Ocak
11
2009
Pazar

00:43

Teşekkür…

Sevgili buRAK, Doğumgünü Kermesi fikrini hayata geçirdiğin ve de hediye etmek üzere sipariş ettiğim TDG’lerin bu kadar kısa bir zamanda elimde olmasını sağlan bir hizmet sunduğun için sana çok teşekkür etmek istedim…Sevgiler herkese…

Ocak
09
2009
Cuma

22:55

Dikkat bebek var…:)

dikkat bebek var

Ocak
09
2009
Cuma

22:51

Dikkat boksör var…:)

chatboxeur

Ocak
09
2009
Cuma

04:34

Düşünmemiştim…:)

Doğumgünü Kermesinin de bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştim. Böyle düşünememelere bayılıyorum işte : )

Cep Matinelerini yazarken bu kadar zevk alacağımı da hiç düşünmemiştim. Çok tatlı duygular içerisindeyim. Bana çok stresli bi çalışma olacak gibi gelmişti. Ama nerde. Heh bi stresim var o da şu. Matineleri gün gün yazıyorum. Hazırla toptan, gönder gitsin yapmıyorum. Gün boyunca kafayı çalıştırıp, mesaj kurgusunu oluşturuyorum. Kolay değil 650 sayfalık bi kitabı 30 tane cep mesajına sığdırmak. Cini lambaya sokmak gibi. Fakat Tanrı yardım ediyor, istediğim kurguyu oluşturabiliyorum. KDK’larda Kur’an yoktu. Matinelerde Kur’an var. Gelelim bi stresim var dediğim şeye. Metni sisteme girdikten sonra, cep telefonuna düşeceği tarih ve saati belirlemem lazım. Sabaha karşı 4′te 5′te yazdığım için matineleri, bi dalarsam mesajları direk gönderim, bütün ahaliyi sabahın 4′ünde zırzır uyandırmaktan yana çekinceliyim : ) Yani, sabaha karşı telefonunuz öterse, hiç telaşlanmayın. buRAKcan sonunda “başardı” dersiniz : D

imza Düşünmemiştim...:)

Ocak
09
2009
Cuma

04:22

Herşey güzel olucak…

Her ne kadar bu günlerde herkes küçük kıyametini kendi içinde yaşıyor olsada ben biliyorumki herşey çok güzel olucakk:))En azından ben herşeyin yoluna gireceğine inanıyorum.Hep beraber inanırsak daha etkili olmazmı sizce:))

Ocak
09
2009
Cuma

03:53

09.01.09…

yeni yılın ilk 9 unda aynı dili konuşan ya da konuşmayan tüm canlara sevgiler..
2009 un geriye kalan 356 gunun tum dostlarımıza hayırlı olmasını dilerimm
bizleri çok seviyorummmmm

Ocak
08
2009
Perşembe

05:20

Mesaj alındı…:)

buRAK’cım sabah alamadığımı ilettiğim mesajımı aldım. Ve öyle bir zamanda geldiki iyiki sabah gecikmiş. Çok sevdiğim bir arkadaşıma korkularından kurtularak O’na inanmalısın, korku, üzerine sinmiş negatif bir enerji ve ayağına bağdır diye yaklaşık 2-3 saattir süren bir konuşma yapıyordum. Geleneksel bir inanca sahip temizler temizi özeller özeli bir arkadışım. Onun odasından çıkınca benim odamda duran telefona baktım ki bugünün mesajı korku üzerineymiş. Hemen onu çağırıp mesajı okuttum. Henüz Kitabımızı okumadı ama bilgisi var (zaten olmaması mümkün değil :) ) yazılarını da takip ediyor. Sohbetin üzerine mesaj damga vurmuş oldu. Yani özetle buRAK’cım, gecikme için teşekkürler:) ve sevgiler…

notu Mesaj alındı...:)

SMS’lerdeki gecikmenin önüne geçmek için çok eski bir Kızılderili tekniği. Şöyle. Telefonu kapatıp açıyorsun. Telefon açılırken, ciesem istasyonuna “arayan soran var mı beni” diyor, yanıtını da alıyor bizzat keşfettim : )

