Tefekkür, zikir, KDK ve ben…
Sevgili buRAK, tefekkür ve zikir konularında internette araştırma yapıyordum az evvel. Bugünlerde, insan aklını nasıl daha kapsamlı ve doğru kullanabilir, bu kapasiteyi artırmanın yolları nelerdir soruları ile uğraşıyorum. Çünkü, içinde yaşadığımız ezberci ve taklitçi sistemden payını yeterince almış, beynini hakkınca kullanmayı aslında hiç öğrenmemiş biri olarak, kendimdeki farklılaşmayı zaman kaybetmeksizin nasıl harekete geçirebilirim, bende hangi formül tutar bunu bulmaya çalışıyorum. Bugüne kadar olduğum kişi olarak yola devam etmek istemiyorum. Kendime haksızlık etmek istemem, ama daha farkındalığı yüksek ve kendi hayatı üzerinde etkin biri olmak istiyorum artık. Sezgilerimi dinlemeyi bilmiyorum bence. Sezgilerimi ayırt etmeye çalışırken, içerden o kadar çok ses yükseliyor ki bazen, karmakarışık bir hale geliyorum. Olayları çok yönlü görebilme gayreti, konunun paydaşlarına adil davranabilmek adına duygularımı işin içerisine karıştırmamaya çalışmak, ama her türden duygunun fikirlerimde hüküm sürmek üzere üzerimde yarattığı baskı, dogmatik kalıplar, başkalarının bakış açılarından soyutlanamamak, önyargılar, detaylar arasında kaybolmama ve pek çok zaman bütünü kaçırmama neden oluyor. Sadeleşmek yerine, daha da karmaşıklaşıyorum çoğu zaman. Sezgilerimin sesini ayırt etmemi zorlaştırıyor bu kaos. Daha da çok, olumlu olumsuz duygularımın, umutlarımın sesini karıştırıyorum sezgilerimle… KDK kartlarını aldım. Sanırım onları yordum bile… Demişsin ya “bir sorun varsa sendedir”… Dolayısıyla cevaplar da… Aslında soru sormayı bilmek bile bir netlik gerektiriyor… Soruyu ve’lerden, ya/ya da’lardan, ama’lardan kurtarıp öz bir cümleye indirgeyebilmek… Bu da ne istediğini bilmekle bağlantılı… Ne istediğinse ruhunla ve onun konuşma dili sezgilerinle… KDK giriş kapısıysa, soruların o kilidi çeviren anahtar… Ben bir an önce daha arı, daha rafine birine dönüşmek istiyorum. Bu anlamda tefekkür ve zikir kavramlarını çok iyi anlamam gerektiğini sanıyorum. Bir yazında, yazarken çok farklı bir boyuta geçtiğinden, her şeyi çok daha yüksek bir akılla gördüğünden ve o boyut sonrasının ölüm isteği uyandırdığından bahsetmişsin. Tasavvur etmeye çalıştım. Öyle bir bilgiyle bu dünyada yola devam edebilmek, bu geri dönüş bana çok cesurca geldi. Sen seçilmişliğin verdiği o cesaret kapasitesiyle donatılmışsın. Ama ben senin gibi değilim. Senin kadar cesur olmayı isterdim, ama henüz değilim. Kartlarımdan birinde “Bugüne kadar hayatın zor olduğuna inandırıldın. Zorlanmak, yaşama sanatını bilmemenin bir sonucudur…” diyordu. Pek çok sebeple bu o kadar doğru ki… Hayata, yaşamaya karşı o kadar korkular geliştirmişim ve o kadar kaçak oynamışım ki bu oyunu, düşkırıklığına uğrama korkusundan koyduğum kotalarla duygularımı bastırmış, çok çabuk karamsarlığa düşer, isteklerimden çok çabuk vazgeçer hale gelmişim. Hatta istememeyi öğrenmişim en çok… İçimdeki iniş çıkışlar öyle yorucu ki bazen… İçinden çıkamadığım her kaos, önce boğazıma bir yumru, sonrasında da gözlerime yaş olarak hücum eder oldu son yıllarda. Ve herbiri içimde ayrı bir tortu bıraktı sinsice… Atalet, bu yolda en tanışık olduğum kavram oldu, belki bir tür tepkisellik ve küskünlükle… Sezgilerime ulaşamadığım ve ruhuma dokunamadığım sürece, hayatı istediğim gibi hakkınca yaşayamayacağımın ve iç huzurumu inşa edemeyeceğimin farkındayım. Elbette ben de kişisel devrimimi yaşıyor ve yavaş yavaş değişiyorum. Farklı bir bilinç boyutuna geçiyorum, en azından arzuluyorum. Bazı noktalarda eskiye oranla çok daha esnediğimin farkındayım. Çeşitli nedenlerden kaynaklı olarak mesafe koyduğum din kavramına, her geçen gün ilgi ve eğilimim artıyor. KDK kartlarına 17 Ekim’de sahip olduktan sonra, ilk Kur’an’ıma da 22 Ekim’de sahip oldum. İçimde çocukluğumun erken yaşlarına kadar uzanan, baskılara tepkisellikle ördüğüm, ama artık yıkılması gereken duvarlar var. Bütün bunlar olurken, uzun zamandır kendimi yaşamamış olmaktan kaynaklı, nefsimin gram tatmin olmamış, görmezden gelmeye çalıştıkça büyümüş açlıkları var ki, o da beni başka yönlere çekiştiriyor. İşte benim bünyede bunlar yaşanıyor… Bütün bunların arasından sağ salim, aklı selim ve arınmış olarak çıkmayı umuyorum. Beni yanlış bulduğunuz, uyarmak istediğiniz konular varsa, duymayı içtenlikle isterim. Allah hepimizin hakkında hayırlısını versin…
Yürekten sevgilerimle…