_Görüş_
Hiç kaşındınız mı.?Öyle sinek ısırığından falan bahsetmiyorum.Histeri halinde hırş hırş hırş bir kaşınma bu.Öyle ki yolasınız,yırtasınız,kazıyasınız gelir neresi kaşınıyorsa.
Hayır tahmin ettiğiniz gibi bir pirelenme hikayesi olmayacak bu.Pire olması için dua ettiğimiz ama pire olmayan gerçek bir hikaye…
Bundan yaklaşık 4 yıl öncesi deli gibi çalıştığım,kendimi unuttuğum dönemler…İş kalabalık,ev kalabalık,hayat kalabalık….
Tuttu beni bir kaşıntı ama nasıl,yaşamayanın anlayacağı türden değil.Bütün gün kar kar kar kaşınıyorum.Gündüz sahneye çıkıyorum,öğlen kuliste kaşınıyorum,akşam evde keseleniyorum,gece yatarken kaşınıyorum.Ne yapsam ne sürsem fayda etmiyor,Allahım deliricem….
Tabii ki sülalece ordan burdan duyulan tüm şamanik otacı ilaçlar deneniyor,Hiçbirşey yok…Aynı tas aynı hamam sevgili izleyiciler kırt kırt kırt…
Ben bu kaşıntılı halimle barıştıktan yaklaşık 2 ay sonra sağ ayağım çarpıyor gözüme.Minik bir pembelik.Minnacık miniminnacık,hatta şirin bile sayılabilir.Bir başak burcu hassasiyeti ile yaklaşıyorum olaya,bir elime büyüteç alıp bakmadığım kalıyor.Kesin kanaate varıyorum.Çarpmışım berelenmiş….Kesin kanaatlerim ve ben sonra kafayı duvarlara vuruyoruz ama….
Yaklaşık bir ay öyle_böyle geçiyor.Pembelik kırmızıya dönüşüyor.Olayı şişmanlığa bağlıyorum hemen,kolay geçmez tabii geniş arazi geyikleri yapıyorum evde.Geyiklerim de pişman oluyor sonra..
Zamanla kırmızılık mosmor bir hal alıyor.Panikliyorum ama çaktırmıyorum.Yakın zamanda dedemi kaybetmişim cilt kanserinden…Kondurmamaya çalışsam da bir paranoyaklık sarıyor bünyeyi…
Soluğu Öğretmen hastanesinde alıyoruz annem ve ben.
Kolay,sıra beklemeden şak diye çıkıyoruz dermatoloğun karşısına.Kocaman bir ışıklı aletle bakıyor amca.Amca egzama diyor.5 kişiden 1 inde görülür.Alın şu şu merhemleri sürün.
İçim rahatlıyor kuş gibi çıkıyoruz hastaneden.Annemin de bana çaktırmadan aynı endişelerde olduğunu o an anlıyorum.
_İnkar_
O hastane,bu hastane şu hastane,salak sulak bilinmez uydurma tedaviler….Yok egzamaymış,yok dermatitmiş…Bir sürü ilaç,bir sürü savunma sistemi çökertgeçi….
Bir çaresizlik hali…
Bir gece ağrı var normal,yanma var normal..
Sabah bir uyanıyorum ki üç senelik garip dostlarımla tanışıyorum.Açık yaralar….
Bir gecede açılan ve pek sevdiğim kendimi,alien yavrusuna çeviren bir garip haller.Şok hali….
Artık kanser olduğuma emin oluyorum…Anlayamadığım bu kadar gelişmiş teknoloji ile hiçbir hastanenin buna teşhis koyamaması.
Her şey gibi acıya da alışıyor bünye.
Nasıl ve ne çarelerle alıştığını hiç anlamıyorum ama alışıyor.İnsan vücudu girdiği hali anında benimsiyor.
Yaralar gece be gece büyüyor,ne yapsak ne etsek bilemiyorum.O kadar çaresizim ki…Bir doktor bununla biz baş edemeyiz diyor_ki içlerinde ilk kez biri doğruyu söylüyor_
İzmire gidin,diyor orada bir üniversite hastanesi tavsiye ediyor.Hemen izmire gidiyoruz.
