Aralık
17
2008
Çarşamba

22:22

Kitap tavsiyesi…

Ben uzun zamandır Hz.Muhammed’in hayatını merak ediyorum ve gittiğim kitapçılarda O’nun hayatını anlatan kitaplara bakıyorum.

Ama henüz önüme aradığım kitap çıkmadı.Gerçi sana birşey sormaya gelmiyor, hemen işi üstüne alıp üretmeye başlıyorsun.Ben sadece bir tavsiyen olur mu diye sormak istemiştim.

Ben O’nu bir peygamber gibi değil normal bir insan gibi tanımak istiyorum.Neler yapmış nerelere gitmiş kimlerle tanışmış.Baktığım tüm kitaplarda O’nu öve öve btiremiyorlar..Ekledikleri sıfatlardan okumaya mecal kalmıyor,cümlenin başını unutuyorsun.Acaba var mıdır bir tavsiyen? Saygı sevgi hürmet
notu Kitap tavsiyesi...
“Çapraz sorgu” dediğim bi bi teknigi tavsiye edebilirim. Komunizmi komunizm eleştrisinden inceleyeceksin. Mevlana’yı Rumlardan, Hazret-i Muhammed’i de HRISTİYANLARDAN dinleyeceksin.
Doğru bilgiye rastlama imkanın digerlerine oranla daha yuksek.

Tüm bunlar aşağıdaki bilinçle yapılabilirse, yararlı bi araştırmaya ulaşılabilir:
TARİHLE İLGİLİ OKUDUKLARININ ANCAK YÜZDE BİRİ DOĞRUDUR. O DA ŞANSLIYSAN…
imza Kitap tavsiyesi...

Aralık
17
2008
Çarşamba

22:04

Bu mesaj olayı hakkında biraz daha bilgi…

Daha yeni farkediyorum bu yeni oluşumu aradım bakındım birazcık ama bilgi göremedim biraz daha açıkama yapılabilir mi? kdk alamamış biri olarak onun yerine ikame edilebilecek bişi mi bu ?

Aralık
17
2008
Çarşamba

16:58

Sizinle roportaj yapmak istiyoruz… Lutfen geri dönün…

Merhaba buRAK Bey, Ben __ haber programindan muhabir __ __.. Bir roportaj talebi icin size ulasmak istiyorum… Lutfen bana geri donun… haber bekliyorum.. simdiden tesekkurler…

notu Sizinle roportaj yapmak istiyoruz... Lutfen geri dönün...

Bu güzel programın ilgisine çook teşekkür ediyorum. İlerisi için sözüm olsun.

imza Sizinle roportaj yapmak istiyoruz... Lutfen geri dönün...

Aralık
17
2008
Çarşamba

16:55

Valla dogru adam…

buRAK, var ya abicim, bu tanrı doğru adam seçmiş! Tatilde demistim ki icimden, ya bu gunluk yigildi, ara ki örtü yazisini bul, bi search isi olmasi lazim, Oley! Olmus. Ne guzel.
Cep matinesi! Allahim bu ne guzel fikir ya. Kesinlikle dogru adam secilmis! Devam, devam!

Aralık
17
2008
Çarşamba

16:54

Okaliptus katliamı…

Bir süredir Karayolları Marmaris yolunu genişletme çalışmalarını sürdürüyor ve bu süreçte yolun geçtiği dağlarda binlerce çam ağacı kesildi. Bu katliama kimse dur demedi. Şu an kullanılmakta olan yolun sağ tarafı genişlemeye daha müsait, sadece birkaç ağaç var. Ama Karayolları yolu sol tarafa doğru genişletmeye karar vermiş. Yeni yol şeridi ağaçların bir metre yakınına kadar geldi. Şehirlerarası yola bu kadar yakın ağaçlar ne kadar dayanır dersiniz ? Kısa bir süre sonra kaldırım, refüj, benzinci derken bir bakmışınız bu güzelim ağaçlar kesilivermiş.

