Aralık
30
2008
Salı

05:05

Selam 3…

UYUMUYOR ,UYUTMUYORSUN NE GÜZEL …

Aralık
28
2008
Pazar

15:34

İsa’nın doğumu…

Bugün gazetede gördüğüm bir haberi paylaşmak istiyorum sizlerle.Peru’da 20 yaşındaki Bakire Meryem isimli bir kadın noel gününde İsa adında bir çocuk dünyaya getirmiş.Babası da marangoz olan çocuk için “2 bin yıl sonra Beytüllahim öyküsü yeniden yaşandı” şeklinde yorumlar yapılıyormuş ülkede.Her ne kadar TDG de İsa’nın doğduğu ve yaşadığı söylense de ben birkaç saniye monitör önünde uzun ve şaşkın bakışlar atmaktan kendimi alamadım:)

Aralık
28
2008
Pazar

10:48

Zamanlama…

Medeniyetler Çatışması tezini ureterek, Ortadogu’da yuzbinlerce insanin ölümünün yolunu açan Samuel Huntington ölmüş. Kendisine Allah’tan rahmet dilemiyorum.  2009′u goremeden sonu 8′li yılın son günlerinde ölmesi epey anlamlı. Yaşamı olmasa da, 81 yaşındaki ölümü anlamlı olmuş.

Aralık
27
2008
Cumartesi

12:39

Aramızda kalsın… Bir bilgisayar oyunu…: )

Bilgisayar oyunlarına mesafeliyimdir. Çok vakit çalma özelliğinden ötürü. Bir oturursan başına kalkamazsın bi daha. O yüzden playstation’ın 3′ü çıktı geçen oynadım ilk defa. Bayramda. Hatır için bi tur oynadım kalktım hemen başından. Vakit öldürücü.

TDG’yi yazdığım günlerde, kuzenlerden biri sitesine bir oyun koymuştu. Çok basit bir oyun. Fakat bana çok iyi geldi. Kafam kazan gibi olduğunda yarım saat bi saat takılınca, güzel bi renk oldu. Ve sürpriz. Bu oyunu siteye koymaya karar verdim. Beğenirseniz sık kullanılanlara ekleyin. Çünkü linkini ilk ve son verişim. Biz bize, aramızda kalsın. Fazla kaptıran olursa karışmam ona göre : )
bubble-shooter

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:37

Bu arada bizim Emir artık lokum kıvamında…:)

Minik kızımın gelmesine 2 haftalık bir zaman kaldı.Kısmetse 09.01.2009 tarihinde aramızda olacak, hayatımızın en büyük devrimini gerçekleştirmek üzere.İsmini Mevlana’nın Mesnevisinde birbirinden güzel şekillerde anlattığı
gülden esinlenerek Gülce koymayı düşünüyoruz.Bebeğin cinsiyetini geç öğrendim öğrendiğim gün bu isim ilhamla geldi.Gerek TDG’de gerekse KDK’da ruhsal gelişimime vermiş olduğunuz tüm katkılardan dolayı size teşekkür etmek
istiyorum.Şimdiye kadar öğrendiğim en büyük ders ve edindiğim his, olayları soğukkanlı ve olgunlukla karşılamak gibisi yokmuş bu dünyada, umarım kızımın da bana öğreteceği çok şeyler var, bunun için hiç hissetmemiş hiç öğrenmemiş gibi bunları da öğrenmeyi tüm kalbimle istiyorum.Biliyorum ki siz de öğrenmekten büyük keyif alanlardansınız.Yaşadığınız şeyleri güzelliklere çevirmekte uzmanlaşıyorsunuz.Tekrar teşekkür ediyorum yaradana ve size. Sevgiyle kalın.

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:36

S İ M İ T L E R… Yuummm yuumm…

buRAK can kardes……

Surdan iki tane simit versene, buralarda bulamiyoruz, cok da severiz….agzimizin suyu aka aka resmine bakarak yutkunuyoruz…. saka saka …sizlere afiyet seker olsun…..bitane de bizim icin goturun lutfen…..cayla tabikii…
yemis kadar oluruz….vatan donusu hep cantama atarim dort-bes tane gumrukte soran olursa da yol uzun acikirim diye susamli ekmek aldim cantama derim diye senaryomu hazirlarim….eve gelincede ilk is cay demler simitle peynirle bi guzel yeriz…. bi tanede buzluga koyup o karakoy vapurunu cok ozledigimiz gunlerde koklamak icin saklariz….bundan da ogrenilecek birsey vardir muhakkak….
Yasamimizin akisinda hic onemsemedigimiz degerleri, alisa gelmisleri kaybettigimizde veya bulamadigimizda ozleriz…. neden acaba…….