_İşkence_
İzmirde hastanelerde acil dermatoloji girişi olmadığı için bizi bekletiyorlar.Birinin “inanmıyorsanız gelin bakın,daha ne kadar acil olabilir” diye bağırdığını hatırlıyorum.Galiba annem.O kadar uzaktan geliyor ki sesi…
Bir anda kendimi 10 tane doktorun garip bakışları altında buluyorum.Bir uzaylı incelermiş gibi bakıyorlar.Bilmediğim kelimeler havada uçuyor.Evet bir şeyim var ama ne olduğunu bilmiyorum.
Bilmeyince daha çok korkar insan.Dibine kadar korkudayım.Korku..
Hemen yatırıyorlar beni hastaneye.Bembeyaz çarşaflar.O kadar unutmuşum ki beyaz çarşafı ben.Yaralarım aktığı için hergün değişen lacivert çarşaflarım vardı.
.Bembeyaz çarşaflar kirlenecek diyorum içimden..Yazık diyorum…İnsanın kendine bakıp kusma isteği duyması bu olsa gerek.Kendimden tiksiniyorum.Musluktan sızan su gibi akıyor ayağım..Damla damla ruhumu bırakıyorum akan irinle bembeyaz çarşaflara….
Patoloji alınıyor.Bekliyoruz.Bekleme sürecinde hiçbirşey yapılamaz.Bekliyoruz..Nihayet bir zaman sonra geliyor sonuç
Bx:Necrobiosis Lipoidica
Yazıyor.Ne ki şimdi bu?Geçici mi_?Kalıcı mı?Ölüyo muyum?Nedir?
Ölmüyorsun ama sürünüyorsun.Kalıcı tabir bu.Yedi milyonda bir görülen neden olduğu bilinmeyen,nasıl geçtiği bulunamamış bir hastalık.Tedavisi bulunamayan…En nadir şekli de yaralar şeklinde görülmesi.Bir gecede yaraya bulanıyorsunuz.İki senede geçmiyor.Böyle bir şey…..
Ertesi gün vizit yapıyor hocalar.Tedavi şeklim anlatılıyor.Pansuman iyi güzel.Lazer tedavisi süper.Geçecek yani.Kalbimden bir milyon kuş havalanıyor.İyileşeceğim.Kolaymış diyorum.
Bir pansumanın ne kadar acı vereci olacağını bilmiyordum Henüz……..
Hemen oynaya zıplaya pansuman odasına gidiyorum.
İki doktor var.İki kişiye ne gerek var ki altı üstü pansuman.Biri neşter çıkarıyor.Onlar bisturi diyorlar.Çeşit çeşit sargı bezi pamuk bıçak ürkütücü ne varsa her şey seriliyor ve tabi ki küratör.
Doktor küretaj yapıcaz korkma diyor.Ne alaka ne kürtajı diyorum hiçbirşey anlamıyorum…
Küretajın manasının kazıma oldugunu ve sırf kürtaj için kullanılmadığını bilmiyorum…
Henüz……..
Yat diyorlar.Küfür edebilirsin,şarkı söyleyebilirsin,duvarı yumruklayabilirsin,bağırabilirsin…İyi de niye?????
Yat diyorlar yatıyorum.Derken Bedenimden ruhuma bir bıçak giriyor.
Kesmeye başlıyorlar beni.Canlı canlı uyuşturmadan.
Nasıl bir ses çıktıysa benden annem fırlıyor kapıdan içeri “napıyosunuz kızıma “diye.
Böyle geçecek ancak diyorlar.Annemi yukarı kantine çıkarıyorlar galiba.Güçlükle anımsıyorum.
Serviste herkes kapısını kapatmış o sesleri duymamak için.
Sonradan öğreniyorum.
Kıtır kıtır kıtır kesiyorlar beni.
ALLAHIM BU ACIYI HAKEDECEK NE YAPTIM BEN?
NE YAPTIM?
Bitecek,şimdi bitecek az kaldı diyerek avutuyorum ama bitecek gibi değil.Epidermisi yok edip altından yeni doku gelmesini bekleyecekmişiz.Söylerken ne cici.Ne kadar kolay.Epidermis.Küfür dağarcığımın gelişmesi pansuman günlerime rastlar….
İzmir bana kabusu hatırlatır hep bu yüzden.
İşimi kaybettim.
Sahnemi kaybettim.
Saçlarımın hatırı sayılır bir kısmını kaybettim.
