Aralık
23
2008
Salı

22:24

Sonu 8′li yıl…

buRAK KardeÅŸim doÄŸru mu anlıyorum ? Sonu 8 li yıl 8 lerin sonu olacak,birçoÄŸumuz 09 u yaÅŸamadan geçirecek.. Selam ve sevgilerimle…

notu Sonu 8li yıl...

2009 Tanrı’nın doÄŸum günü için çok güzel bir yıl olacak bu ayrı bir konu. 2009 süper bir yıl olacak sözümüzün kimseyi, bekleme haline sevk etmemesi, 2009′un çaba gösterenlerin yılı olacağını anlatmak maksadıyla yapmış olduÄŸumuz bir duyuru efendim.

Aralık
23
2008
Salı

22:18

Genç…

Selamlar buRAK abi, bunu yazıp yazmamak üzerinde çok düşündüm. hoş, şimdi de kararımda emin değilim gerçi ama yine de düşüncelerimi ve bi takım şeyleri seninle paylaşmak istedim, başta zamanın olmak üzere, sabrın ve açık görüşlülüğün için şimdiden çok sağol. :)

öncelikle söylediklerimi lütfen ama lütfen anlamaya çalış çünkü bazı yerlerlerde çok karmaşık olucak :) şimdiden söylemesi :)

belki haberin vardır, senin ve tdg’nın hakkında biçok bilgi ve düşüncelere yer verilmiÅŸ geçenlerde hatta dün baktım,tdg’yı OKUYAN, altını çiziyorum okuyan bazı kiÅŸiler, kitap hakkındaki düşüncelerini belirtmiÅŸ, “orijinalliÄŸi tartışılır…ne biçim iÅŸ bu” derken bi yandan da “süper bi kitap, mükemmel ötesi, hayatımın kitabı!” falan da denmiÅŸ, tamam abartıyo olabilirim, ama eÄŸer siteye girip bakarsan insanların ikiyüzlü davrandıklarını görebilirsin. lütfen, amacım ne seni, ne okuyanları, ne de kitabı kötülemek, ama sadece hatırlatmak isterim, “kitabınızı çok çok çok beÄŸendim mükemmel süper bi iÅŸ baÅŸarmışsınız!” gibi uç yorumlar yazan insanların içlerindeki gerçeÄŸi, dürüstlüğü de bi düşün. tekrar ediyorum, bunları yazmamdaki amaç asla kötü deÄŸil, inan bana. öyle olsaydı oturup yazmazdım bile, objektif bi bakış açısıyla söylüyorum gözlem ve düşüncelerimi ki baÅŸka bi bakış açısından da görebil. “ne biçim genç bu, resmen laubalilik!” diye düşünüyo olabilirsin ama hayır sadece samimiyet bu : ) diyosan ki “yok ben bunların zaten farkındayım niye tekrar söylüyosun?” zamanını aldım. olsun, saÄŸlık olsun : D

kitap hakkındaki düşüncelerime gelince (mesajım biraz uzun oldu farkındayım :/ )
dona’yla konuÅŸma ÅŸeklin biçok insanın aksine beni ÅŸaşırtmadı. hayır gerçekten ÅŸaşırtmadı, öylesine söylemiyorum, internet çağı gençlerindenim ben de, ondandır belki : ) kitabı 2 kere okudum, ilham kaynağım oldu, biçok kiÅŸiye Tanrıyı hatırlatan bi araç oldu. bunu kaçıncı gere okuyosun bilmiyorum ama cesaretin ve temiz kalpliliÄŸin sayesinde öğrenmesi/bilmesi/hatırlaması gereken herkes kitabı okudu. okumayanları, yukarda da yazdığım gibi okuyup da aksi yönde eleÅŸtirenleri, (iki)yüzlüleri yargılama, zamanları geldiÄŸinde, onlar da bize, sevgiye katılıcaklar. bu arada, konudan da saptım, kitabı sevdiÄŸimi söylemiÅŸ miydim? : )

buRAK abi, umarım zamanını fazla almadım. kaçıncı kere diceksin ama bunları sevgi ve samimiyetle yazıyorum. 3. taraftan (zaman taraflar olarak ayırma zamanı değil, bunu da biliyorum, ama başka türlü anlatamazdım) diğer 2 tarafa dair küçük bi kuşbakışı sadece. her zaman fikirlerine açığım, konuşuruz, tartışırız. zaman bulabilirsen ne mutlu yeni düşüncelere. tekrar çok sağol. kendine iyi bak :) Her zaman sevgiyle.

