Yıldız ve Ağaç…

İyilik güzellik esenlik barışıklık dileklerimi
(selâmlarımı) iletirim;
Kitabınızın değerini anlayabiliyorum.
Doğru olanın, doğru olduğunu anlayabilmek(âmenû; imân; emin olmak)
doğru bilgi ışığı(nûr) ile insanları aydınlatmak;
yozlaşmağı, doğru bilgi ile düzeltmek(ıslâh) için
yaptığınız çalışmalarınızda(Amele sâliha)
başarılar dilerim; teşekkürlerimi iletirim.
—————————————————————–
Kur’ân’ın doğru tercüme edilmemesi,
Allâh’ın resülüne ait olmayan özdeyişlerin
ve geleneklerin de, kutsal kabul edilerek,
Allâh’ın hükmüne ortak katılması
ve onlara öncelik verilmesi sonucunda:
farklı dinlerin, farklı mezheplerin ortaya çıktığı
inancındayım …
————————————————-
El RAHMÂN Sûresi’nin 6. ayeti
55.0 Adı: El-Rahmân;
en çok O sevdiği için en çok iyilik eden
en iyi koruyan;
Mutlak Tanrı’nın(Allâh’ın) özdeyişiyledir
55.6 “Yıldız ve Ağaç secde eder”
————————————————-
buyurulmasına rağmen,
Kur’an-ı Kerim Meallerinin çoğunluğunda:
“… bitkiler ve ağaçlar secde eder …”
denilerek “Yıldız” kelimesi “yok” edilmiştir.
Bildiğiniz gibi, Arabî lisân’da,
“Necm” : “Yıldız” demektir.
“Kevkebe”: “Gezegen” demektir.
“Necm” kelimesinin “yıldız” demek olduğunu
kendi çocuklarını tanıdıkları gibi
tanıyabilen meal yazarlarının çoğunluğu,
“yıldız” kelimesini, hangi gerekçe ile yok edebilmişlerdir.
En’am Sûresi’nin 76. ayetindeki(6*76)
“kevkebe”nin anlamının:
“gezegen” olduğunu,kendi çocuklarını tanıdıkları gibi,
tanıyabilen meal yazarlarının çoğunluğu,
“gezegen” kelimesini, hangi gerekçeyle, yok ederek
“yıldız” diye, kendi dillerine çevirebilmişlerdir.
————————————————-
55.6 “Yıldız ve Ağaç secde eder”
Bu ayetin dikkat çektiği konu nedir?
Dünya, bir kuyruklu yıldızdan arta kalan
toz bulutunun içinden geçerken
atmosfere giren gök cisimlerinin, atmosferde
tozlaşması ve şimşek çaktığında
azotlu sıvı eriyik(mâyi; midrâr) olarak toprağa girmesi,
toprak altındaki bakterilerce
biyokimyasal işlemden geçirildikten sonra
ağaç köklerinden ağaçlara
azot bileşimi olarak ulaşması;
bu işlemler sonucu
proteinli besinlerin oluşması konusuna
dikkat çekilmiş olabilir mi?
kökleri toprakta
dalları gökte bir bitki
—————————————————————–
Yunus Sûresi’nin 31. ayetinde:
10.31 … sizi gökten ve yerden besleyen kimdir ..
.
diye sorulmaktadır
————————————————————
Tübitak Yayınlarından
“EKOLOJİ” adlı kitabın 16. sayfasında,
besinlerin oluşumuna ilişkin
Azot çevirimi, kısaca açıklanmaktadır.
Tübitak Yayınlarından
“Evren” adlı kitabın 48. sayfasında:
bir kuyruklu yıldızdan arta kalan
toz bulutunun içinden Dünya’nın geçişine
değinilmektedir.