Bu konuda yani agaclar ve ozellikle “okaliptus” agaci konusunda harakete gecmemiz gerekir diye dusunmekteyim…

“Suphesiz; İman; ameller olmayinca hiçtir”
Hic suphesiz ameller ancak niyetlere göre degerlendirilir ve karsilik bulur.

Yani tutarli olmaliyiz, inancimizi ruhsalligimizi sinayan bir suru olay meydana geliyor,
Yalnizca saf ve iyi niyetiniz ile kuantumda gercekligi degistirebilirsiniz..
Cern deneyinin durdurulmasinda bu kanitlanmistir…!
Onlar şimdi sistemi tamir etmekle uğraşıyorlar, mıknatıslar nasıl bozuldu bilemiyorlar?
Simdiden sana ve okurlara tesekkur ediyorum…
Mail adresleri asagida, sizler cogaltabilirsiniz…
Harakete gecmek icin simdi,

Sevgiyle kalin, hep uyanik olun

Aralık
17
2008
Çarşamba

16:52

Sevgi tohumu…

Yuregime sevgi tohumu ekilmis de
Farkindaligina yeni vardim
Bakis acimi genislettikce
Gonlumde huzura vardim
Gecir herseyi elekten
Takili kalma maddeye, vesveselere
Kabullen bu alemde mesuliyetini
Kendi kendimizin seceneklerini
Ne ekersek onu biceriz, bunu bil
Sevgi tohumu olsun seceneklerin
Sevgi gozunle bak herseye
Sevgi ile sarmala herkesi
O en kirgin olduklarin bile
O en cok kizdiklarimiz bile
Karsi koyamaz, pes edecek bu hale
Hepimiz BIRiz, bir butunuz
Ne fark eder dinimiz, tenimiz
Herkese baris ve iyilikler dile
Bol bol dagit SEVGI TOHUMUNDAN
Akmak istiyene, istemiyene
Bu yol SEVGI yolu, ISIK yolu
Yabanci yok aramizda
Elele, SEVINCle baskoyalim bu yola
Icimizde bol bol olan
SEVGI TOHUMUYLA……….

17 ARALIK 2008 TEKSAS’DAN SEVGIYLE KALIN……

Aralık
17
2008
Çarşamba

14:16

Bir bayram klasiği…:)

Nedendir bilinmez. Tanrı’nın doğum günü bayramlarda kitapçılarda hep yok satıyor. Güzel bi şey de yok satmaktan daha güzeli var satmak değil mi? : )
Bu bayram kitapçılar var satsın diye elinden geleni yaptı Doğumgünü Kitapçısı. Bütüün kitapçılara mail atıldı bayramda tdg çok yüksek talep olacaktır lütfen stoklarınızı buna göre hazır tutun, ne kadar kitap istiyorsanız haber verin hemen gönderelim. Üstüne her birine teker teker telefon. Cevap: Elimizde kitap var. Sonuç?
BAYRAMDA KİTAPÇILARDA TDG YOK ) : ) -gülmeli mi ağlamalı mı işareti -

Aralık
16
2008
Salı

16:34

Doğumgünü kediyeleri…

 Doğumgünü kediyeleri...

Doğumgünü kediyemiz namı değer Paşam kocaman bir erkek olma yolunda hızla ilerliyor. Birkaç resmini paylaşmak istedim sizinle. Paşam’ın eve gelişiyle birlikte evimiz daha bir güzel, daha bir neşeli oldu. Çok teşekkür ederiz bizi Paşam’la buluşturduğunuz için. Sevgiyle kalın.

notu Doğumgünü kediyeleri...