Aralık
23
2008
Salı

22:11

Åžikayetim var…

Bu sefer ben ÅŸikayet ediyorum. Seferberlik mailimizde kuÅŸ uçmuyor kervan geçmiyor.  EÅŸ-dost telefon numaralarının paylaşımı için açtığımız adres. Hani duyuru yapacaktık. Katkıda bulunan bir avuç dostumuza çok çok teÅŸekkürler. DiÄŸer dostlarımız neden bu iÅŸi ciddiye almamış olabilir? Hmmm… İhtimalleri sıralıyorum efendim.

A- Üşenmiş olabiliriz şıkkı. Hiç olur mu, insanların hayatını değiştirebilecek bir hareket, unutulur mu hiç, bu şıkkı eledim hemen.

B- Benim eş ve dostlarım cep telefonu kullanmıyorlar o yüzden gönderemedim şıkkı. O zaman telex göndermeyi düşünebiliriz.

C- EÅŸ ve dostlarımın cep telefonları var fakat bende yok şıkkı. O zaman sadece isimleri alalım, baÅŸka bir kanal üzerinden bize ulaşırsa numaralar, sizin adınıza “falanca kiÅŸi, size ulaÅŸamıyormuÅŸ sizden haber bekliyor” diye haber edelim. Aralar açılmasın : )

D- Eş ve dostum yok. Olsaydı gönderirdim şıkkı. Hmmm.

E- Benim bütün eş ve dostlarım zaten TDG okudu o yüzden göndermeme gerek yok şıkkı. Bu bir rüya olmalı..  İşte şık diye buna denir. En şık numara bence bu : )

Aralık
23
2008
Salı

21:45

BaÅŸlıklar…

Filmlerde seri katil polise mektup yollar ya hani el yazısı tanınmasın diye gazetelerden harfler keser, işte başlıklar aynen onlara benziyor. Ünlü sanatçıya tehdit mektubu gönderen obsesif hayran versiyonu da olur örnek olarak : )

notu Başlıklar...

Yazı karakterinin adı “Ransom”. Rehine : )

