Yeni versiyon bir TDG…
Ne zaman düzeltme, gözden geçirme niyetiyle TDG’yi elime alsam yeni bir bilgi akışına maruz kalmaktayım. En son eklemiycem-düzelticem-eklemiycem-düzelticem-nefes al-nefes ver- telkinleriyle oturmuştum kitabın başına ve genişletilmiş ikinci baskı v1.0.2 çıkmıştı ortaya : )
O sıralar askerde olmamın da etkisi vardı bu durumda. Yayınevi bir zarf göndermişti bulunduğum birliğe. Zarflar malum önce komutana gider. Rafet astsubay seni çağırıyor demişlerdi gitmiştim takım komutanının yanına. Odasına gidip, tekmilimi verdikten sonra “buRAK’cım hayırlı olsun kitabın basılmış” demiş ve bana uzatmıştı ucu açılmış o kalın zarfı. Zarfın içinden TDG çıkmıştı. Benim için word dökümanı olan TDG’yi böyle ciltli olarak elime alınca gerçekten çok garip olmuştum. 1 gün boyunca cildine baktım çevirip çevirip. Hayatım film şeritleri halinde gözümün önünde vizyonda tabi… İnanamıyordum, isteyen herkes benim en mahrem alanıma, ruh dünyama girebiliyordu. Dişinin ağrıdığını bile kimseyle paylaşmayan, bunu dışarıya durgunluk olarak yansıtan içine kapalı ben, böööyle ortalara serilivermiştim.
O anda bunları düşünmenin bana bir katkısının olmadığını düşündüm ve düşünmekten vazgeçtim. Kitabı okumaya karar verdim. Bi kolaçan edelim bakalım nasıl herşeyi tam mı diyerek… Ve sonra eklemiycem-düzelticem-eklemiycem-düzelticem-nefes al-nefes ver : )
- JanDHARMA Çavuş buRAK özDEMİR/İstanbul. Bi durum arzedebilir miyim komutanıııım?
- Et buRAK’cım.
- Gece koğuşta kitaba eklemeler yaptım komutanım, çıkıp bunları kargoya verebilir miyim diye soracaktım.
- Git buRAK’cım.
…
- Ben bir kere daha kargo gönderebilir miyim komutanım?
- Tabi ki buRAK’cım.
…
- Komutanım benim kargoya gitmem gerekiyor.
…
- Komutanım dışarıda bir işim var halledip gelebilir miyim?
- Tamam hallet.
- Dönüşte internet kafeye uğrayabilir miyim komutanım? Okuyucu yorumları gelmeye başlamış, onlara bakabilir miyim komutanım?
- Bakabilirsin buRAK’cım.
…
Rafet ast., Mürşit ast., Hasan ast., Suat ast. bizim komutanlardan gördüğüm yakınlığa büyük şükran borçluyum bu arada. Bakamazsın deselerdi meraktan sekize bölünürdüm herhalde : )
Yorumlar inanılmazdı ve beni o sıkışık günlerimde ayakta tutmuştu. Topa tutulmayı göze almıştım ama böyle bir sevgi seli hiç beklemediğim birşeydi. İnternet kafe ekranının önünde koltuğa gömüldükçe gömülüyordum. Mahcubiyetten. Kendi kendine “Estafullah” diyenler için dilimizde bir karşılık var mıdır bilmiyorum ama bana çok iyi geldi sizlerden duyduklarım. Halen de çok iyi geliyor.
Kimi dostlarımız haklı olarak yeni versiyonlar çıkartıyosun para yetiştiremiyoruz, şimdi bunu alsak ne malum yarın yeni bi versiyon çıkarmayacağın diyorlar. Ben de diyorum ki dostlarım. Benim holdinglerim yok. Benim televizyon kanallarım yok. Benim gazetelerim, dergilerim de yok. Bi kitabım var benim bi de internet sitem. Herşeyi internetten yazamıyoruz, karşımda kimleri aldığım hakkında yeterli ölçüde fikir sahibi oldunuz (bakınız fanatik kinciler). E şimdi kitap da yazamazsam havaya uçarım ben : ) Yolum gerçekten uzun mu uzun.
Yeni versiyonları almak gerçekten de zorunluluk değil, görmek isteyen bir göz için TDG’nin ilk baskısı da son baskısı da fazlasıyla yeterlidir. Bu tümüyle sizin okuma özgürlüğünüzdür. Diğer yanda da gönlünüzün içinde bana dilediğim gibi bir yazma özgürlüğü tanırsanız beni çok mutlu edersiniz. Toplum almaya hazır oldukça ben de daha çok verme imkanı buluyorum çünkü.
Kimi dostlarımızın ise bir önerisi var. Diyorlar ki yeni bir kitap yap şunları, onu alalım. Güzel bir fikir aslında fakat…
Bu benim kendi elimle TDG’yi eskileştirmem olur. TDG’nin tüketilmesi olur bu. Oysa benim görevim kendi yazarlık kariyerimi geride tutarak, “yazarın dördüncü, beşinci, altıncı kitabı” sıfatlarının cazibesinden uzak durmak ve onu sürekli diri tutmak. TDG hem konuşmak diğer yanda da daha derin konuları konuşabilmek için gerekli ortamı hazırlamak zorunda. Bu siteye bu yüzden bu kadar vakit harcamaktayım. Bendenizin yeni versiyonları daha çok para kazanmak için hazırladığımı düşünen dostlar benim siteye dönük mesaimi -ki şu ana kadar en az bir tane kitap çıkardı bu çalışmayla- bedelsiz olarak sunduğumu hatırlarlarsa bu konuda günahımı almaktan vazgeçerler belki.
Bu versiyon mantığı konusunda yayıneviyle de sürekli boğuşma halindeyiz. Onlar da istemiyorlar, kitabın sayfaları kayıyor, mizanpaj değişiyor, sayfa adedi, kitabın kalınlığı herşey değişiyor malum. Kitabın cilt tasarımı bile kalınlık ölçeğinde değişmek zorunda kalıyor. Onlara şu aralar yazı yazarken sonsuza alıp dinlediğim Ajda Pekkan’ın yorumladığı Orhan Gencebay şarkısı olan: Kaderimin oyunu şarkısını armağan ediyorum : )
Diyeceğim o ki dostlar, dün gece itibariyle gönlüme ve beynime 3. bir TDG versiyonunun ilk satırları damlamaya başladı. Bunların göl olması yıl sonunu bulur. Bunu bilin, sonra bana gönül koymayın diye söylemek istedim : )
sevgiyle
buRAK