Sevgiyle kalin, sevgi sacin……

notu S İ M İ T L E R... Yuummm yuumm...

Simite hasret Türk, karasal yayın yapan martıya benzer. Denizim de denizim der durur. : )

Efendim, buradan oraya simit gönderemeyiz fakat simit tarifi gönderebiliriz : ) Simitsiz hayat olmaz. Hele hele beyaz peynir olmayan ecnebi memleketlerde… İlk fırsatta simit, hemen şimdi simit:

 http://mutfakgunlugu.blogcu.com/sokak-simidi-tutkunlarina_1153520.html

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:30

Selam 2…

Görebiliyorsun ne güzel

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:27

Emekli Okul Muduru Amcamizdan…

Validebağ’da bulunan bir huzur evinde esi ile yasiyan emekli okul muduru amcamiz ile ablam yaptigi yuruyusler esnasinda tanisiyor, arada bir ziyaretlerine gidiyor. Bir ziyaretinde amcaya bir kitap goturuyor.Kitabi bitiren amcanin yaptigi telefon gorusmesinde; Cok tesekkur ederim bana ne guzel bir kitap getirmissin, bu yasima kadar cok kitap okudum ama bu kitap okuduklarimin icinde bas sirada oldu.

T D G

Saol buRAKcan, belkide yasantisinin en cok ihtiyaci oldugu bir surecte TDG ile tanisti ve o kucucuk odalari aydinlandi.Buna vesile kilinan ablamada buradan tesekkur ederim.

SEVGI ILE KALIN VE SEVGI SACIN …………

Dip not:
Huzur evinindeki amca ve esini vatanda iken bende ziyaret ettim, oralarda unutulanlar’ i yasatti bana.Kendilerine hicbir cikar amac olmadan GELECEK ZIYARET EDILMELERINI bekliyorlar SADECE…. YALNIZLAR….SEVGIYE IHTIYACLARI VAR….

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:26

Nutkum tutuldu…

Sayın buRAK özDEMİR,

Tanrının Doğum günü kitabınızı adeta bir solukta okudum ve hakikaten 47 yıllık yaşamımda, özellikle son 30 senedir kafamda oluşan birçok sorulara, sizin yazınızda yanıt bulduğum için, sizinle aynı Dünya görüsü paylaşan birisi olarak kendimle ve sizinle gurur duydum.

Kitabınızda hakikaten Tanrı ile konuşmuş kadar net ve etkleyici görüşlerinizi bizlere aktardığınız için tekrar tekrar teşekkürler.
Benim kitabınız için yorumum şudur ; Keşke her dilde yayınlansa ve her millet tarafından okunabilerek, yazılanların sadece % 10′u Dünya üzerinde uygulanabilse, sanırım Dünya bir Cennet olurdu.

Sizden gelecek cevabı sabırsızlıkla bekliyorum çünkü benimde kitabınızda DONA’ya sorulan sorulara benzer ama henüz cevaplarını bilemediğim sorularım var.

Daha önce defalarca ___ ve ___’e mail yollamama rağmen hiçbir cevap alamadığım sorular bunlar, umarım siz bana cevap verme nezaket ve lütfunda bulunursunuz.

TEKRAR TEŞEKKÜRLER, SAYGILAR

Aralık
27
2008
Cumartesi

11:19

Isgal altındayım…:)

Hanımefendinin fotoğraflarını bilgisayara yükleyip size  göndermek isterken fotoğraftaki görüntü oluştu… 
Misafir olma konusu da yaşantılarla sabittir, tamamen doğru anlaşılmıştır .. 
Çiçeklerimi korumak için odanın birini kapalı tutuyorum ama ne kadar dayanırım bilmiyorum
Sevgiler

 Isgal altındayım...:)

Aralık
26
2008
Cuma

17:44

Simit isteyen olursa burda bol bol var…:)