Aralık
23
2008
Salı

21:44

Amaçsızlık…

Sevgili buRAK’cım merhaba..GeçmiÅŸler olsun,çivi çiviyi söker mantığı ”amanın hastayım yandım”demekten daha uygun düşüyor biz baÅŸaklara:)motivasyonun ÅŸifa olsun sana diyeyim…kocaman bir 2 yılı deviriyorum TDG ailemizle..Fakat an’ı yaÅŸamaya ÅŸu an’a öyle adapte olmuÅŸum ki sanki çoook daha uzun yıllardır TDG ile yaşıyormuÅŸum gibi geliyor iÅŸ hesaba gelince..Hadi ya?sadece 2 sene mi olmuÅŸ??vay vay vay:)Günlüğümüze de çok sık yazardım önceleri,kabuÄŸu yeniledin,kostümü çıkardık,yeni bir ben de yarattık eee?ÅŸimdi ben bundan sonra kendimi nasıl ifade edebileceÄŸim diye telaÅŸlardaydım…Evvela sakinleÅŸtik,bu duraÄŸan durumun tadına vardım,dünyevi ihtiyaçlardan arındım,iÅŸ güç derdini bıraktım ve sadece soluk aldım…Çok da iyi etmiÅŸim..sana daha öncelerde yazdığım mektuplara bakınca ÅŸu an daha farlı birini görmekteyim:)Hatta bazı telaÅŸlarım,paniÄŸe kapılmalarım komik bile geliyor okuyunca:)Yeni bir amaç edinmeliyim hayata karışmak için derken amma da silkelemiÅŸim kendimi:)Åžimdi duruldum,sakinleÅŸtim,sabretmeyi öğrendim,gözlemci olmayı,olmadan varmamayı ham iken dalımdan düşmemeyi bellettim ruhuma…SAdece ÅŸu an’dayım..dün ya da yarın da deÄŸil…tebessüm etmekte hiç zorlanmıyorum artık,herÅŸeyin sebebini görüp açıklayabiliyorum kendimce..inancım,felsefem,hayata bakışım ve yeni kimliÄŸim tamamiyle sindi ruhuma ve yaÅŸantıma..Åžikayet gibi algılanmasın ama ara ara ÅŸunu düşünüyorum eee?benim yeni bir hayalim yok?? Daha doÄŸrusu hayal kuramıyorum artık..öyle sakin ve mesut iÅŸlemiÅŸim ki herÅŸeyi içime Tanrı’mdan ilham bile istemez oldum yeni bir hayal için…Bizim yöre dolaylarında benim bulunduÄŸum durumu şöyle dile getirirler ”lohusa ÅŸerbeti içmiÅŸ gibiyim”..:))hani kadınlar doÄŸum’u atlattıktan sonra bir rahatlık çöker ya,bir huzur gelir iÅŸte öyle bir durum benimkisi de..öyle rahat rahat oturmaktayım olduÄŸum yerde..Hani bunun sonu amaçsızlığa vurdumduymazlığa gitmez umarım çünkü pek rahatım:))mizacıma ters çalışkan bir baÅŸak olarak malum zman kavramından arınmış,kaos olmadan sakin sakin durmam etrafımdaki insanları da ”bunun sinirleri alınmış” demelerine sebep oluyor ee az asabi deÄŸildik zamanında:))Neyse efendim uzun lafın kestirmesi yeni yılda Tanrım’dan yeni bir hayal için bol bol ilham isteyeceÄŸim…umarım hepimizin gönlünden geçenler gerçekleÅŸsin…sevgiyle kucaklıyorum hepimizi..

Aralık
23
2008
Salı

21:44

Futbol ve TDG…

İyi akÅŸamlar, bugünkü posta gazetesinde gs li ARDA TURANın en son okuduÄŸu kitap Tanrı’nın doÄŸum günü. : ))

Aralık
23
2008
Salı

13:42

Müzik…

Sevgili buRAK, 2 yil kadar once gala konserine gitme sansina eristigim, Tuluyhan Ugurlu’nun “Dunya Baskenti Istanbul” adli albumunun muhtesem bir parcasini  sevgili dostlarla da paylasmak istedim. Konserin ve albumun konsepti 3 dinin besigi ve kucaklastigi, dostca yasadigi yer olan Istanbulun bu yapisi idi. Parca da bir Musevi bir Hrisytiyan ilahisi ve Salatlar ic ice giriyor. Bunu tabi bir de canli performans da izlemeliydiniz( gozyaslarimi tutamamistim) sevgiyle.

parca-3

Aralık
23
2008
Salı

13:26

“Yeni” evden bildiriyorum stop…

Yeni yerlesim super oldu stop… Sırtın agriyor diyenleri dinlemedim stop…: ) Civi civiyi soker diyorum, aaahh diye de ekliyorum stop. : )
imza Yeni evden bildiriyorum stop...

Aralık
23
2008
Salı

13:25

Ne diyim bilmem ki…

Sen de seZEN akSU gibisin buRAKcan.
İnsanların hisseder gibi olduÄŸu ya da hissettiÄŸi ama tanımlayamadığı duyguları, o kadar güzel döküyorsun ki kelimelere…
Otomatiğe bağlanarak ağızdan dökülen duygusuz dualar yerine, tüm ruhunla, her hücrenle isteyerek yaptığın dua kabul edilir.
Daha güzel nasıl ifade edilir bilemiyorum.