Ocak
08
2009
Perşembe

05:20

Matine…

Tüm mesaj kanallarını açtırdım türksele. Çok şükürrrrr mesaj b1zden olan bana da geldi 19:00 itibariyle… Önce bir ürperdim okuyunca. İsminle hitap ediliyor ya, insan bi garip oluyor hakikaten de . Sonra 2. kez okudum , bu sefer dikkatli okuduğumda bir göz yaşarması mutluluktan, sevgiden, O’ndan dolayı… Şükürler olsunnnn.. ve en önemlisi de siz Tdg Aileme çok teşekkür ederim. Rab gücünüzü arttırsın, yorgunluk hissettirmesin hiçbirinize… Sevgiyleee

Ocak
08
2009
Perşembe

05:17

Askıda TDG…

Kermes yazını okuduktan sonra bir fikrimi paylaşmak istedim. ( belki daha once dusunmus hatta belki de uygulamissinizdir) Bir zamanlar bir furya baslamisti. Ekmek firinlari “askida ekmek” uygulamasi yapiyordu. Gidiyorsun ekmek firinina kendine 1 ekmek alip 2 ekmek parasi veriyorsun. Ekmegin biri askiya bir fis asilmak suretiyle senin adina bir ihtiyac sahibine iletilir. Boylece bir sosyal yardimlasma networku olusur.

Kermes cok guzel ama hep senin kesenden gitmesin di mi kardes! Ben cevremde bir cok kisiye tavsiye ettim bir coguna hediye ettim TDG. Hic tanimadigim birilerine de hediye etmeyi seve seve ister ve kabul ederim. Eger sen sitene- cok ugrastirmayacaksa sayet seni- boyle bir aplikasyon koyarsan benim gibi dusunen TDG ailesi uyeleri bu yolla almak isteyip de alamayanlara TDG hediye etmis olurlar. Sadece fikir. Bilmem ne dersiniz?

notu Askıda TDG...

Askıda ekmek süpermiş : ) Askıda TDG ise sıradışı bi fikir, sevdim, nası yapmalı. Hmmm. Buldum gibi.

Ocak
08
2009
Perşembe

05:12

Dogum gunu kermesinden nasil yararlanabilirim…?

Merhabalar Sevgili buRAK,

Yaklaşık 6 ay önce TDG ile ilk tanıştığımda ” Aaa ne güzel, düşünce gücü tarzı kitapların islamiyetçesi yazılmış sonunda” demiştim kendi kendime. Boyle soyleyerek kitabını nasıl da hafife aldığımı okuduktan sonra fark ettim.

Kitabı okumaya başladığım günler, hayatın bana karşı hiç de adil olmadığını düşündüğüm günlerdi. Dibe battım, hem de en dibe… TDG ve dostlarım (Allah hepsinden razı olsun) içinde olduğum karanlık çukurda bana ışık oldular, kaybettiğim umudumu tekrar kazanmamı, tünelin sonunundaki ışığı görmemi sağladılar.

TDG yıllardır bana zorla öğretilmeye çalışılan ama bir yanımın “böyle olamaz” diyerek hep isyan ettiği dinimi öğretti bana, ışığım oldu, cevapları oldu yıllardır biriktirdiğim tüm soruların.

İçimde bir yerlerde öyle bir değişim başladı ki, başlangıçta şanssızlık, talihsizlik diye adlandırdığım tüm olan bitene şükretmeye ve almam gereken tüm dersleri alabilmek, yoluma aydınlıklarda devam edebilmek için dualar etmeye başladım. Süreç uzun, sabrediyor ve değişimin keyfini çıkarıyorum…

TDG’nin bana yaşattığı onca güzelliğe rağmen dostlarımdan edinerek okuduğum bu güzel kitaba sahip olamamak içimi burkuyordu. Şimdi TDG Kermesini görünce heyecandan ne yapacağımı şaşırdım ve sonunda sana yazmaya, TDG’yi bizlerle tanıştırdığın için teşekkür etmeye ve bu Kermesten yararlanmaya karar verdim.

