, arka kapağında yararlandığı anlatım formatının kaynağına bir de selam çakar:

‘… ile çalılıklar üzerinden konuÅŸmuÅŸtum,
seninle de internetten yazışıyorum.
Bunda ÅŸaşılacak birÅŸey göremiyorum.’

imza Yorum/soru... Tanrı ile sohbet...

Nisan
17
2009
Cuma

00:26

Selam sana…

Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız.
Bizim neslimiz büyük savaşı veya buhranı yaşamadı.
Bizim savaşımız ruhani bir savaş.
Bizim buhranımız kendi hayatlarımız.

Fight Club filminden :)

Nisan
16
2009
PerÅŸembe

13:50

CM…

Uzunca bir süredir ara verdiÄŸimiz CEP MATİNELERİNE pazartesi günü baÅŸlıyoruz. 1,2 ve 3. kuÅŸak olarak. Matine okuyucularını epey beklettik ÅŸimdi derhal kendimizi affettiriyoruz.  Sürpriz: 3. kuÅŸak yayında v2.0.2′den -tadımlık- birkaç paragraflar yer alacak.

imza CM...

Nisan
16
2009
PerÅŸembe

23:52

TeÅŸekkürler…

cümlelerime claskleÅŸmiz kelimelerle deÄŸil daha farklı olanlarla baÅŸamak istiyorum… ben baÅŸkalarının hatalarınan ders alan biriyim çünkü düşünüyorum ki bütün hataları yapacak kadar vaktim olmaya bilir….
tanrının doÄŸum günü adlı kitabın bana baÅŸkalarının hatalarını öğretti ve benim bu hataları yapacak kadar zamanımın olmadığını…
sözlü dövüş sanatından tut, islamiyete, aileme ve iÅŸ hayatıma farklı bakış açıları kattı.. keÅŸke senin gibi bir düşünceye sahip olan bir dostum olsaydı hayatımda da yaptığım saçma sapan hataların bedelini bana ayna gibi tutsaydı dedim defalarca kendime…
kütüphanemin en deÄŸerli yerindesin… emeÄŸine saÄŸlık… teÅŸekkürler buRAK özDEMİR….

Nisan
16
2009
PerÅŸembe

23:51

merhaba,ben bir ay önce kuantum bireysel eğitimi aldım ve oradaki danışmanım bu kitabı tavsiye etti.okudukça ağlıyorum ve herkese okumasını söylüyorum.ancak bu olanlar gerçekten doğrumu yani gerçekten tanrımı konuştu sizinle evet ben iannaıyorum ancak yemin ederimki tanrıya karşı yanlış bişey yapmak istemiyorum,lütfen bana içten cevap verin.bunca yıl bilinen herşey yeniden düznleniyor kabul etmeliyizki kolay değil,ki ben inancı olan bir insanım hep.çok teşekkürle ve kişisel olarak yapabileceğim ne varsa yaparım.sevgilerle