Aralık
23
2008
Salı

13:22

DeÄŸiÅŸim…

Yeni yıla girmeden kısa bir süre önce, hayatında ilk kez evi bir kediyle paylaşmak, değişim kapsamına girer mi acaba : ))
notu DeÄŸiÅŸim...
Hem de nasıl bir degisim. O ev artik
onun, sen onun evinde misafirsin artik. Degisim diye buna denir : )

Aralık
23
2008
Salı

13:19

Yokluk…

Merhaba adı buRAK olarak işaret edilen !
Ne mutluluk karşılaÅŸmak, tam da 2008 den 2009 a geçerken buralarda…
Sen var idin, yok oldun.Kendini kaybettiğini sandın ve sonra buldun.
Baktın ki ne kaybolan var ne de kaybettiğini bulan.

Ey güzel söz, kokusu nefis öz;
bize ” iÅŸte ÅŸimdi yaÅŸamaya hazırız ” dedirten dost,
selam sana,selam sana,selam sana

AŞK böyle bir şey işte. İçinde taşan. Dur durak, kap kacak bilmeyen.
Şekillerden,sınırlardan çok uzak. Canını kanırta kanırta acıtan, acının lezzetinden sarhoş eden. Şölen başlasın dedirten -ki her gece şölen AŞK a.
YOKluk ne güzel şey değil mi ?

buRAK Atına bindik LÂ yı da yanımıza kattık.
İLLA dedik, dilimizi bağladık.
AMAN ALLAH ım bu ne hız!
Korkuyor muyum sahi?
Hayır!
VARLIÄžIMDAN KAYNAKLI YOKLUÄžUM buRAK ATINI BULDU
KOR-K-MUYORUM,
SADECE YOL ALIYORUM.
YÖNÜNÜ BİLMİYORUM AMA KAR TOPU GİBİ HER AŞAMADA BÜYÜYORUM,
M GİDİYOR Z GELİYOR VE BÜYÜYORUZ.
EĞER ERİMEK GEREKECEKSE BU YOLUN SONUNDA
RAZIYIM EY GÜNEŞ!
KARDANADAM GİBİ ERİMEYE ,SAYGI İLE KARŞINDA.

SEVGİLERİMLE DEMEK YETMİYOR AMA..

Aralık
23
2008
Salı

13:18

Yeni maÄŸaram…

Yeni maÄŸaram yavas yavas istedigim sekle giriyor. Halilari yerde birakmaya karar verdim, supurgenin hortumu tavana yetismiyordu. Boya isine de girismedim ama cok ferah oldu. Ortada bol bol dans edebilecegim meydan kaldi. I will dance to my life song!!!! (Yasantimin muziginle dans ederim) Ve de kediyelerimin kosusturacagi meydan…

Butun bunlardan once icimdeki huzuru aksettim duvarlarima, askin renkleri ile boyadim cerceveleri. Sevgi tutsuleri yaktim, pozitif enerjiyle doldurdum dort bir tarafi. Bazi gorunmeyenlerle susledim. Ihtiyacim olan maddelerin disinda, gercek ihtiyacim olan maneviyatla donattim magarami. Sevgiyle, inancla, huzurla, olumlu dusuncelerle, iyilik dileklerimle
Hamd u senalar olsun, daim olsun. Isteyen herkesin olsun…..

Aralık
22
2008
Pazartesi

13:12

TOKAT GİBİ…

Kitabınızı defalarca okuduk, baÄŸzı satrlarıda onlarca kez okuduk, düşündük ve tartıştık. Kur-an’ ile de karşılaÅŸtırdık. Bizde sizin gibi ”vay,vay,vay” dedik. Anlaşılmaz ve sancılı bir 1400 yıl sonunda insanların gönlünde böyle muhteÅŸem bir doÄŸuÅŸun kesinlik kazandığı açıktır.
İnsanlığı temelden ilgilendiren böyle bir konu ve bu konuyla ilgili bugüne kadar benzeri yazılmamış olan bu muhteÅŸem kitap ile ilgili, her fırsatta ahkam kesen, her gördükleri kamera karşısına geçip yorumlar yapan ilahiyat profesörleri ve tefsir yazarları dillerini mi yuttularki tamamen görmezden gelip haberleri olmamışçasına davranarak, olumlu yada olumsuz yorum yapmaktan kaçıyorlar. Bende buna ”vay,vay,vay” diyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bunu çok merak ediyor, bununla ilgili sizden yorum bekliyorum. Tanışmak dileÄŸiyle hoşçaklın. Kalbinize ve kaleminize saÄŸlık….

