“Yeni yıl hayatımıza yenilik getirsin.”
Kozmos, kliÅŸeleri komut olarak kabul etmiyor ve bu temenniler ne yazık ki bir türlü yerine gelmiyor. “Allah ÅŸifa versin” denilen bir sürü hasta ölüyor bu yüzden. Parayı cebine koyarken “Allah bereket versin” diyen yüzbinlerce esnaf, ekonomik sıkıntıdan kıvranıyor. “Bereket vermediÄŸi için”.
Tanrı, hepimizden gençtir. Ama kulakları biraz ağır iÅŸitir. Yürekten söylenmeyen hiçbir sözü duymaz. Bedeli gözden çıkarılmayan hiçbir sipariÅŸi kargoya vermez. Şimdi otursam “Yar bana bir Ferrrari” dersem, zil çalıp buRAK bey buyrun arabanızın anahtarları der mi kimse bana? Demezler di mi : ( Böyle söyleyince ÅŸaka gibi duruyor ama insanoÄŸlu tanrıya halâ bu ÅŸekilde dua ediyor. Allahım bana Ferrari. Allahıma bana morgıç taksidi. Allahım ÅŸu kilolarımı benden al diyen bile var…
Nasıl olacak o? Sen yiyeceksin yiyeceksin. Hareket etmeyeceksin. Sonra Allah senden o kiloları alacak. Senin bu duanı kabul etmesi için Allah’ın, evrenin dinamiklerini deÄŸiÅŸtirmesi lâzım. Yani sen, kilolarımı benden al derken aslında, “Allahım yerçekimini kaldır” diyorsun. İsterse kaldırır kaldırmasına da, bu sefer de, ÅŸikayet gelir, yerçekimi duasına çıkar diÄŸer insanlar. Senin irade gösterip harekete geçmen daha pratik olur.Â
O yüzden gerçek-üstü temennileri bıraksın herkes. “Dua” olgusunu, yeni baÅŸtan programlasın.
Yeni program şu: Dua = Sipariş. İstemek yerine Ismarlamak.
Cebinde hesabı ödeyebilecek gücün varsa, sipariş ver. Sahibi ol istediğin şeyin.
UÄŸruna poponu kaldırıp, sıkıntı çekebileceÄŸin, bedel ödeyebileceÄŸin bir fikrin varsa dua et. Dua etme. Duanı sipariÅŸ et. Önce sen kendini ciddiye al. Sonra bak neler oluyor.Â
Telli baba türbelerine eciÅŸ büçüş evler çiziyor insanlar. Duaya karşılık gelen ev, çizimdeki kadar eciÅŸ büçüş olsa, yüzüne de bakmaz o evin, bu da ayrı konu. İnsanları ev sahibi yapabilecek mekanlar varsa, bunlar ancak emlak ofisleridir. Ya da bankaların ev kredisi masaları. Bunun dışında zaten paran cebindeyse, o zaman ne dua ediyorsun? Aç ilanlara bak. BeÄŸendiÄŸini al gitsin, Tanrı’yı ne karıştırıyorsun. O da görsün beraber seçelim mi maksat? E o zaten bütün evleri görüyor.
Telli baba türbelerine giden insanlar, “cahil insanlar” deÄŸil mi? OkumuÅŸ, kültürlü, dünyayı takip eden, kariyer sahibi insanlar gitmez di mi telli baba türbelerine? Bu dua anlayışı cahil insanların dua anlayışıysa, BU MAİLİ ARKADAÅžINA FORWARDLA BİR DİLEĞİN GERÇEK OLSUN mailleri bizlere nereden geliyor acaba? Günde 20 defa… Buna ciddi ciddi inanmış olmalılar. Bu kadar modern insanlar, bu post-modern-hurafelere nasıl inanıyorlar ben de buna inanamıyorum iÅŸte.
İnternet üzerinden iletiÅŸim ve pazarlama üzerine bu kadar literatür taradım. Daha “Bu mesaj ÅŸu kadar bin insana ulaşırsa Microsoft o ailenin kızını ameliyat ettirecek” ÅŸeklinde kurumsal bir internet aktivitisine rastlayamadım henüz ! Sponsor linklerine tıklanması, yapılan tık başına ÅŸu kadar cent hakediÅŸ elde edilmesi… Bu uygulama belli ki, kulaktan kulaÄŸa, bilgisayardan bilgisayara, yayıla yayıla, içinde link filan barındırmayan posta mesajları haline gelmiÅŸ. Bunları ölçümlerse Ulu Manitu ölçümler. Microsoft’un falan harcı deÄŸil bu iÅŸ… Â
“Bize ÅŸunları ÅŸunları getirsin”ler eÅŸliÄŸinde, bir yeni yılı daha karşılamak üzereyiz. Ben söyliyim. Bu yeni yıl, istisna insanlar dışında hiçkimseye hiçbirÅŸey getirmeyecek. Bir çoklarımız aynı sıkıntıları çekmeye devam edecek. Aynı  çamur gölünde aynı patinajlar. Aynen devam. Gelecek sene bugünlerde, geçen sene için sıradan bir sene olarak yorumlayacağız. Büyük çoÄŸunluÄŸumuz için 2009, birkaç sene sonra hiç hatırlanmayacak bir yıl olacak. İleride 2009′u sadece kiÅŸisel devrimciler hatırlayacak. O yıl ÅŸunlar ÅŸunlar olmuÅŸtu, bunlar bunlar geliÅŸmiÅŸti diyebilenlerin hayatında iz bırakacak 2009. Daha net olarak söylemek gerekirse, Bir çoklarımız 2009′u YAÅžAMADAN GEÇİRECEK… ÖzgeçmiÅŸlere eklenmiÅŸ, +1 rakamlar… 2009 da onlardan biri olmasın.
Her yılbaşında güzel ama altı doldurulmamış dilekler, ya sonrası? Sıradan, birbirini kovalayan yıllar…  İyi ki seneler 365 gün sürüyor. 1 yıl, 20 bin gün sürseydi  55 senede bir kutlanacaktı yılbaÅŸları. Hayatımızda bi kere görecektik sene başını. “Yeni” kelimesinin içini boÅŸaltarak kendi kendimize yaptığımız bu dolduruÅŸ terapisinden de mahrum kalacaktık böylelikle.
Yeni yıllar kutlu ve de mutlu olsun. Süsleyelim her yanı. Güzel dileklerde bulunalım. Sevinelim mutlu olalım. Hiç itirazım yok. Ama tüm bunları yapıp yapıp… Senede bir gün yenilik dileyip, ondan sonra 364 gün yan çizmeyelim. Yenilikse, gerçekten yenilik… Diyetlerin hep pazartesi baÅŸlaması gibi, “yeni” kelimesi de aralık sonu sloganı olmasın. Ocak bitti mi, tükenmesin, AÄŸustos Ekim’de de de çıksın bu meyve. Yeni yıl bize ÅŸunları ÅŸunları “getirmesin”. Biz onları onları içeren bir yıl getirelim kendimize. Yeni yıl birÅŸey getirecekse, bizi kendimize getirsin. Bir de bu getirme diyince benim aklıma bizi dünyaya leyleklerin getirmesi geliyor. Kimse getirmedi kardeÅŸim. Bi akÅŸam televizyon izlemeyip, aksiyonda bulundu bizimkiler. Sizi bilmiyorum ama ben böyle geldim dünyaya. Birileri sipariÅŸ etti, ben de geldim.Â
İlkel toplumlar “getirtir”, geliÅŸmiÅŸ toplumlarsa “gider-alır”.
Bu vesileyle, yepyeni bir yıl diliyorum hepimize.