Nisan
16
2009
PerÅŸembe

23:42

Dawkins…

Selam buRAK yeni kitap hayirli olsun.. isim tahmini yapmak icin deil bir ani\fikir paylasmasi yapmak icin yaziyorum.
gectigmiz gunlerde bir arkadasimla yuruyus yapiyorduk guzel havadan istifade ederek.. arkadasimin elinde unlu ateist Richard dawkinsin kitabi vardi.. yururken yol kenarinda duran mor bir cicegi farketti ve kopartip kitabin arasina koydu.. bende ona hayat nekadar ironik.. Tanrinin en guzel eserlerinden birini alip en unlu ateistin kitabinin arasina koyuyorsun dedim..gulustuk.
O anda aklima bir fikir geldi.. “Richard Dawkins´i tekrar imana getiricek
kitap” birde hatirlarsan londrada otobuslerin uzerine reklam verilmisti.. Tanri yok o yuzden hayatinizi yasayin diye yanlis hatirlamiosam.. T.D.G.
londrada otobusler uzerinde “Richard Dawkins´i tekrar imana getiricek kitap”
diye piyasaya sunulsa yurt disinda..binlerce pound para lazim bunun icin biliyorum ama dusunsene yaraticak etkiyi :)
gerci sen reklamcisin daha iyi bilirsin bu isi ama paylasmadan gecemedim..
saygilar,sevgiler
notu Dawkins...
‘Tanrinin en guzel eserlerinden birini alip en unlu ateistin kitabinin arasina koyuyorsun dedim’ bu cevaba bayıldım. Dawkins gibi kimseler bana küçük sevimli çocuklar olarak geliyor. Geçenlerde bi kitapçıda raflara bakınırken yeni kitaplarından birini alıp karıştırdım. Argümanlar, tezler çok çocukça, bir dokunmalık canı var gibi geldi :) Fakat inançlarını bu denli açık etmiÅŸ kimselerin geri dönüşü oldukça zor. Bu gibi deÄŸiÅŸimler diÄŸer insanlar tarafından ‘tükürdüğünü yalama’ olarak algılanacağı için inanç deÄŸiÅŸtirmek, sesli düşünen, sesli yaÅŸayan bu insanlar için bir kabus niteliÄŸi taşımakta. Dolayısıyla Mr. Dawkins gibilerden Tanrı’nın doÄŸum günü’nü okudum, sorularıma yanıt buldum gibi sözler duymamız oldukça düşük ve sürpriz bir ihtimal. İmkansız olmamakla birlikte. Onlar imana gelirler gelmesine de, bizim bunlardan pek haberimiz pek olmaz :)
imza Dawkins...

Nisan
11
2009
Cumartesi

00:21

Kitabımızın yeni ismi…

Tanrı’nın doÄŸum günü ______ _____ v2.0.2


_ kelime1 (6 harf)
__ kelime2 (5 harf)

Mart
29
2009
Pazar

17:02

Büyük patlama…

Zamanlamayla ilgili en büyük hedefim buydu. Maddi dünyanın sıkıntılarını aştıktan sonra kitabı kaleme almaya başlamak. Şükürler olsun ki bunu başardım ve gönül rahatlığı içinde yeni versiyon üzerinde çalışabiliyorum.

Adını ‘yeni versiyon’ olarak koymamız kimseyi yanıltmasın. Tanrı’nın doÄŸum günü 2009 herhangi eklemelerden ibaret deÄŸil. Bu, büyük patlamanın ta kendisi. Tanrı’nın doÄŸum günü deneyimini ikiye katlıyoruz.

Daha önce Tanrı’nın doÄŸum günü nasıl yazıldı konulu çok sohbetlerimiz olmuÅŸtu sitede. Bu kitabın eline kalemi, klavyeyi alıp yazılacak bir kitap olmadığını anlatmıştım. Bunun çok bariz bir örneÄŸini paylaÅŸmalıyım dostlarımla.

Sanıyorum iki ay kadar oldu ben ‘müsaade’ isteyeli. 2.5 ay olmuÅŸ. Dostlarımızdan önsipariÅŸ ne zaman soruları gelince farkına vardım ki, bu sürede benim bu çalışmayı finallemeye yaklaÅŸtığım tahmininde bulunulması çok mantıklı. Fakat durum ÅŸu ki: Ben henüz baÅŸlamadım!

Aslında başladım. Ama başlamadım. Hadi hadi diye çok istedim. Önce sessiz olmalısın yanıtı geldi. Zihnimin çarklarını geçen 2.5 senede o kadar çok çalıştırmışım ki, 2.5 ayda ancak durdurabildim. Durduramasaydım onu zihnimle yazıyor olacaktım. Zihnimle yazılmış tek bir kelimeyi bile kabul etmedi kitap. Reddetti beni. İşte bu öyle bir kitap ki bu kadar zamanda ancak onu yazmaya layık bir kıvama geldim.