Bacaklarım bir uzaylı yavrusuna benziyordu.
Beyazlığımı kaybettim.
Arkadaşım olduğunu sandıklarımı…
En önemlisi
Allaha güvenimi….
Yukarıya küstüm.İnacım olmasına rağmen tavır aldım.Ölümlü bir insana bu kadar acı çektirilmesi adaletsiz buluyordum.Hani o hassas terazi.?
Bana sadece terazinin topu düşmüştü,onla idare ediyordum
_Sabır külliyatı_
Pansuman zamanları haricinde mutluydum aslında.Mutlu olmaya çalışıyordum beni kesmedikleri sürece.Zamanla hastanede bir eküri kurdum.Yaş ortalaması 50 civarı bir arkadaş grubum vardı Lazere girdiğimde vıngırdayan yeni çıkan hücrelerime bakıp isim takıyordum,halay çektiklerini falan düşünüyordum.
Ruhum hariç her şey yolunda gözüküyordu.
İki ay boyunca beni kesmelerine izin verdikten sonra bir devrim yaptım.
_Neden bana acı çektirmelerine izin veriyordum ki?_
Bir pansuman sırasında Dr a bırakın dedim ben yapacağım.Acı çekeceksem ben çektireceğim.Kendi kendimi ben KESECEĞİM!
İnsanın kendi kendine zarar vermesi duygusunu dibinin dibine kadar yaşadım.Teoride zarar değildi tabii ama dışardan fena halde öyle gözüküyordu.Dr ların dediğine göre kimse denememiş daha önce böyle bir şeyi.
Sepetlediler beni ve ben de hayır demedim çok sıkılmıştım çünkü.Taktik basitti.Kendimi kese kese iyileşecektim,öyleyse bunu evde yapabilirdim.
O günden bu yaza kadar kendi kendime yapılacak her müdahaleyi kendim yaptım.Günde 4 iğne,serumla yıkanma,pansuman,kesme biçme,aklınıza ne geliyorsa.
Kendi kendime zulmetme lüksü bendeydi ve sadece bende olacaktı!
Her şey gibi buna da alışmıştım.Yüzyıllardır denize giremiyordum,Kişisel temizliğimin ayak kısmı sadece ıslak hijeynik mendilden ibaretti,kendime böyle acaip bir yaşam kurmuştum.Rollpor ları bilen bilir(Yapışkanlı streil bez).Bir seferde 20 rollporla ayağım sarıyordum.Dolayısıyla dışarı akma olayını çözmüştüm.Hayatıma kaldığı yerden devam ettim.Eve en sık aldığınız şey sizin domates ise benim rollpor du ve tabii ki bedava değildiler.
Maddi olarak ailemi bitirmiştim…
Tekrar çalışmaya başladım.
Çok yoğun bir tiyatro sezonu geçirdim geçen sene.Üstüne yetmedi bir de film çektik.Bu halimle bunları yaptığıma hala inanamıyorum.Alışma olayını abarttığımı kabul ediyorum….ama para kazanmam gerekiyordu ve işimi çok özlemiştim.
Ufak ufak ağrılarım oluyordu,her zamanki gibi ciddiye almıyordum.Geçer geçer geçer….Zamala hergün apranax içer olmuştum.Evde en sık kullanılan olmaya başlamıştı apranax.Bitince panik oluyordum.Eve gelen herkes alışmıştı.Koltugunun altına ekmek alır gibi apranax almaya başladılar gelirken..
Sonra günde 2 ye çıktım..Sonra 4 e…
Uyanıp ilaç içmekten ve sonra tekrar uyumaya dönmüştü hayatım.Uyanıkken ağrılar dayanılmazdı çünkü.Banyo yapamamaya başladım.
Oturduğum yerde çürüyordum.
Ağlıyor uyuyor ağlıyor uyuyordum…..
Birgün yine kişisel bir devrim yapıp banyo yapmaya karar verdim.Banyoya girdim ve suyu açmamla küvete çökmem bir oldu.Su sanki asitti ve değdiği heryeri yakıyordu.Bayılmaya bir adım kalmıştı ve şükürler olsun annem evdeydi.Çığlığıma koşmuş ve beni ban
yodan yatağa götürebilmişti.Hemen yaraları kapatmalıydım yoksa acıyorlardı havayla temas ettikleri zaman.Daha nasıl acıyacaklarını bunun bir üst kademesini bilmiyordum…….