Aralık
22
2008
Pazartesi

13:11

Degisim bir baslamaya dursun, durduramazsin ki…………

Hayirdir buRAKcan,
Bu arada kolunun durumunu unutma, kendini zorlama lutfen. Ne tesaduf ki senin bu yazdiklarini iki gundur dusunuyordum, bugun gerceklestirme niyetindeyim.(buralarda
daha sabah olmadi)
Icimizde baslayan bu gelisim ve degisimi durduramazsin artik, bu hergun biraz daha artan bir enerji boyutu. Hani cok sevdigin bir yemegi yedikce yiyesin gelir ya
onun gibi bir sey.(Herseyde denge) Degistikce, acilimlari deneyimledikce artan birsey.
Kirmiziya boyarmiyim bilmiyorum ama tavana asilan hali fikri cok cazip, yalniz kediyelerim bu isten memnun kalmayabilirler, belkide tavandan sarkanlari olur.
Cok heyecanliyim, biran once ise koyulmak istiyorum. Herkese bi tavsiyem var,
eskileri ihtiyaclari olanlara devredin yeniye yer acin, az esya ferah ev ,kediyelere daha cok kosusturma mekani ve temizligi kolay.

Hepinize kolay gelsin………

Aralık
21
2008
Pazar

11:45

Yepyeni bir yıl geleneÄŸi…

Yılın bu zamanları için ideal bir deÄŸiÅŸim oyunu… Oyun dediÄŸime bakmayın, mesele son derece ciddi. Tanrı’nın doÄŸum günü Feng Shui’si… “Åžu duvara kırmızı koy, bu duvarı maviye boya, ÅŸuraya akvaryum koy bereket gelsin” ÅŸeklinde ezberden yönlendirmeler deÄŸil. Tek bir kelime “Tanrı’nın doÄŸum günü Feng Shui”si. O kelime de ÅŸu:

DEĞİŞTİR.

Ev deÄŸiÅŸtirme deÄŸil. Evi deÄŸiÅŸtirme… Onunla bunun yerini deÄŸiÅŸtir. Hatta mümküne geliÅŸtir. İyileÅŸtir, güzelleÅŸtir. 

Yeni yıldan yenilik bekleyen herkes, her gün içinde yaÅŸadığı ve artık kanıksadığı evinin ÅŸeklini deÄŸiÅŸtirsin… Çok ÅŸey bekleyen çok deÄŸiÅŸtirsin. Biraz deÄŸiÅŸim isteyen de ufak rütuÅŸlarla yetinebilir. Evimiz, dünyamız. Ve beynimizde artık ezber tutmuÅŸ bu mevcut ev programını, bir kere bozmamız durumunda, dünya gerçekten hareket etmeye baÅŸlayacak, deÄŸiÅŸimi kendi elimizle tetikleyeceÄŸiz.

Banyo ile mutfak yer değiştiremez : ) Halılar da tavanda değil yerde durmalıdır (halıları tavana tutturmak da olası : ) Bunlar kırmızı çizgilerdir. Bunların dışında herşey değişebilir. O koltuk neden orada durmak zorunda? O odayla bu oda neden yer değiştirmesin? Hadi bakalım iş başına : ) 

Bizim evde yoğun bir çalışma var. Salonun yerleşimini komple değiştiriyoruz. Kardeşim sizin salon çok sıkışık duruyor dediğinde, refleks olarak hırrrladım hemen. Değişime direniş olmazsa olmaz. Sonra biraz sorgulayınca evet dedim, daha farklı bir yerleşim neden olmasın. Babamı bile çağırdım, epey köklü işler peşindeyim : )

Kendi adıma yeni yıl öncesi evi değiştirme projesini gelenekselleştireceğim. Değişime hizmet eden herşeyi rutinleştirmek serbest çünkü. Hem de sonuna kadar.