Ve önceki gün baÅŸladı gerçek yayın… Ses deneme 1,2′lerde aldığım bilgiler bile kalbimi sıkıştırmaya yetti. Çok acayip birÅŸey geliyor dostlarım. Çok acayip birÅŸey… Kelle koltukta bir yazım süreci. Zihin çarklarının durdurulmasının nedenleri arasında ‘bunları yazarsam benim halim ne olur?’ da var. Şşşş… Sessiz ol ve yaz…

Mevcut kitap versiyonumuz da dağıtımda olmaya devam edecek. Kitabevlerinde iki alternatifli kalınlıkta yer alacağız. Bağımsız bir kitap yazma yoluna gidemiyoruz çünkü, okuyucuların önce 1. kitabı okuyup daha sonra bu kitabı okuyacağından emin deÄŸiliz. 1. kitabın bilgilerine haiz olmadan doÄŸrudan bu ikinci kitabı okumanın beyin felci yaratma ihtimali büyük. Åžaka yapmıyorum. O yüzden, yeni bilgilerimizi eski bilgilerimizin arasına saklamak zorundayız. Çok katmanlı bir yazım tekniÄŸi. Yepyeni, çılgın bir sayfa düzeni. Yepyeni bir dış görünüm. Yeni bir ad. TDG artı 2 yeni kelimeden oluÅŸan. Ve bahsettiÄŸim yüksek yeni bilgiler. Soru iÅŸaretleri giderilmiÅŸ, inancı daha da perçinlenmiÅŸ mevcut okuyucular. Kimi dostlarımız ‘ben zaten hiçbir zaman TDG’yle ters düşmedim ki’ demek suretiyle çeÅŸitli manevralar yapmak zorunda kalacaklar. Hiç üzülmesinler. Fakat ÅŸimdiden hareketlenmeye baÅŸlasınlar. Tanrı’nın doÄŸum günü’nü ilk kez okuyacak herkes. Çok acayip birÅŸey diyorum, daha fazlasını söyleyemiyorum. Büyük patlama öncesinde sevgilerimi sunabiliyorum sadece.

An itibariyle dünyanın tartışmasız en mutlu insanından
imza Büyük patlama...

Mart
26
2009
PerÅŸembe

14:55

Kolombiya’dan…:)

Mr. Ozdemir:
I have heard a lot about your book Tanrı’nın DoÄŸum Günü, but I would like to ask you any possibility to make a translation to other languages English, spanish, etc. I’m from Colombia and I can speak and read in Turkish but the book is quite hard for me that maybe in english I can understand it better.
Think about the idea of the translation there is a lot of foreigners waiting for your book in other languages.

Regards,

Milena

Mart
24
2009
Salı

14:05

Emzik…

Gecen gun kardesimin evinden iceri adim attigimda gordugum manzara beni sok etti… Yurutec almislar Emir’e… O sepet gibi ordan oraya tasinan bebek, evde fir fir gezmeye baslamis. Firfir firfir bana dogru geldiginde mutlulugum katlandi.
Emir gozumun onunde buyuyen ilk bebek. Gorgu tanigi oldugum ilk yaratılış mucizesi.
Karsimda oturdugu sirada bunlari geciriyodum icimden. Simdi gene Tanrinin dogum gunu’nu yaziyorum. Fakat bu sefer bir bebek var etrafimda. Gecen sefer yoktu. Sen cok ozel bi bebek olmalisin diyordum icimden. Ram da kitabi yazarken bebekligimi hatirlatmak icin burada olmalisin dedim. Tam bu sırada emzigini agzindan cikarip bana uzatti…