Zil caldi actim, Bizim apartman gorevlisi, buRAK(can) abi simit getirdim dedi. Simitci meslek mi degistiriyor dedim. Bir tezgah dolusu simidi kapida gorunce.. Aksam saati satilmayan simitleri vermis o da bize getirmis. Bahar disarda, donunce mutfaga simitci actigimi gorunce bakalim ne diycek : )
Simidi cok hem de cok severim. Eminonu vapuru/cay/simit/ogrencilik… Ne gunler. Buyuduk kocaman olduk, hala cay hala simit. Zengin de olsan simit, fakir de olsan simit. Mr. and Mrs. Simit. Berbat espri kabul : )
Diyet yapanlara tavsiye: Bayat simit. 2 gunluk. Bi ye kuru kuru, bi daha dovseler yemek yemezsin : )Bayat simit diyetini icad ettigimden beri epey kilo verdim.
Kokusu oraya kadar gelmistir simitlerin tahminim. Bu arada bilmiyorum zannedilmesin Ankara’nin simidi pek meshurdur. Yaziyi okuyan herkese tavsiye: Cay simit cay simit, Mr. and Mrs. Simit partisi: ) (mum isiginda romsntik romsntik simit yiyen ciftler anlaminda: )
imza Simit isteyen olursa burda bol bol var...:)

 Simit isteyen olursa burda bol bol var...:)

Aralık
25
2008
Perşembe

18:21

Almanya sipariş…

Sevgili arkadaslar almanyadan kitaba nasil ulasabiliriz. Tesekkürler.

notu Almanya sipariş...

Tek kitap için Türkiye’den sipariş maliyetli olur. Almanya siparişleri için bu adresi kullanabilirsiniz. buRAK özDEMİR yazılınca bütün kitaplar çıkıyor.  www.turkkitap.de

sevgiyle

Aralık
25
2008
Perşembe

18:18

9…

buRAK abi daha önce de 9lar la ilgili bir filme dair bişeyler demiştim, bunu da yeni gördüm:
www.traileraddict.com/…
tim burton’ın yapımcılığını yaptığı bir animasyon, fargmandan baya etkilendim güzel bir şeye benziyor
lider karakterin adı 9 ve film 9-9-09 da gösterime girecekmiş : )

www.imdb.com/title/tt0…
“9 doğduğu zaman, Kendini kıyamet sonrası dünyada bulur. Tüm insanlar yok olmuştur ve o da kendi gibi insanları da yoketmiş, kendilerinin de peşinde olan makinalardan kaçan diğerlerini şans eseri keşfeder. Saklanmak boşunadır. Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmeli ve makinların kendilerinden ne istediğini anlamalıdırlar. Medeniyetin devamı sadece onların elindedir.”

Aralık
25
2008
Perşembe

14:15

Şükretmek olmaktır…

Teşekkür ederim. daha önceleri başka başka yazılarımda ettim ama yine yeniden yinelemek istiyorum. çünkü içimden gelen bu coşkuya engel olmak istemiyorum.

TDG ile dünyam değişti, değişiyor ve daha da değişecek..hiç durmadan dönüyor dünya hem de hiç durmadan..ben de duramıyorum sanki..içimde bir şelale..belki hepimizin içinde olan..aynı yere dökülüyor..kaynağı aynı ama kolları ayrı bir nehrin kolları..birikiyor yine kaynağın özünde..taşıyoruz..aynı yere..öze..dönüşüyoruz..hiç durmadan..her gece gülümseyerek uyuyorum ve her yeni sabah gülümseyerek uyanıyorum ve bunun için her fırsatta teşekkür ediyorum Rab’bime, Kur’an-ı Kerim’e..Bıkmadan usanmadan teşekkür ediyorum..mutluyum..anlatmak istediğim çok şey var..anlatamıyorum..teşekkür ediyorum sadece..şükrediyorum..şükretmek olmaktır :)

Aralık
25
2008
Perşembe

14:06

Alamanca…

Sevgili buRAK kitabi tavsiyeler üzerine büyük bir heyecala okudum.Söyleyecek hic birsey bulamiyorum tüm bu okuduklarim benim kendi icimde bildigim, isyan ettigim, zaman zaman reddettigim tüm yanlis inaninslardi, dogrusunun bu oldugunu biliyordum. Cünkü yasadiklarim hisettiklerim yanlis olamazdi, zaten tüm arastirmalarimda bunu dogruluyordu.

Cok uzun zamandir yanliz olmadigimi biliyorum ve artik cok huzurlu ve mutluyum. Ben kitabi okuduktan sonra zaten ayni kisisel devrim kartlari gibi isletiyordum, ama kartlarida almadan edemedim cok ise yaradigini söylemeliyim.

Senden ricam; almancaya cevrildimi su an bilmiyorum cevrilmediyse lütfen bu konunun da üzerine de egilip sonuclandirman. Kitabi tavsiye ediyorum, fakat buradaki türkler türkce okumakta zorlaniyorlar bu kitabi türk alman herkesin okumasini temenni ederim.