Paşammm… İsim çok güzel olmuş. Geçen gün bi mesaj daha gelmişti sizden yanıtlayamadım. İkinci kediler üzerine… Ben özellikle çalışan insanlar için bir değil iki kedi tavsiye ediyorum. İki kedi =  bir kabile  : ) Birbirleriyle çok güzel ilgileniyorlar. Bir de şöyle çok bilimsel bi açıklamam var: Ha bir kediii, ha iki kediii : ) Harcanan kalori çok fazla değişmiyor. Fakat 3 kedi için aynı şeyi söyleyemiyorum. Evde anarşi ortamı oluyor : ) İkisi gruplaşıyorlar (Yaşasın-Sıpa) ve biri dışarıda kalıyor (Tosun). Yaşasın ve Sıpa o kadar büyük bir aşk yaşıyolar ki. Anarşi dediğim şeyi, ağır çekimde izliyoruz hemen. Bir gri ve bir sarı kedi mutluluk içinde koşup oynamaktadırlar. (Ağır çekimde kırlarda koşturan kediler). Bu sırada, Tosun abi gelir. Kedi dilindeNe oynaşıyosunuz ulen der. Bi tane sarıkediye patlatır, bi tane de gri kediye. Bıhuaaa şeklinde bir ses çıkmıştır. İki kedi yuvarlanmaktadır. Ağır çekimde : )

Bu arada sipariş sitesine yakında Doğumgünü kediyeleri diye bir “ürün başlığı” açıyoruz. Bizde kedi çook. Hayırlısıyla kedi sahiplendiricez sitemizden. Kargosu, kadevesi dahil Sıfır YTL’den vericez kediyeleri. Bu arada kedi “sahiplendirmek”. Bahar bi kitap almış. Kedi sahiplerinin başucu kitabı. Kitabı gördüğümde dedim ki bu amca kedi olayını yakalayamamış. Kediye sahip olunur mu hiç? Bi anlasa adamı tırmık tırmık eder. Evarkadaşım diyebilirsin en fazla. O da evin yüzde 51′i onun olmak şartıyla : )

imza Doğumgünü kediyeleri...

Aralık
16
2008
Salı

16:00

Building the Ark…

TDG’yi yazarken durmadan Baraka soundtrackden The Host of Seraphim’i dinledigini yazmistin sevgili buRAK. Ben de edindim parcayi ve hakikaten cok begendim. Ben de benim TDG muzigimi paylasmak istedim.Orphaned Land diye bir grup vardir(Israilli) parca Building the Ark( ve sanirim Tanri’nin Nuh’a gemi yapmasini soyleyisini anlatiyor.) Muzikal olarak cok basarili ve bence etkileyici bir parca. Paylasmak istedim.( keske buaraya bir sekilde attach edebilseydik)

orphaned-land-07-building-the-ark-

Aralık
16
2008
Salı

15:43

Yıldız ve Ağaç…

kuyruklu yıldız

İyilik güzellik esenlik barışıklık dileklerimi
(selâmlarımı) iletirim;

Kitabınızın değerini anlayabiliyorum.

Doğru olanın, doğru olduğunu anlayabilmek(âmenû; imân; emin olmak)
doğru bilgi ışığı(nûr) ile insanları aydınlatmak;
yozlaşmağı, doğru bilgi ile düzeltmek(ıslâh) için
yaptığınız çalışmalarınızda(Amele sâliha)
başarılar dilerim; teşekkürlerimi iletirim.
—————————————————————–
Kur’ân’ın doğru tercüme edilmemesi,
Allâh’ın resülüne ait olmayan özdeyişlerin
ve geleneklerin de, kutsal kabul edilerek,
Allâh’ın hükmüne ortak katılması
ve onlara öncelik verilmesi sonucunda:
farklı dinlerin, farklı mezheplerin ortaya çıktığı
inancındayım …
————————————————-
El RAHMÂN Sûresi’nin 6. ayeti

55.0     Adı: El-Rahmân;
en çok O sevdiği için en çok iyilik eden
en iyi koruyan;
Mutlak Tanrı’nın(Allâh’ın) özdeyişiyledir

55.6    “Yıldız ve Ağaç secde eder”
————————————————-
buyurulmasına rağmen,
Kur’an-ı Kerim Meallerinin çoğunluğunda:

“… bitkiler  ve ağaçlar secde eder …”

denilerek “Yıldız” kelimesi “yok” edilmiştir.

