Suların altında da bulutların üstünde… İnsanoğlu…
“Yeniden doğmak “ yazışmalarının hikayesi ve kahramanları beni de çok etkiledi…Kendimin ve ayrılmak üzere olduğum eşimin yansımalarını buldum içinde. Tesadüfe bakın ki O da bi “Marine Biologist” yani “Sulatı Bilimcisi” diyebiliriz, daha doğrusu, yıllar önce, Gökyüzünü “Suların Altına” tercih etmiş bir “Hava Fotoğrafçısı”… Bu topraklardan değil kendisi, başka bi kıtadan, şu İndigo Çocukların kıtasından… İki farklı kültürün zenginliklerini, eğlencesini, bazen dil dönmezliğini ve kimi zaman da çatışmalarını paylaşıp, özünde tüm insanların aynı olduğu gerçeğini hergün yeniden keşfederek, uzunca bi süredir bu topraklarda ve bu göklerin altında birlikte yaşadık … Çevremizdeki insanlara göre biz çok hayalperesttik… Birimiz hayallerinin peşinde “koşan” diğeri de “uçan” iki tip… :) TDG’nu okurken duyduğum heyecanı onunla da paylaşmak için sık sık tercüme yapıp nefes nefese anlatırdım kendisine, biliyordum onun da çok etkileneceğini “Keşke İngilizce’ye çevrilse de biran önce, tamamını okusam” deyip durdu. Bir kaç ay önce de, yıllardır birikmiş ve giderek ağırlaşmış yaşamsal sorularımızın yanıtlarını bulmak, biraz sessizliğin, biraz sensizliğin biraz da iç seslerimizin verdikleri mesajları doğru okumak üzere “Bir süre ayrı kalmak iyi olacak” dedik… ve henüz kitap bitmemişti, o okyanusun öbür kıyısındaki kendi kıtasına uçtu… Sanırım o gün bizim, hava, su, kara derken tüm evrendeki kişisel yerimizi bulma tekamülümüz, birbirimizden bağımsız olarak başladı… Daha sonraki her iletişimimizde bu topraklarda doğan TDG’daki gelişmeleri soruyor ve içinde bulunduğu yeni dünyaya uzanabilecek, yaşama ait şifreleri duymak istiyordu. Çevirisi hep zor olsa da bazı alıntıları paylaşmaya devam etmekten mutluluk duydum. Henüz KDK’lardan haberi yoktu, zaten ben de bir hafta önce buluştum KDK’larla… Bir haftada içinde sadece bi defa kartları çalıştırdım ve bekledim, çünkü kartların bana verdiği ilk kısa mesaj şöyleydi “ Kendi hayatını yaşa, kapıyı seç ve ….şşşşş….” oldu.
“Yeniden Doğmak” yazılarının hikayesindeki benzerliklerin verdiği çağrışımlarla, okyanusun öbür ucundaki eşime KDK’dan bahsetme gereği duydum. İnsanoğlunun ne zaman nerde vurgun yiyeceği belli olmuyor, heran hepimiz hayata yeniden başlamanın vereceği şok, acı, arınma ve güzellik bileşkesiyle karşı karşıya kalabiliriz. O durumlarda tutunacak ve derinlerden gelen imgelere ihtiyacımız olabilir. Bugün internet üzerinden, O’nun için kartları çalıştırdık. Şöyle diyordu “Beyin, insanın dualarına karşılık veren organıdır. Olayları senin seçimlerine göre yönlendirmek onun görevidir. Diğer beyinleri de senin gerçekliğini gerçek olarak kabul etmeye ikna eder. Sen imgeledikçe, diğer ruhlar senin hayalini bir gerçek gibi seninle paylaşacaktır….”
Yeni dünyadan gelen cevap şu oldu “Göz yaşlarımı tutamıyorum…”
TDG’nü bizlere hediye eden, bu paha biçilemez paylaşımlara neden olan “O” Özel Ruh’a ve paylaşıma katılan tüm dostlara sevgiyle…