Mart
12
2009
PerÅŸembe

00:59

Bin sayfalık bir Tanrı’nın doÄŸum günü geliyor…

Åžimdilik bu kadar bilgi stop…
Çok öptüm…
Çalışmaya devam…
Sevgiyle stop…

Åžubat
20
2009
Cuma

22:11

Kuranla tanistim oglumla bulustum…

1960 dogumluyum.15 yildir Almanyada yasiyorum,05.06.2008 de biricik oglum Emre´mi trajik bir sekilde tren kazasinda kaybettim.O günden bu yana günlük
hayatin icinde aktif olarak yer alamadim.Sanal Günseli nin kitaplariyla tanistim kendisi ile de…Ayakta durabiliyorum.Ne var su kuran anlasilir olsa a ada ben de okusam derken tdg nü okurken buldum kendimi.Neredeyse yarim asirlik ik ömrümde ilk kez kurani anladigimi hissettim.Icinde kendimi,oglumu buldum. Hayatimda en cok ihtiyacim olan dönemde ve en anlasilabilir bicimde karsimdaydi ydi Kuran. Gencecik huzur veren ve Türk olan size hayran oldum.Karaladiginiz her yaziyi okuma arzusu var icimde.Birikimlerinizden eserlerinizden dolayi size saygi duyuyorum,hatta sevuyorumda.Allaha emanet olun.NURAN

notu Kuranla tanistim oglumla bulustum...

İsimleri yazmıyoruz sitede fakat bu isim ve bu içten mektup… BirleÅŸince… Nuran ismini Nura’n olarak hiç düşünmemiÅŸtim… Bu kederli annemize oÄŸlundan bir mesaj sanki;

‘O senin nura’nda…’

Åžubat
17
2009
Salı

22:36

Bu muhteÅŸem insanın önünde saygıyla eÄŸiliyorum…

KDK ile ilgili 2 deneyimimden bahsedecegim.Ilk kullanisimda sorum isimle ilgiliydi, hayalini kurdugum seylerle ilgili cok cok farkli alternatif bir isle ilgili sordum ve cikan kartta sevdigim isi yapmanin ibadet oldugu,diger kartta degismem gerektigi, digerinde ise hayallerimin oneminden bahsediyordu.Bu kadar mi olurdu???Ellerim,yuregim ayni anda titredi.Gun icinde 60 km yol yapiyorum arabamla.Ve etrafi kollarim hep yol kenarinda hayvanlar var mi diye.Olur da zor durumda veya yarali olan varsa alabilmek icin.Eskinin yerine yapilan galata koprusu uzerinde Minnosu buldum gecenin karanliginda,camurun icinde gorunmez olan yarali yavru kediyi yanimdaki arkadasimin once cop poseti, yanina gittiginde ise fare olusu sanmisti.Minnos 1 sene rehabilitasyonla yurumeye basladi.E-5 te tunel cikisindaki kopru cikisinda 2 kulak gordum minicik.Orta seritten emniyete seridine cektim ve Duman`i aldim oradan cagirdigim cekici yardimiyla.Cunku ben durunca motoruma kacti korkudan.En son TEM de yolun 2ye ayrildigi bir yerde 2 goz gordum karanlikta bana bakan.Tam yol ayriminda durdum emniyetli bir yerdi.Tasmali beyaz bir kopek,cimlere uzanmis yolu izliyor.Saga veya sola gitse arabalar ezecek onu.Onu korkutmaktan korkarak yaklastim bana bakti ve esnedi.Yaklasirsam yola cikar diye 5 metre uzaginda durdum ve bildigim yerleri aradim yardim icin.Belediye araci Kumburgaza gitmis,o halde ne yapmaliyim dedim veterinere.Onu birakin oraya alisiksa aynen geri doner.dedi.Nisanlimi aradim panikle ne yapmaliyim diye.Onu birak oranin kopegidir tasmasi varsa kendi alanina geri doner.dedi.Mantigim kabul etmedi ama icimde bir rahatlik vardi.Zor durumlarda hissedilen o mide buzusmesini yasamadim,arabama bindim ve ellerim titreyerek ne yapilmali diye dusunerek yine kdklarimi buldum.Karanlikta cektim.Dikiz aynasi isiginda okudum.Ilk kartta sebeplerden bahsediyordu.2. kart bostu ve 3. de bostu.Gozlerim doldu.Burada dogru veya yanlis yoktu.Durup dusunmem yeterliydi.Daha sonra o kopegi hic gormedim.Ama iyi oldugunu cok derinimde biryerler biliyorum.

