Tem
16
2007

Secret… Emin Abi’den…

Secret hakkındaki görüşlerimi zihnen toparladım. Biraz detaylı olsun istedim. Kitap hakkında söylenebilecek ilk izlenim “10 derste nasıl zengin olunur “ türü kitapların new age versiyonu olduğu şeklinde. Senin de bu çabuk zengin olma tüyoları konusundaki bir yazına, eskiden yazdığın bir sitede birkaç ay önce rastlamıştım.

Dün yazdığım gibi kitapta yer alan bilgiler %100 Düşünce Gücü, Yaratıcı İmgeleme ve bunlara ilaveten Ruhsal Şifa teknikleri gibi Akaşa Yayınları, Holografik Evren (Michael Talbot –ki önerdiği teknikler işe yaramamış olabilir ki 38 yaşında aidsten ölmüş-) gibi Ruh ve Madde yayınlarında benzer veya ufak tefek ifade farklılıkları ile işlenmiş konular. Akaşa yayınları bu konulara 15-16 yıl önce yer vermişti. Yani öyle şişirildiği gibi yeni açıklanan sır gibi bir şey göremedim.

Önce kitabın içeriğini, sonra da perde arkasında sunulduğunu bariz şekilde gördüğüm şeyleri izah edeyim. Perde arkası için okült tanımlası uygun olur; ancak bu biraz masum duruyor, kara büyü diyesim geliyor ama sanki ak büyü de varmış gibi bilinç altına yerleşebilir. Onun için en uygun tanım MAJİ olacak.

1.İÇERİK:

Önsöz de bahsedilen ve sırrı bildiği söylenen Eflatun,Shakespeare, Newton, Victor Hugo, Bethoven, Lincoln, Emerson, Edison, Einstein isimleri okült öğretiler geçmişinde bilinen isimler. Einstein’in ise büyük bir kabalist olarak bilindiğini de ekleyeyim. İlk gördüğümde burada Pisagor’un olmayışı önemli bir ayırım gibi geldi. Çünki Pisagor yukarıdaki isimlerden çok farklı bir yolu, Kibele (malum Anadolu kaynaklı ☺) kültü ile yani ana tanrıça figürü ile ilgili –başka deyişle kadının layık olduğu konuma getirilmesi- yolunu takip etmesi ile diğerlerinden ayrılıyor. Diğerlerinin yolunda kadının göz ardı edilmesi veya araç olarak görülmesi ana tema ☺ . Gerçi ileride 4. sayfada sayılan isimlerde Pisagor’un adı geçiyor, ama bahseden başka kişi.
Yine önsözde dikkat çeken bir şey, bahsedilen sırrı öğrenenlerin para, yüksek not, sağlık v.s. konusundaki arzularına kısa süre ulaştıkları vurgulanıyor ki tekâmül felsefesi açısından tam bir SUNİ TEKÂMÜL önerisi ☺ Dünyanın her yerindeki evlerde yapıldığı söylenen Sır toplantısı ise bu konuda bir birleşik alan, bir aura oluşturmak üzere yapılan çalışmalar… (Kusura bakma bu türden olanlara nura diyemiyorum, sen istiyorsan NAR’A de. ☺)
Kitap öğretmen adı verilen 24 kişinin ard arda gelen anlatımları şeklinde verilmiş. 24 sayısı bir hristiyan için doğrudan muharref İncilin sonundaki kıyamet döneminin anlatıldığı Yuhanna Vahyi bölümündeki, Tanrının tahtı etrafındaki 24 ihtiyarı çağrıştıracaktır. Buradaki Yuhanna malum, havari Yuhanna (Yahya), kuzen olan değil. ☺
Ve ilk bölümde konu sırra geliyor, “Sır, size elde etmek istediğiniz her şeyi veriyor, istediğiniz her şeyi elde edebilir; her şey olabilirsiniz, seçtiğiniz her şeye sahip olabilirsiniz; büyüklüğü hiç önemli değil, işte hayatın büyük sırrı” dolduruşlarıyla –içimden bizim pazar esnafınının “gel vatandaş gel, büyük sırra gel !” dediğini duyar gibi oldum biran- bu sırra geçmişte vakıf olan liderlerin bu gücü kendilerine saklayarak, insanları bu güçten mahrum ettikleri yakınmasıyla bu büyük sır birkaç cümlede ifşa ediliyor:
“Sır nedir: Biz hepimiz sınırsız bir güçle yaşıyoruz.BU KUVVET ÇEKİM KUVVETİDİR ! SIR, ÇEKİM YASASIDIR !”
İşte hepsi bu buRAK. Bütün kitap bu cümle üzerine kurulu. “Düşünceniz manyetik bir alan oluşturur, hepsi bir ortak alan içindedir, benzer benzeri çeker, düşüncelerinizle istediğiniz her şeyi oluşturabilirsiniz… “ diyip, bolluk, servet, sağlık, aşk ne isterseniz oluşturabilirsiniz nakaratlarıyla devam ediyor. Bunlar, %100 Düşünce Gücü, Yaratıcı İmgeleme, Holografik Evren kitaplarını okumayanlar için çarpıcı gelebilir. Okuyanlar için se yeni adına, hele sır adına hiçbir şey yok ortada.
Hele “benzer benzeri çeker” savını öğrenmek için bunları okumak bile gerekli mi? Korktuğun başına gelir deyişini sanki dünya ilk defa duyuyor, bunun tersinin de olabileceğini öğrenmek için bu kitabın gelişi mi beklenmiş bunca asır ☺
Tabi devamında bilinç altına, çaktırmadan pompalanan zehirleri, çılgınca okuma kuyruğuna giren insanlar görüyor mu ? Hiç sanmam. 6ncı sayfadan bir örnek: “Zenginliği hayatlarına çeken insanlar sırrı bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde mutlaka kullanırlar. Varlığa dair düşünceleri baskındır. Bildikleri tek şey bolluktur. Zihinlerinde bundan başka bir şey yoktur.” Yahu bunun adı resmen HIRSTIR. Ne yazık ki kendi ayaklarıyla koşa koşa gidip beyinlerine hırs modunda format attırıyor bu insanlar… Yine eski bir bilgi –umarım temcit pilavı gibi Adana bilgilerinden bahsetmem sıkmıyordur, ama içlerinde, temizlendikten sonra çok değerli ipuçları var- göksel yasalardan en önemlisi özgür irade yasası. KİŞİLER KENDİ ÖZGÜR İRADELERİYLE İZİN VERMEDİKÇE, bu tür formatlamaları kainattaki -adı mühim değil- diğer varlıklar yapamıyor. İllaki kendi ayağınla geleceksin… Bütün tuzaklar da bunu sağlayacak biçimde oluşturuluyor. Bir iki örneği de fark ettin zaten ☺
Diğer bölümlerde onu iste, şunu iste, bunu iste tekrarlarıyla devam edip gidiyor. Burada dikkatimi çeken, insanların kontrolsuz ve başı boş bir istek çılgınlığına sürükleniyor olması. Bunun sonu muazzam bir istek kirliliği ☹ Herkesin isteklerinin sınır tanımaksızın ve birbirleriyle çelişmesiyle oluşacak bir düşünce kaosu. Maddi olarak mahvettiğimiz dünyayı TDG’de de geçen beyinsel iletişim ağı düzeyinde mahvetmek… Bu mümkün mü? Elbette… İnsan en büyük emanetin sahibi… Bu kitapla istenen bu emanetin dejenerasyon yönünde kanalize edilmesi.
55. sayfadan bir başka cümle:”Evren hızı sever. Onu geciktirmeyin. SORGULAMAYIN. KUŞKU DUYMAYIN.” İstikamet ne kadar belli…
57 sayfadan:”İnanma yolunda ilk adımı atın. Merdivenin tamamını görmeniz gerekmiyor. Sadece ilk adımı atın” (hani, gel kız seni artist yapıcam, hele bir gel ! durumu ☺ )
85. sayfadan: “KONTROLÜ EVREN’E BIRAKTIĞINIZ TAKDİRDE, size verilenlere şaşıracaksınız, gözleriniz kamaşacak. Bu nokta, sihir ve mucizelerin gerçekleştiği noktadır.” Ne denir ki, bu zokayı yutup tanrısallığını unutan ve kontrolu nereye olursa olsun başka bir varlığa devredenlerin arkasını toplamak hiç kimsenin derdi olmamalı…
159. sayfadan:”SİZ ENERJİSİNİZ, ve enerji yaratılıp yok edilemez. SİZİN ASIL ÖZÜNÜZ, DAİMA VAROLAN VE VAROLAN ARI ENERJİNİZ.SİZ SONSUZ ENERJİSİNİZ” Yorum getirmeye utandım…
164. sayfadan bir espri:” Aslında beden sadece ruhunuzu tutar. Ruhunuz ise bir odayı dolduracak kadar büyüktür.” ☺
166. sayfadan:” Siz kendi kaderinizin tasarımcısı ve yazarısınız. Kalem sizin elinizde, öyküyü siz yazıyorsunuz ve sonuç sizin seçiminiz oluyor” Yorum yapmayayım dedim ama Lev-hi Mahfuz nereye gitti ? Başı boş bir evren…
177. sayfada, amacın şöyle böyle kafasını çıkardığı yer:” Gayeniz, söylediğiniz şeydir. Göreviniz, kendinize yüklediğiniz misyondur. Hayatınız kendi oluşturduğunuz yaşantıdır.”

2.MAJİK ALGILAMALAR:

• Kapaktaki mühre dikkat . S harfi aslında kamufle edilmiş majik yılan sembolü. Mühürdeki diğer figürler de yine majik ejderlerin hemen fark edilmesini önleyecek hafif biçim değişimlerine uğratılmış. Buraya kadar peki tamam da, sanki dünyada başka resim yokmuş gibi aynı sembollerin kitap içinde yanlış saymadım sa 10 defa tekrar edilmesinin anlamı nedir ? Formatlamaların en can alıcı yönü ısrarlı tekrarlardır. (Eski bilgi ☺) 2000-3000 defa zikir tekrarlarıyla yapılan self-hipnoz konusu hafif bir örnek.
• Kitabın sunuluş şekli, yani 24 yazarın ard arda, birinin bırakıp, diğerinin alması şekliyle ortaya konulan anlatım biçiminin de bir amaca yönelik olduğuna dair şüphelerim var. Hani sorgulama tekniklerinde vardır, sorgulananı dağıtmak için uygulanır. Sanki, okuyanı dağıtıp, kendisini toparlamasına fırsat vermeden icrayı sanat etmek amacı taşıyor gibi bir his var içimde. Hem sonra bir majisyenin nesi var, 24 majisyenin sesi var ☺

Written by buRAKozDEMIR.com in: tanrı'nın doğum günlüğü |