Bildiğiniz gibi, Arabî lisân’da,
“Necm”    : “Yıldız”     demektir.
“Kevkebe”: “Gezegen” demektir.

“Necm” kelimesinin “yıldız” demek olduğunu
kendi çocuklarını tanıdıkları gibi
tanıyabilen meal yazarlarının çoğunluğu,
“yıldız” kelimesini, hangi gerekçe ile yok edebilmişlerdir.
(daha fazla…)

Aralık
16
2008
Salı

13:15

Kozmos…

 Kozmos...

Aralık
16
2008
Salı

13:08

Görsel estetik…

Günlüğü güzel görsel paylaşımlara açmayı bi türlü becerememiştik. Bu süreci pratik hale getiremediğimiz için, gelen yüzlerce, binlerce güzelliği paylaştık ya da paylaşamadık. İsmi güzel, cismi güzel, cinsi güzel, güzeller güzeli Oreo vesilesiyle pratik bir yol oluşturduk. Resimlere ayfon üzerinden bakıp, ayfon üzerinden siteye koymak çok kolay oldu. Ebadı yüksek resimleri küçültmeyi de biliyormuş bu küçük alet. E daha ne isteriz. Güzel güzel paylaşımlar bekliyoruz haberleşme sayfasından. Resimlerin yanısıra müzik de. Geçen gün bir dostumuz çok sevdiği, Host of Seraphim kategorisinde bir şarkıdan bahsetmişti. Bekliyoruz onları da. Biraz sonra haberleşme sayfası hazır olur. imza Görsel estetik...

Aralık
16
2008
Salı

06:00

Bu şirin kızın adı Oreo…

 Bu şirin kızın adı Oreo...

Aralık
15
2008
Pazartesi

07:48

Günaydın herkese…:)

Pazartesi sendromlarınız uğurlu olsun : ) Eee, sen misin 9 gün tatil yapan. Al sana 9 kat tat : )

Ben tatilde naptım. Bayramda demiyorum çünkü, benim için bi tane bayram var o da şeker bayramı. Bu geçirdiğimiz, bayram değil. Çok acılar çekildi ve çektirildi çünkü. Neyse. Tatilde, herşeyden önce bol bol fırça yedim herkesten. Yazı yazmadım diye : ) Aslına bakarsanız yazı yazdım. Hem de 3 tane. Kurbanla ilgili değil. “Kurban” ile “bayram” kelimelerinin yan yana gelemeyeceğini anlamak için yazıya ihtiyaç olmadığı için. Bu bir ilim konusu falan da değil. Beynimizin yüzde birini kullanmamız durumunda rahatlıkla üstesinden gelebileceğimiz bir konu. Çok değil, yüzde sadece bir. Kültür seviyesi yüksek, kariyer sahibi, aklı fazlasıyla başında insanların bile “Ortak kesiyoruz. Biz olmasak da bu hayvan kesilecek nasılsa” dediği, bu lafı gerçekten mantıklı bulduğu  bir ortamda, bu konuda dil dökmeyi reddediyorum. Neyse II… Tek tek sorunsallar üzerinden tümevaramayacağımız çok açık. Tanrı’nın doğum günü,  temel ve çok büyük bir devrim üzerinden, tümdengelerek, sorunsalların çözüleceği bir süreç. O yüzden sabır. Çok çalışarak sabır…