Åžubat
16
2009
Pazartesi

22:07

Selam sevgi herkese…: )

Görüşmeyeli epey zaman oldu. Aylar yıllar oldu. Du bakıyim sana şöyle bi. Hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸsin : ) Bu arada bu laf, kiÅŸisel devrim penceresinden bakınca hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸsin lafı hakaret gibi bi ÅŸey. Vay sen bana nasıl hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸsin dersin al sana al sana. Geçen eski bi arkadaşımı aramak geldi içimden. İnzivaya çekildim malum, haberi yoktur, ona kırgınım zannetmesin dedim bi aradım. Birkaç sene geçmiÅŸ aradan. KonuÅŸtuk güzel güzel. Fakat ona ÅŸunu söyledim konuÅŸmanın sonunda: Hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸsin ama, herÅŸey hep aynı?! Sanıyorum o da farkındaydı…

Müsaade fazı’ndan sonra gelen mesajlara bakınca biraz merak olmuÅŸ gördüğüm kadarıyla. Åžurada iki satır gizem yaratalım dedik, ona da müsade yok : ) Ne olurdu 8 ay sonra yazıyor olsaydım neler yaptığımı : ) Ağız tadıyla maÄŸarama bi girip çıkıcam, yok, müsade yok. Ama en çok hoÅŸuma giden, en çok güldüğüm ÅŸu oldu. Müsade istediÄŸim yazıdan sonra yüzlerce müsade geldi. Müsade seniiin, bekliyoruz yeni kitabımızıııı, yolun açık olsuuun. Buraya kadar süper. Müsade mesajları, 1 hafta 10 gün sonra özlem mesajlarına dönüştü : ) E ama ben bunun için müsade istemiÅŸtim…: ) Sevilmek, sevmek böyle iÅŸte. O  yüzden, gizem yaratmadan biraz haber havadis bildirip, sonra tekrar ‘müsaade isteyeceÄŸim’ dostlarımdan.

Sessiz olmak bu işin olmazsa olmaz kuralı. Dostlarımın benden haber alamaması kadar, benim de kendimi ifade edememem bir kısıt benim için. Fakat bu kısıt, kitap sürecinde ateşleyici güç oluşturuyor. Sessiz olup birikmek lazım öncelikle.

Neler oldu neler bitti geçen günlerde. Öncelikle kedilerimiz yeni yuvalarına kavuÅŸtu. Çok sevildikleri yeni aileleriyle buluÅŸtular. İki kardeÅŸ birbirlerinden ayrılmadılar, bu çok güzel oldu. Okuyucu ailemizden, çok güzel insanların evine gittiler. Kedilerimiz İzmir’e gittiler. Kalbim Ege’de kaldı özetle. İyi ki de kaldı. Yazları orman evleri varmış, oraya gidip kalıyorlarmış, bu sevincimizi katladı tabi. Bakın kafiyeli oldu: Sütlaç, Zilli artık İzmirli…:)

Emir 8 kilo oldu geçen süreçte. 4 aylık bi bebeÄŸin 8 kilo olması çok olaÄŸan deÄŸilmiÅŸ : ) Bir pehlivanın ayak sesleri bunlar resmen…:) Eskisi gibi öyle uzun uçuÅŸlar yapamıyoruz. 8kg. Kule de insan, onun da canı var. Kısa mesafeli uçuyoruz onun yerine : ) Geçen gün ilk defa kahkaha atmaya baÅŸladığını gördüm. Bakıcısı biÅŸeyler yapıyo, o da nasıl kahkaha atıyo… Çok ÅŸaşırdım. Bi resmini koyalım bu arada unutmadan Emir efendinin. İlerde karşılaÅŸtığınızda ‘Elimizde büyüdün kerata’ dersiniz : )