Herkese kolay gelsin.

imza Yepyeni bir yıl geleneği...

Aralık
21
2008
Pazar

09:51

Azcık kendini de sev…

Babam hep der ki bir insanın kendine yaptığı eziyeti bir köy toplansa ona yapamaz.

Ama insanın elinde deÄŸil deÄŸil mi? El kadar bebeyi memnun etmek insanı ÅŸarj ediyor bir anda deÄŸil mi? Onun yüzünde huzurlu bir ifade görebilmek ….Off devam edemeyeceÄŸim.Yoksa kızımı uyandırıp ona sarılıp seni çok seviyorum diyeceÄŸim.ve bu bana uykusuzluÄŸa patlayacak :)

ama önce can sonra canan.Önce buRAK sonra EmİR…

Aralık
19
2008
Cuma

22:29

GeçmiÅŸ olsun bana…

Bugun 3. gun. Balkonda durmasi icin, motosikletimi eve cikarirken omuzla sırt arası bi yer incinmis, odem olusmus durumda. Agrilar ust duzey : )

Incittigim ilk gun Emirbebe’nin annesi arayip dayısı yetiÅŸ demesin mi.. Aglama krizi… Bakicisini ve annesini tuketmis. Hemen geliyoruz dedim ama kıpırdayamıyorum. Yamuk yamuk ciktik yola. Viyak sesinden gecilmiyor ev. Kucagima alicam fakat kol kalkmiyor. Kucak da yetmiyor, illa Superman yapip ucurucaksin, durdugun anda agliyor. Yarım saat kadar uctuktan sonra, boyle bi sıcaklık hissettim. O gun eve geldigimden beri bi bicak var sanki orda. Bu arada voltaren bisey cikarmis. Kocaman islak bi bez. Yapistiriyosun, agriyi cekiyormus. Bana islemedi gerci ama guzel bir icat.
Yeni yıl yazısı da benim için bir ilk. Ust duzey agri esliginde yazdigim ilk yazi. Taşın altına elini sokmayı anlatmak icin bundan dogru bir zaman olamazdi. 2009 oncesi… Altına girdigimiz yük çok büyük. Bu kadar aÄŸrı olucak tabi.
imza Geçmiş olsun bana...

Aralık
19
2008
Cuma

17:59

Yeni yıl yepyeni bir yıl olsun…

“Yeni yıl hayatımıza yenilik getirsin.”

Kozmos, kliÅŸeleri komut olarak kabul etmiyor ve bu temenniler ne yazık ki bir türlü yerine gelmiyor. “Allah ÅŸifa versin” denilen bir sürü hasta ölüyor bu yüzden. Parayı cebine koyarken “Allah bereket versin” diyen yüzbinlerce esnaf, ekonomik sıkıntıdan kıvranıyor. “Bereket vermediÄŸi için”.

Tanrı, hepimizden gençtir. Ama kulakları biraz ağır iÅŸitir. Yürekten söylenmeyen hiçbir sözü duymaz. Bedeli gözden çıkarılmayan hiçbir sipariÅŸi kargoya vermez. Şimdi otursam “Yar bana bir Ferrrari” dersem, zil çalıp buRAK bey buyrun arabanızın anahtarları der mi kimse bana? Demezler di mi : ( Böyle söyleyince ÅŸaka gibi duruyor ama insanoÄŸlu tanrıya halâ bu ÅŸekilde dua ediyor. Allahım bana Ferrari. Allahıma bana morgıç taksidi. Allahım ÅŸu kilolarımı benden al diyen bile var…

Nasıl olacak o? Sen yiyeceksin yiyeceksin. Hareket etmeyeceksin. Sonra Allah senden o kiloları alacak. Senin bu duanı kabul etmesi için Allah’ın, evrenin dinamiklerini deÄŸiÅŸtirmesi lâzım. Yani sen, kilolarımı benden al derken aslında, “Allahım yerçekimini kaldır” diyorsun. İsterse kaldırır kaldırmasına da, bu sefer de, ÅŸikayet gelir, yerçekimi duasına çıkar diÄŸer insanlar. Senin irade gösterip harekete geçmen daha pratik olur. 