Aslında yazı yazdım hem de 3 tane. dedim de Nerde bu yazılar? Yazıları yayınlayamadım bir sebepten. Çok enteresan birşey oldu burada. Herşey normal, bitirdim yazımı. Yayınla’ya bastım. Fakat içimden bir ses, bu yazı için erken olduğunu, bu yazının üstesinden gelemeyenlerin olabileceğini söyledi. Fakat düğmeye de basmış bulundum. Sonra da “Bana ne?” dedim. “Gelsin üstesinden.” Yayınla’ya bastığım anda sitenin yayını çöktü. Tıkır tıkır çalışan site, ben yazıyı girdiğim anda, durduk yerde çöktü. Sabah saatleriydi gören olmuştur belki. Çok sıradışı bir durumdu. Sıradışı olan, -görmüş olabileceğiniz- yayının kesildiği anda ekranlarda beliren yazıydı. “This account has exceeded its CPU quota”! Bu hesap, beyin kapasitesini aştı… Pes. Loglara girdim hemen. Bir anda böyle birşey nasıl olabilir? Loglara girdim ve baktım. Kilitlenme anında, kilitlenmeden sorumlu işlemi görebiliyorsun son satırlarda. Log, bilgisayarın kendi günlüğü. Zaten blog, log’dan geliyor. Loglarda, inanmakta güçlük çektim şöyle yazıyordu. Gerisayım, gerisayım, gerisayım…

Gerisayım demek. O yüzden durdurdum yazıları. Tekrar bakacağım ilk fırsatta.

İlk fırsatta diyorum çünkü fırsat daha yeni geldi. Hayatımda bütün tatillerle ilgili planlar yapmışımdır. Şu kitapları okuycam, şu kadar koşucam ya da şu kadar çalışıcam gibi. Hayatımda ilk defa bir tatilde planladığım şeylerin hepsini, hem de fazlasıyla yaptım. Şu an gözlerim kapanıyor olmasa mutluluktan uçucam. Aylardır uğraştığım işleri, bir başka sıradışı günde çözüverdim. Birşey yapıverdim. Birbirinden bağımsız bütün sorunsallar bir anda çözüldü. Rüya gibiydi.

İstediğim yeniliklerin dışında, siteyle ilgili çok büyük iki derdim vardı. Uzun süredir kafaya takmıştım bu konuya kafayı. Ve şimdi tamamdır, bitti : ) Oh. Birinci derdim SEO’ydu. SEO bir ilim. Bu çağın ilmi. Search Engine Optimization. Yani sitenin arama motoru uyumluluğu. Hani var ya, “ya buRAK site fıstık gibi, durup durup niye kurcalıyorsun”. Sitemiz fıstık gibi görünse de günlük yazılarıyla, Google küsüşmüştü. Günlük, SEO değildi. İçinde o kadar çok içerik birikti ki, Google günlüğü artık pas geçiyordu. Dert diye buna denirdi. SEO konusunda kimsenin net bir bilgisi yok. Olay, bilgilerin de ötesine geçmiş durumda. İş çok enteresan noktalara gelmiş. Bu konuda kitaplar okudum. Makaleler okumak ne kelime yuttum. Sayısız programlar çalıştırdım. Daha neler neler. Bizim günlüğün Google, Yahoo gibi robotlarla dost olmasının yolunu sonunda buldum. Bakın bu konuya neden önem verdim. Neden bu işle bu kadar çok uğraştım. Bu konuyu kafama taktıran olayı paylaşıyım hemen, beni çok iyi anlayacağınızdan eminim : )

