Yol haritası…
Selam sevgi yeniden… Sırra kadem basmak var ya. İşte ben sırra KADİM bastığım günlerdeyim. Herşey muhteşem gidiyor. Bazı şeyler netleşmeye başladı bugün itibariyle. Bir kaç konuyu birden aydınlatmak niyetindeyim. Öncelikle yeni kitabımızın çıkış tarihi belli oldu gibi. Bu ihtiyar gözlerim müsaade ettiği ölçüde. Tabi ilerledikçe şöyle bir ikilem ortaya çıkacak. Muazzam bilgiler açığa çıkıyor ve artık bunu bi yerde kesmek gerekecek. İşte bu kesme işaretine hazır mıyım değil miyim bilmiyorum. Çünkü gerçekten ama gerçekten herşey muhteşem ilerliyor. Bakalım belki beraber karar veririz çıkışına. Ya da belki sürpriz yaparım. Siteye girdiğiniz anda bir anda kitabın yeni yüzü sitede ailemizi karşılar. burası Tanrı’nın doğum gün-lüğü, burada herşey mümkün :)
Bu sessizlik sürecinde gazete ve televizyonlarımızdan pek çok davetler geldi. Gazetelerimizden bir tanesine söz verdim gibi oldu. Pek sevdiğimiz bir isim olduğu için ancak kitabın çıkışından sonrasına söz vererek çıkabildim işin içinden.
Şu sessizliği yarmak fena fikir gibi de gelmedi açıkçası :) Gitmeden önce. Nereye gitmeden. Kitabı çıkardıktan sonra, fazla geciktirmeden Amerika’ya uzun soluklu bir seyahat gözüküyor. Ve evet. İngilizce Tanrı’nın doğum günü için. Gidelim, oranın havasını suyunu soluyalım. Orada yazalım İngilizce’sini. Ben oradayken Türkiyemiz de ancak silkinip şoku üstünden atmış olur :)
Daha önce kitabı yazarken fosur fosur sigara içiyordum. Şimdi yeni dönemde, beynimin sigaradan duman çekip yazı yazma koşullanmasını ortadan kaldırdığım için çok memnunum. Daha önce bir de yazmaya başlamadan ananemin sokağındaki bakkala gider, cipsti çikolataydı gecelik deyim yerindeyse tıkınmalık şeyler alır, ne zaman kafam dursa böyle şeylerle kendimi ödüllendirirdim.
Şu an ise aynı zamanda diyet yapıyorum :) Kilolarımı veriyorum, form tutuyorum bir yandan. Yürüyüşlere, piskiletlere devam. Bi de tennis oynuyorum evde. Oyuncağımızın adı Wii.
Babaanemin amcasının Süleyman Nazif olduğunu söylemiştim daha önce. Süleyman Nazif’le ilgili çok ilginç şeyler hissediyorum. Üslubunu çok yakın hissediyorum kendime nedense. Geçen gün kitapları ne acaba diye bakarken bir kitabının adını gördüm, dondum kaldım. Sahaflardan bulup sipariş verdim. Adını söyleyince bana hak vereceksiniz. Hz. İsa’ya açık mektup…
İngilizce TDG konusunda da şöyle bir karar verdim. Bu kitabı Türkçeden ingilizceye çevirmekse, doğrudan İngilizce yeniden yazmak. Kendim. En doğrusu böyle olacak. Benim kafa biraz daha büyüyecek, öyle görünüyor. Ama olsun. Düşünüyorum da ben hayatım boyunca beynime hiç acımadım. Hep çok zorladım, çok yüklendim, yapamam gibi bi kelimeyi ilk defa burada bu şekilde sarfediyorum. Boş kaldıkça aynı anda iki şarkı dinleme egzersizi yapıyordum : ) Neyse lafı uzatmadan kitabımın başına döneyim. Hayırlısıyla. Kitabımızın çıkış tarihi yüksek olasılıkla HAZİRAN bu arada :)
sevgiyle