Bu kitabi ortaya cikarma yürekliligini gösterdigin icin ayrica kutluyorum ve cok tesekkür ederim yüregindeki hazinenin farkina varip ulasmaya calisan herkes adina Seni sevgiyle kucakliyorum.

Aralık
24
2008
Çarşamba

17:18

İstanbul…

Belimiz halen dogrulamadi. Kızılay’a doktora gittik mecburen, muayene bile etmeden tomografi istemesi hic hosuma gitmedi… Bosver dedim, civi civiyi soker olayi bunun uzerine cikti.

Yeni yil oncesi matbaamizi degistirdik. 2 yildir kitabimizi basan matbaamizla yolu ayirdik. Nedenine gelince. Cok cici insanlar. Fakat tdg’nin artik bir mal olarak gorulmesi ve isin rutine girmesinden şikayetimiz vardi biraz. Kitabin teslimi bir ayi bulabiliyordu. En onemli kismi bize heyecan lazim heyecan. Surasini soyle yapsak nasil olurlar lazim.
Velhasil uzun arastirmalar sonrasi yeni matbaamizla anlastik. Bu arada size ilginc bi bilgi. Yeni matbaa cok saygin bir matbaa olmakla birlikte, tesisleri bi gezdik ki acayip dindar eserler basiliyor : ) Yani onca namaz ilmihallerinin arasinda Tanri’nin dogum gunu… 2009 oncesi ilginc bir fotograf oldu.

Bu arada güzel haber. Hani benim çok sevdiğim bir kitap kağıdı çeşidi vardı. Bi türlü edinememiştik. Güzel haber şu ki, artık kitaplarımız o kağıda basılacak : ) Bir başka güzel şey de. Çok değil azıcık, koleksiyon amaçlı, 300 tane kadar hard cover Tanrı’nın doğum günü sipariş vermiş olmamız. Bayılırım. Amazon kitapları kitapları gibi sert kapaklı TDG’lerimiz gelecek. Eski matbaada bi türlü basamadığımız minik TDG baskılarını da artık basabileceğiz. Bu da güzel bir başka haber.

Babamla gittik matbaaya. Tanrı insanı İstanbul trafiğinden korusun… Otobusle. Çok merak ediyodum, metrobüse de binmiş oldum. Nası buldum. Bi kere bunların normal körüklü otobüsten pek farkı yok. Bunlar kiralık olanlar. Asıl uzun olanlar değil. Kandıramazlar beni. Şu an keramet, yolun boş olmasında. Jiiüüvv diye gidiyorsun. Yanda arabalar beklerken. Bu arada bu tercihli yol meselesi İngiltere’de de gündem olmuş. Meşhur Top Gear programının sunucusu, “Fakirler gidecekleri yere neden benden önce gitsinleri ki?” demişti. Ayyynen öyle. “Fakirler” artık jiiüüvv diye ışınlanacak, mersedesler trafikte bekleyecek. Yeni dünya düzeni : )

Otobüste dönerken bir vatandaşımız beni çok güldürdü. Babamı da. Çok komikti. Olay şu. İçerde camlar kapalı. Şöför kaloriferi çalıştırıyor. Vatandaş pişmiş durumda. Şöför bey alo malo hiç ses yok şöförden. En son babam şöförün tepkisizliğine kızdı kalkıyodu, baba dur buradan söyle ne söylüyosan dedim. Bi bağırdı adama. Töbe. Bunun üzerine herkes bağırmaya başladı adama. Neyse o da herkesin kendisine bağırmasından hoşlanıyo olmalı ki, yoğun istek üzerine havalandırmayı açtı. Buraya kadar birşey yok. Komik olan o bağırmaların arasında bir vatandaşımızın işin içine siyaseti sokmasıydı. Şöför kaloriferi kapatmadığı için şöyle bağırdı kendisi: NE BİÇİM BELEDİYE BU!

Yani otobüste giderken baktın sıcak oldu, direk belediye başkanını arıycaksın. Sana vantilatör getirecek. Meşgulse biriyle gönderecek. Yalnız daha asıl sürprize gelmedik. Babam vatandaşa seslendi: “Kardeşim konunun belediyeyle ne alakası var?” Evet efendim. Asıl bomba bundan sonra patladı. Nükleer bomba. Vatandaşımız, belediyenin kötü olduğunu anlatmak için bize şu örneği verdi bağırarak: “Zaten bu metrobüsler de tersten gidiyor. Yanlış otobüs alıyolar. Hiç bakmıyolar mı alırken?”