Sevgiler

notu Dogum gunu kermesinden nasil yararlanabilirim...?

Kermesimiz sipariş sayfasında az önce başladı.

Ocak
08
2009
Perşembe

04:54

Kanada…

Ben 21.01.90 doğumluyum.Kanada da okuyorum,sizin TDG kitabınıza başladım.Çok ilgimi çekti gerçekten.

Ben üniversite seçimimi fen konusunda yaptım, daha çok genetik okumak istiyordum, Kanadanın tüm üniverstelerine kabul edildim, bilmiyorum biliyormusunuz, McGill diye bir uni vardır,ve Harvard ayarı bir okuldur,bana burdan tam istediğim bölüm için değilde,tarım ve çevre bölümüne sizi alabiliriz dediler,bende kabul ettim ve şuan okuyorum,ancak daha ne olacağıma karar veremedim,yani kendiliğinden böyle bir teklif gelince biraz şaşırdım,hiç düşündüğüm bir bölüm değildi.

Sizin kitabınızda sıfır,dokuz ve 21.yüzyıl ile ilgili yorumları da okuduğumdan doğum tarihimi yazdım.

Bana göre çevre ve tarım çok hayati bir konu eğer dünyanın sonu gelirde seçilmiş bazı insanlar hayatta kalırsa hele!

Sizce bu bölüme devam etmelimiyim? veya sizin önereceğiniz yeni meslekler nelerdir?

Yazarsanız çok memnun olurum.

notu Kanada...

Genetik bölümü ile tarım bölümünü birleştirdim ve senin mesleğin “genetik tarım” olacak gibime geldi : )

Meslekler seçilirken benim gördüğüm en yaygın yanılgı, bugünün en geçerli mesleklerine dayalı tercihler yapmamız. Halbuki sen düğmeye şimdi bassan 6-7 seneden önce avukat olamayacaksın. Yani sen aslında 2016′da avukatlık yapıp yapmayacağını seçiyorsun şu anda. 2016′da hukuk olacak mı acaba? Olacaksa nasıl olacak? Şu andaki Roma’lardan kalma hukuk literatürünün yerini,  yüksek-yaygın teknoloji ve onun yaratacağı yeni sosyal yapıya uyumlu yepyeni bir hukuğun alacağından adım gibi eminim. Yıllarca eğitim alacaksın, sen hukuklanırken, diğer yanda hukuk giderek sensizleşecek, başka bir yöne gidiyor olacak. Bu nedenle bir silahla aynı anda iki hedefe nişan almak zorunda kalacaksın. Bugüne ve yarına… İkisini de tutturursan, ancak o zaman 2020′lerin önde gelen avukatlarından biri olabilirsin. Bu durum tüm meslekler için geçerli.

Gelelim genetik mi tarım mı ikilemine. Genetik, son yılların trendi en yüksek mesleklerinden biri olmasına karşın, ben bunun abartılı bir gelecek projeksiyonunun eseri olduğunu düşünüyorum. Genetik mi tarım mı diye düşününce genetik 10-0 galip geliyor. Genetiğin zihindeki görseli uzay mekiği, tarımınki ise traktör… Buradan anla aradaki uçurumu : ) Ben gelecekte tarımın çok daha önemli bir meslek olacağını düşünüyorum. Benim içimin gittiği dallardan biri olmuştur hep ziraat. (Bir diğeri de arkeolojidir) Herşey gelecekle ilgili senaryolarımızdan yol buluyor aslında. Uzay 1999′a baksaydık şu an bizim hapla beslenmemiz gerekiyordu. 2010′ların eşiğindeyiz ve halâ menemen yiyoruz : ) 2020 yılında insanların halâ soğan yiyeceği bilimkurgucuların hiç hesaba katmadıkları birşeydi : ) Domates, soğan, sarımsak live forever diyerek selamlarım Kanada’yı : )

imza Kanada...