O yüzden gerçek-üstü temennileri bıraksın herkes. “Dua” olgusunu, yeni baÅŸtan programlasın.

Yeni program şu: Dua = Sipariş. İstemek yerine Ismarlamak.

Cebinde hesabı ödeyebilecek gücün varsa, sipariş ver. Sahibi ol istediğin şeyin.

Uğruna poponu kaldırıp, sıkıntı çekebileceğin, bedel ödeyebileceğin bir fikrin varsa dua et. Dua etme. Duanı sipariş et. Önce sen kendini ciddiye al. Sonra bak neler oluyor. 

Telli baba türbelerine eciÅŸ büçüş evler çiziyor insanlar. Duaya karşılık gelen ev, çizimdeki kadar eciÅŸ büçüş olsa, yüzüne de bakmaz o evin, bu da ayrı konu. İnsanları ev sahibi yapabilecek mekanlar varsa, bunlar ancak emlak ofisleridir. Ya da bankaların ev kredisi masaları. Bunun dışında zaten paran cebindeyse, o zaman ne dua ediyorsun? Aç ilanlara bak. BeÄŸendiÄŸini al gitsin, Tanrı’yı ne karıştırıyorsun. O da görsün beraber seçelim mi maksat? E o zaten bütün evleri görüyor.

Telli baba türbelerine giden insanlar, “cahil insanlar” deÄŸil mi? OkumuÅŸ, kültürlü, dünyayı takip eden, kariyer sahibi insanlar gitmez di mi telli baba türbelerine? Bu dua anlayışı cahil insanların dua anlayışıysa, BU MAİLİ ARKADAÅžINA FORWARDLA BİR DİLEĞİN GERÇEK OLSUN mailleri bizlere nereden geliyor acaba? Günde 20 defa… Buna ciddi ciddi inanmış olmalılar. Bu kadar modern insanlar, bu post-modern-hurafelere nasıl inanıyorlar ben de buna inanamıyorum iÅŸte.

İnternet üzerinden iletiÅŸim ve pazarlama üzerine bu kadar literatür taradım. Daha “Bu mesaj ÅŸu kadar bin insana ulaşırsa Microsoft o ailenin kızını ameliyat ettirecek” ÅŸeklinde kurumsal bir internet aktivitisine rastlayamadım henüz ! Sponsor linklerine tıklanması, yapılan tık başına ÅŸu kadar cent hakediÅŸ elde edilmesi… Bu uygulama belli ki, kulaktan kulaÄŸa, bilgisayardan bilgisayara, yayıla yayıla, içinde link filan barındırmayan posta mesajları haline gelmiÅŸ. Bunları ölçümlerse Ulu Manitu ölçümler. Microsoft’un falan harcı deÄŸil bu iÅŸ…  

“Bize ÅŸunları ÅŸunları getirsin”ler eÅŸliÄŸinde, bir yeni yılı daha karşılamak üzereyiz. Ben söyliyim. Bu yeni yıl, istisna insanlar dışında hiçkimseye hiçbirÅŸey getirmeyecek. Bir çoklarımız aynı sıkıntıları çekmeye devam edecek. Aynı  çamur gölünde aynı patinajlar. Aynen devam. Gelecek sene bugünlerde, geçen sene için sıradan bir sene olarak yorumlayacağız. Büyük çoÄŸunluÄŸumuz için 2009, birkaç sene sonra hiç hatırlanmayacak bir yıl olacak. İleride 2009′u sadece kiÅŸisel devrimciler hatırlayacak. O yıl ÅŸunlar ÅŸunlar olmuÅŸtu, bunlar bunlar geliÅŸmiÅŸti diyebilenlerin hayatında iz bırakacak 2009. Daha net olarak söylemek gerekirse, Bir çoklarımız 2009′u YAÅžAMADAN GEÇİRECEK… ÖzgeçmiÅŸlere eklenmiÅŸ, +1 rakamlar… 2009 da onlardan biri olmasın.