Ağır senet ödemelerimiz vardı hani. Sonuncusunu önümüzdeki hafta ödüyoruz şükürler olsun. Unutulmaz Çiçek Abbas filmi vardı. Orada Abbas, kendi kırmızı minibüsüne sahip olmuştu, kazandığı paralarla gidip senetlerini geri alıyodu aynı bizim hesap : ) Önümüzdeki hafta kuş gibi hafif olacağız hayırlısıyla. Gelen paralar konusunda biraz kaderciyiz. Ne çıkarsa bahtımıza şeklinde. O kadar bilgisayar programları yaptım, şu vadesi gelen alacaklar üzerine iki satır bişey yapamadım. Adaaaam sen de boşver dedim. Terapi gibi geldi. İşte yumurta kapıya dayanınca, aklımıza diyenarı arayıp bu ay bize ne kadar ödeme yapacaksınız öğrenebilir miyiz demek geldi. Niyeki dediler. Biz de böyle böyle bi senedimiz var da. Ona göre finansal planlama falan yapalım (Yalan. Amaaan boşver Dona düşünsün diyecektim sadece kapa parantez : ) Diyenar senediniz ne kadar dedi. Biz de şu kadar dedik. Aa dedi diyenar. Şu işe bakın bu ay tam o kadar ödeme yapmayı planlamışız size : ) Yaşasııın : )

Yeni elektronik oyuncaklar bakabilirim kendime demek oluyor bu. Bi tane oyuncak var ki, rüyalarıma giriyodu. Epılın yeni leptopları. Acayip biÅŸi. Fakat çok para. Ama acayip biÅŸi. Fakat çok para. Yahu çok acayip biÅŸi diyorum. Gel gör ki çok para. Åžekilde görüldüğü gibi böyle çatıştım kendimle : ) Yeni kitap, yeni laptop diyorum. ‘Çok paraaa’ diye bi ses içimden. Bi yandan da TDG’yi yazdığım ilk bilgisayarımı çok seviyorum. Antika olsa da. Hani ÅŸu kendinden kombili olan : ) Bi çalıştır, bütün apartmanı ısıtsın. Onunla yazarım artık ne yapiim diyorum. Fakat ekranı da iyice sarardı. ‘Çok paraaaa’. Hele ÅŸu ödemeler varken böyle birÅŸeyi aklından geçirmen bile inanılmaz aslında. Acayip biÅŸi ama. Bi de bu diyenar telefonu yok ortada o zaman. Fakat içimden bi ses de, hiç susmadan korkma al diyor. Yok dedim. Almayacağım. Eskisiyle yazacağım. Bakınız buradan sonrası çok önemli. Bu kararı verdikten sonra, klavyenin ok tuÅŸları vardır ya hani. İşte o oklardan topraÄŸa bakanı çıktı yerinden. AÅŸağı ok. Hayırdır inÅŸallah dedim. Tamir edilmek üzere güzelce paketleyip kargoya teslim ettim bilgisayarı. Ve ne oldu dersiniz. Yolda ekranı kırılmış… Eh artık mecburdum, baÅŸka hiç ÅŸansım olmadığı halde almak zorundaydım o bilgisayarı : ) Amerika fiyatlarıyla buldum bi yerde. Hemen bizim burda. Gittim dedim ki, bu bilgisayarı istiyorum fakat ÅŸu an param yok. Yayınevlerinden aldığımız çeklerden birini vererek alabilir miyim. Hani çocukken bakkala gidersin cebindeki bütün (bozuk) paraları tezgaha döküp, ‘Bana bu kadarlık ÅŸeker’ dersin ya. Aynen öyle : ) Normalde hayatta olmaz fakat adamlar olur dedi. Oleeey. Kriz mi ne öyle biÅŸey varmış. Anlamadım ondan kabul etmiÅŸler : ) Eeeeee nası söylesem, ÅŸu an bu satırları yeni mekbukpıro’m ile yazmaktayım, saygılarımı sunarım : ) İki tane aldım. Bir dostum da istiyordu. İkisini birden çekle aldım. O da kendisininkinin parasını bana hemen nakit ödemesin mi : ) Bir de ekranı kırılan bilgisayarla ilgili sigorta ÅŸirketinin bir ödeme yapması söz konusu olacakmış. Bu iÅŸten çok kazançlı çıktım. Ama gerçekten de. İçimdeki sesin dediÄŸi gibi: Acayip biÅŸi : )