Henüz………..
Pansuman için elimi ayağıma götüememle musluk açmışım gibi ayağımın yarısı yere aktı.Bunu görmeyenler için fantastik geliyordur muhtemelen ama bunlar birebir yaşandı.Ayağımın içi havuz gibi boşaldı yere.
O an sanki bir patlama bir gına hali…
O an dedim ki böyle bir acı olamaz…
O an dedim ki ANNE,ÖLÜYORUM…………
Halbuki ölmek kolaydı.Zor olan yaşamaktı…..
O an ölmeyi diledim.İyileşmek ölümden bile uzakta duruyordu.
Böyle yaşayamayacağım dedim.
Ölmeliyim…..
Bu acının sonundaki tek huzur ölüm gibi duruyordu ve gitgide yaklaşan bir şeçenekti….
Bana bunu yaşatan herkimse herneyse neticesini de göstermeli ve huzurla ölmeme izin vermeliydi!
Annem dedi ki”Korkma kızım melekler seninle.Tanrı seninle”
NEREDE dedim.TANRININ MELEKLERİ NEREDE???
NERDE ANNE,NEDEN BENİ BIRAKTI???
Tüm gücümle bağırıyordum sinir krizi gibi ruhsal bir krizdi.Yukarıya tüm sitemimi tüm tavrımı kusup ağladım,ağladım,ağladım…….
O an şalterleri indiren bir an oldu.
O an yukarda olsaydım meleklerin de ağladığını görebilirdim sanırım.
Sinirsel ve ruhsal depreşmelerimin geçmesi için ilaç almaya başladım.İntihar etmeme izin verilmiyordu.Her seferinde tuhaf bir şey çıkıyordu ve erteliyordum düşünceyi.Madem ölmeyecektim,izin vermiyorlardı o halde beni düzeltmek zorundalardı.
Dear God fix me ve no pain no gain zikri yapıyordum.10 cümlemden biri bunlardı.
_Döngü_
Yaklaşık bir hafta Türkiyedeki bütün hastanelerle (özel_üniverste_klinik)yazıştık,telefonlaştık.Hepsi söz birliği etmişçesine aynı şeyi söyledi.Biz sizi tedavi edemeyiz,üzgünüz!Türkiyede sizi tedavi edecek olanak yok.vsvsvs
Tam umutlarımın tükendiği an bir doktor ismi aldık.Dünyaca ünlü bir dermataolgun asistanlığından profluğa yükselmiş,iyileştiremediği yokmuş miş muş muş.Artık kimseye hiçbirşeye inancım kalmamıştı.
İnternetten sitesine girdim bulunduğu hastanenin.
Sıfatına baktım.
Dedim ki bu mu beni düzeltecek haydi canımmmmm.Yamamoto yerlisi kılıkı bir resmi vardı ve tırsmıştım.
Ne yazık başka çarem yoktu.
Bin çeşit torpille randevu listesine ertesi güne yer bulduk.
Şişli saat 6:30
Ertesi gün şişlide muayenehanedeydik….
Bekleyin Cem hoca sizi içeri alacak birazdan.
Zorlukla odasına kadar yürüdük.AÇ dedi açtım bacağımı.
Siz dedim Cem bey siz benim son şansımsınız…,
Baktı baktı..Bana bir milyon yıl kadar uzun gelen bir süre sonra
HALLEDERİZ GENÇ KIZSIN BİŞEYİN KALMAZ dedi.
O an yaşadığımı Dünyaya ait hiçbir kelime ifade edemez.
Kapıdan denizaltı girse umurumda diildi.Hallederiz demişti boru mu koskoca Proftu adam.Hallederiz diyodu.Halledicekti.Beni düzelticekti.Geri kalan hiçbirşey umurumda dildi.
Şişli sokaklarında topallayarak seken ve mutluluktan ağlayan o manyaklar bizdik evet.Annemle ben….Hakkımızda ne düşündükleri umurumuzda diildi.Geçecekti.
Galiba yukarıya yaptığım sitemler etkili olmuştu…
Ertesi gün Cerrahpaşadaydık.Yatacaktım yine.Dermatoloji servisine girdik.Yatacağım odaya geldik 103.
