…
Sevgili buRAK,şu Sivas kangalı ile yaşadığınız maceranın sonunu getirmemişsin ya,o kadar merak ettim ki.Yani ne demeli sana bilmiyorum,filmin en heyacanlı yerinde filmi kesip reklam koyan o sinir tv kanalları gibisin vallahi:)Tamam hala hayatta ve sağlam olduğuna göre atlatmışsın durumu:)ama nasıl???
Çok espritüel bir kişiliğin var ne güzel bir özellik.Ben de gülmeyi çok seven biriyimdir,”Hayat gülünce güzel!” felsefesiyle doğmuşum adeta.Bu yüzden de esprili,komik insanları her zaman için çok sevdim.Senin yazılarını da dolayısıyla büyük bir zevkle okuyorum.Aslında düşündüm de sen çok iyi bir hikaye yazarı olabilirsin.Sırf şu maceralarını yine şu çok hoş esprili tarzınla yazsan ne kadar güzel hikayeler çıkar diye düşünüyorum.TDG’den sonra senin hoş anılarını da hikaye şeklinde okumak çok güzel olurdu hani…
Bu arada ABD’deki gelişmeleri bir bir yakından takip edip TDG ile paralelliklerin elbette farkındayız.Aynı zamanda TDG’deki Güneydoğu ile ilgili gelişmeler de bir bir çıkıyor ortaya.
Bu arada Emir bebek anladığım kadarıyla senin yeğenin oluyor.Kaçırdım vallahi önceki yazıları.Kızkardeşinin çocuğu mu acaba,bir hatırlatırsan çok sevinirim,çok şeker bir bebekmiş yeni bir indigo daha gelmiş dünyamıza ne güzel!Minik Emir’e,
“hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
tüm acılara rağmen senin yolunu gözlüyor TDG ve ALTIN ÇAĞ…”
diyorum ben de!Nazım ustayı anaraktan.

Evet, Emir yeğenim oluyor : ) Bebeklerle ilgili yeni şeyler öğreniyoruz biz de sayesinde. Bu çocuk neden boş bakıyor diyorum nicedir. Olur da uyanık kalırsa, gözlerini gezdirirken alo malo diye el kol sallıyorum, bana mısın demiyor. Meğer bebekler 20-25 santimden ötesini görmezmiş. Vay canına dedim. Kalktım. Babasının omzuna yaslandığı bir sırada 20-25 santim yakınına girdim. Şimdi görüyosundur herhalde seni kerata dedim. Ve ne oldu bilin bakalım. Kustu! İlk defa 20 santim yakınında olduğum bir insanın kusmasına tanık oldum. Hatta şöyle. Kusma eylemini henüz bademcik aşamasında görüntülemeyi başardım : ) Pek parlak bir deneyim olmadığını söyleyebilirim. Hatta ığğğyyy bile diyebilirim. Neyse bir an önce büyüsün de acısını çıkarırım birşekilde.
Bu arada Kangal ve ben hikayesinin mutlu sonla bittiğini de bildiririm. Derin bir nefes alabilirsiniz. 20-25 santim de değil, direk sürünerek geçtim yanından. O bana baktı ben ona baktım. Sanıyorum ben o birkaç saniye nefes almadım, hatta kalbim bile çarpmamış olabilir gürültü yapıp rahatsız etmiyiim diye : ) Yaşasın barışçı ve bilge Kangallar.