Ocak
07
2009
Çarşamba

14:00

Doğumgünü Kermesi…

Hatırlarsınız. Geçim sıkıntısı içinde olan okuyucuların korsan tezgahlardan aldıkları TDG’leri, yayınevi ve yazar olarak helal etmiştik. Şu anda bir başka modülü daha devreye sokuyoruz. Doğumgünü Kermesi… Ara ara stoklarla sınırlı bir kampanya yapmaya başlıyoruz. Kapağı hasarlı TDG’leri şok indirimlerle satışa sunacağız. Burada hasardan kastedilenler cildindeki ufak tefek yıpranmalar. Kitabın içeriğinde en ufak bir eksiklik söz konusu değil. Ben size söyliyim korsan kitapların hepsinden daha güzeller. Bu korsanları kim basıyosa, siteyi takip ediyosa, kendilerinden ricam şunları adam gibi basmaları. Enteresan birşey. 1.5-2 sene önce, korsanını yapmak için kitapçıdan TDG alan adamın “şansına” eksik sayfalı TDG çıkmış. Klonlana klonlana… Korsan TDG’lerin yüzden doksandokuzunun sayfaları eksik : ) Kardeşim ben titiz adamım, benim kitaplarımı düzgün basın sonra külahları değişmeyelim : )

Ve şimdi gelelim Doğumgünü Kermesi’nin sınırlı sayılı hediyelerine.

Kargosu ve kadevesi dahil olmak üzere anahtar teslim Tanrı’nın doğum günü 10 lira.

Ve bir başka sürpriz. Çok istediği halde alamayan dostlarımıza ithafen.

Kargosu ve kadevesi dahil olmak üzere anahtar teslim KDK’lar 10 lira. Kutularında minik çizikler var fakat onun dışında şipşirinler.

imza Doğumgünü Kermesi...

Ocak
07
2009
Çarşamba

12:14

Duyuru…

Bazı cep telefonları matine yayınlarını almıyor stop… Sistem “Ulaşmadı (Abone bloke isteği)” diyor stop… 0Ciesem firmanızı arayıp, toplu sms gönderimi almaya izin vermeniz lazım. En azından bir ay için. Stop…

Ocak
07
2009
Çarşamba

11:57

Voltran…

Merhaba buRAK ve diğer bütün buRAKlar Merhaba.

Çocukluğumun bir numaralı fantastik çizgi filmi Ton Ton ailesi idi. Değiş ton ton der ve istediği şekle girerlerdi. Tek bir emirle Deniz üzerinde bir gemi, ya da havada süzülen bir uçak oluverirlerdi. Yıllar sonra Voltran devreye girdi. Onu da hiç kaçırmadan izlerdim. Voltran da en sevdiğim sahne VOLTRAN ı oluşturdukları anlardı. Yenilmez Voltran… Kimi gövdesini oluşturur, kimi bacakları..
buRAK, kitabını bitirdik artık günlüklerini okumaya başladık. Her gün senden bir haber (mesaj) var mı diye satır aralarına dikkat eder olduk. Bir ağ oluşturuyoruz , farkındayız. Bu kendimizi küçümsediğimizden değil elbet ! hepimiz hero yuz…kim bilir farkında olamadığımız ne özelliklerimiz var. HEROS filminde ki gibi Sihirli mucizelerden bahsetmiyorum (- ki kim bilir bunlar da olabilir o ayrı konu ). Ancak daha güçlü olabilmemiz için diyorum ki neden Voltranı oluştur muyoruz ? Senin de çok iyi bildiğin gibi hepimiz buna gönüllüyüz (BİZ ler kendilerini bilirler) Sorun şu ki Voltranı oluşturacak BEYİN kısmına sanırım ihtiyacımız var. Zaman çok hızla ilerliyor. Ben burada ne yapacağını bilemeden eli kolu bağlı kendi başına debelenmekten yorulduğumu itiraf ediyorum. Bir pusula gerekli diyorum ! İnsanlar çıldırmış gibi..herkes kendi küçük kıyametini yaşıyor.

buRAK, artık zamanı değil mi ?