Aylar önce, sitenin yönetim panelini kurcalarken bir şey gördüm. Google üzerinden siteyi bulanlar, hangi anahtar kelimeleri vererek Tanrı’nın doğum günlüğü’nü buldular başlığı. Herşey normal görünüyor. Satırlardan birinde gözlerim yuvalarından fırladı. Efendim adamcağızın biri, google’a “güzel ve dik kadın memesi” yazıyor ve bizim siteye düşüyor : D Sen bu işlere kafayı fazla taktın, otur Tanrı’nın doğum günü oku demiş olmalı birileri ona : ) Bu anahtar kelimede hiçbir yazı yok ki sitede? E nasıl oldu bu iş? Diye bir başladım, o başlayış : ) İlim demem boşuna değil. Robotlara Tanrı’nın doğum günü’nü öğretme mücadelesindeydim efendim protestolara maruz kaldığım aylar boyunca : ) Robotlara bu işi anlatmanın yolunu buldum ya, insan hiç sorun değil : ) Kişinin sorularına dönük olarak Tanrı’nın doğum günü ve günlüğü içeriğinin, kişinin kullanımına sunulması. Hedef buydu. Çalışmalar son noktaya geldi. Şükürler olsun. Hayırlı olsun.

İkinci derdim, ilk defa siteye giren birinin direk günlüğe girmesinden duyduğum memnuniyetsizlikti. İki senede hep birlikte geldiğimiz bir nokta, kitabın adını daha yeni duymuş insanlar için ihtiyaca dönük sonuçlar vermezdi. Onun çözümünü de gerçekleştirdik. buRAKozdemir.biz/tanrinin-dogum-gunu/okuyanlar sayfamız hayırlı olsun. Yapısal herşeyi hazırlandı, içeriğinin bir kaç saatlik işi kaldı. Merak edenler, bilgisayarının sesini açık olduğundan emin olsunlar efendim.

Yeni haberleşme sayfamız da hayırlı olsun. Günlükteki diğer değişiklikler hayırlı olsun. Hemen-başka düğmesi hayırlı olsun. EH’nin martılarla dolu sayfası hayırlı olsun. Önümüzdeki günlerde hayırlı olacak bütün yeni şeyler hayırlı olsun. Günlüğü sürekli yenilerken, “illa da eski site” diyenlere “Tamam ama bi şartla” diyerek hayata geçirdiğimiz, yenisite-busiteden-daha-guzel.buRAKozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/ nam-ı diğer kırmızılı site hayırlı olsun.

Ama en önemlisi. Siparişe açılan Proje 1, Tanrı’nın doğum günü Cep Matineleri hayırlı olsun. Beni bekleyen güzel uykum da hayırlı olsun : )

imza Günaydın herkese...:)

Aralık
13
2008
Cumartesi

13:53

Günlüğün yeni adresi…

Adresimiz bundan böyle buRAKozdemir.o r g

Aralık
11
2008
Perşembe

01:39

Denge…

Birkaç gündür seyahatte idim. Yolda radyo dinleyerek giderken eskilerden bir oyun oynayım dedim. Eskiden birini beğendiğinizde “acaba o benim için ne düşünüyor?” anlamak için radyoda çalan şarkılardan “bu benim olsun”der sözleri yorumlardık. Bu sefer şehirlerarası yolda “etrafımdaki insanlar benim için ne düşünüyor acaba?”diye yaptım. Ancak tabi sözler çok ulvi değil eleyerek yorum yaptım.Bu kendime biraz uzaktan bakmamı sağladı. Şımarık bir yanınız olarak başta buRAK olmak üzere tüm dostlara özür ve teşekkür borcum olduğunu anlayarak bunları burdan paylaşmak istedim.. Şu anda sol tarafım belim,kolum ağrıyor. Yatarak yazıyorum. Dengeye gelmek gerek. Dün martılardan ders aldım .Uçmak denge işi. Bir de tam önüme gelip havada bir süre hiç birşey yapmadan durabiliyorlardı. İki kanadın dengesi. Bizde akıl ve gönül dengesi. Sol,sağ dengesi….. Darısı bizlere..Başaracağız buRAK yorgunluğuna değecek…..