: D

Bilmeyenler için, ters gidiyodan kastedilen şu. Gidiş soldan, geliş sağdan. Ters yapmışlar. Neden, yolcu peronlarını yolun ortasına koyabilmek için yönleri değiştirmişler. Kapılar içeri doğru açılsın diye. “Alırken bakmıyolar mı bunlara?” kısmı sırtımın ağrısını ikiye katladı : D 

Otobüsten indik. Bir kırtasiyecinin önünden geçiyorduk ki, kendimden geçtim bir an. Hani şu küçük kitapçıklar projemiz vardı. İşte o kitapçıklar için renkli baskı kağıdı istiyordum fakat istediğim rengi bir türlü bulamıyordum. Bekliyoduk öyle. Bir bakarsın ki vitrin ağzına kadar o renk kağıtlarla dolu. Ve %70 indirim var. Ve arabamız yok. Ve eve bi dünya uzağız. Ve benim sırtım ağrıyor… Bu projeyi ne kadar istediğim sınamadan geçirildi resmen : ) Sonuç? Dünya kadar renkli kağıt var şu an evde. Rüya gibi. Çivi çiviyi söker diye boşuna dememişler: )

Aralık
24
2008
Çarşamba

17:16

Golden retviver yavrusu…

Mersinden bizim ailemize yavrumuz geliyor. Yeni yıl için evimizi de
değiştiriyor. Günlüğümüzde kedi alıyorum evde değişiklik olurmu diye soran yanımıza verdiğin cevap üzerine[evinizde misafir gibi olursunuz] yavrumuzu almaya karar verdik. fotoğrafıda gönderiyorum. Yarın evimiz de olur. buRAKcan sevgiler hepimize.
notu Golden retviver yavrusu...
Evde misafir olma konusu dilerim kediyelerin aleyhinde bişey olarak anlaşılmamıştır. Yoksa bunlar beni parçik punçik ederler : ) Bu arada resimdeki yavru cok tatlı birsey. Zaten goldenları kedi sınıfında görebiliriz. Benim napip ne edip Bahar’in siteye girmesine engel olmam lazim. Resmi gorurse yandik.

 Golden retviver yavrusu...

Aralık
23
2008
Salı

23:27

Cep Matineleri…

Selamun Hello :) Ben yukarıdaki siparişi verdim telefon bankacılığı pardon telefon kitapcığı iki adet,
ama kredi kartı ile ödemek istiyordum beceremedim, şimdi bankaya havale yapmazsanız bu ürünü adresinize teslim edemeyiz diyor sanırım telefonunuza göndermeyiz demek istedi,
Ben xxxx nolu telefonlar için sms siparişi verdim ve bunu kk ile ödemek istiyorum ne yapmalıyım.
notu Cep Matineleri...
kredi kartlı alışveriş

Aralık
23
2008
Salı

22:38

Selam…

Konuşabiliyorsun ne güzel

Aralık
23
2008
Salı

22:37

Hakkını yemesinler…

Sevgili buRAK merhaba,
Son zamanlarda medyada sık sık yer alan uzmanlardan birisi kendi web sitesinde senin bizlere bir kac yıl önce sitende ve kitabında bahsettigin Kur’an ile ilgili acılımları “ilk kez” kendisi yapıyor olarak kamuoyuna duyurmus. Ispiyonlamak gibi olmasın ama ben bundan rahatsız oldum. Haberin olsun kardes. Selam ve sevgilerimle.

notu Hakkını yemesinler...

Tanrı’nın doğum günü zaten belli bir zaman geçtikten sonra, insanlığa mâl olacak. Bu yüzden bir hak iddiam yok. Bu benim açımdan doğru olan duruş. Onların açısından doğru olan duruş ise, “okudum” diyebilme dürüstlüğünü göstermek. Geçen zaman zarfında, tanınan, bilinen, koca koca yazan insanların, taklit Tanrı’nın doğum günü kitapları yazdıklarını gördük, böyle bir sürü şey gördük, hepsi silindiler, gittiler. Söz ve öz bir bütündür. Etki denilen, söz ile özün bir sinerjisidir. “Tanrı’nın doğum günü’nü okudum ve etkilendim” deme dürüstlüğünü gösteremeyen bir insan, taklit ettiği o kitabın özüyle çelişir, sözlerini de bu yüzden kimseler duymaz. Söz, özünü bekler çünkü…: )