Su yüzüne çıkmanın , birleşmemizin, karanlığa ışık olmamızın, Gazze ye kalkan olmamızın. Sana ihtiyacımız var buRAK…değiş Ton Ton emrine..ihtiyacımız var . Elbette hepimiz Allah’ ın halife olarak yarattığı kullarıyız. Ben gizli bir hazine idim bilinmeyi istedim misali O na, kendimize ulaşmaya çalışıyoruz. Hepimiz kendi mağaramızda ki özümüze dokunmaya çalışıyoruz. Ancak varılacak son aynı olsa da yol çok çeşitli..MATRİX bir hayal değil..Bizim bir Pusulaya ihtiyacımız var. Keni Miracımıza ulaşabilmek için itici bir güce, merdivene, buRAK’a, Ref refe ..adı her ne ise..ihtiyacımız var ! Ve tek bir güç olunca neleri aşabileceğimizi hayal bile edemiyorum. Bunun böyle olacağını biliyordun. Sana söylenmişti..Sadece belki bu kadar hızla yayılacağını tahmin etmiyordun, bilemiyorum..
Görevin ağır ! Ama BİZ yanındayız. TAKİPTE yiz.
YÜZLERCE GÖZ SENİ İZLEMEKTE-YİZ !

Sevgilerimle.

Ocak
07
2009
Çarşamba

04:18

Cep matinesi…

Sevgili tdg ekibi,
Bugün ilk cep mesajımı saat 19.00 itibariyle almış bulunmaktayım. Allahtan gündüzden bakıp içeriğe ilişkin bilgi almıştım, akşam akşam felaket haberinden sekte-i kalp durumu olmadı:)
Sevgili buRAK,
Hem sana hem de emeği geçen herkese teşekkürler… Bulduğunuz her yaratıcı çözüm, her yenilik önemli. Artık sabah 9′da ya da akşam 19′da hem telefona bakıp hem de çevremizi yoklayacağız, acaba bizim takımdan birileri var mı yakında diye :)

Ocak
07
2009
Çarşamba

00:37

Çoraplı KDK…:)

Dünyada ipod’ları çorabın içine koyma trendi var ki çok bayıldığım, çok yaratıcı bulduğum birşey. İpod çorapları diye bir olgu çıktı. Bu olgu geçen kafamda, KDK kutularımız yıprandıı olgusuyla birleşti ve çorap çorap rengarenk KDK’lar fikri çıktı ortaya. Araştıri araştır, bulduk, getirdik. Esnek bi yapı olduğu için uyacak mı uymayacak mı deneyemeden bi sürü getirttik. Bu sabah itibariyle ulaştı efendim. Oldu mu olmadı mının cevabı şu: Onlar artık KDK çorapları. Tammm oldu tamm : )

KDK çorapları

Bu arada resimlerini çekerken üst üste koymuşum iki tanesini. Resmen KDK’lar çiftleşiyolar gibi olmuş. Bilmemkaç yaş üzeri diyerek, o resmi koymadım. Hayret nasıl öyle bi çağrışıma girdi. Fakat çok tatlı, çok cıvıl cıvıl oldular. İyi ki kartlar yıpranmış da, böyle birşey geldi aklımıza. Bunları iki ayrı kampanya olarak düşündüm. Birincisi normal çoraplı KDK. Diğeri ise mevcut kullanıcıları ilgilendiriyor. Çorap artı kaybedilmiş 5 kart. A4, B8, C2 vs. artık neyse. Böyle bir yedek parça sistemi. Hayırlısıyla. Sevgiyle

Ocak
06
2009
Salı

23:58

19.00 matinesi…

19 matinesi mesajları ulaşmadı bugün. Ciesem operatörü neden iletmedi yarın çözücez. Acaba şundan mı oldu. İnternet ilk yayıldığı zamanlarda kurumlardan birinde, sanıyorum TRT’ydi, memurlar akşam mesaileri bitti mi trt’nin web sitesini kapatıyolardı. Sabah geldiklerinde açıyolardı : ) İnsanların devrimlere uyum sağlaması zaman alıyo haliyle. Yani interneti de işten eve-evden işe bi forma sokmayı başarmıştık : ) Bizim 19 da mesai bitimine denk geliyor diye mi gitmedi acaba : )