———————————————————-
Fatır Sûresi’nin 3. ayetinde:
35.3 … sizi gökten ve yerden besleyen
Mutlak Tanrı’dan(Allah’tan) başka bir
yaratıcı var mıdır hiç …
Enbiya Sûresi’nin 42. ayetinde:
21.42 gece gündüz demeden,
sürekli şekilde, sizi yediren
“El-Rahmân”dan başka kim dir;
yanıt: El RAHMÂN’dır yalnızca;
rabblerinin “akıl defterini”(21*10)
önemsememektedirler;
rabblerinin “memorandum”undan
yüz çevirmektedirler, onlar
Hıcr Sûresi’nin 56.ayetinde,
15.56 İbrahim demişti ki:
en çok O sevdiği için(rahmet ettiği için)
rehberlik eden rabbinin
referans kitabından(31*3)
uzak duranlar; bir başka ifadeyle,
rabbinin gerçek sevgisinden(rahmetinden)
uzak duranlar,
doğrusunu bulamayan kimselerdir
Lokman Sûresi’nin 2. ve 3. ve 4. ayetlerinde:
31.2 hakemlik ederek, doğrusunu açıklayan
referans kitab’ın gerçek kitap
oluşunu ispat eden,
sıradışı kanıtlardır bunlar
31.3-4 ölüm sonrası hesaba çekileceğine inanarak
öğretiyi doğru yerine getiren;
ılmen ve cismen
en kalitelisini veren iyi insanlara rehberlik eden
bir referans kitabı olarak,
ve gerçek sevgiden(rahmetten) kaynaklanan
karşılıksız bir iyilik olarak
armağan edildiği bildirilmektedir
Şûra Sûresi’nin 8.ayetinde:
42.8 eğer Allah dilemiş olsaydı;
insanları, ecelleri gelene kadar, serbet bırakmaz;
onların tümünü Allah’ın gerçek dinine uyan
bir tür yapardı;
fakat, Allah, gerçek sevgisine
(rahmetine) dahil olmağı dileyen kimseyi
rahmetine(gerçek sevgisine) dahil eder;
gerçeği ispat eden kanıtlar besbelli olmasına rağmen,
yanlış inançlarında inat edenlere gelince,
onların ne bir akıl hocası; ne koruyucu bir dostu;
ne de güçlü bir kurtarıcısı olmayacaktır …
———————————————————-
“Kur’anı Kerimin Meali” adıyla yayınlanan kitaplar,
doğru anlamı veren(lisânı sâdık) çeviriler değilse;
sözünü öncelikle dinlememiz gereken rabbimizin sözünü,
doğru anlamamız elbette mümkün olamamaktadır;
bu yüzden, “bilim” ile “din” arasında çelişki var sanılmaktadır.
Çeviri dili aslına sadık olursa
doğruluğu kanıtlanmış “bilimsel bilgiler” ile
gerçek “ilâhi öğretinin” çelişmediği görülecektir;
çünkü Evren’de her şey, Allah’ın sevgisi, koruması(rahmeti)
ve bilimi(tam ve doğru bilgisi) üzere rabbinin(efendisinin)
buyruğuna bağımlı hareket(tesbih) etmektedir.
Ayetlerin, kendi dilime yaptığım
çevirisini eleştirinize sunmaktayım;
doğru anlamı taşıyan bir çeviri
(lisânı sâdık bir tercüme) değilse,
beni lutfen uyarınız; sizin görüşünüzü de alarak,
doğruyu bulmak isterdim; çok teşekkür ederim.
——————————————————————-
Gençler, doğru bilgileri verenleri dinlerlerse;
doğrusunu anlamağa çalışırlarsa
doğru bilgiler gençlere aktarılmış olur
(lutfen bakınız: 31*17 nolu ayet ve 39*17-18 – 55 nolu ayetler;
67*10 nolu ayet).
Doğru bilgi, genç nesillere,
genler aracılığı ile aktarılamaz
(lutfen bakınız: 16*78 nolu ayet ve 76*1-2-3 nolu ayetler).
Genler aracılığı ile, yalnızca, fiziki özellikler aktarılabilir
(lutfen bakınız 4*1 nolu ayet ve 49*13 nolu ayet).
——————————————————————-
Kur’ân’ın doğru tercüme edilmemesi,
Allah’ın resülüne ait olmayan özdeyişlerin
ve geleneklerin de, kutsal kabul edilerek,
Allah’ın hükmüne ortak katılması
ve onlara öncelik verilmesi sonucunda:
farklı dinler, farklı mezhepler,
ortaya çıkmaktadır …
Kur’ân-ı Kerîm metni,
tıpkı, bir arkeloğun,
çok eski bir levhayı deşifre etmekte
gösterdiği dikkat gibi,
çok dikkat edilerek, tercüme edilmesi gerekir;
öncekilerin yaptığı tercüme,
yeterince araştırılmadan,
aynen kopya edilirse,
doğruyu bulmak mümkün olmayabilir …
Sayın: …. ….., İnşaat Mühendisi
olmasına rağmen,
kendini “Göktürk Kitabeleri”ni deşifre etmeğe adadı;
tercümelerin yanlış yapıldığını 4 – 5 yıl önceki
bir “…. …. programı”nda açıklamıştı.
————————————————————–
“Lisanı sadık”olmayan çevirinin sebebleri
şunlardır sanırım:
– Öncekilerin yaptığı tercümeyi
mutlak doğru kabul ederek;
doğruluğunu hiç sorgulamamak;
nesilden nesile aynen aktarmak
- Konuya iyi odaklanmamak;
ben bunu zaten biliyorum diyerek
yeteri kadar araştırmamak;
- Lügatların, sözcüğün,
zamanla değişmiş anlamlarını verdiğini unutmak
- Bilimin ve aklın devre dışı bırakılması(bağy: ayet no 2.213)
———————————————————————–
Size yazı göndererek
çok değerli vaktinizi alıyorsam,
lutfen beni uyarınız; size hiç gücenmem;
çünkü ben hiç kimseye haksızlık yapmam istemem.
Yazdıklarımı eleştirinize sunuyorum;
size danışarak doğrusunu bulmağı dilerim.
İyilik güzellik esenlik barışıklık dileklerimi yinelerim.