Bu arada kriz demiÅŸken. Bizim eve temizliÄŸe gelen bir Kezban hanım vardı. Daha önce anlattım mı bilmiyorum. Bi gün evde oturuyorum. Bir ses yukarıdan. Ü Ü Ü R Ü … ÜÜÜÜÜÜÜ… Ama bu? Horoz sesi? Amanın evde horoz var. Nası girdi eve? Efendim meÄŸer Kezban hanımın süpersonik cep telefonunun zil sesiymiÅŸ. Ama nası gerçek gibiydi ses. Cep telefonu da hani çok geliÅŸmiÅŸ biÅŸey belli ki. Ekolayzerli : ) Bu kadar içe dönük bir kadının bu kadar agresif bi melodi seçmesi de ayrı bi konuydu. Yani böyle aÄŸzına vur lokmasını al bi görüntü içindesin. O sırada telefonun bi çalıyo ki. Drakula olduÄŸunu falan öğreniyoruz. Öyle bi tezat. İşte o Kezban hanım gelmiyor artık. Zam yapmış kendisine. Haberleri falan izlemiyolar muhtemelen. Ekonomide kriz mi kereviz mi ne biÅŸey çıkmış. Ve çok takdir ettim, bunlar gizli bir networkmüş meÄŸer. Masonik bir örgüt gibi. İstanbul’da temizlikçi kadınlar bi gecede gündeliklerini 80 liraya çıkarmışlar : ) Ü Ü Ü R Ü … ÜÜÜÜÜÜÜ… : ) Bi hesap yaptım. Dedim ki üniversite bitirmiÅŸ insanlar kazanmıyor böyle bir para. Bu haksızlık. O yüzden bütün Kezban hanımlara kapattım evi. Zaten evde yabancı bir enerjinin çok da hoÅŸuma gittiÄŸi söylenemez. Fakat evde de 3 kedi. Yumak halinde tüyler. Çözümü buldummm. Teknoloji sen herÅŸeye kadirsin. Fakir diye bi markanın tüyleri almak üzere özel olarak geliÅŸtirilmiÅŸ bir ÅŸarjlı süpürgesini buldum. 100 lira. Mucize bir alet. Hayvan besleyen herkese tavsiye ederim. Çok pratik biÅŸey. Ev artık tertemiz. Hanımefendimize de temizliÄŸi sportif bir faaliyet olarak deÄŸerlendirmesini ve zevk alarak yapmasını önerdim. Hele o makinayla, günde yarım saat. Sonuç tertemiz bir ev. ‘Ayda bir camlar için’ isterim mutlaka diyor. Åžu an camlara teknolojik bi çözüm arayışındayım aklınızda olsun. Acaba diyorum arabadaki gibi silecek mi taksam : ))) Süper bi fikir olabilir. Askerde çok cam sildim gerçi. Ben bile yapabilirim. Çok zevkli biÅŸeydir cam silmek. Genç insanların temizlikçi kadın gibi yöntemlere baÅŸvurmasını hiç sıcak bakmadım. Aciz bir görüntü gibi geliyor nedense.