Hayatımda bu kadar kasvetli biryer görmemiştim.Girmemle çıkmam bir oldu.Burda kalamam dedim.Sanki başka şansım varmış gibi.Döndüm dolaştım.Kafama vura vura 10 adıma 10 adım iki kişilik çilehaneme girdim.
_103_
103 numara benim kişisel mağaramdı,tabii bunu sonra anladım.Tek farkı biriyle paylaşıyor olmamdı.
Bu sefer her işin çakalı olmuştum.Prosedür konusunda zorlanmadım.Lakin kimseyi tanımıyordum ve akşamları kapıyı üzerimizden kilitliyorlardı.İlk defa bir hastanede böyle bir uygulama gördüm ve sinirimden çatladım.Her gece kilitlenmek kabus gibiydi.Gibi ne ki düpedüz kabustu.Özgürlük konusunda 6 yaşında tek başında uçağa bindirilen ve izmire yollanan biri için kilitlenmekten öte bir kabus olamazdı….
İkinci gün vizitte açıklama için Dr lar toplanmıştı.Alışkın olduğum bir manzara.Ne anlatacaklarını bekliyordum.Beni nasıl iyileştirebilecekleri hakkında en ufak fikrim yoktu ama şunu biliyordum HAYIRLI BİR HAYALLERİ VARDI….
Aynı benim gibi…..
Islak pansuman,permasol ve ışın tedavisi…Pansumanın her türlüsüne alışkındım korkmadım.Işın tedavisi…işte bu ürkütücüydü….
Pansumancı geldi elinde bir kova.Destur bismillah bu ne şimdi?
İçinde mor bi sıvı.Güzel kokuyordu.Batır dedi ayağını.
Batırmamla magmaya kadar inip geldiğimi hatırlıyorum.
Böyle bir acının,böyle bir ızdırabın tarifi olamaz.
Çığlıklarım karşıdaki ameliyathaneden duyuluyordu.İlk 5 gün hayatımın net en kötü günleriydi çünkü kovadaki şey sıcaktı ve ben havayla bile temas ettiremezken sıcak suya sokuyordum ayağımı…
Serviste hemşireleri konusurken kulak kabartmıstım.Pansumancı söyledi parça parçaymış,çok kötüymüş,kokuyomus diyorlardı.Kim demiştim saf saf.Ölü görmüş gibi olmuşlardı.Benmişim konustukları…
Yaklasık herseyı toplasan 2 saat süren bir pansumandı.Kendime gelmem ise 5 saati buluyordu.Yemekler berbattı.İnsanları tanımıyordum.En yakın muhabbetim pansumancı Hüseyinleydi…
Dermataolji servisleri tuhaftır.Ufacık sivilcesini dert edinip yatan da olur kanser olan da…Ortası yok gibidir.Kendi hastalıgımın evrenin en korkunc hastalıgı olduguna o kadar emindim ki çıkıp dolaşmamıştım bile………
Yanımda manyak bi hatun yatıyodu.Sivilcelerinden yattığı için benim varlığım onu dehşete sürüklüyordu.Oldukça kapalı bi hatundu.Bir gün dedim ki abla yanıyorum,
daha bu ne ki cehennemde yanacaksın demişti.
O an kayışı kopardım ben zaten…Bu insanlarla konuşulmazdı ve konuşulmamalıydı da…
Birgün başhemşireye şöyle dedi.Bu kızdan rahatsız oluyorum kokuyor…Hayatımda daha nasıl ve ne kadar utanabileceğimi bilmiyorum.
Hijyen konusunda titiz bir başak burcu insanının daha kötü ne duyacağını bilemiyorum.
Yapacak bir şeyim yoktu ki.YARA BU VE KOKUYORDU….Elimden gelse..Gelmiyordu ve bu lafı yemiştim ama hala daha yarım şişe parfümle geziyorum…Koku takıntım oldu orada….
Kendimi kitaplara mecmualara vermiştim.İki günde tuğla kadar kitaplar bitiriyordum.İçimdeki acıyı unutmanın tek yolu yoksaymak ve okumaktı.
Sürekli okuyordum.Herkes alışmıştı bu vaziyete.
Bir akşam aktüel i aldım elime.Sersem sersem karıştırıyordum.Sayfayı çevirdim ve o sırada Allah da bana bir sayfa çevirmişti….