Her yılbaşında güzel ama altı doldurulmamış dilekler, ya sonrası? Sıradan, birbirini kovalayan yıllar…  İyi ki seneler 365 gün sürüyor. 1 yıl, 20 bin gün sürseydi  55 senede bir kutlanacaktı yılbaÅŸları. Hayatımızda bi kere görecektik sene başını. “Yeni” kelimesinin içini boÅŸaltarak kendi kendimize yaptığımız bu dolduruÅŸ terapisinden de mahrum kalacaktık böylelikle.

Yeni yıllar kutlu ve de mutlu olsun. Süsleyelim her yanı. Güzel dileklerde bulunalım. Sevinelim mutlu olalım. Hiç itirazım yok. Ama tüm bunları yapıp yapıp… Senede bir gün yenilik dileyip, ondan sonra 364 gün yan çizmeyelim. Yenilikse, gerçekten yenilik… Diyetlerin hep pazartesi baÅŸlaması gibi, “yeni” kelimesi de aralık sonu sloganı olmasın. Ocak bitti mi, tükenmesin, AÄŸustos Ekim’de de de çıksın bu meyve. Yeni yıl bize ÅŸunları ÅŸunları “getirmesin”. Biz onları onları içeren bir yıl getirelim kendimize. Yeni yıl birÅŸey getirecekse, bizi kendimize getirsin. Bir de bu getirme diyince benim aklıma bizi dünyaya leyleklerin getirmesi geliyor. Kimse getirmedi kardeÅŸim. Bi akÅŸam televizyon izlemeyip, aksiyonda bulundu bizimkiler. Sizi bilmiyorum ama ben böyle geldim dünyaya. Birileri sipariÅŸ etti, ben de geldim. 

İlkel toplumlar “getirtir”, geliÅŸmiÅŸ toplumlarsa “gider-alır”.

Bu vesileyle, yepyeni bir yıl diliyorum hepimize.

imza Yeni yıl yepyeni bir yıl olsun...

Aralık
18
2008
PerÅŸembe

02:33

Cep Matineleri ve SipariÅŸ sitesi…

Merhabalar… Cep matinesi icin toplu siparis verecektim… İlgili alana 10 kisinin cep telefonunu yazmak istedim… ancak alan yetersiz kaldi…
ortalama bir cep numararası hic bosluk vermesseniz bile maksimum 15 karakter olabiliyor… ÖrneÄŸin 05xxxxxxxxx(19)  Dolayısıyla 100 karakterli alana 10 telefon numarasini sigdiramadim… alan genisleyecek mi? yoksa iki kisimda mi göndereyim numaralari? tesekkurler… :)

notu Cep Matineleri ve SipariÅŸ sitesi...

Efendim insanın hatası bu kadar da yüzüne vurulmaz ki : ) Yanlışlık derhalen düzeltildi.

Bu arada… “Ben internetten sipariÅŸ vermeyi beceremiyorum” diyen dostlarıma sesleniyorum. Becerememe diye birÅŸeyi kabul etmiyorumm. Çok kolay. Bayram tatilinde sipariÅŸ sitesini onlar için sadeleÅŸtirdim. Kafa karıştırıcı gereksiz sorular ayıklandı hep. Fakat bu da yetmez. 1-2 gün içinde “Acemiler için internet alışveriÅŸi – çizgiroman anlatımı” yayınlıyciiz. O zaman herÅŸey çook daha kolay olucak.

Aralık
17
2008
Çarşamba

22:36

Anneler dikkatine…

3 aylık, duzenli doktor kontrolunde, saÄŸlıklı bir bebek neden sürekli aÄŸlar… Doktor sessiz. Tibbi makaleleri okudum, Tıp bazı çocuklar aÄŸlar öyle diyor, somut bir çözüm önerisi yok. Bilirse anneler bilir…
Onemli not: Cocuk dayısının kucağında hic aglamıyor. Onemle belirtirim…: )