Bi gün bizim evde şöyle biÅŸey oldu. Bi baktım Red Kit çizgi filmlerindeki gibi bir toz ve tüy yumağı evde arz-ı endam eyliyor. Bu nedir diye sordum. İki gün sonra kadın gelecekmiÅŸ, o yüzden besliyomuÅŸuz onu evde, bunu öğrendim. Hmmm… Temizlik isterim diye kavga çıkaracak halim yok. Naptım. Yukarı çıktım. Viledalarımı hazırladım, elektrik süpürgesi önden bi baÅŸladım evi temizlemeye. Ama nası temizlemek. FoÅŸur foÅŸur. Sana da Kezban hanıma da hiç zahmet vermek istemem dedim. Birkaç saatte temizledim evi. Bahar oturduÄŸu yerde yazık öyle bi mahçup oldu ki. Ama ev de mis gibi oldu. Mesajımı da güzellikle verdim. Hem de böyle çarpa çarpa : ) Ondan sonra yoluna girdi iÅŸler. Bi kere çalıştığım bi ajansta ekibimdeki bi stajyere masa vermemiÅŸlerdi. Stajyer diye küçümsediler muhtemelen. Öyle mi? Kendi masamı ona tahsis ettim. EÅŸyalarımı topladım, panoya kendi resimlerini astı o derece tahsis yani. Sonra pılımı pırtımı toplayarak genel müdürün odasına gittim. Elimde bir sandalyeyle. Hayırdır buRAK? dedi. Ben de ‘Benim masam yok. Senin masanı paylaÅŸmaya geldim.’ Pis pis ‘Mahsuru yoktur umarım?’ diye sorduktan sonra da ekledim: MaÅŸallah çok da büyükmüş, ikimize de yeter sen üzülme…: ) Eeeee, 10 dakika içinde stajyer arkadaşıma bi masa tahsis edildi : ) Stajyerin masa sorununu, genel müdürün masa sorunu haline getirebilirsen, bütün masalar emrine amade : )

Hani daha önce cep matineleri konusunda, bi gün gece yarısı birilerini zırzır mesajlarla uyandırıcam ama dur bakalım demiÅŸtim. Eeeee sonunda baÅŸardım. Gecenin ikisinde okuyucularımıza bir haftalık müfredat bir anda gidiverdi. Gece insanlar uykudayken. Mesajlardan bazıları da uykuyla ilgili bu arada. ‘Uyan uyan. Biliyo musun uyku aslında ruhsal bi süreç. Heh tamam ÅŸimdi uyumana devam et’ gibi oldu resmen. Ne diyelim. Pardoooon. Nasıl baÅŸardığımı da halen biliyor deÄŸilim. Sistem hep zamanında gönderirken o gruba bi anda yığıvermiÅŸ mesajları hayret. Gece ikide dostlarımı bilmeden uyandırdığım sırada, son yılların en yüksek frekans akımına maruz kalmıştım. Zamanlama gerçekten çok ilginçti. Ne diyelim efendim. Devrim yaratacak mesaj, sistemde durmaz demiÅŸler. Kim demiÅŸ bilmiyorum : )

Bu arada kötü haber. NASA gözlüklerimin camları çizilmiÅŸ : ( Bu iÅŸte kedi milletinin parmağı varsa, korksunlar benden. Muhtemelen çok tatlı oldukları için kızamam gene ama olsun, korksunlar : ) Herkese tavsiyem evlerinde balık, kedi, köpek, kuÅŸ, tilki maymun hatta HOROZ biÅŸey beslesinler ve içlerinden birinin adını mutlaka YAÅžASIN koysunlar. İnsana bu kadar güzel enerji veren bir baÅŸka ÅŸey olamaz. En kızgın olduÄŸun anda bile YaÅŸasın dedirtiyo sana : ) Süpersonik bi sistem. Bi dostumuzun kedisinin adı ÅžarloymuÅŸ. Çok severim zaten Charlie Chaplin’i. Bu isme de çok bayıldım. Nerden aklıma estiyse artık. Neyse Åžalo beni andı kesin.

Efendim müsadenizle çekiliyorum huzurlarınızdan. Beni merak etmeyiniz. Çok iyiyim. Çok iÅŸim var sadece. Çok güzel bir iÅŸim var : ) O yüzden kabuÄŸuma çekildim. Hepinizi pek çok seviyorum. Küçüklerin elciklerinden, büyüklerimin gözlerinden öpüyorum. Bütün kötülere de ‘Van Minıt, Van Minıt’ diyorum : )

Bu müsaade fazıyla ilgili sloganımız şu olsun. Hani böyle siteye girdiniz, ses yok soluk yok, az biraz hüzünlü bi görüntü. O zaman hep aklınıza şunu getirin. Hiç unutmayın:

‘özlem iyi birÅŸeydir…’

imza Selam sevgi herkese...: )

 Selam sevgi herkese...: )