Ara
19
2008

Yeni yıl yepyeni bir yıl olsun…

“Yeni yıl hayatımıza yenilik getirsin.”

Kozmos, klişeleri komut olarak kabul etmiyor ve bu temenniler ne yazık ki bir türlü yerine gelmiyor. “Allah şifa versin” denilen bir sürü hasta ölüyor bu yüzden. Parayı cebine koyarken “Allah bereket versin” diyen yüzbinlerce esnaf, ekonomik sıkıntıdan kıvranıyor. “Bereket vermediği için”.

Tanrı, hepimizden gençtir. Ama kulakları biraz ağır işitir. Yürekten söylenmeyen hiçbir sözü duymaz. Bedeli gözden çıkarılmayan hiçbir siparişi kargoya vermez. Şimdi otursam “Yar bana bir Ferrrari” dersem, zil çalıp buRAK bey buyrun arabanızın anahtarları der mi kimse bana? Demezler di mi : ( Böyle söyleyince şaka gibi duruyor ama insanoğlu tanrıya halâ bu şekilde dua ediyor. Allahım bana Ferrari. Allahıma bana morgıç taksidi. Allahım şu kilolarımı benden al diyen bile var…

Nasıl olacak o? Sen yiyeceksin yiyeceksin. Hareket etmeyeceksin. Sonra Allah senden o kiloları alacak. Senin bu duanı kabul etmesi için Allah’ın, evrenin dinamiklerini değiştirmesi lâzım. Yani sen, kilolarımı benden al derken aslında, “Allahım yerçekimini kaldır” diyorsun. İsterse kaldırır kaldırmasına da, bu sefer de, şikayet gelir, yerçekimi duasına çıkar diğer insanlar. Senin irade gösterip harekete geçmen daha pratik olur. 

O yüzden gerçek-üstü temennileri bıraksın herkes. “Dua” olgusunu, yeni baştan programlasın.

Yeni program şu: Dua = Sipariş. İstemek yerine Ismarlamak.

Cebinde hesabı ödeyebilecek gücün varsa, sipariş ver. Sahibi ol istediğin şeyin.

Uğruna poponu kaldırıp, sıkıntı çekebileceğin, bedel ödeyebileceğin bir fikrin varsa dua et. Dua etme. Duanı sipariş et. Önce sen kendini ciddiye al. Sonra bak neler oluyor. 

Telli baba türbelerine eciş büçüş evler çiziyor insanlar. Duaya karşılık gelen ev, çizimdeki kadar eciş büçüş olsa, yüzüne de bakmaz o evin, bu da ayrı konu. İnsanları ev sahibi yapabilecek mekanlar varsa, bunlar ancak emlak ofisleridir. Ya da bankaların ev kredisi masaları. Bunun dışında zaten paran cebindeyse, o zaman ne dua ediyorsun? Aç ilanlara bak. Beğendiğini al gitsin, Tanrı’yı ne karıştırıyorsun. O da görsün beraber seçelim mi maksat? E o zaten bütün evleri görüyor.

Telli baba türbelerine giden insanlar, “cahil insanlar” değil mi? Okumuş, kültürlü, dünyayı takip eden, kariyer sahibi insanlar gitmez di mi telli baba türbelerine? Bu dua anlayışı cahil insanların dua anlayışıysa, BU MAİLİ ARKADAŞINA FORWARDLA BİR DİLEĞİN GERÇEK OLSUN mailleri bizlere nereden geliyor acaba? Günde 20 defa… Buna ciddi ciddi inanmış olmalılar. Bu kadar modern insanlar, bu post-modern-hurafelere nasıl inanıyorlar ben de buna inanamıyorum işte.

İnternet üzerinden iletişim ve pazarlama üzerine bu kadar literatür taradım. Daha “Bu mesaj şu kadar bin insana ulaşırsa Microsoft o ailenin kızını ameliyat ettirecek” şeklinde kurumsal bir internet aktivitisine rastlayamadım henüz ! Sponsor linklerine tıklanması, yapılan tık başına şu kadar cent hakediş elde edilmesi… Bu uygulama belli ki, kulaktan kulağa, bilgisayardan bilgisayara, yayıla yayıla, içinde link filan barındırmayan posta mesajları haline gelmiş. Bunları ölçümlerse Ulu Manitu ölçümler. Microsoft’un falan harcı değil bu iş…  

“Bize şunları şunları getirsin”ler eşliğinde, bir yeni yılı daha karşılamak üzereyiz. Ben söyliyim. Bu yeni yıl, istisna insanlar dışında hiçkimseye hiçbirşey getirmeyecek. Bir çoklarımız aynı sıkıntıları çekmeye devam edecek. Aynı  çamur gölünde aynı patinajlar. Aynen devam. Gelecek sene bugünlerde, geçen sene için sıradan bir sene olarak yorumlayacağız. Büyük çoğunluğumuz için 2009, birkaç sene sonra hiç hatırlanmayacak bir yıl olacak. İleride 2009′u sadece kişisel devrimciler hatırlayacak. O yıl şunlar şunlar olmuştu, bunlar bunlar gelişmişti diyebilenlerin hayatında iz bırakacak 2009. Daha net olarak söylemek gerekirse, Bir çoklarımız 2009′u YAŞAMADAN GEÇİRECEK… Özgeçmişlere eklenmiş, +1 rakamlar… 2009 da onlardan biri olmasın.

Her yılbaşında güzel ama altı doldurulmamış dilekler, ya sonrası? Sıradan, birbirini kovalayan yıllar…  İyi ki seneler 365 gün sürüyor. 1 yıl, 20 bin gün sürseydi  55 senede bir kutlanacaktı yılbaşları. Hayatımızda bi kere görecektik sene başını. “Yeni” kelimesinin içini boşaltarak kendi kendimize yaptığımız bu dolduruş terapisinden de mahrum kalacaktık böylelikle.

Yeni yıllar kutlu ve de mutlu olsun. Süsleyelim her yanı. Güzel dileklerde bulunalım. Sevinelim mutlu olalım. Hiç itirazım yok. Ama tüm bunları yapıp yapıp… Senede bir gün yenilik dileyip, ondan sonra 364 gün yan çizmeyelim. Yenilikse, gerçekten yenilik… Diyetlerin hep pazartesi başlaması gibi, “yeni” kelimesi de aralık sonu sloganı olmasın. Ocak bitti mi, tükenmesin, Ağustos Ekim’de de de çıksın bu meyve. Yeni yıl bize şunları şunları “getirmesin”. Biz onları onları içeren bir yıl getirelim kendimize. Yeni yıl birşey getirecekse, bizi kendimize getirsin. Bir de bu getirme diyince benim aklıma bizi dünyaya leyleklerin getirmesi geliyor. Kimse getirmedi kardeşim. Bi akşam televizyon izlemeyip, aksiyonda bulundu bizimkiler. Sizi bilmiyorum ama ben böyle geldim dünyaya. Birileri sipariş etti, ben de geldim. 

İlkel toplumlar “getirtir”, gelişmiş toplumlarsa “gider-alır”.

Bu vesileyle, yepyeni bir yıl diliyorum hepimize.

imza Yeni yıl yepyeni bir yıl olsun...

Written by buRAK in: tanrı'nın doğum günlüğü |