O sargılı mumya halimle nasıl zıpladım,nasıl telefonu elime aldım nasıl annemden kitabı istedim bilmiyorum.İşin tuhaf kısmı daha bir cümlesini okumadan ve resmine dahi bakmadan bunu yapmıştım.
O gün 150 kere annemi aradım aldın mı aldın mı aldın aldın mı aldın mı….
_Hediye kitabı_
Ertesi sabah şafak söktükten sonra annem geldi
Elinde bir hediye kitabı….
Bu benim hediyemdi.
Benim kitabımdı.
Benim Doğum günümdü.
Tanrı’nın doğum Günüydü!
Soluksuz okuyordum.Dona Tanrım ın oturum açtığı sayfada ise dedim ki….
Sonunda…Sonunda Tanrı ve mekeleri bana da geldi
Sesimi duydular….
O günden sonra Dr ların iyileşmem için biçtiği en az 6 aylık dönem gözlerimden uçtu gitti.
İyieşeceğimi ayağa kalkacağımı biliyordum.
Tanrı gelmişti.Tanrı söylemişti….
İnsanüstü bir biçimde acıyı içime işletmemeyi başarmaya başladım.
Acı yüzeysel düzlemde kalıyordu,ben uçuyordum…
Yerlilerin kendilerine nasıl şiş soktugunu anlamaya başlamıştım.
Tefekkür acıyı saymıyordu,kabul etmiyodu.
Allahın olduğu düzlemde acı yoktu….
Herkesin mucize olarak nitelendirdiği iyileşme sürecim aslında ruhumun iyileştiği mucizeydi.
63 gün…
6+3=9
63 gün sürdü tedavi.Drlar inanamıyordu.Tamam iyileşirsin dedik ama…bu kadar hızlı..
Tıbben imkansız…
Umurumda değildi.İmkansız diye bir şey yoktu ki.
Bir ayın sonunda ev izni verdiler bana.Kitabın sitesine girdim.Yazara ne yazsam diye düşündüm.
Acıtmanın manası yoktu.Coşkumu anlatmalıydım ama nasıl.Kısa sayılacak bir mail attım…
Ertesi hafta kendimi gördüm….siteyi okudum ve dedim ki bu insanlarla tanışmalıyım…..
10 dakika geçmeden msn listemde onlardan biriyle konusuyordum.
Ertesi hafta onlardan biriyle yemek yiyordum….
Ertesi hafta şüphesiz iman ediyordum……
63 gün sonunda hastaneden çıktım..
Ertesi gün 4.fazı gördüm
09.08.07 de….
Ertesi gün Miraç kandiliydi
Miraç kandilinde herkesin kendi Miracına çıkmaya çalıştığını anladım.
Herkes için şüphesiz kitabın bir anlamı var.ÖZEL bir anlamı.
Herkesi iç sesiyle buluşturan,herkesi tamamlayan…
Benim için Tanrının doğum Günü ve buRAK özDEMİR hayattır.
Aldığım nefesin ANLAMA KAVUŞMASIDIR.
Bu iyileştiğim için şükran değil,Tanrının hala yanımda olduğunu bilme sevgisidir.
Bu hücrelerime kadar hissettiğim Allaha inanma değil,
Allah sevgisidir.Allaha inanıyorum demek bile ardında bir düalite barındırır. İnanmama seçeneğini hep arka tarafta saklı tutmaktır
Şimdi anlıyorum ki ;
Tanrı hep oradaydı göremeyen bendim.
Teslimiyette değildim.
Tanrıya inanıyordum ama GÜVENMİYORDUM.
Tanrıya saygı duyuyordum ama SEVMİYORDUM.
Taşıyordum ama OKUMUYORDUM.
İmanlıydım ama KORKUYORDUM.
Teşekkür etmek,şükran duymak,minnettar olmak başta Allaha,Tdg ne ve buRAK a hissettiklerim yanında gazozun içindeki kabarcık gibi kalır ve gazozun tümünün tarifi çok zordur…
İşte asıl bunun kelimelerle tarifi olmaz…
İnsan her şeyi yazarak anlatabilir ama bu noktada aciz kalır.
_Son nokta_
Tanrıyı hissetmiyorsanız bu Tanrının orda olmamasından değildir.
Gözlerimizle baktığımızdandır.
Oysa ki gözler göremez,
Ruhuyla bakmalı insan!….