Aralık
11
2008
Perşembe

01:31

Neyle ilgilendiğini bilmiyorum ama bu sitede bir yazı çıkacak diye bekleyen binlerce insan var. Kanımca neyle ilgilenirsen ilgilen, ne kadar yoğun olursan ol bişeyler karalamak zorundasın. Bir nokta koyduysan devamını getirmek zorundasın. Bu birlikteliğe gönlünü koyan insanları boş geçmemen gerek. Sen artık mal olmuş bir insansın ve tek iletişimin bu olduğuna göre bişeyler karala da gönlümüz boş kalmasın. yada buna da bi sebep bulki kim neyi beklediğini bilsin. Yoğun bi emrivaki oldu çok özür dilerim. derdim emrivaki değil yoğun rica kipli diyelim. Hergün siteyi onlarca kez didikleyen biri olarak hakkım olduğunu düşünmekteyim…  Saygılarımla

Aralık
11
2008
Perşembe

01:31

Uyanış…

Şu an çok çok tesadüf eseri bir web sayfasından sizin röportajı az buçuk okudum ve birkaç yere atlayarak soyle bir baktım,ama açıkçası TDG yi okumama gerek bile olmadan I realize that u realize!!!Ve ben sizi, kitabınızı hiç ama hiç duymadım desem şu ana kadar…
Bence sizin anladıklarınızı anlayan, anlayıpta toplum şartlandırmalarından dolayı ve yumurtayı vaktinden once kırmamak için bunları anlatamayan birçok kişi var. Bende bunlardan biriyim sanırım ve bunu 2 sene once keşfettim.. 2 sene doğa ile iç içe bir evde inzivada yaşadım. Tasavvuf çerçevesinde gidiyorum.
Yurtdışında senelerce eğitim gormuş, gayet hayatını dolu dolu yaşamış biriyim ama hiçbirşeyin farkında olmadan..ÖYle hayatımda garip garip zorluklar filanda olmadı çok şükür. Hiçbir grup, kişi bilmem sevmem, girmem..Kendi kendini bende yada kendinde realize istemiş işte kimse bilemez neden niye..
Ama şunu biliyorum ki farkında olmak başta çok güzel olsada sonrada bu yükü taşımak bazen ağır gelebiliyor. Ben 30 ların başındayım, çok daha genç duruyorum ve insanlara gore bu genç yaşımda çok ağır konularla ilgileniyorum, ağır tasavvuf kitaplarını 2 saat içinde anlayarak okuyorum. Benim için o biraz değişiktir dehadır filan deniyor. Aslında normalim ama birkaç kelime ediyorum garip karşılandığım için deha filan diyorlar sanırım:))) susuyorum genelde.
Yazmama gerek bile yok siz anladınız sizi…Kendinizi..
Sadece birisiyle paylaşmak istedim. Normalde boyle bir mailde ilk defa atıyorum hayatımda desem..ama istedim işte..

Aralık
11
2008
Perşembe

01:29

Tanrı’nın doğum günü…

hayatımda OKUDUĞUM OKUYABİLECEĞİM en DOĞRU en MANTIKLI KİTAPTI BU buRAK SANA SONSUZ TEŞEKKÜRLER….

Aralık
10
2008
Çarşamba

15:10

Bebeler…

Bir bebek günde uc saatten fazla aglarsa ona kolik’li bebek deniyormuş. Bizim Emir de ağlamakolik ; ) Annesi çok fena yoruyor kerata. Olum negatif olma pozitif ol diyorum ama dinleyen kim. Otobus-araba-jiip-bibiiiip yapiyorum nasi guluyo.
Kolikli bebeklere ozel bi muzik cdsinin yapildigini duydum, hemen gittim Diyenardan aldim.Cocuklara nazarlik takilirmis, biz aypod taktil. Icinde o cddeki muzikler.
Cdnin icinde anne karni ortaminin dogal sesleri. Anne karni da disko gibi bi ortammis bu arada.Dimtis dimtis sesler. Dun goturduk anne karni muziklerini. Bugun haber geldi. Ise yaramis…