Ocak
06
2009
Salı

23:16

Kayınpeder…

sevgili buRAK efendi hazretleri(kusura bakma biz eski terminolojiye baglıyız)
kitabın muhtesem dona hazretleri de peygamber efendimiz yasasaydı takım elbise giyer en medeni insan olurdu tadında birisi ama daha cok ete kemige büründüm yunus diye göründüm,enel hak serbeti ictim tadında. olsun varsın piyasadaki legen kafalı tiplerden daha kıyak. Bir zamanlar ben gece gündüz kuranı kerim meali okurken arastırmalar yaparken etrafıma senin
yazdıkların gibi seyler anlatırken kayınpederim birak lan bu işleri onca alim varken bu ıs sana mı kaldı demisti bende ister istemez kuskuya dusmustum dogru ya onca alim 1200 yıldır gorememıslerde ben boyle sıppadanak mı kuranın manasını kavramıstım o halde seytan beni esir aldı abuk sabuk konusturuyor diye uzunca bır sure tedırgın oldum.ama bu duyguları uzerımden atalı cok uzun zaman oldu sanada böyle saldırılar olacaktır üzülme. elinize saglık cok güzel olmus (azıcık dişimize üc bes cöp te takılsada cok hos olmus)
sevgilerimle…

Ocak
06
2009
Salı

20:33

Neler oluyor acaba…: )

Biraz önce iş yerimde sevdiğim bir arkadaşım şöyle bir uğradı masama… geçen yıl yarım kalan bir tdg okuma denemesi olmuştu tavsiyem üzerine… yakın zamanda “tesettürlü” bir arkadaşı “ben kolay kolay kitap tavsiye etmem ama bunu okumalısın” demiş… şimdi yine okumaya başlamış, şu an ilgisini çeken bazı satırları geçen yılki okumadan pek hatırlamadığını söylüyor… mutlu oldum… her iki açıdan… paylaşmak istedim… sevgiyle…

Ocak
06
2009
Salı

14:36

Birgün buluşmak üzere… Uşak’a selam…

Kur’anı bize anlaşılır kıldığın için ve bizim  Tanrı’yla olan ilişkilerimize dost sıcaklığı hissetmemizi sağladığın için teşekkürler …

Sevgili buRAK bey. Böyle bir kitap yazdığınız için öncelikle Tanrı’ya şükrediyorum ve sizi de teşekkür ediyorum. Sezgilerinize, yüreğinize, duygularınıza ve bunları yazıya dökmenizi sağlayan ve benimde alıp okumamı sağlayan yüce rabbime sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
buRAK bey ben yıllardır hep bu tanrının bize anltılan, zihinlerimize yerleştirilen Tanrı olmadığını ve Kur’anın da Yüzeysel olarak okuduğumuz ve korkudan içimizin ürpermesini sağlayan Kur’an olmadığını biliyordum. Bir gün diyordum gerçek olan ortaya çıkacak ve bizim anlamamızı sağlayacak birsi çıkacak diyordum. Ama bunu acaba olmeden önce bu yaşamımda görürmüyüm diyordum.
Şükürler olsun ki gördüm,okudum ve taşlar yerine oturdu.
Bu arada ben heyecandan ismimi yazmayı unuttum. Ben Selma Erdoğan Uşakta oturuyorum,henüz bu gün 22. gününde olan bir yoga, plates ve dans merkezim var.burayı açmak en büyük hayalimdi hep Tanrı’ dan istiyordum ona mektuplar yazıyordum ve sanki olması imkansız gibi gürünen biranda oluverdi. Tıpkı sizin kitabınızdaki gibi.
Burk bey Bizim Uşak’ta sizin o kadar çok okurunuz var ki biz önceden arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde önceden Mevlana’dan, Yunus’tan, Hallacımansur dan. Muhyddin arabiden Filan konuşurduk, şimdi ise hep sizin kitabınızdan konuşur olduk sizinle tanışmak, görüşüp konuşmak en büyük hayalimiz. Bu bir dilek, sana ve tanrıya yazılmış. Ve kimbilir diyorum, belkide yolunuz falan düşer. Hoşca kalın iyi çalışmalar teşekürler