Röportaja giderken…
2. faz beklediğimizden de hızlı ilerliyor dostlar. Allah yardımcımız olsun demiyorum (hem emir kipi hem de) zaten ediyor. Fazlasıyla… O’nun yardımı olmasaydı bu iş, bu noktalara nasıl gelebilirdi? O’na tek bir şey söyleyebilirim: Çok ama çok teşekkür ederim.
Dün röportaja giderken biraz gergindim. İlk defa kitleye karşı konuşacak olmak, neyi ne kadar konuşmak gerektiğini ölçmek-tartmak… Çok düşünceliydim. Hayatımdaki önemli dönemeçlerde kuşlarım ortaya çıkar benim. Eşimle tanıştığım gün, yukarı bakıp “Bana bir işaret gönder. Yanılıyorsam beni durdur. Ben bu insanla evleneceğim” demiştim. Koluma beş tane güvercin birden konmuştu… (Bu arada o anın resmi, sitede var. 2 tanesi ve ben üçümüz )
2. faza geçtiğimizin müjdesini balkonda yanıma konan bir serçeden almıştım.
Ve dün… Röportaja gitmek için vapura bindik. Düz olan denizdi, dalgalı olan bendim. İçimden “lütfen beni rahatlat” diyen bir sesle yukarıya döndüm. Kafamı indirdiğimde denizin ortasında iki güvercinin, bizim vapurun ta öbür ucundan yarı-açık bölüme girdiğini ve bana doğru bıdık bıdık koşmakta olduklarını gördüm. Bacaklarımın arasından geçtiler ve bizim bulunduğumuz taraftan uçup gittiler. Neden geldiler, neden gittiler, denizin ortasında ne işleri vardı bilemiyorum. Bildiğim şu: güvercinler için küçük, insanlık için büyük adımlardı onlar…
Onları gökyüzüne uğurladıktan sonra, sonsuz bir güvendelik hissiyle başbaşa kalmıştım.